İlme Hukuk Logo
İLMEHUKUK BÜROSU
İLME HUKUK BÜROSU
Hemen AraRandevu Al
Sabah sisi altında bir göl

Öldürme Kastı Ne Zaman Şüpheli Sayılır? Yargıtay'ın Ölçütleri ve Sanığın Temyizi Atlanırsa Ne Olur?

Yargıtay 1. CD: husumet yok, hayati bölge hedef alınmamış, hayati tehlike yok, imkân varken eylem sürdürülmemişse öldürme kastı şüphelidir; CGK ek tebliğname istedi.

Mahkeme
Yargıtay Ceza Genel Kurulu
Esas/Karar
2026/179 2026/221
Karar tarihi
08.04.2026
Resmî kaynak
Yargıtay Karar Arama
Av. Mesut İLME — Yalova Barosu

Av. Mesut İLME

Yalova Barosu, sicil 287

Yayın
24 Mayıs 2026
Güncelleme
12 Eylül 2026
5 dk
okuma

Özet

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, iki katılana yönelik kasten öldürmeye teşebbüs suçlarından 10 ve 11 yıl hapis cezasına mahkûm edilen sanık hakkındaki direnme hükmünü esastan incelemeden, usule ilişkin bir eksiklik nedeniyle dosyayı Özel Daireye geri gönderdi. Yargıtay 1. Ceza Dairesi 03.02.2025 tarihli bozma kararında, sanık ile katılanlar arasında öldürmeyi gerektirecek önceye dayalı husumet bulunmadığını, ani gelişen kavgada hedef alınan bölgelerin hayati olmadığını, yaralanmaların hayati tehlike doğurmadığını ve sanığın elinde öldürmeye elverişli araç varken yere düşen katılana yönelik eylemine devam etmediğini belirterek öldürme kastının şüpheli kaldığını; eylemlerin alt sınırdan uzaklaşılarak silahla kasten yaralama olarak cezalandırılması gerektiğini ifade etmişti. Muş 1. Ağır Ceza Mahkemesi bu bozmaya direnmişti. Genel Kurul, sanığın 17.11.2025 tarihli temyiz dilekçesinin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının tebliğnamesinde ve Özel Daire incelemesinde yer almadığını saptadı; Yargıtay Kanunu'nun 28. ve Yargıtay İç Yönetmeliği'nin 37. maddeleri uyarınca tüm temyiz edenlere ve tüm hükümlere yönelik görüşün tebliğnamede açıklanmasının zorunlu olduğunu, bu nedenle ek tebliğname düzenlenip tüm temyiz istemlerinin birlikte incelenmesi gerektiğini belirterek 1. Ceza Dairesinin kararını kaldırdı. Karar usule ilişkindir; sanık yönünden sonucu, temyiz isteminin görmezden gelinmeyeceği ve vasıf tartışmasının Özel Dairece yeniden ele alınacağıdır. Karar 08.04.2026 tarihinde oy birliğiyle verilmiştir.

İnceleme

İki düzeyde değer: tebliğname eksikliği ve öldürme kastının ölçütleri

Karar iki ayrı düzeyde değer taşımaktadır. Birincisi, Ceza Genel Kurulunun doğrudan hükme bağladığı usul kuralıdır: temyiz eden her kişinin istemi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının tebliğnamesinde değerlendirilmek zorundadır; sanığın temyiz dilekçesi tebliğnamede ve Özel Daire incelemesinde atlanmışsa, direnme kararı Genel Kurulca incelenemez ve dosya ek tebliğname için geri gönderilir. Bu kural, Yargıtay Kanunu'nun 28. ve Yargıtay İç Yönetmeliği'nin 37. maddelerine dayanmakta ve Genel Kurulun 08.01.2025 tarihli içtihadını sürdürmektedir.

İkincisi, dosyanın esasını oluşturan ve Yargıtay 1. Ceza Dairesinin bozma kararında somutlaşan vasıf ölçütleridir. Daire, öldürme kastının şüpheli sayılması için dört olguyu birlikte değerlendirmiştir: sanık ile katılanlar arasında öldürmeyi gerektirecek önceye dayalı husumet bulunmaması, ani gelişen kavgada hedef alınan bölgelerin hayati olmaması, yaralanmaların hayati tehlike doğurmaması ve sanığın elinde öldürmeye elverişli araç varken sonucu alma imkânı bulunduğu hâlde eylemine devam etmemesi. Bu ölçütler, kasten öldürmeye teşebbüs ile silahla kasten yaralama arasındaki sınırın Yargıtay'ca nasıl çizildiğini göstermektedir; ceza farkı yıllarla ölçülmektedir.

