Nafakaya Yıllık Artış Oranı İstendi, Mahkeme Karar Vermedi: Yargıtay Ne Diyor?
Karar Özeti
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, karşılıklı boşanma davasından doğan bu uyuşmazlıkta bölge adliye mahkemesi kararını üç yönden ele almıştır. İlk derece mahkemesi kadın lehine hükmettiği yoksulluk nafakasının her yıl ÜFE oranında artırılmasına karar vermiş; istinaf incelemesinde ise kadının nafaka miktarına yönelik başvurusu kabul edilerek aylık 8.000,00 TL olan yoksulluk nafakası aylık 10.000,00 TL'ye çıkarılmış, ancak yeniden esas hakkında hüküm kurulurken kadının yıllık artış oranına ilişkin talebi hakkında olumlu ya da olumsuz hiçbir hüküm kurulmamıştır. Daire, bu eksikliği açıkça "doğru görülme" dışında bırakmış ve kararı bu yönden bozmuştur. Aynı kararla, kadın yararına hükmedilen maddî ve manevî tazminat miktarları da hakkaniyet ilkesi ile 6098 sayılı Kanun'un 50 ve 51 inci maddeleri gözetildiğinde az bulunarak bozulmuştur. Karar, nafaka alacaklısı kadın LEHİNEDİR: hem tazminat kalemleri hem de artış oranı yönünden yeniden karar verilmesi gerekmektedir. Uygulamadaki değeri, artış oranının kendiliğinden işleyen bir kural değil, talep edilmesi ve hakkında hüküm kurulması gereken ayrı bir istem olduğunu göstermesindedir. Karar 24.03.2026 tarihinde oy birliğiyle verilmiştir.
Hukuki Değerlendirme
Kararın Önemi
Nafaka dosyalarında en çok gözden kaçan kalem, aylık tutarın kendisi değil, o tutarın gelecek yıllarda nasıl artacağıdır. Uygulamada hükümlere sıklıkla "nafakanın her yıl ÜFE oranında artırılmasına" biçiminde bir artış kaydı konulur. Bu kayıt, alacaklıyı her yıl yeniden artırım davası açmak zorunda kalmaktan kurtarır; konulmadığında ise nafaka nominal olarak donar ve enflasyon karşısında hızla erir.
İncelenen kararın değeri tam burada ortaya çıkıyor: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, artış oranının talep edilmiş olmasına rağmen hüküm fıkrasında karşılıksız bırakılmasını başlı başına bir bozma sebebi saymıştır. Yani artış oranı, hâkimin dilerse değinip dilerse geçebileceği tali bir ayrıntı değil, hakkında karar verilmesi zorunlu bir istemdir.
Somut Olay
Uyuşmazlık karşılıklı boşanma davasından doğmuştur. Kadın, birleşen dava dilekçesinde nafakalar yönünden artış talebinde bulunmuştur. İlk derece mahkemesi davayı sonuçlandırırken kadın lehine yoksulluk nafakasına hükmetmiş ve bu nafakanın her yıl ÜFE oranında artırılmasına karar vermiştir.
Karar her iki taraf vekilince istinaf edilmiştir. Bölge adliye mahkemesi, kadının yoksulluk nafakası miktarına yönelik istinaf başvurusunu kabul etmiş ve aylık 8.000,00 TL olan yoksulluk nafakasını aylık 10.000,00 TL'ye çıkarmıştır. Ne var ki istinaf mahkemesi, kaldırma kararı verip yeniden esas hakkında hüküm kurarken, kadının artış oranına ilişkin talebini hüküm fıkrasında hiç karşılamamıştır. Kadın vekili kararı; zinaya dayalı davanın reddi, tazminat ve nafaka miktarları ile nafaka artış oranının belirtilmemesi yönünden temyiz etmiştir.
Mahkemenin Gerekçesi
Daire kararı üç bölümde ele almıştır.
Birinci bölümde, erkeğin tüm temyiz itirazları ile kadının bozma kapsamı dışında kalan itirazları; tarafların iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uygulanması gereken hukuk kurallarına ve ispat kurallarına göre yerinde görülmemiştir.
