İLME HUKUK BÜROSUHukuka Güven, Geleceğe Adım
İLME HUKUK BÜROSU
Hemen AraRandevu Al

Yoksulluk Nafakası Hangi Hâllerde Reddedilir? (Ağır Kusur Emsali)

Mahkeme:Yargıtay 2. Hukuk Dairesi
Esas/Karar:2022/10005 2023/587
Tarih:15.02.2023

Karar Özeti

Bu karar, boşanma davasında yoksulluk nafakası talebinin hangi hâlde reddedileceğini somut biçimde göstermesi bakımından önemlidir ve nafaka isteyen eş aleyhine sonuçlanmıştır. Karşılıklı açılan boşanma davasında ilk derece mahkemesi, kadının sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiğini, güven sarsıcı davranışlarda bulunduğunu, eşine hakaret ve şiddet uyguladığını; erkeğin ise hakaret ve tehdit yönünden kusurlu olduğunu belirlemiş, boşanmaya sebep olan olaylarda kadının daha ağır kusurlu olduğu sonucuna varmıştır. Bu kusur tablosu üzerine kadının maddi tazminat ve yoksulluk nafakası talepleri reddedilmiş, bölge adliye mahkemesi de erkeğin ek kusurlarını tespit etmesine rağmen kadının ağır kusurlu olduğu değerlendirmesini korumuş, ayrıca ağır kusurlu eş yararına manevi tazminata hükmedilmesini hatalı bularak bu talebi de reddetmiştir. Yargıtay ikinci hukuk dairesi, temyiz üzerine yaptığı incelemede kusur belirlemesini ve buna bağlanan ret sonuçlarını usul ve kanuna uygun bulmuş, bölge adliye mahkemesi kararını onamıştır. Kararın pratik değeri, yoksulluk nafakasının yoksulluğa düşme olgusuna değil, önce kusur karşılaştırmasına takılabildiğini göstermesidir: daha ağır kusurlu bulunan eş, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek olsa dahi bu nafakayı isteyemez. Aynı kusur tablosu tazminat taleplerini de birlikte düşürmektedir.

Hukuki Değerlendirme

Kararın Önemi

Yoksulluk nafakası tartışmalarında en sık sorulan soru, "eşim zaten çalışmıyor, nafaka almaya hak kazanır mı?" biçimindedir. Oysa uygulamada nafaka talebini düşüren ilk eşik çoğu zaman ekonomik durum değil, kusur karşılaştırmasıdır. 4721 sayılı Kanun m.175, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek tarafın nafaka isteyebilmesini, o tarafın kusurunun daha ağır olmaması şartına bağlar. Bu karar, söz konusu şartın somut bir dosyada nasıl işlediğini adım adım göstermesi bakımından öğreticidir: kadın yönünden yoksulluk nafakası ve maddi tazminat talepleri reddedilmiş, ret sonucu temyiz incelemesinden geçerek kesinleşmiştir.

Kararın ikinci öğretici yönü, kusur tablosunun tek bir talebi değil, talep demetini birlikte etkilemesidir. Aynı ağır kusur tespiti hem yoksulluk nafakasını hem maddi tazminatı hem de manevi tazminatı düşürmüştür. Boşanma dosyasında kusur, bağımsız bir başlık değil, ferî taleplerin tamamının üzerinde durduğu zemindir.

Somut Olay

Eşler karşılıklı boşanma davası açmıştır. Kadın; erkeğin düzenli bir işte çalışmadığını, kendisinin çalışmasına engel olduğunu, fiziksel ve psikolojik şiddet uyguladığını, tehditlerde bulunduğunu ileri sürerek 4721 sayılı Kanun m.166 uyarınca boşanma ile birlikte kendisi ve çocuklar yararına nafaka, ayrıca maddi ve manevi tazminat talep etmiştir. Erkek ise karşı davasında kadının sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiğini, birlik görevlerini yerine getirmediğini, ortak çocuğa ve kendisine karşı şiddet uyguladığını ileri sürmüştür.

İlk derece mahkemesi her iki davayı da kabul ederek tarafların boşanmasına karar vermiş; boşanmaya sebep olan olaylarda kadının sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiğini ve güven sarsıcı davranışlarda bulunduğunu, erkeğin ise hakaret yönünden kusurlu olduğunu belirleyerek kadını daha ağır kusurlu saymıştır. Bu tespitin doğrudan sonucu olarak kadının maddi tazminat ve yoksulluk nafakası talepleri reddedilmiştir.

