Özet
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, ölünceye kadar bakma sözleşmesiyle bağımsız bölümünün yarı payını devreden bakım alacaklısının açtığı fesih ve tapu iptali davasında, bölge adliye mahkemesinin ikinci kez verdiği kararı oy çokluğuyla bozmuştur. Dosyada Daire daha önce, bakım borcunun davalının kusuruyla yerine getirilmediğinin ispatlanamadığını ve birlikte yaşayarak bakımın artık mümkün olmadığını kabul ederek TBK m.617/2 uyarınca feshin yerine ömür boyu gelir bağlanması yolunu açmıştı. Bozmaya uyan mahkeme aylık 6.000 TL irada hükmetmiş, ancak tutarı hangi ölçüye göre belirlediğini göstermemiş ve artırım oranı yazmamıştır. Daire, bozmaya uyulmakla doğan usuli kazanılmış hakkı hatırlatarak tarafların sosyal ve ekonomik durumu, paranın alım gücü ve devredilen payın değeri gözetilmeden belirlenen iradın düşük kaldığını, ÜFE ya da TÜFE artışının hükümde gösterilmesi gerektiğini belirtmiştir.
Karar bakım alacaklısı lehinedir; fakat lehe sonuç iradın miktarı ve artırımıyla sınırlıdır, tapunun geri dönmesi talebi bu aşamada yeniden açılmamıştır. Kararın lafzıyla gerekçede karşı oy yazan üye, bozma sonucuna katılmakla birlikte, bakım borçlusunun konutu terk ettiğini ve desteği kestiğini, bu nedenle feshin ve tapu iptalinin kabul edilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. Karar, fesih ile irat arasındaki seçimin bakımın kimin kusuruyla aksadığının ispatına bağlı olduğunu gösteren yol gösterici bir örnektir.
İnceleme
Bakım aksadığında tapu her durumda geri dönmüyor, ömür boyu gelir de gündeme geliyor
Ölünceye kadar bakma sözleşmesiyle taşınmazını devreden kişi, bakım gelmediğinde çoğunlukla tek bir sonuç bekler: sözleşmenin feshi ve tapunun kendi adına dönmesi. Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 4 Şubat 2026 tarihli kararı (E. 2026/224, K. 2026/598), bu beklentinin her dosyada karşılanmadığını gösteriyor. Aynı dosyada Daire iki kez bozma kararı vermiş; ilkinde feshin koşullarının ispatlanamadığını, birlikte yaşamanın ise artık mümkün olmadığını kabul ederek bakım alacaklısına aylık gelir bağlanması yolunu açmıştır.
İncelenen karar, dosyadaki üçüncü bozmadır ve asıl katkısı irat hesabına ilişkindir. Bakım alacaklısı yararına bağlanacak iradın nasıl hesaplanacağı, hangi ölçülerle gerekçelendirileceği ve yıllar içinde nasıl artırılacağı sorusu, uygulamada ayrıntısı en az tartışılan konulardan biridir. Bu kararla, ölçüsü gösterilmeden belirlenen ve artırım oranı içermeyen bir irat hükmü bozulmuştur. Sözleşmenin genel çerçevesi ölünceye kadar bakma sözleşmesi yazısında ayrıca ele alınmıştır.
Aksaray'daki bağımsız bölümün yarı payı bakım karşılığında devredilmişti
Davacı, maliki olduğu ve temyiz dilekçesine göre Aksaray'ın merkezî mahallelerinden birinde bulunan bağımsız bölümün yarı payını ölünceye kadar bakma sözleşmesiyle davalıya devretmiştir. Dava dilekçesine göre davalı, davacının bakım ve gözetimini sürekli biçimde ihmal etmiş, ilişki çekilmez hâle gelmiştir. Davacı sözleşmenin feshini, tapu kaydının iptalini ve payın kendi adına tescilini istemiştir. Davalı ise bakımın davacının kusurlu davranışları yüzünden yerine getirilemediğini savunmuştur.
