Hızlı Cevap
📌 Üç cümlede
Alkollü araç kullanmak kural olarak suç değil kabahattir: 2918 sayılı Kanun m.48/5 uyarınca idari para cezası verilir ve sürücü belgesi altı ay süreyle geri alınır. Hapis ancak 1.00 promilin üzerinde ya da kaza hâlinde gündeme gelir.
Her iki yaptırıma da tebliğ veya tefhimden itibaren on beş gün içinde sulh ceza hâkimliğine başvurularak itiraz edilir. Süre geçerse karar kesinleşir ve esası artık tartışılamaz.
Promil Sınırları
Kanun tek bir eşik kullanmaz. 2918 sayılı Kanunun “Alkol, uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin etkisi altında araç sürme yasağı” başlıklı 48. maddesinin beşinci fıkrası, hususi otomobil sürücüleri için sınırı 0.50 promil olarak belirler ve devamında şunu ekler:
Hususi otomobil dışındaki araçları alkollü olarak kullanan sürücüler bakımından promil alt sınırı 0.21 olarak uygulanır.
Yani ticari araç, kamyon, otobüs, minibüs ve motosiklet gibi hususi otomobil dışındaki araçlarda eşik çok daha düşüktür. Tek bir kadeh dahi bu sınırı aşabilir.
Kanun metnindeki bir ayrıntı
Maddenin beşinci fıkrası hususi otomobil dışındaki araçlar için sınırı 0.21 promil olarak yazarken, kazaya sebebiyet hâlini düzenleyen yedinci fıkra aynı grup için 0.20 promil demektedir. İki fıkra aynı kararda yan yana bu şekilde geçmektedir. İdari para cezasının eşiği beşinci fıkradır; 0.20 rakamı yalnız kazalı hâlin Türk Ceza Kanunu ayağını ilgilendirir.
Ölçüm Nasıl Yapılır?
İtirazın çoğu, cezanın miktarında değil ölçümün usulünde düğümlenir. Kanun ölçüm usulünü kendi metninde düzenlemiştir. Tespitin aracı ikinci fıkrada belirlenir:
Uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin kullanılıp kullanılmadığı ya da alkolün kandaki miktarını tespit amacıyla, kollukça teknik cihazlar/test kitleri kullanılır.
Cihazın kendisinin hangi şartları taşıması gerektiği ise kanunda değil yönetmelikte düzenlenmiştir: “Alkol, uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin tespiti için kullanılacak teknik cihazların/test kitlerinin sahip olacağı asgari koşullar ile diğer usul ve esaslar yönetmelikte gösterilir.” Bu, ölçümün geçerliliği tartışılırken cihazın muayene ve kalibrasyon durumunun somut dosyada incelenmesinin önünü açar.
Ölçüme itiraz etmek ile ölçümü reddetmek aynı şey değildir
Bu ayrım pratikte en çok karıştırılan noktadır ve sonucu ağırdır. Üçüncü fıkra şöyledir:
Kişinin yaralanmalı veya ölümlü ya da kollukça müdahil olunan maddi hasarlı trafik kazasına karışması hâlinde, ikinci fıkrada belirtilen muayeneye tabi tutulması zorunludur. Teknik cihaz ile yapılan ölçüme itiraz eden veya bu cihaz ile ölçüm yapılmasına müsaade etmeyen bu sürücüler, en yakın adli tıp kurumuna veya adli tabipliğe veya Sağlık Bakanlığına bağlı sağlık kuruluşlarına götürülerek uyuşturucu veya uyarıcı madde ya da alkol tespitinde kullanılmak üzere vücutlarından kan, tükürük veya idrar gibi örnekler alınır. Bu işlem bakımından 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 75 inci maddesi hükümleri, beşinci fıkrası hariç olmak üzere uygulanır.
Yani kanun, cihaz sonucuna itiraz eden sürücü için ikinci bir tespit yoluöngörmüştür. Dosyada bu yolun işletilip işletilmediği, itirazda ileri sürülebilecek başlıklardan biridir. Kaza hâlinde ise muayene sürücünün tercihine bırakılmamıştır: kanun “zorunludur” demektedir.
Kazada kişinin ölmesi veya teknik cihaza üfleyemeyecek kadar yaralanmış olması hâlinde de üçüncü fıkraya göre kan, tükürük veya idrar gibi örnekler alınır.
