Özet
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, anonim şirket genel kuruluna katılmadığı hâlde hazır bulunanlar listesinde imzası bulunan pay sahipleri olduğu ileri sürülen bir uyuşmazlıkta, davayı reddeden bölge adliye mahkemesi kararını bozdu. Karar dava açan pay sahipleri lehinedir. Davalı şirket, davacıların toplantıda olumsuz oy vermediğini ve muhalefetlerini tutanağa geçirtmediğini, davanın da genel kuruldan iki yılı aşkın süre sonra açıldığını savunmuş; bölge adliye mahkemesi de üç aylık süre içinde açılmış bir iptal davası bulunmadığı ve sahte imza iddiasını yalnız imzası taklit edilen ortakların ileri sürebileceği gerekçesiyle davaları reddetmişti.
Daire uyuşmazlığı genel kurul kararının yokluğu ve butlanının tespiti olarak nitelendirmiştir. Mahkemenin ceza soruşturması dosyasını getirtmesi, toplantıya katılmış gösterilen ancak katılmayan payları hesaptan çıkarması ve esas sözleşme değişikliği için ilk toplantıda aranan sermayenin en az yarısının temsil edilip edilmediğini belirlemesi gerektiği vurgulanmıştır. Nisap sağlanmamışsa kararların yok hükmünde olduğuna, sağlanmışsa karar nisabının araştırılmasına göre hüküm kurulacaktır. Karar, muhalefet şerhi ve üç aylık süre engelinin iptal davasına özgü olduğunu, toplantının hiç oluşmadığı iddiasının esastan incelenmesi gerektiğini gösteren bir örnek olarak öne çıkmaktadır. Davalının binde üçlük pay itirazı bozma gerekçesinde ayrıca ele alınmamıştır; nisap hesabı birkaç payla değişebildiğinden küçük paylı ortağın davası da sonuç doğurabilecek niteliktedir.
İnceleme
Toplantının hiç oluşmadığı iddiası muhalefet şerhi engeline takılmadı
Anonim şirket genel kurulunda alınan bir karardan rahatsız olan pay sahibinin ilk sorusu çoğu zaman aynıdır: toplantıda olumsuz oy vermedim, muhalefetimi tutanağa da yazdırmadım; şimdi dava açabilir miyim? İptal davası açısından cevap TTK m.446'daki şartlara bağlıdır. Toplantıda hazır bulunan pay sahibi için kural, olumsuz oy vermek ve muhalefeti tutanağa geçirtmektir; ancak aynı madde, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin toplantıya katılıp oy kullandığını ya da çağrının usule uygun yapılmadığını ileri süren pay sahibine, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın dava hakkı tanır. TTK m.445 ise iptal davasını karar tarihinden itibaren üç aylık bir süreye bağlar.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 27 Nisan 2023 tarihli bu kararı (E. 2021/8848, K. 2023/2538) aynı soruya başka bir kapıdan bakar. Davalı şirket, davacıların muhalefet şerhi koymadığını ve davanın genel kuruldan iki yılı aşkın süre sonra açıldığını savunmuş, bölge adliye mahkemesi (BAM) de davayı bu çizgide reddetmişti. Daire ise uyuşmazlığı genel kurul kararının yokluğu ve butlanının tespiti olarak nitelendirmiş ve toplantı nisabının gerçekten sağlanıp sağlanmadığının araştırılmasını istemiştir. Karar, sahte imzayla doldurulduğu ileri sürülen hazır bulunanlar listesinin, iptal davasının süre ve muhalefet engeline takılmadan nasıl incelenmesi gerektiğini gösterdiği için yol göstericidir. Ticari uyuşmazlıklara ilişkin genel çerçeve ticaret hukuku sayfasında yer alır.
Hazır bulunanlar listesindeki imzalar ve sermaye artırımı için gereken yarı
Sermayesi bin sekiz paya bölünmüş bir anonim şirketin 26 Mayıs 2018 tarihli olağan genel kurulunda, gündemin sekiz, dokuz ve on numaralı maddeleriyle esas sözleşmeyi değiştiren ve sermaye artırımı içeren kararlar alındı. İki pay sahibi ayrı ayrı dava açtı. Davacılara göre toplantı başlarken hazır bulunanlar listesine itiraz edilmiş, buna rağmen toplantıya geçilmişti; listede katılmış görünen pay sahiplerinin önemli bir kısmı toplantıya hiç gelmemiş, eksik imzalar toplantıdan sonra başkaları tarafından atılmıştı. Bazı pay sahipleri savcılığa başvurarak listedeki imzanın kendilerine ait olmadığını bildirdi.
