İlme Hukuk Logo
İLMEHUKUK BÜROSU
İLME HUKUK BÜROSU
Hemen AraRandevu Al
Ahşap kaplı uzun bir koridor; sol duvardaki kafesli pencerelerden gelen ışık zemine desen düşürüyor

Emsal Kararlar Kütüphanesi

Yargıtay, İstinaf ve Anayasa Mahkemesi'nin güncel ve emsal niteliğindeki kararlarını, hukuki incelemelerimizle birlikte bu arşivde bulabilirsiniz.

58 sonuç bulundu Ceza Hukuku kategorisindeFiltreleri temizle
Yargıtay14.10.2024
2021/17023 2024/7634

Askerliği reddetmeye çağıran bildiri neden halkı askerlikten soğutma değil aşağılama sayıldı?

Yargıtay 8. Ceza Dairesi, apartman girişlerine ve posta kutularına bıraktığı bildirilerde gençlerin askere gönderilmemesi gerektiğini de yazan sanık hakkında halkı askerlikten soğutma ve kanunlara uymamaya tahrik suçlarından verilen beraat kararlarını bozdu. Karar sanığın aleyhinedir. İlk derece mahkemesi suç işleme kastı bulunmadığı gerekçesiyle beraate hükmetmiş, bölge adliye mahkemesi de Cumhuriyet savcısının istinaf başvurusunu esastan reddetmişti. Daire ise bildirideki ifadeleri bir bütün olarak değerlendirdi. Askerliğin, Meclisin, mahkemelerin ve belediye nikâhlarının reddedilmesine yönelik sözlerin devlet teşkilatına yönelik ağır eleştiri amacını aşan aşağılama niteliğinde olduğunu ve eylemin TCK m.301/1 kapsamında kaldığını kabul etti. Bu nitelendirme üzerine sanığa ek savunma hakkı tanınması ve TCK m.301/4 uyarınca Adalet Bakanının izninin alınması gerektiğini belirtti. Bozmanın ikinci nedeni sanığın lehine kurulmuştur: üst sınırı iki yıl hapis olan aşağılama suçu bakımından basit yargılama usulünün uygulanma imkânının yerel mahkemece değerlendirilmesi istendi. Ceza Muhakemesi Kanunu ise soruşturması izne bağlı suçları bu usulün dışında tuttuğundan, bu değerlendirmede söz konusu istisna belirleyici olabilir. Karar, halkı askerlikten soğutma iddiasıyla başlayan bir dosyanın metnin bütününe göre farklı bir suç tipine kayabileceğini ve bu değişikliğin izin, savunma ve usul bakımından doğurduğu sonuçları gösteriyor.

Kararı İncele
Yargıtay26.06.2018
2017/795 2018/309

Yüzdeki Yara İzi Ne Zaman Sabit İz Sayılır, Ceza Hangi Fıkradan Kurulur?

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 26 Haziran 2018 tarihli kararında, adli tıp raporlarında hem basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif hem de yüzde sabit ize neden olmuş olarak nitelendirilen bir kasten yaralamada temel cezanın hangi fıkradan belirleneceğini karara bağladı. Kahvehanedeki tartışmanın ardından sopayla yaralanan katılan için Yargıtay 1. Ceza Dairesi temel cezanın TCK m.86/2'den kurulması gerektiğini kabul etmiş, Aksaray Ağır Ceza Mahkemesi ise m.86/1'de direnmişti. Genel Kurul direnmeyi isabetli buldu: yüzde sabit ize yol açan bir yaralanma basit tıbbi müdahaleyle giderilebilir sayılmaz; temel ceza m.86/1'e göre belirlenir, ardından m.87/1-c uyarınca bir kat artırılır. Karar yüzde sabit izi de tanımladı: yüz sınırları içinde, iyileşme tamamlandıktan sonra gün ışığında ya da iyi aydınlatılmış bir ortamda bir iki metre mesafeden ilk bakışta belirgin biçimde fark edilen iz. Değerlendirme yaralanmadan en az altı ay sonra yapılır; bu süre dolmadan düzenlenen rapor yüzde sabit izin tespiti için yeterli görülmez. Karar sanıklar aleyhine, katılan lehinedir; temel ceza ağırlaşır ve hafif yaralamaya özgü adli para cezası seçeneği kapanır. Kararın aktardığı ceza alt sınırları, 4 Haziran 2025 tarihli 7550 sayılı Kanunla sonradan yapılan suçlar bakımından yükseltilmiştir.