Aksaray 1. Asliye Hukuk Mahkemesi, davacının iddiasını ispatlayamadığı gerekçesiyle tapu talebini reddetmiş, TBK m.617/2 uyarınca ömür boyu aylık 5.000 TL gelir bağlamış ve bu tutarın her yıl TÜFE oranında artırılmasına hükmetmiştir. Konya Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) istinaf üzerine davayı kabul edip payın davacı adına tesciline karar vermiştir. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 3 Aralık 2024 tarihli ilk bozmasında, bakım borcunun davalının kusuruyla yerine getirilmediğinin ispatlanamadığını, ancak birlikte yaşayarak bakımın artık mümkün olmadığını belirterek irat bağlanması gerektiğini söylemiştir.
BAM bozmaya uymuş, aylık 5.000 TL irat bağlamıştır. Daire 18 Haziran 2025 tarihli ikinci bozmasında tarafların malvarlığının, gelirlerinin ve iradın yeterliliğinin bilirkişi aracılığıyla araştırılmasını istemiştir. BAM bu kez aylık 6.000 TL'ye hükmetmiş, artırım oranı yazmamıştır. Davacı, talep etmediği hâlde irada hükmedildiğini, tutarın yetersiz olduğunu ve TÜFE artışının eksik kaldığını ileri sürerek yeniden temyize başvurmuştur.
Bozmaya uyan mahkeme iradın ölçüsünü gerekçesinde göstermek zorundadır
Değerlendirme usuli kazanılmış hak kavramıyla başlamaktadır. Mahkeme bozma kararına uyduğunda, bozmada gösterilen biçimde araştırma yapma ve orada belirtilen hukuki esaslara göre karar verme yükümlülüğü altına girer; bu durum bir taraf lehine, diğeri aleyhine hüküm kurmayı gerektiren bir usul hakkı doğurur. Kurumun kamu düzenine ilişkin olduğu ve re'sen gözetileceği kararda ayrıca vurgulanmıştır. İlk bozma irat yolunu açtığından, tapu iptali talebinin bu aşamada yeniden tartışılmasına yer kalmamıştır.
Bozmanın asıl gerekçesi iradın takdir biçimidir. Bozma ilamı, TBK m.614'e dayanarak tarafların sosyal, ekonomik ve mali durumlarının araştırılmasını ve bu ölçülerle bir irat belirlenmesini istemişti. Daireye göre BAM, bu hususlarda değerlendirme içermeyen yetersiz bir bilirkişi raporuyla yetinmiş ve tutarı hangi ölçüye göre belirlediğini gerekçesinde göstermemiştir. Bozmaya uyulduğu hâlde bozmanın gereği yerine getirilmemiştir.
Kabule göre iki ek eksiklik daha saptanmıştır. Paranın alım gücü ve tarafların sosyo-ekonomik konumları gözetildiğinde aylık 6.000 TL düşük bulunmuş; ayrıca iradın hangi endeksle (ÜFE ya da TÜFE) artırılacağı hükümde gösterilmemiştir. Ömür boyu sürecek bir gelirde artırım oranının yazılmaması, iradın alım gücünün zamanla aşınmasına yol açar; Daire de paranın alım gücünü değerlendirmesinde açıkça gözetmiştir.
Bozma iradın miktarı ve artırımıyla sınırlı kaldı, ayrık görüş feshi savundu
Oy çokluğuyla verilen bozma bakım alacaklısı yararınadır; ancak kapsamı iradın miktarı ve artırım biçimiyle sınırlıdır. Daire tapu iptali ve tescil talebini yeniden açmamıştır; BAM'ın ilk bozma çizgisinde kalarak gerekçeli ve ölçüsü gösterilmiş bir irat belirlemesi gerekmektedir. Davacının "talep olmadan irada hükmedildi" itirazı ayrıca karşılanmamıştır; Daire, dosyada ilk bozmaya uyulmuş olmasını esas almıştır.
