Özet
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, 23 Haziran 2021 tarihli kararında gaip sayılan bir kişinin İstanbul Gaziosmanpaşa'daki üç taşınmaz payından Hazinenin yıllarca elde ettiği gelirlerin mirasçılara geri ödenmesi istemini zamanaşımı yönünden değerlendirdi. Paylar önce kayyımla yönetilmiş, ardından gaiplik kararıyla ve geri verme yükümlülüğüyle Hazine adına tescil edilmişti. Mirasçılar 2008'de mirasçılık belgesi alıp tapu iptali davası açmış, bu karar 2011'de kesinleşmiş, 2012'de idareye başvurulmuş ve gelir davası 2013'te açılmıştı. İlk derece mahkemesi Türk Borçlar Kanunu'ndaki beş yıllık süreyi uygulayarak talebi kısmen kabul etti. Daire ise TMK m. 585'in iyiniyetli zilyedin geri verme yükümlülüğünü miras sebebiyle istihkak davasının zamanaşımına bağladığını, TMK m. 639 uyarınca bu sürenin iyiniyetli davalıya karşı bir yıl olduğunu vurguladı. Hazinenin kötüniyetli sayılamayacağını, bir yıllık sürenin dava açıldığında dolduğunu ve zamanaşımı def'inin ileri sürüldüğünü belirterek talebin tamamının reddi gerektiği gerekçesiyle hükmü bozdu. Karar, geçmiş gelirlerin iadesini isteyen mirasçıların aleyhine, iyiniyetli zilyet konumundaki Hazinenin lehinedir. Kararın gösterdiği çizgi, tereke malını elinde tutan iyiniyetli kişiye karşı gelir isteminin de kısa istihkak süresine bağlı olduğu ve bu sürenin mirasçılığın ve malın kimde olduğunun öğrenilmesiyle işlemeye başladığıdır.
İnceleme
Kayyımla yönetilen paylardan toplanan gelirde bir yıllık süre beş yılın önüne geçti
Miras sebebiyle istihkak denince akla çoğunlukla tapudaki payın geri alınması gelir. Oysa terekeyi elinde tutan kişi yalnız malı değil, o maldan yıllar içinde elde ettiği geliri de geri verir ve bu gelir isteminin hangi süreye bağlı olduğu uygulamada sıkça karıştırılır. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin E. 2020/1849, K. 2021/5424, 23 Haziran 2021 tarihli kararı tam bu soruyu ele alıyor. Gaip sayılan bir kişinin taşınmazlarından Hazinenin topladığı gelirler genel borçlar hukuku süresine mi, yoksa Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) miras sebebiyle istihkaka ilişkin kısa süresine mi tabidir?
Daire ikinci yolu benimsedi. TMK m. 585, tereke mallarını teslim almış iyiniyetli kişilerin üstün hak sahiplerine geri verme yükümlülüğünü açıkça miras sebebiyle istihkak davasının zamanaşımına bağlar. TMK m. 639 da bu süreyi iyiniyetli davalıya karşı bir yıl ve en geç on yıl, iyiniyetli olmayana karşı yirmi yıl olarak belirler. İlk derece mahkemesinin uyguladığı Türk Borçlar Kanunu'nun 147. maddesindeki beş yıllık süre bu özel düzenlemenin yerini tutmaz. Kararın değeri, mirasçının hakkının varlığından çok o hakkın hangi takvimle yarıştığını göstermesindedir. Miras uyuşmazlıklarının genel çerçevesi miras hukuku sayfasında özetlenmiştir.
Gaip sayılan maliki için Hazineye geçen üç parselin gelirleri geri istendi
İstanbul Gaziosmanpaşa'daki üç parselde payı bulunan bir kişinin nüfus kayıtlarına ve mirasçılarına ulaşılamamış, Gaziosmanpaşa Sulh Hukuk Mahkemesince 1978'de kayyımlık kararı alınmıştı. Dosya içeriğine göre paylara 1995'te kayyım tayin edildi ve taşınmazlar kayyımla yönetildi. Hazinenin istemi üzerine Gaziosmanpaşa 2. Asliye Hukuk Mahkemesi, kişinin gaipliğine ve paylarının gaibe veya üstün hak sahiplerine geri vermekle yükümlü olarak Hazine adına tesciline hükmetti. Bu karar 11 Nisan 2006'da kesinleşti.
