Özet
Yargıtay 8. Ceza Dairesi, apartman girişlerine ve posta kutularına bıraktığı bildirilerde gençlerin askere gönderilmemesi gerektiğini de yazan sanık hakkında halkı askerlikten soğutma ve kanunlara uymamaya tahrik suçlarından verilen beraat kararlarını bozdu. Karar sanığın aleyhinedir. İlk derece mahkemesi suç işleme kastı bulunmadığı gerekçesiyle beraate hükmetmiş, bölge adliye mahkemesi de Cumhuriyet savcısının istinaf başvurusunu esastan reddetmişti. Daire ise bildirideki ifadeleri bir bütün olarak değerlendirdi. Askerliğin, Meclisin, mahkemelerin ve belediye nikâhlarının reddedilmesine yönelik sözlerin devlet teşkilatına yönelik ağır eleştiri amacını aşan aşağılama niteliğinde olduğunu ve eylemin TCK m.301/1 kapsamında kaldığını kabul etti. Bu nitelendirme üzerine sanığa ek savunma hakkı tanınması ve TCK m.301/4 uyarınca Adalet Bakanının izninin alınması gerektiğini belirtti. Bozmanın ikinci nedeni sanığın lehine kurulmuştur: üst sınırı iki yıl hapis olan aşağılama suçu bakımından basit yargılama usulünün uygulanma imkânının yerel mahkemece değerlendirilmesi istendi. Ceza Muhakemesi Kanunu ise soruşturması izne bağlı suçları bu usulün dışında tuttuğundan, bu değerlendirmede söz konusu istisna belirleyici olabilir. Karar, halkı askerlikten soğutma iddiasıyla başlayan bir dosyanın metnin bütününe göre farklı bir suç tipine kayabileceğini ve bu değişikliğin izin, savunma ve usul bakımından doğurduğu sonuçları gösteriyor.
İnceleme
Askerliği reddetme çağrısının hangi suça girdiği metnin bütününden okunur
Amasya'da apartman posta kutularına bırakılan bir bildiride, böyle bir devletin askerliğini yapmaya gençlerin gönderilmeyeceği yazıyordu. Savcılık bu cümleye dayanarak halkı askerlikten soğutma (5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.318/1) ve kanunlara uymamaya tahrik (5237 sayılı Kanun m.217/1) suçlarından dava açtı; ilk derece mahkemesi ve bölge adliye mahkemesi ise sanığı beraat ettirdi. Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 14 Ekim 2024 tarihli kararı (E. 2021/17023, K. 2024/7634) beraati bozdu, ama iddianamedeki suç tipleri üzerinden değil: Daire bildirinin tamamını okuyarak sözlerin devletin kurum ve organlarını aşağılama niteliğinde olduğunu ve 5237 sayılı Kanun m.301/1 kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini kabul etti.
Kararın yol gösterici yanı iki noktada toplanıyor. İfade suçlarında değerlendirme tek tek cümleler üzerinden değil, metnin bütünü üzerinden yapılıyor. Ağır eleştiri ile aşağılama arasındaki çizgi de yalnız suçun adını değil, izlenecek usulü (soruşturma izni, ek savunma, basit yargılama) birlikte belirliyor. Ceza yargılamasının genel çerçevesi ceza hukuku sayfasında yer alıyor.
Amasya'da apartman girişlerine ve posta kutularına bırakılan bildiriler
Sanık, Amasya il merkezinde bazı apartman girişlerine ve posta kutularına dinî bir başlık taşıyan bildiriler bıraktı. Bildiride laiklik, siyasi partiler, demokrasi ve inkılaplar eleştiriliyordu. Metne göre Türkiye Büyük Millet Meclisi dine uygun kanun çıkarmıyordu; okullara çocuk gönderilmemeli, devletin askerliği, memurluğu ve mahkemeleri reddedilmeliydi, belediye nikâhları da geçerli değildi. Askerliğe ilişkin bölümde, böyle bir devletin askerliğini yapmaya gençlerin gönderilmeyeceği yazıyordu.
Amasya Cumhuriyet Başsavcılığı 2017'de kanunlara uymamaya tahrik ve halkı askerlikten soğutma suçlarından kamu davası açtı. Amasya 1. Asliye Ceza Mahkemesi 2019'da sanığın suç işleme kastı bulunmadığı gerekçesiyle her iki suçtan beraatine karar verdi (5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.223/2-c). Cumhuriyet savcısının istinaf başvurusu Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesince esastan reddedildi. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tebliğnamede onama görüşü bildirdi; bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısı ise sanığın mahkûmiyetini isteyerek hükmü temyiz etti.
