İLME HUKUK BÜROSU
Hemen AraRandevu Al

Emsal Kararlar Kütüphanesi

Yargıtay, İstinaf ve Anayasa Mahkemesi'nin güncel ve emsal niteliğindeki kararlarını, hukuki incelemelerimizle birlikte bu arşivde bulabilirsiniz.

5 sonuç bulundu kategorisindeFiltreleri temizle
Tüm KararlarAnayasa Hukukuİdare HukukuCeza HukukuVergi HukukuMedeni HukukBorçlar HukukuTicaret Hukukuİş HukukuAile HukukuBoşanma HukukuVelayet ve NafakaMiras HukukuVesayet ve KayyımlıkGayrimenkul HukukuKira HukukuKat MülkiyetiTapu ve Kadastroİmar HukukuKamulaştırmaİş Kazası ve Meslek Hastalığıİşe İadeKıdem ve İhbar TazminatıToplu İş HukukuSosyal Güvenlik HukukuEmeklilik HukukuŞirketler Hukukuİflas HukukuKonkordatoBankacılık HukukuSermaye PiyasasıKambiyo SenetleriDeniz Ticareti HukukuSigorta HukukuRekabet HukukuTüketici HukukuAyıplı Mal ve HizmetMesafeli SatışTüketici Kredisiİcra HukukuHacizİtirazın İptaliMenfi Tespitİstirdat DavasıTazminat HukukuTrafik Kazası TazminatıHaksız FiilMalpraktis (Doktor Hatası)Güvenlik Görevlisi SorumlulukKasten ÖldürmeKasten YaralamaCinsel SuçlarHırsızlıkDolandırıcılıkZimmet ve Görevi Kötüye KullanmaUyuşturucu SuçlarıTerör SuçlarıTutukluluk ve TahliyeFikri Mülkiyet HukukuMarka HukukuPatent HukukuTelif HaklarıEndüstriyel TasarımBilişim HukukuKişisel Verilerin Korunması (KVKK)E-Ticaret HukukuSiber SuçlarSosyal Medya HukukuYapay Zeka ve Robot HukukuSağlık HukukuHasta Haklarıİlaç ve Tıbbi CihazTıbbi Müdahale ve RızaSpor HukukuFutbol Federasyonu KararlarıSporcu SözleşmeleriDoping ve DisiplinEnerji HukukuYenilenebilir EnerjiÇevre HukukuMaden HukukuKamu İhale HukukuKamu Görevlileri HukukuDisiplin HukukuBelediye ve Yerel YönetimMilletlerarası Özel HukukYabancı Mahkeme Kararlarının TanınmasıAİHM KararlarıAvrupa Birliği HukukuArabuluculukTahkimUzlaştırmaBasın Hukukuİfade ÖzgürlüğüErişim EngellemeKişilik Haklarıİnsan HaklarıKadın HaklarıSeçim HukukuDernekler ve VakıflarNoterlik HukukuAvukatlık HukukuAskeri HukukGümrük HukukuTarım ve Gıda HukukuTurizm HukukuUlaştırma ve HavacılıkCeza Muhakemesi Hukukuİnfaz Hukuku
Anayasa Mahkemesi21.01.2015

Anayasa Mahkemesi: Disiplin Soruşturmasında Özel Hayatın Gizliliği ve Ölçülülük İlkesi

Başvurucu, bir sosyal paylaşım sitesinde kendisine ait olduğu iddia edilen cinsel içerikli görüntülerin yayınlanması üzerine hakkında başlatılan disiplin soruşturması neticesinde devlet memurluğundan çıkarma cezası alması nedeniyle Anayasa'nın çeşitli maddelerinin ihlal edildiği iddiasıyla bireysel başvuruda bulunmuştur. İlk derece mahkemesi ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesi, söz konusu görüntülerin başvurucu tarafından internet ortamına açık hale getirildiği gerekçesiyle disiplin cezasını hukuka uygun bularak davanın reddine karar vermiştir. Uyuşmazlık, kamu görevlilerinin disiplin soruşturmasına konu olan eylemlerinin, mesleki faaliyet sınırlarını aşarak özel hayatın gizliliği alanına girip girmediği ve verilen disiplin cezasının demokratik bir toplumda ölçülülük ilkesi ile özel hayatın gizliliği hakkı kapsamında korunup korunmadığı noktasında toplanmaktadır. Anayasa Mahkemesi, söz konusu görüntülerin başvurucunun mahremiyet alanında gerçekleştiğini, bu eylemlerin rızasıyla alenileştirildiğine dair bir bulgu bulunmadığını ve iddiaların mesleki hayatın sınırlarını aşan özel yaşam eylemleri olduğunu tespit etmiştir. Kamu görevlilerinin mesleki yaşamlarıyla bütünleşen bazı özel hayat unsurlarının sınırlandırılabileceğini kabul etmekle birlikte, idarenin uyguladığı disiplin cezasının, genel yarar ile bireyin temel hak kaybı arasında adil bir denge kurmadığı sonucuna varılmıştır. Bu kapsamda, Anayasa'nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayatın gizliliği hakkının ihlal edildiğine ve ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere ilgili mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.

