Özet
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 8 Mayıs 2024 tarihli kararında rekabet yasağı sözleşmesine aykırılık nedeniyle istenen cezai şartın hangi ölçüde indirileceğini, aynı dosyada verdiği iki bozma kararıyla birlikte ortaya koymuştur. Plastik hammaddesi satan bir şirkette on dokuz ay satış temsilcisi olarak çalışan işçi, işten ayrıldıktan yirmi gün sonra rakip bir şirkette aynı pozisyonda işe girmiş; işveren sözleşmedeki 20.000 euroluk cezai şartı istemiştir. İlk derece mahkemesi sözleşmeyi eski Borçlar Kanunu'na göre batıl saymış; Daire ise 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun uygulanacağını, aşırı nitelikteki yasağın geçersiz değil sınırlanabilir olduğunu ve işverenin somut zarar yerine önemli zarar ihtimalini göstermesinin yeterli olduğunu belirterek kararı bozmuştur. Mahkemenin yüzde elli indirimle hükmettiği 10.000 euroyu da Daire, işçinin pozisyonu, ücreti ve mali durumu karşısında mahvına yol açacak nitelikte bulmuş; sonunda 6.000 euroya hükmedilmiş ve bu hüküm onanmıştır. Karar, rekabet yasağının geçerli sayılması ve ihlalin tespiti bakımından işveren lehine; cezai şartın belirgin biçimde indirilmesi bakımından ise işçi lehinedir. Takdiri indirim nedeniyle reddedilen kısım için işçi lehine yargılama giderine hükmedilmemesi de temyiz incelemesinde yerinde görülmüştür. Dosya, cezai şart miktarının sözleşme metninden çok işçinin fiilî konumuna göre belirlendiğini gösteren bir örnektir.
İnceleme
Yirmi bin euroluk cezai şart iki bozmanın ardından altı bin euroya indi
İşten ayrıldıktan yirmi gün sonra rakip bir şirkette aynı pozisyonda işe giren bir satış temsilcisinden 20.000 euro cezai şart istenmiş; dosya on yılı aşkın yargılamanın sonunda 6.000 euroda kapanmıştır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 8 Mayıs 2024 tarihli onama kararı (E. 2023/6118, K. 2024/3704), aynı dosyada verilmiş iki bozma kararını da içinde taşır. Bu yüzden rekabet yasağı uyuşmazlıklarının iki temel sorusunu, yasağın geçerliliğini ve cezai şartın ne ölçüde istenebileceğini tek metinde cevaplar. Cezai şart önce 10.000 euroya, Dairenin ikinci bozmasından sonra 6.000 euroya indirilmiştir.
Karar iki yönlüdür. İşveren bakımından, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) döneminde aşırı geniş bir rekabet yasağının mutlak geçersizlikle değil sınırlamayla karşılandığını ortaya koyar. İşçi bakımından ise yüzde elli oranındaki bir indirimin bile yeterli sayılmayabileceğini, ölçünün işçinin pozisyonu, ücreti ve mali durumu olduğunu gösterir. İş hukuku uyuşmazlıklarında sık görülen bu sözleşme türünde indirimin boyutunu somut rakamlarla izlemeye imkân veren bir dosyadır.
Plastik hammadde satan şirketin satış temsilcisi yirmi gün sonra rakibe geçti
Davacı şirket plastik hammaddesi imal edip satmaktadır. Davalı, 1 Mart 2012'de şirketin pazarlama ve satış biriminde satış temsilcisi olarak çalışmaya başlamış, 1 Ekim 2013'te iş sözleşmesini tek taraflı olarak feshetmiş ve 21 Ekim 2013'te rakip bir şirkette aynı pozisyonda işe girmiştir. Taraflar arasındaki tarihsiz rekabet yasağı sözleşmesi yasağı davacının faaliyet alanıyla, Marmara ve Ege bölgeleriyle ve iki yıllık bir süreyle sınırlandırmıştır. İşveren, sözleşmenin üçüncü maddesine aykırılık gerekçesiyle 20.000 euro cezai şartın faiziyle tahsilini istemiştir.
