Gece geç saatte, sulh ceza hâkimliğinin küçük odasında bir tutuklama kararı verilir. Ertesi sabah aile iki soruyla gelir: "İtiraz mı edelim, tahliye dilekçesi mi verelim?" ve "Ne kadar vaktimiz var?" İki yol da şüphelinin salıverilmesini hedefler; ama dayanakları, süreleri, kararı inceleyen merci ve kararın sonuçları birbirinden farklıdır. Yanlış yolun seçilmesi hakkı kaybettirmez, fakat zaman kaybettirir; tutuklulukta zaman da kişi hürriyetinden eksilen günler demektir.
Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) tutukluluğa karşı birbirini tamamlayan dört güvence kurar: tutuklama kararına itiraz, her aşamada yapılabilen salıverilme (tahliye) istemi, mahkemenin kendiliğinden yaptığı periyodik tutukluluk incelemesi ve tutuklamanın yerine geçebilecek adli kontrol tedbirleri. Bunların üstünde, iç hukuk yolları tükendiğinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru ve soruşturma ya da kovuşturma sona erdikten sonra tazminat yolu bulunur.
Tutuklama kararı kuvvetli şüphe, tutuklama nedeni ve ölçülülük birlikte varsa verilebilir
Kanun tutuklamayı üç koşula bağlar (CMK m.100/1): kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut deliller, kanunda sayılan bir tutuklama nedeni ve tedbirin işin önemiyle, beklenen ceza ya da güvenlik tedbiriyle ölçülü olması. Ölçülülük ayrı bir koşuldur; kanun, ölçülü olmayan durumda tutuklama kararının "verilemez" olduğunu açıkça söyler. Kaçma şüphesi ile delilleri karartma ya da tanık ve mağdur üzerinde baskı kurma şüphesi (m.100/2) tutuklama nedenlerinin ana gövdesidir.
Bazı suçlarda tutuklama nedeni var sayılabilir (m.100/3). Kasten öldürme, nitelikli cinsel saldırı, çocukların cinsel istismarı, uyuşturucu ticareti, yağma ve hırsızlık bu katalogdadır. Bu liste, tutuklamanın otomatik olduğu anlamına gelmez: 7331 sayılı Kanunla eklenen ifadeyle katalog suçlarda da şüphenin "somut delillere dayanan" kuvvetli şüphe olması aranır ve ölçülülük denetimi yine yapılır. Katalog suç isnadı, gerekçe yükünü hafifletir ama ortadan kaldırmaz.
Aynı madde bir de yasak koyar. Yalnız adli para cezası gerektiren suçlarda ve hapis cezasının üst sınırı iki yılı geçmeyen suçlarda tutuklama kararı verilemez; vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenen suçlar bu yasağın dışındadır (m.100/4). Üst sınırı iki yılı aşmayan bir suçtan tutuklama kararı verilmişse itirazın ilk dayanağı bu yasaktır.
Gerekçede dört unsur somut olgularla gösterilmelidir
Gerekçe yükümlülüğü CMK m.101/2'dedir: tutuklamaya, tutukluluğun devamına ve tahliye isteminin reddine ilişkin kararlarda dört unsurun "somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça" gösterilmesini ister: kuvvetli suç şüphesi, tutuklama nedeni, tedbirin ölçülülüğü ve adli kontrolün yetersiz kalacağı. Dördüncü unsur 2021'de eklenmiştir; hâkim, neden imza yükümlülüğü ya da yurt dışı yasağı gibi daha hafif bir tedbirin yetmeyeceğini de açıklamak zorundadır. Kararın içeriği şüpheliye sözlü olarak bildirilir ve bir örneği kendisine verilir.
Bu dört unsur, itiraz dilekçesinin iskeletini de belirler. "Suçun niteliği, mevcut delil durumu, kaçma şüphesi" gibi her dosyada tekrarlanan kalıp ifadeler, kanunun aradığı somut gerekçe değildir. Anayasa Mahkemesi de tutuklama kararlarında kalıp gerekçeyi kişi hürriyeti hakkı bakımından yeterli saymamaktadır. Uygulamada sık karşılaştığımız tablo, gerekçenin dört unsurdan yalnız ikisini karşılaması ve ölçülülük ile adli kontrolün yetersizliğinin hiç tartışılmamasıdır; itiraz bu boşluğu adlandırarak başlamalıdır.
