İlme Hukuk Logo
İLMEHUKUK BÜROSU
İLME HUKUK BÜROSU
Hemen AraRandevu Al
Bir ilk yardım çantası, yakın plan

Yaralama mı Öldürmeye Teşebbüs mü? Yargıtay Suç Vasfını Neye Göre Belirliyor?

Yargıtay 1. Ceza Dairesi, yaralama ile öldürmeye teşebbüs ayrımında hangi somut ölçütlere baktı? Aynı olayda cezayı 9 yıldan 18 yıla çıkaran emsal karar.

Mahkeme
Yargıtay 1. Ceza Dairesi
Esas/Karar
E. 2024/6738 K. 2026/1712
Karar tarihi
09.03.2026
Resmî kaynak
Yargıtay Karar Arama
Av. Mesut İLME — Yalova Barosu

Av. Mesut İLME

Yalova Barosu, sicil 287

Yayın
24 Mayıs 2026
Güncelleme
12 Eylül 2026
5 dk
okuma

Özet

Aynı olayda ilk derece mahkemesi eylemi neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama sayarak 9 yıl hapis cezası vermiş, Bölge Adliye Mahkemesi ise bu hükmü kaldırarak eylemi nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs olarak nitelendirmiş ve cezayı 18 yıla çıkarmıştır. Yargıtay 1. Ceza Dairesi, sanık müdafiinin temyiz istemini esastan reddederek hükmü oy birliğiyle onamıştır; karar bu yönüyle sanık aleyhinedir. Daire, suç vasfının belirlenmesinde kullanılan vasıtanın öldürmeye elverişliliğini, darbe yerleri ve sayısını, hedef alınan vücut bölgelerini, yaralanmanın ağırlığını, failin tutum ve sözlerini ve engel nedenin varlığını birlikte değerlendirmiştir. Katılanı bayılttıktan sonra kulağını kesip yüzüne fırlatma ve baygın hâldeki kişiyi motosikletle yaklaşık 30-40 metre sürükleme biçimindeki hareketler, ölümü meydana getirme bakımından zorunlu olmayan vahşice hareketler kabul edilmiştir. Gönüllü vazgeçme koşullarının oluşmadığı, katılandan sanığa yönelen haksız söz veya davranış bulunmadığı için haksız tahrik indiriminin uygulanamayacağı da belirtilmiştir. Karar ayrıca aynı dosyadaki hakaret hükmünün kesin nitelikte olması nedeniyle temyiz incelemesine tabi olmadığını, dolayısıyla tek dosyada iki hükmün farklı kanun yollarına tabi olabileceğini göstermektedir.

İnceleme

Aynı olaya iki mahkeme iki ayrı ad verdi: dokuz yıl mı on sekiz yıl mı

Aynı olayda ilk derece mahkemesi eylemi "neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama" sayarak 9 yıl hapis cezası vermiş, Bölge Adliye Mahkemesi bu hükmü kaldırarak eylemi "nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs" olarak nitelemiş ve ceza 18 yıla çıkmıştır. Yargıtay 1. Ceza Dairesi bu nitelemeyi onamıştır. Karar, ceza uygulamasının en çok tartışılan sorularından birine — failin kastının yaralamaya mı yoksa öldürmeye mi yöneldiğine — hangi somut ölçütlerle cevap verildiğini göstermesi bakımından önemlidir. Aradaki fark teorik değildir: aynı olayda ceza iki katına yakın artmakta, buna bağlı olarak infaz süresi de köklü biçimde değişmektedir.

Kararın ikinci pratik katkısı usule ilişkindir: aynı dosyada verilen iki hükümden biri kanun yoluna kapalı, diğeri temyize açıktır. Bu asimetri, temyiz dilekçesi hazırlanırken sıkça gözden kaçmaktadır.

