İlme Hukuk Logo
İLMEHUKUK BÜROSU
İLME HUKUK BÜROSU
Hemen AraRandevu Al
Ahşap kaplı uzun bir koridor; sol duvardaki kafesli pencerelerden gelen ışık zemine desen düşürüyor

Emsal Kararlar Kütüphanesi

Yargıtay, İstinaf ve Anayasa Mahkemesi'nin güncel ve emsal niteliğindeki kararlarını, hukuki incelemelerimizle birlikte bu arşivde bulabilirsiniz.

Yargıtay24.06.2025
2025/3819 2025/4794

Taahhüdü İhlalde Tazyik Hapsi: Alacaklının Kabulü İlk Taksitten Önce Bildirilmeli mi?

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 24 Haziran 2025 tarihli kararında, alacaklının yokluğunda verilen ödeme taahhüdünün geçerli olabilmesi için alacaklı ya da vekilinin kabulünü içeren muhtıranın borçluya ilk taksit tarihinden önce tebliğ edilmesi gerektiğini kabul etti. Somut dosyada borçlu taahhüt tutanağını 15 Haziran 2023 tarihinde imzalamış, ilk taksit 15 Temmuz 2023 tarihine bağlanmış, alacaklı vekili kabulünü UYAP üzerinden bildirmişti; ancak kabul muhtırası borçluya 28 Temmuz 2023 tarihinde, ilk taksitten sonra tebliğ edildi. Van İcra Ceza Mahkemesi borçlunun İcra ve İflas Kanunu m.340 uyarınca üç aya kadar tazyik hapsiyle cezalandırılmasına karar vermiş, bu karara yapılan itiraz da reddedilmişti. Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma istemi üzerine Daire, itirazın reddine ilişkin kararı CMK m.309/4-d uyarınca bozdu, tazyik hapsini kaldırdı ve suçun yasal unsurları oluşmadığından borçlunun beraatine hükmetti. Karar borçlu (sanık) lehinedir. Alacaklı yönünden ise taahhüdün kurulma aşamasında kabulün borçluya ulaştığı tarihin ayrıca denetlenmesi gerektiğini gösterir. Daire aynı ilkeyi 5 Ekim 2021 tarihli bir başka kararında da benimsemişti; bu karar da oy birliğiyle verildi.

Kararı İncele
Yargıtay08.04.2025
2024/13609 2025/3180

Deneme Süresinde Çıkarılan İşçi, Transfer Sözleşmesindeki Cezai Şartı İsteyebilir mi?

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 8 Nisan 2025 tarihli kararında deneme süresi içinde işten çıkarılan bir yöneticinin, transferi sırasında imzaladığı iki yıllık asgari süreli sözleşmedeki cezai şartı talep edebileceğini kabul etmiştir. Karar cezai şart yönünden işçi lehinedir; ihbar tazminatı talebinin reddi ise yerinde görülmüş, bu yönüyle işçi aleyhine kalmıştır. Uyuşmazlıkta yaklaşık yirmi yıllık tecrübeye sahip yönetici, daha iyi koşullar teklif edilerek başka bir şirketten transfer edilmiş ve aynı tarihte iki ayrı belge imzalamıştır. Bunlardan biri iki yıllık süre ile her iki taraf için 720.000 TL cezai şart içeren bir sözleşme, diğeri iki aylık deneme süresi öngören belirsiz süreli iş sözleşmesidir. İşveren, işçinin sözleşmesini işe başlamasından yaklaşık bir ay sonra deneme süresi içinde feshetmiştir. İlk derece mahkemesi ve bölge adliye mahkemesi, deneme süresindeki feshin tazminatsız olduğu gerekçesiyle cezai şart talebini reddetmiştir. Daire, Türk Borçlar Kanunu'nun yalnız işçi aleyhine konan ceza koşulunu geçersiz saydığını, işçi lehine ya da karşılıklı konan cezai şartın geçerli olduğunu belirtmiştir. İkinci belgenin cezai şartı kaldıran bir hüküm içermemesi ile araç tahsisi ve ücret gibi ilk sözleşme hükümlerinin fiilen uygulanması belirleyici bulunmuş, cezai şartın iki yıllık asgari süre için geçerli olduğu kabul edilerek karar bozulmuştur.

