İlme Hukuk Logo
İLME HUKUK BÜROSUHukuka Güven, Geleceğe Adım
İLME HUKUK BÜROSU
Hemen AraRandevu Al
Ahşap kaplı uzun bir koridor; sol duvardaki kafesli pencerelerden gelen ışık zemine desen düşürüyor

Emsal Kararlar Kütüphanesi

Yargıtay, İstinaf ve Anayasa Mahkemesi'nin güncel ve emsal niteliğindeki kararlarını, hukuki incelemelerimizle birlikte bu arşivde bulabilirsiniz.

8 sonuç bulundu İdare Hukuku kategorisindeFiltreleri temizle
Anayasa Mahkemesi21.01.2015

Sosyal Medyada Yayılan Mahrem Görüntü Gerekçesiyle Memurluktan Çıkarma AYM'ye Göre İhlal mi?

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, 21/1/2015 tarihli ve Resmî Gazete'de yayımlanan bu kararında, Gülhane Askeri Tıp Akademisinde sivil memur hemşire olarak çalışan başvurucu S.T.'nin, kendi adına açılmış bir sosyal paylaşım hesabında yer alan cinsel içerikli görüntü nedeniyle devlet memurluğundan çıkarılmasını özel hayatın gizliliği hakkına aykırı bulmuştur. Başvurucu görüntülerin kendisine ait olmadığını, ait olsa bile ev ortamında gizlice çekilip rızası dışında paylaşıldığını savunmuş; kriminal raporlar görüntülerdeki kişiyle başvurucunun aynı kişi olduğu kanaatini bildirmekle birlikte düşük çözünürlük nedeniyle ayrıntılı tespit yapılamamıştır. Milli Savunma Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu, görüntülerin hukuka aykırı elde edilmiş olabileceğini kabul etmesine rağmen idare hukukunda her türlü delille disiplin soruşturması yapılabileceğini belirterek memurluktan çıkarma cezası vermiş; Askeri Yüksek İdare Mahkemesi de kendi Başsavcılığının iptal yönündeki düşüncesine rağmen davayı reddetmiştir. Mahkeme, disiplin işlemine konu davranışların mesleki faaliyetle ilgisi olmayan, mahremiyet alanında kalan ve rızayla alenileştirildiğine dair bulgu bulunmayan özel yaşam eylemleri olduğunu; kademeli disiplin cezaları mevcutken en ağır yaptırımın seçilmesiyle genel yarar ve bireyin kaybı arasında adil dengenin kurulmadığını tespit etmiştir. Sonuç başvurucu LEHİNE: Anayasa'nın 20. maddesinin İHLAL EDİLDİĞİNE ve yeniden yargılama yapılmasına oy birliğiyle karar verilmiş; maddi ve manevi tazminat talepleri reddedilmiştir.

Kararı İncele
Anayasa Mahkemesi13.10.2016

Özel Hayat Gerekçesiyle Sözleşme Feshi: Anayasa Mahkemesi Ne Arıyor?

Sözleşmeli subay olarak görev yapan başvurucu hakkında, bir kısım iddialar içeren isimsiz bir e-posta üzerine idari tahkikat başlatılmış; cinsel hayatına ilişkin hususlar esas olarak tahkikat kapsamında alınan ifadesinden öğrenilmiş ve kurumdan ayrılmasına karar verilmiştir. Açılan iptal davası reddedilmiş, başvurucu özel hayatın gizliliğinin ihlal edildiği iddiasıyla bireysel başvuruda bulunmuştur. Anayasa Mahkemesi, Anayasa m.20 kapsamındaki özel hayatın gizliliği hakkının ihlal edildiğine oybirliğiyle karar vermiştir. Karar başvurucu lehinedir. Gerekçeye göre işleme dayanak yapılan davranışlar görevin ifasıyla değil mahremiyet alanıyla ilgilidir ve ayırma işleminin kapsamı mesleki hayatın sınırlarını aşmaktadır. Belirli ve somut fiiller belirtilmeden, hangi hukuki işleme esas alınacağı bildirilmeden alınan ifade hukuki yönden şüpheli görülmüş; buna karşın ifadenin alındığı koşulların incelenmediği tespit edilmiştir. Mahkeme, kurumdan ayırmanın kişinin ekonomik geleceği üzerinde de ağır etki doğurduğunu, bu nedenle sınırlamanın zorunlu ya da istisnai tedbir, başvurulabilecek son çare niteliğinde olması gerektiğini belirtmiştir. Yargı kararı; özel hayata ilişkin hususların meslek üzerindeki etkisini açıklamadığı, usule ilişkin etkili güvenceleri sağlamadığı ve geçmiş sicil ile başarı durumu üzerinden ölçülülük denetimi yapmadığı için ilgili ve yeterli gerekçe taşımamaktadır. İhlalin giderilmesi için dosya yeniden yargılamaya gönderilmiş, tazminat talepleri reddedilmiştir.