İstinaf aşamasında bölge adliye mahkemesi, erkeğin kusur tablosuna eşini ve eşinin işverenini tehdit etmesini de eklemiş; buna rağmen kadının ağır kusurlu olduğu sonucunu değiştirmemiştir. Dahası, ağır kusurlu eş yararına manevi tazminata hükmedilmesini hatalı bularak ilk derece mahkemesinin bu yöndeki hükmünü kaldırmış ve talebi reddetmiştir. Tedbir nafakası ise talep aşıldığı gerekçesiyle düzeltilmiştir. Karar 6100 sayılı Kanun m.353 çerçevesinde kısmen kaldırılıp yeniden kurulmuştur.

Mahkemenin Gerekçesi

Yargıtay ikinci hukuk dairesi, kadın vekilinin temyiz istemini incelemiş ve bölge adliye mahkemesi kararını 6100 sayılı Kanun m.370 uyarınca onamıştır. Gerekçede, kararın tarafların iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına ve ispat kurallarına uygun olduğu; özellikle kadına kusur olarak yüklenen sadakat yükümlülüğünün ihlali ile güven sarsıcı davranış vakıasının gerçekten güven sarsıcı mahiyette olduğunun anlaşıldığı vurgulanmıştır.

Bu cümle kararın çekirdeğidir. Daire, kusur nitelendirmesini yeniden yapmamış; derece mahkemelerinin vakıa değerlendirmesinin dosyadaki delillerle uyumlu olup olmadığını denetlemiştir. Kusuru ağır bulunan tarafın nafaka ve tazminat talepleri, ayrıca bir ekonomik inceleme yapılmasına gerek kalmadan bu eşikte düşmüştür. Kararın "İlgili Hukuk" bölümünde 4721 sayılı Kanun m.175 ile birlikte tazminatı düzenleyen 4721 sayılı Kanun m.174 ve hâkimin takdir yetkisini düzenleyen 4721 sayılı Kanun m.4 hükümlerine yer verilmesi de, nafaka ile tazminatın aynı kusur zemininde birlikte değerlendirildiğini göstermektedir.

Sonuç ve Uygulamadaki Etkisi

Karardan çıkan uygulama çizgisi üç başlıkta toplanabilir:

  1. Kusur, yoksulluğa düşmeden önce gelir. Nafaka isteyen eş boşanma yüzünden gerçekten yoksulluğa düşecek olsa bile, kusuru diğer eşten ağırsa talep reddedilir. Ekonomik durum araştırması bu aşamadan sonra anlam kazanır.
  2. Karşı tarafın kusurlu olması tek başına yetmez. Bu dosyada erkeğin de hakaret, şiddet ve tehdit içeren kusurları belirlenmiştir; buna rağmen kusurlar tartıldığında kadının kusuru daha ağır bulunmuştur. Belirleyici olan kusurun varlığı değil, karşılaştırmalı ağırlığıdır.
  3. Sadakat yükümlülüğüne aykırılık ağır kusur tarafına ağırlık koyar. Güven sarsıcı davranış vakıası, tek başına kusur dengesini çevirebilecek nitelikte görülmüştür.

Nafaka miktarının nasıl hesaplandığını ve hangi ölçütlerin dikkate alındığını görmek isteyenler nafaka hesaplama aracımızı kullanabilir; yoksulluk nafakasının şartları, süresi ve güncel tartışmaları için yoksulluk nafakası rehberimize bakılabilir. Boşanmada maddi ve manevi tazminatın kusurla ilişkisi ise boşanmada tazminat sayfasında ayrıca ele alınmaktadır.

Benzer Durumdaysanız

Bu bölüm genel bilgilendirme amaçlıdır; her dosyanın kusur tablosu kendine özgüdür ve hukuki tavsiye niteliği taşımaz.

  • Kusur delillerini erken toplayın. Kusur dengesi tanık beyanları, mesajlar ve resmî kayıtlar üzerinden kurulur. Dava açıldıktan sonra hatırlanan olaylar çoğu zaman ispatlanamaz.
  • Karşı davayı hafife almayın. Bu dosyada kadının talepleri, kendi açtığı dava kabul edilmiş olmasına rağmen karşı davadaki kusur tespiti nedeniyle reddedilmiştir.
  • Talebinizi rakamla ve dayanakla somutlaştırın. Kararda tedbir nafakası, talep aşıldığı için düzeltilmiştir; talep sonucu, hükmün sınırını çizer.
  • Kusur tespitine karşı kanun yollarını süresinde kullanın. Kusur belirlemesi kesinleştiğinde nafaka ve tazminat sonuçları da birlikte kesinleşir.

