İlme Hukuk Logo
İLMEHUKUK BÜROSU
İLME HUKUK BÜROSU
Hemen AraRandevu Al
Eski bir daktiloya takılmış, üzerine henüz hiçbir şey yazılmamış boş kâğıt

Boş Senet ve Açığa İmza: Sonradan Doldurulan Senede Karşı Ne Yapılır?

Boş imzalanan senet sonradan anlaşmaya aykırı doldurulduğunda hangi savunma, hangi delille ve hangi mahkemede ileri sürülür: TTK m.680 karinesi, HMK m.201 senede karşı senetle ispat, beş günlük kambiyo itirazı, menfi tespit davası ve TCK m.209 şikâyeti.

Yayın
13 Eylül 2026
Okuma süresi
21 dk
Hukuk alanı
İcra İflas
Av. Mesut İLME — Yalova Barosu

Av. Mesut İLME

Yalova Barosu, sicil 287

Yayın
13 Eylül 2026
21 dk
okuma

Bir borç ilişkisinin başında, "nasılsa dolduracağız" denilerek altı imzalanmış ama tutarı, vadesi ya da alacaklısı yazılmamış bir senet elden çıkar. Aylar sonra aynı senet, konuşulandan çok daha yüksek bir rakamla, hiç anlaşılmamış bir vadeyle ya da adı bile duyulmamış bir üçüncü kişinin elinde icra takibine konu olur. Uygulamada boş senet ya da açığa imza denilen bu durum, hem kıymetli evrak hukukunun hem usul hukukunun hem de ceza hukukunun kesiştiği yerde durur ve her üç alanın kuralları birbirinden farklı işler. Bu yazı, boş bırakılan bir senedin sonradan doldurulmasının hukuken ne anlama geldiğini, "anlaşmaya aykırı dolduruldu" savunmasının hangi delillerle ve hangi mahkemede ileri sürülebileceğini, icra takibi başladığında beş günlük sürenin nasıl işlediğini, menfi tespit davasını ve Türk Ceza Kanunu'nun 209. maddesindeki suçu 2026 itibarıyla geçerli mevzuat ve Yargıtay uygulaması üzerinden anlatır.

Yazının sınırı bellidir: senedin hiç bulunmadığı bir borç ilişkisinde alacaklının elindeki delil sorunu senetsiz borcun ispatı yazısında; çek ve senet takibinin genel yapısı, karşılıksız çek ve kambiyo takibinin işleyişi ise çek ve senet hukuku sayfasında anlatılmıştır. Burada senet vardır, imza gerçektir ve tartışma senedin nasıl doldurulduğu üzerinedir.

Boş Senet ve Açığa İmza Ne Demektir?

Bono, Türk Ticaret Kanunu'nun 776. maddesinde sayılan unsurları taşıyan bir kambiyo senedidir: senet metninde "bono" ya da "emre yazılı senet" ibaresi, kayıtsız şartsız belirli bir bedeli ödeme vaadi, vade, ödeme yeri, lehtar, düzenlenme tarihi ve yeri ile düzenleyenin imzası. Uygulamada bu unsurların bir kısmı, çoğu zaman bedel, vade ya da lehtar hanesi boş bırakılarak yalnızca imza atılır ve senet karşı tarafa teslim edilir. Kanun bu duruma yabancı değildir. Türk Ticaret Kanunu'nun 680. maddesi poliçe için "açık poliçe"yi düzenler ve 778. maddenin ikinci fıkrasının (f) bendi aynı hükmün bonolara da uygulanacağını söyler. Öğretide bu senede açık bono ya da beyaz bono denir.

Açık bononun geçerli olabilmesi için iki şey gerekir: imza sahibinin senedi eksik hâliyle bilerek tedavüle çıkarmış olması ve boş bırakılan yerlerin nasıl doldurulacağına ilişkin, açık ya da örtülü bir doldurma anlaşması. Bu anlaşma çoğu kez sözlüdür: "Taksitleri ödemezsem kalan borç kadar yazılacak", "iş bitince fatura tutarı yazılacak", "kira teminatıdır, kira ödenmezse doldurulacak" gibi. Sorun tam da burada başlar. Doldurma anlaşması sözlü kaldığında, senet konuşulanın dışında doldurulduğunda bunu kanıtlamak imza sahibine düşer ve kanıt aracı olarak tanık, aşağıda görüleceği üzere, kural olarak kapalıdır.

Açığa imza kavramı bonoyla sınırlı değildir. İmzalı boş bir kâğıt, sonradan bir borç ikrarı, ibraname, kira sözleşmesi ya da istifa dilekçesi olarak da doldurulabilir. Ceza hukukundaki karşılığı, Türk Ceza Kanunu'nun 209. maddesinde düzenlenen açığa imzanın kötüye kullanılması suçudur ve senet olsun olmasın her imzalı boş kâğıdı kapsar. Buna karşılık Türk Ticaret Kanunu'nun 680. maddesindeki koruma yalnız kambiyo senetleri için işler; bu ayrım, aşağıdaki bölümlerde hangi yolun hangi belgeye açık olduğunu belirler.

Senedi Elinde Tutan Kim: Lehtar mı, Ciro ile Devralan mı?