Davalı işçi, müşteri çevresine ve iş sırlarına hâkim olabilecek bir konumda bulunmadığını, sözleşmenin tarihsiz olduğunu ve yalnız işçi aleyhine kısıtlamalar içerdiğini savunmuştur. İlk derece mahkemesi 2018'de, sözleşmenin işe girmeden önce imzalatıldığına ilişkin tanık beyanlarını ve coğrafi sınırın genişliğini gözeterek düzenlemeyi 818 sayılı Borçlar Kanunu m.19, m.20 ve m.161 uyarınca batıl saymış ve davayı reddetmiştir. Dosya bundan sonra iki kez Yargıtay'a gitmiş, iki kez bozulmuş ve üçüncü hükümle onanmıştır. Uyuşmazlık ticaret mahkemesinde görülmüş, temyiz incelemesini 11. Hukuk Dairesi yapmıştır.
Eski kanunun batıllık ölçüsü yerine yeni kanunun sınırlama yetkisi uygulandı
Daire, 26 Kasım 2019 tarihli ilk bozmasında önce uygulanacak kanunu belirlemiştir. İş sözleşmesi 2012 başlangıçlı olsa da rekabet yasağı sözleşmenin sona ermesinden sonrası için öngörülmüş ve iş ilişkisi 1 Ekim 2013'te sona ermiştir. Daireye göre bu durumda 6101 sayılı Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun m.4 uyarınca TBK'nın rekabet yasağına ilişkin hükümleri uygulanır; eski Kanun'a dayanan batıllık gerekçesi bu nedenle isabetsizdir.
Geçerlilik ölçütleri de aynı kararda sıralanmıştır. İş sözleşmesinin işverence haklı nedenle feshedilmiş olması ya da işçinin sözleşmeyi işverenden kaynaklanan haklı bir neden olmaksızın sona erdirmiş olması, işçinin önemli müşteri çevresine veya üretim sırlarına vakıf olabilecek bir pozisyonda çalışması ve yasaklı süre içinde rakip bir işte çalışmaya başlaması aranır. Daire, işverenin somut bir zarara uğramasının gerekmediğini, edinilen bilgilerin rakip işletmede kullanılmasının önemli zarar verme ihtimalinin yeterli olduğunu vurgulamıştır (TBK m.444/2).
Kararın ağırlık merkezi aşırı nitelikteki yasağın akıbetidir. TBK m.445/2 hâkime, bütün durum ve koşulları serbestçe değerlendirerek ve işverenin üstlenmiş olabileceği karşı edimi hakkaniyete uygun biçimde gözeterek yasağı kapsamı veya süresi bakımından sınırlama yetkisi verir. Daire, yeni düzenlemenin 818 sayılı Kanun'dan farklı olarak mutlak bir geçersizlik öngörmediğini, hâkime uyarlama yetkisi tanıdığını ve bu yetkinin hem ayrı bir uyarlama davasında hem de ihlal nedeniyle açılan tazminat davasında kullanılabileceğini belirtmiştir. Dava bu nedenle ticari haksız rekabet hükümlerine değil, doğrudan sözleşmedeki cezai şarta dayanan bir alacak davası olarak incelenmiştir; Dairenin üç kararında da uygulanan hükümler TBK'nın rekabet yasağına ilişkin maddeleridir.
Yarı yarıya indirim de yetmedi, işçinin mahvına yol açmayan tutar arandı
Fahiş cezai şartın hâkimce indirilmesi Borçlar Kanunu'nun genel hükümlerinden doğan ve yerleşik içtihatla uygulanan bir yetkidir. Bozmaya uyan mahkeme 15 Aralık 2020'de sözleşmeyi geçerli, ihlali sabit saymış; cezai şartı fahiş bularak davalının sosyal ve ekonomik durumuna göre yüzde elli indirimle 10.000 euroya hükmetmiştir. Daire, 4 Ekim 2022 tarihli ikinci bozmasında bu indirimi davalının işyerindeki pozisyonu, aldığı ücret ve mali durumu karşısında yeterli bulmamıştır. Hükmedilen tutarın davalının mahvına neden olacak nitelikte olduğunu belirterek kararı davalı yararına bozmuştur. Aynı kararda, hükümde belirlenen yargılama giderlerinin sonradan tavzih yoluyla değiştirilmesinin HMK m.305'e aykırı olduğu da ayrı bir bozma sebebi yapılmıştır.