İkinci bölümde tazminat kalemleri ele alınmıştır. Daire; tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumları, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur dereceleri, paranın alım gücü, kişilik haklarına yapılan saldırının ağırlığı ile ihlal edilen mevcut ve beklenen menfaatlerin kapsamını birlikte değerlendirerek, kadın yararına hükmolunan maddî ve manevî tazminat miktarını az bulmuştur. Gerekçede 4721 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesindeki hakkaniyet ilkesi ile 6098 sayılı Kanun'un 50 nci ve 51 inci madde hükümlerine dayanılmış, daha uygun miktarda tazminat takdiri gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmasının bozmayı gerektirdiği belirtilmiştir.
Üçüncü ve bu sayfa bakımından belirleyici bölümde ise artış oranı sorunu değerlendirilmiştir. Daire, kadının birleşen dava dilekçesinde nafakalar yönünden artış talebinde bulunduğunu ve ilk derece mahkemesince bu yönde bir artış kaydına hükmedildiğini tespit etmiş; buna karşılık istinaf mahkemesinin yeniden esas hakkında hüküm tesis ederken artış oranı talebi hakkında olumlu ya da olumsuz hüküm kurmamasını "doğru görülmemiş" bulmuş ve hükmü bu yönden de bozmuştur.
Buradaki hukukî çekirdek, taleple bağlılık ilkesidir: mahkeme talep edilmeyeni veremez, ancak talep edilen hakkında da susamaz. İstinaf mahkemesi kaldırma kararıyla birlikte yeniden esas hakkında hüküm kurduğunda, ilk derece hükmündeki artış kaydı da ortadan kalkmıştır; dolayısıyla o talebin yeni hükümde yeniden karşılanması gerekirdi.
Sonuç ve Uygulamadaki Etkisi
Daire, bölge adliye mahkemesi kararını kadın yararına hükmedilen maddî ve manevî tazminat miktarları ile yoksulluk nafakası artış oranı yönünden bozmuş, kararın bozma kapsamı dışında kalan bölümlerini ise 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca onamıştır.
Uygulamaya yansıyan üç sonuç vardır. Birincisi, artış oranı dava dilekçesinde açıkça istenmelidir; endeks kaydı kanundan kendiliğinden doğan bir sonuç değildir. İkincisi, hüküm fıkrası okunurken artış kaydının orada gerçekten yer alıp almadığı denetlenmelidir; kaydın gerekçede anılması yeterli değildir. Üçüncüsü, istinaf aşamasında kaldırma kararıyla yeniden hüküm kurulan dosyalarda bu kalem sıklıkla düşmektedir; bu ihtimal temyiz sebebi olarak ayrıca ileri sürülebilir.
Endeksin kendisi (ÜFE ya da TÜFE) bakımından ise karar bir tercih dayatmamaktadır; ilk derece hükmündeki ÜFE kaydı yalnızca olayın anlatımıdır. Hangi endeksin uygulanacağı, tarafın istemi ve dosyanın koşullarına göre belirlenen ayrı bir meseledir.
Benzer Durumdaysanız
Nafaka dosyanızda şu üç kontrolü yapmakta yarar vardır. Dilekçenizde nafakanın yıllık artırılmasına ilişkin açık bir istem var mı? Elinizdeki hükmün fıkrasında artış kaydı yazılı mı, yoksa yalnız aylık tutar mı hükmedilmiş? Karar istinafta kaldırılıp yeniden kurulduysa, artış kaydı yeni hükme taşınmış mı?
Artış kaydı bulunmayan bir nafakanın bugünkü alım gücünü görmek için nafaka artış hesaplama aracımızı kullanabilir, yoksulluk nafakasının şartları ve kapsamı için yoksulluk nafakası sayfamızı inceleyebilirsiniz. Bu sayfa bilgilendirme amaçlıdır; her dosyanın koşulları farklıdır ve yukarıdaki karar yalnız kendi olayı bakımından bağlayıcıdır.
Sık Sorulan Sorular
Nafakaya yıllık artış kaydı konulmazsa ne olur?
Nafaka aylık nominal tutarında kalır. Alacaklı, tutarın güncellenmesi için ayrıca nafaka artırım davası açmak zorunda kalır. Bu nedenle artış kaydının hüküm fıkrasında yer alıp almadığı, kararın ilk okunmasında denetlenmelidir.