Davalı şirket, davacıların toplantıda hazır bulunduğunu, karara olumsuz oy vermediklerini ve muhalefetlerini tutanağa geçirtmediklerini savundu. Davanın 13 Ekim 2020'de, yani genel kuruldan iki yılı aşkın süre sonra açıldığını, davacılardan birinin payının binde üç düzeyinde kaldığını ve bu payın kararın sonucunu değiştiremeyeceğini de ileri sürdü.
İlk derece mahkemesi, imzası kendisine ait olmayan pay sahiplerinin yüz otuz dokuz payını hesaptan çıkardı. Mahkemenin hesabına göre imzasını kabul eden pay sahiplerinin temsil ettiği sermaye 2.020.000 TL'ydi ve esas sözleşme değişikliği için aranan 2.520.000 TL'lik yarı eşiğinin altında kalıyordu. Mahkeme bu gerekçeyle üç kararı iptal etti. BAM ise ilk derece kararını kaldırdı: kararların TTK m.447'de sayılan butlan hâllerinden birini içermediğini, üç aylık hak düşürücü süre içinde açılmış bir iptal davası bulunmadığını ve imzası taklit edildiği ileri sürülen ortaklar adına davacıların bu iddiayı ileri süremeyeceğini kabul ederek davaları reddetti.
Daire uyuşmazlığı yokluk ve butlan tespiti olarak nitelendirdi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi değerlendirmesine davanın niteliğinden başlamıştır. Daireye göre dava, anonim şirket genel kurul kararının yokluğu ve butlanının tespitine ilişkindir. Bu nitelendirme belirleyicidir; çünkü BAM'ın ret gerekçesi, davayı TTK m.445 ve m.446 kapsamında bir iptal davası olarak okumaya dayanıyordu. Davacıların muhalefet şerhi koymadığı ve süreyi kaçırdığı yönündeki savunma kararda ayrıca tartışılmamıştır. Daire incelemenin merkezine toplantının hukuken var olup olmadığı sorusunu koymuştur.
Kararda davacıların iddiası açıkça özetlenmiştir: bir kısım pay sahipleri toplantıya katılmadıkları hâlde katılmış gibi gösterilmiş, bu kişiler çıkarıldığında toplantı nisabı kalmamıştır. Katılmış gibi gösterilen pay sahiplerinin savcılığa başvurduğu da dosyadan anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemenin ceza soruşturması dosyasını getirtip incelemesi, katılmadığı hâlde katılmış gösterilen pay sahipleri varsa bunları hesaptan çıkarması ve TTK m.421'de esas sözleşme değişikliği için öngörülen, ilk toplantıda sermayenin en az yarısının temsil edilmesi şartının gerçekleşip gerçekleşmediğini belirlemesi gerekir.
Bozma gerekçesi iki aşamalı bir inceleme düzeni kurar. Toplantı nisabı sağlanmamışsa genel kurul kararının yok hükmünde olduğuna karar verilecektir. Nisap sağlanmışsa bu kez kararlar için aranan karar nisabının bulunup bulunmadığı araştırılacaktır. BAM'ın bu araştırmayı yapmadan davayı reddetmesi Daire tarafından eksik inceleme olarak görülmüştür.
Sahte imza iddiasının yalnız imzası taklit edilen ortaklar tarafından ileri sürülebileceği yönündeki BAM kabulünün bu bozma gerekçesiyle bağdaştığını söylemek güçtür. Nisap araştırması davacıların kendi iddiası üzerine istenmiş; hesaptan çıkması gereken payların başka ortaklara ait olmasını bu araştırmanın önünde engel saymamıştır. Toplantı nisabı, toplantının tüm pay sahipleri bakımından geçerliliğini ilgilendiren bir koşuldur. Doktrinde ve uygulamada kabul gören görüş de yok hükmündeki genel kurul kararlarının süreye bağlı olmaksızın ve her ilgili tarafından ileri sürülebileceği yönündedir; kararın sonucu bu görüşle uyumludur.