Kararı İncele
Anayasa Mahkemesi16.12.2015

Ne İçin Alındığı Söylenmeyen Bir İfade Meslekten Çıkarmaya Dayanak Olabilir mi?

Anayasa Mahkemesi, hakkında idari tahkikat yürütülen bir subayın özel hayatına ilişkin beyanının elde ediliş koşulları incelenmeden meslekten ayrılmasına dayanak yapılmasını özel hayatın gizliliği hakkının ihlali saymıştır. Karar oybirliğiyle verilmiş olup başvurucu lehinedir. Başvurucu hakkında isimsiz bir ihbar üzerine idari tahkikat başlatılmış, sıralı sicil üstlerince ahlaki durumu nedeniyle silahlı kuvvetlerde kalmasının uygun olmadığı yönünde ortak kanaatli sicil belgesi düzenlenmiş ve sicil yoluyla ayırma işlemi tesis edilmiştir. Başvurucu, ifadesinin mülakat adı altında ve tanık gibi çağrılarak, disiplin cezası tehdidi bulunmadığı güvencesi verilerek alındığını ileri sürmüş; açtığı iptal davası askeri idari yargıda reddedilmiştir. Mahkeme, mesleki hayat çerçevesinde yürütülen faaliyetlerin özel hayat kavramı dışında tutulamayacağını, mahremiyet hakkının kişinin kendisine ilişkin bilgileri kontrol edebilmesini de kapsadığını belirtmiştir. Cinsel hayat gibi mahremiyetin çekirdeğine dokunan alanlarda kamu makamlarının takdir yetkisinin daha dar olduğu ve müdahalenin haklılığı için özellikle ciddi gerekçeler arandığı vurgulanmıştır. Somut olayda beyanın, belirli ve somut fiiller belirtilmeden ve hangi hukuki işleme esas alınacağı bildirilmeden alınmış olması hukuki yönden şüpheli bulunmuş; derece mahkemesinin bu koşulları ayrıntılı incelememesi ihlal sonucunu doğurmuştur. İhlalin giderilmesi için yeniden yargılama yapılmasına hükmedilmiştir.

Kararı İncele
Anayasa Mahkemesi10.12.2015

Kurumsal E-Posta Yazışmaları Denetlenebilir mi? Anayasa Mahkemesi Kararı

Kamu kurumunun personeline görev için tahsis ettiği e-posta sistemindeki yazışmaların idarece denetlenmesi ve bu denetim sonucunun sözleşmenin yenilenmemesi kararında kullanılması, özel hayatın gizliliği ile haberleşme hürriyetini ihlal etmemektedir. Anayasa Mahkemesi bu sonuca oyçokluğuyla ulaşmış, yedi üye karşıoy kullanmıştır. Karar başvurucu aleyhine, idare lehinedir. Gerekçenin taşıyıcı unsurları şunlardır: sistem kuruma aittir, dış dünyaya kapalıdır ve yalnızca hizmete ilişkin paylaşıma tahsis edilmiştir; verilerin güvenliği ile gizlilik kurallarına uyumun denetlenmesi millî güvenliğin korunması amacı kapsamındadır; idare denetimin esaslarını mevzuatta yeterince açık düzenlemiş, tüm personele ilanen tebliğ etmiş ve başvurucuya tebligat yapmıştır. Bu nedenle başvurucunun uygulamadan habersiz olduğu söylenemez. Orantılılık bakımından ise şifreli ileti oluşturma imkânının bulunması, şifreli iletilerin içeriğinin denetim birimince okunamaması ve içeriği izlenmeyen kişisel iletişim kanallarının açık bırakılmış olması esas alınmıştır. Kararda ayrıca işlemin sözleşmenin feshi değil yenilenmemesi olduğu vurgulanmış, idarenin yeniden istihdam değerlendirmesindeki takdir yetkisi daha geniş kabul edilmiştir. Karşıoy kullanan üyeler, kurumun dâhili sisteminden yapılan yazışmaların da anayasal güvenceyi devre dışı bırakmadığını ve olayda müdahale bulunduğunu belirtmiştir.