Kararı İncele
Yargıtay16.02.2026
2024/24507 2026/2078

Aile İçinde Farklı Tarihlerde Yaşanan Şiddet Olayları Eziyet Suçu Sayılır mı?

Yargıtay 8. Ceza Dairesi bu kararında, eşine ve çocuklarına yıllar boyunca hakaret, tehdit ve darp içeren eylemlerde bulunduğu ileri sürülen sanık hakkında eziyet suçundan kurulan beraat hükmünü onamıştır. Karar sanık lehinedir; katılanların eziyet suçundan mahkûmiyet talebi karşılık bulmamıştır. Daire, 5237 sayılı Kanun m.96/1'deki "eziyet çekmesine yol açacak davranışlar" ifadesini madde gerekçesiyle birlikte yorumlamış ve kasten yaralama, hakaret ya da tehdit niteliğindeki fiillerin ancak ani olarak değil, sistematik biçimde ve belirli bir süreç içinde işlendiğinde eziyet suçunu oluşturacağını vurgulamıştır. Sistematiklik, saldırıların genel bir tutumun ya da önceden kararlaştırılmış düzenli bir seyrin parçası olmasını, davranışların süreklilik ve bütünlük taşımasını ifade etmektedir. Somut dosyada tanık beyanları ve adli raporlar farklı tarihlerde gerçekleşmiş münferit olayları ve tekil yaralanmaları gösterdiğinden, eylemler arasında bu bağın kurulamadığı kabul edilmiştir. Aynı sanık hakkında silahla tehdit, kasten yaralama ve hakaret suçlarından kurulan mahkûmiyet hükümleri ise sekiz yıllık olağan dava zamanaşımı temyiz incelemesine kadar dolduğundan bozulmuş ve davalar düşürülmüştür. Karar, aile içi şiddet dosyalarında suç vasfının eylemlerin sayısından çok aralarındaki bağa göre belirlendiğini göstermesi bakımından yol göstericidir.

Kararı İncele
Yargıtay16.02.2022
2021/4498 2022/5051

Dava Açarım, Savcılığa Veririm Demek Şantaj Suçu Oluşturur mu?

Yargıtay 4. Ceza Dairesi, borç ilişkisi bulunan iki kişi arasındaki sosyal medya yazışmasında sanığın, birlikte oldukları döneme ait yatak odası görüntüsünden söz ederek katılana dava açacağını ve görüntüyü savcılığa vereceğini yazması üzerine kurulan şantaj mahkûmiyetini bozmuştur. Katılan, ödenmeyen borç için icra takibi başlatmış; asliye ceza mahkemesi, açıklama tehdidinin borcu ödememek amacıyla yapıldığını kabul ederek eylemi TCK m.107/2 kapsamında şantaj olarak nitelendirmişti. Daire çoğunluğu, mesajların bütünü ve söylendikleri bağlam içinde değerlendirildiğinde ifadelerin Anayasal şikâyet hakkı kapsamında kaldığını ve şantaj suçunun unsurlarının oluşmadığını kabul etmiştir. Karşı oy ise sanığın şikâyet ya da dava yoluyla koruyacağı ihlal edilmiş bir hakkı bulunmadığını, özel hayata ait görüntülerin açıklanacağı tehdidinin borçtan kurtulma amacı taşıdığını ve hakkın kötüye kullanıldığını belirterek suçun oluştuğu görüşündedir. Karar sanık lehine, katılan aleyhinedir. Yerel mahkemenin sonradan direnmesi üzerine Daire görüşünü koruyarak dosyayı Ceza Genel Kuruluna göndermiştir; uyuşmazlığın son sözü Genel Kurulundur. Karar, hak arama özgürlüğü ile şantaj arasındaki sınırın sözün tek başına değil, hangi talebe eşlik ettiği ve korunmak istenen bir hakkın bulunup bulunmadığı üzerinden çizildiğini göstermesi bakımından yol göstericidir.