Tutuklama sorgusunda müdafi zorunludur ve yakınlara haber verilir
Şüpheli ya da sanık, tutuklama istendiğinde kendi seçtiği ya da baronun görevlendireceği bir müdafiin yardımından yararlanır (CMK m.101/3). Sorguda müdafiin bulunması, itiraz dilekçesinin de ilk malzemesini sağlar: sorgu tutanağına geçen savunma, gösterilen belgeler ve hâkimin sorduğu sorular, kararın gerekçesiyle karşılaştırılacak metinlerdir. Hâkimin kararıyla, tutuklamaya ve tutuklamanın uzatılmasına ilişkin her karar tutuklunun bir yakınına ya da belirlediği bir kişiye gecikmeksizin bildirilir (m.107/1). Yabancı uyruklu şüphelinin tutuklanması, yazılı olarak karşı çıkmadıkça vatandaşı olduğu devletin konsolosluğuna da bildirilir. Tutuklamanın yakınlara bildirilmemesi, CMK m.141/1-h uyarınca tazminat sebepleri arasında yer alır.
Tutuklama kararına itiraz iki hafta içinde kararı veren mercie yapılır
Tutuklamaya karşı başvurulacak kanun yolu itirazdır (CMK m.101/5, m.267). Bu başvuru, hükme karşı istinaf ya da temyiz gibi bir üst mahkemeye doğrudan gönderilen bir dilekçe değildir; kanun, dilekçenin kararı veren hâkimliğe ya da mahkemeye verilmesini öngörür ve dosyayı inceleme merciine o gönderir.
Süre: öğrenmeden itibaren iki hafta
İtiraz, kararın öğrenildiği günden itibaren iki hafta içinde yapılır (CMK m.268/1). Bu süre 2 Mart 2024 tarihli 7499 sayılı Kanunla "yedi gün"den "iki hafta"ya çıkarılmıştır; eski kaynaklarda ve bazı dilekçe örneklerinde hâlâ yedi gün yazmaktadır. Karar şüphelinin yüzüne karşı verildiğinden süre çoğunlukla karar günü işlemeye başlar. Başvuru, dilekçeyle ya da zabıt kâtibine beyanda bulunup tutanağa geçirtilerek yapılabilir; tutuklu, bulunduğu kurumun müdürlüğüne de beyanda bulunabilir (m.263).
Adli tatil bakımından ihtiyatlı davranmak gerekir. Kanun, adli tatile rastlayan sürelerin işlemeyeceğini söylese de (CMK m.331/4) aynı maddenin ikinci fıkrası tutuklu işleri tatil boyunca da yürütülecek işler arasında sayar. İtirazın tatil sonuna ertelenebileceği varsayımıyla beklemek, sürenin kaçırıldığı tartışmasına kapı açar; güvenli yol, itirazı iki haftalık süre içinde, tatil gözetilmeden yapmaktır.
Merci: sulh ceza kararlarında asliye ceza hâkimi
İtirazı inceleyecek merci, kararı veren makama göre değişir. 7331 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten bu yana sulh ceza hâkimliğinin tutuklama ve adli kontrole ilişkin kararlarına karşı itirazı, hâkimliğin yargı çevresindeki asliye ceza mahkemesi hâkimi inceler (CMK m.268/3-b). Sulh ceza hâkimliğinin diğer kararlarında ise kural hâlâ "numara olarak izleyen sulh ceza hâkimliği" sistemidir (m.268/3-a). Kovuşturma evresinde asliye ceza mahkemesinin verdiği tutuklama kararına itirazı yargı çevresindeki ağır ceza mahkemesi, ağır ceza mahkemesinin kararına itirazı ise numara olarak izleyen ağır ceza dairesi inceler (m.268/3-c).
Merciin yanlış gösterilmesi itirazı geçersiz kılmaz. CMK m.264'e göre kanun yolunun ya da merciin belirlenmesinde yanılma başvuranın haklarını ortadan kaldırmaz; başvurunun yapıldığı yer dosyayı derhâl görevli mercie gönderir. Asıl risk merci değil süredir.
İnceleme: önce kararı veren hâkim, sonra merci
İtiraz dilekçesini alan hâkim ya da mahkeme, itirazı yerinde görürse kararını kendisi düzeltir; yerinde görmezse en çok üç gün içinde inceleme merciine gönderir (m.268/2). Merci, Cumhuriyet savcısından görüş alırsa bu görüş şüpheliye ya da müdafiine bildirilir ve üç gün içinde cevap verilebilir (m.270/2). Bu cevap hakkı, savcılık görüşünde ileri sürülen yeni bir iddiaya karşı yazılı olarak söz söyleme imkânı verir ve süresi içinde kullanılmalıdır.
