İlme Hukuk Logo
İLMEHUKUK BÜROSU
İLME HUKUK BÜROSU
Hemen AraRandevu Al
Masada duran bir stetoskop

Öldürmeye Teşebbüste Eksik Adli Rapor ve TCK 62 İndirimi Bozma Sebebi midir?

Yargıtay 1. Ceza Dairesi: her yaralanma için ayrı adli rapor alınmadan teşebbüs cezası belirlenemez; olumlu davranışı olmayan sabıkalı sanığa TCK 62 indirimi eksik cezadır.

Mahkeme
Yargıtay 1. Ceza Dairesi
Esas/Karar
2025/2842 2026/2158
Karar tarihi
25.03.2026
Resmî kaynak
Yargıtay Karar Arama
Av. Mesut İLME — Yalova Barosu

Av. Mesut İLME

Yalova Barosu, sicil 287

Yayın
24 Mayıs 2026
Güncelleme
12 Eylül 2026
5 dk
okuma

Özet

Yargıtay 1. Ceza Dairesi, kasten öldürmeye teşebbüs suçundan 8 yıl 1 ay 15 gün hapis cezasına hükmedilen sanık hakkındaki kararı üç ayrı gerekçeyle bozdu. İlk olarak, katılanın kafatası, burun ve bel omurlarındaki kırıkların "organ işlevinin sürekli zayıflaması" niteliğinde olup olmadığı ve yüzde sabit iz bulunup bulunmadığı Adli Tıp Kurumundan sorulmadan, her yaralanma için 5237 sayılı Kanun'un 86 ve 87. maddeleri uyarınca ayrı rapor alınmadan hüküm kurulmasını eksik araştırma saydı; teşebbüs indirimi (5237 sayılı Kanun m.35) bu raporlara göre belirlenmelidir. İkinci olarak, hükümden sonra yürürlüğe giren 7550 sayılı Kanun'un 5275 sayılı Kanun m.108/3'te yaptığı değişikliği gözeterek ikinci kez mükerrir sanığın koşullu salıverilmeden yoksun bırakılmasını hukuka aykırı buldu. Üçüncü olarak, yargılamada olumlu davranışı bulunmayan ve benzer suçlardan sabıkalı sanığa 5237 sayılı Kanun m.62 takdiri indirimi uygulanmasını "eksik ceza tayini" olarak nitelendirdi. Beraat eden diğer sanık yönünden ise zorunlu müdafi bulunsa bile Hazine aleyhine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek hükmü düzelterek onadı. Karar, mahkûm sanık yönünden ceza miktarında ALEYHE (eksik ceza ve TCK 62 bozması), infaz rejimi yönünden LEHE sonuç doğurmuştur.

İnceleme

Ceza miktarı iki değişkene bağlı: yaralanmanın ağırlığı ve takdiri değerlendirme

Kasten öldürmeye teşebbüs dosyalarında cezanın miktarı iki değişkene bağlıdır: mağdurun yaralanmasının ağırlığı ve sanığın kişiliğine ilişkin takdiri değerlendirme. Bu karar her iki değişkende de Yargıtay'ın denetim ölçütlerini net biçimde ortaya koymaktadır. 5237 sayılı Kanun'un 35. maddesindeki teşebbüs indirimi, "meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığına" göre belirlenir; dolayısıyla mağdurun her bir yaralanmasının 5237 sayılı Kanun'un 86 ve 87. maddeleri kapsamında ayrı ayrı raporlanması, ceza miktarının hukuka uygun belirlenmesinin ön koşuludur. Daire, bu raporlar alınmadan kurulan hükmü eksik araştırma nedeniyle bozmuştur.

Kararın ikinci önemli yönü, 5237 sayılı Kanun'un 62. maddesindeki takdiri indirimin Yargıtay denetimine tabi olduğunu açıkça vurgulamasıdır. Daire, indirimin "adli sicil kaydı ve pişmanlık" gibi kalıp gerekçelerle değil, dosya kapsamıyla uyumlu somut gerekçelerle uygulanabileceğini; olumlu davranışı bulunmayan ve benzer suçlardan sabıkalı sanığa indirim uygulanmasının eksik ceza tayini olduğunu belirtmiştir. Üçüncü olarak karar, 7550 sayılı Kanun ile 5275 sayılı Kanun'un 108/3. maddesinde yapılan değişikliği ikinci kez mükerrir sanık lehine uygulayan kararlar dizisine eklenmektedir.