Kararı İncele
Yargıtay10.12.2025
2024/819 2025/800

Evlenmeden Önce İmzalanan Mirastan Feragat Sözleşmesi Geçerli mi? Eş Mirasçı Olur mu?

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, nikâh kıyılmadan on beş ila yirmi dakika önce noterde imzalanan mirastan feragat sözleşmesini geçerli kabul etmiştir. Karar, feragat sözleşmesine dayanarak sağ kalan eşin mirasçılık belgesinden çıkarılmasını isteyen diğer mirasçılar lehine, feragat eden eş aleyhinedir. İlk derece mahkemesi ve bölge adliye mahkemesi, imza anında taraflar henüz evli olmadığından eşin mirasçı sıfatı bulunmadığını, sözleşmenin doğmamış bir haktan feragat niteliği taşıdığını ve sonuç doğurmayacağını kabul etmişti. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi bu görüşü bozmuş, mahkeme direnmiş ve uyuşmazlık Genel Kurul önüne gelmiştir. Genel Kurul, feragat edilen şeyin miras hakkı değil mirasbırakanın ölümüyle doğacak beklenen bir hak olduğunu, mirasın ölüm anında kazanıldığını ve TMK m.528'deki mirasçı kavramının muhtemel mirasçıyı ifade ettiğini vurgulamıştır. Nikâhtan dakikalar önce imzalanan sözleşmede evlilik beklentisinin yüksek olduğu, evliliğin gerçekleştiği ve eşin ölüm anında mirasçı sıfatını kazandığı gözetilerek direnme kararı oy çokluğuyla bozulmuştur. Karşı görüş, evlilik beklentisinin muhtemel mirasçılık sıfatı kazandırmayacağını savunmuştur. Hile iddiası ise istinaf edilmediği için kesinleşmiş ve Genel Kurulca incelenmemiştir. Karar, evlilik öncesinde mal rejimi ve miras planlaması yapan çiftler için feragatin zamanlaması bakımından yol gösterici niteliktedir.

Kararı İncele
Yargıtay17.05.2022
2019/34 2022/654

Apartman Toplantısına Katılmayan Malik Kararın İptalini Ne Zamana Kadar İsteyebilir?

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, elli altı bağımsız bölümlü bir iş merkezinde yönetici atanması istemiyle açılan davada, süresinde iptal davasına konu edilmeyen kat malikleri kurulu kararının geçerliliğini koruduğunu kabul etmiştir. Karar, davacı kat maliki aleyhine, mevcut yönetici seçimini savunan davalılar lehinedir. Genel Kurul, KMK m.33 uyarınca toplantıya katılıp aykırı oy kullanan malikin karar tarihinden, toplantıya katılmayan malikin kararı öğrenmesinden başlayarak bir ay içinde ve her hâlde karar tarihinden itibaren altı ay içinde iptal davası açabileceğini, yok ya da mutlak butlanla hükümsüz kararlarda ise süre koşulunun aranmadığını hatırlatmıştır. Somut dosyada 5 Ocak 2015 tarihli seçim kararına karşı bu sürelerde dava açılmamış, davacı seçimden ancak yargılama sırasında haberdar olmuştur. Genel Kurul çoğunluğu, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'ndaki taraflarca getirilme ilkesine dayanarak, davacının ileri sürmediği nisap eksikliğinin mahkemece kendiliğinden araştırılmayacağına karar vermiş ve direnme hükmünü oy çokluğuyla onamıştır. Karşı oy ise nisap kurallarının kamu düzenine ilişkin olduğunu, sayı ve arsa payı çoğunluğu sağlanmadan yapılan seçimin yokluk yaptırımına tabi bulunduğunu ve yönetici atanması talebinin bu yokluğun tespitini de içerdiğini savunmuştur. Karar, toplantıya katılmayan malik için altı aylık üst sınırın ve yokluk iddiasının dilekçede açıkça ileri sürülmesinin önemini gösteren bir örnektir.