Kararı İncele
Anayasa Mahkemesi03.04.2014

Lojmanda Çekilip İnternete Sızan Mahrem Görüntüler Nedeniyle Memur İhraç Edilebilir mi? (AYM)

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, 3/4/2014 tarihli ve oy birliğiyle verdiği bu kararda, açık ceza infaz kurumunda ambar memuru olarak çalışan başvurucu K.Ş.'nin, kendisine ait cinsel içerikli görüntülerin internette yayıldığı duyumu üzerine yürütülen disiplin soruşturması sonunda devlet memurluğundan çıkarılmasını özel hayatın gizliliği hakkına aykırı bulmuştur. Görüntülerin bekâr personele tahsis edilen lojmanda çekildiği tespit edilmiş; Adalet Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu, görüntülerin çekilmesine izin vermeyi memurluk sıfatıyla bağdaşmayacak yüz kızartıcı ve utanç verici hareket saymış, idare mahkemesi ve Danıştay bu cezayı hukuka uygun bulmuştur. Mahkeme, disiplin işlemine konu davranışların mesleki faaliyetle ilgisi olmayan, mahremiyet alanına giren özel yaşam eylemleri olduğunu; görüntülerin başvurucunun rızasıyla alenileştirildiğine dair bir bulgu bulunmadığını; memurluktan çıkarmanın kişiyi temel geçim kaynağından yoksun bırakan en ağır yaptırım olduğunu ve daha hafif disiplin cezaları mevcutken genel yarar ile bireyin kaybı arasında adil dengenin kurulmadığını belirtmiştir. Sonuç başvurucu LEHİNE: Anayasa'nın 20. maddesinin İHLAL EDİLDİĞİNE ve yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın ilgili mahkemeye gönderilmesine karar verilmiş; manevi tazminat talebi, yeniden yargılamanın yeterli giderim sağlayacağı gerekçesiyle reddedilmiştir.

Kararı İncele
Anayasa Mahkemesi13.12.2023

ÇED Olumlu Kararı Zeytinlik Sınırına Yakın Tesise Verilebilir mi?

Anayasa Mahkemesi bu bireysel başvuru kararında, bir enerji santrali projesine verilen çevresel etki değerlendirmesi olumlu kararlarının iptali istemiyle açılan davaların reddedilmesini, özel hayata saygı hakkının ihlali olarak değerlendirmiştir. Karar, çevresel riskten etkilenen başvurucular lehine sonuçlanmıştır. Uyuşmazlık, tesisin endüstriyel ve tehlikeli atık depolama alanı ile bu alanın çevresindeki zeytinlikler arasındaki mesafede yoğunlaşmıştır. İlk derece mahkemesi bir kararında depolama alanının merkezine üç kilometreden yakın mesafede zeytinlik bulunduğunu tespit ederken, sonraki kararında bölgede ekonomik bütünlük taşıyan zeytinlik saha bulunmadığını belirtmiş; bu çelişkiyi giderecek hiçbir gerekçe ortaya koymamıştır. Danıştay ise atıkların satılacağı, satılamayanların depolanacağı yönündeki sözleşme beyanıyla yetinmiş, depolanacak atıklar için yeni bir alana ihtiyaç olup olmadığını tartışmamıştır. Anayasa Mahkemesi, derece mahkemelerinin alternatif atık değerlendirme ve depolama faaliyetlerinin çevresel etkilerini araştırmadığını, kamusal ve bireysel menfaatleri gereken özenle değerlendirmediğini belirterek kararların ilgili ve yeterli gerekçe taşımadığı sonucuna varmış ve yeniden yargılama yapılmasına hükmetmiştir. Vekâlet ücretine ilişkin ikinci şikâyet ise önemsizlik nedeniyle kabul edilemez bulunmuştur. Proje alanında ikamet etmeyen ve orada taşınmazı bulunmayan başvurucular yönünden ise başvuru kişi bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez bulunmuştur.

