İlme Hukuk Logo
İLMEHUKUK BÜROSU
İLME HUKUK BÜROSU
Hemen AraRandevu Al
Bir yazı tahtasının ahşap rafında duran pembe ve mavi tebeşirler

Son Savunma Alınmadan Memurluktan Çıkarılan Personel Maaş Kaybını Geri Alabilir mi?

Danıştay İDDK, son savunması alınmadan memurluktan çıkarılan öğretmenin iptal sonrası parasal haklarının faiziyle ödenmesine ilişkin ısrar kararını onadı.

Mahkeme
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu
Esas/Karar
2025/600 2025/3231
Karar tarihi
15.12.2025
Resmî kaynak
Yargıtay Karar Arama
Av. Mesut İLME — Yalova Barosu

Av. Mesut İLME

Yalova Barosu, sicil 287

Yayın
8 Ekim 2026
6 dk
okuma

Özet

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, son savunması alınmadan Devlet memurluğundan çıkarılan bir öğretmenin davasında, yalnız usul nedeniyle iptal edilen bir disiplin cezasının memura yoksun kaldığı parasal ve özlük haklarını kazandırıp kazandırmadığını karara bağladı. Karar, disiplin cezası iptal edilen kamu görevlisi lehinedir. Çıkarma cezasının iptali daha önce Danıştay 12. Daire tarafından onanmıştı; Daire, idarenin son savunmayı alarak yeniden işlem kurabileceğini gerekçe göstererek parasal haklar hakkında bu aşamada karar verilmesine yer olmadığını kabul etmişti. Bölge idare mahkemesi, hukuka aykırılığı yargı kararıyla sabit olan işlemden doğan kayıpların idarece ödenmesi gerektiği gerekçesiyle ilk kararında ısrar etti. Kurul ısrar kararını oyçokluğuyla yerinde buldu ve idarenin temyiz istemini reddetti. Yalnız yasal faizin başlangıcını, dava dilekçesinde tarih gösterilmediği için tahakkuk tarihinden dava tarihine çekerek kararı düzelterek onadı. İki karşı oy yazıldı: biri usul iptalinde parasal hak isteminin henüz doğmadığını, diğeri faiz başlangıcındaki yanlışlığın düzeltme yoluyla değil bozma yoluyla ele alınması gerektiğini savundu. Karar, savunma hakkına ilişkin usul eksikliğinin cezayı ortadan kaldırmakla kalmayıp parasal sonuç da doğurabileceğini göstermesi ve faiz başlangıcının dilekçedeki istemle sınırlı kaldığını hatırlatması bakımından disiplin davalarında yol göstericidir.

İnceleme

Usul nedeniyle düşen çıkarma cezasında maaş kaybının akıbeti

Disiplin davalarında savunma hakkının ihlali, iptal gerekçelerinin en bilinenidir. Daha az konuşulan soru, iptalden sonra ne olacağıdır. Ceza yalnız usul eksikliği nedeniyle kaldırıldığında idare aynı fiil için son savunmayı alıp yeniden karar verebilir; bu ihtimal ortadayken aradaki dönemde ödenmeyen aylıkların memura ödenip ödenmeyeceği tartışmalıdır. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, E. 2025/600, K. 2025/3231 sayılı ve 15 Aralık 2025 tarihli kararında bu soruyu memur lehine cevapladı.

Kararın ağırlığı, aynı dosyada Danıştay 12. Daire ile bölge idare mahkemesinin farklı sonuçlara varmasından ve Kurul'un bu ayrılığı ısrar üzerine çözmesinden gelir. Kurul, hukuka aykırılığı yargı kararıyla sabit olan işlemden kaynaklanan özlük ve parasal hakların ödenmesi gerektiği yönündeki gerekçeyi benimsedi. Karşı oylar ise usul iptalinin bu sonucu doğurmadığını savundu. Disiplin cezasına karşı yargı yolunun genel çerçevesi memur disiplin cezasına itiraz ve iptal davası yazısında ele alınmıştır.

Protesto gösterisine katılan öğretmen son savunması alınmadan memurluktan çıkarıldı

Davacı, Mardin'in Artuklu ilçesinde zihinsel engelliler öğretmeni olarak görev yapıyordu. Katıldığı bir protesto gösterisinde 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu m.125/1-E-a kapsamında eylemlerde bulunduğu gerekçesiyle, Millî Eğitim Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu kararıyla Devlet memurluğundan çıkarma cezası verildi. İptal davası 8 Kasım 2016'da öğretmeni temsilen bir sendika tarafından açıldı. Dilekçede yoksun kalınan parasal ve özlük hakların yasal faiziyle ödenmesi de istendi; faizin hangi tarihten işleyeceği ise yazılmadı.

