Hızlı Cevap
📌 Üç cümlede
Hakaretin cezası üç aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezasıdır. Kamu görevlisine görevinden dolayı yapılırsa alt sınır bir yıldan az olamaz; alenen işlenirse ceza ayrıca altıda bir artırılır.
Ama iki eşik var: arkadan söylenen söz en az üç kişiye ulaşmadıkça suç değildir, ve ağır eleştiri hakaret değildir. Yargıtay her iki sınırı da yakın tarihli kararlarla çizmiştir.
Hakaret Nedir?
Kanun iki ayrı hareketi aynı suç altında toplar. TCK m.125/1’in birinci cümlesi şöyledir:
Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır.
Yani somut bir isnat (“şu parayı çaldı”) ile sövme (küfür) aynı maddenin seçimlik hareketleridir. Ceza Genel Kurulu bunu tarihsel bağlamıyla açıklar: 765 sayılı eski Kanundan farklı olarak hakaret ile sövme ayrımı kaldırılmış, ikisi de tek suçun seçimlik hareketleri hâline getirilmiştir. Korunan hukukî değer kişilerin onur, şeref ve saygınlığıdır; suçun oluşabilmesi için davranışın kişiyi küçük düşürmeye matuf olarak gerçekleşmesi gerekir.
Bu nedenle “küfür cezası” ayrı bir suç değildir; küfür de m.125 kapsamındadır.
Cezası Ne Kadar?
| Hâl | Dayanak | Sonuç |
|---|---|---|
| Temel hâl | m.125/1 | 3 aydan 2 yıla kadar hapis veya adli para cezası |
| İleti yoluyla (mesaj, telefon) | m.125/2 | Temel hâlle aynı ceza |
| Kamu görevlisine görevinden dolayı · inanç ve düşünce açıklamasından dolayı · kutsal değerlerden bahisle | m.125/3 | Cezanın alt sınırı bir yıldan az olamaz |
| Alenen işlenmesi | m.125/4 | Ceza altıda bir oranında artırılır |
| Kurul hâlinde çalışan kamu görevlilerine | m.125/5 | Suç her üyeye karşı işlenmiş sayılır; zincirleme suç hükümleri uygulanır |
Temel hâlde kanun hapis ile adli para cezası arasında seçim öngörür; hangisinin uygulanacağı hâkimin takdirindedir. Nitelikli hâllerde ise üst sınır değişmez, yalnız alt sınır bir yıla yükselir.
Yüzüne Karşı mı, Arkasından mı?
Bu ayrım sayfanın en önemli kuralıdır ve çoğu kişi bilmez. TCK m.125/1’in ikinci cümlesi:
Mağdurun gıyabında hakaretin cezalandırılabilmesi için fiilin en az üç kişiyle ihtilat ederek işlenmesi gerekir.
Yani birinin arkasından söylenen söz, tek bir kişiye söylendiyse suç oluşturmaz. Üç kişi şartı kanunun kendi metnindedir ve mahkemeler bunu titizlikle uygular.
“Huzurda” ne demek?
Yargıtay bunu dar anlamda yüz yüzelik olarak okumaz. 4. Ceza Dairesinin tarifi şöyledir: hakaret suçunun huzurda işlenmesinin en tipik örneği fiilin mağdurun yüzüne karşı işlenmesidir; fail bu durumda hareketi doğrudan öğrenir. Ancak suçun huzurda işlenmiş olması mutlaka fail ile mağdurun o sırada yüz yüze olmasını gerektirmez: fail, fiili işlediği sırada mağduru hedef alan hakaretinin mağdur tarafından da doğrudan algılanabileceğini biliyor ve istiyorsa, suç yine huzurda işlenmiş sayılır.
Kanunun huzurda işlenmemesine rağmen huzurda işlenmiş gibi cezalandırdığı hâl ise ileti yoluyla hakarettir (m.125/2). Buna göre hakaret içeren bir mektup, telefon konuşması veya yazılı mesaj yüzüne söylenmiş gibi cezalandırılır. Belirleyici olan failin iletilme kastıyla hareket etmesidir.
Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2026/6732 E., 2026/12404 K. — 01.07.2026 (oy birliği)
Baba, kızını telefonla arayıp eşi hakkında hakaret içeren sözler söylemiş. Anne o sırada kızının yanındadır ve sözleri duymuştur; ancak baba onun orada olduğunu bilmemektedir. Yerel mahkeme mahkûmiyet vermiş, karar kanun yararına bozularak beraat kararına çevrilmiştir. Gerekçe:
“İleti yoluyla hakarette, failin kullandığı vasıtalar ile mağduru hedef aldığını bilmesi ve mağdur tarafından bu fiilin öğrenileceğini istemesi gerekir. Şayet ileti mağdurdan başka birisine gönderilmiş ancak tesadüfen mağdur tarafından öğrenilmiş ise, huzurda hakaret suçu oluşmayacaktır.”
Karar iki kuralı birden gösteriyor: söz mağdura yöneltilmediği için huzurda hakaret yok; yalnız bir kişiye söylendiği için gıyapta hakaretin üç kişi şartı da yok. Sonuç beraat.
Sosyal Medyada Hakaret
Sosyal medya iki fıkrayı birden ilgilendirir. Doğrudan mesaj (DM), yorum ya da yanıt mağduru muhatap alıyorsa m.125/2 devreye girer:
Fiilin, mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenmesi hâlinde, yukarıdaki fıkrada belirtilen cezaya hükmolunur.
Yargıtay bunu şöyle özetler: hakaret içeren bir mektup, telefon konuşması veya yazılı bir mesaj huzurda söylenmiş gibi cezalandırılır. Herkese açık bir paylaşımda ise ayrıca aleniyet gündeme gelir ve m.125/4 uyarınca ceza altıda bir oranında artırılır.
Ama “sosyal medyada yazıldı” tek başına suç demek değildir
Aleniyet yalnızca cezayı artıran bir unsurdur; önce sözlerin hakaret oluşturup oluşturmadığına bakılır. Aşağıdaki Ceza Genel Kurulu kararında, Facebook yorumunda geçen ağır ifadeler hakaret sayılmamıştır.
Eleştiri mi, Hakaret mi?
Uygulamadaki asıl tartışma budur ve Ceza Genel Kurulu 30.10.2025 tarihli kararında ölçütü açıkça kurmuştur:
Her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça, onur, şeref ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövme fiilini oluşturması gerekmektedir.
Aynı kararda bir hareketin tahkir edici olup olmadığının nispi olduğu, zamana, yere ve duruma göre değişebildiği belirtilir. Eleştirinin doğasından kaynaklanan sertlik suç oluşturmaz; eleştirinin övgü olmadığına göre sert, kırıcı ve incitici olması doğaldır.
Eleştiri nedir?
Ceza Genel Kurulu eleştiriyi de tanımlar: herhangi bir kişiyi, eseri, olayı veya konuyu enine, boyuna, derinlemesine her yönüyle incelemek, belli kriterlere göre ölçmek, değerlendirmek, doğru ve yanlış yanlarını sergilemek amacıyla ortaya konulan görüş ve düşüncelerdir. Genelde beğenmemek, kusur bulmak olarak kabul görse de eleştirinin bir amacının da konuyu anlaşılır kılmak, sonuç çıkarmak ve toplumu yönlendirmek olduğunda kuşku yoktur.
Kurul, ifade özgürlüğünün kapsamını da geniş çizer: bu özgürlük sadece lehte olduğu kabul edilen veya zararsız görülen haber ve düşünceler için değil, devletin veya nüfusun bir bölümünün aleyhinde olan, onları rahatsız eden haber ve düşünceler için de uygulanır; demokratik toplum düzeninin ve çoğulculuğun gereği budur.
Buna karşılık sınır da nettir: eleştiri yapılırken görüş açıklama niteliğinde bulunmayan, küçültücü, aşağılayıcı ifadeler kullanılmamalı, düşünceyi açıklama sınırları içinde kalınmalıdır.
İHAM ölçütü: olgu isnadı mı, değer yargısı mı?
