İLME HUKUK BÜROSUHukuka Güven, Geleceğe Adım
İLME HUKUK BÜROSU
Hemen AraRandevu Al
Aile Hukuku#mal rejimi#mal ayrılığı#TMK 206

Olağanüstü Mal Rejimi: Hâkim Kararıyla Mal Ayrılığına Geçiş (TMK m.206-212)

Eşlerden birinin talebiyle hâkim kararıyla mal ayrılığına geçiş: TMK m.206'daki haklı sebepler, aile mahkemesinde çekişmesiz yargı usulü, maktu harç, kararın talep tarihinden geçerli olması, önceki rejimin tasfiyesi ve boşanma davasıyla ilişkisi.

30 Ağustos 2026
18 dk okuma
olağanüstü mal rejimi
Akşam ışığında bir oturma odası: geniş pencere, kanepe ve önündeki alçak sehpa

Eşler arasında hangi mal rejiminin geçerli olacağı kural olarak iki yoldan belirlenir: Hiçbir şey yapılmazsa kanunun öngördüğü yasal rejim uygulanır; eşler isterse noterde yapacakları bir mal rejimi sözleşmesiyle kanunda sayılan başka bir rejimi seçerler. Türk Medeni Kanunu'nun bunlara eklediği üçüncü bir yol daha vardır ve uygulamada çok daha az bilinir: Olağanüstü mal rejimi. Bu başlık altında düzenlenen TMK m.206-212, eşlerin ortak iradesine değil, hâkim kararına ya da doğrudan kanun hükmüne bağlı olarak mevcut rejimin mal ayrılığına dönüşmesini düzenler. Bu yazı, yalnızca bu istisnai geçişi anlatır: haklı sebebin ne olduğu, kimin isteyebileceği, hangi mahkemede ve hangi usulle görüleceği, kararın hangi tarihten itibaren sonuç doğuracağı, önceki rejimin nasıl tasfiye edileceği ve boşanma davasıyla ilişkisi.

Olağanüstü mal rejimi nedir?

TMK m.202/1, "Eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin uygulanması asıldır" der; ikinci fıkra eşlerin mal rejimi sözleşmesiyle kanunda belirlenen diğer rejimlerden birini kabul edebileceğini ekler. Sözleşmeyle seçilebilen rejimler, şekil şartları ve sınırları evlilik sözleşmesi (mal rejimi sözleşmesi) sayfasında anlatılmıştır; burada tekrar edilmeyecektir.

Kanunun "C. Olağanüstü mal rejimi" başlığı altındaki hükümler ise rejim değişikliğini eşlerin anlaşmasına bağlı olmayan bir zemine taşır. İki ayrı kaynak vardır:

  • Eşlerden birinin istemiyle (m.206-208): Haklı bir sebep varsa hâkim, eşlerden birinin talebi üzerine mevcut rejimin mal ayrılığına dönüşmesine karar verir. Diğer eşin rızası aranmaz.
  • Cebrî icra hâlinde (m.209-211): Yalnızca mal ortaklığı rejimini kabul etmiş eşler için geçerlidir; iflasta dönüşüm kendiliğinden olur, hacizde alacaklı hâkimden mal ayrılığı isteyebilir.

Her iki yolda da varılan sonuç aynıdır: mal ayrılığı. Hâkim, eşleri mal ortaklığına ya da paylaşmalı mal ayrılığına geçiremez; kanun olağanüstü rejim olarak yalnızca mal ayrılığını öngörmüştür. Rejime "olağanüstü" denmesinin sebebi budur: olağan yol iki eşin noterdeki ortak iradesidir, olağanüstü yol ise tek eşin talebi ya da kanunun doğrudan müdahalesidir.

Haklı sebep: Kanunun saydığı beş hâl ve "özellikle" ibaresi

TMK m.206/1 kuralı koyar: "Haklı bir sebep varsa hâkim, eşlerden birinin istemi üzerine, mevcut mal rejiminin mal ayrılığına dönüşmesine karar verebilir." İkinci fıkra, haklı sebebin varlığının kabul edildiği hâlleri sayar ve bu sayımı "Özellikle aşağıdaki hâllerde" sözcükleriyle açar. Bu ifade iki sonuç doğurur: Sayılan beş hâl örnekseme niteliğindedir, yani hâkim listede olmayan bir olguyu da haklı sebep sayabilir; buna karşılık listedeki bir hâlin varlığı hâkimi otomatik olarak bağlamaz, çünkü madde "karar verir" değil "karar verebilir" demektedir. Talep bir takdir yetkisine tabidir ve her dosyada somut olgularla ispat edilmelidir.

