İlme Hukuk Logo
İLMEHUKUK BÜROSU
İLME HUKUK BÜROSU
Hemen AraRandevu Al
Beyaz bir duvarda asılı harfli göz muayene tablosu

Yumruktan Aylar Sonra Görme Kaybı: Organ İşlevinin Yitirilmesi Faile Ne Zaman Yüklenir?

Yargıtay 12. Ceza Dairesi, yumruktan üç ay sonra gelişen retina dekolmanında illiyet şüphesini sanık lehine yorumladı; illiyet kurulursa vasıf TCK 87/2-b olur.

Mahkeme
Yargıtay 12. Ceza Dairesi
Esas/Karar
2024/2593 2026/3715
Karar tarihi
13.04.2026
Resmî kaynak
Yargıtay Karar Arama
Av. Mesut İLME — Yalova Barosu

Av. Mesut İLME

Yalova Barosu, sicil 287

Yayın
23 Eylül 2026
6 dk
okuma

Özet

Yargıtay 12. Ceza Dairesi bu kararında, yüzüne yumruk atılan katılanda yaklaşık üç ay sonra ortaya çıkan retina dekolmanının ve göz içi merceğinin çıkarılıp yapay lens takılmasının faile yüklenip yüklenemeyeceğini incelemiştir. Olay günkü rapor yalnız basit yaralama tespit etmiş, Adli Tıp Kurumu ise arada başka travma bulunmadığının kabulü hâlinde dekolmanın olayla illiyetli olabileceğini ve yaralanmanın organlardan birinin işlevinin yitirilmesi niteliğinde olduğunu bildirmişti. Bölge adliye mahkemesi sanığın katılanın göz rahatsızlığını bildiğini kabul ederek eylemi bilinçli taksirle yaralama saymış ve iki yıl altı ay hapis cezası vermişti.

Daire, koşullu dille yazılmış raporun mahkûmiyete yetmediğini, şüphenin sanık yararına değerlendirileceğini belirterek savunmanın istediği özel göz kliniği kayıtları dâhil bütün tıbbi evrakın getirtilmesini ve dekolmanın önceki görme bozukluğuna, başka bir hastalığa ya da yaşa bağlı gelişip gelişmediğinin Adli Tıp Üst Kurulunca incelenmesini istemiştir. Kabule göre ise illiyet kurulursa eylemin taksirle yaralama değil, TCK m.86/1 ve m.87/2-b kapsamında organ işlevinin yitirilmesiyle ağırlaşmış kasten yaralama olduğunu vurgulamıştır.

Karar, eksik inceleme nedeniyle sanık LEHİNE bir bozmadır; illiyetin kesin olarak kurulması hâlinde uygulanacak vasıf bakımından ise sanık ALEYHİNE, katılan lehine bir çizgi taşır. Oy birliğiyle verilen karar, ağır neticenin olaydan aylar sonra ortaya çıktığı yaralama dosyalarında tıbbi zincirin nasıl kurulacağını göstermektedir.

İnceleme

Aylar sonra ortaya çıkan göz hasarı yumruğa ne zaman bağlanabilir

Kavgada atılan tek bir yumruk, olay günü alınan raporda "basit tıbbi müdahale ile giderilebilir" diye nitelenir; birkaç ay sonra aynı kişi gözünden ameliyat olur ve adli tıp raporu bu kez organlardan birinin işlevinin yitirildiğinden söz eder. Ceza dosyasındaki asıl soru bu iki rapor arasındaki boşlukta doğar: sonradan gelişen ağır netice ilk darbeye mi, yoksa kişinin önceden var olan bir hastalığına mı bağlıdır? Yargıtay 12. Ceza Dairesinin E. 2024/2593, K. 2026/3715, 13 Nisan 2026 tarihli kararı bu soruyu iki katmanda cevaplar.

Birinci katman ispattır. Daire, adli tıp raporunun "illiyetli olabileceği" biçimindeki koşullu dilinin mahkûmiyete temel yapılamayacağını, eksik tıbbi evrakın tamamlanıp raporun Adli Tıp Üst Kurulunca yeniden değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir. İkinci katman vasıftır: illiyet kurulursa eylem taksirle yaralama olarak değil, kasten yaralamanın organ işlevinin yitirilmesiyle ağırlaşmış hâli olarak (TCK m.86/1 ve m.87/2-b) değerlendirilir. İki çizgi birlikte okunduğunda karar, neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama dosyalarında hem savunmanın hem de katılanın izleyeceği yolu gösterir.