Kararı İncele
Yargıtay25.06.2020
2019/9840 2020/5600

Süresinde Haciz İstenen Dosya Yıllar Sonra Düşer mi? İİK 78 ve Yenileme Şartı

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 25 Haziran 2020 tarihli kararında İİK m.78/2'deki bir yıllık haciz isteme süresinin sınırını açıklamıştır. Konut finansmanı sözleşmesine dayalı ilamsız takipte ödeme emri borçluya Temmuz 2010'da tebliğ edilmiş, alacaklı aynı yılın Aralık ayında maaş haczi, sonraki yıllarda taşınır, taşınmaz ve yeniden maaş haczi istemiştir. Borçlunun maaşından 2018'de kesinti başlayınca bölge adliye mahkemesi, ilk hacizden yıllar sonra işyerine yazı gönderildiği gerekçesiyle haczin düştüğünü kabul etmiş ve maaş haczini kaldırmıştır. Daire bu kararı bozmuştur. Gerekçeye göre alacaklı ödeme emrinin tebliğinden itibaren bir yıl içinde haciz talebinde bulunmuşsa, malların o süre içinde ya da sonrasında haczedilememiş olması haciz isteme hakkını düşürmez ve takip derdest kalır. Alacaklının bir yıl geçtikten sonra aynı doğrultuda haciz istemesi İİK m.78/5 anlamında yenileme değildir; yenileme harcı ve talebin borçluya tebliği gerekmez. Daire ayrıca kesintinin 2017 tarihli yazıya değil 2018 tarihli talep ve müzekkereye dayandığını tespit etmiştir. Karar borçlu aleyhine, alacaklı lehinedir; eski tarihli takiplerde takibin düştüğü iddiasının ilk haciz talebinin tarihine göre değerlendirileceğini gösterir.

Kararı İncele
Yargıtay20.02.2020
2017/128 2020/188

Rapora İtiraz Edilince Mahkeme Ek Bilirkişi Raporu Almak Zorunda mı?

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, bilirkişi raporuna itiraz edilmesinin mahkemeyi her durumda ek rapor ya da yeni bir heyet incelemesi yaptırmaya zorlamadığını kabul etti. Uyuşmazlık, bir mimarın Milas'ta bir parsel için hazırladığı avan projenin başka bir mimar tarafından uygulama projesine dönüştürüldüğü iddiasıyla açılan tecavüzün önlenmesi ve tazminat davasından doğdu. Bilirkişi heyeti projelerin aynı olduğunu ve avan projenin eser niteliği taşıdığını bildirdi; davalı rapora itiraz etti. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, teknik nitelikteki itirazlar karşılanmadan hüküm kurulmasını eksik inceleme sayarak bozdu; yerel mahkeme direndi. Genel Kurul, itirazların bilirkişi incelemesinden önce de ileri sürüldüğünü ve heyet raporunda değerlendirildiğini, projenin onaylanmamış olduğu itirazının ise hâkimin hukuki bilgisiyle çözülebilecek bir mesele olduğunu tespit etti. Telif hakkının eserin meydana getirilmesiyle doğduğu, sicile tescil ya da idari onayın eser vasfı için aranmadığı da kararda vurgulandı. Direnme oy birliğiyle yerinde bulundu ve esasa ilişkin temyiz itirazları için dosya Özel Daireye gönderildi. Karar, rapora itiraz eden taraf aleyhine, raporun dayanağı olan taraf lehine niteliktedir; itirazın yeni ve teknik bir noktaya değinmesi gerektiğini ortaya koyması bakımından her türlü hukuk davasında yol göstericidir.

