İlme Hukuk Logo
İLMEHUKUK BÜROSU
İLME HUKUK BÜROSU
Hemen AraRandevu Al
Ahşap kaplı uzun bir koridor; sol duvardaki kafesli pencerelerden gelen ışık zemine desen düşürüyor

Emsal Kararlar Kütüphanesi

Yargıtay, İstinaf ve Anayasa Mahkemesi'nin güncel ve emsal niteliğindeki kararlarını, hukuki incelemelerimizle birlikte bu arşivde bulabilirsiniz.

12 sonuç bulundu İdare Hukuku kategorisindeFiltreleri temizle
Danıştay17.11.2025
2025/244 2025/2600

Görev Yorgunluğu Kalp Krizini Tetiklerse İdare Tazminattan Sorumlu mu? Danıştay Kararı

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, 17 Kasım 2025 tarihli kararında, Cumhurbaşkanının Akhisar programında gün boyu ek görev yaptıktan sonra yeterince dinlenemeden gece görevine başlayan, gece kalp krizi geçirip on altı gün sonra hayatını kaybeden bir polis memurunun eşi ve çocuklarının açtığı tam yargı davasını incelemiştir. İdare mahkemesi, kalp krizinin stresli çalışma ortamından kaynaklandığına ilişkin somut tespit bulunmadığı, hizmet kusuru ve kusursuz sorumluluk şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davayı reddetmiş; bölge idare mahkemesi, Danıştay Onuncu Dairesinin bozma kararına karşın bu kararda ısrar etmişti. Kurul, idarenin sorumluluğu için zarar, idareye yüklenebilir eylem ve uygun illiyet bağı şartlarını hatırlatarak görevin yoğunluğu ve yorgunluğunun, çalışma şartları yüzünden sarf edilen efor ve stresin bünyevi rahatsızlığı tetiklediğini kabul etmiş; aynı olay için kesinleşen vazife malullüğü iptal kararını da gerekçesine almıştır. Israr kararı oyçokluğuyla bozulmuş ve dosya bölge idare mahkemesine gönderilmiştir. Karar davacılar lehinedir: mirasbırakanın sigara, hipertansiyon ve damar hastalığı öyküsü idarenin sorumluluğunu ortadan kaldırmamış, tazminatın miktarı bozma sonrası yargılamaya bırakılmıştır. Gerekçeye katılmayan üyeler, Adli Tıp Kurumu raporu ve çalışma şartlarına ilişkin belgelerle daha ayrıntılı bir araştırma yapılması gerektiğini yazmıştır.

Kararı İncele
Danıştay13.11.2025
2025/839 2025/2564

Yönetmeliğe Dava Süresi Geçtiyse Uygulama İşlemiyle Yeniden Dava Açılabilir mi?

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, Gençlik ve Spor Bakanlığı Yurt Hizmetleri Yönetmeliği'ndeki otuz yaş sınırı nedeniyle e-Devlet üzerinden yurt başvurusu yapamayan bir ön lisans öğrencisinin açtığı davada, davayı süre aşımından reddeden Danıştay Sekizinci Dairesi kararını bozdu. Daire, davacının aynı düzenlemeye karşı daha önce başka davalar açtığını, yönetmelikten en geç bu davaların açıldığı tarihte haberdar olduğunu ve sonraki yurt başvurusunun dava süresini canlandırmak için yapıldığını kabul etmişti. Kurul ise 2577 sayılı Kanun m. 7 uyarınca düzenleyici işlemlere karşı iki ayrı yol bulunduğunu belirtti: ilan tarihinden itibaren altmış gün içinde doğrudan dava açılabileceği gibi, düzenleyici işlemin uygulanması üzerine uygulama işleminin tebliğinden itibaren altmış gün içinde hem uygulama işlemine hem de düzenleyici işleme karşı dava açılabilir. Somut olayda başvurunun engellendiği tarih esas alındığında davanın süresinde açıldığı sonucuna varıldı. Karar, süre yönünden davacı öğrencinin LEHİNEDİR; oy birliğiyle ve kesin olarak verilmiş, dosya esas incelemesi için Daireye gönderilmiştir. Kurul, otuz yaş sınırının hukuka uygunluğu hakkında bir değerlendirme yapmamıştır. Karar, düzenleyici işlemden önceden haberdar olmanın tek başına dava süresini başlatmadığını ve her yeni uygulama işleminin kendi süresini işlettiğini göstermesi bakımından yol göstericidir.

