İlme Hukuk Logo
İLMEHUKUK BÜROSU
İLME HUKUK BÜROSU
Hemen AraRandevu Al
Beyaz sütunların iki yandan sıralandığı, uçtaki aydınlığa doğru uzanan revak
Faaliyet Alanı

Anayasa Hukuku

Temel hak ve özgürlüklerin korunması, Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru ve AİHM süreçlerinde hukuki danışmanlık.

Temel Haklarınızı Birlikte Savunalım

Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru ve AİHM süreçlerinde hukuki destek.

Süleyman Bey Mah. Arabacılar Sok. 55/1-2 Merkez / Yalova
Pazartesi - Cuma: 09:00 - 18:00

Güncel Emsal Kararlar

Anayasa Hukuku İçtihatları

Adli Kontrolde İmza ve Yurt Dışı Yasağında Geçen Süre Cezadan Düşer mi?

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, yurt dışına çıkamama ve haftada iki gün kolluğa giderek imza atma şeklindeki adli kontrol tedbirlerinin kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına müdahale oluşturmadığına, bu tedbirlerin Anayasa'nın 23. maddesindeki seyahat özgürlüğü kapsamında kaldığına karar vermiştir. Başvurucu, beraat kararına rağmen adli kontrolün sürdürülmesinin ölçüsüz olduğunu ve imza yükümlülüğünün gündelik hayatını kısıtladığını ileri sürmüştü. Mahkeme, kişi hürriyeti ile seyahat özgürlüğü arasındaki ayrımın nitelik değil derece ve yoğunluk farkı olduğunu; tedbirin türü, süresi, etkileri ve uygulanma tarzı ile gündelik hayatın ne ölçüde denetim altında tutulduğunun birlikte değerlendirileceğini belirtmiştir. Kısıtlı bir alanda kalma zorunluluğu bulunmayan, gün boyu evden çıkabilen ve sosyal hayatını sürdürebilen başvurucunun hareket serbestisi geniş bulunmuş; Türkiye'nin taraf olmadığı Ek 4 No.lu Protokol'e giren seyahat özgürlüğü şikâyeti bireysel başvuru kapsamı dışında sayılmıştır. Karar başvurucu ALEYHİNEDİR: başvuru konu bakımından yetkisizlik nedeniyle oybirliğiyle kabul edilemez bulunmuştur. Kararın mahsup tartışmasına yansıması dolaylı ama açıktır. Mahkeme mahsubu anayasal bir güvence olarak Anayasa'nın 19. maddesine bağlamaktadır; hürriyetten yoksunluk düzeyine ulaşmayan imza ve yurt dışı yasağı tedbirlerinde geçen sürenin cezadan düşülmesi için bu çizgide anayasal bir dayanak kalmamaktadır. 5271 sayılı Kanun'un 109. maddesinin altıncı fıkrası da adli kontrolde geçen sürenin mahsubunu kural olarak dışlamakta, konutu terk etmeme ile tedavi tedbirini ayrı tutmaktadır.

Kararı İncele

Uzun Süren Dava İçin Devletten Tazminat Alınabilir mi? Komisyonun Düşük Rakamına AYM Freni

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, on iki yılı aşan bir ceza yargılaması için Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat Komisyonunun takdir ettiği 7.500 TL manevi tazminatı yetersiz buldu ve makul sürede yargılanma hakkıyla bağlantılı etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine karar verdi. Karar başvurucu lehinedir. Başvurucu 2006'da gözaltına alınmış, on sanıklı dava üç derecede 12 yıl 29 gün sürmüş ve beraatle sonuçlanmıştı. Uzun yargılama şikâyeti önce Anayasa Mahkemesine gitmiş, Mahkeme 2018'de Komisyon yolunun tüketilmesi gerektiğini söylemişti. Komisyon ihlali kabul etti ama tutarı düşük belirledi; Ankara Bölge İdare Mahkemesi itirazı reddetti. Anayasa Mahkemesi, tutarın makul sürenin aşımıyla orantılı olmadığını ve kendi içtihadına uymadığını tespit etti. Giderim olarak para ödemedi: dosyayı yeniden karar verilmesi için Bölge İdare Mahkemesine gönderdi, 50.000 TL manevi ve 50.000 TL maddi tazminat taleplerini reddetti, 30.000 TL vekâlet ücretini yargılama gideri olarak başvurucuya ödetti. İki iddia ise kabul edilemez bulundu: Komisyonun vekâlet ücretine hükmetmemesi ihlal değildir, çünkü Komisyon idari bir kuruldur ve yargı mercii sayılmaz; bireysel başvuruda geçen sürenin hesaba katılmadığı iddiası ise itiraz aşamasında ileri sürülmediği için başvuru yolları tüketilmemiş sayıldı. Karar, Komisyon rakamının denetlenebildiğini ve her itirazın idari yargı aşamasında dile getirilmesi gerektiğini gösteriyor.

Kararı İncele

6284 Tedbir Kararı Gerekçesiz Uzatılabilir mi? Kalıp İtiraz Reddine İhlal Kararı

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, 6284 sayılı Kanun kapsamında verilen önleyici tedbir kararının 2018 yılından itibaren altı aylık dönemler hâlinde aralıksız uzatıldığı, uzatma taleplerinin tek taraflı beyana dayandığı ve her itirazın "taraflar arasındaki husumetin niteliği ve niceliği" şeklindeki tek cümlelik kalıp gerekçeyle reddedildiği bir dosyada, Anayasa m.36 kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine oybirliğiyle karar vermiştir. Karar, hakkında tedbir uygulanan kişi bakımından LEHE sonuç doğurmaktadır; giderim olarak yeniden yargılama yapılmasına hükmedilmiş, tazminat talebi ise yeniden yargılamanın yeterli giderim sağlayacağı gerekçesiyle reddedilmiştir. Kararın taşıdığı ölçüt şudur: ilk tedbir kararında delil ve belge aranmaması, tedbirin sürdürülmesine ilişkin kararlar için de aynı esnekliğin geçerli olduğu anlamına gelmez. Tedbirin uzun süre devam ettirilmesine yol açan uzatma kararlarında, şiddete yol açabilecek yeni bir olgunun bulunup bulunmadığı ilk karara göre daha ayrıntılı incelenmeli, aranan gerekçe standardı yükselmelidir. Yalnızca "derdest soruşturmalar bulunduğu"na değinip bu soruşturmaların niteliğini, şikâyet veya ihbarın zamanını ve kişinin tedbire aykırı davranıp davranmadığını hiç tartışmayan bir uzatma kararı ile itirazı somut değerlendirme yapmadan reddeden itiraz mercii kararı, gerekçeli karar hakkının güvencelerini karşılamamaktadır.

Kararı İncele
Diğer anayasa hukuku kararları (17)