Kanunun saydığı hâller şunlardır:

1. Diğer eşe ait malvarlığının borca batık veya ortaklıktaki payının haczedilmiş olması

Borca batıklık, bir eşin borçlarının malvarlığının değerini aşması demektir. Uygulamada en sık rastlanan hâl, ticari faaliyet yürüten eşin işletmesinin ödeme güçlüğüne düşmesi, hakkında çok sayıda icra takibi yürütülmesi ya da iflas ve konkordato sürecine girmesidir. Bu bentteki "ortaklıktaki payının haczedilmiş olması" ibaresi ise mal ortaklığı rejimine özgüdür; yasal rejimde yaşayan eşler için belirleyici olan borca batıklıktır. İcra dosyaları, banka kayıtları, ticaret sicili ve vergi kayıtları bu sebebin ispatında öne çıkan delillerdir. Eşin iflasının hukuki sonuçları için iflas ve konkordato sayfasına bakılabilir.

2. Diğer eşin, istemde bulunanın veya ortaklığın menfaatlerini tehlikeye düşürmüş olması

Bu bent, borca batıklık henüz gerçekleşmemiş olsa bile somut bir tehlikenin varlığını yeterli sayar. Kumar alışkanlığı, sürekli ve ölçüsüz borçlanma, ölçüsüz kefaletler, aile birikimini riskli işlere yatırma ya da malvarlığını hızla elden çıkarma gibi davranışlar bu kapsamda değerlendirilir. Kanun, tehlikenin yalnızca "ortaklığın" değil "istemde bulunanın" menfaatlerine yönelmesini de yeterli görmüştür.

3. Ortaklık malları üzerindeki tasarruf için gereken rızanın haklı sebep olmadan esirgenmesi

Bu hâl, mal ortaklığı rejiminde ortaklık malları üzerinde yapılacak işlemler için diğer eşin rızasının arandığı durumlara ilişkindir. Rızasını haklı bir sebep olmaksızın esirgeyen eş, diğerinin malvarlığını yönetmesini fiilen kilitlemiş olur; kanun bunu rejimden çıkış sebebi saymıştır.

4. Malvarlığı, gelir, borçlar veya ortaklık malları hakkında bilgi vermekten kaçınma

Yasal rejimde en çok başvurulan bentlerden biridir. Edinilmiş mallara katılma rejimi, tasfiye anında her eşin diğerinin edinilmiş mallarının yarısı üzerinde hak sahibi olmasına dayanır; bu hak ancak karşı tarafın malvarlığı bilinirse anlamlıdır. Gelirini, banka hesaplarını, şirket paylarını ya da borçlarını sistemli biçimde saklayan eş, diğerinin hakkını ölçmesini imkânsız kılar. Kanun bu şeffaflık ihlalini tek başına haklı sebep saymıştır.

5. Diğer eşin sürekli olarak ayırt etme gücünden yoksun olması

Ağır ve kalıcı akıl hastalığı gibi hâllerde eş, malvarlığını yönetemez ve tasfiyeye ilişkin iradesini açıklayamaz. Kanun bu durumda üçüncü fıkrayla özel bir düzenleme getirir: "Eşlerden biri ayırt etme gücünden sürekli olarak yoksun ise, onun yasal temsilcisi de bu sebebe dayanarak mal ayrılığına karar verilmesini isteyebilir." Yani talep hakkı yalnızca sağlıklı eşe değil, ayırt etme gücünden yoksun eşin vasisine de tanınmıştır.

Listede olmayan hâller: Fiilî ayrılık tek başına yeter mi?

"Özellikle" ibaresi hâkime alan açsa da uygulama bu alanı geniş kullanmaz. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2023/8500 E., 2023/6221 K. sayılı (14.12.2023) kararına konu dosyada, ortak konuttan ayrılan eş "fiilî ayrılık süresince" yasal mal rejiminin mal ayrılığına dönüştürülmesini istemiş; ilk derece mahkemesi bu talebi reddetmiş, bölge adliye mahkemesi talebin yasal koşulları bulunmadığından reddedilmesinde isabetsizlik görmeyerek istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Eşlerin ayrı yaşıyor olması, kanunun aradığı somut ekonomik tehlike ya da şeffaflık ihlaliyle desteklenmedikçe haklı sebep olarak kabul görmemektedir. Talebin gerekçesi, evlilikteki huzursuzluk değil, malvarlığına yönelmiş somut bir risk olmalıdır.

Kimler isteyebilir? Alacaklı mal ayrılığı isteyebilir mi?

Talep hakkı kural olarak eşlerden her birine aittir; beşinci sebepte yasal temsilci de bu hakkı kullanır. Peki eşin alacaklıları da mal ayrılığına geçilmesini isteyebilir mi? Bu sorunun cevabı, eşlerin hangi rejimde yaşadığına göre değişir ve yaygın bir yanlış anlamayı düzeltmek gerekir.