Kararı İncele
Yargıtay29.04.2026
2025/596 2026/273

Kesin Süre Ara Kararı Hangi Unsurları Taşımalı? Yetersiz Süreyle Hak Düşer mi?

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 29 Nisan 2026 tarihli kararında hâkimin verdiği kesin sürenin yalnız verilmiş olmasını değil, amacına uygun ve yeterli uzunlukta olmasını da denetledi. Orman kadastrosuna itiraz ile tapu iptali ve tescil istemli davada ilk derece mahkemesi, iptali istenen parselin kayıt maliki Hazineyi davaya katmak için davacılar vekiline bir haftalık kesin süre vermiş, süre içinde dâhil etme yapılmayınca davayı husumet yönünden reddetmişti. Özel Daire bu süreyi yetersiz bularak hükmü bozmuş, mahkeme ise sürenin makul olduğunu ve vekilin yakınmadığını belirterek direnmişti. Genel Kurul oy çokluğuyla direnme kararını değişik gerekçeyle bozdu. Yargılamanın görevsizlik, yargı yeri belirlenmesi ve iki ayrı Yargıtay incelemesinden geçtiğini, tarafların savsaklayıcı bir tutumunun bulunmadığını ve dosyanın karmaşık olduğunu gözeterek bir haftalık sürenin makul olmadığı sonucuna vardı. Karar, kesin sürenin hak düşürücü sonucuyla karşılaşan taraf açısından lehe niteliktedir: kesin süre ara kararında yapılacak işlemin açıkça gösterilmesi, sonucun ihtar edilmesi ve işin niteliğine uygun süre tanınması gerektiği Genel Kurul düzeyinde yeniden ortaya konmuştur. Karşı oy ise eksikliğin taraf sıfatı değil dava takip yetkisi sorunu olduğunu, vekilin Hazineye husumet gerekmediğini beyan etmesi karşısında sürenin yetersizliğinin bozma nedeni yapılamayacağını savundu.

Kararı İncele
Danıştay15.12.2025
2025/600 2025/3231

Son Savunma Alınmadan Memurluktan Çıkarılan Personel Maaş Kaybını Geri Alabilir mi?

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, son savunması alınmadan Devlet memurluğundan çıkarılan bir öğretmenin davasında, yalnız usul nedeniyle iptal edilen bir disiplin cezasının memura yoksun kaldığı parasal ve özlük haklarını kazandırıp kazandırmadığını karara bağladı. Karar, disiplin cezası iptal edilen kamu görevlisi lehinedir. Çıkarma cezasının iptali daha önce Danıştay 12. Daire tarafından onanmıştı; Daire, idarenin son savunmayı alarak yeniden işlem kurabileceğini gerekçe göstererek parasal haklar hakkında bu aşamada karar verilmesine yer olmadığını kabul etmişti. Bölge idare mahkemesi, hukuka aykırılığı yargı kararıyla sabit olan işlemden doğan kayıpların idarece ödenmesi gerektiği gerekçesiyle ilk kararında ısrar etti. Kurul ısrar kararını oyçokluğuyla yerinde buldu ve idarenin temyiz istemini reddetti. Yalnız yasal faizin başlangıcını, dava dilekçesinde tarih gösterilmediği için tahakkuk tarihinden dava tarihine çekerek kararı düzelterek onadı. İki karşı oy yazıldı: biri usul iptalinde parasal hak isteminin henüz doğmadığını, diğeri faiz başlangıcındaki yanlışlığın düzeltme yoluyla değil bozma yoluyla ele alınması gerektiğini savundu. Karar, savunma hakkına ilişkin usul eksikliğinin cezayı ortadan kaldırmakla kalmayıp parasal sonuç da doğurabileceğini göstermesi ve faiz başlangıcının dilekçedeki istemle sınırlı kaldığını hatırlatması bakımından disiplin davalarında yol göstericidir.

Kararı İncele
Yargıtay27.04.2023
2021/8848 2023/2538

Muhalefet Şerhi Koymayan Ortak Genel Kurul Kararının Yokluğunu İleri Sürebilir mi?