Boşanma davası sürerken kayınpederin damadına attığı tek yumruk

Katılan ile eşi arasında boşanma davası devam ederken katılan, kayınpederi olan sanıkla bir iş yerinin önünde karşılaşmış ve aralarında tartışma çıkmıştır. Tanık anlatımına göre sanık, katılanın yüzünün sol tarafına yumruk atmış, katılanın gözlüğü yere düşmüştür. Olay günü düzenlenen raporda sol yanakta ve ön kolda hassasiyet saptanmış, yaralanmanın basit tıbbi müdahale ile giderilebileceği belirtilmiştir.

Yaklaşık üç ay sonra katılan önce miyop tanısıyla ilaç almış, ardından sol gözünde görme azalması ve ışık çakmaları yakınmasıyla başvurduğu hastanelerde retina dekolmanı tanısı konmuştur. Ağustos 2019'da göz içi merceği çıkarılmış, yapay lens yerleştirilmiş ve aynı seansta retina ameliyatı yapılmıştır. Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu, katılanın arada başka bir travma ya da göz içi ameliyatı geçirmediğinin kabulü hâlinde dekolmanın olayla illiyetli olabileceğini, mercek çıkarılıp yapay lens takılmasının organlardan birinin işlevinin yitirilmesi niteliğinde olduğunu bildirmiştir. Sanık müdafii, katılanın özel göz doktorundaki muayene ve tedavi kayıtlarının getirtilmesini istemiş; ilk derece mahkemesi bu talebi reddetmiştir.

İlk derece mahkemesi sanığı TCK m.86/1, m.23 ve m.87/2-b uyarınca dört yıl iki ay hapis cezasıyla cezalandırmıştır. Bölge adliye mahkemesi (BAM) ise sanığın ağır neticeyi istemediğini, ancak katılanın göz rahatsızlığını bildiği için öngörebildiğini kabul ederek eylemi bilinçli taksirle yaralama saymış ve iki yıl altı ay hapis cezası vermiştir. Cumhuriyet savcısı ve katılan kasten nitelikli yaralama, sanık müdafii ise beraat istemiyle temyiz etmiştir.

Olabilir denilen illiyet bağı şüpheyi sanık aleyhine yormaya yetmedi

Daire önce tıbbi zinciri kronolojik olarak kurmuştur: olay günkü rapor yalnız yüzde hassasiyet tespit etmiş, göz muayenesine ait bir adli rapor dosyaya girmemiştir. Retina dekolmanı ise olaydan yaklaşık üç ay sonra, önce miyop tanısıyla başlayan bir tedavi sürecinde saptanmıştır. Adli tıp raporu bu tabloyu kesin bir tespitle değil, mahkemenin başka travma bulunmadığını kabul etmesi koşuluna bağlı bir olasılıkla ilişkilendirmiştir.

Bu noktada Daire, ceza yargılamasının temel ilkesini hatırlatmıştır. Kararda, sanığın cezalandırılması bakımından önem taşıyan her soruna ilişkin şüphenin sanık yararına değerlendirileceği, gerçekleşme biçimi aydınlatılamamış olayların sanık aleyhine yorumlanamayacağı ve kanıtların başka türlü oluşa olanak vermeyecek açıklıkta olması gerektiği vurgulanmıştır. Savunmanın istediği özel klinik kayıtları hiç getirtilmeden, eksik evrak üzerinden verilmiş koşullu bir raporla illiyet bağının "her türlü tartışmadan uzak" sayılması bu ilkeyle bağdaşmamıştır. Daire, dekolmanın katılanın önceden gözlük kullanmasına yol açan görme bozukluğuna, başka bir hastalığın ilerlemesine ya da yaşa bağlı olarak gelişme ihtimalinin Adli Tıp Üst Kurulunca bütün evrak üzerinden incelenmesini istemiştir.