İdare mahkemesi, eylemin sendikal faaliyet hakkı ve özgürlüğü alanında değerlendirilemeyeceğini kabul ederek davayı reddetti. Dosya, Danıştay 12. Daire'nin 28 Mart 2023 tarihli bozma kararından sonra bölge idare mahkemesine döndü. Bölge idare mahkemesi bozmaya uyarak, son savunması alınmadan tesis edilen cezayı iptal etti ve yoksun kalınan hakların görevden ayrılış tarihinden itibaren yasal faiziyle ödenmesine hükmetti.

Danıştay 12. Daire, 21 Kasım 2024 tarihli kararıyla iptal kısmını onadı, parasal haklar kısmını bozdu. Daireye göre idare, ilgilinin hakları hatırlatılarak son savunmasını alıp usul eksikliğini giderebileceğinden parasal istem hakkında bu aşamada karar verilmesine yer yoktu. Bölge idare mahkemesi bu bozmaya uymadı ve ödeme yönündeki ilk kararında ısrar etti. İdare, ısrar kararını temyiz etti.

Kurul hukuka aykırılığı sabit işlemden doğan kaybın ödenmesini yerinde buldu

Kurul, temyiz incelemesinin sınırını 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m.49'da sayılan bozma sebepleri üzerinden çizdi. Bölge idare mahkemesinin, hukuka aykırılığı mahkeme kararıyla sabit olan işlemden kaynaklanan özlük ve parasal hakların idarece ödenmesi gerektiği yönündeki gerekçesini aynen benimsedi. İdarenin temyiz dilekçesindeki iddiaları kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görmedi. Böylece Daire'nin, usul eksikliği giderilebileceği için parasal istemin beklemesi gerektiği yönündeki yaklaşımı bu dosyada uygulanmadı.

Faiz konusunda Kurul ayrı bir değerlendirme yaptı. Faizi, alacaklının paradan yoksun kaldığı süre içinde oluşan zararın karşılığı olarak tanımladı ve hukuka aykırı işlemden doğan kayıpların gecikmeyle büyüyen kısmının 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun uyarınca faizle karşılanması gerektiğini belirtti. Kurul'un aktardığı yerleşik içtihada göre faizin başlangıcı genel olarak idarenin temerrüde düştüğü işlem tarihidir. Dava dilekçesinde başlangıç tarihi gösterilmemişse faiz, iptal davasının açıldığı tarihten işletilir.

Karşı oylardan ilki, usul nedeniyle iptal edilen çıkarma cezasında fiilin sübutuna ve cezanın gerekliliğine ilişkin değerlendirmelerin ortadan kalkmadığını, idarenin 657 sayılı Kanun m.129 uyarınca son savunmayı alarak yeniden karar verme yetkisini koruduğunu ve bu nedenle parasal hak isteminin henüz doğmadığını savundu. İkinci karşı oy, faiz başlangıcındaki yanlışlığın düzeltilebilir maddi hata olmadığını, bozmayı gerektiren hukuka aykırılık niteliği taşıdığını ileri sürdü. Kurul çoğunluğu iki görüşe de katılmadı.

Ödeme hükmü korundu ve faizin başlangıcı dava tarihine çekildi

Kurul, davalı idarenin temyiz istemini reddetti ve ısrar kararını faizin başlangıcına ilişkin kısım dışında onadı. Hüküm fıkrasındaki tahakkuk tarihinden ifadesi, 2577 sayılı Kanun m.49/1-b uyarınca dava tarihinden biçiminde düzeltilerek onandı. Karar kesin olarak ve oyçokluğuyla verildi. Memura yoksun kaldığı parasal ve özlük hakları ödenecek, faiz ise 8 Kasım 2016 dava tarihinden işleyecektir.

Kararın uygulamadaki etkisi iki yönlüdür. Son savunma alınmadan verilen çıkarma cezası iptal edildiğinde, idarenin yeniden işlem kurma ihtimali parasal hakların ödenmesini tek başına engellememektedir. Buna karşılık faizin başlangıcı, dilekçede istenen tarihle sınırlı kalmaktadır. Kurul'un ısrar üzerine verdiği bu kararın, bölge idare mahkemelerinin benzer dosyalarında yol gösterici olması muhtemeldir. Temyiz aşamasının işleyişi Danıştay temyiz dilekçesi, istinaf aşaması ise bölge idare mahkemesine istinaf sayfasında anlatılmıştır.

