İlme Hukuk Logo
İLME HUKUK BÜROSUHukuka Güven, Geleceğe Adım
İLME HUKUK BÜROSU
Hemen AraRandevu Al
İcra İflas#ihtiyati haciz#icra hukuku#İİK

İhtiyati Haciz: Şartları, Teminat, İtiraz ve 7 Günlük Süre

İhtiyati haczin şartları, yetkili mahkeme, teminat rejimi, kararın on gün içinde icrası, yedi günlük tamamlayıcı merasim ve borçlunun itiraz yolu İİK m.257-267 çerçevesinde ele alınıyor.

8 Eylül 2026
17 dk okuma
ihtiyati haciz
Kepengi kilitli bir dükkân

Bir alacağın varlığını mahkeme önünde ispat etmek ile o alacağı fiilen tahsil edebilmek birbirinden farklı iki iştir. Dava ya da takip sürerken borçlunun malvarlığı eriyip giderse, yıllar sonra elde edilen ilam yalnızca kâğıt üzerinde kalır. İcra ve İflâs Kanunu'nun (İİK) Dokuzuncu Bab'ında düzenlenen ihtiyati haciz, tam olarak bu riski karşılamak için öngörülmüş geçici bir hukuki korumadır: alacaklı, henüz kesin bir haciz yetkisi doğmadan, borçlunun mallarına mahkeme kararıyla geçici olarak el konulmasını sağlayabilir.

İhtiyati haciz güçlü bir araçtır; ancak aynı ölçüde de sıkı süre ve şekil kurallarına bağlanmıştır. Kararın alınmasından sonra işleyen on günlük infaz süresi, infazdan sonra işleyen yedi günlük tamamlayıcı merasim süresi ve borçlunun yedi günlük itiraz süresi, uygulamada en sık hak kaybına yol açan üç eşiktir. Bu yazı, ihtiyati haczin şartlarını, teminat rejimini, kararın icrasını, itiraz yollarını ve haczin kendiliğinden kalkmasına yol açan hâlleri kanun metnine dayalı olarak ele alıyor.

İhtiyati Haciz Nedir, Hangi Amaca Hizmet Eder?

İhtiyati haciz, para alacaklarının tahsilini güvence altına almak amacıyla, mahkeme kararıyla borçlunun taşınır ve taşınmaz malları ile alacak ve diğer hakları üzerine geçici olarak konulan bir tedbirdir. Amacı, alacağı o an tahsil etmek değil, ileride yapılacak kesin haczin konusuz kalmasını önlemektir. Bu nedenle ihtiyati haciz konulan mallar kural olarak satılamaz; haciz, kesin (icrai) hacze dönüşmeden paraya çevirme aşamasına geçilemez.

İhtiyati haczi, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'ndaki ihtiyati tedbirden ayıran temel nokta konusudur. İhtiyati tedbir, çekişmeli şeyin muhafazası gibi geniş bir alanı kapsar; ihtiyati haciz ise yalnızca para alacakları bakımından uygulanır ve doğrudan icra hukukunun kurumlarıyla, özellikle haczin nasıl yapılacağına ilişkin hükümlerle işletilir. Bir başka fark da sonucundadır: koşulları gerçekleştiğinde ihtiyati haciz, ayrı bir işleme gerek kalmadan icrai hacze dönüşebilir.

Kurum, alacaklıya avantaj sağladığı kadar ona sorumluluk da yükler. Alacaklı, dava ya da takip henüz sonuçlanmadan borçlunun malvarlığına el konulmasını sağladığı için, sonradan haksız çıkması hâlinde doğan zararlardan sorumlu tutulur. Kanun bu dengeyi teminat yükümlülüğü ile kurar.

İhtiyati Haczin Şartları: İİK m.257

İİK m.257/1 kuralı açıktır: "Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir." Bu tek cümle, kurumun üç temel şartını birlikte içerir.

Alacağın para alacağı olması

İhtiyati haciz yalnızca para borçları için istenebilir. Bir malın teslimi, bir işin yapılması ya da bir eylemin durdurulması gibi talepler ihtiyati haczin konusu olamaz; bu tür talepler bakımından başvurulacak yol ihtiyati tedbirdir. Alacağın yabancı para cinsinden olması ihtiyati haczi engellemez; ancak talep ve karar, alacağın miktar bakımından belirlenebilir olmasını gerektirir.