Kararı İncele
Anayasa Mahkemesi29.11.2023

Profesörlük İlanına "Muayenehane Kapatma" Şartı Konulabilir mi? (AYM Genel Kurul)

Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, bir devlet üniversitesinin profesörlük kadro ilanına koyduğu "beş yıl süreyle gelir getirici hiçbir mesleki etkinlikte bulunmama" şartını inceledi. Serbest muayenehanesi olan iki tıp doçentinin başvuruları bu şartı sağlamadıkları için işleme konulmamış, idare mahkemeleri şartı iptal etmiş, bölge idare mahkemesi ise iptal kararlarını kaldırmıştı. Karar başvurucular lehinedir: Mahkeme, 2547 sayılı Kanun m.26 ile üniversitelere tanınan ek koşul yetkisinin münhasıran bilimsel kaliteyi artırma amacıyla sınırlı olduğunu, gelir getirici faaliyet yasağının bu amaca elverişli bir şart olduğunun ortaya konulamadığını ve şartın kanuni dayanağının bulunmadığını tespit ederek özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine oybirliğiyle karar verdi. Mahkeme kanunilik şartı sağlanmadığı için meşru amaç ve ölçülülük incelemesine geçmedi; yeniden yargılama yapılmasına, başvuruculara yargılama gideri ve vekâlet ücreti ödenmesine hükmetti. Karar, kanunun dar amaçla sınırladığı bir takdir yetkisinin ilan veya benzeri idari işlemle genişletilemeyeceğini ortaya koyması bakımından öğretim üyeleri ve genel olarak mesleki faaliyeti idari işlemle sınırlanan kamu görevlileri için emsal niteliğindedir.

Kararı İncele
Anayasa Mahkemesi09.01.2025

Artırılan Tazminat Miktarına Faiz Hangi Tarihten İşler?

Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, hatalı tıbbi müdahale nedeniyle açılan tam yargı davasında sonradan artırılan tazminat miktarına yürütülecek faizin başlangıç tarihinin yanlış belirlenmesini hak ihlali saymıştır. Karar başvurucu lehinedir ve oy birliğiyle verilmiştir. Başvurucu, bir devlet hastanesinde geçirdiği ameliyat sonrasında idarenin hizmet kusuru nedeniyle belden aşağısının felç kaldığını ileri sürerek kazanç kaybı, bakım gideri ve sarf malzemesi gideri kalemlerinden oluşan maddi zarar ile manevi zararının olay tarihinden işleyecek faiziyle tazminini istemiştir. Yargılama sürerken talep edilen miktar artırılmış; derece mahkemeleri dava dilekçesindeki kısım için olay tarihini esas alırken, artırılan kısım için faizi yıllar sonraki artırım tarihinden başlatmıştır. Mahkeme, uzun süren yargılamalarda bu uygulamanın zararın tam karşılığının ödenmesini engellediğini ve başvurulan yargısal yolu etkisiz kıldığını tespit etmiştir. Bu nedenle maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkıyla bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine karar verilmiş; ihlalin sonuçlarının giderilmesi için dosya yeniden yargılama yapılmak üzere ilgili daireye gönderilmiştir. Ayrıca yargısal sürecin uzunluğu nedeniyle yeniden yargılamayla giderilemeyecek zararlar karşılığında başvurucuya net elli beş bin lira manevi tazminat ödenmesine hükmedilmiştir.

Kararı İncele