Kararın ikinci ayağı "kabul ve uygulamaya göre" kurulmuştur. Katılanın yaralanması organlarından birinin işlevinin yitirilmesi niteliğindeyse, bu yaralanma artık basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek türden değildir; uygulanacak hükümler TCK m.86/1 ve m.87/2-b'dir. BAM'ın başlangıçtaki darbeyi basit yaralama sayıp ağır neticeyi TCK m.23 üzerinden taksirle yaralamaya (TCK m.89/1, m.89/3-b ve m.22/3) bağlaması Daire tarafından hukuka aykırı bulunmuştur. Yerleşik içtihatta neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama, kastedilenden ağır neticeye en azından taksirle sebep olma hâlini karşılayan düzenleme olarak kabul edilmektedir; ağır netice faile yüklenebiliyorsa bunun karşılığı ayrı bir taksir suçu değil, TCK m.87'deki ağırlaştırıcı neticedir.

Eksik incelemeden bozma, illiyet kurulursa ağırlaşmış yaralama vasfı

Daire, sanık müdafiinin temyiz istemini yerinde görerek BAM kararını CMK m.302/2 uyarınca, tebliğnameye uygun olarak ve oy birliğiyle bozmuş, dosyayı Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine göndermiştir. Dosya önce Yargıtay 1. Ceza Dairesine gitmiş, BAM'ın taksirle yaralama vasfı nedeniyle o Dairenin görevsizlik kararıyla 12. Ceza Dairesine gelmiştir.

Bozmanın uygulamadaki etkisi iki yönlüdür. Sanık bakımından, özel klinik kayıtları dâhil bütün tıbbi evrak toplanıp Adli Tıp Üst Kurulunun kesin bir değerlendirmesi alınmadan ağır neticeden sorumluluk kurulamaz; illiyet kesinleşmezse sorumluluk olay günkü basit yaralamayla sınırlı kalabilir. Katılan bakımından ise illiyetin kurulması hâlinde vasıf taksirle yaralama değil, organ işlevinin yitirilmesiyle ağırlaşmış kasten yaralama olacaktır. Kabule göre yapılan değerlendirme, Cumhuriyet savcısı ile katılanın temyizde ileri sürdüğü vasıf itirazının da yerinde görüldüğünü göstermektedir.

Önceki göz hastalığının kayıtları ve tedavi zinciri eksiksiz toplanmalıdır

Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama dosyalarında ağır netice çoğu zaman olaydan haftalar ya da aylar sonra ortaya çıkar. Bu tür dosyalarda olay günü ilgili organa yönelik ayrıntılı bir muayene yapılıp yapılmadığı, sonraki başvuruların hangi yakınmayla ve hangi tarihte başladığı, arada başka bir travma ya da ameliyat bulunup bulunmadığı kronolojik olarak belgelenmelidir. Mağdurun önceden bilinen bir rahatsızlığı varsa, özel muayenehane ve klinik kayıtları dâhil geçmiş tedavi evrakının dosyaya kazandırılması gerekir; yalnız devlet hastanesi kayıtlarıyla yetinilmesi, kararda görüldüğü üzere eksik inceleme sayılabilir.

Adli tıp raporunda "olabilir", "kabulü hâlinde" gibi koşullu ifadeler yer alıyorsa, bu koşulların tek tek araştırılması ve gerekirse Adli Tıp Üst Kurulundan görüş istenmesi gözetilmelidir. Uygulamada en sık karşılaştığımız eksiklik, olay günkü raporun yalnız görünür bulguları kaydetmesi ve sonradan ortaya çıkan hasarın bu raporla ilişkilendirilememesidir. Vasıf farkının infaza yansıması, verilen ceza ve suç türü üzerinden infaz hesaplama aracıyla hesaplanabilir.

Yaralamada organ kaybı ve illiyet bağı üzerine sık sorulan sorular

Olay günkü rapor basit yaralama diyorsa sonradan organ kaybı faile yüklenebilir mi?

Olay günkü raporun basit yaralama tespiti, sonradan gelişen ağır neticenin faile yüklenmesini tek başına engellemez. Belirleyici olan, sonraki netice ile darbe arasındaki illiyet bağının tıbbi olarak kesin biçimde kurulabilmesidir. Bu kararda Daire, koşullu bir rapora dayanılarak kurulan bağlantıyı yeterli görmemiş ve bütün tedavi evrakı üzerinden yeniden inceleme istemiştir.

Göze yapay lens takılması organ işlevinin yitirilmesi sayılır mı?