Alacağın rehinle teminat altına alınmamış olması

Alacak bir rehinle güvence altındaysa, alacaklının önce rehnin paraya çevrilmesi yoluna gitmesi beklenir; bu durumda ayrıca ihtiyati haciz istenmesi kural olarak mümkün değildir. Buradaki mantık basittir: kanun koyucu, hâlihazırda bir güvencesi bulunan alacaklıya ikinci bir güvence sağlamak yerine, güvencesiz alacaklıyı korumayı tercih etmiştir. Buna karşılık kefalet, rehin niteliğinde bir güvence değildir; kefille temin edilmiş bir alacak için ihtiyati haciz istenmesinin önünde bu yönden bir engel bulunmaz.

Alacağın muaccel (vadesi gelmiş) olması

Kural, borcun vadesinin gelmiş olmasıdır. Vadesi gelmemiş bir borç için ihtiyati haciz istenmesi ancak kanunun saydığı iki istisnai hâlde mümkündür; bunlar aşağıda ayrıca ele alınıyor. Vade, sözleşmeden, senetten ya da kanundan doğabilir; ihtarla muaccel hâle gelen borçlarda ihtarın usulüne uygun yapılmış olması, talebin kabul edilebilirliği bakımından belirleyicidir.

Vadesi Gelmemiş Borçta İhtiyati Haciz: İki İstisnai Hâl

İİK m.257/2, vadesi gelmemiş borçtan dolayı ihtiyati haczin ancak iki hâlde istenebileceğini belirtir. Birincisi, "Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa" hâlidir. İkincisi ise şu şekilde kaleme alınmıştır: "Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadiyle mallarını gizlemeğe, kaçırmağa veya kendisi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlâl eden hileli işlemlerde bulunursa".

İkinci bende 2003 yılında eklenen "alacaklının haklarını ihlâl eden hileli işlemler" ifadesi uygulamada önemlidir; borçlunun fiilen kaçması aranmaksızın, malvarlığını alacaklıdan kaçırmaya yönelik muvazaalı devirler de bu kapsamda değerlendirilebilir. Ancak dikkat edilmesi gereken nokta, bu bendin bir kasıt unsuru içermesidir: işlemlerin "taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla" yapılmış olması gerekir. Salt bir taşınmaz satışı ya da olağan ticari işlem, tek başına bu şartı karşılamaz.

Bu iki hâlden birine dayanılarak ihtiyati haciz konulduğunda, kanun önemli bir sınır çizer: "Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder." Yani vadesinden önce doğan muacceliyet sonucu, yalnızca hakkında ihtiyati haciz kararı verilen borçluya özgüdür; aynı borcun kefili ya da diğer müteselsil borçluları bakımından borç muaccel hâle gelmez. Bu ayrımın gözden kaçırılması, kefile karşı erken başlatılan takiplerde itirazla karşılaşılmasına yol açar.

Yetkili Mahkeme ve Talebin İspatı: İİK m.258

İİK m.258/1 uyarınca ihtiyati hacze, İİK m.50'ye göre yetkili mahkeme tarafından karar verilir. m.50 ise para veya teminat borcu için takipte usul kanununun yetkiye ilişkin hükümlerinin kıyasen uygulanacağını, ayrıca "takibe esas olan akdin yapıldığı icra dairesi de takibe yetkilidir" kuralını getirir. Uygulamada bu, borçlunun yerleşim yeri mahkemesinin her hâlde yetkili olduğu; sözleşmeden doğan alacaklarda sözleşmenin ifa yeri ya da yapıldığı yer mahkemesinin de yetkili sayılabildiği anlamına gelir. Alacak davası hâlihazırda görülmekteyse, ihtiyati haciz talebi o davaya bakan mahkemeye yöneltilir.

İspat bakımından kanun, tam ispat aramaz. m.258/1'in devamı şöyledir: "Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur." Buradaki ölçüt, mahkemede kanaat uyandıracak düzeyde bir yaklaşık ispattır. Fatura, cari hesap ekstresi, sözleşme, teslim belgesi, e-posta yazışmaları ya da kambiyo senedi gibi belgeler bu kapsamda değerlendirilir. Senede bağlanmamış alacaklarda ispat konusunun nasıl kurulacağı ayrı bir tartışma alanıdır; bu konuda senetsiz borç ispatı başlıklı yazıda ele alınan deliller, ihtiyati haciz talebinin ekinde de işlevseldir.

m.258/2, mahkemenin "iki tarafı dinleyip dinlememekte serbest" olduğunu belirtir. Uygulamada talepler çoğunlukla borçlu dinlenmeden karara bağlanır; bunun sebebi, borçlunun haberdar olmasının tedbirin amacını boşa çıkarabilecek olmasıdır. Bu tercih, borçluya tanınan itiraz hakkının neden bu kadar merkezî olduğunu da açıklar.