Kanunun "Cebrî icra hâlinde" başlıklı hükümleri yalnızca mal ortaklığı rejimi için yazılmıştır. TMK m.209 uyarınca "Mal ortaklığını kabul etmiş olan eşlerden birinin iflâsına karar verildiği takdirde, ortaklık kendiliğinden mal ayrılığına dönüşür." Burada mahkeme kararına dahi gerek yoktur; dönüşüm iflas kararıyla birlikte kanundan doğar. Haciz hâlinde ise m.210 devreye girer: "Mal ortaklığını kabul etmiş eşlerden birine karşı icra takibinde bulunan alacaklı, haczin uygulanmasında zarara uğrarsa, hâkimden mal ayrılığına karar verilmesini isteyebilir." Aynı madde, alacaklının isteminin her iki eşe yöneltileceğini ve yetkili mahkemenin borçlunun yerleşim yeri mahkemesi olduğunu ekler.

Eşler yasal rejimde, yani edinilmiş mallara katılma rejiminde yaşıyorsa, alacaklıya böyle bir talep hakkı tanınmamıştır. Bunun pratik sebebi şudur: Yasal rejimde her eş zaten kendi malının sahibidir ve TMK m.224 uyarınca "Eşlerden her biri kendi borçlarından bütün malvarlığıyla sorumludur." Alacaklı, borçlu eşin kendi adına kayıtlı mallarına doğrudan haciz uygulayabilir; rejimi değiştirmesine gerek yoktur. Alacaklının korunması ayrıca m.213 ile güvence altına alınmıştır: "Mal rejiminin kurulması, değiştirilmesi veya önceki rejimin tasfiyesi, eşlerden birinin veya ortaklığın alacaklılarının, üzerinden haklarını alabilecekleri malları sorumluluk dışında bırakamaz." Bu hüküm madalyonun öbür yüzünü de gösterir: Mal ayrılığına geçmek, borçlu eşin mallarını alacaklılarından kaçırmanın aracı değildir.

Görevli ve yetkili mahkeme, yargılama usulü ve harç

Görev ve yetki

Olağanüstü mal rejimine geçiş talebi, 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun'un 4/1. maddesi uyarınca Türk Medeni Kanunu'nun İkinci Kitabından doğan bir aile hukuku işi olduğundan aile mahkemesinde görülür; aile mahkemesi kurulmamış yerlerde bu işlere aynı Kanun'un 2. maddesi gereğince asliye hukuk mahkemesi bakar. Yetki kuralı ise TMK'nın kendi içindedir. m.207: "Yetkili mahkeme eşlerden herhangi birinin yerleşim yeri mahkemesidir." Talepte bulunan eş, kendi yerleşim yeri mahkemesine de diğer eşin yerleşim yeri mahkemesine de başvurabilir. Alacaklının m.210 talebinde yetki, yukarıda belirtildiği gibi borçlunun yerleşim yeridir.

Çekişmesiz yargı işi olması ve sonuçları

Bu talebin usul hukukundaki niteliği çoğu kaynakta atlanır, oysa sonuçları belirleyicidir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.382/2-b-8, aile hukukundaki çekişmesiz yargı işleri arasında şunu sayar: "Mevcut mal rejiminin eşlerden birinin veya alacaklıların talebiyle mal ayrılığına dönüştürülmesi ve sebeplerin ortadan kalkması hâlinde mal ayrılığından eski rejime geri dönülmesi." Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, "Olağanüstü Mal Rejimine Dönüştürme" dava türüyle önüne gelen 2025/7377 E., 2026/6021 K. sayılı dosyada bu hükmü aynen aktarmış ve bölge adliye mahkemesinin "çekişmesiz yargı işleri hakkında verdikleri kararları temyiz edilemeyeceğinden" temyiz dilekçesinin reddine karar vermiştir.

Çekişmesiz yargı niteliğinin pratik sonuçları şöyle sıralanabilir:

  • Basit yargılama usulü uygulanır (HMK m.385/1); dilekçeler aşaması kısadır, yargılama çekişmeli bir alacak davasına göre daha hızlı yürür.
  • Resen araştırma ilkesi geçerlidir (HMK m.385/2); hâkim, tarafların getirdiği delillerle sınırlı kalmaz, gerekli gördüğü kayıtları kendiliğinden getirtebilir. Bu, haklı sebebin ispatında talep eden eşin işini kolaylaştırır.
  • Kanun yolu istinaftır. HMK m.387 uyarınca hukuki yararı bulunan ilgililer, kararın öğrenilmesinden itibaren iki hafta içinde istinaf yoluna başvurabilir. Bölge adliye mahkemesinin çekişmesiz yargı işlerinde verdiği kararlara karşı ise temyiz yolu kapalıdır (HMK m.362/1-ç); yukarıda anılan 2026/6021 K. sayılı karar bunun somut uygulamasıdır. Yani istinaf incelemesiyle karar kesinleşir.
  • Maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmez (HMK m.388). Reddedilen bir talep, koşullar değiştiğinde yeniden ileri sürülebilir; kabul edilen bir talebin sonucu da sebebin ortadan kalkması hâlinde m.208 uyarınca geri alınabilir.

