İlme Hukuk Logo
İLMEHUKUK BÜROSU
İLME HUKUK BÜROSU
Hemen AraRandevu Al
Ahşap kaplı uzun bir koridor; sol duvardaki kafesli pencerelerden gelen ışık zemine desen düşürüyor

Emsal Kararlar Kütüphanesi

Yargıtay, İstinaf ve Anayasa Mahkemesi'nin güncel ve emsal niteliğindeki kararlarını, hukuki incelemelerimizle birlikte bu arşivde bulabilirsiniz.

20 sonuç bulundu Anayasa Hukuku kategorisindeFiltreleri temizle
Anayasa Mahkemesi19.01.2022

Adli Kontrolde İmza ve Yurt Dışı Yasağında Geçen Süre Cezadan Düşer mi?

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, yurt dışına çıkamama ve haftada iki gün kolluğa giderek imza atma şeklindeki adli kontrol tedbirlerinin kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına müdahale oluşturmadığına, bu tedbirlerin Anayasa'nın 23. maddesindeki seyahat özgürlüğü kapsamında kaldığına karar vermiştir. Başvurucu, beraat kararına rağmen adli kontrolün sürdürülmesinin ölçüsüz olduğunu ve imza yükümlülüğünün gündelik hayatını kısıtladığını ileri sürmüştü. Mahkeme, kişi hürriyeti ile seyahat özgürlüğü arasındaki ayrımın nitelik değil derece ve yoğunluk farkı olduğunu; tedbirin türü, süresi, etkileri ve uygulanma tarzı ile gündelik hayatın ne ölçüde denetim altında tutulduğunun birlikte değerlendirileceğini belirtmiştir. Kısıtlı bir alanda kalma zorunluluğu bulunmayan, gün boyu evden çıkabilen ve sosyal hayatını sürdürebilen başvurucunun hareket serbestisi geniş bulunmuş; Türkiye'nin taraf olmadığı Ek 4 No.lu Protokol'e giren seyahat özgürlüğü şikâyeti bireysel başvuru kapsamı dışında sayılmıştır. Karar başvurucu ALEYHİNEDİR: başvuru konu bakımından yetkisizlik nedeniyle oybirliğiyle kabul edilemez bulunmuştur. Kararın mahsup tartışmasına yansıması dolaylı ama açıktır. Mahkeme mahsubu anayasal bir güvence olarak Anayasa'nın 19. maddesine bağlamaktadır; hürriyetten yoksunluk düzeyine ulaşmayan imza ve yurt dışı yasağı tedbirlerinde geçen sürenin cezadan düşülmesi için bu çizgide anayasal bir dayanak kalmamaktadır. 5271 sayılı Kanun'un 109. maddesinin altıncı fıkrası da adli kontrolde geçen sürenin mahsubunu kural olarak dışlamakta, konutu terk etmeme ile tedavi tedbirini ayrı tutmaktadır.

Kararı İncele
Anayasa Mahkemesi24.10.2024

Uzun Süren Dava İçin Devletten Tazminat Alınabilir mi? Komisyonun Düşük Rakamına AYM Freni

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, on iki yılı aşan bir ceza yargılaması için Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat Komisyonunun takdir ettiği 7.500 TL manevi tazminatı yetersiz buldu ve makul sürede yargılanma hakkıyla bağlantılı etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine karar verdi. Karar başvurucu lehinedir. Başvurucu 2006'da gözaltına alınmış, on sanıklı dava üç derecede 12 yıl 29 gün sürmüş ve beraatle sonuçlanmıştı. Uzun yargılama şikâyeti önce Anayasa Mahkemesine gitmiş, Mahkeme 2018'de Komisyon yolunun tüketilmesi gerektiğini söylemişti. Komisyon ihlali kabul etti ama tutarı düşük belirledi; Ankara Bölge İdare Mahkemesi itirazı reddetti. Anayasa Mahkemesi, tutarın makul sürenin aşımıyla orantılı olmadığını ve kendi içtihadına uymadığını tespit etti. Giderim olarak para ödemedi: dosyayı yeniden karar verilmesi için Bölge İdare Mahkemesine gönderdi, 50.000 TL manevi ve 50.000 TL maddi tazminat taleplerini reddetti, 30.000 TL vekâlet ücretini yargılama gideri olarak başvurucuya ödetti. İki iddia ise kabul edilemez bulundu: Komisyonun vekâlet ücretine hükmetmemesi ihlal değildir, çünkü Komisyon idari bir kuruldur ve yargı mercii sayılmaz; bireysel başvuruda geçen sürenin hesaba katılmadığı iddiası ise itiraz aşamasında ileri sürülmediği için başvuru yolları tüketilmemiş sayıldı. Karar, Komisyon rakamının denetlenebildiğini ve her itirazın idari yargı aşamasında dile getirilmesi gerektiğini gösteriyor.