Merci kural olarak duruşma yapmadan karar verir; gerekli görülürse savcı ve müdafi dinlenir (m.271/1). Karar mümkün olan en kısa sürede verilir ve merciin itiraz üzerine verdiği karar kesindir. Bunun tek istisnası, tutuklamayı ilk kez itiraz merciinin vermesidir: sulh ceza hâkimi tutuklama talebini reddetmiş, savcılığın itirazı üzerine asliye ceza hâkimi tutuklamaya karar vermişse bu yeni karara karşı da itiraz yoluna gidilebilir (m.271/4).
İtiraz başvurusu, kararın yerine getirilmesini kendiliğinden durdurmaz (m.269/1). Tutuklu, itiraz incelenirken tutukevinde kalır; kararı veren makam ya da inceleme merci, yerine getirmenin geri bırakılmasına karar verebilir (m.269/2).
Tahliye talebi soruşturma ve kovuşturmanın her aşamasında yapılabilir
Salıverilme istemi, halk arasındaki adıyla tahliye talebi, CMK m.104'te düzenlenir. Şüpheli ya da sanık, soruşturma ve kovuşturma evrelerinin her aşamasında salıverilmesini isteyebilir; bu istem herhangi bir süreye bağlı değildir. İtirazdan farkı da buradadır: itiraz belirli bir karara yöneltilir ve iki haftalık süreyle sınırlıdır; tahliye talebi ise tutukluluğun o günkü koşullarda sürdürülüp sürdürülmeyeceğinin yeniden değerlendirilmesini ister.
Merci, talep üzerine üç gün içinde istemin kabulüne, reddine ya da adli kontrol uygulanmasına karar verir (CMK m.105/1); örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarda bu süre yedi gündür. Karar duruşmada veriliyorsa savcının ve şüpheli ya da müdafiin görüşü alınır; duruşma dışında verilen kararlarda kanun görüş alınmamasını öngörür. Tahliye talebinin reddine karşı da itiraz edilebilir (m.104/2, m.105/1).
Soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısı, şüphelinin adli kontrol altına alınarak serbest bırakılmasını sulh ceza hâkiminden isteyebilir; şüpheli ve müdafii de aynı istemde bulunabilir (m.103/1). Savcı tutuklamanın artık gereksiz olduğu kanısına varırsa şüpheliyi kendiliğinden serbest bırakır; kovuşturmaya yer olmadığı kararıyla da şüpheli serbest kalır (m.103/2).
Dosya istinaf ya da temyiz aşamasındaysa tahliye istemi hakkındaki kararı bölge adliye mahkemesinin ya da Yargıtayın ilgili dairesi dosya üzerinden verir (m.104/3). Hükümle birlikte tutukluluğun devamına karar verilmiş sanık bakımından tahliye talebinin muhatabı, dosyanın o sırada bulunduğu mercidir.
İtiraz karara, tahliye talebi bugünkü koşullara yöneltilir
| Ölçüt | Tutuklama kararına itiraz | Tahliye (salıverilme) talebi |
|---|---|---|
| Dayanak | CMK m.101/5, m.267-271 | CMK m.104-105 |
| Süre | Öğrenmeden itibaren iki hafta | Süreye bağlı değil, her aşamada |
| Nereye verilir | Kararı veren hâkimlik ya da mahkeme | Dosyanın bulunduğu hâkimlik ya da mahkeme |
| Kim inceler | Sulh ceza kararında asliye ceza hâkimi; mahkeme kararında üst ya da izleyen mahkeme | Dosyayı yürüten merci |
| Karar süresi | Mümkün olan en kısa süre | Üç gün (örgüt suçlarında yedi gün) |
| Sonraki yol | Merci kararı kesin (ilk kez merci tutuklarsa itiraz açık) | Ret kararına itiraz edilebilir |
Pratikte iki yol birbirini dışlamaz. İlk günlerde yapılan itiraz, kararın kendisindeki hukuka aykırılığı (yasak, gerekçe eksikliği, ölçüsüzlük) öne çıkarır. Haftalar ya da aylar sonra yapılan tahliye talebi ise değişen koşullara dayanır: tanıkların dinlenmiş olması, delillerin toplanmış olması, sağlık durumunun ağırlaşması, tutuklulukta geçen sürenin muhtemel cezaya göre uzaması gibi.