Karar, İnsan Hakları Avrupa Mahkemesinin ölçütünü de benimser. Önce ifadenin bir olgu isnadı mı yoksa değer yargısı mı olduğu belirlenir. Olgu isnadı kanıtlanabilir bir husustur; buna karşılık bir değer yargısının kanıtlanmasının istenmesi dahi ifade özgürlüğüne müdahale sayılabilir. Bununla birlikte değer yargılarının da belli düzeyde olgusal temel içermesi gerekir: hiçbir veriye dayanmayan bir değer yargısı ifade özgürlüğü sınırları içinde görülmez.
Olgu isnadı içeren ifadelerde ise en azından ilk bakışta güvenilir görünen delil sunulması beklenir; sunulamadığı takdirde iddiaların gerçekliğinin kanıtlanması aranır. Kurul bu ölçütü İnsan Hakları Avrupa Mahkemesinin Feldek/Slovakya, Kuliś ve Różycki/Polonya ve Jalbă/Romanya kararlarına dayandırmıştır.
Son olarak Kurul, tipik fiil kapsamında değerlendirilebilecek olsa dahi her somut olayda mağdurun ve sanığın görev, sıfat ve konumları gözetilerek TCK m.26/1’e dayanan bir hukuka uygunluk sebebi bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi ve sonucuna göre mağdurun şeref ve saygınlığını koruma hakkı ile sanığın ifade özgürlüğü hakkı arasında adil bir denge kurulması gerektiğini belirtir.
Ceza Genel Kurulu 2025/274 E., 2025/439 K. — 30.10.2025 (oy çokluğu)
Bir belediye başkanının yerel gazetelerle ilgili uygulamaları tartışılırken, sanık bir Facebook paylaşımının altına “Son çırpınışlar... Yalancının mumu artık yatsıya kalmıyor. Geri zekalı bunu bile anlayamıyor...” şeklinde yorum yazmıştır. Bölge Adliye Mahkemesi mahkûmiyet vermiş ve bozmaya direnmiştir. Ceza Genel Kurulu, sanığın da yerel basında köşe yazarlığı yapması ve sözlerin katılanın şahsına değil eylemlerine ilişkin olması karşısında, ifadelerin ifade ve basın özgürlüğü kapsamında kaldığına ve hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığına karar vermiştir. Karar oy çokluğuyla alınmış, sekiz üye karşı oy kullanmıştır.
Kamu Görevlisine Hakaret
Kamu görevlisine görevinden dolayı yapılan hakarette iki şey birden değişir: cezanın alt sınırı bir yıla yükselir (m.125/3-a) ve suç şikâyete tabi olmaktan çıkar (m.131/1).
Ancak Ceza Genel Kurulu, korumanın sınırsız olmadığını vurgular: kamu görevlilerinin görevlerini yerine getirirken fonksiyonlarını etkilemeyi ve saygınlıklarına zarar vermeyi amaçlayan aşağılayıcı saldırılara karşı korunmaları zorunlu olmakla birlikte, demokratik bir hukuk devletinde kamu görevini üstlenenleri denetlemek, faaliyetlerini değerlendirmek ve eleştirmek de kaynağını Anayasadan alan düşünceyi açıklama özgürlüğünün sonucudur.
Kurula hakaret
m.125/5 uyarınca kurul hâlinde çalışan kamu görevlilerine görevlerinden dolayı hakaret edilmesi hâlinde suç, kurulu oluşturan üyelere karşı işlenmiş sayılır; ancak bu durumda zincirleme suça ilişkin madde hükümleri uygulanır.
Karşılıklı Hakaret ve Tahrik
Uygulamada en sık işleyen madde TCK m.129’dur. Üç fıkrası üç ayrı sonucu düzenler:
(1) Hakaret suçunun haksız bir fiile tepki olarak işlenmesi halinde, verilecek ceza üçte birine kadar indirilebileceği gibi, ceza vermekten de vazgeçilebilir.
(2) Bu suçun, kasten yaralama suçuna tepki olarak işlenmesi halinde, kişiye ceza verilmez.
(3) Hakaret suçunun karşılıklı olarak işlenmesi halinde, olayın mahiyetine göre, taraflardan her ikisi veya biri hakkında verilecek ceza üçte birine kadar indirilebileceği gibi, ceza vermekten de vazgeçilebilir.