Boş senet uyuşmazlığında verilecek ilk cevap, senedin şu anda kimin elinde olduğudur; çünkü Türk Ticaret Kanunu'nun 680. maddesi tam olarak bu ayrımı yapar. Maddenin lafzı şöyledir: "Tedavüle çıkarılırken tamamen doldurulmamış bulunan bir poliçe, aradaki anlaşmalara aykırı bir şekilde doldurulursa, bu anlaşmalara uyulmadığı iddiası, hamile karşı ileri sürülemez; meğerki, hamil poliçeyi kötüniyetle iktisap etmiş veya iktisap sırasında kendisine ağır bir kusur isnadı mümkün bulunmuş olsun."

Bu cümle iki farklı senaryo üretir:

  • Senet hâlâ lehtarın, yani doldurma anlaşmasının karşı tarafının elindeyse: Senedi düzenleyen, "anlaşmaya aykırı dolduruldu" savunmasını doğrudan ona karşı ileri sürebilir. Lehtar, anlaşmanın tarafıdır; kanunun koruduğu iyiniyetli hamil değildir. Tartışma bu noktada senedin geçerliliğine değil, ispata kayar.
  • Senet ciro yoluyla üçüncü bir kişiye geçmişse: Bu kişi senedi kötü niyetle edinmemiş ya da edinirken ağır kusurlu davranmamışsa, doldurma anlaşmasına aykırılık ona karşı ileri sürülemez. Senedi düzenleyen, yazılı tutarı ciro ile devralana ödemek zorunda kalır ve zararını ancak senedi anlaşmaya aykırı dolduran lehtardan ister. Kötü niyet ya da ağır kusur ise ispatlanması gereken bir olgudur: senedin tedavüle çıkarılırken boş olduğunu bilen, lehtarla ekonomik olarak iç içe olan ya da senedi olağan dışı koşullarda edinen kişi bu korumadan yararlanamaz.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 31.03.2026 tarihli ve 2025/5181 E., 2026/1847 K. sayılı kararına konu olayda, bir şirketin avukatı, şirket adına düzenlenmiş görünen bir bonoya dayanarak kambiyo takibi başlatmış; senedi imzalayan kişinin şirketi kambiyo taahhüdü altına sokma yetkisinin bulunmadığı anlaşılınca, senedin lehtarı olan avukatın yetki sınırlaması konusunda iyiniyetli üçüncü kişi sayılamayacağı, takip konusu senetten şirketin sorumlu tutulamayacağı belirlenmiş ve menfi tespit davası kabul edilerek alacaklı aleyhine yüzde yirmi kötü niyet tazminatına hükmedilmiştir. Karar, doğrudan doldurma anlaşmasına değil temsil yetkisine ilişkindir; ama "senedi düzenleyenle doğrudan ilişki içindeki lehtar, iyiniyetli hamil korumasına sığınamaz" ilkesini güncel bir örnekle gösterir.

Uygulamada bir de üçüncü bir ihtimal vardır: senet, tedavüle çıkarıldığında tam doldurulmuştu; sonradan bir rakam ya da tarih değiştirildi. Bu, açık bono değil tahrifattır ve hukuki sonuçları farklıdır. Tahrifatın ispatı bilirkişi incelemesiyle, kalem, mürekkep ve yazı karakteri karşılaştırmasıyla yapılır; doldurma anlaşmasına aykırılık ise, aşağıda görüleceği gibi, yazılı delil ister. İki iddia sık sık birlikte ileri sürülür ve mahkemeler ikisini ayrı ayrı inceler.

Sonradan Doldurulduğunu İspat Etmek: HMK m.201 ve Delil Başlangıcı

Boş senedin sonradan doldurulduğunu iddia eden kişi bir şeyi ispat etmek zorundadır: senedin verilme sebebi ile yazılı içeriği arasındaki farkı. İmza gerçek olduğu için senet, düzenleyen aleyhine bir borç ikrarı gibi işler; içeriğinin gerçeği yansıtmadığını söyleyen, bunu kanıtlamakla yükümlüdür. Bu noktada Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 201. maddesi devreye girer: "Senede bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler ikibinbeşyüz Türk Lirasından az bir miktara ait olsa bile tanıkla ispat olunamaz."

Maddedeki "az bir miktara ait olsa bile" ibaresi önemlidir. Senetle ispat zorunluluğunun genel eşiği, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 200. maddesine göre her yıl yeniden değerleme oranıyla güncellenir ve 2026 yılı için 41.000 TL'dir; bu eşiğin altındaki borçlar tanıkla ispatlanabilir. Ancak elde bir senet varsa bu eşik işlemez. Senedin bedeli birkaç bin lira da olsa, "aslında borç bu kadar değildi" ya da "bu senet teminat olarak verilmişti" iddiası tanıkla kanıtlanamaz. Uygulamada mahkemeler bu kuralı senede karşı senetle ispat diye özetler.