İtiraz ile ret arasındaki çizgi neden kritik?
Çünkü ölçüm yaptırmamanın kendi ağır yaptırımı vardır (aşağıda “Ölçüm Yaptırmamanın Sonucu”). Buna karşılık cihaz sonucuna itiraz etmek, kanunun kendi öngördüğü ikinci tespit yoluna geçmek demektir. Olay yerinde söylenen sözün tutanağa hangi ifadeyle geçtiği, sonradan iki tamamen farklı sonuç doğurabilir.
İki Ayrı Yaptırım Doğar
Alkollü araç kullanmanın tespiti hâlinde m.48/5 birbirinden ayrı iki yaptırım öngörür: bir idari para cezası ve sürücü belgesinin altı ay süreyle geri alınması. Fıkranın kendi lafzı, bu sonucun fiilin ayrıca suç oluşturup oluşturmadığından bağımsız olduğunu söyler: cezanın verileceği hâl “fiili bir suç oluştursa bile” diye ifade edilmiştir.
Bu ayrım pratikte önemlidir: sürücüler çoğu zaman yalnız para cezasına itiraz eder, belgenin geri alınmasını ayrı ve dokunulmaz bir işlem sanır. Oysa ikisi de idari yaptırımdır ve aynı başvuruda birlikte ileri sürülebilir.
Para cezasının tutarı neden burada yazmıyor?
Çünkü iki ayrı sayı dolaşımdadır ve karıştırılmaları yanıltıcı olur. Kanun metninde yazan taban tutar ile o yıl fiilen uygulanan tutar aynı değildir: tutarlar her yıl yeniden değerleme oranıyla artar. Örneğin bir Uyuşmazlık Mahkemesi dosyasında 04.11.2025 tarihli işlemde uygulanan tutar 9.267 TL olarak görülmektedir.
Ayrıca 12.02.2026 tarihli 7574 sayılı Kanun maddede değişiklik yapmıştır. Doğrulanmamış bir rakamı burada yayımlamak yerine, tutanağınızda yazan tutarı esas alınız; itiraz açısından belirleyici olan da odur.
Ehliyetin Geri Alınması
Belgeye el koyan makam mahkeme değil kolluktur. 7574 sayılı Kanunla değişik m.48/12 bunu açıkça söyler: “Sürücü belgelerinin geçici geri alma ve iptal işlemleri bu Kanunun 6 ncı maddesinde sayılan görevliler tarafından yapılır.” İşlem bir idari yaptırım kararı olduğu için itiraz yolu da Kabahatler Kanunu üzerinden açılır.
Sürenin dolması tek başına yetmez. Yine 7574 sayılı Kanunla değişik m.48/13 uyarınca:
Bu madde hükümlerine göre geçici olarak geri alınan sürücü belgelerinin iade edilebilmesi için ilgili kişi hakkında bu Kanun kapsamında verilen idari para cezalarının tamamının tahsil edilmiş olması şarttır.
Bir başka ayrıntı da sürelerin ne zaman işlemeye başladığıdır: belge herhangi bir nedenle daha önce geçici olarak geri alınmışsa, m.48/5teki süreler geçici alma süresinin bitiminde başlar. Yani süreler üst üste binmez, arka arkaya eklenir.
Tekerrür: Beş Yıllık Pencere
Kanun, tekerrürü son ihlalin gerçekleştiği tarihten itibaren geriye doğru beş yıl penceresiyle ölçer. Bu pencerede:
- İkinci defasında sürücü belgesi iki yıl süreyle geri alınır.
- Üç veya üçten fazlasında ise sürücü belgesi her seferinde beşer yıl süreyle geri alınır.
Parasal yaptırıma ek olarak idari tedbirler de kademelenir: ikinci defa belgesi geri alınan sürücüler sürücü davranışlarını geliştirme eğitimine, üç veya üçten fazla geri alınanlar ise psiko-teknik değerlendirmeye ve psikiyatri uzmanının muayenesine tabi tutulur.
