İLME HUKUK BÜROSU
Hemen AraRandevu Al

Emsal Kararlar Kütüphanesi

Yargıtay, İstinaf ve Anayasa Mahkemesi'nin güncel ve emsal niteliğindeki kararlarını, hukuki incelemelerimizle birlikte bu arşivde bulabilirsiniz.

5 sonuç bulundu "kabul edilemezlik" içinFiltreleri temizle
Anayasa Mahkemesi23.07.2020

Anayasa Mahkemesi: Baro Levhasına Yazılma Talebinin Reddi Özel Hayata Saygı Hakkı İhlali

Başvurucu, 670 sayılı KHK kapsamında kamu görevinden çıkarılmasının ardından baro levhasına yeniden yazılma talebiyle Ankara Barosuna başvurmuştur. Baro Yönetim Kurulu, talebi reddetmiş; Türkiye Barolar Birliği (TBB) ise itirazı kabul ederek kararı kaldırmıştır. Ancak ilgili Bakanlık, TBB kararını geri göndererek süreci devam ettirmiştir. Başvurucu, bu durumun özel hayata saygı hakkını ihlal ettiğini ileri sürerek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur. Uyuşmazlık, kamu görevinden çıkarılan bir avukatın baro levhasına yazılma talebinin reddedilmesi işleminin, Anayasa'nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayata saygı hakkına yönelik bir müdahale teşkil edip etmediği ve bu müdahalenin kanunilik koşulunu sağlayıp sağlamadığı noktasında toplanmaktadır. Anayasa Mahkemesi, özel hayata yönelik müdahalelerin Anayasa güvencelerine uygun sayılabilmesi için müdahalenin kanuni bir dayanağının bulunması gerektiğini belirtmiştir. Serbest avukatlık faaliyetinin bir istihdam ilişkisine dayanmadığı ve kamu hizmetinde istihdam yasağının bu meslek grubuna genişletici ve öngörülemez bir yorumla uygulanamayacağı tespit edilmiştir. Derece mahkemelerinin, mevcut düzenlemeleri öngörülemez şekilde yorumlayarak başvurucunun baro levhasına yazılmasını engellemesinin, müdahalenin kanunilik koşulunu bozduğu sonucuna varılmıştır. Bu doğrultuda, Anayasa'nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine, ihlalin giderilmesi için dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara 16. İdare Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

Kararı İncele
Anayasa Mahkemesi10.12.2015

Anayasa Mahkemesi: E-Posta Denetiminde Kanuni Dayanak ve Özel Hayatın Gizliliği

Hava Kuvvetleri Komutanlığı bünyesinde subay olarak görev yapan başvurucu, sözleşmesinin yenilenmemesi işlemi üzerine Askeri Yüksek İdare Mahkemesi'nde iptal davası açmıştır. Mahkeme, idarenin takdir yetkisini kullandığı gerekçesiyle davayı reddetmiş; başvurucu ise e-posta yazışmalarının denetlenmesi suretiyle özel hayatın gizliliği, haberleşme hürriyeti ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur. Uyuşmazlık, askeri personelin görev amacıyla kullandığı e-posta sistemindeki yazışmaların idarece denetlenmesinin ve bu denetim sonucunda elde edilen verilerin sözleşme yenilememe gerekçesi yapılmasının, Anayasa'nın 20. maddesinde düzenlenen özel hayatın gizliliği ve haberleşme hürriyeti ile 36. maddesindeki adil yargılanma hakkını ihlal edip etmediği noktasında toplanmaktadır. Anayasa Mahkemesi, temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılabilmesi için Anayasa'nın 13. maddesi uyarınca "kanunilik" şartının varlığını aramaktadır. İdarenin, kişilerin temel haklarına müdahale eden düzenleyici işlemler yapabilmesi için açık bir kanuni dayanağa sahip olması gerektiğini belirten Mahkeme, söz konusu e-posta denetiminin dayanağı olarak gösterilen askeri yönergenin, hakları sınırlayıcı mahiyette bir düzenleme yapmaya tek başına yetmeyeceğine hükmetmiştir. İdarenin istihbarat faaliyetleri kapsamında aldığı tedbirlerin, kanuni bir temel olmaksızın salt bir yönerge ile kişilerin özel hayatına ve haberleşme özgürlüğüne müdahale edecek düzeye taşınamayacağı vurgulanmıştır. İnceleme neticesinde, e-postaların denetlenmesi ve elde edilen verilerin sözleşme yenilememe gerekçesi yapılması süreçlerinde kanuni dayanak eksikliği nedeniyle hak ihlali gerçekleştiği sonucuna varılmıştır.