Kararda Adli Tıp Kurumu, göz içi merceğinin çıkarılıp yapay lens yerleştirilmesini organlardan birinin işlevinin yitirilmesi niteliğinde değerlendirmiş, Daire de bu nitelendirmeyi esas almıştır. Ağır neticenin hangi derecede olduğu her dosyada adli tıp raporuyla belirlenir; işlevin sürekli zayıflaması ile yitirilmesi farklı ağırlaştırıcı hâllerdir.

Fail mağdurun önceki hastalığını biliyorsa eylem taksirle yaralama mı olur?

Bölge adliye mahkemesi bu gerekçeyle bilinçli taksirle yaralamaya hükmetmiş, Daire bu yaklaşımı hukuka aykırı bulmuştur. Ağır netice illiyet bağıyla faile yüklenebiliyorsa uygulanacak düzenleme kasten yaralamanın neticesi sebebiyle ağırlaşmış hâlidir. Önceki hastalığın rolü, vasfı değil illiyet bağının kurulup kurulamayacağını etkileyen bir olgu olarak incelenir.

Kararın tam metni

~9 dk okuma

Metin, Yargıtay Karar Arama resmî yayınından alınmıştır. Kaynakta açın

12. Ceza Dairesi         2024/2593 E.  ,  2026/3715 K. "İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/2389 E., 2022/1451 K. SUÇ : Taksirle yaralama HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısı, sanık müdafii ve katılan vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 86/1, 23, 87/2-b, 87/2-2.cümle, 62/1, 53/1-2-3. maddeleri uyarınca 4 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince sanık müdafiinin istinaf başvurusunun kabulüne karar verilerek 5271 sayılı CMK'nın 280/1-g maddesi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280/2. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanık hakkında taksirle yaralama suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 23/1 ve 86/2. maddeleri yollamasıyla aynı Kanun'un 89/1, 89/3-b, 22/3, 62/1. maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca hükmün bozulmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Yargıtay 1. Ceza Dairesine tevdii edilmiş, Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 27.03.2024 tarihli görevsizlik kararı ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz sebepleri; katılan ...’in kayınpederi olması sebebiyle katılandaki mevcut göz rahatsızlığını öteden beri bilen, İlk Derece Mahkemesince alınan savunmasında da katılandaki göz rahatsızlığını bildiğini açıkça ikrar eden, suç tarihinde de katılanın sol çenesine attığı yumruk sebebiyle katılanın gözünde retina dekolmanına ve organlarından birinin işlevinin yitirilmesine neden olacağını bildiği halde, bilerek ve isteyerek katılanın çenesine isabet edecek şekilde yumruk atarak katılanı nitelikli şekilde yaralayan sanığın eyleminin 5237 sayılı TCK'nın 86/1, 87/2-b-son, 53/1. maddeleri kapsamında kasten nitelikli yaralama suçunu oluşturduğu gözetilmeksizin, eylemin bilinçli taksirle yaralamaya neden olmak suçunu oluşturduğu kabul edilerek sanık hakkında eksik cezaya hükmolunmasının usûl ve kanuna aykırı olduğu gerekçesiyle hükmün sanık aleyhine bozulması gerektiğine ilişkindir.

Katılan vekilinin temyiz sebepleri; tamamen kasta dayalı eylemleri ile katılanın organlarından birinin işlevini sürekli yitirmesine neden olan olay nedeniyle sanığın taksirinden bahisle cezalandırma kararı verilmesinin usûl ve Kanuna aykırı olduğuna, sanığın kasten yaralamadan dolayı cezalandırılması gerektiğine, bu yöndeki temyiz taleplerinin kabul görmemesi halinde ise sanık hakkında verilen cezanın katılanda meydana gelen yaralanmanın boyutu dikkate alınarak en üst sınırdan uygulanması gerekirken alt sınırdan ceza tayininin yerinde olmaması nedeniyle sanık aleyhine hükmün bozulması gerektiğine ilişkindir.