Talebin reddi hâlinde kanun yolu

İhtiyati haciz talebinin reddi hâlinde alacaklı istinaf yoluna başvurabilir; bölge adliye mahkemesi bu başvuruyu öncelikle inceler ve verdiği karar kesindir (m.258/3). Burada dikkat edilmesi gereken asimetri şudur: talebin kabulüne karşı alacaklıya değil, borçluya tanınan yol itirazdır; reddine karşı ise alacaklının yolu doğrudan istinaftır.

Teminat ve Haksız İhtiyati Hacizde Sorumluluk: İİK m.259

İhtiyati haciz, henüz kesinleşmemiş bir alacak iddiasına dayanarak borçlunun malvarlığına müdahale ettiği için kanun, alacaklıya bir karşılık yükler. m.259/1: "İhtiyati haciz istiyen alacaklı hacizde haksız çıktığı taktirde borçlunun ve üçüncü şahsın bu yüzden uğrayacakları bütün zararlardan mesul ve Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 96 ncı maddesinde yazılı teminatı vermeğe mecburdur."

Maddedeki yollama, mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'na yapılmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.447/2 uyarınca, mevzuatta yürürlükten kaldırılan HUMK'a yapılan yollamalar, HMK'nın bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılır; dolayısıyla teminat bakımından bugün HMK'nın teminata ilişkin hükümleri uygulanır. Teminat nakit olarak yatırılabileceği gibi, mahkemenin kabul etmesi hâlinde kesin ve süresiz banka teminat mektubuyla da gösterilebilir.

Teminatın miktarı

Kanun, teminatın oranını belirlememiştir. Miktar, alacağın niteliği, haczedilecek malların değeri ve talebin dayandığı belgelerin gücü dikkate alınarak hâkim tarafından takdir edilir. Uygulamada belirli bir yüzde etrafında bir alışkanlık oluşmuş olsa da, sabit ve bağlayıcı bir oran bulunmadığını; her dosyada takdirin ayrıca yapıldığını göz önünde tutmak gerekir. Teminat miktarının somut olayla orantısız biçimde düşük belirlenmesi, borçlunun itiraz sebeplerinden biridir.

Teminattan muafiyet

Kanun iki hâlde teminat rejimini yumuşatır. m.259/2: "Ancak alacak bir ilama müstenid ise teminat aranmaz." m.259/3: "Alacak ilam mahiyetinde bir vesikaya müstenid ise mahkeme teminata lüzum olup olmadığını takdir eder." Yani mahkeme ilamına dayanan alacaklarda teminat istenmez; ilam niteliğindeki belgelere dayanan alacaklarda ise teminat aranıp aranmayacağı hâkimin takdirindedir.

Haksız ihtiyati hacizden doğan tazminat

Alacaklının hacizde haksız çıkması hâlinde, borçlunun ve hatta malı elinde haczedilen üçüncü kişinin uğradığı zararlardan sorumluluğu doğar. Kanun, bu davanın nerede görülebileceğini de kolaylaştırıcı biçimde düzenlemiştir: "Tazminat davası ihtiyati haczi koyan mahkemede dahi görülür." Bu, alacaklının haksızlığının ancak esas hakkındaki yargılamanın sonunda ortaya çıkabileceği düşünülerek getirilmiş pratik bir kolaylıktır. Tazminat talebinin dayanağı, zararın ve haksızlığın somut olarak ortaya konulmasıdır; ihtiyati haczin kaldırılmış olması tek başına tazminatı doğurmaz, uğranılan zararın ispatı gerekir.

Kararın İçeriği ve İcrası: On Günlük Süre

İİK m.260, ihtiyati haciz kararında bulunması gereken unsurları beş bent hâlinde sayar: alacaklının ve gerektiğinde temsilcisinin ve borçlunun adı, soyadı ve yerleşim yeri; haczin hangi belgelere dayanılarak ve ne miktar alacak için konulduğu; haciz konulmasının sebebi; haczolunacak şeyler; alacaklının zararı tazminle yükümlü olduğu ve gösterilen teminatın nelerden ibaret bulunduğu. Bu unsurların eksikliği, kararın icrası aşamasında sorun çıkarabilir.