Harç: Boşanmanın eki değil, bağımsız ve maktu harca tabi bir talep

Uygulamada en sık yapılan hata, mal ayrılığına geçiş talebinin boşanma davasının içinde ek harç ödemeden istenebileceğinin sanılmasıdır. Yargıtay bu konuda tutarlı bir çizgi izler. 2. Hukuk Dairesi, 2013/22263 E., 2014/5701 K. sayılı (13.03.2014) kararında, boşanma dilekçesinde m.206 uyarınca mal ayrılığına dönüşme de istenen dosyada şu tespiti yapmıştır: "Bu talep boşanmanın eki niteliğinde olmayıp, ayrıca harca tabidir." Daire, başvurma harcının dilekçedeki tüm talepleri kapsadığını, ancak rejim değişikliği talebi için maktu peşin karar ve ilam harcının ayrıca alınması gerektiğini, eksik harç tamamlanmadan esas hakkında hüküm kurulmasının hatalı olduğunu belirtmiştir. Aynı ilke 2008/1395 E., 2009/3849 K. sayılı (05.03.2009) kararda da yer alır: "Mal ayrılığına dönüşme (TMK.md.206) ve aile konutu şerhi konulmasına (TMK.md.194) ilişkin istekler ayrıca maktu karar ve ilam harcına tabidir." O dosyada Yargıtay, mahkemenin bu talep hakkında "hüküm tesisine yer olmadığına" karar vermesini de bozma sebebi saymış; harç tamamlatılıp talebin esası hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmesi gerektiğini vurgulamıştır.

Talebin niteliği 2010/8448 E., 2011/8998 K. sayılı (24.05.2011) kararda daha da netleşir. Kadın eş, tedbir nafakası davasında hem TMK m.197 kapsamında evlilik birliğinin korunmasına ilişkin önlemler hem de mal ayrılığına geçiş istemiştir. Yargıtay, ikinci talebi birincisinden açıkça ayırmıştır: "Evlilik birliğinin korunması önlemlerinden olmayan bu talep Türk Medeni Kanununun 206.maddesine dayanan bağımsız bir talep niteliğinde olup, ayrıca harca tabidir." Harcı yatırılmış bir talep bulunduğuna göre mahkemenin delilleri değerlendirip esas hakkında karar vermesi gerektiği belirtilmiştir. Özetle: Talep başka bir davanın içinde ileri sürülebilir; ancak kendi harcı yatırılır, kendi delilleriyle incelenir ve hakkında ayrı hüküm kurulur.

Bir başka pratik nokta, tasfiyenin de aynı dosyada istenebilmesidir. 2. Hukuk Dairesi 2007/19162 E., 2009/4503 K. sayılı (12.03.2009) kararında davayı "haklı sebeple mevcut mal rejiminin mal ayrılığına dönüştürülmesi (TMK.m.206) ve mal ayrılığına geçildiği takdirde eşler arasındaki önceki mal rejiminin tasfiyesi (TMK.m.212) isteğine ilişkin" olarak nitelemiş ve delillerin bu çerçevede değerlendirilmesini istemiştir. Tasfiye talebi ise alacağın değeri üzerinden nispi harca tabi ayrı bir dava konusudur; usulü katılma alacağı davası yazısında anlatılmıştır.

Son olarak, aile hukukundan doğan bu tür işler dava şartı arabuluculuk kapsamında değildir; talep doğrudan aile mahkemesine yöneltilir.

Kararın etkisi: Mal rejimi hangi tarihten itibaren sona erer?

Geçiş kararının en önemli sonucu, sona erme anıdır. TMK m.225/2 açıktır: "Mahkemece evliliğin iptal veya boşanma sebebiyle sona erdirilmesine veya mal ayrılığına geçilmesine karar verilmesi hâllerinde, mal rejimi dava tarihinden geçerli olmak üzere sona erer." Yani mevcut rejim, kararın verildiği ya da kesinleştiği gün değil, talebin mahkemeye sunulduğu gün sona ermiş sayılır. Aynı kural paylaşmalı mal ayrılığı (m.247/2) ve mal ortaklığı (m.271/2) için de tekrarlanmıştır.

Bu tarihin iki yönlü sonucu vardır. Talep tarihinden sonra eşlerden birinin edindiği mallar artık edinilmiş mal sayılmaz ve tasfiyeye girmez; buna karşılık talep tarihinden sonra doğan borçlar da tasfiye hesabından düşülmez. Borca batık bir eşin durumunda bu ikinci sonuç belirleyicidir: Rejim ne kadar geç sona ererse, artan borçlar edinilmiş malların artık değerini o kadar eritir. Geçiş talebi, bu erimeyi durduran bir "kesme noktası" yaratır.