Sanık müdafiinin temyiz sebepleri; deliller toplanmadan maddi gerçeğe ulaşılmadan hüküm kurulduğuna, sanığın eylemi ile katılanda meydana gelen organlardan birinin işlevinin yitirilmesi neticesi arasında illiyet bağı olduğu gerekçesi ile sanığın cezalandırılmasına karar verildiği, 19.11.2020 tarihli ... Adli Tıp Kurumu raporunda da belirtildiği üzere olaydan sonraki 3 aylık süre içerisinde başkaca travmaya maruz kalmadığının veya göz içi operasyon geçirmediğinin kabulü halinde dahi, 3 ay sonra gelişen sol retina dekolmanının "olayla illiyetli olabileceği" denilmek suretiyle katılanda meydana gelen sol retina dekolmanının sanığın üzerine atılı eylemden kaynaklandığının kesin olarak belirlenemediğine, sanığın cezalandırılabilmesi için üzerine atılı suçu işlediğinin her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delillerle ispat edilmesi gerektiğine, ancak ortada şüpheli bir durum olduğuna, şüpheden sanığın yararlanması gerektiğine, sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR

  1. İlk Derece Mahkemesince, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; katılanın eşiyle boşanma aşamasında olup davalarının da olay tarihi itibariyle devam ettiği, bu sebeple katılan ... ile kayınpederi olan sanık ... arasında husumet bulunduğu, olay tarihinde katılanın yanında arkadaşı görgü tanığı ... . da olduğu halde sanık ile Katre isimli işyerinin önünde karşılaşıp tartışmaya başladıkları, tartışmanın devamında sanığın katılanın yüzünün sol tarafına yumruk atması sonucu ... ... Hastanesinin 27.05.2019 tarihli raporuna göre katılanın yüzünde sol yanak ve çevrede hassasiyet mevcut olduğu, yaralanmasının basit tıbbi müdahale ile giderilebilir nitelikte olduğunun belirtildiği; fakat olaydan sonra katılanın gözünde karartılar oluştuğu şikâyetiyle ... ... Hastanesine başvurduğu, oradan da ...... Üniversitesi Hastanesine sevk edildiği, yapılan incelemeler sonucunda ... Ünüversitesi Hastanesine sevk edildiği ve katılanın ilk olarak burada cerrahi müdahale geçirdiği, katılanın ... Cumhuriyet Başsavcılığına verdiği 19.08.2019 tarihli dilekçesiyle gözündeki görme kaybının sanık tarafından darp edilmesi neticesinde meydana geldiğini belirterek soruşturmanın genişletilmesi talebinde bulunduğu,bunun üzerine tedavi evrakı getirtilerek ... Adli Tıp Kurum Başkanlığı 2. İhtisas Kurulundan alınan 06.11.2020 tarihli raporla şahsın dava konusu olaydan sonraki 3 aylık süre içerisinde başkaca travmaya maruz kalmadığının veya göz içi operasyon geçirmediğinin kabulü halinde olaydan 3 ay sonra gelişen sol retina dekolmanının olayla illiyetli olabileceği cihetle sol gözde retina dekolmanına neden olan yaralanmasının kişinin yaşamını tehlikeye sokan bir durum olmadığı, kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif olmadığı, olaya bağlı gelişen göz içi merceğinin çıkarılması ve yapay lensin yerleştirilmesinin organlarından birinin işlevinin yitirilmesi niteliğinde olduğunun tespit edildiği, kolluk tarafından düzenlenen 05.01.2021 tarihli araştırma tutanağında katılanın davaya konu olay dışında herhangi bir darp veya yaralama olayına karışmadığı, bu sebeple düzenlenen herhangi bir tutanak da olmadığı belirtildiğinden katılanın dava konusu olaydan sonraki 3 aylık süre içerisinde başkaca travmaya maruz kalmadığının anlaşıldığı, dosyada bulunan ... Adli Tıp Kurumunun da incelediği tedavi evrakında katılanın mevcut cerrahi operasyon dışında dosyaya yansıyan başkaca göz içi operasyon geçirdiğinin de tespit edilemediğinin anlaşıldığı, tanık ... . sanığın katılanın yüzüne yumruk attığını, bu sebeple katılanın gözlüğünün yere düşüp tişörtünün düğmesinin de koptuğunu beyan ettiği, sanığın savunmalarında katılanı sadece göğüs tarafından tutarak ittiğini, yüzüne yumruk atmadığını ve üzerine atılı suçlamaları kabul etmediği, sonuç olarak katılan ve sanığın suç tarihinde tartışmaları neticesinde sanığın katılanın yüzünün sol tarafına yumruk atmasından dolayı katılanın yaralandığı, 19.11.2020 tarihli ... Adli Tıp Kurumu raporuna göre sanığın eylemi ile katılanda meydana gelen organlarından birinin işlevinin yitirilmesi neticesi arasında illiyet bağı olduğu, bu nedenle sanığın, katılanın duyularından veya organlarından birinin işlevinin yitirilmesine sebebiyet verecek şekilde neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçunu işlediği sabit olduğundan 5237 sayılı TCK'nın 23. maddesi gereğince aynı Kanun'un 87/2. maddesi gereğince cezalandırılmasına karar verilmiştir.

