Gece yarısına doğru bir sahil yürüyüş yolunda iki genç, bankta oturan birinden telefonunu "bir arama yapıp geri vereceğiz" diyerek istiyor; telefon verilmeyince biri mağdurun omzunu tutup bankta bastırıyor, diğeri telefonu cebinden alıyor. Aynı telefon bankın üzerinden sessizce alınsaydı dosya hırsızlık olarak açılır, bir yıldan üç yıla kadar hapis öngören temel ceza gece vakti nedeniyle TCK m.143 uyarınca yarı oranında artırılırdı. Omza konan el ise gece saatiyle birlikte aynı olayı on yıldan on beş yıla kadar hapis cezası öngören nitelikli yağmaya taşır. Ceza hukukunda iki suç arasındaki mesafe çoğu zaman tek bir hareketle ölçülür ve o hareketin ne zaman, hangi amaçla yapıldığı dosyanın bütün seyrini belirler.
Yağma, Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) malvarlığına karşı suçlar bölümünde yer alır ve hırsızlıkla aynı bölümü paylaşsa da kanun koyucu onu ayrı bir rejime bağlamıştır: daha yüksek ceza aralığı, ağır ceza mahkemesinin görevi, akraba arasındaki cezasızlığın dışlanması, zincirleme suç hükmünün uygulanmaması ve daha dar bir etkin pişmanlık indirimi. TCK m.148 temel hâli, m.149 nitelikli hâlleri, m.150 ise daha az cezayı gerektiren iki durumu düzenler. Hırsızlık suçunun unsurları ve ortak hükümleri hırsızlık suçu ve cezası yazısında ayrıntılı biçimde yer alır; yağmanın kendine özgü yanı, cebir ve tehdit unsurunda ve indirim ile artırımların farklı düzenlenişindedir.
Yağmayı hırsızlıktan ayıran unsur: cebir ya da tehdit malı elde etmenin aracıdır
TCK m.148/1 yağmayı şöyle tanımlar: bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden ya da malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından bahisle tehdit ederek veya cebir kullanarak, bir malı teslime veya malın alınmasına karşı koymamaya mecbur kılmak. Hırsızlıkta (TCK m.141) mal, zilyedinin rızası olmadan bulunduğu yerden alınır; yağmada ise mağdurun iradesi cebir ya da tehditle bükülür. Mağdur ya malı kendi eliyle teslim eder ya da alınmasına karşı koyamaz hâle getirilir.
Kanun yağmadaki tehdidin içeriğini sınırlamıştır. Hayata, vücut veya cinsel dokunulmazlığa yönelik saldırı ya da malvarlığı bakımından büyük zarar tehdidi yağmanın unsurunu oluşturur. Tehdit suçunu düzenleyen TCK m.106/1'de ayrıca yer alan "sair bir kötülük edeceğinden bahisle" tehdit, m.148/1 lafzında sayılmamıştır. Bir kişiyi sırrını açıklamakla korkutup para almak gibi fiillerin hangi suçu oluşturacağı, bu nedenle tehdidin içeriğine göre ayrıca değerlendirilmelidir.
Maddenin ikinci fıkrası senet yağmasını düzenler: cebir veya tehditle mağdurun, kendisini ya da başkasını borç altına sokabilecek bir senedi vermeye, var olan bir senedin hükümsüz kaldığını açıklayan bir vesikayı vermeye, ileride senede dönüştürülebilecek bir kâğıdı imzalamaya ya da var olan bir senedi imha etmeye mecbur edilmesi hâlinde de aynı ceza verilir. Uygulamada bu fıkra en çok boş kâğıda zorla imza attırma ve borç senedi düzenletme olaylarında gündeme gelir. Üçüncü fıkra ise bir cebir karinesi koyar: mağdurun herhangi bir vasıtayla kendisini bilmeyecek ve savunamayacak hâle getirilmesi, yağmada cebir sayılır. İçeceğe katılan uyuşturucu ya da bayıltıcı bir maddeyle mağdurun etkisiz bırakılıp eşyasının alınması, fiziksel bir darp olmasa da bu fıkra nedeniyle yağma olarak nitelendirilir.