On günlük infaz süresi

İhtiyati haciz kararı, kendiliğinden bir sonuç doğurmaz; icra edilmesi gerekir. m.261/1 bu konuda kesin bir süre koyar: "Alacaklı, ihtiyati haciz kararının verildiği tarihten itibaren on gün içinde kararı veren mahkemenin yargı çevresindeki icra dairesinden kararın infazını istemeye mecburdur. Aksi halde ihtiyati haciz kararı kendiliğinden kalkar."

Bu sürede dikkat edilmesi gereken üç ayrıntı vardır. Birincisi, sürenin başlangıcı kararın tebliği değil, verildiği tarihtir. İkincisi, sürenin korunması için icra dairesine infaz talebinde bulunmak yeterlidir; haczin fiilen on gün içinde tatbik edilmiş olması aranmaz. Üçüncüsü, talebin kararı veren mahkemenin yargı çevresindeki icra dairesine yapılması gerekir; başka bir icra dairesine yapılan talep süreyi korumaz. Süre kaçırıldığında karar ayrı bir işleme gerek olmaksızın kalkar.

Haczin tatbiki ve tutanak

m.261/2 uyarınca ihtiyati haciz kararları, haczin ne suretle yapılacağına dair m.79 ilâ m.99 hükümlerine göre icra edilir. Bu yollama sayesinde, taşınmazın tapuya şerhi, üçüncü kişideki alacakların haczi gibi işlemler kesin hacizdeki usulle yürütülür. m.261'in son fıkrası ise bir yetki kuralı getirir: infazla ilgili şikâyetler, infazı yapan icra dairesinin bağlı olduğu icra mahkemesine yapılır. Kararın kendisine yönelik itiraz ile infazına yönelik şikâyetin farklı mercilere yapılması, uygulamada sıkça karıştırılan bir noktadır.

m.262 uyarınca haczi icra eden memur bir tutanak düzenler; tutanakta haczolunan şeyler ve kıymetleri gösterilir ve tutanak derhal icra dairesine verilir. İcra dairesi, ihtiyati haciz tutanağının birer suretini üç gün içinde haciz sırasında hazır bulunmayan alacaklı ve borçluya, gerekiyorsa üçüncü kişiye tebliğ eder. Bu tebliğ, aşağıda ele alınan iki ayrı yedi günlük sürenin başlangıcı bakımından belirleyicidir.

İhtiyati Haczi Tamamlayan Merasim: Yedi Günlük Süre

İhtiyati haciz geçici bir korumadır; alacaklının bu korumayı kalıcı bir sonuca bağlaması beklenir. İİK m.264 bu yükümlülüğü düzenler ve uygulamada ihtiyati haczin en sık düştüğü noktadır.

m.264/1: "Dava açılmadan veya icra takibine başlanmadan evvel ihtiyati haciz yaptırmış olan alacaklı; haczin tatbikinden, haciz gıyabında yapılmışsa haciz tutanağının kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde ya takip talebinde (Haciz veya iflas) bulunmaya veya dava açmaya mecburdur." Sürenin başlangıcı, alacaklının haciz sırasında hazır bulunup bulunmamasına göre değişir; bu ayrımın gözden kaçırılması, süre hesabında hataya yol açar.

Ödeme emrine itiraz edilirse

Alacaklı süresinde takip başlatmışsa, borçlunun ödeme emrine itirazı yeni bir yedi günlük süre başlatır. m.264/2 uyarınca itiraz hemen alacaklıya tebliğ olunur; alacaklı tebliğ tarihinden itibaren yedi gün içinde icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasını istemeye veya mahkemede dava açmaya mecburdur. İcra mahkemesi itirazın kaldırılması talebini reddederse, alacaklının kararın tefhim veya tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde dava açması gerekir. Ödeme emrine itirazın sonuçları ve itirazın kaldırılması ile iptali arasındaki fark, icra takibine itiraz başlıklı yazıda ayrıntılı olarak ele alınmaktadır.

Dava sırasında konulan ihtiyati hacizde bir aylık süre

İhtiyati haciz, alacak davası mahkemede görülürken konulmuşsa ya da alacaklı m.264/1'e göre dava açmışsa, süre farklıdır. m.264/3: esas hakkında verilecek hükmün mahkemece tebliğinden itibaren bir ay içinde alacaklı takip talebinde bulunmaya mecburdur. Bu fıkra, yedi günlük sürenin dava yolunu seçen alacaklıya uygulanmadığını gösterir.