İkinci fıkra mutlaktır: kasten yaralamaya tepki olarak edilen hakarette ceza verilmez, bu takdire bırakılmamıştır. Birinci ve üçüncü fıkralar ise takdirîdir.
İndirim bir hak değil, takdirdir
Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2025/11117 E., 2026/3529 K. (17.02.2026): sosyal medyada karşılıklı paylaşımlarla gelişen bir olayda yerel mahkeme m.129’u hiç değerlendirmeden mahkûmiyet vermiş; Adalet Bakanlığı kanun yararına bozma istemiş, Daire istemi reddetmiştir. Gerekçe: m.129’un uygulanıp uygulanmayacağı “bizatihi mahkemenin takdirine ilişkin bir konu”dur ve takdire dayalı karara karşı kanun yararına bozma yoluna gidilemez. Bu nedenle m.129 talebi yargılama sırasında ve delilleriyle ileri sürülmelidir; sonradan telafisi zordur.
Şikâyet Kuralı
Hakaret kural olarak şikâyete tabidir. TCK m.131/1:
Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenen hariç; hakaret suçunun soruşturulması ve kovuşturulması, mağdurun şikayetine bağlıdır.
Yani mağdur şikâyetçi olmazsa soruşturma yürümez. İstisna kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenen hakarettir: orada şikâyet aranmaz, soruşturma re’sen yürütülür.
Şikâyet süresi: altı ay — ama neyin altı ayı?
Süre, hakaretin yapıldığı günden değil, fiili ve failin kim olduğunu öğrendiğiniz günden başlar. TCK m.73/1-2:
Soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı olan suç hakkında yetkili kimse altı ay içinde şikayette bulunmadığı takdirde soruşturma ve kovuşturma yapılamaz. Zamanaşımı süresini geçmemek koşuluyla bu süre, şikayet hakkı olan kişinin fiili ve failin kim olduğunu bildiği veya öğrendiği günden başlar.
İki sonuç doğar. Birincisi: arkanızdan söylenen bir sözü aylar sonra öğrendiyseniz altı ay o gün başlar — kaçırmış olmazsınız. İkincisi: bu esneklik sınırsız değildir, üst sınır dava zamanaşımıdır. Sahte hesaptan gelen hakarette failin kimliği sonradan tespit edilirse süre yine öğrenme gününden işler.
⚠ Bazı kaynaklarda geçen “fiilden itibaren 2 yıl” gibi bir ikinci sürenin maddede karşılığı yoktur; kanunun koyduğu tek üst sınır zamanaşımıdır.
Şikâyetten vazgeçme: hüküm kesinleşene kadar
m.73/4’e göre vazgeçme davayı düşürür ve bu, karar verildikten sonra bile mümkündür — yeter ki hüküm henüz kesinleşmemiş olsun. Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2025/11114 E., 2026/2954 K. sayılı kararında (10.02.2026) tam da bunu yapmıştır: mahkûmiyet kararı 17.01.2025’te tebliğ edilmiş, katılan 31.01.2025’te vazgeçmiş, hüküm kesinleşmediği için Daire davanın düşmesine karar vermiştir. ⚠ Vazgeçmenin sonuç doğurması için sanığın bunu kabul etmesi gerekir (m.73/6).
Uzlaştırma
Hakaret uzlaştırma kapsamındadır. Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2021/42089 E., 2024/3144 K. sayılı kararı (12.03.2024) bunu kendi cümlesiyle söyler ve daha ötesini yapar: uzlaştırma usulünce yerine getirilmeden kurulan hükmü bozar.
sanık hakkında uzlaştırma kapsamında bulunan hakaret suçundandava açıldığı … hakaret suçundan usulünce uzlaştırma işlemleri yerine getirilerek, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi zorunluluğu
Aynı karar ikinci bir şeyi daha gösteriyor: soruşturmada başka bir suçtanyapılan uzlaştırma teklifi, açılan dava bakımından geçersizdir. Yani “bana zaten teklif edilmişti” demek yetmez; teklifin, yargılanan suç için yapılmış olması gerekir.