Kararı İncele
Danıştay24.12.2025
2023/6813 2025/7231

İmar Para Cezasında Bir Aylık Giderme Hakkı Bildirilmezse Ek Ceza İptal Edilir mi?

Danıştay 6. Dairesi bu kararda, 3194 sayılı İmar Kanunu m. 42/2-ç uyarınca imar para cezasına eklenen ilave tutarın uygulanabilmesi için idarenin yapı sahibine bir aylık giderme imkânını bildirmesi gerektiğini kabul etti. Karar yapı sahibi lehinedir. Antalya Serik'te soğuk hava deposu olarak kullanılan bir yapıda ruhsat ve projeye aykırılık tespit edilmiş, belediye encümeni 994.752,76 TL idari para cezası vermiş, bunun 490.911,44 TL'lik kısmı (ç) bendine göre eklenmişti. İdare mahkemesi keşif ve bilirkişi incelemesiyle aykırılıktan etkilenen alanın 7.249,65 değil 6.784,11 metrekare olduğunu, duvar, kapı ve pencere gibi kapalı alan sayılmayan imalatların hesaba katıldığını belirleyerek cezanın tamamını iptal etti. Mahkeme ayrıca ilave cezanın bir ay içinde aykırılık giderilirse tahsil edilmeyeceğinin işlemde açıklanmadığını ve taşınmazı 2019'da satın alan şirket yönünden cezaların şahsiliği ilkesi uyarınca araştırma yapılması gerektiğini vurguladı. Bölge idare mahkemesi istinafı reddetmiş, ancak (ç) bendine ilişkin gerekçeyi çıkarmıştı. Danıştay, belirlilik ilkesine ve Anayasa Mahkemesinin bu bende ilişkin kararına dayanarak bildirimin kanun hükmünün lafzı ve amacının doğal sonucu olduğunu belirtti; çıkarılan gerekçenin yerinde olmadığını tespit ederek kararı sonucu itibarıyla onadı. Karar oybirliğiyle ve kesin olarak verildi; iptal hükmü kesinleşti.

Kararı İncele
Danıştay15.12.2025
2025/600 2025/3231

Son Savunma Alınmadan Memurluktan Çıkarılan Personel Maaş Kaybını Geri Alabilir mi?

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, son savunması alınmadan Devlet memurluğundan çıkarılan bir öğretmenin davasında, yalnız usul nedeniyle iptal edilen bir disiplin cezasının memura yoksun kaldığı parasal ve özlük haklarını kazandırıp kazandırmadığını karara bağladı. Karar, disiplin cezası iptal edilen kamu görevlisi lehinedir. Çıkarma cezasının iptali daha önce Danıştay 12. Daire tarafından onanmıştı; Daire, idarenin son savunmayı alarak yeniden işlem kurabileceğini gerekçe göstererek parasal haklar hakkında bu aşamada karar verilmesine yer olmadığını kabul etmişti. Bölge idare mahkemesi, hukuka aykırılığı yargı kararıyla sabit olan işlemden doğan kayıpların idarece ödenmesi gerektiği gerekçesiyle ilk kararında ısrar etti. Kurul ısrar kararını oyçokluğuyla yerinde buldu ve idarenin temyiz istemini reddetti. Yalnız yasal faizin başlangıcını, dava dilekçesinde tarih gösterilmediği için tahakkuk tarihinden dava tarihine çekerek kararı düzelterek onadı. İki karşı oy yazıldı: biri usul iptalinde parasal hak isteminin henüz doğmadığını, diğeri faiz başlangıcındaki yanlışlığın düzeltme yoluyla değil bozma yoluyla ele alınması gerektiğini savundu. Karar, savunma hakkına ilişkin usul eksikliğinin cezayı ortadan kaldırmakla kalmayıp parasal sonuç da doğurabileceğini göstermesi ve faiz başlangıcının dilekçedeki istemle sınırlı kaldığını hatırlatması bakımından disiplin davalarında yol göstericidir.