Faizin başlangıç tarihi ve son savunma belgeleri dilekçede açıkça gösterilmelidir

Çıkarma cezasına karşı açılan iptal davasında parasal haklar talep edilirken yasal faizin hangi tarihten istendiği dilekçede açıkça yazılmalıdır. Bu dosyada tarih gösterilmediği için faiz işlem tarihinden değil dava tarihinden işletildi ve aradaki dönemin faizi davacının istemi dışında kaldı. Faiz başlangıcının işlem tarihi olarak gösterilmesi, Kurul'un aktardığı genel kuralla da örtüşür.

Savunma hakkına ilişkin itirazda, soruşturma raporundan sonra ve yüksek disiplin kurulu kararından önce son savunma isteminin yapılıp yapılmadığı belgeyle ortaya konmalıdır. Savunma istem yazısı, tebliğ belgesi ve kurul toplantısına çağrı yazısı dosyaya alınmalı; 657 sayılı Kanun m.129'un tanıdığı sözlü ya da yazılı savunma olanağının kullandırılıp kullandırılmadığı bu belgelerden okunur. Dosyalarda en sık karşılaştığımız tartışma, soruşturma sırasında alınan ifadenin son savunma yerine sayılıp sayılamayacağıdır; iki aşamanın tarihlerinin ayrı ayrı belgelenmesi bu nedenle önem taşır.

İptal kararından sonra idarenin son savunmayı alarak aynı fiil hakkında yeniden işlem kurabileceği de gözetilmelidir. Usul nedeniyle verilen iptal fiilin sübutuna ilişkin bir tespit içermediğinden, yeniden açılan süreçte savunmanın esasa ilişkin delillerle hazırlanması gerekir. Faiz ve parasal hak istemlerinin ilk dilekçede eksiksiz kurulması, yeni bir işlem gelse bile geçmiş dönemin kayıplarının takibini kolaylaştırır.

Son savunma ve parasal haklar hakkında sık sorulan sorular

Usul nedeniyle iptal edilen çıkarma cezasından sonra idare yeniden ceza verebilir mi?

Danıştay 12. Daire bu dosyada idarenin son savunmayı alarak usul eksikliğini giderip yeniden işlem tesis edebileceğini kabul etmiş, karşı oy da aynı görüşü paylaşmıştır. Kurul çoğunluğu bu ihtimali tartışmamış, yalnız bu ihtimalin parasal hakların ödenmesini engellemediği sonucuna varmıştır. Yeni işlemde savunma hakkının 657 sayılı Kanun m.129'daki güvencelerle kullandırılması gerekir.

İptal kararından sonra yasal faiz hangi tarihten işletilir?

Kurul'un aktardığı yerleşik içtihada göre hukuka aykırı işlemden doğan kayıplarda faiz genel olarak işlem tarihinden başlar. Dava dilekçesinde başlangıç tarihi gösterilmemişse faize dava açma tarihinden hükmedilir. Bu dosyada da faiz, bölge idare mahkemesinin esas aldığı tahakkuk tarihi yerine 8 Kasım 2016 dava tarihinden işletilmiştir.

Kurul kararı oybirliğiyle mi verildi?

Karar oyçokluğuyla verildi ve iki ayrı karşı oy yazıldı. Karşı oylardan biri parasal hak isteminin usul iptalinden sonra henüz doğmadığını, diğeri faiz başlangıcının bozma yoluyla yeniden incelenmesi gerektiğini savundu. Konunun Kurul düzeyinde tartışmalı olması, benzer dosyalarda tarafların her iki görüşü de gözetmesini gerektirir.

Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır; her dosya kendi olgularıyla değerlendirilir.

