İLME HUKUK BÜROSU
Hemen AraRandevu Al

Emsal Kararlar Kütüphanesi

Yargıtay, İstinaf ve Anayasa Mahkemesi'nin güncel ve emsal niteliğindeki kararlarını, hukuki incelemelerimizle birlikte bu arşivde bulabilirsiniz.

11 sonuç bulundu "yeniden yargılama" içinFiltreleri temizle
Anayasa Mahkemesi21.01.2015

Anayasa Mahkemesi: Disiplin Soruşturmasında Özel Hayatın Gizliliği ve Ölçülülük İlkesi

Başvurucu, bir sosyal paylaşım sitesinde kendisine ait olduğu iddia edilen cinsel içerikli görüntülerin yayınlanması üzerine hakkında başlatılan disiplin soruşturması neticesinde devlet memurluğundan çıkarma cezası alması nedeniyle Anayasa'nın çeşitli maddelerinin ihlal edildiği iddiasıyla bireysel başvuruda bulunmuştur. İlk derece mahkemesi ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesi, söz konusu görüntülerin başvurucu tarafından internet ortamına açık hale getirildiği gerekçesiyle disiplin cezasını hukuka uygun bularak davanın reddine karar vermiştir. Uyuşmazlık, kamu görevlilerinin disiplin soruşturmasına konu olan eylemlerinin, mesleki faaliyet sınırlarını aşarak özel hayatın gizliliği alanına girip girmediği ve verilen disiplin cezasının demokratik bir toplumda ölçülülük ilkesi ile özel hayatın gizliliği hakkı kapsamında korunup korunmadığı noktasında toplanmaktadır. Anayasa Mahkemesi, söz konusu görüntülerin başvurucunun mahremiyet alanında gerçekleştiğini, bu eylemlerin rızasıyla alenileştirildiğine dair bir bulgu bulunmadığını ve iddiaların mesleki hayatın sınırlarını aşan özel yaşam eylemleri olduğunu tespit etmiştir. Kamu görevlilerinin mesleki yaşamlarıyla bütünleşen bazı özel hayat unsurlarının sınırlandırılabileceğini kabul etmekle birlikte, idarenin uyguladığı disiplin cezasının, genel yarar ile bireyin temel hak kaybı arasında adil bir denge kurmadığı sonucuna varılmıştır. Bu kapsamda, Anayasa'nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayatın gizliliği hakkının ihlal edildiğine ve ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere ilgili mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.

Kararı İncele
Anayasa Mahkemesi23.07.2020

Anayasa Mahkemesi: Baro Levhasına Yazılma Talebinin Reddi Özel Hayata Saygı Hakkı İhlali

Başvurucu, 670 sayılı KHK kapsamında kamu görevinden çıkarılmasının ardından baro levhasına yeniden yazılma talebiyle Ankara Barosuna başvurmuştur. Baro Yönetim Kurulu, talebi reddetmiş; Türkiye Barolar Birliği (TBB) ise itirazı kabul ederek kararı kaldırmıştır. Ancak ilgili Bakanlık, TBB kararını geri göndererek süreci devam ettirmiştir. Başvurucu, bu durumun özel hayata saygı hakkını ihlal ettiğini ileri sürerek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur. Uyuşmazlık, kamu görevinden çıkarılan bir avukatın baro levhasına yazılma talebinin reddedilmesi işleminin, Anayasa'nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayata saygı hakkına yönelik bir müdahale teşkil edip etmediği ve bu müdahalenin kanunilik koşulunu sağlayıp sağlamadığı noktasında toplanmaktadır. Anayasa Mahkemesi, özel hayata yönelik müdahalelerin Anayasa güvencelerine uygun sayılabilmesi için müdahalenin kanuni bir dayanağının bulunması gerektiğini belirtmiştir. Serbest avukatlık faaliyetinin bir istihdam ilişkisine dayanmadığı ve kamu hizmetinde istihdam yasağının bu meslek grubuna genişletici ve öngörülemez bir yorumla uygulanamayacağı tespit edilmiştir. Derece mahkemelerinin, mevcut düzenlemeleri öngörülemez şekilde yorumlayarak başvurucunun baro levhasına yazılmasını engellemesinin, müdahalenin kanunilik koşulunu bozduğu sonucuna varılmıştır. Bu doğrultuda, Anayasa'nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine, ihlalin giderilmesi için dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara 16. İdare Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

Kararı İncele
Anayasa Mahkemesi08.10.2020

Anayasa Mahkemesi: İş Sözleşmesinin Feshi Nedeniyle Özel Hayata Saygı Hakkının İhlali

