İlme Hukuk Logo
İLMEHUKUK BÜROSU
İLME HUKUK BÜROSU
Hemen AraRandevu Al
Duvara monte eski bir mesai saati ve yanındaki kart yuvaları

Fazla Mesai Tanıkla İspatlanır mı? Husumetli Tanık ve İşyeri Kayıtları (Yargıtay)

Yargıtay 9. HD: işveren kesin süreye rağmen giriş-çıkış kayıtlarını sunmazsa işçinin sunduğu kayıt esas alınır; somutlaştırılmayan tanık anlatımı fazla mesaiyi ispatlamaz.

Mahkeme
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
Esas/Karar
2026/412 2026/2230
Karar tarihi
11.03.2026
Resmî kaynak
Yargıtay Karar Arama
Av. Mesut İLME — Yalova Barosu

Av. Mesut İLME

Yalova Barosu, sicil 287

Yayın
18 Eylül 2026
7 dk
okuma

Özet

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, emeklilik nedeniyle işten ayrılan bir kontrol sorumlusu-operatörün fazla çalışma ücreti davasında iki ayrı dönem için iki ayrı sonuç verdi. Karar kısmen işçi lehinedir: davacının dosyaya sunduğu bir yıllık işyeri giriş-çıkış kayıtları, yerel mahkemece "davalı şirkete ait olduğu anlaşılmıyor" gerekçesiyle dışlanmıştı. Daire, işverene bu kayıtları sunması için usulüne uygun kesin süre verildiğini ve kayıtların yine de ibraz edilmediğini tespit ederek, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun belgeyi ibraz etmemeye ilişkin 220. maddesi uyarınca işçinin sunduğu kayıtların o dönem için esas alınması gerektiğine hükmetti ve kararı bozdu. Kayıt bulunmayan dönem bakımından ise karar işçi aleyhinedir: işyerinde sekizer saatlik üçlü vardiya düzeni sabitken tanıkların "fazla çalışma yapılıyordu" demesi, çalışmanın gün ve saat olarak somutlaştırılmaması karşısında ispat için yeterli görülmedi ve talebin reddi yerinde bulundu. İşverene karşı ayrı davası bulunan husumetli tanığın tek başına yeterli sayılmaması ve beyanının yan delille desteklenmesi gerektiği yönündeki alt derece değerlendirmesi ise bozma kapsamı dışında kaldı. Karar, fazla çalışmanın tanıkla ispatında belirleyici olanın tanığın varlığı değil, anlatımın somutluğu ve işyeri kaydıyla desteklenmesi olduğunu gösteriyor.

İnceleme

Fazla çalışmayı tanık anlatır ama davayı işyeri kaydı kazandırır

Fazla çalışma alacağı davalarında işçinin elinde çoğu zaman yazılı belge yoktur; iddia tanıkla ispatlanmaya çalışılır. Uygulamada en sık takılan iki nokta da tam burada ortaya çıkar: tanık işverene karşı kendi davasını açmışsa beyanına ne ölçüde güvenilecek ve tanık "fazla mesai yapıyorduk" demekle yetinmişse bu anlatım hesaplamaya yeter mi. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi bu kararında her iki soruya da somut bir dosya üzerinden cevap veriyor ve üçüncü bir yol daha gösteriyor: işyeri giriş-çıkış kayıtları işverenin elindeyse ve işveren bunları mahkemeye sunmuyorsa, işçinin kendi sunduğu kayıtlar o dönem için esas alınabilir. Kararın önemi, fazla çalışma ispatının ağırlık merkezini tanık anlatımından belgeye doğru kaydırması ve tanık deliline dayanan işçiye anlatımın nasıl somutlaştırılacağını göstermesidir. Aynı dosyada bir dönem için bozma, diğer dönem için ret kararı verilmesi, hangi delilin hangi sonucu ürettiğini yan yana okumaya imkân veriyor.