Kafatası, burun ve omur kırıkları raporlanmadan kurulan sekiz yıllık hüküm

İlk derece mahkemesi, iki sanıktan birini katılana karşı kasten öldürmeye teşebbüs suçundan 5237 sayılı Kanun'un 81/1, 35/2, 29/1 ve 62/1. maddeleri uyarınca 8 yıl 1 ay 15 gün hapis cezasıyla cezalandırmış, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar vermiş; diğer sanığı ise 5271 sayılı Kanun'un 223/2-e maddesi uyarınca beraat ettirmiştir. Bölge adliye mahkemesi, katılan vekili ve Cumhuriyet savcısının istinaf başvurularını, mahkûm sanık hakkında ikinci kez mükerrirlere özgü infaz rejimi uygulanması ve beraat eden sanık lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesi suretiyle düzelterek esastan reddetmiştir.

Katılanın hastane raporlarında kafatası, burun ve bel omurlarında kırık ile bacakta hareket kısıtlılığı tespit edilmiş; organ işlevinin sürekli zayıflaması yönünden değerlendirmenin olay tarihinden 18 ay sonra yapılması gerektiği belirtilmiştir. Bu değerlendirme yapılmadan hüküm kurulmuştur.

Üç aykırılık: eksik rapor, gözetilmeyen lehe kanun ve gerekçesiz takdiri indirim

Daire, mahkûm sanık yönünden üç ayrı hukuka aykırılık saptamıştır. Birincisi, katılanın Adli Tıp Kurumuna sevk edilerek yüzünde sabit iz bulunup bulunmadığının, yaralanmaların organ işlevinin sürekli zayıflaması veya yitirilmesi niteliğinde olup olmadığının ve her bir yaralanma yönünden 5237 sayılı Kanun'un 86 ve 87. maddeleri uyarınca ayrı ayrı raporun alınması gerekirken eksik ve yetersiz raporla hüküm kurulmasıdır; teşebbüs nedeniyle uygulanacak ceza miktarı ancak bu rapor sonucuna göre belirlenebilir.

İkincisi, hükümden sonra yürürlüğe giren 7550 sayılı Kanun'un 14. maddesiyle 5275 sayılı Kanun'un 108/3. maddesindeki "hükümlü koşullu salıverilmez" ibaresinin "birinci fıkradaki koşullu salıverilme süreleri uygulanır" şeklinde değiştirilmesidir; sanık lehine olan bu değişikliğin gözetilmesi yasal zorunluluktur.

Üçüncüsü, "kabule göre" yapılan takdiri indirim denetimidir. Daire, 5237 sayılı Kanun'un 62/1. maddesinin amacının cezayı olaya ve faile uydurarak adil bir sonuca ulaşmak olduğunu; kanunda sayılan ölçütlerin sınırlı olmadığını, ancak indirimin uygulanmasında da uygulanmamasında da dosya kapsamıyla uyumlu gerekçe yazılmasının zorunlu olduğunu ve Yargıtay'ın bu denetimi yapabileceğini belirtmiştir. Somut olayda sanığın yargılama sürecinde tutanaklara yansıyan olumlu bir söz veya davranışı bulunmadığı ve adli sicilinde benzer nitelikte yaralama ile silahla tehdit suçlarından kesinleşmiş ilamlar olduğu gözetildiğinde, indirim uygulanması eksik ceza tayinidir.

Beraat eden sanık yönünden ise Daire, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.04.2025 tarihli ilâmına atıfla, 5271 sayılı Kanun'un 150/3. maddesi gereğince baro tarafından zorunlu müdafi görevlendirilen ancak beraat eden sanık lehine Hazine aleyhine maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirtmiş; bölge adliye mahkemesinin bu ücreti hüküm fıkrasından çıkarmasını hukuka aykırı bularak hükmü düzelterek onamıştır.

Bozma: Adli Tıp raporu alınmadan sürekli zayıflama tartışılamaz

Karar, kasten öldürmeye teşebbüs dosyalarında savunmanın ve katılanın dikkat etmesi gereken üç noktayı somutlaştırmaktadır. Birincisi, yaralanmanın niteliğine ilişkin kesin rapor alınmadan verilen hüküm bozulur; sonucun ne yönde olacağı raporun içeriğine bağlıdır. Bu dosyada bozma katılan lehine istenmiştir; çünkü organ işlev kaybı veya yüzde sabit iz tespit edilirse teşebbüs indirimi daha az uygulanacak ve ceza artacaktır. İkincisi, takdiri indirim otomatik değildir: sabıkalı ve yargılama sürecinde olumlu davranış göstermeyen sanık için indirim, Yargıtay tarafından eksik ceza sayılabilir. Üçüncüsü, ikinci kez mükerrirlik artık koşullu salıverilmeye mutlak engel değildir; bu husus infaz hesaplama sonuçlarını doğrudan etkiler.