Başvurucu, işveren ile arasındaki güven ilişkisinin bozulduğu gerekçesiyle iş sözleşmesinin feshedilmesi nedeniyle özel hayata saygı hakkının ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurucu, Türkiye Tarım Kredi Kooperatifleri bünyesinde işçi statüsünde çalışırken, OHAL dönemindeki süreçler kapsamında işten el çektirilmiş ve ardından iş akdi sonlandırılmıştır. Uyuşmazlığın temelini, işverenin iş sözleşmesini feshederken dayandığı gerekçelerin, Anayasa'nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayata saygı hakkına müdahale teşkil edip etmediği ve bu müdahalenin Anayasa'nın 15. maddesindeki ölçülülük kriterlerini karşılayıp karşılamadığı oluşturmaktadır. Anayasa Mahkemesi, başvurucunun iş sözleşmesinin feshedilmesine dayanak yapılan "FETÖ/PDY ile irtibat veya iltisak" iddialarının, somut ve nesnel delillerle desteklenmediği sürece özel hayata saygı hakkını ihlal edeceğine hükmetmiştir. Mahkeme, OHAL döneminde dahi devletin temel hakları sınırlandırırken takdir yetkisini ikna edici, ciddi ve objektif gerekçelerle kullanması gerektiğini vurgulamıştır. İnceleme sonucunda, başvurucu hakkındaki tedbirlerin, söz konusu iddiaların doğruluğuna dair güçlü ve nesnel bir şüphe ortaya koyacak yeterli gerekçeden yoksun olduğu ve bu durumun Anayasa'nın 20. maddesinde düzenlenen özel hayata saygı hakkını ihlal ettiği tespit edilmiştir. İhlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması amacıyla, dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara 40. İş Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

Kararı İncele
Anayasa Mahkemesi13.10.2016

Anayasa Mahkemesi: Subay Sözleşmesinin Feshi İşleminde Özel Hayatın Gizliliği Hakkının İhlali

Sözleşmeli subay olarak görev yapan başvurucu, hakkında internet ortamında elde edilen çıplak görüntülerin yer aldığı bir ihbar üzerine başlatılan idari tahkikat neticesinde, "ahlak dışı hareketlerde bulunduğu" gerekçesiyle subaylık sözleşmesinin feshedilmesiyle karşı karşıya kalmıştır. Askeri Yüksek İdare Mahkemesi (AYİM), başvurucunun eylemlerinin TSK'nın itibarını zedelediğine ve "iyi ahlak sahibi olma" vasfını taşımadığına hükmederek açılan iptal davasını reddetmiştir. Başvurucu, bu kararın özel hayatın gizliliğini ihlal ettiğini ileri sürerek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur. Uyuşmazlık, idarenin tesis ettiği ayırma işleminin dayanağı olan eylemlerin, Anayasa'nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayatın gizliliği hakkına müdahale teşkil edip etmediği ve AYİM kararının bu müdahaleyi haklı kılacak yeterli ve somut gerekçeleri içerip içermediği noktasında toplanmaktadır. Anayasa Mahkemesi, başvurucunun cinsel yaşamına ilişkin mahrem bilgilerin ve hukuka aykırı yollarla elde edildiği iddia edilen görüntülerin, mesleki faaliyetle doğrudan ilgisi olmayan özel yaşam alanına dahil olduğunu tespit etmiştir. Mahkeme, AYİM kararının, başvurucunun özel hayatına ilişkin hususların mesleği üzerindeki etkilerini açıklamadığını, iddiaların incelenmediğini ve ölçülülük ilkesinin (kamu yararı ile birey zararı arasındaki denge) gözetilmediğini belirlemiştir. Ayrıca, ifade alma sürecindeki usulsüzlük iddialarının yeterince araştırılmadığı sonucuna varılarak, Anayasa'nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayatın gizliliği hakkının ihlal edildiğine karar verilmiştir. İhlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması amacıyla dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere AYİM Birinci Dairesine gönderilmesine hükmedilmiştir.

Kararı İncele
Anayasa Mahkemesi16.12.2015

Anayasa Mahkemesi: İdari Tahkikat Sürecinde Özel Hayatın Gizliliğinin İhlali Kararı