Kanun bu katı kuralı üç kapıyla yumuşatır:

  • Delil başlangıcı (HMK m.202): "Senetle ispat zorunluluğu bulunan hâllerde delil başlangıcı bulunursa tanık dinlenebilir." Delil başlangıcı, iddia konusu hukuki işlemi tamamen ispata yetmemekle birlikte onu muhtemel gösteren ve karşı tarafça verilmiş ya da gönderilmiş belgedir. Boş senet uyuşmazlığında en çok işe yarayan belgeler şunlardır: senedin teslim edildiği gün lehtarın yazdığı "senet teminat için alınmıştır" mesajı, tarafların taksit planını konuştuğu yazışmalar, senedin boş hâliyle çekilmiş ve karşı tarafa gönderilmiş fotoğrafı, lehtarın senet tutarını farklı gösteren makbuz ya da mutabakat yazısı, senedin dayandığı sözleşmede "teminat olarak boş senet verilmiştir" kaydı. Bu belgeler tek başına iddiayı ispatlamaz; ama tanık dinletmenin yolunu açar.
  • Karşı tarafın açık muvafakati (HMK m.200/2): Senet alacaklısı, tanık dinlenmesine açıkça itiraz etmezse hâkim tanık dinleyebilir. Uygulamada bu kapı nadiren açılır; ama karşı tarafın cevap dilekçesi dikkatle okunmalıdır.
  • Kanuni istisnalar (HMK m.203): Altsoy ile üstsoy, kardeşler, eşler, kayınbaba, kaynana ile gelin ve damat arasındaki işlemler; işin niteliğine ve tarafların durumuna göre senede bağlanmaması teamül olan işlemler; yangın, deniz kazası, deprem gibi senet alınmasında imkânsızlık bulunan hâller; hukuki işlemlerde irade bozukluğu ile aşırı yararlanma iddiaları ve üçüncü kişilerin muvazaa iddiaları tanıkla ispatlanabilir. Boş senet uyuşmazlıklarında en sık başvurulan bent, irade bozukluğudur: senedin baskı, tehdit ya da aldatma ile imzalatıldığı iddia ediliyorsa tanık dinlenebilir. Ancak "senet baskıyla imzalatıldı" iddiası ile "senet anlaşmaya aykırı dolduruldu" iddiası aynı şey değildir; ilkinde tanık dinlenebilir, ikincisinde dinlenemez. Dilekçede hangi iddianın ileri sürüldüğü bu yüzden belirleyicidir.

Aile içi ilişkilerde verilen boş senetler bu bakımdan ayrı bir yerde durur. Kardeşler, eşler ya da kayın hısımları arasında düzenlenen senette doldurma anlaşması tanıkla ispatlanabilir; miras paylaşımının teminatı olarak alınıp sonradan doldurulan senetler ise uygulamada hem hukuk hem ceza mahkemelerinin önüne sıkça gelir.

İcra Takibi Başladıysa: Kambiyo Takibinde Beş Günlük İtiraz

Boş senet uyuşmazlıklarının büyük çoğunluğu, senedi düzenleyenin kapısına bir ödeme emri geldiğinde ortaya çıkar. Bono, kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takibe konulur ve bu takipte itiraz düzeni ilamsız takipten farklıdır. Ödeme emrinin tebliğinden itibaren beş gün içinde, icra dairesine değil doğrudan icra mahkemesine başvurulur (İcra ve İflas Kanunu m.168). Sürelerin nasıl hesaplandığı, ilamsız takiple farklar ve itirazın sonuçları icra takibine itiraz yazısında ayrıntılı anlatılmıştır; burada boş senede özgü noktalar üzerinde durulacaktır.

İcra mahkemesine yapılabilecek iki tür itiraz vardır ve boş senet iddiası bunlardan yalnız birine girer:

İtiraz türüNe söylenirDayanakTakibe etkisi
İmzaya itiraz"Senetteki imza bana ait değil"İİK m.168/4, m.170Satıştan başka işlemleri durdurmaz; mahkeme itirazı ciddi bulursa takibi geçici olarak durdurabilir
Borca itiraz"İmza benim, ama borç yok / senet anlaşmaya aykırı dolduruldu / teminat senedidir"İİK m.168/5, m.169, m.169/aSatıştan başka işlemleri durdurmaz; haciz uygulanabilir

Boş senedin sonradan doldurulduğu iddiası bir borca itirazdır; çünkü imza inkâr edilmemektedir. Bu itirazın icra mahkemesinde kabul edilebilmesi için Kanun'un 169/a maddesi dar bir delil çerçevesi çizer: borcun bulunmadığı, ödendiği ya da ertelendiği ancak resmî bir belge ya da imzası alacaklı tarafından ikrar edilmiş bir belge ile ispatlanabilir. Tanık dinlenmez; yemin teklif edilemez; delil başlangıcı bile yetmez. İcra mahkemesi dar yetkili bir mahkemedir ve senedin arkasındaki ilişkiyi yargılamaz.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 26.09.2023 tarihli ve 2022/13389 E., 2023/5349 K. sayılı kararı bu çerçeveyi somut biçimde gösterir. Borçlu, senetlerin baskı ve tehditle boş olarak imzalatıldığını, düzenleme tarihinde tahrifat yapıldığını ve senedin kambiyo vasfını taşımadığını ileri sürmüştü. Bilirkişi incelemesinde tarih hanesinde iddia edilen değişikliğin bulunmadığı saptandı; mahkeme, senedin imza dışındaki zorunlu unsurlarının sonradan doldurulduğu iddiasının borca itiraz olduğunu, bunun ancak imzası ikrar edilmiş ya da resmî bir belgeyle ispatlanabileceğini, bu nitelikte delil sunulmadığını belirterek itirazı reddetti. İstinaf mahkemesi de bonoda boş bırakılan kısımların sonradan doldurulmasının mümkün olduğunu, anlaşmaya aykırı doldurma iddiasının yazılı belgelerle kanıtlanamadığını ekledi ve Yargıtay her iki kararı onadı.