Karar ayrıca, beraat eden sanığın zorunlu müdafi ile temsil edilmesinin Hazine aleyhine vekâlet ücretine engel olmadığını teyit etmektedir; bu ücret kovuşturma için Hazineden alınan ücretin mahsubu suretiyle hükmedilir.

Her yaralanmanın ayrı ayrı raporlanıp raporlanmadığını dosyada kontrol edin

Kasten öldürmeye teşebbüs suçlamasıyla yargılanıyorsanız veya bu suçun mağduruysanız, dosyadaki adli raporların her bir yaralanmayı ayrı ayrı 5237 sayılı Kanun'un 86 ve 87. maddeleri yönünden nitelendirip nitelendirmediğine bakılmalıdır; eksik rapor her iki taraf için de bozma sebebidir. Sabıka kaydı bulunan sanıklar yönünden, yargılama sürecindeki tutum tutanaklara yansıdığı ölçüde takdiri indirim değerlendirmesinde önem taşır. Mükerrir kaydıyla kesinleşmiş hükümlerde ise müddetnamenin 7550 sayılı Kanun sonrası duruma göre düzenlenip düzenlenmediği müddetname hesaplama aracıyla kontrol edilebilir. Bu açıklamalar bilgilendirme amaçlıdır; somut dosyanız için Yalova ceza avukatı sayfamızdan randevu alabilirsiniz.

Eksik adli rapor ve takdiri indirim hakkında sık sorulan sorular

Öldürmeye teşebbüste ceza neye göre belirlenir?

Karara göre teşebbüs indirimi, mağdurun yaralanmasının ağırlığına bağlıdır; her bir yaralanma için 5237 sayılı Kanun'un 86 ve 87. maddeleri uyarınca ayrı adli rapor alınmadan ceza miktarı belirlenemez. Organ işlev kaybı veya yüzde sabit iz gibi nitelikli hâller Adli Tıp Kurumu raporuyla saptanır.

TCK 62 takdiri indirimi her sanığa uygulanır mı?

Hayır. Daire, indirimin dosya kapsamıyla uyumlu gerekçeyle uygulanması gerektiğini; olumlu davranışı bulunmayan ve benzer suçlardan sabıkalı sanığa indirim uygulanmasının eksik ceza tayini olduğunu belirtmiştir.

Beraat eden sanığın zorunlu müdafii varsa vekâlet ücreti alınır mı?

Evet. Karar, 5271 sayılı Kanun'un 150/3. maddesi gereğince görevlendirilen zorunlu müdafi bulunsa bile beraat eden sanık lehine Hazine aleyhine maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirtmektedir; ücret, kovuşturma için Hazineden alınan ücretin mahsubu suretiyle uygulanır.

Kararın tam metni

~7 dk okuma

Metin, Yargıtay Karar Arama resmî yayınından alınmıştır. Kaynakta açın

1. Ceza Dairesi 2025/2842 E. , 2026/2158 K. "İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2025/5 E., 2025/351 K. SUÇ : Kasten öldürmeye teşebbüs HÜKÜM : İstinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmi incelenmeksizin iade, kısmi temyiz başvurularının esastan reddi ile hükmün onanması, kısmi bozma

Sanık ... müdafiinin temyiz istemi yönünden; İlk Derece Mahkemesi kararına karşı sanık müdafiinin istinaf istemi üzerine sanığın feragat etmesi nedeniyle Bölge Adliye Mahkemesince verilen istinaf isteminin reddi kararına kararına karşı yapılan itiraz neticesinde ... Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 14.02.2025 tarihli 2025/38 D.İş sayılı kararıyla itirazın reddine karar verildiği, ancak, sanık müdafiinin 10.02.2025 tarihli ayrı bir dilekçe ile Cumhuriyet savcısı ile katılan vekilinin istinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddine dair karara karşı temyiz isteminde bulunduğu anlaşılmakla tebliğnamedeki incelenmeksizin iade görüşe iştirak edilmemiş ise de; sanık ... müdafii kanunî süresinde temyiz isteminde bulunduktan sonra sanığın bulunduğu cezaevi aracılığıyla gönderilen 25.04.2025 tarihli tutanakta temyiz isteminden vazgeçtiğini bildirdiği tespit edilmiştir.