İkinci bozmaya uyan mahkeme cezai şartı 6.000 euro olarak takdir etmiş ve takdiri indirim nedeniyle reddedilen kısım için davalı lehine yargılama giderine hükmetmemiştir. Davacı tutarın düşük, davalı ise hâlâ yüksek olduğunu ileri sürerek temyize gitmiş; Daire 8 Mayıs 2024'te iki tarafın itirazlarını da reddederek hükmü onamıştır. Böylece kararlaştırılan cezai şartın yüzde otuzu hüküm altına alınmış, işçinin rekabet yasağını ihlal ettiği tespiti ise yerinde kalmıştır.
Pozisyon, ücret ve bölge sınırı dosyanın başında belgelenmelidir
Rekabet yasağına dayanan cezai şart davasında miktarı belirleyen olgular, sözleşme metninden çok işçinin fiilî konumudur. İşveren bakımından işçinin müşteri çevresine veya üretim sırlarına hangi araçlarla eriştiği; görev tanımı, ziyaret kayıtları ve müşteri listeleri üzerinden belgelenmelidir. Zarar ihtimali ancak bu erişim gösterildiğinde ölçülebilir. İşçi bakımından ücret bordroları, çalışma süresi ve ayrılıştan sonraki gelir durumu, indirimin boyutunu belirleyen temel delillerdir.
Sözleşmenin tarihi, imza anı ve coğrafi kapsamı da ayrıca gözetilmesi gereken noktalardır. Yasak yer, süre veya iş türü bakımından aşırı nitelikteyse hâkimin sınırlama yetkisi devreye girer; eski Kanun dönemindeki batıllık tartışması bugün yerini uyarlamaya bırakmıştır. Uygulamada en sık karşılaştığımız eksiklik, ücret ve görev bilgisinin yargılamanın ilerleyen aşamasına bırakılmasıdır. Takdiri indirim sonucunda reddedilen kısım için davalı lehine yargılama giderine hükmedilmediği ve Dairenin bu yönü de onadığı, dava değerinin belirlenmesinde hesaba katılmalıdır.
Rekabet yasağı cezai şartının indirimine ilişkin sık sorulan sorular
Rekabet yasağı sözleşmesi geçersizse cezai şart istenebilir mi?
Cezai şart geçerli bir rekabet yasağına bağlı bir yükümlülük olduğundan, yasak geçersizse cezai şart da istenemez. Daire bu dosyada önce geçerliliğin TBK m.444/2 ölçütleriyle incelenmesini istemiş, aşırı kapsamın tek başına geçersizlik değil sınırlama sebebi olduğunu vurgulamıştır. Geçerlilik değerlendirmesi işçinin pozisyonu ve bilgiye erişimi üzerinden yapılır.
İşveren zarara uğradığını ispat etmek zorunda mı?
Daireye göre işverenin somut bir zarara uğradığını ispatlaması gerekmez. Yeterli olan, işçinin edindiği bilgileri rakip işletmede kullanmasının önemli zarar verme ihtimalidir. Bu ihtimal, işçinin görev tanımı ve müşteri çevresiyle ilişkisi üzerinden ortaya konur.
Rekabet yasağı davası hangi mahkemede görülür?
Türk Ticaret Kanunu, TBK'nın rekabet yasağına ilişkin hükümlerinden doğan davaları ticari dava sayar; bu nedenle taraflar işçi ve işveren olsa da uyuşmazlık yerleşik içtihatta ticaret mahkemesinde görülmektedir. Bu dosya da ticaret mahkemesinde görülmüş, temyiz incelemesini ticari uyuşmazlıklara bakan 11. Hukuk Dairesi yapmıştır. Görev bir dava şartıdır ve kamu düzenine ilişkindir; yanlış mahkemede açılan dava görevsizlik kararıyla sonuçlanır.
Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır; her dosya kendi olgularıyla değerlendirilir.