Kararı İncele
Yargıtay17.04.2026
2025/3892 2026/3043

Çocuğun Cinsel İstismarında Tedavi ve Yasak Kararı Koşullu Salıverilmeyi Bekler mi?

Yargıtay 1. Ceza Dairesi, 17 Nisan 2026 tarihli kanun yararına bozma kararında, çocuğun cinsel istismarı suçundan hükümlü olan kişi hakkında tedavi ve yükümlülük kararı verilebilmesi için koşullu salıverilmenin beklenmesi gerekmediğini kabul etmiştir. Olayda hükümlü, iki ayrı çocuğa yönelik sarkıntılık yoluyla cinsel istismardan toplam altı yıl on sekiz ay hapis cezasına mahkûm edilmiş, müddetnamede koşullu salıverilme tarihi 3 Haziran 2027 olarak gösterilmiş ve infaz hâkimliği cezanın kalanının denetimli serbestlik tedbiriyle infazına karar vermişti. Cumhuriyet başsavcılığının yönetmelik uyarınca tedavi veya yükümlülük belirlenmesi talebi, henüz koşullu salıverilme kararı bulunmadığı gerekçesiyle reddedilmiş, itiraz da sonuçsuz kalmıştı. Daire, 5275 sayılı Kanun'un 108/9. maddesinin süreli hapis cezalarında dörtte üç koşullu salıverilme oranını öngördüğünü ve aynı fıkranın tedbirlerin cezanın infazı sırasında da verileceğini düzenlediğini vurgulayarak ret kararını bozmuştur. Karar hükümlü aleyhine, mağdur ve kamu yararı lehine niteliktedir: infazın erken aşamasında da mağdura yaklaşma, ikamet ve çocuklarla çalışma yasakları ile tedavi yükümlülükleri uygulanabilir. Kararda denetimli serbestlik kararının isabeti incelenmemiş, bozma yalnız tedbir talebinin reddiyle sınırlı tutulmuştur.

Kararı İncele
Yargıtay24.03.2022
2021/120 2022/200

TCK 312'den Beraat, Örgüt Üyeliğinden Mahkûmiyet: Katılan Kurum Cezayı Aleyhe Temyiz Edebilir mi?

Yargıtay Ceza Genel Kurulu bu kararında, 15 Temmuz 2016 darbe teşebbüsü nedeniyle yargılanan bir jandarma kurmay albayın dosyasında iki soruyu birlikte ele almıştır. İlki, hükümete karşı suç (TCK m.312) ile anayasayı ihlal ve yasama organına karşı suçların silahlı terör örgütüne üyelikle ilişkisidir. İkincisi, bu amaç suçlardan beraat edip yalnız üyelikten mahkûm edilen sanığın cezasının, katılan kurumların temyizi üzerine aleyhe bozulup bozulamayacağıdır. İlk derece mahkemesi sanığı üç amaç suçtan beraat ettirmiş, üyelikten dokuz yıl hapis cezasına hükmetmiş; Yargıtay (kapatılan) 16. Ceza Dairesi ise katılanların temyizini esas alarak cezanın eksik belirlendiği gerekçesiyle hükmü bozmuştu. Genel Kurul, amaç suçlarla üyelik arasında geçitli suç ilişkisi bulunduğunu ve tek iddianameyle açılan davanın ayrı dava sayılamayacağını, ancak üyelik suçundan doğrudan zarar görmeyen katılan kurumların bu mahkûmiyeti temyiz hakkı bulunmadığını kabul etmiştir. Aleyhe bozma kaldırılmış, dosya esastan inceleme için Yargıtay 3. Ceza Dairesine gönderilmiştir. Oy çokluğuyla verilen karar sanık lehine, katılan kurumların aleyhinedir. Kararda ayrıca hükümete karşı suçun teşebbüsle tamamlandığı, aranan cebrin fiziki cebir olduğu ve hareketin tehlike doğurmaya elverişli olması gerektiği ayrıntılı biçimde açıklanmıştır.

