İlme Hukuk Logo
İLMEHUKUK BÜROSU
İLME HUKUK BÜROSU
Hemen AraRandevu Al
Ahşap kaplı uzun bir koridor; sol duvardaki kafesli pencerelerden gelen ışık zemine desen düşürüyor

Emsal Kararlar Kütüphanesi

Yargıtay, İstinaf ve Anayasa Mahkemesi'nin güncel ve emsal niteliğindeki kararlarını, hukuki incelemelerimizle birlikte bu arşivde bulabilirsiniz.

10 sonuç bulundu Aile Hukuku kategorisindeFiltreleri temizle
Yargıtay26.05.2021
2021/561 2021/4437

Servetini Harcayan Yaşlı Baba Kısıtlanabilir mi, Mahkeme Hangi Raporlara Bakar?

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, 1939 doğumlu bir sanayicinin çocukları tarafından açılan vesayet davasında, malvarlığını kötü yönetme sebebiyle kısıtlama ve bunun olmaması hâlinde yasal danışman atanması isteminin reddine ilişkin kararı oy çokluğuyla onamıştır. Karar, kısıtlanması istenen baba lehine, kısıtlama isteyen çocuklar aleyhinedir. Dosyada villaların rayiç altında satıldığı, bir fabrika ile başka bir taşınmazın elden çıkarıldığı, yüksek tutarlı para transferleri yapıldığı ve sekiz yıl içinde beş ayrı vasiyetname düzenlendiği tespit edilmiştir. Bozma sonrasında alınan mali bilirkişi raporu kısıtlama koşullarının tam oluşmadığını, ancak yasal danışman atanmasının uygun olacağını bildirmiş; Adli Tıp Kurumu ihtisas kurulu ise iki ayrı muayene ve psikometrik inceleme sonunda fiil ehliyetinin yerinde olduğunu, vasi ya da yasal danışman atanmasına gerek bulunmadığını oybirliğiyle mütalaa etmiştir. Daire, tasarrufa konu malvarlığının toplam malvarlığına oranını ve darlık ya da yoksulluğa düşme tehlikesinin bulunmadığını esas alarak kişinin mülkiyet hakkına dayalı tasarruflarını kısıtlama sebebi saymamıştır. Karşı oy, her kısıtlama sebebinin ve ona bağlı yasal danışmanlığın ayrı ayrı incelenmesi gerektiğini, akıl sağlığı için alınan raporun malvarlığını kötü yönetme yönünden bağlayıcı olmadığını savunmuştur. Karar, kısıtlama davalarında resmî sağlık kurulu raporu, kısıtlanması istenenin dinlenmesi ve malvarlığının bütüncül incelenmesi arasındaki ilişkiyi göstermesi bakımından yol göstericidir.

Kararı İncele
Yargıtay22.05.2018
2016/1666 2018/12968

Kredili Evde Peşinat Kişisel Maldan Ödendiyse Katılma Alacağı Nasıl Hesaplanır?

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, 22 Mayıs 2018 tarihli kararında boşanmanın ardından açılan katılma ve değer artış payı davasında, kısmen konut kredisiyle alınan iki taşınmaz için hesabın nasıl kurulacağını açıklamıştır. Konutlardan biri evlilikten üç yıl önce alınmış ve altmış aylık kredinin yalnız sekiz taksiti evlilik içinde ödenmiş; diğeri evlilik sürerken bir kısmı peşin, kalanı elli iki ay vadeli krediyle alınmıştır. Kadın eş, ikinci konutun peşinatını kişisel malından ödediğini savunmuştur. Aile mahkemesi, bilirkişi raporundan farklı tutarlara nasıl ulaştığını açıklamadan koca lehine alacağa hükmetmiş, peşinat savunmasını da incelememiştir. Daire, mal rejimi sona erdikten sonraya sarkan kredi taksitlerinin taşınmazın borcu sayıldığını ve bu borcun oranlama yoluyla tasfiye tarihindeki sürüm değerinden düşülmesi gerektiğini belirtmiştir. Alımdan bir hafta önce kadının hesabından çekilen paranın peşinatta kullanılıp kullanılmadığının, hesaba annenin yatırdığı paralar da gözetilerek kişisel mal sayılıp sayılamayacağının araştırılmasını istemiştir. Hüküm, gerekçesiz rakamlar ve eksik inceleme nedeniyle oy birliğiyle bozulmuştur. Karar, peşinatı kişisel malından ödediğini savunan davalı eşin lehinedir; alacak isteyen davacı eş yönünden ise talebi reddetmez, hesabın banka kayıtlarına dayanarak yeniden kurulmasını gerektirir.