Kararın tam metni
~8 dk okuma
Metin, Yargıtay Karar Arama resmî yayınından alınmıştır. Kaynakta açın
11. Hukuk Dairesi 2023/6118 E. , 2024/3704 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2022/960 Esas, 2023/516 Karar HÜKÜM : Davanın kısmen kabulü
Taraflar arasındaki cezai şart davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından duruşmalı, davacı vekili tarafından duruşma istemi olmaksızın temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava konusu meblağ 133.657,00 TL'nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası delaletiyle uygulanması gereken 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 3156 sayılı Kanun ile değişik 438 inci maddesi gereğince duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının müvekkili şirkette 01.03.2012 tarihinde pazarlama ve satış biriminde satış temsilcisi olarak çalışmaya başladığını, 01.10.2013 tarihli dilekçesi ile iş akdini tek taraflı olarak feshettiğini ve bir süre sonra rakip firmada aynı pozisyonda çalışmaya başladığını, müvekkili şirketin iştigal konusunun plastik ham maddesini imalat ve satışı olduğunu, satış temsilcilerinin şirketin imal ettiği ürünlerle ilgili plastik sektöründeki firmalar ve müşterilerle iletişime geçerek ziyaretlerde bulunduğunu ve böylece müşteri çevresinde davacının sektördeki pazar payını ve satışlarını korumaya, arttırmaya çalıştığını, davalı ile imzalanan rekabet yasağı sözleşmesinin 3 üncü maddesine aykırı davranıldığı ileri sürerek, 20.000,00 euro cezai şartın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin davacının müşteri çevresi ve iş sırlarına hakim olamayacağını, tarihsiz sözleşmenin geçerli olmadığını, sadece işçi aleyhine kısıtlayıcı hükümler içerdiğini, müvekkilinin hayatını idame ettirebilmek için bildiği işi yapması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Mahkemece Verilen İlk Karar Mahkemece 23.01.2018 tarih, 2014/1773 E. ve 2018/15 K. sayılı kararı ile davalının imzalamış olduğu rekabet yasağına ilişkin sözleşmenin tarihsiz olması, tanık beyanlarında bu sözleşmelerin işe girmeden evvel işverence imzalatıldığı yönündeki beyanları, düzenlenen rekabet yasağı sözleşmesinde mevcut olan coğrafi alan sınırlamasının işçinin iktisaden mahfına sebep olacak düzeyde geniş bir alanı kapsaması, davalının davacı iş yerinde çalışırken almış olduğu maaş ve bu iş yerinden ayrılma sebebine ilişkin tanık beyanları dikkate alındığında işbu haksız rekabete ilişkin düzenlemelerin 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (818 sayılı Kanun) 19 uncu, 20 nci ve 161 inci maddeleri uyarınca batıl olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
B. Birinci Bozma Kararı Dairemizin 26.11.2019 tarih, 2018/1961 E. ve 2019/7515 K. sayılı kararıyla "1- Dava, rekabet yasağı sözleşmesine aykırılığa dayalı cezai şartın tahsili istemine ilişkin olup mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
6101 sayılı TBK'nın Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 4. maddesi, Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden önce gerçekleşmiş olup da, Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girdiği sırada henüz herhangi bir hak doğurmamış fiil ve işlemlere, Türk Borçlar Kanunu hükümleri uygulanır hükmünü haiz olup, her ne kadar taraflar arasındaki rekabet yasağı hükmünü içeren iş akdi 01.03.2012 başlangıç tarihli olsa da, sözleşmede ve rekabet yasağı sözleşmesinde iş akdinin sona ermesinden sonrası için rekabet yasağının düzenlenmiş olması nedeniyle, iş akdinin sona erdiği 01.10.2013 tarihi itibariyle somut uyuşmazlıkta 6098 sayılı TBK'nın rekabet yasağı sözleşmesine ilişkin 444 ve devamı maddelerinin tatbik edilmesi gerekmektedir.
6098 sayılı TBK'nın 444. maddesi uyarınca, fiil ehliyetine sahip olan işçi, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebilir.
Rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olabilmesi için, işveren tarafından sözleşmenin haklı nedenle feshedilmiş olması veya ayrılan işçi tarafından haksız olarak feshedilmemiş olması, davalı işçinin iş akdinin devamı sırasında işyerinin önemli müşteri çevresi veya üretim yönünden ticari sırlarına vakıf olabilecek bir pozisyonda çalışmış ve ayrıldıktan sonra yasaklı süre içerisinde rakip bir işyerinde çalışmaya başlaması veya kendisinin bu tür bir faaliyeti icra etmesi, önceki işyerinde edindiği bilgileri yeni işyerinde kullanmasının önceki işverene önemli zarar verebilme ihtimalinin varlığı yeterlidir. Yani, rekabet yasağı kaydı karşısında, işverenin somut bir zarara uğraması gerekmemekte olup, işçinin yaptığı iş nedeniyle edindiği bilgileri, çalışmaya başladığı başka bir rakip işletmede kullanarak davacı işverene önemli ölçüde zarar verme ihtimalinin bulunması aranmaktadır. 6098 sayılı TBK'nın 445/2 fıkrasına göre de "Hâkim, aşırı nitelikteki rekabet yasağını, bütün durum ve koşulları serbestçe değerlendirmek ve işverenin üstlenmiş olabileceği karşı edimi de hakkaniyete uygun biçimde göz önünde tutmak suretiyle, kapsamı veya süresi bakımından sınırlayabilir." Bu hükümden ve konuya ilişkin diğer hükümlerden de anlaşılacağı üzere, 6098 sayılı Kanun ile getirilen düzenleme ile 818 sayılı Kanundan farklı olarak, rekabet yasağı ile ilgili doğrudan mutlak bir geçersizliğin öngörülmediği, Anayasa ve diğer mevzuat hükümleri ile somut olgu nazara alınarak rekabet yasağının aşırı nitelikte olması halinde, yasağın kapsamı ve süresi bakımından hakime uyarlama yetkisi tanındığı anlaşılmaktadır. Hakime tanınan bu yetkinin gerek müstakil açılan bir uyarlama davasında ve gerekse de ihlal halinde açılacak bir tazminat davasında kullanılabileceği kuşkusuzdur.
Bu durumda TBK 444/2 hükmü uyarınca öncelikle, davacı tarafça dosya kapsamına ibraz edilen deliller değerlendirilerek rekabet yasağı düzenlemesinin geçerli olup olmadığı değerlendirilmeli ve şayet geçerli olduğuna kanaat getirildiği takdirde, davalının davacı şirket zararına yol açacak şekilde rekabet yasağına aykırı faaliyette bulunup bulunmadığının tespiti ve 6098 sayılı TBK'nun 445/2. maddesi değerlendirilerek sonuca varılması gerekirken, mahkemece 818 sayılı Borçlar Kanunu hükümleri esas alınarak sözleşmenin batıl olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir." gereğine işaret edilerek bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 15.12.2020 tarih, 2020/15 E. ve 2020/676 K. sayılı kararı ile davalının 01.03.2012 tarihinde davacı şirkette satış elemanı olarak işe başladığı, taraflar arasında rekabet yasağı sözleşmesi imzalandığı, davalının 01.10.2013 tarihinde işten ayrıldığı, davalının davacı şirketteki işinden ayrıldıktan sonra 21.10.2013 tarihinde dava dışı şirkette satış elemanı olarak işe başladığı, davacı ile davalı arasında akdedilen rekabet yasağı sözleşmesi incelendiğinde, konu yönüyle davacının faaliyet alanı ile sınırlandırıldığı, yer açısından Marmara ve Ege bölgesi ile sınırlandığı, süre açısından 2 yıllık bir sürenin öngörüldüğü, davacı şirket ile davalının işe başladığı dava dışı şirketin aynı sektörde ve aynı bölgede faaliyet gösterdikleri, rekabet yasağı sözleşmesinin tarihsiz olduğu, davalının lehine yorumlanarak rekabet yasağının sözleşmenin kurulduğu anda başlayacağı düşünüldüğünde, 01.03.2012-01.03.2014 tarihleri arasında davalının rekabet yasağına uyması gerekeceği, ancak davalının 01.10.2013 tarihinde dava dışı şirkette aynı pozisyonda belirlenen süre içerisinde işe başladığı dikkate alındığında davacı ile davalı arasındaki rekabet yasağı sözleşmesinin 818 sayılı Kanun'un aradığı geçerlilik şartlarını taşıdığı ve geçerli bir sözleşme olduğu, davalının sözleşmeye aykırı olarak davacının aynı iş kolunda, aynı bölgede bir şirkette aynı pozisyonda, 2 yıl içerisinde işe başlayarak rekabet yasağını ihlal ettiği, sözleşme ile belirlenen cezai şartın fahiş olduğu, davalının sosyal ve ekonomik durumuna göre %50 indirim uygulanarak 10.000.00 euronun dava tarihinden itibaren Merkez Bankası'nın euro cinsinden dövize belirlediği faiz uygulanmak suretiyle davalıdan tahsiline karar verilmiş, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