Kararı İncele
Anayasa Mahkemesi21.01.2015

Sosyal Medyada Yayılan Mahrem Görüntü Gerekçesiyle Memurluktan Çıkarma AYM'ye Göre İhlal mi?

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, 21/1/2015 tarihli ve Resmî Gazete'de yayımlanan bu kararında, Gülhane Askeri Tıp Akademisinde sivil memur hemşire olarak çalışan başvurucu S.T.'nin, kendi adına açılmış bir sosyal paylaşım hesabında yer alan cinsel içerikli görüntü nedeniyle devlet memurluğundan çıkarılmasını özel hayatın gizliliği hakkına aykırı bulmuştur. Başvurucu görüntülerin kendisine ait olmadığını, ait olsa bile ev ortamında gizlice çekilip rızası dışında paylaşıldığını savunmuş; kriminal raporlar görüntülerdeki kişiyle başvurucunun aynı kişi olduğu kanaatini bildirmekle birlikte düşük çözünürlük nedeniyle ayrıntılı tespit yapılamamıştır. Milli Savunma Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu, görüntülerin hukuka aykırı elde edilmiş olabileceğini kabul etmesine rağmen idare hukukunda her türlü delille disiplin soruşturması yapılabileceğini belirterek memurluktan çıkarma cezası vermiş; Askeri Yüksek İdare Mahkemesi de kendi Başsavcılığının iptal yönündeki düşüncesine rağmen davayı reddetmiştir. Mahkeme, disiplin işlemine konu davranışların mesleki faaliyetle ilgisi olmayan, mahremiyet alanında kalan ve rızayla alenileştirildiğine dair bulgu bulunmayan özel yaşam eylemleri olduğunu; kademeli disiplin cezaları mevcutken en ağır yaptırımın seçilmesiyle genel yarar ve bireyin kaybı arasında adil dengenin kurulmadığını tespit etmiştir. Sonuç başvurucu LEHİNE: Anayasa'nın 20. maddesinin İHLAL EDİLDİĞİNE ve yeniden yargılama yapılmasına oy birliğiyle karar verilmiş; maddi ve manevi tazminat talepleri reddedilmiştir.

Kararı İncele
Anayasa Mahkemesi13.10.2016

Özel Hayat Gerekçesiyle Sözleşme Feshi: Anayasa Mahkemesi Ne Arıyor?

Sözleşmeli subay olarak görev yapan başvurucu hakkında, bir kısım iddialar içeren isimsiz bir e-posta üzerine idari tahkikat başlatılmış; cinsel hayatına ilişkin hususlar esas olarak tahkikat kapsamında alınan ifadesinden öğrenilmiş ve kurumdan ayrılmasına karar verilmiştir. Açılan iptal davası reddedilmiş, başvurucu özel hayatın gizliliğinin ihlal edildiği iddiasıyla bireysel başvuruda bulunmuştur. Anayasa Mahkemesi, Anayasa m. 20 kapsamındaki özel hayatın gizliliği hakkının ihlal edildiğine oybirliğiyle karar vermiştir. Karar başvurucu lehinedir. Gerekçeye göre işleme dayanak yapılan davranışlar görevin ifasıyla değil mahremiyet alanıyla ilgilidir ve ayırma işleminin kapsamı mesleki hayatın sınırlarını aşmaktadır. Belirli ve somut fiiller belirtilmeden, hangi hukuki işleme esas alınacağı bildirilmeden alınan ifade hukuki yönden şüpheli görülmüş; buna karşın ifadenin alındığı koşulların incelenmediği tespit edilmiştir. Mahkeme, kurumdan ayırmanın kişinin ekonomik geleceği üzerinde de ağır etki doğurduğunu, bu nedenle sınırlamanın zorunlu ya da istisnai tedbir, başvurulabilecek son çare niteliğinde olması gerektiğini belirtmiştir. Yargı kararı; özel hayata ilişkin hususların meslek üzerindeki etkisini açıklamadığı, usule ilişkin etkili güvenceleri sağlamadığı ve geçmiş sicil ile başarı durumu üzerinden ölçülülük denetimi yapmadığı için ilgili ve yeterli gerekçe taşımamaktadır. İhlalin giderilmesi için dosya yeniden yargılamaya gönderilmiş, tazminat talepleri reddedilmiştir.