Katılan vekili ve sanık ...'ın temyiz istemleri yönünden; İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ A. ... 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 24.10.2024 tarihli ve 2023/218 Esas, 2024/321 Karar sayılı kararı ile,

  1. Sanık ... hakkında katılana karşı kasten öldürmeye teşebbüs suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 81/1, 35/2, 29/1, 62/1, 53... . maddeleri uyarınca 8 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine,

  2. Sanık ... hakkında katılana karşı kasten öldürmeye teşebbüs suçundan, 5271 sayılı Kanun'un 223/2-e maddesi uyarınca beraatine karar verilmiştir.

B. ... Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 23.01.2025 tarihli ve 2025/5 Esas, 2025/351 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik katılan vekili ve Cumhuriyet savcısının (aleyhe) istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun'un 303/1 ve 280/1-a maddeleri uyarınca düzeltilerek (sanık ... hakkında ikinci kez mükerrirlere özgü infaz rejimi uygulanması ve sanık ... lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi, emanet eşyanın iadesi suretiyle) esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

  1. Katılan vekilinin temyiz sebepleri özetle, sanık ... yönünden beraat kararının hatalı olduğuna, sanık ... yönünden eksik ceza tayinine, haksız tahrike, takdiri indirim nedenlerine,

  2. Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri özetle, vekalet ücretine ilişkindir.

III. GEREKÇE A. Sanık ... hakkında verilen hüküm yönünden;

  1. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, sanık ...'ın üzerine atılı suçu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığından şüphe sanık lehine değerlendirilerek atılı suçtan beraat kararı verilmesinde bir isabetsizlik görülmediğinden, katılan vekili ve sanık ... müdafiinin temyiz sebeplerinin incelenmesinde hükümde düzeltme nedeni dışında hukuka aykırılık bulunmamıştır.

  2. Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 22.04.2025 tarihli ve 2025/10-67 Esas, 2025/184 Karar sayılı ilâmında da açıklandığı üzere; karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 14/4. maddesinde yer verilen; "Beraat eden ve vekil veya müdafii ile temsil edilen sanık yararına Hazine aleyhine maktu avukatlık ücretine hükmedilir. Bu hüküm, sanığın 04.12.2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince görevlendirilen müdafii bulunması durumunda kovuşturma için Hazineden alınan ücretin mahsubu suretiyle uygulanır." şeklindeki düzenleme karşısında, 5271 sayılı Kanun'un 150/3. maddesi gereğince yargılama merciinin talebi üzerine Baro tarafından kendisine zorunlu müdafii görevlendirilen ve fakat yargılama sonucunda beraat eden sanık lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken yerinde olmayan gerekçe ile İlk Derece Mahkemesince takdir edilen vekalet ücretinin hüküm fıkrasından çıkartılması suretiyle düzetilerek esastan ret yönünde karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuş ise de söz konusu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir.

B. Sanık ... hakkında verilen hüküm yönünden;

  1. Hükme esas alınan katılan ait 07.03.2023 tarihli ... Eğitim ve Araştırma Hastanesinin raporuna göre, katılanın kafatasında, burnunda, bel omurlarında kırık, sağ bacakta ağrı tespit edildiği ve duyularından ya da organlarından birisinin işlevinin sürekli zayıflaması ya da yitirilmesi açısından olay tarihinden 18 ay sonra değerlendirilmesi gerektiğinin belirtilmesi, yine aynı hastanenin 16.08.2024 tarihli raporunda, katılanın fleksiyon- ekstensiyon hareketlerinin kısıtlı olduğunun belirtilmesi karşısında, Dava dosyasında bulunan ve sanığın tedavi gördüğü hastaneden temin edilerek tüm tedavi evrakları birlikte katılanın Adli Tıp Kurumuna sevkinin sağlanarak; a. Katılanın yüzünden de yaralanması karşısında yüzünde sabit izi olup olmadığı,

b. Yaralanma/yaralanmalarının duyularından ya da organlarından birisinin işlevinin sürekli zayıflaması ya da yitirilmesi niteliğinde olup olmadığı,

c. Katılanda meydan gelen her bir yaralanma yönünden ayrı ayrı 5237 sayılı Kanun'un 86. ve 87. maddeleri uyarınca rapor aldırılması gerektiği gözetilmeden eksik ve yetersiz adli raporun hükme esas alınarak eksik araştırma ile hüküm kurulması, rapor sonucuna göre 5237 sayılı Kanun'un 35. maddesinde belirtilen ceza miktarının belirlenmesi gerektiğini gözetilmemesi, hukuka aykırı bulunmuştur.