Önceki rejimin tasfiyesi (m.212)

Mal ayrılığına geçiş, önceki rejimin hükümlerini silmez; tam tersine onu tasfiye eder. TMK m.212: "Mal ayrılığına geçildiği takdirde, kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, eşler arasında önceki mal rejiminin tasfiyesi, bu rejime ilişkin hükümlere göre yapılır." Eşler yasal rejimde yaşıyorsa tasfiye, edinilmiş mallara katılma rejiminin kurallarıyla, yani m.219-241 uyarınca yapılır: Her eşin edinilmiş ve kişisel malları ayrılır, eklenecek değerler ve denkleştirme hesaba katılır, artık değer bulunur ve her eş diğerinin artık değerinin yarısı üzerinde katılma alacağı kazanır. Hesabın adım adım nasıl yapıldığı ve örnekleri mal paylaşımı hesaplama aracı sayfasında; bir eşin diğerinin malına yaptığı katkının karşılığı olan alacak ise değer artış payı alacağı yazısında anlatılmıştır. Bu yazıda hesap tekrarlanmayacaktır.

Tasfiyeye ilişkin davalarda yetki için m.214 özel bir kural içerir: Hâkim tarafından mal ayrılığına karar verilmesi durumunda tasfiye davasında "bu davalarda yetkili olan mahkeme", yani geçiş talebini karara bağlayan yer mahkemesi yetkilidir (m.214/2). Boşanma veya evliliğin iptalinde aynı kural işler.

Geçişten sonra: Mal ayrılığının kuralları

Tasfiye tamamlandıktan sonra eşler artık mal ayrılığı rejimindedir. TMK m.242 bu rejimin çekirdeğini verir: "Mal ayrılığı rejiminde eşlerden her biri, yasal sınırlar içerisinde kendi malvarlığı üzerinde yönetim, yararlanma ve tasarruf haklarını korur." İspat, borçlardan sorumluluk ve paylı mülkün özgülenmesi konularında ise m.243 yollamasıyla paylaşmalı mal ayrılığı hükümleri uygulanır; buna göre belirli bir malın kendisine ait olduğunu iddia eden eş bunu ispatla yükümlüdür, ispat edilemeyen mallar paylı mülkiyette sayılır (m.245) ve "Eşlerden her biri, kendi borçlarından bütün malvarlığıyla sorumludur" (m.246).

Bu noktada gözden kaçırılmaması gereken bir gerçek vardır: Geçişten sonra edinilen mallar üzerinde diğer eşin hiçbir katılma alacağı doğmaz. Mal ayrılığına geçmek, borçlu ya da şeffaf olmayan eşin gelecekteki kayıplarından korunmak kadar, onun gelecekteki kazançlarından da vazgeçmek demektir. Talep eden eş, karşı tarafın malvarlığının ileride büyüyeceğini öngörüyorsa bu ödünleşmeyi hesaba katmalıdır.

Boşanma davasıyla ilişkisi

Boşanma davası açıldığında ayrıca mal ayrılığına geçiş istemek çoğu zaman gereksizdir, çünkü m.225/2 uyarınca boşanmaya karar verilmesi hâlinde rejim zaten boşanma davasının açıldığı tarihte sona erer. Bu kuralın paylaşımın kapsamına etkisi boşanmada mal paylaşımı rehberinde anlatılmıştır. Olağanüstü rejim talebinin asıl değeri, boşanmanın istenmediği ya da henüz istenmediği durumlarda ortaya çıkar:

  • Evlilik sürüyor, ekonomik risk büyüyor. Eşlerden biri boşanmak istemiyor ama diğerinin ticari borçları birikiyorsa, evliliği bitirmeden malvarlığı ilişkisini ayırmanın tek yolu m.206'dır.
  • Boşanma davası reddedilebilir. Boşanma talebi reddedilirse rejim hiç sona ermemiş sayılır; dava süresince oluşan borçlar ve elden çıkarılan mallar tasfiyeyi etkilemeye devam eder. Bağımsız bir m.206 talebi bu riski, talep tarihinde rejimi keserek bertaraf eder.
  • Ayrılık kararı rejimi sona erdirmez. TMK m.225 sona erme sebeplerini saymıştır: ölüm, başka bir rejimin kabulü, evliliğin iptali veya boşanma, mal ayrılığına geçiş. Mahkemece verilen ayrılık kararı bu sayımda yoktur; ayrı yaşayan eşler arasında yasal rejim işlemeye devam eder. Yukarıda değinilen 2023/6221 K. sayılı dosya, fiilî ayrılığın tek başına haklı sebep de sayılmadığını göstermektedir.