Tutukluluk otuz günü aşmayan aralıklarla resen incelenir
Tutuklu kişinin talebi olmasa da tutukluluk kendiliğinden ve düzenli olarak denetlenir. Soruşturma evresinde şüphelinin tutukevinde bulunduğu süre içinde ve en geç otuzar günlük aralıklarla, tutukluluğun devamının gerekip gerekmediğine Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi karar verir (CMK m.108/1). 2013'teki değişiklikten bu yana periyodik denetim kanun metnine göre "şüpheli veya müdafii dinlenilmek suretiyle" yapılır. Şüpheli de aynı süre içinde incelemeyi kendisi isteyebilir (m.108/2).
Kovuşturma evresinde mahkeme, tutuklu sanığın durumunu her oturumda, koşullar gerektirdiğinde oturumlar arasında ya da otuz günlük süre içinde kendiliğinden inceler (m.108/3). Her inceleme kararı da m.101/2'deki dört unsuru somut olgularla göstermek zorundadır; önceki kararın gerekçesini aynen tekrar eden devam kararları, gerekçe yükümlülüğünü karşılamaz. Tutukluluğun devamına ilişkin bu kararlara karşı da itiraz yolu açıktır (m.104/2).
Dosya üzerinden incelemenin anayasal sınırı
Otuz günlük periyot kanunda bellidir, fakat incelemenin ne sıklıkla duruşmalı yapılacağı ayrı bir sorudur. Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü 5 Ekim 2023 tarihli kararında (B. No: 2020/15221) tutuklu sanığın tutukluluk durumunun iki ayı aşan bir süre boyunca hâkim önüne çıkarılmadan, yalnız dosya üzerinden incelenmesini olağan dönemde kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlali saymıştır. Olayda o dönem uygulanan özel düzenlemedeki doksan günlük süreye uyulmuştu; Mahkeme yine de kanuni sürenin tek başına yeterli olmadığını, ölçütün tutuklu kişinin makul aralıklarla hâkim önüne çıkarılması olduğunu belirtmiştir. Kararın ayrıntıları duruşmasız tutukluluk incelemesinde makul süre sınırı incelemesinde yer alır.
Kararın iki tespiti uygulamada doğrudan kullanılabilir. Birincisi, salgın gibi olağanüstü koşullar ses ve görüntü bağlantısıyla (SEGBİS) duruşma yapma imkânı varken sözlü dinlenilme hakkının uzun süre askıya alınmasını haklı kılmamıştır. İkincisi, tutukluluk incelemesi için açılan duruşmaya bütün sanıkların katılması gerekmez; mahkeme yalnız tutuklu sanığı ve müdafiini dinleyerek duruşmalı inceleme yapabilir. Uzun aralıklarla dosya üzerinden yapılan incelemelerin tarihleri bu yüzden tek tek kaydedilmelidir; iki ayı aşan bir boşluk hem duruşmalı inceleme talebinin hem de ileride bireysel başvurunun dayanağı olur.
Tutukluluk süresi kanunda üst sınıra bağlanmıştır
Kanun tutukluluğun ne kadar sürebileceğini işin görevli mahkemesine göre sınırlar (CMK m.102). Ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde tutukluluk en çok bir yıldır ve zorunlu hâllerde gerekçe gösterilerek altı ay uzatılabilir. Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde süre en çok iki yıldır; zorunlu hâllerde uzatılabilir, ancak uzatma sürelerinin toplamı üç yılı, TCK'nın devletin güvenliğine ve anayasal düzene karşı suçlar ile milli savunmaya ve devlet sırlarına ilişkin bölümlerinde yer alan suçlarla Terörle Mücadele Kanunu kapsamındaki suçlarda beş yılı geçemez. Böylece ağır ceza işlerinde tutukluluk en çok beş yıla, sayılan suçlarda en çok yedi yıla ulaşabilir.