Bölge adliye mahkemesi kararı eksik inceleme gerekçesiyle bozuldu
Davacıların temyiz itirazları yerinde bulunarak BAM kararı oy birliğiyle bozulmuş ve dosya kararı veren BAM'a gönderilmiştir. Sonuç pay sahipleri lehinedir: muhalefet şerhi bulunmaması ve davanın genel kuruldan iki yılı aşkın süre sonra açılması, toplantı nisabına ilişkin yokluk iddiasının esastan incelenmesine engel görülmemiştir.
Uygulamaya yansıyan ders, iptal ile yokluk ayrımının dava dilekçesinde baştan doğru kurulmasındadır. Genel kurul kararının içeriğine yönelik itirazlar, örneğin kâr dağıtılmaması ya da yönetim kurulu ücretinin yüksekliği, kural olarak TTK m.445 ve m.446 kapsamında üç ay içinde ve muhalefet şartına uyularak açılan iptal davasının konusudur. Toplantının hiç oluşmadığı, yani kanunun aradığı toplantı nisabının sağlanmadığı iddiası ise farklı bir sonuca yöneliktir: kararın hiç doğmadığının tespiti. Bu ikinci yolda mahkemenin ceza soruşturması dosyası dâhil delilleri toplaması ve nisabı hesaplaması kararda zorunlu görülmüştür. Şirket türü seçiminin genel kurul düzenine etkisi limited mi anonim şirket mi sorusunu ele alan yazıda anlatılmıştır.
Bozmadan sonra BAM'ın önündeki iş artık hesaptır: hangi payların toplantıya gerçekten katıldığı ve bu payların sermayenin yarısına ulaşıp ulaşmadığı. Esas sözleşme değişikliği gibi ilk toplantıda sermayenin en az yarısının temsilini arayan kararlarda bu hesap birkaç payla değişebildiği için, binde üç paya sahip bir ortağın davası da sonuç doğurabilecek niteliktedir.
Hazır bulunanlar listesi ve imza itirazı toplantı gününden belgelenmelidir
Genel kurulun yokluğuna dayanan bir uyuşmazlıkta ispatın ağırlığı hazır bulunanlar listesine ve imzaların gerçekliğine biner. Bu nedenle toplantı açılırken listeye yapılan itirazın tutanağa geçirilmesi, listenin ve vekâletnamelerin bir örneğinin istenmesi ve toplantıya katılmadığı hâlde listede adı görünen pay sahiplerinin tespit edilmesi gerekir. Uygulamada en sık karşılaştığımız eksiklik, itirazın sözlü olarak yapılıp tutanağa yansıtılmamasıdır; bu durumda iddia sonradan tanık beyanına ve ceza soruşturmasına dayanmak zorunda kalır.
Davanın niteliği dilekçede açıkça kurulmalıdır. İptal sebepleri ile yokluk ve butlan sebepleri aynı dilekçede ileri sürülecekse, her talebin hangi hukuki sonuca yöneldiği ayrı ayrı gösterilmelidir; aksi hâlde mahkeme davayı yalnız iptal davası olarak okuyup süre ve muhalefet şartlarıyla reddedebilir. İmzası taklit edilen pay sahiplerinin savcılığa başvurusu varsa soruşturma dosyasının numarası ve ifade tutanakları dava dosyasına bildirilmelidir.
Toplantı nisabı hesabı için şirketin pay defteri, sermaye tutarı ve esas sözleşmede öngörülen ağırlaştırılmış nisaplar dosyaya sunulmalıdır. Hesabın bilirkişiye bırakılması olağandır; ancak hangi payların hesaptan çıkarılması gerektiğine ilişkin olgusal iddianın pay sahibi tarafından somut olarak ortaya konması gerekir.
Genel kurulda muhalefet şerhi ve yokluk iddiası hakkında sık sorulan sorular
Muhalefet şerhi koymayan pay sahibi iptal davası açabilir mi?
İptal davası için TTK m.446, toplantıda hazır bulunan pay sahibinin olumsuz oy vermesini ve muhalefetini tutanağa geçirtmesini arar. Yetkisiz kişilerin toplantıya katılıp oy kullanması, toplantıya katılmaya haksız olarak izin verilmemesi ya da çağrı usulsüzlüğü ileri sürülüyorsa aynı madde olumsuz oy şartını aramaz. Bu karardaki gibi toplantının hiç oluşmadığı ileri sürülüyorsa, Daire uyuşmazlığı iptal davası olarak değil yokluk ve butlan tespiti olarak nitelendirmiştir.