Kararın tam metni

~10 dk okuma

Metin, Yargıtay Karar Arama resmî yayınından alınmıştır. Kaynakta açın

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2025/600 E. , 2025/3231 K. "İçtihat Metni"

T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2025/600 Karar No : 2025/3231

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVACI) : ...'i temsilen ...Sendikası VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E: ..., K: ... sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Mardin ili, Artuklu ilçesi, ...Merkezi zihinsel engelliler öğretmeni olarak görev yapan davacının katıldığı protesto gösterisinde, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (a) alt bendinde belirtilen nitelikte eylemlerde bulunduğundan bahisle anılan madde uyarınca Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Milli Eğitim Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun ...tarih ve ...sayılı kararının iptali ile yoksun kaldığı parasal ve özlük haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E: ..., K: ...sayılı kararıyla; Davacının sübuta eren, sendikal faaliyet hakkı ve sendikal faaliyet özgürlüğü alanı içerisinde değerlendirilemeyecek olan eylemi nedeniyle Milli Eğitim Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu tarafından 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (a) alt bendi uyarınca Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E: ..., K: ... sayılı kararıyla; Danıştay Onikinci Dairesinin 28/03/2023 tarih ve E:2019/997, K:2023/1459 sayılı bozma kararına uyularak; Yüksek Disiplin Kurulunca, Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılması teklif edilen ilgiliye 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 129. maddesi uyarınca usulüne uygun olarak son savunma hakkı tanınması gerektiği dikkate alındığında, uyuşmazlık konusu olayda, davacının son savunması alınmadan tesis edildiği görülen dava konusu işlemde ve davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararında hukuki uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulüne, İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dava konusu işlemin iptaline, dava konusu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal ve özlük haklarının görevinden ayrıldığı tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine karar verilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Onikinci Dairesinin 21/11/2024 tarih ve E:2023/7144, K:2024/5090 sayılı kararıyla; Davacının Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlem yönünden; Temyizen incelenen kararın dava konusu işlemin iptaline ilişkin kısmı, usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediği, Dava konusu işlem nedeniyle yoksun kaldığı özlük ve parasal haklarının görevinden ayrıldığı tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine ilişkin kısım yönünden; Davacı hakkında, 657 sayılı Kanun'un 129. maddesinde yer alan hakları hatırlatılmak suretiyle son savunması alınarak, usul eksikliğinin tamamlanmasının ardından yeniden işlem tesis edilebileceğinin açık olması nedeniyle, davacının özlük ve parasal haklar istemi hakkında bu aşamada karar verilmesine yer bulunmadığından; kararın, dava konusu işlem nedeniyle davacının yoksun kaldığı özlük ve parasal haklarının görevinden ayrıldığı tarihten itibaren yasal faizi ile birlikte ödenmesine ilişkin kısmında hukuka uygunluk görülmediği gerekçesiyle, ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E: ..., K: ...sayılı kararının davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun kabulü ile dava konusu işlemin iptaline ilişkin kısmının onanmasına, bu işlem nedeniyle yoksun kalınan parasal ve özlük haklarının görevinden ayrıldığı tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine ilişkin kısmının ise bozulmasına karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi ısrar kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E: ..., K: ... sayılı kararıyla; Hukuka aykırılığı mahkeme kararı ile sabit olan işlemden kaynaklı özlük ve parasal haklarının yasal faizi ile birlikte davalı idarece davacıya ödenmesi gerektiği gerekçesi eklenmek suretiyle, istinaf başvurusunun kabulü ile istinafa konu kararın parasal ve özlük haklar yönünden davanın reddine ilişkin kısmının kaldırılması, bu kısım yönünden davanın kabulü ile davacının yoksun kaldığı özlük ve parasal haklarının tahakkuk tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi yolundaki ilk kararda ısrar edilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Bölge İdare Mahkemesi ısrar kararının düzeltilerek onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden davalı idarenin yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Danıştay dava daireleri ile bölge idare mahkemelerinin temyize tabi kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçesi yukarıda açıklanan Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi 5. İdari Dava Dairesi ısrar kararının davacı lehine hükmedilen özlük ve parasal haklarına yürütülecek yasal faizin başlangıcına ilişkin hükmü dışındaki kısımları, aynı gerekçe ile Kurulumuzca da uygun bulunmuş olup davalı idare tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, kararın anılan kısımlarının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. Bölge İdare Mahkemesi ısrar kararının davacı lehine hükmedilen özlük ve parasal haklara yürütülecek yasal faizin başlangıcına ilişkin kısmına gelince; Faiz, en genel anlamıyla, konusu bir miktar paranının ödenmesinden ibaret olan borçlarda, alacaklının bu paradan yoksun kaldığı süre içinde oluşan zararına karşılık olarak ödenen ve alacağın türüne göre oranı değişen bir bedeldir. Hukuka aykırı işlem veya eylem nedeniyle uğranılan zararların ya da yoksun kalınan maddi ve manevi hakların karşılanması zaman içinde gecikebildiğinden, ilgililerin bu gecikmeden doğan zararının giderilmesi için 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun uyarınca faiz uygulanması gerekli bulunmaktadır. Yerleşik yargısal içtihatlara göre, hukuka aykırılığı saptanan idari işleme dayalı olarak hükmedilecek maddi ve manevi tazminata yürütülecek faizin başlangıç tarihinin, genel olarak idarenin temerrüde düştüğü tarih de olan işlem tarihi olduğu kabul edilmekle birlikte, davacı tarafından dava dilekçesinde yasal faizin başlangıç tarihinin belirtilmemesi hâlinde, iptal davasının açıldığı tarihten itibaren faize hükmedilmektedir. Dosyanın incelenmesinden; davacının dava dilekçesinde parasal ve özlük haklarına yasal faiz yürütülmesini istediği, ancak bunun başlangıç tarihini göstermediği, bu durumda dava açma tarihi olan 08/11/2016 tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesi gerekirken, Bölge İdare Mahkemesi ısrar kararında, davacının yoksun kaldığı özlük ve parasal haklarının tahakkuk tarihinin yasal faizin başlangıcı olarak alındığı görülmektedir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde; temyiz incelemesi sonunda Danıştayın, kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa kararı düzelterek onayacağı hükmüne yer verilmiştir. Bu itibarla; temyize konu Bölge İdare Mahkemesi ısrar kararının hüküm fıkrasında yer alan “davacının yoksun kaldığı özlük ve parasal haklarının tahakkuk tarihinden” ifadesinin, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca, “davacının yoksun kaldığı özlük ve parasal haklarının dava tarihinden” şeklinde düzeltilerek onanması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle;