Mirasçılar 21 Nisan 2008'de mirasçılık belgesi aldı ve 15 Mayıs 2008'de TMK m. 588/3 uyarınca Hazine adına olan payların iptali ile kendi adlarına tescili için dava açtı. Kabulle sonuçlanan bu karar 17 Mart 2011'de kesinleşti. Mirasçılar 10 Ağustos 2012'de idareye başvurarak geçmiş yıllarda taşınmazlardan elde edilen gelirleri istedi. Olumlu yanıt alamayınca 10 Ekim 2013'te 10.000 TL için dava açtılar ve 26 Kasım 2015'te verdikleri ıslah dilekçesiyle talebi 64.076,05 TL'ye yükselttiler. Bilirkişi incelemesine göre gelirler 1995 ile 2010 arasındaki döneme aitti.
Hazine zamanaşımı def'inde bulundu. İlk derece mahkemesi gelirlerin 12 Ağustos 2010'dan önceki döneme ait olduğunu, ıslahın 2015'te yapıldığını ve Türk Borçlar Kanunu'nun 147. maddesindeki beş yıllık sürenin ıslah edilen kısım yönünden dolduğunu kabul etti. Mahkeme dava dilekçesindeki 10.000 TL'yi kabul edip fazlasını reddetti; hükmü iki taraf da temyiz etti.
İyiniyetli zilyede karşı geri verme borcu istihkak süresine bağlandı
Daire önce uyuşmazlığı nitelendirdi ve davanın TMK m. 585 uyarınca gaibin mirasından elde edilen gelirin geri verilmesi istemine ilişkin olduğunu belirledi. Bu nitelendirme sonucu da belirledi. TMK m. 585, gaip ortaya çıktığında ya da üstün hak sahipleri sıfatlarını ispat ettiğinde tereke mallarını teslim almış olanların bu malları zilyetlik kuralları uyarınca geri vermekle yükümlü olduğunu öngörür. Aynı maddeye göre iyiniyetli olanların yükümlülüğü "miras sebebiyle istihkak davasına ilişkin zamanaşımı süresine tâbidir." Geri verme borcunun süresi böylece borçlar hukukunun genel kurallarından değil, miras hukukunun kendi sisteminden okunur.
TMK m. 639'a göre dava, davacının kendisinin mirasçı olduğunu ve iyiniyetli davalının terekeyi ya da tereke malını elinde bulundurduğunu öğrendiği tarihten başlayarak bir yıl ve "her hâlde" mirasbırakanın ölümünün ya da vasiyetnamenin açılmasının üzerinden on yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. İyiniyetli olmayanlara karşı süre yirmi yıldır. Hangi sürenin işleyeceğini davalının iyiniyeti belirler. Daire, gaiplik kararına dayanarak ve geri verme kaydıyla tescil edilen payları yöneten Hazinenin kötüniyetli olduğunun düşünülemeyeceğini belirterek kısa süreyi uyguladı.
Sürenin hesabında Daire dosyadaki tarih zincirini birlikte değerlendirdi. Mirasçılık 21 Nisan 2008'de belgelenmiş, tapu iptali kararı 17 Mart 2011'de kesinleşmiş, idareye 10 Ağustos 2012'de başvurulmuş ve dava 10 Ekim 2013'te açılmıştı. Kararda sayılan tarihlerin en geç olanı olan idari başvurudan dava tarihine kadar bile bir yıldan uzun süre geçmiştir. Hazinenin zamanaşımı def'ini ileri sürmüş olmasıyla birlikte Daire bir yıllık sürenin dolduğu sonucuna vardı.
Davacıların temyizi reddedildi, kısmi kabul hükmü Hazine lehine bozuldu
Daire, daha fazla gelir isteyen mirasçıların temyiz itirazlarını, delillerin mahkemece takdir edildiği ve takdirde isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle reddetti. Hazinenin temyizini ise kabul etti. Mahkemenin zamanaşımı nedeniyle talebin tamamını reddetmesi gerekirken 10.000 TL yönünden kabul kararı vermesi bozma sebebi sayıldı ve karar 23 Haziran 2021'de oy birliğiyle verildi.