İhtiyati haciz hangi hâllerde hükümsüz kalır?

m.264/4, ihtiyati haczin hükümsüz kalacağı hâlleri topluca sayar: alacaklının bu süreleri geçirmesi, davasından yahut takip talebinden vazgeçmesi, takip talebinin kanuni sürelerin geçmesiyle düşmesi, dava dosyasının işlemden kaldırılıp bir ay içinde yenilenmemesi veya alacaklının davasında haksız çıkması. Bu hâllerden herhangi birinin gerçekleşmesi hâlinde ihtiyati haciz hükümsüz kalır ve ilgililer isterse gerekli yerlere bildirilir.

İcrai hacze dönüşme

Zincirin sonunda, ihtiyati haczin asıl işlevini gördüğü an gelir. m.264/5: borçlu süresi içinde ödeme emrine itiraz etmez veya itirazı icra mahkemesince kesin olarak kaldırılır ya da mahkemece iptal edilirse, ihtiyati haciz kendiliğinden icrai hacze inkılap eder. Bu dönüşüm için ayrı bir haciz işlemi yapılması gerekmez; ihtiyati haczin tarihi korunur ve bu tarih, hacze iştirak ile sıra cetveli bakımından alacaklının konumunu belirler. İhtiyati haczin gerçek değeri de büyük ölçüde buradan doğar: alacaklıya zaman önceliği kazandırır.

İhtiyati Haciz Kararına İtiraz: İİK m.265

Mahkeme çoğu zaman borçluyu dinlemeden karar verdiği için, kanun borçlunun savunma hakkını sonradan kullanmasına imkân tanır. m.265/1: "Borçlu kendisi dinlenmeden verilen ihtiyatî haczin dayandığı sebeplere, mahkemenin yetkisine ve teminata karşı; huzuriyle yapılan hacizlerde haczin tatbiki, aksi hâlde haciz tutanağının kendisine tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde mahkemeye müracaatla itiraz edebilir."

Bu fıkradan üç sonuç çıkar. Birincisi, itiraz yolu borçlu dinlenmeden verilen kararlara özgüdür; borçlu duruşmada dinlenmişse bu yol işlemez. İkincisi, süre borçlunun hacizde hazır bulunup bulunmadığına göre farklı başlar: hazır bulunduğu hacizlerde haczin tatbiki tarihinden, aksi hâlde haciz tutanağının tebliği tarihinden. Üçüncüsü, itiraz kararı veren mahkemeye yapılır; icra dairesine ya da icra mahkemesine yapılan başvuru bu yolu işletmez.

İtiraz sebepleri

Kanun itiraz sebeplerini üç başlıkta toplar: ihtiyati haczin dayandığı sebepler, mahkemenin yetkisi ve teminat. "Dayanılan sebepler" başlığı altında alacağın varlığı, muacceliyeti, rehinle temin edilmemiş olması ve m.257/2'deki istisnai hâllerin gerçekleşip gerçekleşmediği tartışılabilir. Mahkeme, m.265/3 uyarınca "gösterilen sebeplere hasren" inceleme yapar; yani itiraz dilekçesinde ileri sürülmeyen bir sebep re'sen dikkate alınmaz. Bu nedenle itiraz dilekçesinin kapsamı, sonucu doğrudan belirler.

İnceleme usulü

m.265/4 uyarınca itiraz eden, dilekçesine dayandığı bütün belgeleri bağlamaya mecburdur. Mahkeme, itiraz üzerine iki tarafı davet edip gelenleri dinledikten sonra, itirazı yerinde görürse kararını değiştirebilir veya kaldırabilir; iki taraf da gelmezse evrak üzerinde inceleme yapılarak karar verilir. Görüldüğü gibi inceleme kural olarak duruşmalıdır, ancak tarafların gelmemesi kararın verilmesini engellemez.

Üçüncü kişilerin itirazı

m.265/2, menfaati ihlâl edilen üçüncü kişilere de itiraz hakkı tanır: bu kişiler ihtiyati haczi öğrendikleri tarihten itibaren yedi gün içinde, haczin dayandığı sebeplere veya teminata itiraz edebilirler. Burada sürenin başlangıcı öğrenme tarihidir; bu, malı borçlunun elinde bulunan ancak mülkiyeti kendisine ait olan kişiler bakımından önemli bir güvencedir.