Bu tablo iki pratik sonuç doğurur. Birincisi, icra mahkemesindeki itiraz reddedildiğinde takip kesinleşir; ama menfi tespit davası açma hakkı devam eder, çünkü icra mahkemesi kararı maddi anlamda kesin hüküm oluşturmaz. İkincisi, itiraz nedeniyle takip geçici olarak durdurulmuş ve sonra itiraz reddedilmişse borçlu, alacaklının talebi üzerine takip konusu alacağın yüzde yirmisinden az olmamak üzere tazminata mahkûm edilir (İİK m.169/a). Yani beş gün içinde elde yazılı delil yoksa, icra mahkemesinde borca itiraz etmek yerine doğrudan genel mahkemede menfi tespit davası açmak çoğu zaman daha doğru bir tercihtir. Beş günlük sürenin kaçırılması ise itiraz hakkını değil yalnızca icra mahkemesi yolunu kapatır; senedin arkasındaki ilişki genel mahkemede her zaman tartışılabilir.

Menfi Tespit Davası: Borçlu Olmadığını Mahkemede Tespit Ettirmek

Senedin anlaşmaya aykırı doldurulduğunu ileri süren kişinin asıl yolu, İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesinde düzenlenen menfi tespit davasıdır. Bu dava, icra takibinden önce de sonra da açılabilir ve borçlunun senet nedeniyle borçlu olmadığının, ya da yazılı tutarın yalnız bir kısmıyla borçlu olduğunun tespitini ister. İcra mahkemesinden farklı olarak genel mahkeme, senedin temelindeki ilişkiyi tam yargılamayla inceler: delil başlangıcı varsa tanık dinler, bilirkişi raporu alır, tarafların ticari defterlerini ve yazışmalarını değerlendirir.

Davanın icra takibiyle ilişkisi, davanın ne zaman açıldığına göre değişir ve bu fark uygulamada hayati önemdedir:

  • Takipten önce açılan dava: Mahkeme, talep üzerine, alacağın yüzde on beşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat karşılığında icra takibinin durdurulmasına ihtiyati tedbir yoluyla karar verebilir (m.72/2). Senedin doldurulduğunu öğrenen ama henüz takip başlamamış olan kişi için bu, hacizle karşılaşmadan sorunu mahkemeye taşımanın yoludur.
  • Takipten sonra açılan dava: İhtiyati tedbir yoluyla takip durdurulamaz. Mahkeme, yine yüzde on beşten az olmamak üzere teminat karşılığında, icra veznesine giren paranın alacaklıya ödenmemesine karar verebilir (m.72/3). Haciz devam eder; ancak satılan malın bedeli alacaklıya aktarılmaz, dava sonuna kadar bekletilir.

Menfi tespit davasında ispat yükü kural olarak davacı borçludadır; senedin sonradan doldurulduğunu, teminat amacıyla verildiğini ya da borcun yazılı tutardan az olduğunu o kanıtlar. Ancak Yargıtay uygulamasında bu yük, senedin verilme sebebi tartışmalı hâle geldiğinde alacaklıya kayabilir: senedin bir mal satışı ya da hizmet karşılığı verildiği ileri sürülüyorsa ve borçlu bu ilişkinin hiç kurulmadığını gösteren belgeler sunuyorsa, alacaklının senedin dayandığı ilişkiyi açıklaması ve kanıtlaması beklenir. Yukarıda anılan 11. Hukuk Dairesi kararında da alacağın geçerli bir hukuki ilişkiye dayandığını ispat yükünün senet alacaklısında olduğu ve bu yükün yerine getirilemediği belirtilmiştir.

Dava sonunda borçlu haklı çıkarsa, kötü niyetli ya da ağır kusurlu olduğu anlaşılan alacaklı, borçlunun uğradığı zararın tazminine mahkûm edilir ve bu tazminat alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz (m.72/4). Tersine dava reddedilirse ve takip ihtiyati tedbirle durdurulmuşsa, borçlu da alacaklının zararını ödemek zorundadır; bu tazminat da yüzde yirmiden az olamaz (m.72/5). Yüzde yirmi eşiği iki yönlü bir caydırıcılıktır ve dava açmadan önce delillerin gerçekçi biçimde tartılmasını gerektirir.

Menfi tespit davasında üç usul kuralı daha önemlidir:

  • Görevli mahkeme: Bono, Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen bir kıymetli evrak olduğundan bonoya dayalı menfi tespit davası Kanun'un 4. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca mutlak ticari davadır ve asliye ticaret mahkemesinde görülür; tarafların tacir olup olmaması sonucu değiştirmez. Asliye ticaret mahkemesinin bulunmadığı yerlerde asliye hukuk mahkemesi ticaret mahkemesi sıfatıyla bakar.
  • Arabuluculuk dava şartı: 7445 sayılı Kanun'la Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A maddesinde yapılan ve 1 Eylül 2023'te yürürlüğe giren değişiklikle, ticari nitelikteki menfi tespit, itirazın iptali ve istirdat davalarında dava açmadan önce arabulucuya başvurmak dava şartı hâline gelmiştir. Arabuluculuk son tutanağı dava dilekçesine eklenmezse dava usulden reddedilir. Arabuluculuk sürecinde geçen süre zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin işlemesini durdurur; ancak icra takibini durdurmaz.
  • Ödeme yapıldıysa istirdat: Takip sırasında haciz baskısıyla ödeme yapılmışsa menfi tespit davası, ödeme tarihinden itibaren bir yıl içinde açılacak istirdat davasına dönüşür (m.72/7). Ödemeden sonra menfi tespit davası açılamaz; kendiliğinden istirdat davasına dönüşen dava, ödenen paranın geri alınmasını hedefler.