Sık Sorulan Sorular

Eşit kusurlu isem yoksulluk nafakası alabilir miyim?

4721 sayılı Kanun m.175 nafaka isteyen tarafın kusurunun daha ağır olmamasını arar; kusurun hiç bulunmamasını değil. Bu nedenle eşit kusur hâlinde nafaka talebinin önü kural olarak kapanmaz; yoksulluğa düşme şartı ayrıca değerlendirilir. Bu dosyada talep reddedilmiştir, çünkü kusurlar eşit değil, biri daha ağır bulunmuştur.

Karşı taraf da şiddet ve tehdit uygulamışsa kusurum hafifler mi?

Zorunlu olarak hafiflemez. Bu kararda istinaf mahkemesi erkeğin tehdit kusurunu ayrıca tespit etmiş, buna rağmen kadının kusurunu daha ağır saymayı sürdürmüştür. Mahkemeler kusurları sayarak değil, ağırlıklarını tartarak karşılaştırır.

Ağır kusurlu eş manevi tazminat isteyebilir mi?

Bu dosyada istinaf mahkemesi, ağır kusurlu eş yararına manevi tazminata hükmedilmesini hatalı bulmuş ve talebi reddetmiştir. Tazminat talepleri de nafaka gibi kusur karşılaştırmasına bağlıdır.

Yoksulluk nafakası reddedildiyse çocuklar için nafaka da düşer mi?

Hayır. Çocuk yararına iştirak nafakası, eşler arasındaki kusur dengesinden bağımsızdır ve çocuğun bakım ihtiyacına dayanır. Bu iki talep aynı dosyada bulunsa da farklı ölçütlere tabidir.

Hukuki Değerlendirme

Av. Mesut İLME

İlme Hukuk & Danışmanlık kurucu avukatı · Yalova Barosu Sicil No: 287. Karar özetleri ve değerlendirmeler bilgilendirme amaçlıdır; somut uyuşmazlığınız için hukuki danışmanlık alınız.

Profili GörüntüleSon güncelleme: 3 Eylül 2026
Karar Tam Metni

2. Hukuk Dairesi 2022/10005 E. , 2023/587 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi

Taraflar arasındaki karşılıklı açılan boşanma davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne, tarafların boşanmalarına ve ferîlerine karar verilmiştir.

Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kısmen kabulü ile kararın kaldırılarak esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı - davalı kadın vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı - davalı kadın vekili dava ve cevaba cevap dilekçesinde özetle; erkeğin düzenli ve sürekli bir işte çalışmadığı gibi kadının çalışmasına da engel olduğu, işi nedeniyle tehdit ettiği, birlik görevlerini yerine getirmediği, sürekli fiziksel ve psikolojik şiddet uyguladığı, çocuklara baskı uyguladığı, kadını küçük düşürdüğü, kadını ve çocukları öldüreceğini söyleyerek tehdit ettiği, kadının patronu ve ailesini tehdit ettiği, evden giderken yüklü borç bıraktığı, eve alkollü gelip taşkınlık yaptığı belirtilerek 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 166 ncı maddesinin birinci ve ikinci fıkrası gereğince davasının kabulüne, tarafların boşanmalarına, velâyetin anneye verilmesine, her bir çocuk yararına aylık 500,00 TL tedbir ve iştirak nafakasına, kadın yararına aylık 500,00 TL tedbir ve yoksulluk nafakası ile 20.000,00 TL maddî ve 30.000,00 TL manevî tazminata 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 336 ncı ve 337 nci maddeleri gereğince adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP Davalı - davacı erkek vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde özetle; kadının kendisini sürekli aldattığını, arkadaşları ile gezip tozmaktan birlik görevlerini yerine getirmediğini, ortak çocuğa şiddet uyguladığı, kendisine de hakaret ettiği ve şiddet uyguladığını ileri sürerek 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesinin birinci fıkrası gereğince asıl davanın reddine, davasının kabulüne, tarafların boşanmalarına, velâyetin babaya verilmesine, erkek yararına 20.000,00 TL maddî ve 30.000,00 TL manevî tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk derece mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kadının, sadakat yükümlülüğünün ihlali ile güven sarsıcı davranışlarının olduğu, erkeğe hakaret ettiği ve şiddet uyguladığı, erkeğin ise kadına hakaret ettiği, boşanmaya sebebiyet veren olaylarda kadının ağır kusurlu olduğu gerekçesi ile kadının davasının 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesinin birinci ve ikinci fıkrası, erkeğin davasının ise 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesinin birinci fıkrası gereğince kabulüne, tarafların boşanmalarına, velâyetinin babaya verilmesine, çocuklar ile anne arasında kişisel ilişki kurulmasına, kadın yararına 5.000,00 TL manevî tazminata, erkek yararına 2.000,00 TL maddî ve 15.000,00 TL manevî tazminata, kadının maddî tazminat ve yoksulluk nafakası taleplerinin reddine, kadın yararına aylık 550,00 TL tedbir nafakasına, tedbir nafakasının hüküm tarihinden itibaren kaldırılmasına karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri 1.Davacı-karşı davalı kadın vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; kusur tespiti, erkeğin kabul edilen davası ve kadının reddedilen talepleri yönünden duruşma istemli olarak istinaf başvurusunun kabulü ile kararın bu yönden kaldırılmasını erkeğin davasının kabulü, kusur belirlemesi, tazminat ve nafakalar yönünden yineden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle karar verilmesini talep etmiştir.