Emekli olan operatörün elindeki bir yıllık giriş çıkış kayıtları

Davacı, Temmuz iki bin on bir ile Temmuz iki bin on beş arasında bir işyerinde kontrol sorumlusu-operatör olarak çalışmış, emeklilik başvurusunun ardından işten ayrılmış ve ödenmediğini ileri sürdüğü fazla çalışma ücretlerini dava etmişti. İşveren savunmasında işyerinde üçlü vardiya düzeni bulunduğunu, iş sözleşmesine göre yıllık iki yüz yetmiş saate kadar fazla çalışmanın ücrete dâhil olduğunu, bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olduğunu, banka ödemelerinin de bordrolarla uyumlu olduğunu belirtti. Davacı, dört yıllık çalışmasının yalnızca bir yılına, Temmuz iki bin on iki ile Ağustos iki bin on üç arasına ait işyeri giriş-çıkış kayıtlarını dosyaya sundu. Mahkeme, işverene tüm döneme ait giriş-çıkış kayıtlarını sunması için iki haftalık kesin süre verdi ve bu sürenin sonuçlarını içeren ihtarı şerh düşerek tebliğ etti; işveren kayıtları sunmadı. İlk derece mahkemesi yine de davacının sunduğu kayıtlarda davalı şirkete ait olduğunu gösteren bir ibare bulunmadığı gerekçesiyle bu belgelere itibar etmedi. Tanıklar bakımından ise husumetsiz tanıkların anlatımlarının hesaplamaya elverişli olmadığını, yıllık iki yüz yetmiş saati aşan çalışmayı göstermediğini, işverene karşı davası bulunan tanığın beyanının diğer tanıklarla örtüşmediğini ve tek husumetli tanıkla sonuca gidilemeyeceğini söyleyerek davayı reddetti. Bölge adliye mahkemesi de işverenin yazılı kayıt sunmadığını kabul etmekle birlikte davacının kayıtlarını sistem kaydı saymadı, husumetli tanığın beyanının yan delille desteklenmesi gerektiğini vurguladı ve istinaf başvurusunu esastan reddetti.

İşveren kesin süreye rağmen kaydı vermeyince işçinin sunduğu kayıt esas alınır

Daire, gerekçesine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun tarafın belgeyi ibraz etmemesini düzenleyen 220. maddesini olduğu gibi aktararak başladı. Bu hükme göre ibrazı istenen belge ispat için zorunluysa ve karşı taraf belgenin elinde olduğunu ikrar etmiş ya da talep karşısında sessiz kalmışsa, mahkeme ibraz için kesin süre verir; belgeyi ibraz etmeyen ve kabul edilebilir bir mazeret de göstermeyen taraf aleyhine mahkeme, belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir. Somut olayda işverene tüm döneme ilişkin giriş-çıkış kayıtlarını sunması için usulüne uygun kesin süre verilmiş, üçüncü fıkranın sonuçları şerh düşülerek tebliğ edilmiş ve kayıtlar yine de sunulmamıştı. Bu tabloda ilk derece mahkemesinin davacının sunduğu kayıtları "şirkete ait olduğu anlaşılmıyor" diyerek dışlaması, kanundaki düzenlemeyi dikkate almadan karar vermek anlamına geliyordu. Daire, davacının sunduğu kayıtların kapsadığı dönem için bu belgelerin esas alınması, iş sözleşmesindeki yıllık iki yüz yetmiş saatlik fazla çalışmanın ücrete dâhil olduğu hükmünün de gözetilmesi ve daha önce alınmış bilirkişi ek raporundaki karşılaştırmanın değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Kayıt bulunmayan dönem için ise Daire farklı bir sonuca vardı: dosyadaki bilgi ve belgeler, davacının beyanı ve tanık anlatımları işyerinde sekizer saatlik üçlü vardiya düzeni bulunduğunu gösteriyordu; tanıklar normal çalışma dışında fazla çalışma yapıldığını söylemiş olsalar da bu durumu somutlaştırmadıkları için fazla çalışmanın ispatlandığından söz edilemezdi. Davacı vekilinin husumetli tanığın beyanının dışlanmasına yönelik temyiz itirazı da bozma paragraflarının kapsamı dışında bırakıldı; yani alt derece mahkemelerinin işverene karşı davası devam eden tanığın anlatımını tek başına yeterli görmeyip yan delil arayan yaklaşımı Yargıtay önünde bozma sebebi olmadı.

