Aile hukukunda velayet, kamu düzenine ilişkin bir kurumdur ve mahkemelerce verilen velayet hükümleri, şekli anlamda kesin hüküm teşkil etse de maddi anlamda "kesin hüküm" (kaziye-i muhkeme) niteliği taşımaz. Bu nedenle, şartların değişmesi halinde velayet yeniden düzenlenebilir.
1. Yasal Dayanak ve "Yeni Olgu" Kavramı
Velayetin değiştirilmesi davasının temel yasal dayanağı, Türk Medeni Kanunu'nun 183. maddesidir.
"Ana veya babanın başkasıyla evlenmesi, başka bir yere gitmesi veya ölmesi gibi yeni olguların zorunlu kılması hâlinde hâkim, resen veya ana ve babadan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alır."
Velayetin değiştirilebilmesi için ön şart, velayet hükmünün verildiği tarihten sonra meydana gelen "Yeni Bir Olgu"nun varlığıdır. Bu olgu; esaslı, kalıcı ve velayet görevini ifa etmeyi zorlaştıran veya çocuğun yararını tehlikeye düşüren nitelikte olmalıdır.
Velayetin değiştirilmesi için velayet sahibinin kusurlu olması şart değildir; önemli olan çocuğun menfaatinin tehlikeye girip girmediğidir.
2. Velayetin Değiştirilmesini Gerektiren Sebepler
TMK m.183'teki sayım "tahdidi" (sınırlı) değil, "tadadi" (örnekseme) niteliğindedir. Yargıtay içtihatlarıyla gelişen başlıca sebepler:
A. Kişisel İlişkinin Engellenmesi
Velayet hakkına sahip olan ebeveynin, çocuğu diğer ebeveynle görüştürmemesi, mahkemece belirlenen kişisel ilişki takvimine uymaması ve çocuğu diğer ebeveyne karşı kışkırtması (Ebeveyn Yabancılaştırma), velayet hakkının kötüye kullanılmasıdır. Bu durum, velayetin değiştirilmesi için tek başına haklı ve yeterli bir sebeptir.
B. Yeniden Evlenme Olgusu
Sırf yeniden evlenme, velayetin değiştirilmesi için yeterli değildir. Velayetin değişebilmesi için üvey ebeveynin çocuğa kötü davranması, çocuğun ihmal edilmesi veya psikolojik zarar görmesi gibi somut zararların ispatlanması gerekir.
C. Sağlık Durumu veya Yaşam Tarzı
Velayet sahibinin, çocuğun bakımını engelleyecek derecede ağır bir hastalığa yakalanması, akıl sağlığını yitirmesi veya alkol/uyuşturucu bağımlısı olması, velayetin derhal değiştirilmesini gerektiren "acil ve hayati" sebeplerdir.
D. Çocuğun Kaçırılması
Eğer velayet sahibi ebeveyn, diğer ebeveynle kişisel ilişkiyi imkansız hale getirecek şekilde çocuğu yurt dışına kaçırırsa veya sürekli adres değiştirerek izini kaybettirirse, mahkeme çocuğun istikrarı için velayeti değiştirebilir.
3. Çocuğun Üstün Yararı İlkesi
Tüm aile hukuku davalarında olduğu gibi velayet değişikliğinde de pusula "Çocuğun Üstün Yararı" ilkesidir.
BM Çocuk Hakları Sözleşmesi m.3 ile bu ilke iç hukukumuzun bir parçası haline gelmiştir.
Mahkeme, ebeveynlerin iddialarından ziyade şu sorulara odaklanır:
Çocuk hangi ortamda fiziksel ve ruhsal olarak daha iyi gelişir?
Çocuğun eğitim sürekliliği nerede daha iyi sağlanır?
Çocuk hangi ebeveynle daha güvenli bağlanma yaşamaktadır?
4. Çocuğun Dinlenilmesi Zorunluluğu
Türk hukukunda velayet davalarında en çok bozma sebebi yapılan husus, çocuğun fikrinin alınmamasıdır. Yargıtay, BM Çocuk Hakları Sözleşmesi m.12 uyarınca idrak çağındaki çocuğun görüşünün alınmasını zorunlu tutmaktadır.
İdrak Çağı Nedir?
Yargıtay uygulamalarında genellikle 8 yaş ve üzeri çocuklar idrak çağında (olayları kavrayabilme yeteneğine sahip) kabul edilir.
- Mahkeme, uzman (pedagog) eşliğinde çocuğu dinlemeli
- Çocuğun tercihi, üstün yararına aykırı değilse öncelik taşır
- Tercihe aykırı karar verilecekse gerekçe yazılmalı
5. Deliller ve Uzman Raporu (SİR)
Velayet değişikliği davası, kamu düzenine ilişkin olduğundan hakim, tarafların sunduğu delillerle yetinmez, re'sen araştırma ilkesini uygular.
Sosyal İnceleme Raporu (SİR)
Davanın kaderini belirleyen en önemli delil, mahkemece atanan pedagog, psikolog veya sosyal çalışmacı tarafından hazırlanan Sosyal İnceleme Raporu'dur.
- Her iki ebeveynle ve çocukla görüşür
- Ebeveynlerin evlerini ziyaret ederek yaşam koşullarını inceler
- Okul başarısını ve sosyal çevreyi analiz eder
- Bilimsel veriler ışığında kanaat bildirir
6. Görevli ve Yetkili Mahkeme
Görevli Mahkeme
Aile Mahkemesidir. Aile Mahkemesi olmayan yerlerde Asliye Hukuk Mahkemesi bu sıfatla bakar.
Yetkili Mahkeme
Davalının yerleşim yeri mahkemesidir. Ancak Yargıtay, çocuğun üstün yararı gereği çocuğun oturduğu yer mahkemesini de kabul etmektedir.
7. Tedbiren Velayet
Dava açıldıktan sonra hüküm kesinleşene kadar geçecek sürede çocuğun zarar görmemesi için, talep üzerine veya hakim tarafından re'sen "Tedbiren Velayet" kararı verilebilir.
Velayet sahibi annenin çocuğa şiddet uyguladığı iddiasıyla açılan bir davada, mahkeme dava sonunu beklemeden çocuğu tedbiren babaya verebilir. Bu, nihai bir karar değil, yargılama sürecinde çocuğu korumaya yönelik geçici bir önlemdir.
Sonuç
Velayet değişikliği davası; hukuki teknik bilginin yanı sıra pedagojik hassasiyet gerektiren, çocuğun tüm geleceğini etkileyen kritik bir süreçtir. "Ben çocuğumu geri istiyorum" duygusuyla değil, "Çocuğumun iyiliği için şartlar değişti" hukuki zeminiyle hareket edilmelidir.
"Çocuğunuzun menfaati, bizim önceliğimizdir."
— Av. Mesut İLME
İlgili Mevzuat
- • 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu: Madde 183, 336, 349
- • BM Çocuk Hakları Sözleşmesi: Madde 3, 12
- • Hukuk Muhakemeleri Kanunu: Yetki ve Delil Kuralları