Kararı İncele
Anayasa Mahkemesi29.01.2026

6284 Tedbir Kararı Gerekçesiz Uzatılabilir mi? Kalıp İtiraz Reddine İhlal Kararı

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, 6284 sayılı Kanun kapsamında verilen önleyici tedbir kararının 2018 yılından itibaren altı aylık dönemler hâlinde aralıksız uzatıldığı, uzatma taleplerinin tek taraflı beyana dayandığı ve her itirazın "taraflar arasındaki husumetin niteliği ve niceliği" şeklindeki tek cümlelik kalıp gerekçeyle reddedildiği bir dosyada, Anayasa m.36 kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine oybirliğiyle karar vermiştir. Karar, hakkında tedbir uygulanan kişi bakımından LEHE sonuç doğurmaktadır; giderim olarak yeniden yargılama yapılmasına hükmedilmiş, tazminat talebi ise yeniden yargılamanın yeterli giderim sağlayacağı gerekçesiyle reddedilmiştir. Kararın taşıdığı ölçüt şudur: ilk tedbir kararında delil ve belge aranmaması, tedbirin sürdürülmesine ilişkin kararlar için de aynı esnekliğin geçerli olduğu anlamına gelmez. Tedbirin uzun süre devam ettirilmesine yol açan uzatma kararlarında, şiddete yol açabilecek yeni bir olgunun bulunup bulunmadığı ilk karara göre daha ayrıntılı incelenmeli, aranan gerekçe standardı yükselmelidir. Yalnızca "derdest soruşturmalar bulunduğu"na değinip bu soruşturmaların niteliğini, şikâyet veya ihbarın zamanını ve kişinin tedbire aykırı davranıp davranmadığını hiç tartışmayan bir uzatma kararı ile itirazı somut değerlendirme yapmadan reddeden itiraz mercii kararı, gerekçeli karar hakkının güvencelerini karşılamamaktadır.

Kararı İncele
Anayasa Mahkemesi21.01.2015

Sosyal Medyada Yayılan Mahrem Görüntü Gerekçesiyle Memurluktan Çıkarma AYM'ye Göre İhlal mi?

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, 21/1/2015 tarihli ve Resmî Gazete'de yayımlanan bu kararında, Gülhane Askeri Tıp Akademisinde sivil memur hemşire olarak çalışan başvurucu S.T.'nin, kendi adına açılmış bir sosyal paylaşım hesabında yer alan cinsel içerikli görüntü nedeniyle devlet memurluğundan çıkarılmasını özel hayatın gizliliği hakkına aykırı bulmuştur. Başvurucu görüntülerin kendisine ait olmadığını, ait olsa bile ev ortamında gizlice çekilip rızası dışında paylaşıldığını savunmuş; kriminal raporlar görüntülerdeki kişiyle başvurucunun aynı kişi olduğu kanaatini bildirmekle birlikte düşük çözünürlük nedeniyle ayrıntılı tespit yapılamamıştır. Milli Savunma Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu, görüntülerin hukuka aykırı elde edilmiş olabileceğini kabul etmesine rağmen idare hukukunda her türlü delille disiplin soruşturması yapılabileceğini belirterek memurluktan çıkarma cezası vermiş; Askeri Yüksek İdare Mahkemesi de kendi Başsavcılığının iptal yönündeki düşüncesine rağmen davayı reddetmiştir. Mahkeme, disiplin işlemine konu davranışların mesleki faaliyetle ilgisi olmayan, mahremiyet alanında kalan ve rızayla alenileştirildiğine dair bulgu bulunmayan özel yaşam eylemleri olduğunu; kademeli disiplin cezaları mevcutken en ağır yaptırımın seçilmesiyle genel yarar ve bireyin kaybı arasında adil dengenin kurulmadığını tespit etmiştir. Sonuç başvurucu LEHİNE: Anayasa'nın 20. maddesinin İHLAL EDİLDİĞİNE ve yeniden yargılama yapılmasına oy birliğiyle karar verilmiş; maddi ve manevi tazminat talepleri reddedilmiştir.