İstinaf ve icranın durmaması

m.265'in son fıkrası, itiraz üzerine verilen karara karşı istinaf yoluna başvurulabileceğini; bölge adliye mahkemesinin başvuruyu öncelikle inceleyeceğini ve verdiği kararın kesin olduğunu belirtir. Aynı fıkranın son cümlesi uygulama bakımından kritiktir: "İstinaf yoluna başvuru, ihtiyatî haciz kararının icrasını durdurmaz." Yani itirazı reddedilen borçlunun istinafa başvurması, mallarının üzerindeki haczi kendiliğinden kaldırmaz.

İhtiyati Haczin Kaldırılması ve Teminat Karşılığı Bırakma

Borçlunun elindeki tek yol itiraz değildir. Kanun, borçluya güvence göstererek haczi kaldırma imkânı da tanır. m.266: "Borçlu, para veya mahkemece kabul edilecek rehin veya esham yahut tahvilat depo etmek veya taşınmaz rehin yahut muteber bir banka kefaleti göstermek şartı ile ihtiyati haczin kaldırılmasını mahkemeden istiyebilir. Takibe başlandıktan sonra bu yetki, icra mahkemesine geçer."

Bu yol, itirazdan farklı bir mantığa dayanır: borçlu, alacağın varlığını tartışmak yerine, alacaklının güvencesini eşdeğer bir teminatla ikame eder. Ticari faaliyeti süren bir işletme bakımından, banka hesapları ya da ticari işletmeye ait araçlar üzerindeki haczin kaldırılmasında bu yol pratikte itirazdan daha hızlı sonuç verebilir. Fıkranın son cümlesindeki merci değişikliği de gözden kaçırılmamalıdır: takip başladıktan sonra talep, kararı veren mahkemeye değil icra mahkemesine yöneltilir.

Bunun yanında m.263, haczedilen malların borçluya veya üçüncü kişiye bırakılmasına imkân tanır: mallar istenildiği zaman para veya ayın olarak verilmek ve bu husus kıymetlerin depo edilmesi, icra memurunca kabul edilecek esham ve tahvilat, taşınır veya taşınmaz rehin ya da muteber bir banka kefaleti ile temin edilmek şartıyla borçluya; mal üçüncü kişi elinde haczedilmişse bir taahhüt senedi alınarak o kişiye bırakılabilir. Maddenin son cümlesi bir üst sınır koyar: "İstenilecek teminat her halde borç ve masraf tutarını geçemez."

İflasa Tabi Borçluda İhtiyati Haciz: İİK m.267

Borçlu iflasa tabi bir kişi ise ve alacaklı iflas yoluyla takip yolunu seçmişse, tamamlayıcı merasim farklı işler. m.267 uyarınca borçlu ödeme emrine itiraz ederse, itiraz hemen alacaklıya tebliğ olunur ve alacaklı tebliğ tarihinden itibaren yedi gün içinde ticaret mahkemesine başvurarak itirazın kaldırılmasıyla birlikte borçlunun iflasına karar verilmesini istemeye mecburdur. Borçlu ödeme emrine itiraz etmezse, bu durum da hemen alacaklıya tebliğ olunur ve alacaklı yine yedi gün içinde ticaret mahkemesine başvurarak iflas kararı istemek zorundadır.

Bu maddede sürenin kaçırılmasının sonucu, m.264/4'ün kıyasen uygulanmasıyla belirlenir: ihtiyati haciz hükümsüz kalır. İflas yolunu seçen alacaklı bakımından takvimin ayrı tutulması gerektiği, uygulamada gözden kaçan noktalardan biridir.

Kambiyo Senedine Dayalı Taleplerde İhtiyati Haciz

Çek, bono ve poliçe gibi kambiyo senetleri, ihtiyati haciz taleplerinde en sık dayanılan belgelerdir. Bunun sebebi ispat kolaylığıdır: senedin kambiyo vasfını taşıması, alacağın varlığı bakımından mahkemede kanaat oluşturmayı önemli ölçüde kolaylaştırır. Buna karşılık senedin kambiyo vasfını yitirmesi, örneğin zorunlu unsurlarından birinin bulunmaması ya da zamanaşımına uğraması hâlinde, talep yalnızca senede dayandırılarak sürdürülemez; alacağın temel ilişkisinin ayrıca ortaya konması gerekir. Kambiyo senetlerinin unsurları, zamanaşımı süreleri ve takip yolları hakkında ayrıntılı bilgi için çek ve senet hukuku sayfasına bakılabilir.