Yük ve yolcu taşımacılığı yapanlar için ağırlaştırılmış hâl
12.02.2026 tarihli 7574 sayılı Kanunla eklenen fıkra uyarınca, beşinci veya dokuzuncu fıkraların yük ve yolcu taşımacılığı yapılan araçlar kullanılırken beş yıl içinde toplamda üç defa ihlal edilmesi hâlinde sürücü belgesi geri alınmaz, İPTAL EDİLİR. Yeniden belge alabilmek için sürücü kursuna devam, sınavda başarı, geri alma süreleri kadar zamanın geçmesi, cezaların tamamının ödenmesi, psiko-teknik değerlendirme ve sağlık kurulu raporu gerekir. Mesleğini sürücülükle icra edenler için sonuç ekmek kaybıdır.
Ölçüm Yaptırmamanın Sonucu
Ölçümü reddetmek yaptırımdan kurtarmaz, ağırlaştırır. 7574 sayılı Kanunla değişik dokuzuncu fıkra şöyledir:
Uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin kullanılıp kullanılmadığının ya da alkolün kandaki miktarının kolluk tarafından tespit edilmesi için ölçüm yaptırmayan sürücülere 150.000 Türk lirası idari para cezası verilir ve sürücü belgesi beş yıl süreyle geri alınır.
Bu, ölçülmüş en ağır tekerrür hâliyle aynı ağırlıkta bir sonuçtur. Buna karşılık kanun, ölçüme itiraz eden sürücü için ayrı bir yol öngörür: m.48/3 uyarınca teknik cihazla yapılan ölçüme itiraz eden ya da cihazla ölçüme müsaade etmeyen sürücüler en yakın adli tıp kurumuna, adli tabipliğe veya Sağlık Bakanlığına bağlı sağlık kuruluşlarına götürülerek kan, tükürük veya idrar gibi örnekler alınır. İtiraz ile reddi birbirinden ayıran çizgi budur ve dosyada bu yolun işletilip işletilmediği tartışma konusu olabilir.
Ne Zaman Suç Olur?
İdari yaptırım ile ceza yargılamasının ayrıldığı iki eşik vardır. Birincisi maddenin altıncı fıkrasındadır:
Yapılan tespit sonucunda, 1.00 promilin üzerinde alkollü olduğu tespit edilen sürücüler hakkında ayrıca Türk Ceza Kanununun 179 uncu maddesinin üçüncü fıkrası hükümleri uygulanır.
İkincisi ise kaza hâlidir: hususi otomobil sürücüleri bakımından 0.50 promilin, diğer araç sürücüleri bakımından 0.20 promilin üzerinde alkollü olan sürücülerin trafik kazasına sebebiyet vermesi hâlinde ayrıca Türk Ceza Kanununun ilgili hükümleri uygulanır.
Bu iki hâlde iki ayrı süreç birlikte yürür: idari yaptırıma karşı sulh ceza hâkimliğine on beş günlük başvuru, ceza yargılaması ise kendi usulüne göre ceza mahkemesinde. Birinden alınan sonuç diğerini kendiliğinden bağlamaz.
Cezaya İtiraz: On Beş Gün
Başvurunun dayanağı 5326 sayılı Kabahatler Kanunu m.27/1dir:
İdarî para cezası ve mülkiyetin kamuya geçirilmesine ilişkin idarî yaptırım kararına karşı, kararın tebliği veya tefhimi tarihinden itibaren en geç onbeş gün içinde, sulh ceza mahkemesine başvurulabilir. Bu süre içinde başvurunun yapılmamış olması halinde idarî yaptırım kararı kesinleşir.
Neden bu merci? Kısa bir içtihat hikâyesi
2918 sayılı Kanun, trafik idari para cezasına itiraz konusunda görevli mahkemeyi göstermez. Danıştay 8. Dairesi 2024/4250 E., 2025/7890 K. sayılı ve 22.10.2025 tarihli kararında bunu açıkça tespit etmiş ve görevli mahkemenin belirlenmesinde Kabahatler Kanunu hükümlerinin dikkate alınacağını belirtmiştir.
Neden Kabahatler Kanunu devreye giriyor? Çünkü m.3 şunu söyler: bu Kanunun idarî yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkin hükümleri, diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması hâlinde uygulanır. KTK’da böyle bir hüküm bulunmadığı için boşluk Kabahatler Kanunu ile doldurulur. Sürücü belgesinin geri alınmasının da bir idari yaptırım olduğu m.16’dan gelir: “Kabahatler karşılığında uygulanacak olan idarî yaptırımlar, idarî para cezası ve idarî tedbirlerden ibarettir.”