Talep boşanma dilekçesiyle birlikte de ileri sürülebilir; ancak Yargıtay'ın yukarıda aktarılan kararları uyarınca bu talep boşanmanın eki değildir, ayrı harcı yatırılır ve mahkeme hakkında ayrıca hüküm kurar. Boşanma ile geçiş talebi aynı dilekçede yer alıyorsa mal rejimi, m.225/2 gereği her hâlükârda dava tarihinde sona ereceğinden, geçiş talebinin pratik katkısı boşanmanın reddi ihtimaline karşı bir güvence olmasıdır. Anlaşmalı boşanmada ise böyle bir talebe gerek kalmaz; taraflar tasfiyeyi protokolde düzenler ya da boşanmanın kesinleşmesinden sonra ayrıca ele alırlar.

Mal kaçırmaya karşı koruma işlevi

Olağanüstü mal rejimi, eşin mal kaçırmasına karşı kullanılan araçlardan biridir ama tek başına yeterli değildir ve etkisi ileriye dönüktür: Talep tarihinden itibaren rejimi keser ve tasfiye hesabını o günkü malvarlığı üzerinden dondurur. Talep tarihinden önce yapılmış karşılıksız kazandırmalar ve katılma alacağını azaltmak kastıyla yapılan devirler ise TMK m.229 uyarınca eklenecek değerler olarak tasfiye hesabına dâhil edilir; borçlu eşin malvarlığı yetmezse alacaklı eş m.241 kapsamında bu kazandırmalardan yararlanan üçüncü kişilere karşı da talepte bulunabilir. Bu hükümlerin işleyişi mal kaçırma ve eklenecek değerler bölümünde özetlenmiştir. Acil bir devir tehlikesi varsa, evlilik birliğinin korunması kapsamında m.199 uyarınca belirli malvarlığı değerleri üzerindeki tasarrufların ancak diğer eşin rızasıyla yapılabileceğine karar verilmesi istenebilir; taşınmaz üzerindeki tasarruf yetkisi kaldırılırsa durum resen tapu kütüğüne şerh edilir. Aile konutuna özgü koruma ise m.194'te düzenlenmiştir ve aile konutu yazısının konusudur. Mal kaçırmaya karşı korunma yollarının tamamı ayrı bir yazıda ele alınacaktır; burada bilinmesi gereken, m.206 talebinin bu araçların yerine değil yanına konulduğudur.

Eski rejime dönüş mümkün mü?

Geçiş kalıcı olmak zorunda değildir. TMK m.208 iki yol tanır. Birincisi eşlerin ortak iradesidir: "Eşler, her zaman yeni bir mal rejimi sözleşmesiyle önceki veya başka bir mal rejimini kabul edebilirler." Yani hâkim kararıyla mal ayrılığına geçmiş eşler, noterde yapacakları sözleşmeyle yasal rejime ya da başka bir rejime dönebilir. İkincisi yine hâkim kararıdır: "Mal ayrılığına geçişi gerektiren sebebin ortadan kalkması hâlinde hâkim, eşlerden birinin istemi üzerine eski mal rejimine dönülmesine karar verebilir." Borçlar ödenmiş, işletme toparlanmış, bilgi paylaşımı yeniden kurulmuşsa eşlerden biri tek başına eski rejime dönüş isteyebilir; bu talep de HMK m.382/2-b-8 uyarınca çekişmesiz yargı işidir ve aynı usulle görülür.

Mal ortaklığında cebrî icra nedeniyle gerçekleşen dönüşüm için m.211 ayrı bir düzenleme içerir: Alacaklı tatmin edildiği takdirde eşlerden birinin istemi üzerine hâkim mal ortaklığının yeniden kurulmasına karar verebilir; eşler dilerlerse sözleşmeyle edinilmiş mallara katılma rejimini de kabul edebilirler.

Sözleşmeyle geçiş mi, hâkim kararıyla geçiş mi?

Aynı sonuca, yani mal ayrılığına, iki farklı yoldan ulaşılabildiği için ikisini yan yana koymak yararlıdır:

ÖlçütMal rejimi sözleşmesiOlağanüstü mal rejimi (m.206)
DayanakTMK m.202-205TMK m.206-208 (cebrî icrada m.209-211)
Kimin iradesiHer iki eşin ortak iradesiTek eşin talebi; diğer eşin rızası aranmaz
Sebep şartıYok; eşler diledikleri için yaparHaklı sebep şart, hâkim takdir eder
Şekil / makamNoterde düzenleme veya onaylamaAile mahkemesi kararı
Seçilebilen rejimKanundaki üç seçimlik rejimden biriYalnız mal ayrılığı
Yürürlük anıSözleşme tarihinden ileriyeTalep (dava) tarihinden geçerli (m.225/2)
Önceki rejimin tasfiyesiYeni rejimin kabulüyle önceki rejim sona erer ve tasfiye edilirÖnceki rejim kendi hükümlerine göre tasfiye edilir (m.212)
Alacaklılara etkisiAlacaklıların hakları etkilenmez (m.213)Alacaklıların hakları etkilenmez (m.213)
Geri dönüşYeni sözleşmeYeni sözleşme veya sebebin kalkması hâlinde hâkim kararı (m.208)