Kararı İncele
Yargıtay20.06.2019
2017/2420 2019/750

Şiddet Gören Eş Affetmiş Sayılır mı? Altı Aylık Süre ve Af Konusunda Yargıtay Ölçütü

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 20 Haziran 2019 tarihli kararında eşine fiziksel şiddet uygulayan ve onu çevresine karşı aşağılayan erkeğe karşı açılan özel sebebe dayalı boşanma davasını inceledi. Karar, şiddete uğrayan eşin lehinedir. Fiilen ayrı yaşayan eşler arasında, erkeğin ortak çocuğu görmek için eve geldiği gün çıkan tartışmada kadının koluna vurulmuş ve saçı çekilmişti; kadın iki gün sonra Türk Medeni Kanunu'nun 162. maddesine dayanarak karşı dava açtı. Yerel mahkeme şiddeti sabit gördüğü hâlde önce kadının birlikte yaşamayı sürdürerek eşini affettiğini, bozmadan sonra da kusurların maddede aranan ağırlıkta olmadığını kabul ederek davayı reddetti ve 2. Hukuk Dairesinin bozma kararına direndi. Genel Kurul, maddenin mutlak bir boşanma sebebi olduğunu ve sebep ispatlandığında evliliğin çekilmez hâle gelip gelmediğinin ayrıca araştırılmadığını hatırlattı. Kusursuz eşin dava hakkının yalnız iki hâlde, affetmesi ya da altı aylık ve beş yıllık hak düşürücü sürelerin geçmesiyle düştüğünü belirtti. Dosyada affa ilişkin bir delil bulunmadığını, fiziksel şiddetin ve hakaret sözlerinin birlikte onur kırıcı davranış oluşturduğunu kabul ederek direnme kararını oy birliğiyle bozdu. Kararın uygulamadaki ağırlığı, affın tarafların davranışından varsayılarak değil dosyadaki delille kurulması gerektiğini göstermesindedir.

Kararı İncele
Anayasa Mahkemesi06.10.2021

Ortak Velayet Ebeveynlere Sorulmadan Verilebilir mi? AYM'nin Çocuğun Üstün Yararı Ölçütü

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, 6 Ekim 2021 tarihli H.E. kararında (B. No: 2018/27658), ebeveynlerin iradesi araştırılmadan verilen ortak velayet kararının aile hayatına saygı hakkını ihlal ettiğine oyçokluğuyla hükmetti. Karar, ortak velayete itiraz eden başvurucu anne lehinedir; ortak velayeti karşı tarafın itirazına rağmen ve yeterli inceleme yapılmadan elde eden ebeveyn aleyhine sonuç doğurur. Dosyada anlaşmalı boşanmayla velayeti babaya bırakılan çocuk fiilen hafta içi annede, hafta sonu babada kalıyordu. Aile mahkemesi annenin velayet değişikliği davasını kabul etti; bölge adliye mahkemesi ise dosya üzerinden ortak velayete ve çocuğun babanın yanında yaşamasına karar verdi. Anayasa Mahkemesi, Türk Medeni Kanunu'nda açık hüküm bulunmasa da Ek 7 No.lu Protokol'ün 5. maddesi ve Yargıtay içtihadıyla ortak velayetin mümkün olduğunu kabul etti. Ortak velayetin çocuğun üstün yararına olduğunun objektif verilere dayandırılmasını, ebeveynlerin ve uygun yaştaki çocuğun beyanına başvurulmasını ve taraflar arasındaki ihtilafın gözetilmesini aradı. Bu araştırmalar yapılmadığı ve çocuğun alıştığı düzenin neden değiştirildiği açıklanmadığı için yeniden yargılamaya karar verdi. Bölüm Başkanı, ortak velayet için rıza şartı aranmaması gerektiği görüşüyle karşı oy yazdı.