Soruşturma evresi için ayrı ve daha kısa sınırlar vardır (m.102/4). Ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde soruşturmadaki tutukluluk altı ayı, ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde bir yılı geçemez. Yukarıda anılan suçlar, terör suçları ve toplu olarak işlenen suçlarda bu süre en çok bir yıl altı aydır ve gerekçe gösterilerek altı ay daha uzatılabilir. Süreler, fiili işlediği sırada on beş yaşını doldurmamış çocuklarda yarı oranında, on sekiz yaşını doldurmamış çocuklarda dörtte üç oranında uygulanır (m.102/5).
| İşin türü | Soruşturmada üst sınır | Toplam üst sınır |
|---|---|---|
| Ağır ceza görevine girmeyen işler | 6 ay | 1 yıl + zorunlu hâlde 6 ay uzatma |
| Ağır ceza görevine giren işler | 1 yıl | 2 yıl; uzatmaların toplamı en çok 3 yıl (en çok 5 yıl) |
| TCK İkinci Kitap Dördüncü Kısım 4-7. bölüm suçları, Terörle Mücadele Kanunu suçları | 1 yıl 6 ay + 6 ay uzatma (toplu suçlar da) | 2 yıl; uzatmaların toplamı en çok 5 yıl (en çok 7 yıl) |
Uzatma kararları savcının, şüpheli ya da sanık ile müdafiinin görüşü alındıktan sonra verilir (m.102/3). Azami süre dolduğu için salıverilen kişi hakkında adli kontrol uygulanabilir (m.109/7). Bu adli kontrolün ihlali yeniden tutuklamaya yol açabilir; ancak bu durumda yeni tutuklama ağır ceza işlerinde dokuz aydan, diğer işlerde iki aydan fazla olamaz (m.112/2).
Azami süreler bir üst sınırdır, hedef değildir. Tutukluluğun makul süreyi aşıp aşmadığı, kanuni sınır dolmadan da tartışılabilir; Anayasa m.19/7 tutuklu kişinin makul sürede yargılanmayı ve soruşturma ya da kovuşturma sırasında serbest bırakılmayı isteme hakkını güvence altına alır. Tahliye taleplerinde tutukluluk süresinin, suçlamaya göre beklenen ceza ve o cezanın infaz rejimiyle karşılaştırılması bu yüzden güçlü bir ölçülülük argümanıdır. Muhtemel cezanın koşullu salıverilme ve denetimli serbestlik hesabı infaz hesaplama aracıyla yapılabilir; tutuklulukta geçen günlerin bu hesaptan nasıl düşüldüğü de aynı sayfada açıklanır.
Adli kontrol tutuklamanın daha hafif ve ölçülü alternatifidir
Tutuklama nedenleri varken kişiyi özgürlüğünden yoksun bırakmadan soruşturmanın ve kovuşturmanın güvenliğini sağlamaya yönelik tedbirin adı adli kontroldür (CMK m.109/1). Tutuklama yasağı bulunan hâllerde de adli kontrol uygulanabilir (m.109/2). Her tutuklama kararında adli kontrolün neden yetersiz kalacağının gösterilmesi şartı da bu ilişkiden doğar: önce hafif tedbir düşünülür, yetmeyeceği somut olarak gösterilirse tutuklamaya geçilir.
Hâkim on iki yükümlülükten birini ya da birkaçını seçebilir
Yükümlülükler CMK m.109/3'te tek tek sayılmıştır. Hâkim bunlardan birini ya da birkaçını birlikte uygulayabilir:
- Yurt dışına çıkamamak.
- Hâkimin belirlediği yerlere belirli aralıklarla başvurmak (uygulamada karakolda imza).
- Belirlenen merci ya da kişilerin çağrılarına ve meslek ya da eğitimle ilgili kontrol tedbirlerine uymak.
- Taşıt kullanamamak ve gerektiğinde sürücü belgesini teslim etmek.
- Bağımlılıktan arınmak amacıyla, hastaneye yatmak dâhil, tedavi ya da muayene tedbirlerine tâbi olmak.
- Parasal durumu gözetilerek belirlenen bir güvence miktarını yatırmak.
- Silah bulundurmamak ya da taşımamak ve gerekirse silahları adli emanete teslim etmek.
- Mağdurun haklarını güvence altına almak üzere hâkimin belirlediği parayı ayni ya da kişisel güvenceye bağlamak.
- Aile yükümlülüklerini yerine getireceğine ve mahkûm olduğu nafakayı düzenli ödeyeceğine güvence vermek.
- Konutunu terk etmemek.
- Belirli bir yerleşim bölgesini terk etmemek.
- Belirlenen yer ya da bölgelere gitmemek.
Ağır hastalık ya da engellilik nedeniyle ceza infaz kurumunda hayatını yalnız idame ettiremeyen şüpheli ile gebe ya da doğumdan itibaren altı ay geçmemiş kadın şüpheli bakımından kanun, tutuklama yerine adli kontrol kararı verilebileceğini ayrıca vurgular (m.109/4). Bu hâllerde ölçülülük tartışması somut sağlık belgeleriyle desteklenmelidir.