Tablodan çıkan pratik sonuç şudur: Eşler anlaşabiliyorsa noter yolu daha hızlı, daha ucuz ve daha esnektir; anlaşamıyorlarsa ya da bir eş diğerinin malvarlığını ayırmasına razı değilse tek yol mahkemedir.

Ne zaman başvurmak mantıklı? Dört senaryo ve iki uyarı

Aşağıdaki hâller, uygulamada m.206 talebinin gündeme geldiği tipik durumlardır:

  1. Ticari borç batağı. Eşin şirketi ödeme güçlüğüne düşmüş, hakkında icra takipleri başlamış ya da iflas ve konkordato süreci gündeme gelmiştir. Geçiş, tasfiye hesabını borçların daha da büyümesinden önce dondurur.
  2. Kumar, ölçüsüz borçlanma, kefalet. Borca batıklık henüz gerçekleşmese de somut tehlike vardır (m.206/2-2).
  3. Bilgi saklama. Eş, gelirini, hesaplarını ve şirket paylarını sistemli biçimde gizlemektedir (m.206/2-4). Resen araştırma ilkesi sayesinde mahkeme kayıtları kendiliğinden getirtebilir.
  4. Ayırt etme gücünün sürekli yitirilmesi. Talep hem diğer eş hem de vasi tarafından yapılabilir (m.206/3).

İki uyarı her senaryo için geçerlidir. Birincisi, geçişin iki yönlü olduğudur: Karşı tarafın gelecekteki kazançlarından da vazgeçilir. İkincisi, geçişin alacaklılara karşı kalkan olmadığıdır: m.213 uyarınca rejim değişikliği alacaklıların haklarını daraltamaz ve m.224 gereği her eş kendi borcundan zaten bütün malvarlığıyla sorumludur. Geçişin koruduğu şey, borçlu olmayan eşin tasfiyedeki payıdır; borçlu eşin kendi malları alacaklılara karşı ne önce ne sonra korunur.

Talep için hazırlanması gerekenler

  • Nüfus kayıt örneği ve varsa mal rejimi sözleşmesi (hangi rejimde yaşandığını belirler).
  • Haklı sebebi gösteren belgeler: icra ve iflas dosyaları, banka ve kredi kayıtları, ticaret sicili ve vergi kayıtları, tapu kayıtları, yazışmalar.
  • Bilgi vermekten kaçınma iddiasında, bilgi talebinin yapıldığını ve cevapsız kaldığını gösteren yazışmalar.
  • Ayırt etme gücü sebebinde sağlık raporları ve varsa vesayet kararı.
  • Tasfiye de aynı dosyada istenecekse edinilmiş malların dökümü; ön hesap için hesaplama aracı kullanılabilir.

Yalova ve çevresinde boşanma, mal rejimi ve tasfiye uyuşmazlıklarında hukuki destek için Yalova boşanma avukatı sayfasına, aile hukukunun diğer başlıkları için aile hukuku rehberine bakılabilir.

Sık sorulan sorular

Olağanüstü mal rejimi ile mal ayrılığı sözleşmesi aynı şey midir?

Hayır. Sonuç aynıdır (mal ayrılığı) ama yol farklıdır. Sözleşme iki eşin noterdeki ortak iradesiyle yapılır ve sebep gerektirmez; olağanüstü rejim tek eşin talebiyle, haklı sebebin ispatı üzerine aile mahkemesi kararıyla kurulur (TMK m.206). Ayrıntılı karşılaştırma yukarıdaki tablodadır.

Eşimin ticari borçları var; mal ayrılığına geçersem borçlarından kurtulur muyum?

Yasal rejimde diğer eşin kişisel borçlarından zaten sorumlu değilsiniz; TMK m.224 uyarınca her eş kendi borcundan bütün malvarlığıyla sorumludur. Geçişin sağladığı koruma, tasfiyedeki payınızın eşinizin artan borçlarıyla erimesinin önlenmesidir. Eşinizin kendi malları ise alacaklılarına karşı korunmaz; m.213 rejim değişikliğinin alacaklıların haklarını daraltamayacağını açıkça söyler.

Talep hangi mahkemeye, nerede yapılır?

Aile mahkemesine (4787 sayılı Kanun m.4); aile mahkemesi bulunmayan yerlerde asliye hukuk mahkemesine. Yetkili mahkeme, eşlerden herhangi birinin yerleşim yeri mahkemesidir (TMK m.207).