Sürücü belgesinin geri alınması bakımından ise içtihat değişmiştir. 12.07.2013 tarihli ve 6495 sayılı Kanunun 20. maddesiyle 2918 sayılı Kanunun 112. maddesi yeniden düzenlenmiş ve maddede kanun yoluna ilişkin bir hükme yer verilmemiştir. Uyuşmazlık Mahkemesi bu değişiklikten önce, Kabahatler Kanunu m.19’da ehliyetin geri alınmasının saklı tutulan yaptırımlar arasında sayılmasına dayanarak görevi idari yargıya veriyordu. O maddenin ilgili bendi, “diğer kanunlarda kabahat karşılığında öngörülen belirli bir süre için” sayılan yaptırımlar arasında “ruhsat veya ehliyetin geri alınması”nı, ilgili kanunlarda Kabahatler Kanununa uygun değişiklik yapılıncaya kadar saklı tutar. 2013 değişikliğinden sonra Uyuşmazlık Mahkemesi bu okumayı terk etmiş, m.3 devreye girmiş ve görev adli yargıya geçmiştir.
Maddenin bugünkü hâli, belgeye el koyma yetkisini düzenler; kanun yolunu değil. Tam metni şöyledir:
Bu Kanunun 6 ncı maddesinde sayılan görevlilerin ve trafik tescil kuruluşlarının yetkilendirildiği hâller hariç olmak üzere, sürücü belgelerinin geri alınmasına ve iptaline sulh ceza mahkemeleri karar verir.
Maddenin devamı iki noktada daha yol gösterir. Birincisi, sürücü belgelerinin geçici olarak geri alınmasına veya iptaline dair kesinleşmiş mahkeme kararı örnekleri, sürücülerin sicillerine işlenmek üzere mahkemelerce ilgili trafik birimlerine gönderilir — yukarıdaki birinci dosyada ehliyetin iade edilmemesinin nedeni tam olarak kararda belgeden söz edilmemiş olmasıdır. İkincisi, madde açıkça şunu söyler: “Bu Kanuna göre görülen davalar, diğer kanunlara göre görülen davalarla birleştirilemez.” Yani 1.00 promil üstünde açılan Türk Ceza Kanunu m.179/3 davası ile bu itiraz ayrı yürür; birinden çıkan sonuç diğerini kendiliğinden bağlamaz.
Uyuşmazlık Mahkemesi 2026/124 E., 2026/262 K. — 04.05.2026 (oy birliği)
0,52 promil alkollü tespit edilen hususi otomobil sürücüsü hakkında verilen idari para cezası ve altı aylık belge geri alma işlemine ilişkin dosyada, karar şöyledir:
“dava konusu idari para cezası ile sürücü belgesini geçici olarak geri alma tutanağına karşı açılan davanın görüm ve çözümünde, anılan Kanunun 27. maddesinin (8) numaralı bendinin uygulama alanının bulunmadığı ve aynı maddenin (1) numaralı bendi uyarınca adli yargı yerinin görevli olduğusonucuna varılmıştır.”
Bu ayrıntı pratikte önem taşır: sulh ceza hâkimlikleri, aynı olayda hem ceza hem belge geri alma bulunduğunda Kabahatler Kanunu m.27/8e dayanarak sıkça görevsizlik kararı vermektedir. Yukarıdaki kararda da, 15.06.2026 tarihli 2026/246 E., 2026/366 K. sayılı kararda da olan tam olarak budur. Uyuşmazlık Mahkemesi her ikisinde de adli yargıyı görevli görmüştür. Görevsizlik kararıyla karşılaşan sürücünün hak kaybına uğramaması için izlenecek yolun baştan bilinmesi gerekir.
Süre hak düşürücüdür
On beş günlük süre tebliğ veya tefhim tarihinden işler. Tutanak size elden tebliğ edildiyse süre o gün başlamıştır. Süre geçtiğinde idari yaptırım kararı kesinleşir ve esası artık tartışılamaz; bu nedenle tutanağın üzerindeki tarih itirazın ilk incelenecek unsurudur.
İki Gerçek Dosya
Aşağıdaki iki olay, Uyuşmazlık Mahkemesinin yayımlanmış kararlarından alınmıştır. Taraf adları kararlarda da baş harfleriyle geçmektedir; burada hiç kullanılmamıştır. İkisi de itirazın nasıl yürüdüğünü ve nerede takıldığını somut olarak gösteriyor.