⚠ Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenen hakaret re’sen takip edildiği için ayrı değerlendirilir; o hâlin uzlaştırma kapsamı bu sayfada incelenmemiştir.
Ne Yapmalı?
Aşağıdakiler genel bilgilendirmedir; somut dosyada hangisinin işe yarayacağı ancak evrak ve bağlam incelenerek söylenebilir. Hakaret dosyalarında sonucu belirleyen şey çoğu zaman sözün kendisi değil, kime, nerede ve hangi bağlamda söylendiğidir.
Hakarete uğradıysanız
- Sözün kaç kişiye ulaştığını tespit edin. Yüzünüze karşı söylendiyse huzurda hakaret vardır. Arkanızdan söylendiyse suçun oluşması için en az üç kişiyle ihtilat şarttır; kaç kişinin duyduğu dosyanın belirleyici unsurudur.
- İletiyi kaybetmeden koruyun. Mesaj, ekran görüntüsü, ses kaydı, paylaşım bağlantısı. Sosyal medya paylaşımları silinebilir; tarih ve saati görünecek şekilde saklayın.
- Aleniyeti belgeleyin. Herkese açık bir paylaşım m.125/4 uyarınca cezayı altıda bir artırır; hesabın açık mı kapalı mı olduğu, paylaşımın kaç kişiye görünür olduğu önem taşır.
- Şikâyetçi olduğunuzu açıkça bildirin. Hakaret kural olarak şikâyete tabidir; şikâyet yoksa soruşturma yürümez. (Kamu görevlisine görevinden dolayı yapılan hakaret bunun istisnasıdır.)
- Altı aylık süreyi kaçırmayın. Süre, fiili ve faili öğrendiğiniz günden işler (TCK m.73/2). Failin kim olduğunu sonradan öğrendiyseniz sayaç o gün başlar; ama üst sınır dava zamanaşımıdır.
- Uzlaştırma teklifi gelirse bilerek karar verin. Hakaret uzlaştırma kapsamındadır. Uzlaşma, dosyayı kapatır ve ceza doğmaz; kabul etmemek de hakkınızdır. Kararı vermeden önce dosyanın gücünü değerlendirin.
Hakkınızda şikâyet varsa
- Sözlerin bağlamını kurun. Ceza Genel Kurulu ölçütü nettir: ağır eleştiri hakaret değildir. Sözleriniz kişinin şahsına mı yoksa eylemlerine mi yönelikti? Bu ayrım, beraat ile mahkûmiyet arasındaki fark olabilir.
- Olgu isnadı mı, değer yargısı mı ileri sürdüğünüzü ayırın. Olgu isnadıysa ilk bakışta güvenilir delil sunulması beklenir; değer yargısıysa bunun kanıtlanmasının istenmesi ifade özgürlüğüne müdahale sayılabilir — ama değer yargısının da bir olgusal temeli olmalıdır.
- Karşı tarafın önceki davranışını dosyaya koyun. TCK m.129 haksız fiile tepki ve karşılıklı hakaret hâllerinde indirim ya da ceza vermeme imkânı tanır. ⚠ Bu bir hak değil takdirdir ve yargılama sırasında ileri sürülmelidir; Yargıtay, mahkemenin indirim yapmama takdirine karşı kanun yararına bozma yolunu kapalı görmüştür.
- Kasten yaralama varsa ayrıca belirtin. m.129/2 mutlaktır: hakaret, kasten yaralamaya tepki olarak edildiyse ceza verilmez.
- Uzlaştırmayı atlamayın. Hakaret uzlaştırmaya tabidir ve uzlaşma hâlinde kamu davası düşer. Usulünce uzlaştırma yapılmadan kurulan hüküm Yargıtay tarafından bozulmaktadır; dosyanızda teklif yapılmamışsa bunu dile getirin. Şikâyetten vazgeçme de hüküm kesinleşene kadar sonuç doğurur.
- İletinin muhatabını tartışın. Mesaj mağdura değil başkasına gönderildiyse ve mağdur bunu tesadüfen öğrendiyse huzurda hakaret oluşmaz; gıyapta hakaret için de üç kişi şartı aranır.