Muş ağır ceza dosyasında iki katılana teşebbüs ve atlanan temyiz istemi

Muş 1. Ağır Ceza Mahkemesi, sanığı iki katılana yönelik teşebbüs aşamasında kalan kasten öldürme suçlarından 5237 sayılı Kanun'un 81/1 ve 35/2. maddeleri uyarınca 10 yıl ve 11 yıl hapis cezasıyla cezalandırmıştır. Van Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi istinaf başvurularını esastan reddetmiştir.

Yargıtay 1. Ceza Dairesi, öldürme kastının şüpheli kaldığını ve kastın yaralamaya yönelik olduğunu belirterek, 5237 sayılı Kanun'un 3 ve 61. maddelerindeki ilkeler uyarınca alt sınırdan uzaklaşılarak silahla kasten yaralama suçlarından hüküm kurulması gerektiği gerekçesiyle "fazla ceza tayini" nedeniyle hükümleri bozmuştur. İlk derece mahkemesi 22.05.2025 tarihinde bozmaya direnmiş; direnme hükümleri sanık, müdafii ve Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmiştir. Başsavcılık tebliğnamesinde temyiz edenler arasında sanık gösterilmemiş, 1. Ceza Dairesi de sanığın istemini değerlendirmeden direnmeyi yerinde görmeyerek dosyayı Genel Kurula göndermiştir.

Ön sorun: sanığın temyizi tebliğnamede değerlendirilmeden Genel Kurul inceleyemez

Genel Kurul, Yargıtay İç Yönetmeliği'nin 27. maddesi uyarınca önce ön sorunu ele almıştır. Yargıtay Kanunu'nun 28. ve İç Yönetmeliğin 37. maddeleri uyarınca ilk derece mahkemesi kararlarının temyiz incelemesinde, Başsavcılıkça tüm temyiz edenlere ve temyiz edilen tüm hükümlere yönelik hukuki görüşü açıklayan bir tebliğname düzenlenmesi zorunludur. Dosyada sanığın 17.11.2025 tarihli temyiz dilekçesi bulunmasına rağmen 02.12.2025 tarihli tebliğnamede sanık temyiz edenler arasında gösterilmemiş ve Özel Daire incelemesinde de sanığın istemi yer almamıştır.

Genel Kurul, Özel Dairece inceleme yapılabilmesi için önce diğer temyiz edenlerin sebepleriyle birlikte sanığın temyiz isteminin de değerlendirildiği bir ek tebliğname düzenlenmesi ve tüm temyiz istemlerinin birlikte, tek seferde incelenmesi gerektiğini belirtmiş; 1. Ceza Dairesinin 16.02.2026 tarihli kararını kaldırarak dosyayı ek görüş bildirilmesi ve temyiz denetimi yapılması için Başsavcılığa tevdi etmiştir. Asıl uyuşmazlık olan vasıf sorunu bu aşamada değerlendirilmemiştir.

Dosya Özel Daireye geri döndü; vasıf tartışması henüz karara bağlanmadı

Kararın usule ilişkin sonucu açıktır: sanığın temyiz istemi tebliğnamede değerlendirilmeden direnme kararı Genel Kurulca incelenemez. Bu, savunma için bir güvencedir; temyiz dilekçesi dosyaya girmişse görmezden gelinemez ve eksiklik Genel Kurul aşamasında dahi giderilir.

Esasa ilişkin sonuç ise Özel Dairenin bozma gerekçesinde saklıdır ve bozma sonrası yargılamada belirleyici olacaktır. Öldürme kastının ispatı için önceye dayalı husumet, hayati bölgelerin hedef alınması, yaralanmanın ağırlığı ve failin sonucu alma imkânı varken eylemini sürdürüp sürdürmediği birlikte değerlendirilir; bu olgular öldürme kastını desteklemiyorsa eylem silahla kasten yaralama olarak nitelendirilir ve temel ceza 5237 sayılı Kanun'un 61. maddesi uyarınca alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenir. Yaralama ile öldürmeye teşebbüs arasındaki ceza ve infaz farkı için kasten yaralama kaç yıl yatar sayfamızdaki karşılaştırma ve infaz hesaplama aracımız kullanılabilir.