  2. Bölge Adliye Mahkemesi tarafından duruşmalı yapılan yargılama neticesinde; sanığın, 27.05.2019 tarihinde, damadı olan katılan ...'e, ... aralarında olan boşanma davası nedeniyle husumet duymasına bağlı olarak yumrukla vurarak onu hemen olay sonrası aldırılan 27.05.2019 tarihli doktor raporuna göre yaşamsal tehlike geçirmeksizin basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek hafif nitelikte yaraladığı, ancak bu olaydan geçen birkaç gün sonra katılanın eskiye dayalı göz rahatsızlığının nüksederek sanığın eylemi ile illiyetli olarak sol gözde göz içi merceğinin çıkarılıp yapay lens yerleştirilmesine bağlı olarak organlardan birinin işlevinin yitirilmesi niteliğinde yaralandığı ve sanığın eylemi gerçekleştirdiği sırada katılanda ortaya çıkacak ağır bir neticeyi istemediği ve sanığın katılana yönelik 27.05.2019 tarihli eyleminin başta 5237 sayılı TCK'nın 86/2. maddesi kapsamında basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek nitelikte olduğu, öte yandan sanığın alınan beyanlarında da belirttiği üzere damadı olan katılanın gözünün rahatsız olduğunu bildiği ve İlk Derece Mahkemesince yapılan kolluk araştırması ve aldırılan Adli Tıp Kurumu raporuna göre ortaya çıkan sonuç ile sanığın eylemi arasında illiyet bağı bulunduğunun her türlü tartışmadan uzak olduğu, sanığın olay tarihinde katılana vurmuş olduğu yumruk darbesiyle mağdurun bir gözünü kaybetmesini amaçlamadığı, ancak katılanın göz rahatsızlığını önceden bilmesi nedeniyle yüzüne vurduğu yumruk darbesine bağlı olarak herhangi bir şekilde beklenmedik neticelerin ortaya çıkabileceğini öngörebilecek durumda olduğu, bu nedenle sanığın 5237 sayılı TCK'nın 86/2. maddesi kapsamında kalan eylemi yönünden ortaya çıkan ağır neticeden kasten hareket ettiğinin kabulü mümkün olmasa da sanığın amaçladığından daha farklı ağır sonuçlar doğuran eylemi nedeniyle 5237 sayılı TCK'nın 23/1, 86/2. maddeleri yollamasıyla TCK'nın 89/1, 89/3-b, 22/3 maddeleri kapsamında taksirle yaralama suçunu oluşturduğu sabit görülerek mahkumiyetine karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE VE KARAR Yapılan yargılama ve incelenen dosya kapsamına göre; 1.27.05.2019 tarihinde sanık ...'ın, ... aralarında süren boşanma davası nedeniyle husumetli olduğu damadı katılan ... ile yolda karşılaştığı, tarafların arasında çıkan tartışmada sanığın katılanın çenesine doğru yumruk atması neticesinde ... ... Hastanesince 27.05.2019 tarihinde genel tıbbi muayene sonucu düzenlenen kâti raporda katılanın sol ön kol iç yüzde hassasiyet, yüzde sol yanak ve çevrede hassasiyet mevcut olan yaralanmasının basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek nitelikte olduğu belirtilmiştir.

Katılanın olay tarihinden yaklaşık üç ay sonra 15.08.2019 tarihinde ... ... Hastanesine başvurduğu, miyop tanısıyla ilaç reçete edildiği, 16.08.2019 tarihinde ... Üniversitesi Hastanesinde retina dekolmanı ve yırtıkları tanısıyla acil ameliyat edilmesi gerektiğinden ... Üniversitesine sevkine karar verildiği, 16.08.2019 tarihinde ... Hastanesine sol gözde az görme, gözlerde ışık çakmaları şikayetlerinin üç gündür devam ettiği öyküsüyle başvurduğu, retina bozuklukları tanısı konulduğu, 16.08.2019 tarihinde ... ... Hastanesinde optik diskin diğer bozuklukları tanısı koyulduğu, 19.08.2019 tarihinde ... Üniversitesi Hastanesine sol gözde yaklaşık bir haftadır görmede azalma şikâyetleriyle başvurduğu, burada 20.08.2019 tarihinde fakoemulsıfıkasyon + IOL ımplantasyonu ve aynı seans farklı kesi ile vıtreoretınal ameliyatı yapıldığı anlaşılmıştır.