Devlet teşkilatına yönelik ağır eleştiriyi aşan sözler aşağılama sayıldı
Daire, sanığın ifadelerini bir bütün olarak değerlendirdi ve dört ifadeyi öne çıkardı: gençlerin böyle bir devletin askerliğine gönderilmeyeceği, Meclisin dine uygun kanun çıkarmadığı ve bunun suç sayıldığı, mahkemelerin reddedilmesi gerektiği, belediye nikâhlarının geçerli olmadığı. Daireye göre bu sözler, devlet teşkilatına yönelik ağır eleştiri amacını aşan aşağılama niteliğindedir. İlk derece mahkemesinin kast yokluğuna dayanan beraat gerekçesi bu değerlendirme karşısında yerinde görülmedi.
Kararda 5237 sayılı Kanun m.318'in unsurları ayrıca tartışılmıyor. Daire, askerliğe ilişkin cümleyi diğer ifadelerden ayırmadan, devlet kurumlarına yönelik tek bir aşağılama bütünü içinde ele alıyor. Kanunlara uymamaya tahrik suçlaması da ayrıca incelenmemiş; Daire eylemi tek bir aşağılama suçu olarak nitelendirip her iki beraat hükmünü birlikte bozmuştur. Askerlik, Meclis, mahkemeler ve nikâh işlemleri aynı metinde birlikte hedef alındığından, gerekçeden Dairenin eylemin ağırlık merkezini askerlik hizmeti değil devletin kurum ve organları olarak gördüğü anlaşılıyor. 5237 sayılı Kanun m.301/3, eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamalarının suç oluşturmadığını öngörür; Dairenin ağır eleştiri vurgusu bu sınırın aşıldığını tespit ediyor.
Nitelendirme değişince usul de değişti. 5237 sayılı Kanun m.301/4 bu suçtan soruşturma yapılmasını Adalet Bakanının iznine bağlar. Daire, mahkûmiyet hükmü kurulmadan önce Adalet Bakanının izninin alınması ve sanığa ek savunma hakkı tanınması gerektiğini belirtti. Değişen suç vasfı hakkında savunma alınmadan hüküm kurulamayacağı yerleşik içtihattır.
Beraat bozuldu: izin, ek savunma ve basit yargılama yerel mahkemede ele alınacak
Daire, tebliğnamedeki onama görüşüne aykırı olarak bölge adliye mahkemesi kararını oy birliğiyle bozdu (5271 sayılı Kanun m.302/2) ve dosyayı Amasya 1. Asliye Ceza Mahkemesine gönderdi. Bozmanın ilk nedeni sanığın aleyhinedir: beraat hükümleri ortadan kalkmış, aşağılama suçundan mahkûmiyet yolu açılmıştır.
İkinci bozma nedeni sanığın lehine kurulmuştur. Aşağılama suçunun üst sınırı iki yıl hapis olduğundan Daire, Anayasa Mahkemesinin 14 Ocak 2021 tarihli ve E. 2020/81, K. 2021/4 sayılı kararına dikkat çekti. Anayasa Mahkemesi, 7188 sayılı Kanunla Ceza Muhakemesi Kanununa eklenen geçici 5. maddedeki hükme bağlanmış ibaresini Anayasa m.38'e aykırı bularak iptal etmişti. Bu iptal sonucunda ilk derece hükmü verilmiş dosyalarda da lehe hükümler içeren 5271 sayılı Kanun m.251/3'ün uygulanma imkânı doğdu ve Daire bu konuda yerel mahkemenin yeniden değerlendirme yapmasını istedi. Gerekçede suç ve cezanın kanuniliği ile lehe kanun ilkesinin dayanağı olarak Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin yedinci maddesine de yer verildi.
Yerel mahkemenin bu değerlendirmesinde bir istisna belirleyici olabilir. 5271 sayılı Kanun m.251/7, soruşturma veya kovuşturma yapılması izne ya da talebe bağlı olan suçları basit yargılama usulünün dışında tutar. Aşağılama suçunda soruşturma Adalet Bakanının iznine bağlı olduğundan, Dairenin istediği yeniden değerlendirme bu fıkra gözetilerek yapılacaktır; kararda bu fıkraya ayrıca değinilmemiştir.