Hükmün uygulamadaki etkisi iki yönlüdür. İlk olarak ıslah tarihine göre yapılan ayrım anlamını yitirmiştir; bir yıllık süre dava açıldığı gün dolmuş olduğundan dava dilekçesindeki kısım da süre dışında kalmıştır. İkinci olarak beş yıllık genel süreye güvenerek bekleyen mirasçı, iyiniyetli zilyede karşı istemin tamamını yitirme riskiyle karşılaşır. Kötüniyetin ispatlanabildiği dosyalarda yirmi yıllık süre gündeme gelir; bu kararda ise Hazinenin konumu Daire tarafından kötüniyetle bağdaşmaz görülmüştür. Tapu ve paylaşım uyuşmazlıklarının genel akışı miras paylaşımı ve miras davaları sayfasında anlatılmıştır.
Mirasçılığın ve malın kimde olduğunun öğrenildiği tarih belgelenmelidir
TMK m. 639'daki bir yıllık süre, mirasçılığın ve tereke malının kimin elinde olduğunun öğrenilmesiyle işlemeye başladığından, bu iki bilginin hangi tarihte edinildiği dosyanın başında belgelenmelidir. Mirasçılık belgesinin alındığı tarih, tapu kayıtlarının incelendiği tarih ve zilyede yapılan ilk yazılı başvuru, sürenin başlangıcına ilişkin tartışmada belirleyici olabilir. Mirasçılık belgesinin hangi mercilerden ve hangi belgelerle alınabileceği veraset ilamı yazısında ele alınmıştır.
Malın kendisine ilişkin dava ile o maldan elde edilen gelirin iadesine ilişkin istem ayrı ayrı planlanmalıdır. Bu olayda mirasçılar tapu iptali davasını kazanmış, gelir istemini ise ayrı ve sonraki bir davaya bırakmıştı. Uygulamada sık karşılaştığımız tablo da budur: tapu davası sonuçlanınca gelir istemine geçilir, oysa bu kararda o bekleyiş sürenin dolmasıyla sonuçlanmıştır. Gelir isteminin tapu davasıyla birlikte ya da kendi süresi içinde ileri sürülmesi, zilyedin iyiniyetli olmadığı iddia edilecekse buna ilişkin olguların ayrıca delillendirilmesi gerekir.
Gaibin terekesinden gelir istenmesi hakkında sık sorulan sorular
Hazine her durumda iyiniyetli zilyet sayılır mı?
Daire bu kararda, gaiplik kararına dayanarak ve geri verme yükümlülüğüyle tescil edilen payları yöneten Hazinenin kötüniyetli olduğunun düşünülemeyeceğini belirtmiştir. Bu değerlendirme olayın olgularına dayanır; zilyedin terekenin başkasına ait olduğunu bildiğini gösteren olguların bulunduğu dosyalarda iyiniyet tartışması farklı sonuçlanabilir. İyiniyetli olmayan zilyede karşı TMK m. 639 yirmi yıllık süre öngörür.
Beş yıllık genel zamanaşımı neden uygulanmadı?
Kanun koyucu iyiniyetli zilyedin geri verme yükümlülüğünü TMK m. 585 ile açıkça miras sebebiyle istihkak davasının zamanaşımına bağlamıştır. Daire, ilk derece mahkemesinin Türk Borçlar Kanunu'nun 147. maddesine dayanan hesabını bu özel düzenleme karşısında isabetli bulmamış ve bir yıllık süreyi uygulamıştır.
On yıllık süre ne anlama gelir?
TMK m. 639, iyiniyetli davalıya karşı bir yıllık sürenin yanında mirasbırakanın ölümünden ya da vasiyetnamenin açılmasından başlayan on yıllık bir üst sınır da koyar. Mirasçılığını ya da malın kimde olduğunu geç öğrenen mirasçı bakımından bu üst sınırın ayrıca hesaplanması gerekir. Bu kararda ise uyuşmazlık bir yıllık süre üzerinden çözülmüştür.
Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır; her dosya kendi olgularıyla değerlendirilir.
Kararın tam metni
~4 dk okuma
Metin, Yargıtay Karar Arama resmî yayınından alınmıştır. Kaynakta açın
8. Hukuk Dairesi 2020/1849 E. , 2021/5424 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Taşınmaz Üzerinden Elde Edilen Gelirlerin Tahsili
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacılar vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacılar vekili; müvekkillerinin, muris ... ...'in mirasçıları olarak İstanbul ili, Gaziosmanpaşa ilçesi, 3067/3, 3069/1, 3711/7 parsel numaralı taşınmazların maliki olduğunu, bu gayrimenkuller hakkında murisin yasal nüfus kayıtlarına ulaşılamadığı ve mirasçıları tespit edilemediğinden bahisle Gaziosmanpaşa 3.Sulh Hukuk Mahkemesinin 1978/536 Esas, 1978/694 Karar sayılı hükmü ile kayyımlık kararı alındığını, dava konusu taşınmazların temsil ve idaresinin kayyıma geçtiğini, elde edilen gelirlerin Hazineye ait banka hesaplarına aktarıldığını, müvekkillerinin yasal mirasçı olduklarının belirlendiğini, tapuda gereken değişiklikleri yaptıklarını, geçmişe yönelik olarak dava konusu taşınmazlardan elde edilmiş gelirleri davalı İdareden 10.08.2012 tarihinde talep ettiklerini, ancak olumlu yanıt alamadıklarını belirterek, davacılara ait taşınmazlar üzerinden elde edilmiş tüm gelir tutarının fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 10.000,00 TL’nin, payları oranında müvekkillerine ödenmesini istemiş, 26.11.2015 tarihli ıslah dilekçesi ile de talebi 64.076,05 TL olarak artırmıştır. Davalı Hazine vekili; süresinde vermiş olduğu cevap dilekçesi ile zamanaşımı def’inde bulunarak davanın reddini savunmuştur. Mahkemece; ... ... isimli şahsa ait hisselerin, kayyımla idare edildikten sonra Hazine adına tescilinin sağlandığı, sonrasında davacı mirasçılar tarafından açılan tapu iptal ve tescil davası ile Hazine adına olan tapunun iptal edildiği ve davacılar adına tescilin yapıldığı, dolayısıyla ... ... mirasçısı olan davacıların taşınmazdan elde edilen gelirlere malik olarak hak kazandıkları, bilirkişi raporuna göre davalının taşınmazlardan elde ettiği gelirin 64.076,05 TL olduğunun belirlendiği, davacı tarafın 10.000,00 TL'yi dava dilekçesiyle talep ettiği, ıslah ile de talebini 64.076,05 TL’ye yükselttiği, ıslah dilekçesinden sonra davalının zamanaşımı def’inde bulunduğu, ıslah dilekçesinin 26.11.2015 tarihinde verildiği, buna karşılık taşınmazlardan elde edilen gelirin ise 12.08.2010 tarihinden öncesine ait bulunduğu sebebiyle Türk Borçlar Kanunu'nun 147.maddesi uyarınca 5 yıllık zamanaşımı süresinin gerçekleştiği belirtilerek 10.000,00 TL tazminat yönünden davanın kabulüne, fazlaya ilişkin istemin ise reddine karar verilmiş, hüküm davacılar ve davalı vekillerince temyiz edilmiştir. Dava, TMK’nin 585.maddesi uyarınca gaibin mirasından elde edilen gelirin geri verilmesi istemine ilişkindir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; dava konusu 3067/3 (eski 3067/1), 3069/1, 3711/7 (eski 2961/1) parsel sayılı taşınmazlarda hissesi bulunan ... ...’e 1995 yılında kayyım tayin edildiği, taşınmazlar kayyımla idare edildikten sonra Hazinenin istemiyle de Gaziosmanpaşa 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2004/265 Esas ve 2005/427 Karar sayılı ilamı ile ... ...’in TMK’nin 588.maddesi uyarınca gaipliğine, yukarıda sayılan taşınmazlardaki hisselerinin iptaline ve gaibe veya üstün hak sahiplerine karşı geri vermekle yükümlü olarak Hazine adına tesciline karar verildiği, kararın 11.04.2006 tarihinde kesinleştiği, 21.04.2008 tarihinde davacıların Gaziosmanpaşa 1.