Genel kurulun yokluğu üç aylık süreden sonra da ileri sürülebilir mi?
TTK m.445'teki üç aylık süre iptal davasına özgüdür. Bu kararda dava genel kuruldan iki yılı aşkın süre sonra açılmış, Daire yine de toplantı nisabının araştırılmasını istemiştir. Doktrinde ve uygulamada kabul gören görüş de yok hükmündeki kararların süreye bağlı olmaksızın ileri sürülebileceği yönündedir.
Sahte imza iddiasını yalnız imzası taklit edilen ortak mı ileri sürebilir?
BAM bu görüşteydi ve davayı kısmen bu gerekçeyle reddetmişti. Daire bu konuyu ayrı bir başlık olarak tartışmamış, ancak davacıların iddiası üzerine ceza soruşturması dosyasının getirtilip toplantıya katılmış gösterilen payların hesaptan çıkarılmasını istemiştir. Ortaklıktan ayrılmayı düşünen pay sahibi için ayrı bir yol ortaklıktan çıkma sayfasında anlatılmıştır.
Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır; her dosya kendi olgularıyla değerlendirilir.
Kararın tam metni
~10 dk okuma
Metin, Yargıtay Karar Arama resmî yayınından alınmıştır. Kaynakta açın
11. Hukuk Dairesi 2021/8848 E. , 2023/2538 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/718 Esas, 2021/928 Karar BİRLEŞEN DAVA : Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/685 E. HÜKÜM : Kısmen kabul-ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2020/101 E., 2021/204 K.
Taraflar arasındaki asıl ve birleşen genel kurul kararının iptali davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davaların kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın asıl ve birleşen davada davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak asıl ve birleşen davada davacılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 25.04.2023 günü hazır bulunan asıl davada davacı ... ve birleşen davada davacı ... vekili Av. ... ile asıl ve birleşen davada davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Asıl ve birleşen davalarda davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin ... A.Ş'nin hissedarı olduğunu, 26.05.2018 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısına bizzat katıldığını ve toplantının başından sonuna kadar toplantı sürecini de takip ettiğini, genel kurulun başladığı sırada hazirun cetveline itirazlar olduğu halde bu itirazların hiçbir suretle dikkate alınmadan toplantıya başlanıldığını, şirketin toplam 5.040.000 hissesine tekabül eden 1008 hisseden 372 adet hissenin asaleten katılmamasına rağmen ve 171 hissenin ise temsil yetkisinin bulunmadığı halde ve buna bağlı olarak yeterli çoğunluk sağlanmadan genel kurul toplantısının yapıldığını, gerçek hazirun cetvelinde genel kurula katılanın 55 kişi olduğunu, bu 55 kişinin toplam hisse karşılığının ise 308 olduğunu, yeterli çoğunluğun sağlanamadığını, toplantı yetkilileri ve bakanlık komiseri olan kişi/ kişilerin genel kuruldan sonra eksik imzaları kendi hissedarlarının yerine imza atmak suretiyle tamamladıklarını, bu işlemin resmi belgede sahtecilik oluşturduğunu, gerçekte toplantı yeter sayısı sağlanamadığından dolayı 26.05.2018 tarihli genel kurul toplantısının yok hükmünde olduğunu, ancak bugüne kadar şirket yönetiminin bu toplantı tutanağına bağlı olarak birçok usulsüz işlem yaptığını, toplantıyı usul ve esaslarına uyulmadan gerçekleştiren kişilerin ise bakanlık komiseri ... ile toplantı başkanı olan ... olduğunu, sahte imzalarla ve usulsüzlüklerle tamamlanarak geçerli kabul ettirilmeye çalışılan 26.05.2018 tarihli olağan genel kurul toplantısının iptaline karar verilmesini, yeni bir olağanüstü genel kurul yapılmasına karar verilmesini, genel kurulun yapılmasında kasıtlı olarak sahte imza toplayan ilgililer hakkında Mahkemece resen suç duyurusunda bulunulmasını talep etmiştir.