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, anonim şirket genel kuruluna katılmadığı hâlde hazır bulunanlar listesinde imzası bulunan pay sahipleri olduğu ileri sürülen bir uyuşmazlıkta, davayı reddeden bölge adliye mahkemesi kararını bozdu. Karar dava açan pay sahipleri lehinedir. Davalı şirket, davacıların toplantıda olumsuz oy vermediğini ve muhalefetlerini tutanağa geçirtmediğini, davanın da genel kuruldan iki yılı aşkın süre sonra açıldığını savunmuş; bölge adliye mahkemesi de üç aylık süre içinde açılmış bir iptal davası bulunmadığı ve sahte imza iddiasını yalnız imzası taklit edilen ortakların ileri sürebileceği gerekçesiyle davaları reddetmişti. Daire uyuşmazlığı genel kurul kararının yokluğu ve butlanının tespiti olarak nitelendirmiştir. Mahkemenin ceza soruşturması dosyasını getirtmesi, toplantıya katılmış gösterilen ancak katılmayan payları hesaptan çıkarması ve esas sözleşme değişikliği için ilk toplantıda aranan sermayenin en az yarısının temsil edilip edilmediğini belirlemesi gerektiği vurgulanmıştır. Nisap sağlanmamışsa kararların yok hükmünde olduğuna, sağlanmışsa karar nisabının araştırılmasına göre hüküm kurulacaktır. Karar, muhalefet şerhi ve üç aylık süre engelinin iptal davasına özgü olduğunu, toplantının hiç oluşmadığı iddiasının esastan incelenmesi gerektiğini gösteren bir örnek olarak öne çıkmaktadır. Davalının binde üçlük pay itirazı bozma gerekçesinde ayrıca ele alınmamıştır; nisap hesabı birkaç payla değişebildiğinden küçük paylı ortağın davası da sonuç doğurabilecek niteliktedir.

Kararı İncele
Yargıtay07.02.2019
2015/2548 2019/92

Kötüniyet tazminatında ispat yükü kimde, şikâyetten sonra çıkarılan işçi neyi kanıtlamalı?

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu bu kararda, iş güvencesi kapsamı dışında kalan işçinin kötüniyet tazminatı talebinde ispat yükünün işçide olduğunu açıkça ortaya koymuştur. Davacı bahçe bekçisi, sigortasız çalıştırıldığını kuruma şikâyet ettikten birkaç ay sonra işten çıkarıldığını ileri sürmüş; ilk derece mahkemesi kötüniyet tazminatına hükmetmiş ve Daire bozmasına karşı direnmiştir. Genel Kurul direnme kararını değişik gerekçeyle bozmuştur. Karar, hükmedilen tazminatı kaldırdığı için işçi yönünden aleyhe niteliktedir; ancak talep reddedilmemiş, mahkemeye ek araştırma görevi verilmiştir. Genel Kurula göre kötüniyet tazminatı, İş Kanunu m.18 ila m.21'in uygulama alanı dışındaki işçilere tanınır ve bildirim süresinin üç katı tutarındadır; iş güvencesinden yararlanan işçi bu tazminatı isteyemez. Feshin kötü niyetli olduğunu iddia eden işçi bunu ispat eder, çünkü Türk Medeni Kanunu m.3 uyarınca asıl olan iyi niyetin varlığıdır. Şikâyet ile fesih arasındaki zaman yakınlığı tek başına yeterli görülmemiş, uygun nedensellik bağı aranmıştır. Mahkemeden sigorta müfettişi raporunu ekleriyle getirtmesi, raporun ve teftiş yazılarının işverene hangi tarihte tebliğ edildiğini araştırması istenmiştir. Kararda ayrıca kötüniyet tazminatının giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanacağı ve bildirim süresine uyulmayan kötü niyetli fesihte ihbar tazminatıyla birlikte istenebileceği belirtilmiştir.

Kararı İncele
Arşivdeki bütün kararlar (117)