Kararı İncele
Anayasa Mahkemesi23.07.2020

Kamu Görevinden Çıkarılan Bir Hukukçu Baro Levhasına Yeniden Yazılabilir mi?

Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, kamu görevinden çıkarılan başvurucunun baro levhasına yeniden yazılmasına ilişkin işlemin idare mahkemesince iptal edilmesini özel hayata saygı hakkının ihlali saymıştır. Karar oybirliğiyle verilmiş olup başvurucu lehinedir. Başvurucu, hukuk fakültesini bitirip avukatlık stajını tamamlamış ve 2006 yılında baro levhasına yazılmış, ardından kendi talebiyle kaydını sildirmiştir. Daha sonra bir kamu kurumunda uzman olarak çalışırken, olağanüstü hâl döneminde çıkarılan kanun hükmünde kararname kapsamında kamu görevinden çıkarılmıştır. Baro levhasına yeniden yazılma talebi önce reddedilmiş, Türkiye Barolar Birliği itirazı kabul ederek ret kararını kaldırmış, ancak idare mahkemesi bu işlemi iptal etmiştir. Mahkeme, müdahalenin şeklen bir kanuna dayandığını kabul etmiş; buna karşılık kanunilik ölçütünün maddi içeriğinin karşılanmadığı sonucuna varmıştır. Gerekçeye göre başvurucu avukat unvanını kamu görevi dolayısıyla elde etmemiş, bu unvana kamu görevine girmeden önce sahip olmuştur. Ayrıca serbest avukatlık, idari, ticari ya da sınai bir sözleşmeye dayanmadığı sürece kamu hizmetinde istihdam sayılamaz. Bu nedenle derece mahkemelerinin dayandığı düzenleme müdahalenin kanuni dayanağı olarak kabul edilememiştir. Kanunilik koşulu sağlanmadığından diğer güvence ölçütleri ayrıca incelenmemiş; ihlalin sonuçlarının giderilmesi için yeniden yargılama yapılmasına hükmedilmiş, tazminat talebi reddedilmiştir.

Kararı İncele
Anayasa Mahkemesi08.10.2020

Banka Hesap Hareketi Gerekçesiyle İşten Çıkarma Hukuka Uygun mu?

Kooperatifte 2010 yılından beri işçi statüsünde çalışan başvurucunun iş sözleşmesi, bir bankadaki hesabında para hareketleri bulunduğu ve bu nedenle devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunan yapılarla irtibatlı olduğundan şüphe duyulduğu gerekçesiyle 2016 yılında feshedilmiştir. Başvurucu hakkında herhangi bir adli işlem yapılmamış, tazminat ödenmeksizin işine son verilmiştir. Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, mesleki hayata yönelen bu müdahalenin başvurucunun özel hayatı üzerinde ciddi ağırlıkta sonuç doğurduğunu kabul etmiş ve esas incelemesi sonunda Anayasa m.20'de güvence altına alınan özel hayata saygı hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE karar vermiştir. Karar bu yönüyle işçi bakımından LEHE bir içtihattır; ihlalin giderilmesi için dosya yeniden yargılama yapılmak üzere iş mahkemesine gönderilmiş, ayrıca tazminat talebi ise yeniden yargılamanın yeterli giderim sağlayacağı gerekçesiyle reddedilmiştir. Kararın çekirdeği ispat ve gerekçe standardıdır: bir banka hesabında işlem bulunması tek başına yeterli sayılmamış, rutin bankacılık işlemleri ile örgütsel talimata dayalı işlemlerin ayrıştırılması gerektiği vurgulanmıştır. Şüphenin ciddi, güçlü ve objektif olduğu ikna edici biçimde ortaya konulmadan alınan tedbirin, olağanüstü hâl koşullarında dahi ölçülü sayılamayacağı belirtilmiştir.