Kararı İncele
Anayasa Mahkemesi16.12.2015

Ne İçin Alındığı Söylenmeyen Bir İfade Meslekten Çıkarmaya Dayanak Olabilir mi?

Anayasa Mahkemesi, hakkında idari tahkikat yürütülen bir subayın özel hayatına ilişkin beyanının elde ediliş koşulları incelenmeden meslekten ayrılmasına dayanak yapılmasını özel hayatın gizliliği hakkının ihlali saymıştır. Karar oybirliğiyle verilmiş olup başvurucu lehinedir. Başvurucu hakkında isimsiz bir ihbar üzerine idari tahkikat başlatılmış, sıralı sicil üstlerince ahlaki durumu nedeniyle silahlı kuvvetlerde kalmasının uygun olmadığı yönünde ortak kanaatli sicil belgesi düzenlenmiş ve sicil yoluyla ayırma işlemi tesis edilmiştir. Başvurucu, ifadesinin mülakat adı altında ve tanık gibi çağrılarak, disiplin cezası tehdidi bulunmadığı güvencesi verilerek alındığını ileri sürmüş; açtığı iptal davası askeri idari yargıda reddedilmiştir. Mahkeme, mesleki hayat çerçevesinde yürütülen faaliyetlerin özel hayat kavramı dışında tutulamayacağını, mahremiyet hakkının kişinin kendisine ilişkin bilgileri kontrol edebilmesini de kapsadığını belirtmiştir. Cinsel hayat gibi mahremiyetin çekirdeğine dokunan alanlarda kamu makamlarının takdir yetkisinin daha dar olduğu ve müdahalenin haklılığı için özellikle ciddi gerekçeler arandığı vurgulanmıştır. Somut olayda beyanın, belirli ve somut fiiller belirtilmeden ve hangi hukuki işleme esas alınacağı bildirilmeden alınmış olması hukuki yönden şüpheli bulunmuş; derece mahkemesinin bu koşulları ayrıntılı incelememesi ihlal sonucunu doğurmuştur. İhlalin giderilmesi için yeniden yargılama yapılmasına hükmedilmiştir.

Kararı İncele
Anayasa Mahkemesi10.12.2015

Kurumsal E-Posta Yazışmaları Denetlenebilir mi? Anayasa Mahkemesi Kararı

Kamu kurumunun personeline görev için tahsis ettiği e-posta sistemindeki yazışmaların idarece denetlenmesi ve bu denetim sonucunun sözleşmenin yenilenmemesi kararında kullanılması, özel hayatın gizliliği ile haberleşme hürriyetini ihlal etmemektedir. Anayasa Mahkemesi bu sonuca oyçokluğuyla ulaşmış, yedi üye karşıoy kullanmıştır. Karar başvurucu aleyhine, idare lehinedir. Gerekçenin taşıyıcı unsurları şunlardır: sistem kuruma aittir, dış dünyaya kapalıdır ve yalnızca hizmete ilişkin paylaşıma tahsis edilmiştir; verilerin güvenliği ile gizlilik kurallarına uyumun denetlenmesi millî güvenliğin korunması amacı kapsamındadır; idare denetimin esaslarını mevzuatta yeterince açık düzenlemiş, tüm personele ilanen tebliğ etmiş ve başvurucuya tebligat yapmıştır. Bu nedenle başvurucunun uygulamadan habersiz olduğu söylenemez. Orantılılık bakımından ise şifreli ileti oluşturma imkânının bulunması, şifreli iletilerin içeriğinin denetim birimince okunamaması ve içeriği izlenmeyen kişisel iletişim kanallarının açık bırakılmış olması esas alınmıştır. Kararda ayrıca işlemin sözleşmenin feshi değil yenilenmemesi olduğu vurgulanmış, idarenin yeniden istihdam değerlendirmesindeki takdir yetkisi daha geniş kabul edilmiştir. Karşıoy kullanan üyeler, kurumun dâhili sisteminden yapılan yazışmaların da anayasal güvenceyi devre dışı bırakmadığını ve olayda müdahale bulunduğunu belirtmiştir.