Kararı İncele
Yargıtay13.04.2021
2017/1038 2021/458

Düğünde Damada Takılan Altın Kimin? Hukuk Genel Kurulu'na Göre Ziynette İspat Yükü

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 13 Nisan 2021 tarihli kararında düğünde takılan ziynetin kime ait olduğunu ve bu konuda ispat yükünün hangi tarafta bulunduğunu ele almıştır. Davacı kadın, düğünde takılan altın ve bileziklerin aynen iadesini ya da bedelini istemiş; davalı erkek, yöre adetine göre takıların erkek tarafına ait olduğunu savunmuştur. Aile mahkemesi, köy muhtarının “kıza takıldıysa kızın, oğlana takıldıysa oğlanın olur” yönündeki beyanına dayanarak erkeğe takılanları erkeğin kişisel malı saymış ve 3. Hukuk Dairesinin bozmasına direnmiştir. Genel Kurul direnme kararını bozmuştur. Mevzuatta açık hüküm bulunmadığından örf ve adet hukuku uygulanır ve yerleşik uygulamaya göre düğünde takılan ziynet, kim tarafından hangi eşe takılırsa takılsın, aksine anlaşma ya da adet yoksa kadına bağışlanmış sayılır. Genel kuraldan ayrılmayı isteyen erkeğin daha köklü bir adetin varlığını ispatlaması gerekir; tek tanık beyanı yeterli görülmemiştir. Karar davacı kadın lehinedir. Ancak kadının ilk kararda reddedilen beş bileziği temyiz etmemesi davalı lehine usulü kazanılmış hak doğurmuş, bu kalem yönünden direnme isabetli bulunmuştur. Karar oy çokluğuyla verilmiş, karşı oyda yöresel adetin kanıtlandığı görüşü yer almıştır.

Kararı İncele
Yargıtay24.05.2023
2022/400 2023/514

Eşini Evden Uzaklaştıran Eş Eve Dön İhtarıyla Terk Davası Açabilir mi?

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 24 Mayıs 2023 tarihli kararı, eşini evden ayrılmaya zorlayan eşin sonradan gönderdiği eve dön ihtarına dayanarak terk sebebiyle boşanma isteyip isteyemeyeceğini ele alan bir direnme bozmasıdır. Karar, ihtarı alan ve evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı gerekçesiyle dava açan kadın lehine, terk sebebine dayanan erkek aleyhine sonuç doğurmuştur. Tanık anlatımlarına göre erkek çalıştığı işlerde sebat etmemiş, evin masraflarını karşılamamış, bir tartışmada eşinin boğazını sıkmış ve kadının ailesini arayarak onu boşadığını söylemiştir. Eşler barışıp yeniden bir araya gelmiş, ancak kadın dört ay sonra ailesinin yanına dönmüş; erkek noter aracılığıyla eve dön ihtarı çektikten sonra terk sebebiyle dava açmıştır. İlk derece mahkemesi ve bölge adliye mahkemesi, barışmadan sonra erkeğe yüklenebilecek bir kusurun ispatlanamadığını kabul ederek erkeğin davasını kabul etmiş; bölge adliye mahkemesi direnme kararında kadının ihtarı etkisiz bırakmak için dava açtığını da belirtmiştir. Genel Kurul, erkeğin birlik görevlerini yerine getirmeme ve ekonomik şiddet davranışlarının barışmadan sonra da sürdüğünü, bu nedenle af olgusunun gerçekleşmediğini ve kadının ortak konutu terke zorlandığını kabul etmiştir. Diğerini ortak konutu terke zorlayan eş kanun gereği terk etmiş sayıldığından, terk sebebiyle boşanma davası açma hakkı bulunmamaktadır. Direnme kararı oy birliğiyle bozulmuştur.