Kararı İncele
Anayasa Mahkemesi13.10.2016

Özel Hayat Gerekçesiyle Sözleşme Feshi: Anayasa Mahkemesi Ne Arıyor?

Sözleşmeli subay olarak görev yapan başvurucu hakkında, bir kısım iddialar içeren isimsiz bir e-posta üzerine idari tahkikat başlatılmış; cinsel hayatına ilişkin hususlar esas olarak tahkikat kapsamında alınan ifadesinden öğrenilmiş ve kurumdan ayrılmasına karar verilmiştir. Açılan iptal davası reddedilmiş, başvurucu özel hayatın gizliliğinin ihlal edildiği iddiasıyla bireysel başvuruda bulunmuştur. Anayasa Mahkemesi, Anayasa m.20 kapsamındaki özel hayatın gizliliği hakkının ihlal edildiğine oybirliğiyle karar vermiştir. Karar başvurucu lehinedir. Gerekçeye göre işleme dayanak yapılan davranışlar görevin ifasıyla değil mahremiyet alanıyla ilgilidir ve ayırma işleminin kapsamı mesleki hayatın sınırlarını aşmaktadır. Belirli ve somut fiiller belirtilmeden, hangi hukuki işleme esas alınacağı bildirilmeden alınan ifade hukuki yönden şüpheli görülmüş; buna karşın ifadenin alındığı koşulların incelenmediği tespit edilmiştir. Mahkeme, kurumdan ayırmanın kişinin ekonomik geleceği üzerinde de ağır etki doğurduğunu, bu nedenle sınırlamanın zorunlu ya da istisnai tedbir, başvurulabilecek son çare niteliğinde olması gerektiğini belirtmiştir. Yargı kararı; özel hayata ilişkin hususların meslek üzerindeki etkisini açıklamadığı, usule ilişkin etkili güvenceleri sağlamadığı ve geçmiş sicil ile başarı durumu üzerinden ölçülülük denetimi yapmadığı için ilgili ve yeterli gerekçe taşımamaktadır. İhlalin giderilmesi için dosya yeniden yargılamaya gönderilmiş, tazminat talepleri reddedilmiştir.

Kararı İncele
Anayasa Mahkemesi16.12.2015

Ne İçin Alındığı Söylenmeyen Bir İfade Meslekten Çıkarmaya Dayanak Olabilir mi?

Anayasa Mahkemesi, hakkında idari tahkikat yürütülen bir subayın özel hayatına ilişkin beyanının elde ediliş koşulları incelenmeden meslekten ayrılmasına dayanak yapılmasını özel hayatın gizliliği hakkının ihlali saymıştır. Karar oybirliğiyle verilmiş olup başvurucu lehinedir. Başvurucu hakkında isimsiz bir ihbar üzerine idari tahkikat başlatılmış, sıralı sicil üstlerince ahlaki durumu nedeniyle silahlı kuvvetlerde kalmasının uygun olmadığı yönünde ortak kanaatli sicil belgesi düzenlenmiş ve sicil yoluyla ayırma işlemi tesis edilmiştir. Başvurucu, ifadesinin mülakat adı altında ve tanık gibi çağrılarak, disiplin cezası tehdidi bulunmadığı güvencesi verilerek alındığını ileri sürmüş; açtığı iptal davası askeri idari yargıda reddedilmiştir. Mahkeme, mesleki hayat çerçevesinde yürütülen faaliyetlerin özel hayat kavramı dışında tutulamayacağını, mahremiyet hakkının kişinin kendisine ilişkin bilgileri kontrol edebilmesini de kapsadığını belirtmiştir. Cinsel hayat gibi mahremiyetin çekirdeğine dokunan alanlarda kamu makamlarının takdir yetkisinin daha dar olduğu ve müdahalenin haklılığı için özellikle ciddi gerekçeler arandığı vurgulanmıştır. Somut olayda beyanın, belirli ve somut fiiller belirtilmeden ve hangi hukuki işleme esas alınacağı bildirilmeden alınmış olması hukuki yönden şüpheli bulunmuş; derece mahkemesinin bu koşulları ayrıntılı incelememesi ihlal sonucunu doğurmuştur. İhlalin giderilmesi için yeniden yargılama yapılmasına hükmedilmiştir.