İlk derecede ağır yaralama sayılan eylem istinafta öldürmeye teşebbüs oldu

Sanık hakkında katılana yönelik eylemleri nedeniyle iki ayrı suçtan hüküm kurulmuştur. İlk derece mahkemesi, neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan 5237 sayılı Kanun m.86 ve m.87 hükümlerini uygulayarak mahkûmiyet kararı vermiştir. Ayrıca hakaret suçundan da ayrı bir mahkûmiyet hükmü kurulmuştur.

Sanık müdafii ile katılan vekilinin istinaf başvuruları üzerine Bölge Adliye Mahkemesi duruşmalı inceleme yapmış, ilk derece kararını kaldırmış ve eylemi nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs olarak nitelendirerek 5237 sayılı Kanun m.82 ve m.35 uyarınca 18 yıl hapis cezasına hükmetmiştir.

Dosyada sabit görülen eylemler şunlardır: sanık katılanı bayılttıktan sonra kulağını kesmiş ve yüzüne fırlatmış, ardından baygın hâldeki katılanı motosikletinin arkasına bağlayarak yaklaşık 30-40 metre sürüklemiştir.

Sanık müdafii temyizinde delil değerlendirmesinin hatalı olduğunu, öldürme kastının bulunmadığını, haksız tahrik ve takdiri indirim hükümlerinin uygulanması gerektiğini, gönüllü vazgeçme bulunduğunu ileri sürmüştür.

Kast failin sözünden değil silahtan, darbe sayısından ve hedef bölgeden okunur

Daire, suç vasfının belirlenmesinde soyut bir kast tanımından değil, dosyadaki somut verilerden hareket etmiştir. Gerekçede sayılan ölçütler şunlardır: suçta kullanılan vasıtaların öldürmeye elverişli oluşu, darbe yerleri ve sayısı, hedef alınan vücut bölgeleri, katılanda meydana gelen yaralanmaların ağırlığı ve niteliği, sanığın eylem sırasındaki tutum ve davranışları ile sarf ettiği sözler ve nihayet engel nedenin varlığı.

Bu ölçütler bir arada değerlendirildiğinde, kulağın kesilerek yüze fırlatılması ve baygın kişinin motosikletle sürüklenmesi biçimindeki hareketler, Daire tarafından "işkence ya da eziyet çektirme kastını içeren, ölümü meydana getirme bakımından zorunlu olmayan ve ölüme takaddüm eder vahşice hareketler" olarak nitelenmiştir. Buradaki anahtar ifade "ölümü meydana getirme bakımından zorunlu olmayan"dır: öldürmek için gerekli olandan fazlasını yapan fail, yalnız öldürme kastını değil, nitelikli hâlin aradığı ek unsuru da ortaya koymaktadır.

Daire ayrıca gönüllü vazgeçmenin yasal koşullarının oluşmadığını, katılandan sanığa yönelen haksız söz veya davranış bulunmadığı için haksız tahrik indiriminin uygulanamayacağını, takdiri indirim hükümlerinin uygulanmamasının ise mahkemenin takdir yetkisi kapsamında yasal ve yeterli gerekçeye dayandığını belirtmiştir. Alınan raporların hüküm kurmaya elverişli olduğu, eksik araştırma bulunmadığı da tespit edilmiştir.

Hakaret suçundan kurulan hüküm bakımından ise farklı bir sonuca varılmıştır: bu hüküm 5271 sayılı Kanun m.286 uyarınca kesin niteliktedir ve aynı maddenin istisna fıkrası kapsamında da bulunmadığından temyiz incelemesine tabi değildir. Bu nedenle sanık müdafiinin bu hükme yönelik temyiz istemi 5271 sayılı Kanun m.298 uyarınca reddedilmiştir.

Öldürmeye teşebbüs hükmü yönünden inceleme, 5271 sayılı Kanun m.289 ile sınırlı olarak yapılmış ve hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun m.302 uyarınca hüküm onanmıştır. Sanık müdafiinin tahliye talebi de hükmolunan ceza miktarı ve tutuklulukta geçirilen süre gözetilerek reddedilmiştir.