Katılanın diğer sağlık kuruluşlarında gördüğü tıbbi muayene evrakı tetkik edilmeden ve sanık müdafiinin 17.03.2021 havale tarihli dilekçesinde katılanın özel kliniği olan göz doktoru ... tarafından yapılan muayene, teşhis ve tedavi evrakının istenmesi talebi Mahkemece reddedildiğinden bu evrak da dosyaya kazandırılmadan eksik evrakın tetkikiyle oluşturulan ... Adli Tıp Kurum Başkanlığı 2. İhtisas Kurulu'nun 06.11.2020 tarihli raporunda, her ne kadar olay günü yapılmış göz muayenesine ait adli rapor dosyada mevcut değilse de Mahkemenizce şahsın dava konusu olaydan sonraki 3 aylık süre içinde başkaca travmaya maruz kalmadığının veya göz içi operasyon geçirmediğinin Mahkemenizce kabülü halinde, olaydan 3 ay sonra gelişen sol retina dekolmanının olayla illiyetli olabileceği cihetle sol gözde retina dekolmanına neden olan yaralanmasının, kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olmadığı, dava konusu olaya bağlı gelişen göz içi merceğinin çıkarılması ve yapay lensin yerleştirilmesinin organlarından birinin işlevinin yitirilmesi niteliğinde olduğunu belirten görüşü alındıktan sonra, Mahkemece yapılan kolluk araştırması ve katılanın beyanı doğrultusunda katılanın olay tarihinden sonra gözünden başkaca travmaya maruz kalmayıp sanığın eylemi ile ortaya çıkan netice arasında illiyet bağının bulunduğu her türlü tartışmadan uzak denilmek suretiyle kabul edilerek sanığın mahkûmiyetine karar verilmiştir.

Sanığın cezalandırılması bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin sanığın yararına değerlendirilmesi gerekliliği, gerçekleşme şekli kuşkulu ve tam olarak aydınlatılamamış olay ve iddiaların sanık aleyhine yorumlanamayacağı, kanıtların hiçbir kuşku ve başka türlü oluşa olanak vermeyecek açıklıkta olması gerekliliği göz önüne alındığında, katılanın dosya içerisinde bulunmayan özel kliniği olan göz doktoru ... tarafından yapılan muayene, teşhis, tedavi evrakı da dosyaya kazandırıldıktan sonra diğer tüm tıbbi tedavi evrakı ile birlikte Adli Tıp Üst Kuruluna gönderilerek, tüm tıbbi tedavi evrakının tetkikiyle şüpheye yer bırakmayacak şekilde yapılacak değerlendirmeden sonra olay tarihinden üç ay sonra gelişen sol retina dekolmanının, katılanın olay tarihinden önce gözlük kullanımına sebebiyet veren görme bozukluğuna ya da başka bir hastalığın ilerlemesine, yaş, vb. diğer etkenlere bağlı olarak gerçekleşme ihtimalinin olup olmadığı, olay günü sol yanak ve çevrede hassasiyet oluşturan basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaralanması arasında illiyet bağının bulunup bulunmadığı kesin olarak saptandıktan sonra sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken, eksik inceleme ile hatalı değerlendirme sonucu açıklığa kavuşturulmayan şüphe sanık aleyhine yorumlanarak hüküm kurulması, 2.Kabul ve uygulamaya göre de: Katılanın organlarından birinin işlevinin yitirilmesi niteliğindeki yaralanmasının basit tıbbi müdahale ile giderilmesinin mümkün bulunmadığı gözetilip, 5237 sayılı TCK'nın 86/1, 87/2-b maddeleri gereğince mahkûmiyetine karar verilmesi gerekirken, aynı Kanun'un 23/1, 86/2, 89/1, 89/3-b, 22/3. maddelerince mahkûmiyetine karar verilmesi, Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/2. maddesi uyarınca Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 13.04.2026 tarihinde karar verildi.

Bu alandaki diğer kararlar

Tüm Ceza Hukuku kararları