  1. Davalı idarenin temyiz isteminin reddine,
  2. Davanın reddine ilişkin ... İdare Mahkemesi kararına yönelik yapılan istinaf başvurusunun kabulü, istinafa konu kararın parasal haklar yönünden davanın reddine ilişkin kısmının kaldırılması, bu kısım yönünden davanın kabulü ile davacının yoksun kaldığı özlük ve parasal haklarının tahakkuk tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin temyize konu ... tarih ve E: ..., K: ...sayılı ısrar kararının, davacı lehine hükmedilen özlük ve parasal haklara yürütülecek yasal faizin başlangıcına ilişkin hükmü dışındaki kısımlar yönünden ONANMASINA,
  3. Anılan Bölge İdare Mahkemesi ısrar kararının, hüküm fıkrasındaki "davacının yoksun kaldığı özlük ve parasal haklarının tahakkuk tarihinden" ifadesinin, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca, "davacının yoksun kaldığı özlük ve parasal haklarının dava tarihinden" şeklinde düzeltilerek ONANMASINA,
  4. Bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 15/12/2025 tarihinde kesin olarak oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY

X- Dava, Mardin ili, Artuklu ilçesi, ...Merkezi zihinsel engelliler öğretmeni olarak görev yapan davacının katıldığı protesto gösterisinde, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (a) alt bendinde belirtilen nitelikte eylemlerde bulunduğundan bahisle anılan madde uyarınca Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Milli Eğitim Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali ile yoksun kaldığı parasal ve özlük hakların yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır. ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesinin ...tarih ve E: ..., K: ... sayılı kararıyla; 657 sayılı Kanun'un 129. maddesi uyarınca usulüne uygun olarak davacının son savunması alınmadan tesis edildiği gerekçesiyle dava konusu Devlet memurluğundan çıkarma cezasının iptaline ve işlem nedeniyle davacının yoksun kaldığı özlük ve parasal haklarının görevinden ayrıldığı tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine karar verilmiştir. Bu kararın temyiz incelemesinde, Danıştay Onikinci Dairesinin 21/11/2024 tarih ve E:2023/7144, K:2024/5090 sayılı kararıyla; kararın dava konusu işlemin iptaline ilişkin kısmının onanmasına, işlem nedeniyle yoksun kalınan özlük ve parasal haklarının görevinden ayrıldığı tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine ilişkin kısmının ise bozulmasına karar verilmiştir. Israr hususu davacının yoksun kaldığı parasal haklarının ödenip ödenmeyeceğine ilişkindir. İdari yargılama hukukunun temel ilkeleri ve yerleşik yargı içtihatları uyarınca, idari yargı mercilerince verilen iptal kararları geriye yürür etki doğurmakta ve idari işlemi tesis edildiği andan itibaren hukuken hiç tesis edilmemiş sayılacak biçimde ortadan kaldırmaktadır. Bu ilke gereği, hukuka aykırı olduğu yargı kararıyla tespit edilen bir işleme dayanılarak ilgilinin parasal veya özlük haklarında ortaya çıkan kayıpların, kural olarak idare tarafından telafi edilmesi gerekmektedir. Ne var ki, Devlet memurluğundan çıkarma cezasına ilişkin bir idari işlemin, memurun savunmasının alınmaması veya savunma sürecinin usule uygun işletilmemesi gibi şekil (usul) unsuruna ilişkin hukuka aykırılık sebebiyle iptal edilmesi hâlinde, işlemin esasına yönelik bir hukuka aykırılık tespiti bulunmamaktadır. Bu tür iptal kararları, işlemdeki hukuki sakatlığın salt usul eksikliğinde toplandığını, disiplin fiilinin sübutu veya fiilin gerektirdiği cezanın niteliğine ilişkin maddi değerlendirmelerin ise işlemle birlikte ortadan kalkmadığını ortaya koymaktadır. Başka bir ifadeyle, disiplin cezasının sebep ve konu unsurlarına ilişkin değerlendirmeler geçerliliğini korumakta; yargı kararı idareyi yalnızca savunma hakkına ilişkin usuli eksikliği giderecek yeni bir işlem tesis etmeye zorlamaktadır.