Bir başka pratik nokta, teminattan muafiyet tartışmasıdır. Kambiyo senedinin, m.259/3 anlamında "ilam mahiyetinde bir vesika" sayılıp sayılmayacağı tartışmalıdır; kanun bu hâlde teminata gerek olup olmadığının takdirini mahkemeye bırakmıştır. Dolayısıyla senede dayanan bir talepte teminattan muafiyet beklentisiyle hareket etmek yerine, teminat yatırılmasına hazırlıklı olmak daha güvenli bir yaklaşımdır.

Uygulamada Sık Yapılan Hatalar

İhtiyati haciz dosyalarında karşılaşılan hataların büyük kısmı hukuki değerlendirmeden değil, takvim ve merci yönetiminden kaynaklanır.

  • On günlük infaz süresinin kararın tebliğinden başlatılması. Süre kararın verildiği tarihten işler. Tebliği bekleyen alacaklı, henüz eline karar geçmeden süreyi tüketebilir.
  • İnfaz talebinin yanlış icra dairesine yapılması. Talep, kararı veren mahkemenin yargı çevresindeki icra dairesine yapılmalıdır. Borçlunun mallarının bulunduğu yerdeki daireye doğrudan başvurmak süreyi korumaz.
  • Yedi günlük tamamlayıcı merasim süresinin başlangıcının karıştırılması. Alacaklı hacizde hazır bulunmuşsa süre haczin tatbikinden, bulunmamışsa tutanağın kendisine tebliğinden işler.
  • Takip başlatmakla yükümlülüğün bittiğinin sanılması. Borçlu ödeme emrine itiraz ederse yeni bir yedi günlük süre doğar; bu süre kaçırılırsa ihtiyati haciz hükümsüz kalır.
  • İtiraz ile şikâyetin karıştırılması. Kararın kendisine itiraz, kararı veren mahkemeye; infaz işlemlerine yönelik şikâyet, infazı yapan icra dairesinin bağlı olduğu icra mahkemesine yapılır.
  • İtiraz dilekçesinde sebeplerin eksik gösterilmesi. Mahkeme yalnızca gösterilen sebeplerle sınırlı inceleme yapar; dilekçede yer almayan bir sebep sonradan değerlendirilmez.
  • İstinafın icrayı durduracağı beklentisi. İtiraz üzerine verilen karara karşı istinafa başvurmak, ihtiyati haczin icrasını durdurmaz.
  • Vadesi gelmemiş borçta muacceliyetin herkes için doğduğunun sanılması. m.257/3 uyarınca muacceliyet yalnızca borçlu hakkındadır; kefil bakımından borç muaccel hâle gelmez.

Sık Sorulan Sorular

İhtiyati haciz kararı ne kadar sürede alınır?

Kanun bir süre öngörmemiştir. Mahkeme tarafları dinleyip dinlememekte serbest olduğundan, borçlu dinlenmeden verilen kararlarda talep genellikle dosya üzerinden kısa sürede karara bağlanır. Mahkemenin duruşma açmayı tercih ettiği hâllerde süre uzar.

İhtiyati haciz konulan mal satılabilir mi?

Hayır. İhtiyati haciz geçici bir tedbirdir; malın paraya çevrilmesi, haczin icrai hacze dönüşmesinden sonra ve icra takibinin kendi kuralları çerçevesinde mümkün olur.

Borçlu ihtiyati hacizden nasıl kurtulabilir?

İki yol vardır. Birincisi m.265 kapsamında yedi gün içinde karara itiraz etmektir. İkincisi m.266 uyarınca para, rehin, esham, tahvilat, taşınmaz rehni veya muteber banka kefaleti göstererek haczin kaldırılmasını istemektir. İkinci yolda alacağın varlığı tartışılmaz; güvence ikame edilir.

Maaş hesabına ihtiyati haciz konulabilir mi?

İhtiyati haciz, haczin ne suretle yapılacağına ilişkin m.79-99 hükümlerine göre icra edilir. Bu yollama, maaş ve ücretlerin haczine ilişkin sınırlamaların ihtiyati hacizde de gözetilmesini gerektirir. Haczedilemeyen ya da kısmen haczedilebilen mal ve haklara ilişkin kurallar burada da geçerlidir.