Adli kontrolün süresi, denetimi ve kaldırılması
Bu tedbir de süresiz değildir. CMK m.110/A'ya göre ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde adli kontrol en çok iki yıl sürer ve zorunlu hâllerde bir yıl uzatılabilir; ağır ceza işlerinde süre en çok üç yıldır ve zorunlu hâllerde uzatılabilir; uzatma sürelerinin toplamı üç yılı, terör ve devlet güvenliğine karşı suçlarda dört yılı geçemez. Çocuklar bakımından süreler yarı oranında uygulanır. Yükümlülüğün devamının gerekip gerekmediğine en geç dört aylık aralıklarla karar verilir (m.110/4).
Şüpheli ya da sanık adli kontrolün kaldırılmasını ya da değiştirilmesini isteyebilir; hâkim ya da mahkeme savcının görüşünü aldıktan sonra beş gün içinde karar verebilir (m.111/1). Bu kararlara itiraz edilebilir (m.111/2) ve sulh ceza hâkimliğinin adli kontrol kararlarına itirazı da tutuklamada olduğu gibi asliye ceza hâkimi inceler. Uzun süren bir imza yükümlülüğünün işe gidişi engellemesi ya da yurt dışı yasağının mesleki faaliyeti durdurması, değişiklik talebinin somut gerekçeleridir.
Yükümlülüklere isteyerek uymayan şüpheli ya da sanık hakkında, hükmedilebilecek ceza ne olursa olsun hemen tutuklama kararı verilebilir (m.112/1). Bu yaptırım karşısında tedbir hafife alınmamalıdır; imza günlerinin ve yasaklı bölgelerin yazılı olarak takip edilmesi gerekir.
Adli kontrolde geçen süre cezadan düşülür mü
Kural olarak adli kontrol altında geçen süre cezadan mahsup edilmez (m.109/6). İki istisna vardır: tedavi amacıyla hastaneye yatma dâhil tedavi ve muayene tedbirleri ile konutu terk etmeme yükümlülüğü. 7331 sayılı Kanunla eklenen cümleye göre konutu terk etmeme yükümlülüğü altında geçen her iki gün, mahsupta bir gün sayılır. İmza ve yurt dışı yasağı gibi tedbirlerin mahsubu konusundaki Anayasa Mahkemesi kararı adli kontrolde imza ve yurt dışı yasağının mahsubu incelemesinde ele alınmıştır.
Bireysel başvuru ve tazminat iç hukuk yolları tükendikten sonra gündeme gelir
İtirazlar reddedildiğinde ve tutukluluk sürdüğünde, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlali iddiasıyla Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yapılabilir. 6216 sayılı Kanun m.47/5'e göre başvuru, başvuru yollarının tüketildiği tarihten, başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içinde yapılmalıdır. Haklı mazereti nedeniyle süresinde başvuramayan kişi, mazeretin kalktığı tarihten itibaren on beş gün içinde ve mazeretini belgeleyerek başvurabilir.
Süre hesabı şikâyetin türüne göre değişir. Duruşmasız tutukluluk incelemesi şikâyetinde Anayasa Mahkemesi, müdahalenin kişinin hâkim önüne çıkarılmasıyla sona erdiğini ve başvurunun en geç bu tarihten itibaren otuz gün içinde yapılması gerektiğini kabul etmektedir; yukarıda anılan 2023 tarihli kararda da bu ölçüt uygulanmıştır. Kararın gerekçesine yönelik şikâyette ise itirazın reddine ilişkin kesin kararın öğrenilmesi belirleyicidir. Başvurunun kabul edilebilirlik şartları ve otuz günlük sürenin işleyişi Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru sayfasında ayrıntılı olarak anlatılır.
Haksız ya da hukuka aykırı tutuklama nedeniyle maddi ve manevi tazminat CMK m.141'de düzenlenir. Kanuna aykırı tutuklama, kanuna uygun tutuklamaya rağmen makul sürede yargılama mercii önüne çıkarılmama ve bu sürede hüküm verilmemesi, tutukluluktan sonra kovuşturmaya yer olmadığı ya da beraat kararı verilmesi ve tutuklulukta geçen sürenin verilen cezayı aşması bu hâller arasındadır. 7499 sayılı Kanunla, konutu terk etmeme ve tedavi yükümlülüklerinin uygulanmasından sonra kovuşturmaya yer olmadığı ya da beraat kararı verilmesi de tazminat sebebi olarak eklenmiştir. İstem, kararın kesinleştiğinin ilgiliye tebliğinden itibaren üç ay içinde ve en geç kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde yapılır (m.142/1); beraat, kovuşturmaya yer olmadığı kararı ve cezayı aşan tutukluluk hâllerinde başvuru, 6384 sayılı Kanundaki Tazminat Komisyonu usulüne tâbidir.