Kararı İncele
Yargıtay13.04.2026
2024/2593 2026/3715

Yumruktan Aylar Sonra Görme Kaybı: Organ İşlevinin Yitirilmesi Faile Ne Zaman Yüklenir?

Yargıtay 12. Ceza Dairesi bu kararında, yüzüne yumruk atılan katılanda yaklaşık üç ay sonra ortaya çıkan retina dekolmanının ve göz içi merceğinin çıkarılıp yapay lens takılmasının faile yüklenip yüklenemeyeceğini incelemiştir. Olay günkü rapor yalnız basit yaralama tespit etmiş, Adli Tıp Kurumu ise arada başka travma bulunmadığının kabulü hâlinde dekolmanın olayla illiyetli olabileceğini ve yaralanmanın organlardan birinin işlevinin yitirilmesi niteliğinde olduğunu bildirmişti. Bölge adliye mahkemesi sanığın katılanın göz rahatsızlığını bildiğini kabul ederek eylemi bilinçli taksirle yaralama saymış ve iki yıl altı ay hapis cezası vermişti. Daire, koşullu dille yazılmış raporun mahkûmiyete yetmediğini, şüphenin sanık yararına değerlendirileceğini belirterek savunmanın istediği özel göz kliniği kayıtları dâhil bütün tıbbi evrakın getirtilmesini ve dekolmanın önceki görme bozukluğuna, başka bir hastalığa ya da yaşa bağlı gelişip gelişmediğinin Adli Tıp Üst Kurulunca incelenmesini istemiştir. Kabule göre ise illiyet kurulursa eylemin taksirle yaralama değil, TCK m.86/1 ve m.87/2-b kapsamında organ işlevinin yitirilmesiyle ağırlaşmış kasten yaralama olduğunu vurgulamıştır. Karar, eksik inceleme nedeniyle sanık LEHİNE bir bozmadır; illiyetin kesin olarak kurulması hâlinde uygulanacak vasıf bakımından ise sanık ALEYHİNE, katılan lehine bir çizgi taşır. Oy birliğiyle verilen karar, ağır neticenin olaydan aylar sonra ortaya çıktığı yaralama dosyalarında tıbbi zincirin nasıl kurulacağını göstermektedir.

Kararı İncele
Yargıtay24.11.2025
2025/7833 2025/9133

İşkence Suçu İçin Belli Bir Amaç Gerekir mi? Basit Yaralanma ve Emirle Darp Sorunu

Yargıtay 8. Ceza Dairesi, bir askerî birlikte rütbeli ve er sanıkların katılana yaklaşık bir ay boyunca uyguladığı darp, ranzaya kelepçeleme ve kalorifer borusuna bağlama eylemlerini işkence suçu sayan onama kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazını oy birliğiyle reddetti. Başsavcılık, er sanıkların eylemlerinin sistematik olmadığını ve yaralanmaların basit tıbbi müdahaleyle giderilebilir nitelikte kaldığını ileri sürerek fiilin kötü muamele suçu sayılmasını istemişti. Daire, katılanın tutarlı anlatımı, tanık beyanları, tıbbi bulgular ve kısmi ikrarlar ışığında üç noktayı ayırdı: eylemler hiyerarşik yapı içinde, kesintisiz ve aşağılayıcı biçimde icra edildiği için sistematiktir; işkence suçunun oluşması için nitelikli yaralama şartı yoktur, ölçü mağdurun bedensel ve ruhsal bütünlüğüne yönelik sürekli ihlaldir; er sanıklar konusu suç olan emri yerine getirdikleri için 5237 sayılı Kanun m.24 uyarınca sorumluluktan kurtulamaz. İtiraz dilekçesinde madde gerekçesine atıfla işkencenin belli bir amaçla işlenmesinin aranmadığı da kabul edilmiştir; uyuşmazlık amaç değil süreklilik ekseninde çözülmüştür. Karar mahkûm edilen sanıklar aleyhine, katılan lehinedir; beraat eden üç sanık yönünden beraat hükmü korunmuştur. Dosya 5271 sayılı Kanun m.308/3 uyarınca Ceza Genel Kuruluna gönderildiğinden son söz Genel Kurulundur.