Birleşen dosyada davacı ... vekili 26.05.2018 tarihinde yapılan genel kurul toplantısının iptaline karar verilmesini talep etmiş olup, daha sonra 15.01.2021 tarihli ıslah dilekçesi ile sadece genel kurul toplantısında alınan 8, 9 ve 10 ncu maddelerin iptaline karar verilmesini talep ettiğini bildirmiştir.
II. CEVAP Asıl ve birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde; davacıların devamlı bir surette zaman zaman savcılık ve bakanlığa müvekkili şirket hakkında şikayette bulunduğunu, müvekkili şirketin bu yüzden uğradığı ve uğrayacağı zararların büyük olduğunu, 26.05.2018 tarihli genel kurul toplantısının yeter sayıda ortakların teşrifleri ile gerçekleştirildiği hususunun ortada olduğunu, gelmeyen kişi ya da kişilerin yerine, başka ortakların oy kullanmış olabileceği gibi önceki genel müdür ... tarafından, gelmeyen ortaklar adına hazirun cetvelinin imzalanması olgusunun toplantının yeter çoğunlukta yapıldığı hususunu ortadan kaldırmakta olduğunu, yani toplantı yeter sayısının her halükarda teşekkül etmiş bulunduğunu, davacının toplantıda hazır bulunduğunu, ancak karara olumsuz oy vermediği gibi bu muhalefetini de tutanağa geçirtmediğini, davacının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 446 ncı maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde gösterilen şahıslardan olmadığı gibi yönetim kurulu üyesi de olmadığını, 26.05.2018 tarihli genel kurul toplantısında davacının anonim şirkette ortaklık sıfatının bulunmadığını, bu nedenle böyle bir dava açmasının mümkün olmadığını, davacının müvekkili şirketin bir ortağı olduğu kabul edilse bile davacının müvekkili şirkette %0.3 (binde üç oranında) bir hissesi bulunduğunu, davacının oy adedi ve oranının genel kurulun iptalini talep ettiği kararını değiştirmeye yetecek durumda olmadığını, yani davacının iddia ettiği aykırılık ile dava konusu genel kurul kararı arasında bir illiyet bağı da bulunmadığını, anonim şirketlerde genel kurul kararlarının iptalinde göz önüne alınması gereken en önemli kurullardan birinin etki kuralı olduğunu bildirerek özellikle genel kurul tarihinden 2-3 sene sonra, yani hak düşürücü süre çoktan geçtikten sonra akime edilen, aynı zamanda haksız ve yersiz olup yasal hiçbir dayanağı bulunmayan davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı dosyasında ifade veren kişilerin genel kurulda imza atmadıklarını bildirmeleri üzerine, şirketin sermaye artırımına ilişkin esas sözleşme değişikliğine ilişkin yapılan hesaplamalar neticesinde esas sermayenin 1/2 orana tekabül eden hisse değerinin 2.520.000,00 TL olduğu, ... A.Ş'nin 26.05.2018 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında imzaların kendilerine ait olmadıkların bildiren şirket ortaklarının hisseleri toplamının 139 olduğu ve 139 adet hissenin katılmadığı durumda toplantıda imzasını kabul edenlerin hisselerin 406 adet olduğu, toplantıya katılan bu hisselerin toplam değerinin 2.020.000,00 TL olduğu da nazara alındığında ... A.Ş'nin 26.05.2018 tarihinde esas sermaye artırımı için aranan asgari genel kurul ağırlaştırılmış toplantı nisabının sağlanmamış olduğu anlaşılmakla, 26.05.2018 tarihli olağan genel kurul toplantısının 8, 9 ve 10. maddelerinin iptali şartlarının oluştuğu kanaatine varılarak asıl davada her ne kadar 26.05.2018 tarihli genel kurul toplantısının iptali talep edilmiş ise de, bu talebin toplantıda alınan tüm kararları kapsıyor olması nedeniyle bu genel kurulda alınan 8, 9 ve 10 ncu maddedeki genel kurul kararlarının iptaline, fazlaya ilişkin talebin ise reddine karar vermek gerekmiştir. Birleşen dava yönünden ise davacı her ne kadar yeni bir olağanüstü genel kurul toplantısı yapılmasına karar verilmesini talep etmiş ise de bu talebin reddine ve ilgili genel kurulda alınan 8, 9 ve 10 ncu maddedeki genel kurul kararlarının iptaline karar vermek gerektiği gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davada davalı vekili vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle, asıl dava yönünden davalı şirketin 26.05.2018 tarihinde yapılan olağan genel kurulunda alınan 8-9-ve 10 ncu maddesindeki genel kurul kararlarının iptalinin istenmediğini, davacı ...'