Kararı İncele
Anayasa Mahkemesi17.09.2013

Anayasa Mahkemesi: Bireysel Başvuruda Olağan Kanun Yollarının Tüketilmesi Zorunluluğu

Başvurucu, Ankara 20. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından resmi belgede sahtecilik ve iftira suçlarından verilen mahkûmiyet kararına karşı süresinde temyiz dilekçesi verdiğini, ancak dilekçesinin ceza infaz kurumu aracılığıyla mahkemeye ulaştırılmaması sebebiyle kararın kesinleştiğini ileri sürmüştür. Başvurucu, eski hale getirme ve temyiz talebinin reddedilmesiyle anayasal haklarının ihlal edildiğini iddia ederek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur. Uyuşmazlık, başvurucunun adli yardım talebinin kabul edilebilirliği ile olağan kanun yollarını tüketmeden doğrudan Anayasa Mahkemesine başvurmasının, Anayasa'nın 148. maddesi ve 6216 sayılı Kanun uyarınca "başvuru yollarının tüketilmemiş olması" nedeniyle kabul edilemezlik sebebi teşkil edip etmediği noktasında toplanmaktadır. Anayasa Mahkemesi, öncelikle adli yardım talebini incelemiştir. Başvurucunun sosyal güvenlik kapsamında bir gelirinin, taşınmaz veya taşıtının bulunmadığı anlaşıldığından, 6100 sayılı Kanun hükümleri uyarınca adli yardım talebinin kabulüne ve harçtan muaf tutulmasına karar verilmiştir. Esas incelemede ise Mahkeme, bireysel başvurunun ikincil nitelikte olduğunu, Anayasa'nın 148. maddesi gereği ihlale neden olduğu ileri sürülen işlem için olağan kanun yollarının tüketilmesi gerektiğini belirtmiştir. Başvurucunun, Ankara 20. Asliye Ceza Mahkemesi'nin eski hale getirme ve temyiz talebinin reddine dair ek kararına karşı temyiz yoluna başvurmadan doğrudan Anayasa Mahkemesine başvurduğu tespit edilmiştir. Temyiz yoluna başvurulmasının hükmün infazını ertelemediği ve bu yolun etkili bir başvuru yolu olduğu vurgulanarak, başvurunun "başvuru yollarının tüketilmemiş olması" nedeniyle kabul edilemez olduğuna oy birliğiyle karar verilmiştir.

Kararı İncele
Anayasa Mahkemesi04.06.2020

Anayasa Mahkemesi: ByLock Verilerinin Delil Niteliği ve Hakkaniyete Uygun Yargılanma Hakkı

Başvurucu, ByLock isimli program verilerinin hukuka aykırı şekilde elde edildiğini, mahkûmiyet kararında tek veya belirleyici delil olarak bu verilere dayanıldığını ve dijital verilerin mahkeme huzuruna getirilmediğini ileri sürerek adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur. Uyuşmazlık; ByLock verilerinin mahkûmiyet için tek veya belirleyici delil olarak kullanılmasının adil yargılanma hakkını ihlal edip etmediği ve dijital verilerin mahkeme huzuruna getirilmemesinin savunma hakkını kısıtlayıp kısıtlamadığı noktalarında toplanmaktadır. Anayasa Mahkemesi, ByLock verilerinin mahkûmiyet kararında tek veya belirleyici delil olarak kullanılamayacağına ilişkin iddiayı, verilerin başvurucuyla eşleşen log kayıtları ve CGNAT kayıtları ile birbirini doğrulaması nedeniyle açıkça dayanaktan yoksun bularak kabul edilemez bulmuştur. Dijital verilerin mahkeme huzuruna getirilmediği iddiasında ise başvurucunun, bu verilerin kendi yargılamasında yarattığı somut sorunları derece mahkemeleri önünde dile getirmediği ve iddiasını temellendirmediği tespit edilmiştir. Mahkeme, hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edilmediğine, ancak başvurunun diğer iddialar yönünden kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.

Kararı İncele
Anayasa Mahkemesi05.10.2023

AYM Kararı: Tutukluluk İncelemesinde Duruşmasız "Makul Süre" Sınırı

AYM, yasal süre 90 gün olsa bile, tutukluluk incelemelerinin 2 aydan fazla dosya üzerinden yapılmasının hak ihlali olduğuna hükmetti.

Kararı İncele