Kararı İncele
Anayasa Mahkemesi29.01.2026

6284 Tedbir Kararı Gerekçesiz Uzatılabilir mi? Kalıp İtiraz Reddine İhlal Kararı

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, 6284 sayılı Kanun kapsamında verilen önleyici tedbir kararının 2018 yılından itibaren altı aylık dönemler hâlinde aralıksız uzatıldığı, uzatma taleplerinin tek taraflı beyana dayandığı ve her itirazın "taraflar arasındaki husumetin niteliği ve niceliği" şeklindeki tek cümlelik kalıp gerekçeyle reddedildiği bir dosyada, Anayasa m. 36 kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine oybirliğiyle karar vermiştir. Karar, hakkında tedbir uygulanan kişi bakımından LEHE sonuç doğurmaktadır; giderim olarak yeniden yargılama yapılmasına hükmedilmiş, tazminat talebi ise yeniden yargılamanın yeterli giderim sağlayacağı gerekçesiyle reddedilmiştir. Kararın taşıdığı ölçüt şudur: ilk tedbir kararında delil ve belge aranmaması, tedbirin sürdürülmesine ilişkin kararlar için de aynı esnekliğin geçerli olduğu anlamına gelmez. Tedbirin uzun süre devam ettirilmesine yol açan uzatma kararlarında, şiddete yol açabilecek yeni bir olgunun bulunup bulunmadığı ilk karara göre daha ayrıntılı incelenmeli, aranan gerekçe standardı yükselmelidir. Yalnızca "derdest soruşturmalar bulunduğu"na değinip bu soruşturmaların niteliğini, şikâyet veya ihbarın zamanını ve kişinin tedbire aykırı davranıp davranmadığını hiç tartışmayan bir uzatma kararı ile itirazı somut değerlendirme yapmadan reddeden itiraz mercii kararı, gerekçeli karar hakkının güvencelerini karşılamamaktadır.

Kararı İncele
Yargıtay18.09.2025
2025/5186 2025/7559

Boşanma Davasında Ses Kaydı ve Ekran Görüntüsü Delil Olur mu?

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, karşılıklı boşanma davasında bölge adliye mahkemesinin kurduğu kusur dengesini bozarak kadın eş lehine karar vermiştir. Karar, boşanma dosyalarına en sık sunulan dijital delilleri tek tek ele alması bakımından önemlidir. Daire, eşin güven sarsıcı davranışını ispat için sunulan ses kaydının ortam dinlemesi niteliğinde olduğunu, bu nedenle hukuka aykırı yolla elde edilmiş sayılacağını ve hükme esas alınamayacağını belirtmiştir. Dosyaya ekran görüntüsü olarak sunulan yazışmalar bakımından da kimin yazdığının ve yazılan numaraların belli olmadığı, karşı tarafça açıkça kabul edilmediği gerekçesiyle ispat değeri tanınmamıştır. Daire ayrıca sosyal medyada tanınan bir kişiye beğeni anlamında gönderilen emojinin tek başına güven sarsıcı davranış sayılamayacağını vurgulamıştır. Arama ve kısa mesaj kayıtlarında destekleyici bir bulguya rastlanmaması ve tanık beyanlarının da iddiayı doğrulamaması karşısında, bu vakıanın kadına kusur olarak yüklenmesi yerinde görülmemiştir. Bunun sonucu olarak boşanmaya sebebiyet veren olaylarda erkeğin ağır, kadının az kusurlu olduğunun kabulü gerektiği belirtilerek karar bozulmuştur. Karar, temyiz eden kadın eş lehine sonuç doğurmuş; erkek eş yararına hükmedilmiş olan tazminatların dayanağı da böylece ortadan kalkmıştır. Erkek eş tazminat taleplerinden yargılama sırasında feragat ettiğinden bu yöndeki temyiz itirazları konusuz kalmıştır. Karar oy birliğiyle verilmiştir.