Alacaklının senedi kötü niyetle doldurduğu ve mal kaçırma ihtimali bulunduğu hâllerde, borçlunun açacağı menfi tespit davasıyla birlikte alacaklının kendi alacağı için başvurabileceği ihtiyati haciz mekanizması da dosyada karşılıklı olarak işleyebilir; bu kurumun şartları ve yedi günlük itiraz süresi ihtiyati haciz yazısında anlatılmıştır.

Ceza Yolu: TCK m.209 Açığa İmzanın Kötüye Kullanılması

Boş senedin anlaşmaya aykırı doldurulması aynı zamanda bir suçtur. Türk Ceza Kanunu'nun 209. maddesi iki fıkradan oluşur ve iki fıkra birbirinden çok farklı iki durumu düzenler:

  • Birinci fıkra: "Belirli bir tarzda doldurulup kullanılmak üzere kendisine teslim olunan imzalı ve kısmen veya tamamen boş bir kağıdı, verilme nedeninden farklı bir şekilde dolduran kişi, şikayet üzerine, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır." Burada kâğıt, imza sahibi tarafından bilerek ve belirli bir amaçla teslim edilmiştir; suç, bu amacın dışına çıkılmasıdır.
  • İkinci fıkra: "İmzalı ve kısmen veya tamamen boş bir kağıdı hukuka aykırı olarak ele geçirip veya elde bulundurup da hukuki sonuç doğuracak şekilde dolduran kişi, belgede sahtecilik hükümlerine göre cezalandırılır." Burada kâğıt teslim edilmemiş, çalınmış, bulunmuş ya da başka bir amaçla elde tutulurken doldurulmuştur.

İkinci fıkradaki yollama, kambiyo senetleri söz konusu olduğunda ağır bir sonuç doğurur. Türk Ceza Kanunu'nun 210. maddesinin birinci fıkrasına göre özel belgede sahtecilik suçunun konusu emre veya hamile yazılı bir kambiyo senedi ise, resmî belgede sahtecilik hükümleri uygulanır. Bono emre yazılı bir senet olduğundan, hukuka aykırı biçimde ele geçirilen imzalı boş bir bononun doldurulması, Kanun'un 204. maddesindeki resmî belgede sahtecilik suçunun cezasıyla, yani iki yıldan beş yıla kadar hapisle karşılanır ve bu suç şikâyete bağlı değildir. Yargıtay, bu ağırlaştırılmış sonucun uygulanabilmesi için doldurulan senedin kambiyo senedi olmanın zorunlu unsurlarını taşımasını arar; unsurları eksik bir belge özel belge olarak kalır.

Birinci fıkradaki suç ise şikâyete bağlıdır. Şikâyet süresi, Türk Ceza Kanunu'nun 73. maddesi uyarınca fiilin ve failin öğrenildiği günden itibaren altı aydır; senedin doldurulduğu çoğu zaman ödeme emrinin tebliğiyle öğrenildiğinden bu süre, icra takibiyle birlikte işlemeye başlar. Şikâyete bağlı olduğu için suç, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 253. maddesi gereğince uzlaştırma kapsamındadır; soruşturma ve kovuşturma aşamalarında taraflara uzlaşma teklif edilir ve uzlaştırma girişimi süresince dava zamanaşımı durur. Suçun üst sınırı bir yıl olduğundan dava zamanaşımı sekiz yıldır ve kesilmelerle en çok on iki yıla uzar (TCK m.66/1-e, m.67/4).

Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin 02.06.2026 tarihli ve 2021/30527 E., 2026/5874 K. sayılı kararı bu suçun tipik görünümünü ve zamanla mücadelesini birlikte gösterir. Sanıklar, miras paylaşımının teminatı olarak katılanlardan boş hâlde imzalatarak aldıkları senedi aralarındaki anlaşmaya aykırı biçimde düzenleyip doldurmuş ve icra takibi başlatmıştı; yerel mahkeme nitelikli dolandırıcılık ve resmî belgede sahtecilik suçlarından beraat kararı vermişti. Daire, eylemin sabit olması hâlinde bir bütün olarak 209. maddenin birinci fıkrasındaki açığa imzanın kötüye kullanılması suçunu oluşturacağını belirtmiş; ancak sanıkların sorgusundan temyiz incelemesine kadar geçen sürede olağan dava zamanaşımı dolduğundan davanın düşmesine karar vermiştir. Aynı Daire'nin 08.06.2026 tarihli ve 2025/4873 E., 2026/6141 K. sayılı kararında da, beraatle sonuçlanan bir açığa imza davası, uzlaştırma girişiminde geçen sürenin zamanaşımını durdurduğu hesaba katıldığı hâlde olağanüstü dava zamanaşımının dolması nedeniyle düşmüştür. İki karar birlikte okunduğunda ortaya çıkan gerçek, ceza yolunun boş senet mağduru için tek başına yeterli bir çözüm olmadığıdır: ceza davası uzun sürer, suçun zamanaşımı kısadır ve icra takibi bu arada durmaz.