2.Davalı-karşı davacı erkek vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; kusur tespiti ile kadının kabul edilen davası yönünden kararın kaldırılmasını yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle talepleri gibi karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayılı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin gerekçesinde davacı - davalı kadının sadakat yükümlülüğünün ihlali ile güven sarsıcı davranışlarının olduğu, erkeğe hakaret ettiği ile şiddet uyguladığı, erkeğin ise kadına hakaret ettiği, boşanmaya sebebiyet veren olaylarda kadının ağır kusurlu olduğu gerekçesi ile her iki davanın kabulü ile ferîlerine karar verilmiş ise de, mahkemece belirlenen ve gerçekleşen taraf kusurları dışında erkeğin aynı zamanda erkeğin eşini ve eşinin çalışmakta olduğu işverenini tehdit ettiği, belirlenen ve gerçekleşen bu kusurlara göre kadının ağır kusur olduğu, ağır kusurlu eş yararına tazminata hükmedilmesinin hatalı olduğu, kadın yararına hükmedilen tedbir nafakasının belirlenmesinde ise talebin aşıldığı anlaşıldığından 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (3) üncü alt bendi gereğince kısmen kabulü ile gerekçenin düzeltilerek, hükmün belirtilen kısmının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında karar verilerek kadın yararına 400,00 TL tedbir nafakasına, kadının manevî tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı- davalı kadın vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri Davacı- davalı kadın vekili temyiz dilekçesinde özetle; karşı davanın ispatlanmadığı, kabulünün hatalı olduğu, oğlunun babasının dolduruşu ile tanıklık yaptığı, aralarının iyi olduğu, kabul anlamına gelmemekle birlikte olduğu iddia edilen olaylardan 2 yıl sonra dava açıldığı, ekonomik durumların dikkate alınmadığı ileri sürülerek kararın, karşı davanın kabulü, kusur belirlemesi, erkek yararına hükmedilen tazminatlar ile reddedilen tazminat ve yoksulluk nafaka talepleri ile tedbir nafakasının miktarı yönünden bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe

  1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, karşılıklı açılan boşanma davasında taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamında imkan vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik bulunup bulunmadığı, geçimsizlik var ise kusurun kimden kaynaklandığı, erkeğin davasının kabulünün yerinde olup olmadığı, kadının reddedilen tazminat ve yoksulluk nafakası şartlarının oluşup oluşmadığı, erkek yararına hükmedilen tazminatların şartlarının oluşup oluşmadığı ile tedbir nafakasının miktarı noktasında toplanmaktadır.

  2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 4721 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesi, 166 ncı maddesinin birinci ve ikinci fıkrası, 169 uncu maddesi, 174 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 175 inci maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50 nci ve 51 inci maddeleri.

  3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle kadına kusur olarak yüklenilen sadakat yükümlülüğünün ihlali ile güven sarsıcı davranış vakıasının güven sarsıcı mahiyette olduğunun anlaşılmasına göre usul ve kanuna uygun olup davacı- davalı kadın vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Adli yardımdan yararlanması sebebi ile başlangıçta alınmamış olan aşağıda yazılı karar ve ilam harcı ile temyiz başvuru harcının davacı- davalıya yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

15.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

#yoksulluk nafakası ret yargıtay#ağır kusur nafaka emsal#nafaka reddi emsal karar#yoksulluk nafakası şartları