Kayıtlı dönem için bozma, kayıtsız vardiya dönemi için ret yerinde

Daire, bölge adliye mahkemesinin esastan ret kararını ortadan kaldırdı ve ilk derece mahkemesi kararını oybirliğiyle bozdu. Bozmanın kapsamı bellidir: davacının giriş-çıkış kaydı sunduğu bir yıllık dönem için bu kayıtlar esas alınarak, sözleşmedeki yıllık iki yüz yetmiş saat hükmü ve mevcut bilirkişi ek raporu değerlendirilerek yeniden hesap yapılacaktır. Kayıt bulunmayan dönemler bakımından fazla çalışma talebinin reddi ise yerinde bulunmuştur; bu kısım için işçinin elinde üçlü vardiya düzenini aşan, gün ve saat bazında somut bir anlatım olmadığından yeniden yargılamada da bir alacak hesabı beklenmemelidir. Kararın uygulamadaki etkisi iki yönlüdür. İşçi tarafı bakımından, işverenin elindeki giriş-çıkış kayıtlarını mahkeme aracılığıyla istemenin ve işveren sunmadığında kanundaki sonucu işletmenin, tanık dinletmekten çok daha güçlü bir ispat yolu olduğu teyit edilmiştir. İşveren tarafı bakımından ise kesin süreye rağmen kayıt sunmamanın bedeli, işçinin kendi sunduğu kayıtların o dönem için doğru kabul edilmesidir. Husumetli tanık meselesinde ise Yargıtay yerleşik çizgisini değiştirmemiş, alt derecenin yan delil arayan tutumunu bozma konusu yapmamıştır.

Fazla çalışma iddianızı saat ve gün bazında somutlaştırıp yan delille destekleyin

Fazla çalışma ücreti talep eden bir çalışan için bu karardan çıkan ilk ders, dava dilekçesinde ya da tanık dinletirken "fazla mesai yapıyorduk" cümlesinin tek başına bir hesap üretmediğidir. Tanığın hangi günlerde, hangi saatler arasında, hangi ara dinlenmesiyle çalışıldığını anlatması; vardiya düzeni varsa fazla çalışmanın vardiyanın neresinde ve ne sıklıkla yapıldığını söylemesi gerekir. İkinci ders, işyerinde kart basma, turnike ya da elektronik giriş-çıkış sistemi varsa bu kayıtların mahkemeden ibraz edilmesinin istenmesidir; işveren kayıtları sunmazsa kanun, işçinin bu konudaki beyanının ve elindeki kayıtların kabul edilmesine imkân verir. Çalışan, kendi telefonundan ya da e-postasından edindiği giriş-çıkış listelerini de saklamalıdır; bu dosyada tam olarak böyle bir bir yıllık liste bozmayı getirdi. Üçüncü ders tanık seçimine ilişkindir: aynı işverene karşı davası bulunan iş arkadaşı tanık gösterilebilir, ancak onun anlatımının tek delil kalmaması, davasız bir tanıkla ya da yazılı bir belgeyle desteklenmesi beklenir. İş sözleşmesinde yıllık iki yüz yetmiş saate kadar fazla çalışmanın ücrete dâhil olduğu yazılıysa, hesaplanan fazla çalışmadan bu miktarın düşüleceği de baştan bilinmelidir. İşveren tarafında ise giriş-çıkış kayıtlarının saklanması ve mahkeme istediğinde sunulması, kayıt sunmamanın kanundaki sonucundan daha ucuz bir yoldur. Konunun genel çerçevesi için fazla mesai rehberimize ve fazla mesai alacağı talebi ve dava süreci yazımıza bakılabilir; Yalova ve çevresinde iş hukuku uyuşmazlıkları için büromuzun iş hukuku sayfası üzerinden görüşme planlanabilir. Bu bölüm bilgilendirme amaçlıdır; her dosya kendi delil durumuna göre değerlendirilmelidir.

Fazla çalışmanın tanıkla ispatı hakkında sık sorulan sorular

Tanığın işverene karşı kendi davası varsa beyanı hiç dikkate alınmaz mı

Alınır, ancak tek başına yeterli sayılmaz. Bu dosyada hem ilk derece hem bölge adliye mahkemesi, işverene karşı davası devam eden tanığın anlatımının yan delille desteklenip desteklenmediğine baktı; Yargıtay bu yaklaşımı bozma sebebi yapmadı. Davasız bir tanık ya da yazılı belge, husumetli tanığın anlatımını ayakta tutar.

Tanıklar fazla mesai yapıldığını söylediyse mahkeme neden alacak hesaplamadı

Çünkü anlatım somutlaştırılmamıştı. İşyerinde sekizer saatlik üçlü vardiya düzeni sabitken tanıkların genel olarak fazla çalışma yapıldığını söylemesi, hangi gün ve saatlerde ne kadar çalışıldığını göstermediği için hesaplamaya elverişli bulunmadı.