Birinci dosya — cihaz0,50 üstü dedi, hastane 0,11 dedi
4 Kasım 2025 tarihinde İstanbul’da yapılan bir denetimde sürücüye, alkollü araç kullandığı gerekçesiyle 2918 sayılı Kanun m.48/5 uyarınca idari para cezası uygulanmış ve sürücü belgesine altı ay süreyle el konulmuştur. Sürücü, hatalı ölçüm yapıldığını ileri sürerek en yakın devlet hastanesine gidip kendi imkânlarıyla tahlil yaptırmış ve tahlil sonucu 0,11 promil çıkmıştır.
Sulh ceza hâkimliği başvuruyu esastan kabul etmiş ve idari yaptırım kararının kaldırılmasına karar vermiştir. Karar kesinleşmiştir. Buraya kadar itiraz tam anlamıyla başarılıdır.
Ama ehliyet geri verilmedi
Para cezası kaldırıldığı hâlde emniyet, mahkeme kararında sürücü belgesinden söz edilmediği gerekçesiyle belgeyi iade etmemiştir. Sürücü ek karar verilmesi için yeniden dilekçe vermek zorunda kalmış; bu kez hâkimlik belge yönünden görevsizlik kararı vermiştir. Sürücü idari yargıya gitmiş, idare mahkemesi de görevli olmadığını belirtmiş ve dosya Uyuşmazlık Mahkemesine gitmiştir. Uyuşmazlık Mahkemesi adli yargının görevli olduğuna karar vermiştir (2026/246 E., 2026/366 K., 15.06.2026).
Çıkarılacak ders: başvuru en baştan hem para cezasını hem sürücü belgesinin geri alınmasını kapsamalı ve talep sonucunda ikisi de açıkça istenmelidir. Yalnız para cezasına itiraz eden sürücü, kazandığı hâlde ehliyetini geri alamayabilir. Aynı dosyada ayrıca ilk kararda tutanak numarasının sehven yanlış yazıldığı ve düzeltilmesi için ayrıca dilekçe verildiği görülmektedir.
İkinci dosya — 0,52 promil ve görev tartışması
14 Haziran 2025 tarihinde Şanlıurfa’nın Birecik ilçesinde, hususi otomobil sürücüsü 0,52 promil alkollü olduğu gerekçesiyle hakkında işlem yapılmış; idari para cezası verilmiş ve sürücü belgesi altı ay süreyle geri alınmıştır. Sürücü her iki işleme birlikte, adli yargıda itiraz etmiştir.
Sulh ceza hâkimliği, Kabahatler Kanunu m.27/8’e dayanarak görevli olmadığına karar vermiş; bu karara yapılan itiraz da reddedilerek kesinleşmiştir. Sürücü bunun üzerine idari yargıya gitmiş, idare mahkemesi ise ayrıntılı bir gerekçeyle adli yargının görevli olduğunu belirterek davayı görev yönünden reddetmiştir. İdare mahkemesinin gerekçesi dikkat çekicidir: aynı konuda iki ayrı yargı kolunun kendini görevli görmesinin hukuki güvenlik ilkesine aykırılık oluşturduğunu ve itiraz eden kişilerin beklentilerinin korunması gerektiğini vurgulamıştır.
Uyuşmazlık Mahkemesi oy birliğiyle adli yargının görevli olduğuna karar vermiştir (2026/124 E., 2026/262 K., 04.05.2026). Sürücü, ilk başvurusunu doğru mercie yapmış olmasına rağmen, görev tartışması nedeniyle yaklaşık on bir ay kaybetmiştir.
Görevsizlik Kararı Alırsanız
Yukarıdaki iki dosyanın ikisinde de sulh ceza hâkimliği görevsizlik kararı vermiştir. Bu, istisnai değil uygulamada sık karşılaşılan bir durumdur ve Uyuşmazlık Mahkemesi her ikisinde de bu kararları kaldırmıştır. İzlenecek yol şudur:
- Sulh ceza hâkimliği görevsizlik kararı verirse, aynı istemle idari yargıda dava açılır.
- İdare mahkemesi de görevsizlik kararı verirse ortada olumsuz görev uyuşmazlığı doğar (2247 sayılı Kanun m.14).