Boşanma davasında ayrıca mal ayrılığı istemeli miyim?

Boşanmaya karar verilirse rejim zaten boşanma davasının açıldığı tarihte sona erer (TMK m.225/2). Ayrıca istemenin anlamı, boşanma talebinin reddedilmesi ihtimaline karşı güvence sağlamasıdır. İstenecekse bu talebin boşanmanın eki olmadığı, ayrı maktu harca tabi olduğu ve mahkemenin hakkında ayrıca karar vereceği bilinmelidir (2. HD 2013/22263 E., 2014/5701 K.).

Mal rejimi kararın kesinleştiği tarihte mi, talep tarihinde mi sona erer?

Talep tarihinde. TMK m.225/2, mal ayrılığına geçilmesine karar verilmesi hâlinde rejimin dava tarihinden geçerli olmak üzere sona ereceğini söyler. Talep tarihinden sonra edinilen mallar tasfiyeye girmez, sonradan doğan borçlar da hesaptan düşülmez.

Karar verildikten sonra mallar nasıl paylaşılır?

Önceki rejimin kurallarına göre tasfiye yapılır (TMK m.212). Yasal rejimde bu, edinilmiş malların artık değerinin yarısı üzerinde katılma alacağı demektir. Hesap yöntemi için mal paylaşımı hesaplama aracına, davanın usulü için katılma alacağı davası yazısına bakılabilir. Tasfiye, geçiş talebiyle aynı dosyada da istenebilir (2. HD 2007/19162 E., 2009/4503 K.).

Talep reddedilirse bir daha isteyebilir miyim?

Evet. Çekişmesiz yargı kararları maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmez (HMK m.388); koşullar değiştiğinde talep yenilenebilir. Ret kararına karşı ise öğrenmeden itibaren iki hafta içinde istinaf yoluna gidilebilir (HMK m.387); bölge adliye mahkemesinin kararı temyiz edilemez (HMK m.362/1-ç).

Eski rejime geri dönülebilir mi?

Evet. Eşler her zaman yeni bir mal rejimi sözleşmesiyle önceki rejime dönebilir; geçişi gerektiren sebep ortadan kalkmışsa eşlerden biri hâkimden eski rejime dönülmesine karar verilmesini de isteyebilir (TMK m.208).

Yurt dışında verilen mal ayrılığına geçiş kararı Türkiye'de geçerli mi?

Yabancı mahkeme kararının Türkiye'de sonuç doğurması için tanınması gerekir ve tanıma, yabancı ilamın gerçek niteliğine göre yapılmalıdır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2019/3826 E., 2019/6209 K. sayılı (16.05.2019) kararında, yabancı mahkemenin (Uster Sulh Hukuk Mahkemesi) "evlilik koruma" davasında verdiği ve yasal mal rejiminin mal ayrılığına dönüşmesini de içeren kararını aile mahkemesinin boşanma ilamı gibi tanımasını kanun yararına bozmuştur. Yabancı ilam neyi düzenliyorsa tanıma kararı da onu kapsamalıdır.

Sonuç

Olağanüstü mal rejimi, evliliği bitirmeden malvarlığı ilişkisini ayırmanın kanundaki tek yoludur. Talep, haklı sebebe dayanır; kanunun saydığı beş hâl örnekseme niteliğindedir, ancak yukarıda anılan dosyada olduğu gibi fiilî ayrılık tek başına yeterli görülmemektedir. Talep aile mahkemesinde, eşlerden herhangi birinin yerleşim yerinde, çekişmesiz yargı usulüyle görülür; boşanmanın eki değildir, ayrı maktu harca tabidir ve hakkında ayrıca hüküm kurulur. Kabul edildiğinde rejim talep tarihinden itibaren sona erer, önceki rejim kendi kurallarıyla tasfiye edilir ve eşler mal ayrılığına geçer. Geçiş iki yönlüdür ve alacaklılara karşı kalkan değildir; bu iki gerçek, talebin ne zaman yerinde olduğunu belirleyen asıl ölçüttür. Somut dosyada haklı sebebin ispatı, tasfiyenin zamanlaması ve boşanma davasıyla ilişkisi birlikte değerlendirilmelidir.

Yazar

Av. Mesut İLME

İlme Hukuk & Danışmanlık kurucu avukatı. Aile, iş, ceza ve ticaret hukuku alanlarında 20+ yıl deneyim ile Yalova ve Türkiye genelinde online avukatlık hizmeti sunmaktadır.

Profili Görüntüle
Bilgilendirme: Bu makale yalnızca genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki tavsiye yerine geçmez. Somut bir uyuşmazlığınız için bir avukatla görüşmeniz önerilir.