Üçüncü sonuç, direnme mekanizmasının işleyişine ilişkindir: ilk derece mahkemesi Özel Daire bozmasına direnebilir; ancak direnme hükmünün temyizinde tüm temyiz edenlerin istemleri tebliğnamede karşılanmalıdır, aksi hâlde Genel Kurul esasa girmeden dosyayı geri gönderir ve yargılama uzar.

Önceye dayalı husumet yokluğu ve olayın seyri kastı şüpheli kılan olgulardır

Kasten öldürmeye teşebbüs suçlamasıyla yargılanıyorsanız, savunmanın merkezine öldürme kastını şüpheli kılan olguları koymanız gerekir: katılanla önceye dayalı bir husumetin bulunmaması, hedef alınan bölgelerin hayati olmaması, yaralanmanın hayati tehlike doğurmaması ve eylemi sürdürme imkânı varken sürdürmemiş olmanız. Bu olgular tanık beyanı ve adli raporla ortaya konmalıdır. Dosyanız temyiz aşamasındaysa, temyiz dilekçenizin tebliğnamede değerlendirilip değerlendirilmediğini kontrol edin; değerlendirilmemişse bu husus tek başına dosyanın geri gönderilmesine yol açar. Bu açıklamalar genel bilgilendirme niteliğindedir; somut dosyanız için Yalova ceza avukatı sayfamızdan randevu oluşturabilirsiniz.

Öldürme kastının ölçütleri hakkında merak edilenler

Öldürme kastının şüpheli sayılması için hangi ölçütler aranır?

Yargıtay 1. Ceza Dairesinin bozma kararına göre; önceye dayalı husumetin bulunmaması, ani gelişen kavgada hayati bölgelerin hedef alınmaması, yaralanmaların hayati tehlike doğurmaması ve failin öldürmeye elverişli araç elindeyken sonucu alma imkânı varken eylemine devam etmemesi birlikte değerlendirildiğinde öldürme kastı şüpheli kalır ve eylem silahla kasten yaralama sayılır.

Sanığın temyiz dilekçesi tebliğnamede değerlendirilmezse ne olur?

Genel Kurul, tüm temyiz edenlere yönelik görüşün tebliğnamede açıklanmasının zorunlu olduğunu belirterek Özel Daire kararını kaldırmış ve dosyayı ek tebliğname düzenlenmesi için Başsavcılığa geri göndermiştir.

Genel Kurul vasıf tartışmasını karara bağladı mı?

Hayır. Karar yalnızca usule ilişkindir; öldürmeye teşebbüs mü yaralama mı sorusu, ek tebliğname sonrasında Özel Dairece yapılacak temyiz denetiminde ele alınacaktır.

Kararın tam metni

~3 dk okuma

Metin, Yargıtay Karar Arama resmî yayınından alınmıştır. Kaynakta açın

Ceza Genel Kurulu 2026/179 E. , 2026/221 K.

"İçtihat Metni"

KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 1. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ağır Ceza SAYISI : 185-201