Kararı İncele
Anayasa Mahkemesi13.10.2016

Anayasa Mahkemesi: Subay Sözleşmesinin Feshi İşleminde Özel Hayatın Gizliliği Hakkının İhlali

Sözleşmeli subay olarak görev yapan başvurucu, hakkında internet ortamında elde edilen çıplak görüntülerin yer aldığı bir ihbar üzerine başlatılan idari tahkikat neticesinde, "ahlak dışı hareketlerde bulunduğu" gerekçesiyle subaylık sözleşmesinin feshedilmesiyle karşı karşıya kalmıştır. Askeri Yüksek İdare Mahkemesi (AYİM), başvurucunun eylemlerinin TSK'nın itibarını zedelediğine ve "iyi ahlak sahibi olma" vasfını taşımadığına hükmederek açılan iptal davasını reddetmiştir. Başvurucu, bu kararın özel hayatın gizliliğini ihlal ettiğini ileri sürerek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur. Uyuşmazlık, idarenin tesis ettiği ayırma işleminin dayanağı olan eylemlerin, Anayasa'nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayatın gizliliği hakkına müdahale teşkil edip etmediği ve AYİM kararının bu müdahaleyi haklı kılacak yeterli ve somut gerekçeleri içerip içermediği noktasında toplanmaktadır. Anayasa Mahkemesi, başvurucunun cinsel yaşamına ilişkin mahrem bilgilerin ve hukuka aykırı yollarla elde edildiği iddia edilen görüntülerin, mesleki faaliyetle doğrudan ilgisi olmayan özel yaşam alanına dahil olduğunu tespit etmiştir. Mahkeme, AYİM kararının, başvurucunun özel hayatına ilişkin hususların mesleği üzerindeki etkilerini açıklamadığını, iddiaların incelenmediğini ve ölçülülük ilkesinin (kamu yararı ile birey zararı arasındaki denge) gözetilmediğini belirlemiştir. Ayrıca, ifade alma sürecindeki usulsüzlük iddialarının yeterince araştırılmadığı sonucuna varılarak, Anayasa'nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayatın gizliliği hakkının ihlal edildiğine karar verilmiştir. İhlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması amacıyla dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere AYİM Birinci Dairesine gönderilmesine hükmedilmiştir.

Kararı İncele
Anayasa Mahkemesi16.12.2015

Anayasa Mahkemesi: İdari Tahkikat Sürecinde Özel Hayatın Gizliliğinin İhlali Kararı

Subay statüsünde görev yapan başvurucu hakkında, ahlaki durumuna ilişkin isimsiz bir ihbar üzerine idari tahkikat başlatılmıştır. Bu süreçte başvurucunun cinsel hayatına dair detaylı beyanlarının alındığı bir ifade tutanağı düzenlenmiş; neticede 926 sayılı Kanun'un 50/c maddesi uyarınca Türk Silahlı Kuvvetleri ile ilişiği kesilmiştir. Başvurucu, işlemin iptali istemiyle açtığı davada Askeri Yüksek İdare Mahkemesi (AYİM) tarafından davanın reddedilmesi üzerine Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur. Uyuşmazlık, idari tahkikat kapsamında alınan ifadelerin içeriği ve bu ifadelerin alınış biçiminin, Anayasa'nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayatın gizliliği hakkına müdahale teşkil edip etmediği noktasında toplanmaktadır. Ayrıca, derece mahkemesinin söz konusu ifadenin alındığı koşullara ilişkin iddiaları yeterli gerekçeyle karşılayıp karşılamadığı hukuki sorunu oluşturmaktadır. Anayasa Mahkemesi, kamu görevlilerinin özel hayatına yönelik müdahalelerin, özellikle cinsellik ve mahremiyet gibi alanlarda çok daha dar bir takdir yetkisine tabi olduğunu belirtmiştir. İnceleme sonucunda, başvurucunun ifadesinin hangi hukuki kapsamda alındığının belirtilmediği, ifadeyi alan birimin belirsiz olduğu ve cinsel hayatına dair en mahrem bilgilerin alındığı bu sürecin hukuki yönden şüpheli olduğu tespit edilmiştir. Derece mahkemesinin, başvurucunun ifadenin alındığı koşullara ilişkin somut iddialarını makul bir gerekçeyle yanıtlamadığı, bu nedenle müdahaleyi haklı kılacak yeterli incelemeyi yapmadığı sonucuna varılmıştır. Bu doğrultuda, Anayasa'nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayatın gizliliği hakkının ihlal edildiğine karar verilmiştir.