İşveren giriş çıkış kayıtlarını mahkemeye vermezse ne olur

Mahkeme işverene belgeyi sunması için kesin süre verir ve sonuçlarını bildirir. İşveren kayıtları sunmaz ve kabul edilebilir bir mazeret de göstermezse, mahkeme belgenin içeriği konusunda işçinin beyanını kabul edebilir. Bu dosyada işçinin kendi sunduğu bir yıllık kayıt tam bu nedenle esas alınmak üzere karar bozuldu.

Sözleşmede yıllık belli bir saate kadar fazla çalışmanın ücrete dâhil olduğu yazıyorsa ne değişir

Bu hüküm hesapta gözetilir. Yargıtay, davacının kayıt sunduğu dönem için hesap yapılırken sözleşmedeki yıllık iki yüz yetmiş saat hükmünün de dikkate alınmasını istedi; yani ispatlanan fazla çalışmadan bu miktar düşülerek alacak belirlenir.

Kararın tam metni

~6 dk okuma

Metin, Yargıtay Karar Arama resmî yayınından alınmıştır. Kaynakta açın

9. Hukuk Dairesi 2026/412 E. , 2026/2230 K. "İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 50. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/4485 E., 2025/1529 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 33. İş Mahkemesi SAYISI : 2016/536 E., 2020/434 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 25.07.2011-14.07.2015 tarihleri arasında kontrol sorumlusu-operatör olarak çalıştığını, emeklilik sebebiyle ... Kurumu'na yaptığı başvuru neticesinde ilgili yazıyı işverene ibraz ederek diğer hak edişlerini aldığını belirterek ödenmeyen fazla çalışma ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın kısmi dava olarak açılamayacağını, fazla çalışmalarını ispat etmesi gerektiğini, fazla çalışma yapılması durumunda karşılığı nakden yahut serbest zaman olarak ödendiğini, dosyaya bordroların sunulduğunu, davacının fazla çalışmalar ile ilgili ihtirazı kayıt sunmadığını ve bankadan yapılan ödemelerin bordrolar ile uyumlu olduğunu, davacının fazla çalışma alacağına hak kazanamadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı tarafça sunulan işeyeri giriş-çıkış kayıtlarının davalı Şirkete ait olduğuna ilişkin bir ibare bulunmadığı anlaşıldığından Mahkemece itibar edilmediğini, davacının üçlü vardiya sistemi ile çalıştığı, yıllık 270 saate kadar olan fazla çalışmaların aylık ücretine dâhil olduğu, husumetsiz davacı tanıklarının beyanlarının hesaplamaya elverişli olmadığı, ayrıca tanıkların beyanlarının davacının yıllık 270 saati aşan çalışma yaptığını ispatlar nitelik taşımadığı, husumetli davacı tanığı beyanı ile diğer tanık beyanlarının örtüşmediği, husumetli tek tanık beyanıyla sonuca gidilemeyeceği, davacı tarafın fazla çalışma ücretine hak kazandığını ispatlayamadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı tarafça çalışma gün ve saatlerine ilişkin yazılı kayıt sunulmadığı, davacı tarafın sunduğu kayıtların ise işe giriş ve çıkış saatlerini gösteren sistem kaydı niteliğinde olmadığı, bu kapsamda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 220/3 hükmü şerhli olarak davalı tarafa gönderilen ihtar nazarında değerlendirme yapılmasının da mümkün bulunmadığı, tanık ifadeleri ile sonuca gidilmesinin isabetli olduğu, davacı tanığı ..'nin davalı Şirkete karşı ifade verdiği tarihte devam eden davası olması nedeni ile beyanlarının yan delil ile desteklenip desteklenmediğinin dikkate alınması gerektiği, bu tanığın davalı Şirkete karşı fazla çalışma alacağı talepli açtığı davanın ret ile sonuçlandığı ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 48. Hukuk Dairesinin 2024/1 22... /59 Karar sayılı kararı ile istinaf başvurusunun kesin olmak üzere esastan reddedildiği, davacı tanıkları .. ve ..'nin işyerinde 08.00-16.00, 16.00-00. 00... .00-08.00 şeklinde üçlü vardiya sistemi ile çalışıldığını ifade ettikleri, keza husumetli tanık ..'nin de davacının vardiyalı çalışan olduğunu söylediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde;