Öldürmek istemedim savunması eylemin dış görünüşü karşısında yetersiz kaldı

Karardan çıkan ilk sonuç, kastın niteliğinin failin beyanıyla değil, eylemin dış görünüşüyle belirlendiğidir. "Öldürmek istemedim" savunması, kullanılan araç, darbe sayısı, hedef bölge ve eylemin sona eriş biçimi bu savunmayı desteklemiyorsa sonuç doğurmamaktadır. Özellikle mağdur savunmasız hâle geldikten sonra sürdürülen hareketler, öldürme kastının yanında nitelikli hâlin de göstergesi sayılmaktadır.

İkinci sonuç, ceza miktarı üzerindeki etkidir. Aynı olayda niteleme değiştiğinde ceza 9 yıldan 18 yıla çıkmıştır; bu fark koşullu salıverilme tarihini ve denetimli serbestlik hesabını doğrudan etkiler. Kesinleşen bir mahkûmiyette sürelerin nasıl işlediğini görmek için infaz hesaplama aracımızı ve ceza süresi tablomuzu inceleyebilirsiniz.

Üçüncü sonuç usuldedir: aynı dosyada birden fazla suçtan hüküm kurulduğunda her hükmün kanun yolu ayrı değerlendirilir. Kesin nitelikteki hükme yönelik temyiz istemi esasa girilmeden reddedilir; bu, dilekçenin diğer hüküm bakımından hazırlanma biçimini de etkiler.

Suç vasfı tartışılan dosyada silah, darbe ve yaralanma bölgesi kayıtlarını toplayın

Bu karar bir bilgilendirme metnidir, somut dosyanıza ilişkin hukuki tavsiye içermez. Benzer bir dosyada bulunuyorsanız değerlendirilmesi gereken başlıklar şunlardır: dosyadaki adli rapor eylemin niteliğini nasıl tanımlıyor, darbe yerleri ve sayısı tutanaklara nasıl geçmiş, mağdurun savunmasız hâle geldiği an dosyada belirlenebiliyor mu, haksız tahrik iddiası somut bir söz ya da davranışa dayandırılabiliyor mu ve istinaf aşamasında nitelemenin değişme ihtimali karşısında savunma nasıl kurgulanmalı. Ceza hukuku alanındaki çalışmalarımız için ceza hukuku sayfamıza, bölgesel süreçler için Yalova ceza avukatı sayfamıza bakabilirsiniz.

Yaralama ile öldürmeye teşebbüs ayrımı hakkında sık sorulan sorular

Yaralama ile öldürmeye teşebbüs arasındaki fark nasıl belirlenir?

Fark, failin kastındadır; kast ise dış dünyaya yansıyan verilerle saptanır. Bu kararda sayılan ölçütler kullanılan vasıtanın öldürmeye elverişliliği, darbelerin yeri ve sayısı, hedef alınan vücut bölgesi, yaralanmanın ağırlığı, failin tutumu ve sözleri ile eylemin neden sona erdiğidir.

İstinaf mahkemesi suçun niteliğini değiştirebilir mi?

Bu dosyada Bölge Adliye Mahkemesi ilk derece kararını kaldırmış ve eylemi farklı bir suç olarak nitelemiştir. Niteleme değişikliği ceza miktarını da değiştirmiş, Yargıtay bu sonucu hukuka uygun bulmuştur.

Aynı dosyadaki her hüküm temyiz edilebilir mi?

Hayır. Bu dosyada hakaret suçundan kurulan hüküm kesin nitelikte olduğu için temyiz istemi esasa girilmeden reddedilmiş, yalnız öldürmeye teşebbüs hükmü esastan incelenmiştir.

Gönüllü vazgeçme hangi hâlde kabul edilir?

Gönüllü vazgeçmenin kanuni koşullarının oluşması gerekir. Eylem, failin iradesi dışındaki bir engel nedeniyle tamamlanmamışsa gönüllü vazgeçmeden söz edilemez; bu dosyada da engel nedenin varlığı tespit edilmiştir.