Etkili bir itiraz ve tahliye dilekçesi somut olgu üzerine kurulur
Dilekçenin gücü uzunluğundan gelmez. Merciin sorduğu soru dardır: tutuklamanın kanuni koşulları bugün hâlâ var mı ve adli kontrol neden yetmez? Dilekçe bu iki soruya dosyadaki belgelerle cevap verdiği ölçüde etkilidir. Ceza yargılamasının diğer aşamalarıyla birlikte genel çerçeve ceza hukuku sayfasında özetlenmiştir.
Kuvvetli şüphenin somut delille karşılaştırılması
Kararda dayanılan her delil tek tek ele alınmalı ve ne kanıtladığı sorgulanmalıdır. Bir tanık beyanı, HTS kaydı (geçmişe dönük iletişim kayıtları) ya da kamera görüntüsü fiili şüpheliye bağlıyor mu, yoksa yalnız olay yerinin yakınında bulunduğunu mu gösteriyor? Kararın gerekçesinde delil yerine yalnız "dosya kapsamı" ifadesi varsa, bu eksiklik dilekçede açıkça adlandırılmalıdır.
Tutuklama nedeninin somut dayanaktan yoksunluğu
Kaçma şüphesine karşı sabit adres, düzenli iş, aile bağları, pasaportun bulunmaması ya da daha önce çağrılara uyulmuş olması belgelenebilir. Delil karartma şüphesine karşı ise delillerin büyük ölçüde toplanmış olması, tanıkların dinlenmiş olması ve dijital materyalin incelenmiş olması ileri sürülebilir. Dosyalarda gördüğümüz kadarıyla en etkili tahliye talepleri, tutuklamadan sonra değişen bir olguyu (dinlenen tanık, gelen bilirkişi raporu, tamamlanan inceleme) tarih vererek gösteren taleplerdir.
Ölçülülük ve adli kontrol önerisi
Dilekçe, tutuklamanın yerine geçebilecek tedbiri somut olarak önermelidir: haftada belirli günlerde imza, yurt dışı yasağı, konutu terk etmeme ya da belirli bir yere gitmeme yasağı. Mağdura yaklaşma yasağına benzer bir sonuç, "belirlenen yer veya bölgelere gitmemek" yükümlülüğüyle sağlanabilir. Beklenen cezanın alt sınırı, olası indirimler ve tutuklulukta geçen sürenin bu cezaya oranı ölçülülük argümanını sayısal hâle getirir.
Kişisel koşullar belgeyle gelir
Sağlık raporu, bakıma muhtaç aile bireyini gösteren belge, öğrenci belgesi, iş yeri yazısı gibi belgeler dilekçeye eklenmelidir. Belgesiz anlatım, merciin önüne yalnız bir iddia koyar; belge ise ölçülülük değerlendirmesinde tartılabilecek bir olgu getirir.
Sık Sorulan Sorular
Tutuklamaya itiraz süresi kaç gündür?
İtiraz süresi, kararın öğrenildiği günden itibaren iki haftadır (CMK m.268/1). Bu süre 7499 sayılı Kanunla Mart 2024'te yedi günden iki haftaya çıkarılmıştır. Karar şüphelinin yüzüne karşı verildiği için süre çoğunlukla karar günü işlemeye başlar.
İtirazı reddedilen tutuklu yeniden tahliye talep edebilir mi?
Merciin itiraz üzerine verdiği karar kesin olsa da tahliye talebi süreye bağlı olmadığından tutuklu ya da müdafii her aşamada yeni bir salıverilme istemi sunabilir. Yeni talebin sonuç doğurma ihtimali, ilk karardan sonra değişen olguların gösterilmesine bağlıdır. Aynı gerekçeyle tekrarlanan talepler genellikle aynı gerekçeyle reddedilir.
Tutukluluk incelemesi kaç günde bir yapılır?