Kararı İncele
Anayasa Mahkemesi10.12.2015

Kurumsal E-Posta Yazışmaları Denetlenebilir mi? Anayasa Mahkemesi Kararı

Kamu kurumunun personeline görev için tahsis ettiği e-posta sistemindeki yazışmaların idarece denetlenmesi ve bu denetim sonucunun sözleşmenin yenilenmemesi kararında kullanılması, özel hayatın gizliliği ile haberleşme hürriyetini ihlal etmemektedir. Anayasa Mahkemesi bu sonuca oyçokluğuyla ulaşmış, yedi üye karşıoy kullanmıştır. Karar başvurucu aleyhine, idare lehinedir. Gerekçenin taşıyıcı unsurları şunlardır: sistem kuruma aittir, dış dünyaya kapalıdır ve yalnızca hizmete ilişkin paylaşıma tahsis edilmiştir; verilerin güvenliği ile gizlilik kurallarına uyumun denetlenmesi millî güvenliğin korunması amacı kapsamındadır; idare denetimin esaslarını mevzuatta yeterince açık düzenlemiş, tüm personele ilanen tebliğ etmiş ve başvurucuya tebligat yapmıştır. Bu nedenle başvurucunun uygulamadan habersiz olduğu söylenemez. Orantılılık bakımından ise şifreli ileti oluşturma imkânının bulunması, şifreli iletilerin içeriğinin denetim birimince okunamaması ve içeriği izlenmeyen kişisel iletişim kanallarının açık bırakılmış olması esas alınmıştır. Kararda ayrıca işlemin sözleşmenin feshi değil yenilenmemesi olduğu vurgulanmış, idarenin yeniden istihdam değerlendirmesindeki takdir yetkisi daha geniş kabul edilmiştir. Karşıoy kullanan üyeler, kurumun dâhili sisteminden yapılan yazışmaların da anayasal güvenceyi devre dışı bırakmadığını ve olayda müdahale bulunduğunu belirtmiştir.

Kararı İncele
Anayasa Mahkemesi03.04.2014

Lojmanda Çekilip İnternete Sızan Mahrem Görüntüler Nedeniyle Memur İhraç Edilebilir mi? (AYM)

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, 3/4/2014 tarihli ve oy birliğiyle verdiği bu kararda, açık ceza infaz kurumunda ambar memuru olarak çalışan başvurucu K.Ş.'nin, kendisine ait cinsel içerikli görüntülerin internette yayıldığı duyumu üzerine yürütülen disiplin soruşturması sonunda devlet memurluğundan çıkarılmasını özel hayatın gizliliği hakkına aykırı bulmuştur. Görüntülerin bekâr personele tahsis edilen lojmanda çekildiği tespit edilmiş; Adalet Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu, görüntülerin çekilmesine izin vermeyi memurluk sıfatıyla bağdaşmayacak yüz kızartıcı ve utanç verici hareket saymış, idare mahkemesi ve Danıştay bu cezayı hukuka uygun bulmuştur. Mahkeme, disiplin işlemine konu davranışların mesleki faaliyetle ilgisi olmayan, mahremiyet alanına giren özel yaşam eylemleri olduğunu; görüntülerin başvurucunun rızasıyla alenileştirildiğine dair bir bulgu bulunmadığını; memurluktan çıkarmanın kişiyi temel geçim kaynağından yoksun bırakan en ağır yaptırım olduğunu ve daha hafif disiplin cezaları mevcutken genel yarar ile bireyin kaybı arasında adil dengenin kurulmadığını belirtmiştir. Sonuç başvurucu LEHİNE: Anayasa'nın 20. maddesinin İHLAL EDİLDİĞİNE ve yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın ilgili mahkemeye gönderilmesine karar verilmiş; manevi tazminat talebi, yeniden yargılamanın yeterli giderim sağlayacağı gerekçesiyle reddedilmiştir.

Kararı İncele