İrat hesabının yanında, kararı öğretici kılan bir unsur da kararın lafzıyla "gerekçede karşı oy" başlığını taşıyan ayrık görüştür. Bu görüşü yazan üye bozma sonucuna katılmış, yalnız gerekçesine katılmamıştır; teknik bakımdan değişik gerekçe niteliğindedir. Üyeye göre davalı davacıyla ilgilenmemiş, konutu terk ederek ayrılmış, beklenen maddi ve manevi destek sağlanmamıştır; bu durumda TBK m.617 uyarınca fesih ve tapu iptali kabul edilmeli, m.617/2'deki irat koşulları ise oluşmamıştır. Ayrık görüş ayrıca sözleşmenin TBK m.612 uyarınca resmî şekilde yapılması gerektiğini hatırlatmıştır. İki görüş arasındaki fark, bakımın kimin kusuruyla aksadığının ispatına dayanmaktadır.
Bakımın aksadığı ve kusurun kimde olduğu dava açılmadan önce belgelenmelidir
Fesih ile irat arasındaki seçimin büyük ölçüde ispata bağlı olduğu bu dosyada açıkça görülmektedir. Bakım alacaklısı feshe dayanıyorsa, bakım borçlusunun konutu ne zaman terk ettiği, hangi ihtiyaçların karşılanmadığı ve bu durumun bakım alacaklısının davranışından kaynaklanmadığı tanık, sağlık kaydı ve yazışmalarla ortaya konmalıdır. Kusurun paylaştırılamadığı dosyalarda mahkeme birlikte yaşamayı sona erdirip gelir bağlama yoluna gidebilmektedir.
İrat gündeme geldiğinde ise hesap ayrıntılı olmalıdır. Tarafların gelirleri, bakım borçlusunun başka taşınmazı olup olmadığı, bakım alacaklısının yaşı ve ihtiyaçları ile devredilen payın değeri bilirkişi raporunda ayrı ayrı yer almalı; hükmün iradın hangi endeksle artırılacağını göstermesi istenmelidir. Artırım talebinin dava dilekçesinde ya da bilirkişi raporuna itirazda açıkça dile getirilmesi, bu eksikliğin ancak temyizde tartışılmasının önüne geçer. Tapu payının geri dönmesi mirasçıların paylarını da etkileyeceğinden, dosya miras hukuku bakımından da değerlendirilmelidir.
Bakım karşılığı devredilen taşınmaz ve bağlanan gelir hakkında sık sorulan sorular
Hâkim, fesih istenmişken sözleşmeyi ayakta tutup gelir bağlayabilir mi?
TBK m.617/2, hâkime sözleşmeyi feshetmek yerine birlikte yaşamaya son verip bakım alacaklısına ömür boyu gelir bağlama imkânı tanır. Bu dosyada ilk derece mahkemesi bu yola doğrudan gitmiş, Daire de ilk bozmasında birlikte yaşamanın artık mümkün olmadığını belirterek aynı sonuca ulaşmıştır. Gerekçedeki ayrık görüş ise kusurun bakım borçlusunda olduğu durumda irat koşullarının oluşmadığı görüşündedir.
Bağlanan gelir yıllar içinde nasıl artırılır?
Daire, ömür boyu bağlanan iradın hangi endeksle artırılacağının hükümde gösterilmesini aramıştır. Artırım için ÜFE ya da TÜFE seçeneği kararda açıkça anılmış; artırım oranı yazılmadan kurulan hüküm bozma sebebi sayılmıştır. Artırım ölçüsü hükümde yer almazsa gelir sabit kalır ve paranın alım gücü düştükçe amacından uzaklaşır.
Bakım alacaklısı öldükten sonra mirasçılar fesih isteyebilir mi?
Bu dosyada davayı sağlığında bakım alacaklısı açmıştır. Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, bakım borcunun yerine getirilmediği iddiasını bakım alacaklısına ait bir hak olarak görmekte ve mirasçıların bu iddiasını dinlememektedir (E. 2022/6048, K. 2023/2235, 12 Nisan 2023). Bakım alacaklısının sağlığında açtığı fesih davasının mirasçılarca sürdürülmesi ise ayrı bir durumdur ve uygulamada kabul görmektedir. Mirasçıların başvurabileceği yollar muvazaa ve saklı pay esasına dayanır; saklı payın korunması tenkis davası sayfasında anlatılmıştır.