Kararı İncele
Anayasa Mahkemesi10.12.2015

Anayasa Mahkemesi: E-Posta Denetiminde Kanuni Dayanak ve Özel Hayatın Gizliliği

Hava Kuvvetleri Komutanlığı bünyesinde subay olarak görev yapan başvurucu, sözleşmesinin yenilenmemesi işlemi üzerine Askeri Yüksek İdare Mahkemesi'nde iptal davası açmıştır. Mahkeme, idarenin takdir yetkisini kullandığı gerekçesiyle davayı reddetmiş; başvurucu ise e-posta yazışmalarının denetlenmesi suretiyle özel hayatın gizliliği, haberleşme hürriyeti ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur. Uyuşmazlık, askeri personelin görev amacıyla kullandığı e-posta sistemindeki yazışmaların idarece denetlenmesinin ve bu denetim sonucunda elde edilen verilerin sözleşme yenilememe gerekçesi yapılmasının, Anayasa'nın 20. maddesinde düzenlenen özel hayatın gizliliği ve haberleşme hürriyeti ile 36. maddesindeki adil yargılanma hakkını ihlal edip etmediği noktasında toplanmaktadır. Anayasa Mahkemesi, temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılabilmesi için Anayasa'nın 13. maddesi uyarınca "kanunilik" şartının varlığını aramaktadır. İdarenin, kişilerin temel haklarına müdahale eden düzenleyici işlemler yapabilmesi için açık bir kanuni dayanağa sahip olması gerektiğini belirten Mahkeme, söz konusu e-posta denetiminin dayanağı olarak gösterilen askeri yönergenin, hakları sınırlayıcı mahiyette bir düzenleme yapmaya tek başına yetmeyeceğine hükmetmiştir. İdarenin istihbarat faaliyetleri kapsamında aldığı tedbirlerin, kanuni bir temel olmaksızın salt bir yönerge ile kişilerin özel hayatına ve haberleşme özgürlüğüne müdahale edecek düzeye taşınamayacağı vurgulanmıştır. İnceleme neticesinde, e-postaların denetlenmesi ve elde edilen verilerin sözleşme yenilememe gerekçesi yapılması süreçlerinde kanuni dayanak eksikliği nedeniyle hak ihlali gerçekleştiği sonucuna varılmıştır.

Kararı İncele
Anayasa Mahkemesi03.04.2014

Anayasa Mahkemesi: Disiplin Soruşturmasında Özel Hayatın Gizliliğinin İhlali Kararı

Başvurucu, cinsel içerikli görüntülerinin internette yayınlanması üzerine hakkında başlatılan disiplin soruşturması neticesinde 657 sayılı Kanun uyarınca devlet memurluğundan çıkarma cezası alması nedeniyle Anayasa'nın 10, 20 ve 38. maddelerinin ihlal edildiği iddiasıyla bireysel başvuruda bulunmuştur. İlgili disiplin cezası, Adalet Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu tarafından onaylanmış; idari yargı ve Danıştay süreçleri sonucunda karar kesinleşmiştir. Uyuşmazlık, kamu görevlilerinin özel hayatına ilişkin, rızası dışında alenileşen eylemlerin disiplin hukuku kapsamında değerlendirilmesinin, Anayasa'nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayatın gizliliği hakkını ihlal edip etmediği noktasında toplanmaktadır. Anayasa Mahkemesi, kamu görevlilerinin mesleki etik ve sorumlulukları gereği özel hayatlarının belirli sınırlamalara tabi tutulabileceğini kabul etmekle birlikte, disiplin cezasına konu eylemlerin başvurucunun mahremiyet alanında gerçekleştiğini ve rızasıyla alenileştirildiğine dair bir bulgu bulunmadığını tespit etmiştir. İdari ve yargısal makamların gerekçelerinde, başvurucunun özel yaşamına dikkat edilmediği ve eylemlerin doğrudan mesleki faaliyetle ilgili olmadığı saptanmıştır. Disiplin cezasının, kişinin ekonomik geleceğini etkileyecek boyutta olması nedeniyle, sınırlama ile ulaşılan genel yarar ile bireyin hak kaybı arasında adil bir dengenin sağlanmadığı sonucuna varılmıştır. Bu doğrultuda, Anayasa'nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayatın gizliliği hakkının ihlal edildiğine karar verilmiştir.

Kararı İncele