I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanığın teşebbüs aşamasında kalan kasten öldürme suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 81/1, 35/2, 53... . maddeleri uyarınca katılan ...'a yönelik eylemi nedeniyle 10 yıl, katılan ...'e yönelik eylemi bakımından ise 11 yıl hapis cezasıyla ayrı ayrı cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba ilişkin Muş 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 02.03.2023 tarihli ve 24-114 sayılı hükümlere yönelik sanık ve müdafii tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine dosyanın gönderildiği Van Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesince 13.06.2023 tarih ve 1099-569 sayı ile istinaf başvurularının esastan reddine, bu kararın da sanık ve müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 03.02.2025 tarih ve 7057-666 sayı ile; "Dosya kapsamına göre; sanık ve katılanlar ... ve ... arasında öldürmeyi gerektirecek önceye dayalı herhangi bir husumetin bulunmadığı, ani gelişen kavga ortamında katılanların hedef alınan bölgelerinin hayati bölgeler olmadığı, meydana gelen yaralanmaların hayati tehlikeye neden olmadığı, sanığın elinde öldürmeye elverişli vasıta olduğu hâlde, özellikle katılan ... yere düştükten sonra elde etmek istediği sonucu alma imkânı varken bu katılana yönelik eylemine devam etmediği, katılan ...'a yönelik kovalamaca sonrasında öldürücü bölgeleri hedef alacağına dair savunmasının aksine şüpheden uzak delil bulunmadığı hususları birlikte dikkate alındığında, sanığın öldürme kastı ile hareket ettiğinin şüpheli kaldığı, her iki katılana yönelik kastının yaralamaya yönelik olduğu ve 5237 sayılı Kanun'un 3 ve 61. maddesindeki ilkeler uyarınca alt sınırdan uzaklaşılmak suretiyle temel ceza belirlenerek silahla kasten yaralama suçlarından hükümler kurulması gerektiği düşünülmeden yazılı şekilde her iki katılana yönelik ayrı ayrı kasten öldürmeye teşebbüs suçlarından hükümler kurulmak suretiyle fazla ceza tayini," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi ise 22.05.2025 tarih ve 185-201 sayı ile bozmaya direnerek önceki hükümler gibi sanığın mahkûmiyetine karar vermiştir. Direnme kararına konu hükümlerin, sanık ve müdafii ile Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 02.12.2025 tarihli ve 97153 sayılı bozma istekli tebliğnamesi ile dosya CMK'nın 307. maddesi uyarınca kararına direnilen Daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 1. Ceza Dairesince 16.02.2026 tarih ve 8377-922 sayı ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. II. UYUŞMAZLIK KONUSU VE ÖN SORUN Özel Daire ile İlk Derece Mahkemesi arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığın katılanlara yönelik eylemlerinin teşebbüs aşamasında kalan kasten öldürme suçunu mu yoksa kasten yaralama suçunu mu oluşturduğunun belirlenmesine ilişkin ise de Yargıtay İç Yönetmeliği'nin 27. maddesi uyarınca öncelikle; sanığın temyiz talebi hususunda tebliğnamede bir görüş belirtilmediğinden Özel Dairece bu hususta ek görüş bildirilmesi için dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine karar verildikten sonra direnme kararına ilişkin değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunup bulunmadığının tespitine ilişkindir. III. GEREKÇE Ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 08.01.2025 tarihli ve 368-9 sayılı içtihadı ile diğer müstakar kararlarında açıklandığı üzere; Yargıtay Kanunu'nun 28. ve Yargıtay İç Yönetmeliği'nin 37. maddeleri uyarınca İlk Derece Mahkemesince verilen kararların temyiz yoluyla incelenmesinde, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tüm temyiz edenlere ve temyiz edilen tüm hükümlere yönelik hukuki görüşün açıklandığı bir tebliğname düzenlenmesi zorunludur. İlk Derece Mahkemesinin direnme kararına konu hükümlerinin, sanık tarafından 17.11.2025 tarihli dilekçeyle temyiz edildiği, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 02.12.2025 tarihli ve 97153 sayılı tebliğnamesinde temyiz edenler arasında sanığın belirtilmediği, Özel Dairece yapılan incelemede de sanığın temyiz isteminin yer almadığı ve direnme kararına konu hükümlerin bu hâliyle Ceza Genel Kuruluna gönderildiği anlaşılan dosyada; Özel Dairece inceleme yapılabilmesi için, öncelikle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca direnme kararına konu hükümlere yönelik diğer temyiz edenler tarafından ileri sürülen temyiz nedenlerinin yanı sıra sanığın 17.11.2025 tarihli temyiz isteminin de değerlendirildiği bir ek tebliğname düzenlendikten sonra tüm temyiz istemlerinin birlikte ve tek seferde incelenmesi gerektiğinden dosyanın ek tebliğname düzenlenmesi için Özel Dairece Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine karar verilmelidir. IV. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1- Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 16.02.2026 tarihli ve 8377-922 sayılı kararının KALDIRILMASINA, 2- Dosyanın, sanığın temyiz talebine yönelik ek görüş bildirilmesi ve direnme kararına konu hükümlere yönelik temyiz denetimi yapılması için Yargıtay 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.04.2026 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.

Bu alandaki diğer kararlar

Tüm Ceza Hukuku kararları