  1. Hükümden sonra 04.06.2025 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 14. maddesi ile 5275 sayılı Kanun'un 108/3. maddesinde yer alan "...durumunda, hükümlü koşullu salıverilmez." ibaresi "...durumunda birinci fıkradaki koşullu salıverilme süreleri uygulanır."

şeklinde değiştirilmiş olup sanık ... lehine yapılan bu değişikliğin gözetilmesinde yasal zorunluluk bulunması karşısında sanık ... hakkında yazılı şekilde ikinci kez mükerrir olması sebebiyle koşullu salıverilme hükümlerinin uygulanmamasına karar verilmesi,

  1. Kabule göre de; Yine sanık ... hakkında "adli sicil kaydı, geçmişi ve suçtan duyduğu pişmanlığı" gerekçe 5237 sayılı Kanun'un 62/1. maddesinde belirtilen takdiri indirim hükümleri uygulanmış ise de; 5237 sayılı Kanun'un 62/1. maddesindeki takdiri indirim maddesinin amacı verilen cezayı gerek olaya ve gerekse suçluya uydurarak daha adil ve daha insaflı bir sonuca varılabilmesi amacıyla hakime bir özgürlük alanı oluşturmaktır. Yasada "failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki davranışları, yargılama sürecindeki davranışları" örnek olarak sayılmış olup bunlar sınırlı değildir. Varsa başka sebeplere de dayanılarak takdiri indirim uygulanabileceği gibi uygulanmayadabilir. Ancak her iki halde de hakim tarafından mutlaka gerekçe yazılmalı ve bu gerekçe dosya kapsamı ile uyumlu olmalıdır. Yargıtay tarafından yapılan temyiz incelenmesinde diğer hususların yanında 62. maddenin uygulanmasının isabetli olup olmadığı hususunda denetim yapabileceği konusunda tereddüt bulunmamaktadır. Somut olaya bakıldığında sanığın yargılama sürecinde tutanaklara yansıyan olumlu bir söz veya davranışının tespit edilemediği, adli sicil kaydında benzer nitelikte yaralama ve silahla tehdit suçundan kesinleşmiş ilamların bulunduğu hususları bir arada değerlendirildiğinde yargılamanın bütününde olumlu bir hal ve davranışı olmayan sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 62/1. maddesi hükümleri uygulanmak suretiyle eksik ceza tayini hukuka aykırı bulunmuştur.

IV. KARAR A. Sanık ... müdafiinin temyiz istemi yönünden: Sanık ... müdafii kanunî süresinde temyiz isteminde bulunmuş ise de sanığın bulunduğu cezaevi aracılığıyla gönderdiği 04.09.2025 tarihli dilekçede temyiz isteminden vazgeçtiğini bildirdiği ve temyiz davasının istek şartına bağlı olduğu anlaşılmakla, 5271 sayılı Kanun'un 266/1 ve 298/1. maddeleri gereği temyiz isteminin vazgeçme nedeniyle sanık ... müdafiinin temyiz isteminin oy birliğiyle REDDİNE,

B. Sanık ... hakkında verilen hüküm yönünden: Gerekçe bölümünün (A-2) numaralı paragrafında açıklanan nedenle sanık ... müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden ... Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 23.01.2025 tarihli ve 2025/5 Esas ve 2025/351 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 303/1-h maddesi gereği Bölge Adliye Mahkemesi kararından vekalet ücreti ile ilgili kısımlarının çıkartılması suretiyle Tebliğname'ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

C. Sanık ... hakkında verilen hüküm yönünden katılan vekilinin temyizi üzerine yapılan incelemede: Gerekçe bölümünün (B) paragrafında açıklanan nedenlerle katılan vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden ... Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 23.01.2025 tarihli ve 2025/5 Esas, 2025/351 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304/2-a maddesi uyarınca ... 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise ... Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.03.2026 tarihinde karar verildi.

Bu alandaki diğer kararlar

Tüm Ceza Hukuku kararları