  1. Bilirkişi raporlarının eksik ve hatalı olduğunu,
  2. İşyeri giriş-çıkış kayıtları dikkate alınmadan yalnızca tanık beyanlarına dayanılarak hüküm kurulmasının hatalı olduğunu,
  3. Tanık beyanlarının yan deliller ile desteklenmesine karşın itibar edilmediğini,
  4. Davacı tanığı ..'nin beyanlarına yan deliller olması sebebiyle itibar edilmesi gerekirken husumetli tanık beyanı olduğu tespitiyle beyanlarının dışlanmasının yerinde olmadığını,
  5. İşyerinde uygulanan üçlü vardiya sisteminin fazla çalışma yapılmadığı anlamına gelmediğini,
  6. Davalı tarafa verilen ihtaratlı kesin süreye rağmen işe giriş-çıkış kayıtlarını sunmadığını ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacının fazla çalışma alacağına hak kazanıp kazanmadığı, bu alacakların hesaplanması ve dosyaya davacı tarafça sunulan işyeri giriş-çıkış kayıtlarının delil vasfında olup olmadığına ilişkindir.
  7. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin aşağıdaki paragafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
  8. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) "Tarafın belgeyi ibraz etmemesi" başlıklı 220. maddesi şöyledir: "(1) İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir. (2) Mahkemece, ibrazı istenen belgenin elinde bulunduğunu inkâr eden tarafa, böyle bir belgenin elinde bulunmadığına, özenle aradığı hâlde bulamadığına ve nerede olduğunu da bilmediğine ilişkin yemin teklif edilir. (3) Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir. " Somut uyuşmazlıkta; dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden davacının 25.07.2011-14.07.2015 tarihleri arasında kontrol sorumlusu-operatör olarak çalıştığı anlaşılmaktadır. Davacı 26.07.2012- 21.08.2013 tarih aralığına ait işyeri giriş-çıkış kayıtlarını dosyaya sunmuştur. Davalı tarafa davacının çalışmış olduğunu iddia ettiği tüm döneme ilişkin işyeri giriş-çıkış kayıtlarını sunmak üzere iki haftalık kesin süre verildiği, usulüne uygun olarak 6100 sayılı Kanun'un 220/3 hükmünün şerh düşüldüğü ve davalı tarafa bu hususun tebliğ edildiği görülmüştür. Usulüne uygun verilen süreye rağmen davalı tarafça işyeri giriş-çıkış kayıtlarının ibraz edilmediği anlaşılmıştır. Mahkemece davacı tarafça sunulan işe giriş-çıkış kayıtlarının davalı Şirkete ait olduğuna ilişkin bir ibare bulunmadığı, bu sebeple itibar edilmediği gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiş ise de; 6100 sayılı Kanun'un 220. maddesindeki yasal düzenleme dikkate alınmadan karar verilmiş olması hatalıdır. Açıklanan sebeplerle öncelikle 6100 sayılı Kanun'un 220/3 hükmü uyarınca davacının sunmuş olduğu işyeri giriş-çıkış kayıtlarının ait olduğu döneme ilişkin olarak sözleşmede belirlenen yıllık 270 saate kadar fazla çalışmalarının ücrete dâhil olduğuna ilişkin hüküm de dikkate alınarak 20.01.2020 tarihli bilirkişi ek raporunda belirtilen dönem bakımından yapılan karşılaştırmada davacının sunmuş olduğu işe giriş-çıkış kayıtlarına ait dönemlerin örtüştüğü anlaşılmakla 20.01.2020 tarihli bilirkişi ek raporunun değerlendirmeye tâbi tutularak bir sonuca gidilmesi gerekirken davacı tarafça sunulan işe giriş-çıkış kayıtlarının dikkate alınmadan hüküm tesis edilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. Davacı davalı işyerinde fazla çalışma yaptığını karşılığı ücreti alamadığını iddia ederek fazla çalışma alacak talebinde bulunmuş, davalı ise işyerinde üçlü vardiya sistemi ile çalıştıklarını davacının fazla çalışma yapmadığını savunmuştur. Dosyadaki bilgi ve belgeler, davacı beyanı ve tanık anlatımlarından işyeri giriş-çıkış kaydı bulunmayan dönemde davalı işyerinde sekizer saatlik üçlü vardiya hâlinde çalışıldığı anlaşılmaktadır. Her ne kadar dinlenen tanıklar normal çalışma dışında fazla çalışma yapıldığını söylemiş iseler de; durumun somutlaştırılmaması karşısında fazla çalışma ispatından söz edilemez. Açıklanan nedenlerle işyeri giriş-çıkış kaydı bulunmayan dönem bakımından fazla çalışma ücreti alacak talebinin reddi yerindedir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle;

  1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
  2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu alandaki diğer kararlar

Tüm İş Hukuku kararları