Kararın tam metni
~7 dk okuma
Metin, Yargıtay Karar Arama resmî yayınından alınmıştır. Kaynakta açın
7. Hukuk Dairesi 2026/224 E. , 2026/598 K. "İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1740 E., 2025/2355 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Aksaray 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/45 E., 2023/273 K.
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ile davalı arasında ölünceye kadar bakma sözleşmesinin imzalandığını, bu sözleşme doğrultusunda davacının maliki olduğu 24 38... parsel sayılı bağımsız bölümün 1/2 hissesinin davalıya devredildiğini ancak davalı tarafından davacının bakım ve gözetiminin sürekli bir biçimde ihmal edildiğini, sözleşmenin devamının çekilmez hâle geldiğini belirterek ölünceye kadar bakım sözleşmesinin feshini, davaya konu taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçelerinde; ölünceye kadar bakım sözleşmesinin davacının kusurlu davranışları neticesinde yerine getirilemediğini belirterek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 22.06.2023 tarihli ve 2022/45 Esas, 2023/273 Karar sayılı kararıyla, davacının davasını ispatlayamadığı ve irat bağlanması koşullarının oluştuğu gerekçesiyle, davacının tapu iptali ve tescil talebinin reddine, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 617/2 hükmü gereğince davacı bakım alacaklısı için ömür boyunca aylık 5.000,00 TL gelir bağlanmasına, bağlanan bu gelirin her yıl TÜFE oranında artırılmasına, hükmedilen bedelin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verildi. IV.İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 22.06.2023 tarihli kararına karşı süresi içerisinde davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunmuş, Bölge Adliye Mahkemesinin 04.12.2023 tarihli ve 2023/1796 Esas, 2023/2157 Karar sayılı kararıyla, hâlihazırda davalının bakım yükümlülüğünü haklı bir neden olmaksızın yerine getirmediği dikkate alınarak davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılmasına, davanın kabulüne ve davalı adına kayıtlı payın iptali ile davacı adına tesciline karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1 Bölge Adliye Mahkemesinin 04.12.2023 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz başvurusunda bulunmuş, Dairemizce 03.12.2024 tarih ve 2024/530 Esas, 2024/5433 Karar sayılı kararıyla, davacı tarafından bakım borcunun davalının kusuruyla yerine getirilmediğinin ispatlanamadığı, taraflar arasında gerçekleşen olaylar ve dinlenen tanık beyanlarından, bakım yükümlülüğünün bir arada yaşamak suretiyle yerine getirilme imkânının bulunmadığının anlaşıldığı, tarafların sosyal, ekonomik ve mali durumları araştırılarak 6098 sayılı Kanun'un 614. maddesi hükmü uyarınca davacı yararına uygun bir irat bağlanması yönünde bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, hükmün bozulmasına karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar 1 Bölge Adliye Mahkemesinin 17.03.2025 tarih ve 2025/339 Esas, 2025/604 Karar sayılı kararı ile davacının tapu iptali ve tescil talebinin reddine, bakım alacaklısı davacı yararına dava tarihinden itibaren aylık 5.000,00 TL iradın aydan aya davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. C.Bozma Kararı 2 Bölge Adliye Mahkemesinin 17.03.2025 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz başvurusunda bulunmuş, Dairemizin 18.06.2025 tarih ve 2025/2322 Esas, 2025/3108 Karar sayılı kararıyla, tarafların ekonomik ve sosyal durumlarının zabıta aracılığıyla araştırılması, malvarlıklarının belirlenmesi, davalının belirli bir gelirinin olup olmadığı, dava konusu taşınmazlar dışında taşınmazı bulunup bulunmadığı, bağlanacak iradın sosyo-ekonomik durumuna göre yeterli olup olmayacağının, bilirkişi düşüncesine başvurularak saptanması, sonuçta davacı yararına sosyo-ekonomik durumuna göre aylık irat bağlanması gerektiği ve eksik inceleme ile takdiri olarak belirlenen irat miktarına hükmedilmesi doğru görülmediğinden, hükmün bozulmasına karar verilmiştir. D. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar 2 Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, bozma sonrasında yapılan yargılamada, alınan bilirkişi raporu, tarafların sosyal ekonomik durumları, davacının yaşı, ihtiyaçları ve taşınmazın değeri dikkate alınarak davacı yararına takdiren aylık 6.000,00 TL irat bağlanması yönünde bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, davacının tapu iptali ve tescil talebinin reddine, bakım alacaklısı davacı yararına dava tarihinden itibaren aylık 6.000,00 TL iradın aydan aya davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
- Tapu iptali ve tescil kararı verilmesi gerekirken, bu yönde talep olmadığı hâlde irat kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğunu,
- İstinaf mahkemesi kararında belirlenen 6.000,00 TL iradın her yıl TÜFE oranında artırılmasına dair bir ibarenin eklenmediğini,
- Öncelikle kalan ömrü sayılı olan müvekkili yönünden Aksaray'ın en merkezi birkaç mahallesinde birinde bulunan taşınmazdaki 1/2 hissenin karşılığı belirlenen iradın çok yetersiz olduğunu, bunun dava tarihi ve sonrası için brüt asgari ücret olarak belirlenmesini, temyiz mercii farklı kanaatte ise dava tarihinden itibaren 10.000,00 TL oranında belirlenerek dava tarihinden itibaren tüfe oranında her yıl artırılmasına karar verilmesini istediğini beyan etmektedir. VII. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE Uyuşmazlık, ölünceye kadar bakma sözleşmesinin feshi ile tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir. Bilindiği üzere, Mahkemenin bozma kararına uymasıyla, bozma kararı lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış bir hak doğar. Yani; bir Mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için, o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yapmak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince karar vermek yükümlülüğü oluştuğundan, bu Mahkemenin sonraki hükmünün bozmada gösterilen esaslara aykırı olması usule uygun sayılmaz. Mahkemenin bozma kararına uyması ile oluşan, bozma uyarınca işlem yapma ve hüküm verme durumu, yanlardan birisi lehine, diğeri aleyhine hüküm kurma sonucunu doğuracak bir durumdur ve buna usuli kazanılmış hak denilmektedir. Bu Kurum usul yasasının dayandığı ana esaslardan olduğu gibi, kamu düzeni ile ilgili bulunması nedeniyle de re'sen gözetilmesi gerekir. Somut olayda; Mahkemece, Yargıtay bozma ilâmına uyulduğu hâlde bozma ilâmının gereği yerine getirilmemiştir. Bozma ilâmında 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 614/2 hükmündeki ölçüler kullanılmak suretiyle irat takdir edilmesi gerektiğine değinilmesine rağmen, Mahkemece bu hususlarda değerlendirme içermeyen yetersiz bilirkişi raporu ile yetinilerek ve hangi ölçüye göre takdir edildiği gerekçede gösterilmeden irat takdir edilmesi hatalıdır. Kabule göre de, paranın alım gücü ve tarafların sosyo-ekonomik konumları gözetildiğinde takdir edilen irat miktarının düşük olduğu gözetilmeden ve artırım oranı (ÜFE/TÜFE) gösterilmeden yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir. VIII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesinin asıl davaya ilişkin kararının BOZULMASINA, Peşin yatırılan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 04.02.2026 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
GEREKÇEDE KARŞI OY