Kararı İncele
Anayasa Mahkemesi03.04.2014

Lojmanda Çekilip İnternete Sızan Mahrem Görüntüler Nedeniyle Memur İhraç Edilebilir mi? (AYM)

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, 3/4/2014 tarihli ve oy birliğiyle verdiği bu kararda, açık ceza infaz kurumunda ambar memuru olarak çalışan başvurucu K.Ş.'nin, kendisine ait cinsel içerikli görüntülerin internette yayıldığı duyumu üzerine yürütülen disiplin soruşturması sonunda devlet memurluğundan çıkarılmasını özel hayatın gizliliği hakkına aykırı bulmuştur. Görüntülerin bekâr personele tahsis edilen lojmanda çekildiği tespit edilmiş; Adalet Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu, görüntülerin çekilmesine izin vermeyi memurluk sıfatıyla bağdaşmayacak yüz kızartıcı ve utanç verici hareket saymış, idare mahkemesi ve Danıştay bu cezayı hukuka uygun bulmuştur. Mahkeme, disiplin işlemine konu davranışların mesleki faaliyetle ilgisi olmayan, mahremiyet alanına giren özel yaşam eylemleri olduğunu; görüntülerin başvurucunun rızasıyla alenileştirildiğine dair bir bulgu bulunmadığını; memurluktan çıkarmanın kişiyi temel geçim kaynağından yoksun bırakan en ağır yaptırım olduğunu ve daha hafif disiplin cezaları mevcutken genel yarar ile bireyin kaybı arasında adil dengenin kurulmadığını belirtmiştir. Sonuç başvurucu LEHİNE: Anayasa'nın 20. maddesinin İHLAL EDİLDİĞİNE ve yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın ilgili mahkemeye gönderilmesine karar verilmiş; manevi tazminat talebi, yeniden yargılamanın yeterli giderim sağlayacağı gerekçesiyle reddedilmiştir.

Kararı İncele
Anayasa Mahkemesi13.12.2023

ÇED Olumlu Kararı Zeytinlik Sınırına Yakın Tesise Verilebilir mi?

Anayasa Mahkemesi bu bireysel başvuru kararında, bir enerji santrali projesine verilen çevresel etki değerlendirmesi olumlu kararlarının iptali istemiyle açılan davaların reddedilmesini, özel hayata saygı hakkının ihlali olarak değerlendirmiştir. Karar, çevresel riskten etkilenen başvurucular lehine sonuçlanmıştır. Uyuşmazlık, tesisin endüstriyel ve tehlikeli atık depolama alanı ile bu alanın çevresindeki zeytinlikler arasındaki mesafede yoğunlaşmıştır. İlk derece mahkemesi bir kararında depolama alanının merkezine üç kilometreden yakın mesafede zeytinlik bulunduğunu tespit ederken, sonraki kararında bölgede ekonomik bütünlük taşıyan zeytinlik saha bulunmadığını belirtmiş; bu çelişkiyi giderecek hiçbir gerekçe ortaya koymamıştır. Danıştay ise atıkların satılacağı, satılamayanların depolanacağı yönündeki sözleşme beyanıyla yetinmiş, depolanacak atıklar için yeni bir alana ihtiyaç olup olmadığını tartışmamıştır. Anayasa Mahkemesi, derece mahkemelerinin alternatif atık değerlendirme ve depolama faaliyetlerinin çevresel etkilerini araştırmadığını, kamusal ve bireysel menfaatleri gereken özenle değerlendirmediğini belirterek kararların ilgili ve yeterli gerekçe taşımadığı sonucuna varmış ve yeniden yargılama yapılmasına hükmetmiştir. Vekâlet ücretine ilişkin ikinci şikâyet ise önemsizlik nedeniyle kabul edilemez bulunmuştur. Proje alanında ikamet etmeyen ve orada taşınmazı bulunmayan başvurucular yönünden ise başvuru kişi bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez bulunmuştur.

Kararı İncele