Mahkeme artış talebini hiç karşılamazsa bu bozma sebebi midir?
İncelenen kararda Daire, talep edildiği hâlde artış oranı hakkında olumlu ya da olumsuz hüküm kurulmamasını doğru görmemiş ve kararı bu yönden bozmuştur. Talep hakkında karar verilmemesi, sonucu ne olursa olsun, başlı başına denetime konu olmaktadır.
İstinafta miktar artırılırsa artış kaydı kendiliğinden korunur mu?
Hayır. Bölge adliye mahkemesi kaldırma kararıyla yeniden esas hakkında hüküm kurduğunda, ilk derece hükmündeki kayıtlar yeni hükme kendiliğinden taşınmaz. Bu karar, tam da bu geçişte artış talebinin karşılıksız kalmasını bozma sebebi saymıştır.
Hukuki Değerlendirme
Av. Mesut İLME
İlme Hukuk & Danışmanlık kurucu avukatı · Yalova Barosu Sicil No: 287. Karar özetleri ve değerlendirmeler bilgilendirme amaçlıdır; somut uyuşmazlığınız için hukuki danışmanlık alınız.
Karar Tam Metni
2. Hukuk Dairesi 2025/5610 E. , 2026/3072 K. "İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1695 E., 2025/601 K. DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma İLK DERECE MAHKEMESİ: Bakırköy 11. Aile Mahkemesi SAYISI : 2021/428 E., 2022/362 K.
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-davalı erkek vekili tarafından tazminat miktarları yönünden; davalı-davacı kadın vekili tarafından ise duruşma istemli olarak zinaya dayalı davanın reddi, tazminat ve nafaka miktarları ile nafaka artış oranının belirtilmemesi yönünden temyiz edilmiş olup kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 24.03.2026 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde duruşmalı temyiz eden davalı-davacı ... vekili Avukat ... geldi. Karşı taraf temyiz eden davacı-davalı ... ve vekilleri gelmedi. Davacı-davalı vekili Avukat ...'ın mazeret bildirdiği görüldü. Usul ve yasaya uygun bulunmayan davacı-davalı vekilinin mazeretinin reddine karar verildi. Gelenin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen günde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
1.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre davacı-davalı erkek vekilinin tüm, davalı-davacı kadın vekilinin ise aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumları, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur dereceleri, paranın alım gücü, kişilik haklarına yapılan saldırının ağırlığı ile ihlal edilen mevcut ve beklenen menfaatlerin kapsamına nazaran, kadın yararına hükmolunan maddî ve manevî tazminat miktarı azdır. 4721 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesindeki hakkaniyet ilkesi ile 6098 sayılı Kanun'un 50 nci ve 51 inci madde hükümleri nazara alınarak, daha uygun miktarda maddî ve manevî tazminat takdiri gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
3.Davalı-davacı kadın birleşen dava dilekçesinde nafakalar yönünden artış talebinde bulunmuş, İlk Derece Mahkemesince de kadın lehine hükmedilen yoksulluk nafakasının her yıl ÜFE oranında artırılmasına karar verilmiştir. Kararın her iki taraf vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine davalı-davacı kadının Bölge Adliye Mahkemesince yoksulluk nafakası miktarına yönelik istinaf başvurusu kabul edilerek aylık 8.000,00 TL yoksulluk nafakasının aylık 10.000,00 TL'ye çıkarılmasına karar verilmiştir. Ne var ki, yeniden esas hakkında hüküm tesisi edilirken davalı-davacı kadının artış oranı talebi hakkında olumlu ya da olumsuz hüküm kurulmaması doğru görülmemiş, hükmün bu yönden de bozulmasına karar verilmiştir.
KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının davalı-davacı kadın yararına hükmedilen maddî ve manevî tazminat miktarları ile yoksulluk nafakası artış oranı yönünden BOZULMASINA,
Davacı-davalı erkek vekilinin tüm, davalı-davacı kadının diğer temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
40.000,00 TL vekâlet ücretinin davacı-davalı ...'dan alınarak kendisini duruşmada vekil ile temsil ettiren davalı-davacı ... 'e verilmesine,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden ...'a yükletilmesine,
Temyiz peşin harcının istek halinde yatıran ...'ya geri verilmesine,
Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
24.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.