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2008/634 Esas, 2008/602 Karar sayılı mirasçılık belgesi ile ... ...’in mirasçısı olduklarının tespit edildiği, sonrasında davacıların 15.05.2008 tarihinde ... ...’in mirasçıları sıfatıyla TMK’nin 588/3.maddesi uyarınca dava açtığı ve dava konusu taşınmazlardaki Hazine adına tescil edilen hisselerin iptali ile adlarına tescilini talep ettiği, bu hususta Gaziosmanpaşa 3.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2008/221 Esas, 2010/106 Karar sayılı ilamıyla kabul kararı verildiği, kararın 17.03.2011 tarihinde kesinleştiği, davacıların 10.08.2012 tarihinde idareye müracaat ederek, dava konusu taşınmazlardan geçmişe yönelik olarak elde edilmiş olan tüm gelirlerin kendilerine ödenmesini istedikleri, 3067/3 parselden 25.11.2010 tarihine kadar 33.122,74 TL, 3069/1 parselden 10.03.1995-16.06.2010 arası 28.629,78 TL, 3711/7 parselden ise 10.03.1995-07.06.2010 arası 2.323,53 TL gelir elde edildiği anlaşılmaktadır. 1.Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2.TMK’nin 585.maddesi; “Gaip ortaya çıkarsa veya üstün hak sahibi olduklarını ileri sürenler bu sıfatlarını ispat ederlerse, tereke mallarını teslim almış olanlar, aldıkları malları zilyetlik kuralları uyarınca geri vermekle yükümlüdürler. İyiniyetli olanların üstün hak sahiplerine geri verme yükümlülükleri, miras sebebiyle istihkak davasına ilişkin zamanaşımı süresine tâbidir.” 639.maddesi ise; “Miras sebebiyle istihkak davası, davacının kendisinin mirasçı olduğunu ve iyiniyetli davalının terekeyi veya tereke malını elinde bulundurduğunu öğrendiği tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde mirasbırakanın ölümünün veya vasiyetnamenin açılmasının üzerinden on yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. İyiniyetli olmayanlara karşı zamanaşımı süresi yirmi yıldır.” şeklindedir. Bu doğrultuda; davacıların 21.04.2008 tarihinde alınan mirasçılık belgesi ile ... ...’in mirasçısı olduklarını belgeledikleri, dava konusu taşınmazlardaki Hazine adına tescil edilen murislerine ait payların iptali ve kendi adlarına tesciline ilişkin açtıkları kabul ile sonuçlanan davanın 17.03.2011 tarihinde kesinleştiği, 10.08.2012 tarihinde bu taşınmazlardan elde edilen gelirlerin geri ödenmesi için davalı idareye müracaat edildiği, eldeki davanın da 10.10.2013 tarihinde açıldığı göz önüne alındığında –Hazinenin kötü niyetli olduğu düşünülemeyeceğinden- az evvel kanun maddelerinde belirtilen 1 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu, davalının da zamanaşımı def’inde bulunduğu anlaşılmakla, Mahkemece zamanaşımı nedeniyle tüm talep yönünden ret kararı verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan (1) nolu bentte yazılı nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddine; (2) nolu bentte açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün, 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 29,20 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 30,10 TL'nin temyiz eden davacılardan alınmasına 23.06.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Bu alandaki diğer kararlar

Evlenmeden Önce İmzalanan Mirastan Feragat Sözleşmesi Geçerli mi? Eş Mirasçı Olur mu?
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 10.12.2025

Bakıcı Bakmazsa Tapu Geri Döner mi? Ölünceye Kadar Bakmada Fesih Yerine Ömür Boyu Gelir
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, 04.02.2026

Babaya Hakaret ve Vekâletin Kötüye Kullanılması Mirasçılıktan Çıkarma Sebebi Olur mu?
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 25.09.2024