Ceza yargılamasında ispat konusunda Yargıtay'ın yerleşik yaklaşımı da bilinmelidir. Ceza hâkimi delilleri serbestçe takdir eder; ama açığa imzanın kötüye kullanılması suçunda, boş kâğıdın "belirli bir tarzda doldurulmak üzere" verildiği iddiasının, hukuk yargılamasındaki senetle ispat kurallarına koşut biçimde yazılı delille ortaya konması aranır. Yalnızca sanığın ikrarı, delil başlangıcı niteliğinde bir belge ya da tarafların yakın akraba olması gibi tanıkla ispatı mümkün kılan bir durum yoksa, senedin anlaşmaya aykırı doldurulduğu iddiası tanık beyanıyla ispatlanmış sayılmaz. Bu nedenle ceza şikâyeti, hukuk davasında kullanılacak yazılı deliller toplanmadan ve dilekçede bu delillere dayanılmadan yapılmamalıdır.

Ceza Şikâyeti ile Hukuk Davası Birlikte Nasıl Yürütülür?

Boş senet mağdurunun önünde üç yol vardır ve bunlar birbirini dışlamaz: icra mahkemesinde borca itiraz, genel mahkemede menfi tespit davası ve Cumhuriyet savcılığına şikâyet. Hangisinin önce, hangisinin nasıl kullanılacağı elde hangi delilin bulunduğuna bağlıdır.

  1. İlk beş gün: Ödeme emri tebliğ edildiğinde, elde alacaklının imzasını taşıyan ya da resmî nitelikte bir belge varsa icra mahkemesine borca itiraz edilir. Böyle bir belge yoksa itiraz, yüzde yirmi tazminat riskini taşıyan ve büyük olasılıkla reddedilecek bir başvuru olur; bu durumda süre, senedin kambiyo vasfına ya da imzaya ilişkin başka bir itiraz sebebi bulunup bulunmadığını incelemek için kullanılır.
  2. Delil toplama: Senedin teslim edildiği döneme ait yazışmalar, ödeme dekontları, sözleşmeler, senedin boş hâline ilişkin fotoğraf ya da mesajlar ve tanık listesi hazırlanır. Delil başlangıcı sayılabilecek her belge ayrı ayrı değerlendirilir; çünkü tanık dinletme imkânı bu belgelere bağlıdır.
  3. Arabuluculuk ve menfi tespit: Ticari nitelikteki uyuşmazlıkta önce arabulucuya başvurulur; anlaşma sağlanamazsa asliye ticaret mahkemesinde menfi tespit davası açılır ve teminat karşılığında icra veznesine giren paranın alacaklıya ödenmemesi için ihtiyati tedbir istenir.
  4. Ceza şikâyeti: Altı aylık şikâyet süresi içinde savcılığa başvurulur. Şikâyet dilekçesine hukuk davasındaki yazılı deliller eklenir; senedin doldurulma biçimine ilişkin bilirkişi incelemesi soruşturma aşamasında da istenebilir.
  5. Bekletici mesele: Hukuk hâkimi, ceza davasının sonucunu beklemek zorunda değildir; Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 165. maddesi uyarınca ceza davasını bekletici mesele yapıp yapmama konusunda takdir yetkisi vardır. Ceza mahkemesinin kesinleşen mahkûmiyet kararındaki maddi olgu tespitleri hukuk davasında güçlü bir delil oluşturur; beraat kararı ise kural olarak hukuk hâkimini bağlamaz, çünkü ceza yargılamasındaki "şüpheden sanık yararlanır" ilkesi hukuk davasındaki ispat ölçüsünden farklıdır.

Uygulamada en sık yapılan hata, ceza şikâyetini menfi tespit davasının yerine koymaktır. Şikâyet, icra takibini durdurmaz, hacizleri kaldırmaz ve savcılığın kovuşturmaya yer olmadığına karar vermesi hâlinde alacaklının elini güçlendirir. Ceza yolu, hukuk davasını destekleyen bir araç olarak planlandığında işe yarar.

Uygulamada Sık Karşılaşılan Boş Senet Senaryoları

Teminat senedi. Kira, tadilat, bayilik ya da mal alımı ilişkisinde "işler yolunda gitmezse" diye verilen boş senetler en yaygın örnektir. Teminat amacıyla verildiği ileri sürülen senette Yargıtay uygulaması, senedin bir sözleşmeye açıkça bağlanıp bağlanmadığına bakar. Senet üzerinde ya da ayrı bir belgede senedin hangi sözleşmenin teminatı olduğu yazılıysa, alacaklı önce o sözleşmeden doğan bir alacağının bulunduğunu kanıtlamak zorunda kalır. Yalnız "teminattır" yazılması tek başına yeterli sayılmayabilir; bu ibare, hangi ilişkinin teminatı olduğunu göstermelidir.

