Anayasa Mahkemesi: Bireysel Başvuruda Olağan Kanun Yollarının Tüketilmesi Zorunluluğu
Başvurucu, Ankara 20. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından resmi belgede sahtecilik ve iftira suçlarından verilen mahkûmiyet kararına karşı süresinde temyiz dilekçesi verdiğini, ancak dilekçesinin ceza infaz kurumu aracılığıyla mahkemeye ulaştırılmaması sebebiyle kararın kesinleştiğini ileri sürmüştür. Başvurucu, eski hale getirme ve temyiz talebinin reddedilmesiyle anayasal haklarının ihlal edildiğini iddia ederek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur. Uyuşmazlık, başvurucunun adli yardım talebinin kabul edilebilirliği ile olağan kanun yollarını tüketmeden doğrudan Anayasa Mahkemesine başvurmasının, Anayasa'nın 148. maddesi ve 6216 sayılı Kanun uyarınca "başvuru yollarının tüketilmemiş olması" nedeniyle kabul edilemezlik sebebi teşkil edip etmediği noktasında toplanmaktadır. Anayasa Mahkemesi, öncelikle adli yardım talebini incelemiştir. Başvurucunun sosyal güvenlik kapsamında bir gelirinin, taşınmaz veya taşıtının bulunmadığı anlaşıldığından, 6100 sayılı Kanun hükümleri uyarınca adli yardım talebinin kabulüne ve harçtan muaf tutulmasına karar verilmiştir. Esas incelemede ise Mahkeme, bireysel başvurunun ikincil nitelikte olduğunu, Anayasa'nın 148. maddesi gereği ihlale neden olduğu ileri sürülen işlem için olağan kanun yollarının tüketilmesi gerektiğini belirtmiştir. Başvurucunun, Ankara 20. Asliye Ceza Mahkemesi'nin eski hale getirme ve temyiz talebinin reddine dair ek kararına karşı temyiz yoluna başvurmadan doğrudan Anayasa Mahkemesine başvurduğu tespit edilmiştir. Temyiz yoluna başvurulmasının hükmün infazını ertelemediği ve bu yolun etkili bir başvuru yolu olduğu vurgulanarak, başvurunun "başvuru yollarının tüketilmemiş olması" nedeniyle kabul edilemez olduğuna oy birliğiyle karar verilmiştir.