D. İkinci Bozma Kararı Dairemizin 04.10.2022 tarih, 2021/4729 E. ve 2022/6598 K. sayılı kararıyla "1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bentler dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Mahkemece verilen kararda yargılama gideri ve ücreti vekalet tayin edildikten sonra ek karar ile tavzih istemi kabul edilip, ilk karardaki hükmedilen yargılama giderlerinin değiştirilmesi 6100 sayılı HMK'na aykırı olup, 6100 sayılı HMK'nın 305. maddesinde, "Hüküm yeterince açık değilse veya icrasında tereddüt uyandırıyor yahut birbirine aykırı fıkralar içeriyorsa, icrası tamamlanıncaya kadar taraflardan her biri hükmün açıklanmasını veya tereddüt ya da aykırılığın giderilmesini isteyebilir. Hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar, tavzih yolu ile sınırlandırılamaz, genişletilemez ve değiştirilemez." denilmektedir. Bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir.
3-Mahkemece, sözleşmede belirtilen cezai şart fahiş bulunmakla takdire göre 10.000 Euro'ya hükmedilmesine karar verilmişse de, yapılan indirim, davalının işyerindeki pozisyonu, aldığı ücret ve mali durumu dikkate alındığında yeterli değildir. Bu durumda daha düşük miktarda bir cezai şarta hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde davalının mahvına neden olacak nitelikte cezai şarta hükmedilmesi sebebiyle kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir." belirtilerek bozulmuştur.
E. Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı ile davalı arasındaki sözleşmede belirlenen cezai şartın davalının işyerindeki pozisyonu, aldığı ücret ve mali durumu ve davalının mahvına neden olunmaması hususları birlikte değerlendirilerek 6.000,00 euro takdir edildiği, takdiri indirim yapılması sebebiyle reddedilen kısım yönüyle davalı lehine yargılama giderlerine hükmedilmediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne 6.000,00 euronun dava tarihi itibariyle Merkez Bankasının euro cinsinden dövize belirlediği faiz uygulanmak suretiyle davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
-
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; cezai şart miktarının düşük olarak tespit ve takdir edildiğini, davalının haksız davranışları ile ağır kusurlu olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
-
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; mahkemece hükmedilen cezai şartın yüksek olduğunu, davalı işçinin mahvına neden olacak nitelikte bulunduğunu, müvekkilinin davacı şirkette 19 aylık sürede asagri ücretten çok az yüksek bir maaşla çalıştığını, verilen kararın hakkaniyete aykırı olduğunu, reddedilen dava değeri üzerinden müvekkili lehine vekâlet ücretine hükmedilmediğini, bozma kararının yerine getirilmediğini, müvekkilinin davacı şirketin zararına bir eylemi bulunmadığını, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin kelepçeleme sözleşmesi olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
-
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, rekabet yasağı sözleşmesine aykırı davranıldığı iddiasına dayalı cezai şart istemine ilişkindir.
-
İlgili Hukuk 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 444, 445 inci maddeleri.
-
Değerlendirme Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, taraf vekillerinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
V. KARAR Açıklanan sebeplerle; Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
08.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Bu alandaki diğer kararlar

Fazla Mesai Tanıkla İspatlanır mı? Husumetli Tanık ve İşyeri Kayıtları (Yargıtay)
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 11.03.2026

WhatsApp Grubundaki Mesajlar İşten Çıkarma Sebebi Olur mu? (Yargıtay Emsali)
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 10.01.2019

Yasal Haklarını Alarak İstifa Ettiğini Yazan İşçi Kıdem Tazminatı Alabilir mi?
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 20.01.2026