Kararı İncele
Yargıtay24.03.2026
2025/5610 2026/3072

Nafakaya Yıllık Artış Oranı İstendi, Mahkeme Karar Vermedi: Yargıtay Ne Diyor?

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, karşılıklı boşanma davasından doğan bu uyuşmazlıkta bölge adliye mahkemesi kararını üç yönden ele almıştır. İlk derece mahkemesi kadın lehine hükmettiği yoksulluk nafakasının her yıl ÜFE oranında artırılmasına karar vermiş; istinaf incelemesinde ise kadının nafaka miktarına yönelik başvurusu kabul edilerek aylık 8.000,00 TL olan yoksulluk nafakası aylık 10.000,00 TL'ye çıkarılmış, ancak yeniden esas hakkında hüküm kurulurken kadının yıllık artış oranına ilişkin talebi hakkında olumlu ya da olumsuz hiçbir hüküm kurulmamıştır. Daire, bu eksikliği açıkça "doğru görülme" dışında bırakmış ve kararı bu yönden bozmuştur. Aynı kararla, kadın yararına hükmedilen maddî ve manevî tazminat miktarları da hakkaniyet ilkesi ile 6098 sayılı Kanun'un 50 ve 51 inci maddeleri gözetildiğinde az bulunarak bozulmuştur. Karar, nafaka alacaklısı kadın LEHİNEDİR: hem tazminat kalemleri hem de artış oranı yönünden yeniden karar verilmesi gerekmektedir. Uygulamadaki değeri, artış oranının kendiliğinden işleyen bir kural değil, talep edilmesi ve hakkında hüküm kurulması gereken ayrı bir istem olduğunu göstermesindedir. Karar 24.03.2026 tarihinde oy birliğiyle verilmiştir.

Kararı İncele
Yargıtay15.02.2023
2022/10005 2023/587

Yoksulluk Nafakası Hangi Hâllerde Reddedilir? (Ağır Kusur Emsali)

Bu karar, boşanma davasında yoksulluk nafakası talebinin hangi hâlde reddedileceğini somut biçimde göstermesi bakımından önemlidir ve nafaka isteyen eş aleyhine sonuçlanmıştır. Karşılıklı açılan boşanma davasında ilk derece mahkemesi, kadının sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiğini, güven sarsıcı davranışlarda bulunduğunu, eşine hakaret ve şiddet uyguladığını; erkeğin ise hakaret ve tehdit yönünden kusurlu olduğunu belirlemiş, boşanmaya sebep olan olaylarda kadının daha ağır kusurlu olduğu sonucuna varmıştır. Bu kusur tablosu üzerine kadının maddi tazminat ve yoksulluk nafakası talepleri reddedilmiş, bölge adliye mahkemesi de erkeğin ek kusurlarını tespit etmesine rağmen kadının ağır kusurlu olduğu değerlendirmesini korumuş, ayrıca ağır kusurlu eş yararına manevi tazminata hükmedilmesini hatalı bularak bu talebi de reddetmiştir. Yargıtay ikinci hukuk dairesi, temyiz üzerine yaptığı incelemede kusur belirlemesini ve buna bağlanan ret sonuçlarını usul ve kanuna uygun bulmuş, bölge adliye mahkemesi kararını onamıştır. Kararın pratik değeri, yoksulluk nafakasının yoksulluğa düşme olgusuna değil, önce kusur karşılaştırmasına takılabildiğini göstermesidir: daha ağır kusurlu bulunan eş, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek olsa dahi bu nafakayı isteyemez. Aynı kusur tablosu tazminat taleplerini de birlikte düşürmektedir.

Kararı İncele