- Bu durumda dosyalar, tarafın istemi üzerine son görevsizlik kararını veren mahkemece Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilir (m.15). İdare mahkemesi, görevsizlik kararı vermek yerine doğrudan görevli yargı yerinin belirlenmesi için de dosyayı gönderebilir (m.19); ikinci dosyada olan budur.
- Uyuşmazlık Mahkemesinin kararı kesindir ve görevli yargı yerini bağlayıcı biçimde belirler.
Bu yolun baştan bilinmesi zaman kaybını sınırlar. Başvurunun ilk dilekçesinde görev konusunun Uyuşmazlık Mahkemesi içtihadına dayanarak açıklanması, hâkimliğin görevsizlik kararı verme ihtimalini azaltan pratik bir tedbirdir.
Tutanağı Aldıysanız Ne Yapmalı?
Aşağıdakiler genel bilgilendirmedir; somut dosyada hangisinin işe yarayacağı ancak evrak incelenerek söylenebilir. Yine de sıralama önemlidir, çünkü ilk günlerde yapılan ya da yapılmayan şeyler sonradan telafi edilemiyor.
- Tebliğ tarihini tespit edin ve yazın. On beş günlük süre tebliğ veya tefhim tarihinden işler. Tutanak size olay yerinde elden verildiyse süre o gün başlamıştır. İtirazda ilk incelenecek unsur budur ve süre geçtikten sonra karar esastan tartışılamaz.
- Tutanağın aslını ve tüm evrakı saklayın. İdari yaptırım karar tutanağı ile sürücü belgesi geri alma tutanağı ayrı belgelerdir; ikisinin de seri ve sıra numarası vardır. Yukarıdaki birinci dosyada mahkeme kararına sehven yanlış tutanak numarası yazılmış ve düzeltme için ayrıca dilekçe verilmek zorunda kalınmıştır.
- Ölçüme itiraz ettiyseniz bunun tutanağa nasıl geçtiğine bakın.Kanun, cihaz sonucuna itiraz eden sürücünün sağlık kuruluşuna götürülüp kan, tükürük veya idrar örneği alınmasını öngörür. Bu yolun işletilip işletilmediği dosyada tartışılabilir. Buna karşılık “ölçüm yaptırmama” olarak kaydedilmek çok daha ağır bir yaptırıma bağlıdır.
- Bağımsız tahlil bir sonuç doğurabilir. Yukarıdaki birinci dosyada sürücü, en yakın devlet hastanesine giderek kendi imkânlarıyla tahlil yaptırmış, sonuç 0,11 promil çıkmış ve sulh ceza hâkimliği başvuruyu esastan kabul ederek idari yaptırım kararını kaldırmıştır. Böyle bir tahlilin değeri, olaydan sonra ne kadar çabuk yaptırıldığına bağlıdır.
- Başvuruyu iki yaptırımı da kapsayacak şekilde yapın. Para cezası ile belgenin geri alınması ayrı işlemlerdir; talep sonucunda ikisi de açıkça istenmelidir. Yalnız para cezasına itiraz eden sürücü, kazandığı hâlde belgesini geri alamayabilir.
- Görev konusunu dilekçede baştan açıklayın.Sulh ceza hâkimliklerinin Kabahatler Kanunu m.27/8’e dayanarak görevsizlik kararı vermesi sık görülüyor. Uyuşmazlık Mahkemesinin bu fıkranın uygulama alanı bulunmadığı yönündeki kararlarına dilekçede yer verilmesi, aylarca sürebilecek bir görev tartışmasını baştan önleyebilir.
- Belgenin iadesi için ödemeleri kontrol edin. Süre dolsa bile, hakkınızda bu Kanun kapsamında verilen idari para cezalarının tamamı tahsil edilmemişse belge iade edilmez. Ayrıca belgeniz daha önce başka bir nedenle geçici olarak geri alınmışsa, yeni süre önceki sürenin bitiminde başlar.
Ticari araç kullanıyorsanız erken hareket edin
Yük ve yolcu taşımacılığında beş yıl içinde üç ihlal, belgenin geri alınmasıyla değil iptaliyle sonuçlanır ve yeniden belge almak kurs, sınav, psiko-teknik değerlendirme ve sağlık kurulu raporu gerektirir. Bu nedenle ticari sürücülerde ilk ihlalde bile itiraz yolunun değerlendirilmesi, sonraki ihlallerin sayımını doğrudan etkilediği için önem taşır.
