İLME HUKUK BÜROSU
Hemen AraRandevu Al

Anayasa Mahkemesi: Bireysel Başvuruda Olağan Kanun Yollarının Tüketilmesi Zorunluluğu

Mahkeme:Anayasa Mahkemesi Bireysel Başvuru
Başvuru No:2012/1181
Tarih:17.09.2013

Karar Özeti

Başvurucu, Ankara 20. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından resmi belgede sahtecilik ve iftira suçlarından verilen mahkûmiyet kararına karşı süresinde temyiz dilekçesi verdiğini, ancak dilekçesinin ceza infaz kurumu aracılığıyla mahkemeye ulaştırılmaması sebebiyle kararın kesinleştiğini ileri sürmüştür. Başvurucu, eski hale getirme ve temyiz talebinin reddedilmesiyle anayasal haklarının ihlal edildiğini iddia ederek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur. Uyuşmazlık, başvurucunun adli yardım talebinin kabul edilebilirliği ile olağan kanun yollarını tüketmeden doğrudan Anayasa Mahkemesine başvurmasının, Anayasa'nın 148. maddesi ve 6216 sayılı Kanun uyarınca "başvuru yollarının tüketilmemiş olması" nedeniyle kabul edilemezlik sebebi teşkil edip etmediği noktasında toplanmaktadır. Anayasa Mahkemesi, öncelikle adli yardım talebini incelemiştir. Başvurucunun sosyal güvenlik kapsamında bir gelirinin, taşınmaz veya taşıtının bulunmadığı anlaşıldığından, 6100 sayılı Kanun hükümleri uyarınca adli yardım talebinin kabulüne ve harçtan muaf tutulmasına karar verilmiştir. Esas incelemede ise Mahkeme, bireysel başvurunun ikincil nitelikte olduğunu, Anayasa'nın 148. maddesi gereği ihlale neden olduğu ileri sürülen işlem için olağan kanun yollarının tüketilmesi gerektiğini belirtmiştir. Başvurucunun, Ankara 20. Asliye Ceza Mahkemesi'nin eski hale getirme ve temyiz talebinin reddine dair ek kararına karşı temyiz yoluna başvurmadan doğrudan Anayasa Mahkemesine başvurduğu tespit edilmiştir. Temyiz yoluna başvurulmasının hükmün infazını ertelemediği ve bu yolun etkili bir başvuru yolu olduğu vurgulanarak, başvurunun "başvuru yollarının tüketilmemiş olması" nedeniyle kabul edilemez olduğuna oy birliğiyle karar verilmiştir.

Hukuki Değerlendirme

Emsal Değeri

Bu karar, Anayasa Mahkemesine (AYM) yapılan bireysel başvurularda "başvuru yollarının tüketilmesi" şartının sınırlarını belirlemesi açısından emsal niteliktedir. Özellikle ceza yargılamasında, bir ek karara (eski hale getirme talebinin reddi gibi) karşı olağan kanun yolu olan temyiz yoluna gidilmeden doğrudan AYM'ye başvurulmasının, ikincillik ilkesi gereği kabul edilemezlik sebebi teşkil edeceğini teyit etmektedir. Karar, bireysel başvurunun bir yedek mekanizma olduğunu ve derece mahkemelerindeki hukuki süreçlerin tamamlanması gerektiğini kesin bir dille ortaya koymaktadır.

Pratik Anlam

Bireysel başvuru yapacak olan hak sahipleri için bu karar, stratejik bir uyarı niteliğincidir. Başvurucunun, ihlale neden olduğu iddia edilen işlemin (örneğin temyiz talebinin reddi) ardından, bu kararı denetleyecek olan bir üst mahkemeye (temyiz merciine) başvurmadan doğrudan AYM'ye gitmesi, başvurunun esasına girilmeden reddedilmesine yol açmaktadır. Avukatlar ve taraflar, ceza infaz kurumundaki süreçlerde dahi olsa, temyiz gibi etkili ve hükmün infazını durdurmayan yolların mutlaka kullanılması gerektiğini bilmelidir. Ayrıca, karar adli yardım taleplerinin incelenmesinde HMK hükümlerinin uygulanabilirliğini ve adli yardımın kabul edilebilirlik incelemesinden bağımsız bir ön inceleme aşaması olduğunu göstermektedir.

Dikkat Çeken Argümanlar

Mahkeme, başvurucunun "temyiz yoluna başvurmanın infazı durdurmayacağı ve bir yarar sağlamayacağı" yönündeki argümanını reddetmiştir. AYM, temyiz yolunun hükmün infazını ertelemediği ancak ihlalin giderilmesi noktasında "etkili bir başvuru yolu" olduğu tezini savunmuştur. Mahkeme ayrıca, adli yardım talebinin incelenmesi ile başvurunun kabul edilebilirliği incelemesini birbirinden ayırmıştır. Adli yardım talebinin, başvurunun esasına girilmeden, başvurunun dayanaksız olup olmadığına bakılmaksızın, mali durumun yetersizliği üzerinden bağımsız bir şekilde değerlendirilmesi gerektiğini vurgulamıştır.

Av. Mesut İlme