Taksitli satışta boş senet. Satıcı, taksit tutarlarını ayrı senetler yerine tek bir boş senetle güvence altına almak ister. Alıcı taksitlerin bir kısmını ödedikten sonra senet tüm bedel üzerinden doldurulursa, alıcı yaptığı ödemeleri dekontlarla göstererek borcun yazılı tutardan az olduğunu ispatlayabilir; ödeme dekontları ve satıcının düzenlediği makbuzlar, imzası ikrar edilmiş belge niteliğindeyse icra mahkemesinde de kullanılabilir.

İş ilişkisinde alınan boş senet. İşe girişte "zarar verirse" ya da "sözleşmeyi erken bırakırsa" gerekçesiyle işçiden boş senet alınması, iş hukukunda işverenin işçiyi koruyan emredici kurallara aykırı biçimde borç altına sokma girişimi olarak değerlendirilir. İşçi, senedin iş ilişkisi kapsamında alındığını işe giriş belgeleri, bordro ve işyeri yazışmalarıyla gösterebiliyorsa, senet iş ilişkisiyle bağlantılı bir delil başlangıcına kavuşur ve doldurma anlaşmasının tanıkla ispatı yolu açılır.

Ciro edilmiş senet. Lehtar, senedi doldurduktan sonra bir üçüncü kişiye ciro etmişse, o kişi kötü niyetli ya da ağır kusurlu olmadıkça senedi düzenleyen ona karşı doldurma anlaşmasını ileri süremez. Bu durumda düzenleyen, senedi ciro ile devralana öder ve zararını lehtardan tazminat davasıyla ister; lehtara karşı ayrıca ceza şikâyeti yapılabilir. Ciro ile devralanın lehtarla yakın ilişkisi, senedi vadesinden sonra ya da bedelsiz devralması gibi olgular kötü niyet göstergesi olarak dosyaya konur.

Kefil olarak atılan imza. Bonoda aval veren, düzenleyenle aynı sorumluluğu taşır. Boş senede aval imzası atan kişi, senedin sonradan doldurulmasında düzenleyenle aynı savunmalara sahiptir; ancak doldurma anlaşmasının tarafı çoğu zaman düzenleyen olduğundan, aval verenin bu anlaşmayı bildiğini ve kapsamını kanıtlaması daha güçtür.

Boş Senet Verilmek Zorundaysa Alınacak Önlemler

En güvenli yol boş senet vermemektir; ancak ticari hayatta bu her zaman mümkün olmaz. Verilmek zorunda kalınan senette şu adımlar ileride ispat sorununu büyük ölçüde çözer:

  • Doldurma anlaşmasını yazıya dökün. Senedin hangi ilişkinin teminatı olduğu, hangi koşulda ve en fazla hangi tutarla doldurulabileceği tek sayfalık bir protokolle iki tarafça imzalanmalıdır. Bu protokol, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 201. maddesindeki "senede karşı senet" gereğini doğrudan karşılar.
  • Boş bırakılan alanları asgaride tutun. Lehtar adı, düzenleme tarihi ve yeri hemen yazılmalı; boş kalan yalnız tutar ya da vade olmalıdır. Lehtar hanesi boş bırakılan senet, kimin eline geçerse onun adına doldurulabilir.
  • Ciroyu engelleyin. Senede "emre yazılı değildir" ya da "ciro edilemez" kaydı konulduğunda senet nama yazılı hâle gelir ve ancak alacağın devri hükümlerine göre devredilebilir; bu durumda senedi devralan kişi, düzenleyenin lehtara karşı ileri sürebileceği tüm savunmalarla karşılaşır. Türk Ticaret Kanunu'nun 681. maddesinin ikinci fıkrası bu imkânı tanır ve 778. madde yollamasıyla bonoya da uygulanır. Böylece iyiniyetli hamil koruması, yani boş senedin en tehlikeli sonucu, baştan devre dışı bırakılmış olur.
  • Senedin boş hâlini belgeleyin. Teslim anında senedin ön ve arka yüzünün fotoğrafı çekilip karşı tarafa mesajla gönderilmesi, hem senedin o andaki durumunu hem de teslim tarihini gösteren bir delil başlangıcı yaratır.
  • Her ödemede belge alın. Senedin güvence altına aldığı borç azaldıkça ödemeler banka yoluyla ve açıklamalı yapılmalı, senet bedelinin ödendiği bölüm için makbuz alınmalıdır. Borç tamamen ödendiğinde senedin aslı geri alınmalı; geri alınamıyorsa alacaklıdan senedin hükümsüz kaldığını belirten imzalı bir yazı istenmelidir.

Bu önlemlerin ortak amacı, ileride bir uyuşmazlık çıktığında "ne konuşulduğunu" anlatacak tanık aramak yerine "ne yazıldığını" gösterecek belgeye sahip olmaktır. İcra ve ticaret mahkemeleri, boş senet uyuşmazlıklarında bu belgeyi arar. Yalova ve çevresinde kambiyo senedine dayalı takip ve menfi tespit süreçlerinde izlenen yol icra ve iflas hukuku sayfasında anlatılmıştır.

Sık Sorulan Sorular

Boş senet imzalamak senedi geçersiz kılar mı?

Hayır. Türk Ticaret Kanunu'nun 680. maddesi, boş bırakılan unsurların sonradan doldurulmasına açıkça izin verir; senet, doldurulduğu hâliyle geçerli bir bonodur. Geçersizlik değil, senedin anlaşmaya aykırı doldurulduğu savunması ileri sürülebilir ve bu savunmanın ispatı senedi imzalayana düşer.