Bildirinin tam metni ve dağıtım bağlamı suç vasfını belirleyen ilk belgedir
Bu tür dosyalarda değerlendirme tek cümleye değil metnin bütününe dayandığından, bildirinin ya da paylaşımın tam metninin dosyaya eksiksiz girmesi gerekir. Askerliğe ilişkin cümlenin hangi bağlamda ve hangi ifadelerle birlikte kullanıldığı nitelendirmeyi değiştirebilir. Savunmada ifadelerin eleştiri sınırında kaldığının metnin geneli üzerinden gösterilmesi gözetilmelidir.
Suç vasfı yargılama sırasında değişirse ek savunma hakkının tanınıp tanınmadığı ve aşağılama suçu için Adalet Bakanının izninin alınıp alınmadığı izlenmelidir. Basit yargılama usulü gündeme geldiğinde, suçun üst sınırının yanında soruşturmanın izne bağlı olup olmadığı da ayrıca değerlendirilmelidir. İzin ve ek savunma işlemlerinin tarihleriyle birlikte dosyada belgelenmesi, temyiz aşamasında usul denetiminin sağlıklı yapılmasını kolaylaştırır.
Askerlikten soğutma ile aşağılama ayrımı hakkında sık sorulan sorular
Askere gidilmemesi gerektiğini söyleyen her yazı halkı askerlikten soğutma suçu mudur?
Bu kararda Daire, askerliğe ilişkin cümleyi metnin geri kalanından ayırmadan değerlendirmiş ve sözleri devlet teşkilatını aşağılama olarak nitelendirmiştir. Suçun hangi maddeye gireceği, ifadenin hedefine ve metnin bütününe göre belirlenir. Tek bir cümle bağlamından koparılarak nitelendirilmemektedir.
Suç vasfı aşağılamaya dönerse yargılama nasıl ilerler?
Aşağılama suçundan soruşturma yapılması Adalet Bakanının iznine bağlıdır. Daire, mahkûmiyetten önce bu iznin alınmasını ve sanığa değişen suç vasfına karşı ek savunma hakkı tanınmasını aramıştır. Basit yargılama usulü ise izne bağlı suçlarda kanunen uygulanmadığından, bu yol ancak söz konusu istisna gözetilerek değerlendirilebilir.
İfade özgürlüğü ihlali iddiası Yargıtay kararından sonra nereye taşınabilir?
Olağan kanun yolları tükendikten sonra ifade özgürlüğünün ihlal edildiği iddiası Anayasa Mahkemesine bireysel başvurunun konusu yapılabilir. Başvurunun koşulları Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru sayfasında anlatılmaktadır.
Kararın tam metni
~4 dk okuma
Metin, Yargıtay Karar Arama resmî yayınından alınmıştır. Kaynakta açın
8. Ceza Dairesi 2021/17023 E. , 2024/7634 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/1363 Esas, 2020/686 Karar SUÇLAR : Halkı askerlikten soğutma, halkı kanunlara uymamaya tahrik TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I.HUKUKİ SÜREÇ 1.Amasya Cumhuriyet Başsavcılığının 21.06.2017 tarihli iddianamesiyle; sanığın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 217 nci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen kanunlara uymamaya tahrik suçundan ve 318 inci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen halkı askerlikten soğutma suçundan cezalandırılması, hak yoksunluklarının uygulanması ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesi istemiyle kamu davası açılmıştır. 2. Amasya 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 19.09.2019 tarihli kararıyla; sanığın, her iki suçtan da 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir.
- Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 09.09.2020 tarihli ve 2019/1363 Esas, 2020/686 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan beraat hükümlerine yönelik Cumhuriyet savcısının istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddi ile hükümlerin onanmasına karar verilmiştir.
- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca; sanık hakkında kurulan hükümlerin onanması yönünde karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdii edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ Samsun Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz istemi; sanığın atılı suçları işlediğine ve mahkumiyetine karar verilmesi gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü 1.Dava konusu olay; sanığın Amasya il merkezinde bazı apartman girişlerine ve posta kutularına başlık kısmı "AYET VAR YERE ATMAYIN, MÜSLÜMAN OLMAK NEYİ GEREKTİRİR" şeklinde olan bildirileri dağıtmak suretiyle atılı suçu işlediği iddiasına ilişkindir. Söz konusu bildirinin içeriği; Türkiye'de şeriat yani Kur'an kanunlarının değil, insanların kendi kafalarından çıkardığı kanunlara, laikliğe, siyasi partilere, demokrasi yönetimini ayakta tutan unsurlara, Atatürk ilke ve inkılaplarına, oy verenlere, oy verip devletin başına idarece olarak getirilenlere, Türkiye Büyük Millet Meclisinin dine uygun kanun çıkarmadığı, çıkarılmasının dahi suç sayıldığı bir meclis olduğu, günümüz okullarına, ders kitaplarında Atatürk'ün İslama zıt olarak yaptığı devrimlerin iyi bir şeymiş gibi gösterildiğine, böyle bir devletin açtığı ve açılmasına izin verip gözetim altında tuttuğu okullarda imam hatip dahi olsa çocukların gönderilmeyeceği, "böyle bir devletin askerliğini (bekçiliğini) yapmaya gençlerin gönderilmeyeceğini, ülke yönetiminin tağuta benzetildiği, tağut yönetimini, eğitimini, askerliğini, memurluğunu reddetmek gerektiği gibi mahkemelerini reddetmek gerektiği, belediye nikahlarında belediyenin bana verdiği yetkiye dayanarak deyip nikah kıyıldığı, yetkiyi Allah'tan başkasına vermenin de küfür olduğu, Türkiye'deki imamlar dahil tüm memurların aldıkları maaş karşılığında laiklik, demokrasi ve inkılapları koruyacaklarına dair imza atıp dinden çıkacaklarına ilişkindir. 2. Mahkemesince; sanığın suç işleme kastı bulunmadığından beraatine karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgular konusunda, Bölge Adliye Mahkemesince, isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE 1.Sanığın "olay ve olgular" bölümünde detaylandırılan ifadelerinin bir bütün olarak değerlendirilmesinde; özellikle, böyle bir devletin askerliğini (bekçiliğini) yapmaya gençlerin gönderilmeyeceğine, Türkiye Büyük Millet Meclisinin dine uygun kanun çıkarmadığına, çıkarılmasının dahi suç sayıldığına, mahkemelerini reddetmek gerektiğine, belediye nikahlarında belediyenin kıydığı nikahların geçerli olmayacağına dair ifadelerinin devlet teşkilatına yönelik ağır eleştiri amacını aşan aşağılama niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır. Bu cihetle; sanığa ek savunma hakkı tanınarak, 5237 sayılı Kanun'un 301 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca aynı maddenin dördüncü fıkrası gereğince Adalet Bakanlığından soruşturma izni alındıktan sonra sanığın mahkumiyetine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden beraat kararı verilmesi, 2. (1) nolu bozma nedenine göre; sanığın eylemine uyan suçun üst sınırının 2 yıl hapis cezası olması nedeniyle; Dairemizin 2020/2463 Esas sayılı dosyasında 01.10.2020 tarihli kararla, somut norm denetimi yoluyla iptal istemli başvuru üzerine Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 gün ve 2020/81 Esas, 2021/4 sayılı Kararı ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'na (5271 sayılı Kanun) 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanunun 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddesinin "01.01.2020 tarihi itibariyle... hükme bağlanmış ve kesinleşmiş dosyalarda .... Basit yargılama usulü uygulanmaz" bölümündeki hükme bağlanmış" ibaresinin Anayasanın 38 inci maddesine aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 38 inci maddesinde suçun kanuniliği ve cezanın kanuniliği güvence altına alınmıştır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 7 nci maddesinin birinci fıkrasında da aynı güvencelere yer verilerek "lehe kanunun uygulanması ilkesi" benimsenmiştir. Maddi ceza hukukuna ilişkin hükümler içeren basit yargılama usulünün "hükme bağlanmış dosyalarda" uygulanmasını engelleyen 5271 sayılı Kanun'un geçici 5 inci maddesinin (d) bendindeki "hükme bağlanmış" ibaresinin basit yargılama usulü yönünden Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesi nedeniyle temyiz davasına konu dosyalarda lehe hükümler içeren 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesinin üçüncü fıkrasının uygulanması imkanının doğması ve bu konuda mahkemesince yeniden değerlendirme yapılması gerekliliği; nedenleriyle sanık hakkında kurulan hükümler hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Cumhuriyet savcısının temyiz istemi yerinde görüldüğünden Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin 09.09.2020 tarihli ve 2019/1363 Esas, 2020/686 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Amasya 1. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.10.2024 tarihinde karar verildi.
Bu alandaki diğer kararlar

Yüzdeki Yara İzi Ne Zaman Sabit İz Sayılır, Ceza Hangi Fıkradan Kurulur?
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 26.06.2018

Aile İçinde Farklı Tarihlerde Yaşanan Şiddet Olayları Eziyet Suçu Sayılır mı?
Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 16.02.2026

Dava Açarım, Savcılığa Veririm Demek Şantaj Suçu Oluşturur mu?
Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 16.02.2022