Bu nedenle, savunma hakkının yasal güvencelerine uygun bir süreç işletilmeden tesis edilen disiplin cezasının iptali üzerine idare, 657 sayılı Kanun’un 129. maddesi uyarınca ilgilinin son savunmasını almak suretiyle usul eksikliğini giderme ve aynı fiil hakkında yeniden karar verme yetkisini muhafaza etmektedir. Bu durumda iptal kararının, işlemin maddi temeline ilişkin bir hukuka aykırılık sonucu doğurmaması nedeniyle, ilgilinin parasal haklarına ilişkin kesin bir talep hakkı bu aşamada doğmuş kabul edilemez. Zira işlem, disiplin fiilinin sübutuna veya cezanın gerekliliğine ilişkin bir hukuka aykırılık nedeniyle değil, yalnızca sonradan giderilebilir nitelikte bir usuli eksiklik nedeniyle ortadan kaldırılmıştır. Bu durumda; davacı hakkında, 657 sayılı Kanun'un 129. maddesinde yer alan hakları hatırlatılmak suretiyle son savunması alınarak, usul eksikliğinin tamamlanmasının ardından yeniden işlem tesis edilebileceğinin açık olması nedeniyle, davacının parasal hak istemi hakkında bu aşamada karar verilmesine yer olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Bu itibarla, yoksun kalınan özlük ve parasal hakların yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemi yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmekteyken, aksi yöndeki temyize konu Bölge İdare Mahkemesi ısrar kararının bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.

KARŞI OY

XX- Her ne kadar 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun "Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar" başlıklı 49. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde; temyiz incelemesinde Danıştayın, kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar bulunması hâlinde kararı düzelterek onayacağı hükmüne yer verilmiş ise de, özlük ve parasal haklara yürütülecek yasal faizin başlangıç tarihine ilişkin uyuşmazlık, anılan Kanun’un 49. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca kararın düzeltilerek onanmasını gerektiren, ‘yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hata ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlık’ kapsamında değerlendirilebilecek bir maddi hata niteliğinde olmayıp; anılan maddenin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca kararın bozulmasını gerektiren "hukuka aykırılık" kapsamında değerlendirilmesi gerektiğinden, davacı lehine hükmedilen özlük ve parasal haklara yürütülecek yasal faizin başlangıcı hakkında da davanın esası yönünden karar verilmek üzere ... Bölge İdare Mahkemesi ... Dava Dairesince yeniden karar verilmesi gerekmektedir. Açıklanan nedenlerle, davalı idarenin temyiz isteminin kısmen kabulü ile temyize konu Bölge İdare Mahkemesi ısrar kararının, davacı lehine hükmedilen özlük ve parasal haklara yürütülecek yasal faizin başlangıç tarihi yönünden bozulması gerektiği oyuyla, kararın bu kısmına katılmıyoruz.

Bu alandaki diğer kararlar

Tüm İdare Hukuku kararları