Senedin anlaşmaya aykırı doldurulduğunu tanıkla ispatlayabilir miyim?

Kural olarak hayır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 201. maddesi, senedin hüküm ve kuvvetini azaltacak iddiaların tutarı ne olursa olsun tanıkla ispatlanamayacağını söyler. Tanık ancak delil başlangıcı niteliğinde bir belge varsa, karşı taraf açıkça izin verirse ya da taraflar Kanun'un 203. maddesinde sayılan yakın akrabalık ilişkisi içindeyse dinlenebilir.

Ödeme emri geldi, beş gün içinde ne yapmalıyım?

Elinizde alacaklının imzasını taşıyan ya da resmî nitelikte bir belge varsa icra mahkemesine borca itiraz edin. Böyle bir belge yoksa icra mahkemesindeki itiraz büyük olasılıkla reddedilir ve takip durdurulmuşsa yüzde yirmi tazminat riski doğar; bu durumda beş gün, imzaya ya da senedin kambiyo vasfına ilişkin başka bir itiraz sebebinin bulunup bulunmadığını incelemek için kullanılmalı, asıl uyuşmazlık menfi tespit davasına taşınmalıdır.

Menfi tespit davası icra takibini durdurur mu?

Takipten önce açılmışsa mahkeme, alacağın yüzde on beşinden az olmamak üzere teminat karşılığında takibin durdurulmasına karar verebilir. Takipten sonra açılmışsa takip durdurulamaz; yalnızca icra veznesine giren paranın alacaklıya ödenmemesine karar verilebilir. Haczedilen mal satılabilir, ama bedeli dava sonuna kadar bekletilir.

Senedi dolduran kişiyi şikâyet edersem ceza alır mı?

Senedi size teslim ettiğiniz kişi, verilme nedeninden farklı biçimde doldurmuşsa Türk Ceza Kanunu'nun 209. maddesinin birinci fıkrası uyarınca üç aydan bir yıla kadar hapis cezası öngörülür; suç şikâyete bağlıdır ve altı aylık şikâyet süresi fiilin ve failin öğrenildiği günden başlar. Senet hukuka aykırı biçimde ele geçirilip doldurulmuşsa ikinci fıkra uygulanır ve bono söz konusu olduğunda resmî belgede sahtecilik hükümleri devreye girer. Her iki hâlde de savcılık, senedin belirli bir amaçla verildiğine ilişkin yazılı delil arar.

Senet başkasına ciro edilmişse ne olur?

Senedi ciro yoluyla devralan kişi kötü niyetli ya da ağır kusurlu değilse, senedin anlaşmaya aykırı doldurulduğu ona karşı ileri sürülemez; senet bedeli ona ödenir ve zarar, senedi dolduran lehtardan tazminat davasıyla istenir. Devralanın lehtarla yakınlığı, senedi bedelsiz ya da vadesinden sonra devralması gibi olgular kötü niyet göstergesi olarak kullanılabilir.

Menfi tespit davası açmadan önce arabulucuya gitmek zorunlu mu?

Bonoya dayalı menfi tespit davası mutlak ticari dava olduğundan, 1 Eylül 2023'ten itibaren dava açmadan önce arabulucuya başvurmak dava şartıdır. Arabuluculuk son tutanağı olmadan açılan dava usulden reddedilir; süreç, zamanaşımını durdurur ancak icra takibini durdurmaz.

Senet tutarı ödendikten sonra dava açılabilir mi?

Haciz baskısıyla ödeme yapılmışsa menfi tespit davası açılamaz; ancak ödeme tarihinden itibaren bir yıl içinde istirdat davası açılarak ödenen paranın geri alınması istenebilir. Açılmış bir menfi tespit davası sırasında ödeme yapılırsa dava kendiliğinden istirdat davasına dönüşür.

Sonuç

Boş senet, kanunun tanıdığı ama kanıt yükünü imza sahibinin omzuna bırakan bir araçtır. Türk Ticaret Kanunu'nun 680. maddesi senedin sonradan doldurulmasına izin verir ve iyiniyetli hamili korur; Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 201. maddesi senede karşı savunmayı tanık kapısına kapatır; İcra ve İflas Kanunu'nun 169/a maddesi icra mahkemesinde yalnız resmî ya da imzası ikrar edilmiş belgeyi kabul eder. Bu üç kural bir araya geldiğinde, "aslında böyle anlaşmamıştık" cümlesi tek başına hiçbir mahkemede sonuç doğurmaz. Sonuç doğuran şey, senedin verilme sebebini gösteren yazılı belge, ödeme kayıtları ve delil başlangıcı niteliğindeki yazışmalardır. İcra takibi başladığında beş günlük süre dikkatle kullanılmalı, asıl uyuşmazlık teminatlı ihtiyati tedbir talebiyle birlikte menfi tespit davasına taşınmalı, Türk Ceza Kanunu'nun 209. maddesine dayanan şikâyet ise hukuk davasını destekleyen bir adım olarak altı aylık süre içinde yapılmalıdır. Senet verirken alınacak birkaç basit önlem, doldurma anlaşmasının yazıya dökülmesi ve senede ciroyu engelleyen bir kayıt konulması, bu uzun ve pahalı yolun büyük bölümünü baştan gereksiz kılar.

Bu konuyla ilgili yazılar

Tüm İcra İflas yazıları