Kararın tam metni

~3 dk okuma

Metin, Yargıtay Karar Arama resmî yayınından alınmıştır. Kaynakta açın

1. Ceza Dairesi         2024/6738 E.  ,  2026/1712 K.

**"İçtihat Metni"**MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/1869 E., 2024/2617 K. SUÇLAR : Nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs, hakaret HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması

Sanık hakkında katılana yönelik hakaret suçundan verilen kararın 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 286/2-d bendi uyarınca kesin nitelikte olduğu anlaşılmıştır.

İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

  1. Burdur Ağır Ceza Mahkemesinin, 20.02.2024 tarihli ve 2023/345 Esas, 2024/95 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında katılana yönelik neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 86/1, 86/3-e-f, 87/2-b ve 53/1. maddeleri uyarınca 9 yıl 27 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

  2. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 19.07.2024 tarihli ve 2024/1869 Esas, 2024/2617 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme ilişkin sanık müdafii ve katılan vekilinin istinaf başvurularının kabulüne karar verilerek 5271 sayılı Kanun’un 280/1-g maddesi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde; aynı Kanun’un 280/2. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile; sanık hakkında katılana yönelik nitelikli kasten öldüreye teşebbüs suçundan 5237 sayılı Kanun'un 82/1-b, 35/2 ve 53/1. maddeleri uyarınca 18 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz sebepleri özetle; mahkemenin kabul ve delil değerlendirmesinin hatalı olduğuna, sanık lehine haksız tahrik ve takdiri indirim hükümlerinin uygulanması gerektiğine, sanığın öldürme kastı ile hareket etmediğinden bahisle suç vasfına, eksik araştırma ve incelemeye, gönüllü vazgeçmeye ilişkindir.

III. GEREKÇE Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eksik araştırma ve incelemenin bulunmadığı, eylemin sanık tarafından öldürme kastı ile gerçekleştirildiğinin saptandığı, gönüllü vazgeçmenin yasal koşullarının oluşmadığı, alınan raporların yeterli ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, katılandan sanığa yönelen haksız söz veya davranış bulunmadığı, suçta kullanılan vasıtaların öldürmeye elverişli oluşu, darbe yerleri ve sayısı, hedef alınan vücut bölgeleri, katılanda meydana gelen yaralanmaların ağırlığı ve niteliği, sanığın eylem sırasında sergilediği tutum ve davranışlar, sarf ettiği sözler ile engel nedenin varlığı, sanığın katılanı bayılttıktan sonra kulağını kesmesi ve suratına fırlatması, yine baygın olan katılanı motosikletinin arkasına bağlayarak yaklaşık 30-40 metre sürüklemesi şeklindeki eylemlerinin işkence ya da eziyet çektirme kastını içeren, ölümü meydana getirme bakımından zorunlu olmayan ve ölüme takaddüm eder vahşice hareketler olması karşısında suç vasfının nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs olarak kabulünde ve yaptırımın buna göre gerekçesi gösterilerek belirlenmesinde isabetsizlik bulunmadığı, takdiri indirim hükümlerinin Mahkemenin takdir yetkisi kapsamında yasal, yerinde ve yeterli gerekçelerle uygulanmadığı anlaşıldığından temyiz sebeplerinin incelenmesinde hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

IV. KARAR A. Sanık hakkında katılana yönelik hakaret suçundan kurulan mahkûmiyet hükmü yönünden; 5271 sayılı Kanun'un 286/2-d maddesi uyarınca hükmün temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçun, aynı Kanun’un 286/3. maddesi kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, sanık müdafiinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298/1. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,

B. Sanık hakkında katılana yönelik nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs suçundan kurulan mahkumiyet hükmü yönünden; Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 19.07.2024 tarihli ve 2024/1869 Esas, 2024/2617 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Hükmolunan ceza miktarı ve tutuklulukta geçirilen süre dikkate alınarak sanık müdafiinin tahliye talebinin REDDİNE,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Burdur Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,09.03.2026 tarihinde karar verildi.

Bu alandaki diğer kararlar

Tüm Ceza Hukuku kararları