Kararı İncele
Yargıtay04.04.2024
2022/1534 2024/3075

Aynı Kişilerin Tekrarlayan Suçları Örgüt mü, Zincirleme Suç mu Sayılır?

Yargıtay 8. Ceza Dairesi, Ankara'da bankamatiklere kart kopyalama düzeneği yerleştiren üç sanık hakkında kurulan hükümleri sanıklar lehine bozdu. İlk derece mahkemesi iki sanığı suç işlemek amacıyla kurulan örgütü yönetmekten, üç sanığı da her bankamatik olayı için ayrı ayrı sahte kart üretmeye teşebbüs ve sahte kartla yarar sağlama suçlarından mahkûm etmişti. Daire iki soruyu birbirinden ayırdı. Örgüt sorusu yapıya ilişkindir: hiyerarşik ilişki içinde en az üç kişi, belirsiz sayıda suç işlemeye elverişli üye sayısı ile araç ve gereç, suç işleme amacı etrafında fiilî birleşme ve devamlılık aranır; sevk ve idare eden konumunda olmadığı hâlde düzenek kurup gözetleme yapan sanıkların sıfatı yönetici değil üyedir (TCK m.220/2). Zincirleme suç sorusu ise icraya ilişkindir: aynı bankaya karşı aynı suç işleme kararıyla farklı günlerde yapılan kopyalama ve para çekme eylemleri tek zincirleme suçtur; her tarih için ayrı hüküm kurulması fazla ceza tayinidir (TCK m.43). Daire ayrıca kart üretilmemiş olaylarda cihazdaki veriye göre eylemin kişisel verileri ele geçirme suçuna dönüşebileceğini, teşebbüs indiriminin zincirleme artırımından önce uygulanacağını ve sahte kartta etkin pişmanlığın işlemeyeceğini belirtti. Karar 4 Nisan 2024 tarihli ve oy birliğiyledir.

Kararı İncele
Yargıtay24.12.2025
2023/232 2025/607

Denetimli Serbestlik İhlal Edilirse Ne Olur? Kapalı Kuruma İade ve Kaçma Suçu

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 24 Aralık 2025 tarihli kararında denetimli serbestlik yükümlülüklerini ihlal ettiği için kapalı ceza infaz kurumuna iade edilen ve iki gün içinde teslim olmayan hükümlünün, hükümlü veya tutuklunun kaçması suçundan cezalandırılıp cezalandırılamayacağını tartışmıştır. Olayda hükümlü, denetim planındaki grup çalışmalarına katılmamış, uyarıya rağmen imza yükümlülüğünü de ihlal etmiş; infaz hâkimliği denetimli serbestlik kararını kaldırarak son ihlal tarihinden itibaren kurumda infaza karar vermiştir. Karar hükümlünün bildirdiği son adrese değil doğrudan kayıtlı adresine tebliğ edilmiş; ne kararda ne de mazbatada iki gün içinde teslim olma yükümlülüğü ve sonucu hakkında bir ihtar yer almıştır. Yerel mahkeme mahkûmiyet kararı vermiş, Yargıtay 8. Ceza Dairesi hükmü onamıştır. Genel Kurul, tebligatın usulsüz olduğunu fakat öğrenme ile geçerli hâle geldiğini kabul etmekle birlikte, kanunilik ve öngörülebilirlik ilkeleri gereği ihtar yapılmayan hükümlünün teslim olmama biçimindeki ihmalinin kasıtlı sayılamayacağı sonucuna varmış ve mahkûmiyeti bozmuştur. Karar hükümlü lehinedir; ancak lehe sonuç yalnız kaçma suçuna ilişkindir, ihlal nedeniyle verilen iade kararı ve kurumda infaz sonucu değişmemiştir. Karar, ihlal sonrası zincirde ihtarın zorunlu bir halka olduğunu Genel Kurul düzeyinde ortaya koyması bakımından yol göstericidir.

Kararı İncele