ın bu yönde bir talebi olmadığı halde adı geçen genel kurulda alınan 8-9-10 nolu kararlarının iptaline karar verilmesinin doğru olmadığını, bilirkişinin dava dilekçesinde davacının istediği talepleri dikkate aldığını ve kök raporunu davacının talebine göre düzenlediğini, birleşen dava yönünden "hakimin tarafların talep sonuçları ile bağlıdır” kuralının birleşen davadada göz ardı edildiğini, davacı ... vekilinin sunduğu dava dilekçesinin sonuç kısmında açık ve net bir şekilde hangi kararların iptali istendiğinin belirtilmediği, genel kurulun 8-9-10 nolu kararlarının iptaline karar verilmesi de doğru olmadığını, davada davacının bu madde ile ilgili bir talebi de olmadığını, bundan böyle bu davacının iddiasını değiştirmesine veya genişletmesine muvafakati bulunmamasının itiraz dilekçesinde de belirtildiğini, anonim şirketlerde sermaye artırımı taahhüt veya şirketin iç kaynaklarından artırım yolu ile yapılabileceğini, şirketin iç kaynaklarından artırım yolu ile 6102 sayılı Kanun'un 462 nci maddesinin birinci fıkrasında ifade edildiğini, esas sözleşme veya genel kurul kararı ile ayrıldığını ve belirli bir amaca örgütlenmemiş yedek akçeler ile kanuni yedek akçelerin serbestçe kullanılabilen kısımları ve mevzuatın izin verdiği fonlar, sermayeye dönüştürülerek sermaye iç kaynakları ile artırılabileceği ifade edildiğini, bu durumda ortaklardan sermaye artırımı için bir taahhüt alınmadığını, bir başka yanılgının savcılıktaki dosyadaki imzalar hakkında olduğunu, savcılıkta henüz soruşturma safhasında olan bir dosya bulunduğunu, toplantı tutanağının, bir kısım ortaklar tarafından değil de başkaları tarafından imzalandığı iddia edildiğini, soruşturmanın devam ettiğini, ortada savcılığın kararı olmadığını, kararda 6102 sayılı Kanun'un 445 ve 446'ncı maddeleri ile ilgili beyanlar hakkında bir değerlendirmede bulunulmadığını, davacının 3 aylık dava açma süresini geçirdiği hususunda da meskut geçmediğini, genel kurul tarihi 26.05.2018 olup, dava tarihinin ise, 13.10.2020 olduğunu, bu süre içerisinde 3 genel kurul toplantısı yapıldığını, dolayısıyla aradan 3 yıl geçtiğini, bununla birlikte mevcut dosya münderecatından ve özellikle genel kurul tutanağından, davacının karara olumsuz oy vermediği, bu muhalefetini tutanağa geçirmediği açık bir şekilde anlaşıldığını, keza açılan davanın da, 3 seneye yakın bir süre geçtikten sonra ikame edildiğinin sabit olduğunu, bu yönle bile davanın tümden reddi için yeterli sebep olduğunu, davacılar genel kurulun iptalini dava ettiğini ancak, davacıların teminat göstermesine karar verilmesi yönünde ısrarlı taleplere rağmen, sayın mahkemenin bu talebinin de dikkate almadığını, davacı ...'ın, müvekkil şirket hakkında asılsız davalar açmayı, devamlı şikayetlerde bulunmayı alışkanlık haline getirdiğini belirterek kararının kaldırılmasına ve haksız ve yersiz ve yasal dayanaktan yoksun davanın tümden reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile iptali talep edilen kararların 6102 sayılı Kanun'un 447 nci maddesinde sayılan pay sahibinin genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilmez nitelikli haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran, pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarının, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandırılan , anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan hallerden birini içermediği, davaya konu genel kurul toplantısının 10 nolu kararında ret yönünde oy kullanan hissedarların oylarının tutanağa geçirilmediği ve kararın oy birliği ile alınmadığına dair iddianın dosya kapsamında yeterli ve kesin delillerle ispat edilemediği değerlendirildiğinde, tüm açıklanan nedenlerle 6102 sayılı Kanun'un 445 inci maddesi kapsamında 3 aylık hak düşürücü sürede açılmış bulunan genel