Subay statüsünde görev yapan başvurucu hakkında, ahlaki durumuna ilişkin isimsiz bir ihbar üzerine idari tahkikat başlatılmıştır. Bu süreçte başvurucunun cinsel hayatına dair detaylı beyanlarının alındığı bir ifade tutanağı düzenlenmiş; neticede 926 sayılı Kanun'un 50/c maddesi uyarınca Türk Silahlı Kuvvetleri ile ilişiği kesilmiştir. Başvurucu, işlemin iptali istemiyle açtığı davada Askeri Yüksek İdare Mahkemesi (AYİM) tarafından davanın reddedilmesi üzerine Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur. Uyuşmazlık, idari tahkikat kapsamında alınan ifadelerin içeriği ve bu ifadelerin alınış biçiminin, Anayasa'nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayatın gizliliği hakkına müdahale teşkil edip etmediği noktasında toplanmaktadır. Ayrıca, derece mahkemesinin söz konusu ifadenin alındığı koşullara ilişkin iddiaları yeterli gerekçeyle karşılayıp karşılamadığı hukuki sorunu oluşturmaktadır. Anayasa Mahkemesi, kamu görevlilerinin özel hayatına yönelik müdahalelerin, özellikle cinsellik ve mahremiyet gibi alanlarda çok daha dar bir takdir yetkisine tabi olduğunu belirtmiştir. İnceleme sonucunda, başvurucunun ifadesinin hangi hukuki kapsamda alındığının belirtilmediği, ifadeyi alan birimin belirsiz olduğu ve cinsel hayatına dair en mahrem bilgilerin alındığı bu sürecin hukuki yönden şüpheli olduğu tespit edilmiştir. Derece mahkemesinin, başvurucunun ifadenin alındığı koşullara ilişkin somut iddialarını makul bir gerekçeyle yanıtlamadığı, bu nedenle müdahaleyi haklı kılacak yeterli incelemeyi yapmadığı sonucuna varılmıştır. Bu doğrultuda, Anayasa'nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayatın gizliliği hakkının ihlal edildiğine karar verilmiştir.

Kararı İncele
Anayasa Mahkemesi03.04.2014

Anayasa Mahkemesi: Disiplin Soruşturmasında Özel Hayatın Gizliliğinin İhlali Kararı

Başvurucu, cinsel içerikli görüntülerinin internette yayınlanması üzerine hakkında başlatılan disiplin soruşturması neticesinde 657 sayılı Kanun uyarınca devlet memurluğundan çıkarma cezası alması nedeniyle Anayasa'nın 10, 20 ve 38. maddelerinin ihlal edildiği iddiasıyla bireysel başvuruda bulunmuştur. İlgili disiplin cezası, Adalet Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu tarafından onaylanmış; idari yargı ve Danıştay süreçleri sonucunda karar kesinleşmiştir. Uyuşmazlık, kamu görevlilerinin özel hayatına ilişkin, rızası dışında alenileşen eylemlerin disiplin hukuku kapsamında değerlendirilmesinin, Anayasa'nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayatın gizliliği hakkını ihlal edip etmediği noktasında toplanmaktadır. Anayasa Mahkemesi, kamu görevlilerinin mesleki etik ve sorumlulukları gereği özel hayatlarının belirli sınırlamalara tabi tutulabileceğini kabul etmekle birlikte, disiplin cezasına konu eylemlerin başvurucunun mahremiyet alanında gerçekleştiğini ve rızasıyla alenileştirildiğine dair bir bulgu bulunmadığını tespit etmiştir. İdari ve yargısal makamların gerekçelerinde, başvurucunun özel yaşamına dikkat edilmediği ve eylemlerin doğrudan mesleki faaliyetle ilgili olmadığı saptanmıştır. Disiplin cezasının, kişinin ekonomik geleceğini etkileyecek boyutta olması nedeniyle, sınırlama ile ulaşılan genel yarar ile bireyin hak kaybı arasında adil bir dengenin sağlanmadığı sonucuna varılmıştır. Bu doğrultuda, Anayasa'nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayatın gizliliği hakkının ihlal edildiğine karar verilmiştir.

Kararı İncele
Anayasa Mahkemesi13.12.2023

AYM'den ÇED İptali Kararı: Zeytinliklere 3 KM Mesafedeki Tesisler ve Bilimsel Yetersizlik

AYM, zeytinliklere 3 km mesafedeki santralin ÇED sürecinde yetersiz inceleme yapılması nedeniyle özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine hükmetti.

Kararı İncele
Anayasa Mahkemesi29.11.2023

AYM Genel Kurul Kararı: Profesörlük Atamasında "Muayenehane Kapatma" Şartı Hukuka Aykırı

AYM, profesörlük ilanlarında adaylara getirilen "5 yıl süreyle muayenehane açmama" şartını, kanuni dayanağı olmadığı gerekçesiyle hak ihlali saydı.

Kararı İncele
Anayasa Mahkemesi05.10.2023

AYM Kararı: Tutukluluk İncelemesinde Duruşmasız "Makul Süre" Sınırı

AYM, yasal süre 90 gün olsa bile, tutukluluk incelemelerinin 2 aydan fazla dosya üzerinden yapılmasının hak ihlali olduğuna hükmetti.

Kararı İncele
Anayasa Mahkemesi04.10.2023

AYM'den Emsal 6284 Kararı: Aile Bireyi Olmayan Kişiye Karşı Koruma Tedbiri

AYM, 6284 sayılı Kanun'un sadece aile içi şiddette değil, aile bireyi olmayanların tehditlerinde de uygulanacağına hükmetti. Emsal karar incelemesi.

Kararı İncele