Tutukluluğun en geç otuzar günlük aralıklarla kendiliğinden incelenmesi CMK m.108'in gereğidir. Kovuşturma evresinde mahkeme bu incelemeyi ayrıca her duruşmada yapar. Anayasa Mahkemesi, incelemelerin iki ayı aşan süre boyunca tutuklu hâkim önüne çıkarılmadan yapılmasını olağan dönemde hak ihlali saymıştır.
Sulh ceza hâkimliğinin tutuklama kararına itirazı kim inceler?
2021'deki 7331 sayılı Kanun değişikliğinden bu yana bu itirazları yargı çevresindeki asliye ceza mahkemesi hâkimi inceler (CMK m.268/3-b). Dilekçe ise kararı veren sulh ceza hâkimliğine verilir; hâkimlik itirazı yerinde görmezse dosyayı en çok üç gün içinde asliye ceza hâkimine gönderir. Sulh ceza hâkimliğinin tutuklama ve adli kontrol dışındaki kararlarında izleyen numaralı sulh ceza hâkimliği sistemi sürmektedir.
Adli kontrol kararına da itiraz edilebilir mi?
Adli kontrol kararları da itiraz yoluna açıktır (CMK m.111/2). Bunun yanında şüpheli ya da sanık, yükümlülüğün kaldırılmasını ya da hafifletilmesini her aşamada talep edebilir ve merci bu talebe beş gün içinde karar verebilir. Yükümlülüğün devamı ayrıca en geç dört ayda bir resen değerlendirilir.
Tutuklu kalınan süre cezadan düşülür mü?
Gözaltında ve tutuklulukta geçen süreler, hükmedilen cezadan TCK m.63 uyarınca mahsup edilir. Adli kontrol tedbirlerinde ise kural mahsup edilmemesidir; konutu terk etmeme yükümlülüğünde her iki gün bir gün sayılır, tedavi tedbirlerinde de mahsup yapılır. Tutuklulukta geçen süre verilen cezayı aşarsa, aşan kısım için CMK m.141 kapsamında tazminat istenebilir.
Tutuklamadan sonraki ilk iki haftanın takvimi
Kararın verildiği gün iki şey yapılmalıdır: kararın tam metni ve gerekçesi alınmalı, iki haftalık itiraz süresinin son günü takvime yazılmalıdır. İlk hafta içinde dosyadaki deliller ve kararın dört unsuru karşılaştırılarak itiraz dilekçesi hazırlanır; tutuklama yasağı, katalog suç ve ölçülülük bu aşamada değerlendirilir. Sulh ceza hâkimliğinin kararı söz konusuysa dilekçe hâkimliğe verilir ve asliye ceza hâkimine gönderilip gönderilmediği izlenir; savcılık görüşü tebliğ edilirse üç günlük cevap süresi kullanılır.
İtiraz sonuçlandıktan sonra takip, periyodik incelemelere döner. Her otuz günlük incelemenin tarihi ve duruşmalı mı dosya üzerinden mi yapıldığı not edilmeli; iki aya yaklaşan duruşmasız bir dönem varsa duruşmalı inceleme talep edilmelidir. Değişen her olgu yeni bir tahliye talebinin konusu olur; itiraz yolu tükenmiş ve hak ihlali iddiası oluşmuşsa otuz günlük bireysel başvuru süresi ayrıca hesaplanır. Yalova ve çevresindeki ceza dosyalarında yürütülen bu süreçler hakkında bilgi Yalova ceza avukatı sayfasında yer alır.
Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır; her dosya kendi olgularıyla değerlendirilir.
Bu konuyla ilgili emsal kararlar

Askerliği reddetmeye çağıran bildiri neden halkı askerlikten soğutma değil aşağılama sayıldı?
Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 14.10.2024

Yüzdeki Yara İzi Ne Zaman Sabit İz Sayılır, Ceza Hangi Fıkradan Kurulur?
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 26.06.2018

Aile İçinde Farklı Tarihlerde Yaşanan Şiddet Olayları Eziyet Suçu Sayılır mı?
Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 16.02.2026
Bu konuyla ilgili yazılar

Adli Sicil Kaydı Nasıl Silinir? Arşiv Kaydı, Silinme Süreleri ve Memnu Hakların İadesi
12 Ekim 2026, 17 dk okuma

Mala Zarar Verme Suçu (TCK 151-152): Şikâyet, Nitelikli Hâller ve Taksirle Verilen Zarar
9 Ekim 2026, 17 dk okuma

Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karara İtiraz (CMK 173): İki Hafta, Sulh Ceza Hâkimliği ve Yeni Delil
8 Ekim 2026, 17 dk okuma