kurul kararlarının iptali istemli dava da bulunmadığından ve davacılar tarafından toplantıya katılmadığı halde yerine imza atıldığı iddia edilen dava dışı ortaklar tarafından açılabilecek ve ileri sürülebilecek bir sebebe dayanarak onlar adına bu konuda iddia (imzalarının sahteliği yönünden) ve talepte bulunulamayacağından davanın reddine karar verilmesi gerekirken, asıl dava yönünden davanın kısmen kabulüne, birleşen dava yönünden ise davanın kabulüne karar verilmesi yerinde görülmemiş, belirtilen nedenlerle davalı istinafı yerinde görülmekle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ancak araştırılacak başkaca husus bulunmadığından davanın esasına ilişkin yeniden karar verilerek asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davada davacılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri 1.Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; genel kurul kararının 8,9 ve 10 ncu maddelerinin ana sözleşmede değişiklik içerdiği, değişikliğin pay sahiplerini zarara sokacak nitelikte olduğunu, şirket kârının ortaklara dağıtılmak yerine sermayeye dahil edilmesi, hisse devrinin haksız sınırlandırılması kötü niyet barındırıp o anki mevcut hali ile kabul edilmemesine rağmen ''oy birliği '' ile kabul edildiği şeklinde tutanağa yansıtıldığı, sahte imza ile toplantı nisabı sağlanmaya çalışıldığını, bu hususta ceza davasının derdest olduğunu, yok hükmünde olan kararlar için pay sahiplerinin dava açabileceğini, sahte imzalar çıktıktan sonra kararların hükümsüz kaldığını belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
2.Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; İstinaf Mahkemesinin yorum ile karar verdiğini, sahteciliğin butlan sebebi olduğunu, ana sözleşme değişikliği getiren maddenin gerekli çoğunluk sağlanmadan alındığını, bu nedenle yok hükmünde olduğunu, sahte imzaların savcılık tarafından tespit edildiğini, ana sözleşme değişikliğinin nitelikli çoğunlukla karara bağlanması gerektiğini, iptali talep edilen 8,9 ve 10 uncu maddelerin ana sözleşme değişikliği içerdiğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
-
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, asıl ve birleşen davalarda genel kurul kararının iptali istemine ilişkindir.
-
İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
-
Değerlendirme Dava, anonim şirket genel kurul kararının yokluğu ve butlanının tespitine ilişkin olup İlk Derece Mahkemesince yukarıda yer alan gerekçelerle asıl ve birleşen davaların kısmen kabulüne karar verilmiş, davalı vekilinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Davacılar asıl ve birleşen davalarda bir kısım pay sahiplerinin dava konusu genel kurul toplantısına katılmadıkları halde toplantıya katılmış gibi gösterildiğini, bu kişiler çıkarıldığında ise toplantı nisabının bulunmadığını ileri sürmüş, ayrıca katılmadıkları halde katılmış gibi gösterilen pay sahiplerinin savcılığa müracaatı olduğu anlaşılmıştır. Bu durumda mahkemece bu husustaki ceza soruşturmasına ilişkin dosya getirilip incelenerek toplantıya katılmadıkları halde katılmış gibi gösterilenler var ise bu kişiler çıkarıldığında ilk toplantı için 6102 sayılı Kanun’un 421 inci maddesinde öngörülen (esas sözleşmede değişiklik için gerekli olan) şirket sermayesinin en az yarısının temsil edildiği şekilde toplantı nisabının sağlanıp sağlanmadığının tespit edilerek toplantı nisabı sağlanmamış ise genel kurul kararının yok hükmünde olduğuna karar verilmesi, toplantı nisabı sağlanmış ise bu kez alınan kararlar için karar nisabının bulunup bulunmadığının araştırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir. O nedenle Bölge Adliye Mahkemesince bu hususlar gözetilmeden eksik inceleme ile karar verilmesi doğru görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine,
Peşin alınan temyiz karar harçlarının istek hâlinde ilgililere iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
27.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