Dava ölünceye kadar bakım sözleşmesinden kaynaklanmakta olup; bakım yükümlülüğünün davalı tarafından yerine getirilmediği iddiasıyla açılmış akdin feshi talebi ve davalı adına akit ile devredilen taşınmaz payına ait kaydın iptali ile davacı adına tescili istemine ilişkindir. Ölünceye kadar bakım sözleşmeleri taraflara hak ve borçlar yükleyen sözleşmelerden olup, bakım borcuna karşılık bir taşınmazın devri kararlaştırıldığında, bakım alacaklısının ölümünden sonra onun mirasçıları mülkiyeti geçirme borcu ile yükümlüdürler. Bu yükümlülüklerini yerine getirmemeleri hâlinde, sözleşmeye dayanılarak tapu iptali ve tescil istemi ile dava açılabilir. Kaynağını Türk Borçlar Kanunu'nun 611. ve devamı maddelerinden alan ölünceye kadar bakım sözleşmeleri, anılan Kanun'un 612. ve Türk Medeni Kanunu'nun 545. maddesi gereğince resmî şekilde düzenlenmelidir. Resmî şekilde düzenlenmeyen ölünceye kadar bakım sözleşmelerine değer verilerek tapu iptali ve tescil hükmü kurulması mümkün değildir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.02.2008 tarihli ve 2008/14-70 2008/104 sayılı Kararı). Bakım borçlusunun bakıp gözetme yükümlülüğü aksi kararlaştırılmadığı sürece, bakım alacaklısını ailesi içerisine alıp ikametgâh temini, besleme-giydirme, hastalığında tedavi, manevi yönden de her türlü yardım ve desteği sağlama gibi ödevleri kapsar. Bu görevlerin yerine getirilmesi halinde ölünceye kadar bakım sözleşmeleri taraflarına kişisel hak sağladığı için tapu iptali ve tescil davasını bakım borçlusu ya da onun külli halefleri bakım alacaklısının mirasçılarına karşı açabilirler. TBK'nın 617. maddesinde, sözleşmeden doğan ödevlere aykırılık nedeniyle ilişki çekilmez olmuşsa ya da başka önemli nedenlerle ilişkinin sürdürülmesi aşırı ölçüde güçleşmiş veya olanaksız hâle gelmişse taraflardan her birinin tek yanlı olarak sözleşmeyi feshetme, verdiği şeyi geri alma hatta karşı tarafın kusurlu olması hâlinde tazminat isteme hakkı tanınmıştır. O hâlde yükümlülüklerini yerine getirmeyen bakım borçlusuna karşı bakım alacaklısı her zaman fesih hakkını kullanabilmekte, fesih geçmişe etkili olmak üzere sözleşmeyi sona erdirdiğinden verdiği şeyi de geri isteyebilmektedir. Aksi kararlaştırılmadığı sürece, bakım alacaklısını ailesi içerisine alıp ikametgâh temini, besleme-giydirme, hastalığında tedavi, manevi yönden de her türlü yardım ve desteği sağlama gibi ödevleri kapsar. Bakım alacaklısının sözleşme anında özel bakıma muhtaç hâlde olması gerekmez. Ölünceye kadar bakım sözleşmelerinde bakıp gözetme borcunun kapsamı ne akdin başında ne de devamı sırasında belirli olmayıp bakım alacaklısının hayatı boyunca oluşacak şartları tayin eder. Somut olayda davacı, bakım borçlusu olan davalının kendisiyle ilgilenmediği, konutu terkederek ayrıldığı ve davacının sözleşmeden beklediği maddi ve manevi desteğin davalı tarafından sağlanmadığı anlaşılmaktadır. Hâl böyle olunca tapu iptali ve tescil talebinin kabulüne karar verilmesi gerektiği, 6098 sayılı Kanun'un 617. maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen şartların da oluşmadığı hâlde yazılı şekilde verilen kararın bu gerekçe ile bozulması gerekirken farklı gerekçe ile verilen bozmaya gerekçe itibarıyla iştirak etmiyorum.
Bu alandaki diğer kararlar

Babaya Hakaret ve Vekâletin Kötüye Kullanılması Mirasçılıktan Çıkarma Sebebi Olur mu?
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 25.09.2024

Ölümden Kısa Süre Önce Vekil Eşe Geçen Para Mirasa Dahil mi?
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 11.03.2026

Tenkis Davasında Ölünceye Kadar Bakma ile Devredilen Mal Terekeye Katılır mı?
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, 30.04.2026