İhtiyati haciz kararı için mutlaka teminat yatırmak gerekir mi?

Kural olarak evet. Ancak alacak bir ilama dayanıyorsa teminat aranmaz; ilam niteliğinde bir belgeye dayanıyorsa teminata gerek olup olmadığını mahkeme takdir eder.

Teminat olarak banka teminat mektubu verilebilir mi?

Mahkemenin kabul etmesi hâlinde evet. Uygulamada kesin ve süresiz teminat mektupları kabul edilmektedir; nakit teminat da her zaman mümkündür.

İhtiyati haciz kararı reddedilirse ne yapılabilir?

Alacaklı istinaf yoluna başvurabilir. Bölge adliye mahkemesi başvuruyu öncelikle inceler ve verdiği karar kesindir.

Üçüncü kişinin malı haczedilirse ne olur?

Menfaati ihlâl edilen üçüncü kişi, ihtiyati haczi öğrendiği tarihten itibaren yedi gün içinde haczin dayandığı sebeplere veya teminata itiraz edebilir. Ayrıca haksız haciz nedeniyle uğradığı zararlar bakımından m.259 çerçevesinde alacaklının sorumluluğu gündeme gelebilir.

İhtiyati haciz tarihinin sıra cetvelindeki önemi nedir?

Koşulları gerçekleştiğinde ihtiyati haciz kendiliğinden icrai hacze dönüşür ve ihtiyati haczin tarihi korunur. Bu tarih, hacze iştirak ve sıra bakımından alacaklının konumunu belirlediği için, ihtiyati haczin erken tarihli olması alacaklıya somut bir üstünlük sağlar.

İhtiyati haciz talebi hangi belgelerle desteklenmelidir?

Alacağın varlığı ve gerektiğinde haciz sebepleri hakkında mahkemede kanaat oluşturacak her türlü belge sunulabilir: sözleşme, fatura, irsaliye, cari hesap ekstresi, kambiyo senedi, yazışmalar ve ödeme kayıtları. Belgelerin bir bütün olarak alacağın varlığını göstermesi beklenir.

Sonuç ve Değerlendirme

İhtiyati haciz, alacaklı bakımından hızlı ve etkili; borçlu bakımından ise ağır sonuçlar doğurabilen bir kurumdur. Kanun bu dengeyi üç mekanizmayla kurar: alacaklıdan teminat istenmesi ve haksız çıkması hâlinde sorumluluğu, borçluya tanınan yedi günlük itiraz hakkı ve teminat göstererek haczi kaldırma imkânı, bir de alacaklıyı geçici korumayı kalıcı bir sonuca bağlamaya zorlayan tamamlayıcı merasim yükümlülüğü.

Pratikte belirleyici olan, hukuki tartışmadan çok takvimdir. Kararın verildiği tarihten itibaren on gün, haczin tatbiki ya da tutanağın tebliğinden itibaren yedi gün, ödeme emrine itirazın tebliğinden itibaren yedi gün, dava yolunda hükmün tebliğinden itibaren bir ay ve borçlu bakımından yedi günlük itiraz süresi — bu eşiklerin herhangi birinin kaçırılması, geriye dönüşü olmayan sonuçlar doğurabilir. İcra takibinin ilerleyen aşamaları ve yerel uygulamalar bakımından ayrıntılı bilgi için icra ve iflas hukuku alanındaki çalışmalarımız incelenebilir.

Her dosyanın kendine özgü koşulları bulunduğundan, bu yazıdaki genel açıklamalar somut bir uyuşmazlık bakımından hukuki görüş yerine geçmez. İhtiyati haciz talebinde bulunmadan ya da konulmuş bir hacze karşı harekete geçmeden önce, dosyadaki belgeler ve süreler bakımından bir değerlendirme yapılması yerinde olur.

Yazar

Av. Mesut İLME

İlme Hukuk & Danışmanlık kurucu avukatı. Aile, iş, ceza ve ticaret hukuku alanlarında 20+ yıl deneyim ile Yalova ve Türkiye genelinde online avukatlık hizmeti sunmaktadır.

Profili Görüntüle
Bilgilendirme: Bu makale yalnızca genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki tavsiye yerine geçmez. Somut bir uyuşmazlığınız için bir avukatla görüşmeniz önerilir.