Kapkaç ile yağma arasındaki çizgi
Elde veya üstte taşınan eşyanın çekip alınması, TCK m.142/2-b'de nitelikli hırsızlık olarak ayrıca düzenlenmiştir ve beş yıldan on yıla kadar hapis cezası öngörür. Çantanın bir hamleyle omuzdan koparılması bu bende girer; çekme hareketi eşyayı almaya yöneliktir, mağdurun direncini kırmaya değil. Mağdurun çantasını bırakmaması üzerine itilmesi, yere düşürülmesi ya da kolunun bükülmesi ise hareketin niteliğini değiştirir: artık mağdurun karşı koyma iradesine yönelen bir cebir vardır ve fiil yağma olarak değerlendirilir. Bu ayrımda kamera kaydı, darp raporu ve olayı gören tanıkların anlatımı belirleyici olur; hareketin süresi ve mağdurun direnip direnmediği dosyada ayrıntılı biçimde tespit edilmelidir.
Hırsızlıkla başlayıp yağmaya dönüşen eylem
Bazı olaylarda fail hırsızlık amacıyla hareket eder, cebre sonradan başvurur. Mülga 765 sayılı Kanun'un 495. maddesi "yağmaya dönüşen hırsızlık" adıyla bu hâli ayrıca düzenliyordu; 5237 sayılı TCK'da böyle bir hüküm yoktur. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2025/202, K. 2026/236 sayılı ve 15 Nisan 2026 tarihli kararında TCK m.148'in gerekçesine dayanarak ayrımı zilyetliğin sona erdiği ana bağlamıştır: mağdurun mal üzerindeki zilyetliği sona erene kadar kullanılan cebir veya tehdit hırsızlığı yağmaya dönüştürür; hırsızlık tamamlandıktan sonra kullanılan cebir veya tehdit ise eylemi yağmaya dönüştürmez, hırsızlık ile kasten yaralama ya da tehdit gibi iki ayrı suç oluşur.
Aynı kararda eşyanın alındığını gören mağdurun faili hemen ya da kesintisiz bir kovalamaca sonunda yakalaması, hırsızlığın teşebbüs aşamasında kaldığı hâllere örnek gösterilmiştir. Olayda fail önce mağdurun çantasını zorla almaya çalışmış, mağdurun direnmesi üzerine itişme yaşanmış; bir süre sonra çantayı aracın bagajı üzerinden alıp kaçmış, peşinden gelip kendisini yakalayan mağduru taşla darbederek çantayla uzaklaşmıştır. Birlikte hareket eden ikinci sanık ise çanta alındığı sırada araçla olay yerinden ayrılmıştır. Genel Kurul eylemi nitelikli yağma olarak nitelendirmiştir. Kararın ikinci önemli yönü iştirake ilişkindir: başlangıçta yalnız hırsızlık planlanmış olsa bile mağdurun direnebileceği ve eylemin yağmaya dönüşebileceği objektif olarak öngörülebiliyorsa, birlikte hareket eden diğer kişinin de yağmadan sorumlu tutulabileceği kabul edilmiştir. Karar oy çokluğuyla verilmiştir; iştirak eden kişinin neyi bilip neyi öngörebileceği, her dosyada olgulara göre ayrıca tartışılan bir konu olmaya devam etmektedir.
Temel yağmanın cezası altı yıldan on yıla kadar hapistir ve dava ağır ceza mahkemesinde görülür
TCK m.148/1 temel yağma için altı yıldan on yıla kadar hapis cezası öngörür; senet yağması da aynı cezaya bağlanmıştır. Hâkim temel cezayı bu aralıkta, TCK m.61/1'de sayılan ölçütlere göre belirler: suçun işleniş biçimi, kullanılan araçlar, suçun işlendiği zaman ve yer, suçun konusunun önem ve değeri, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı, kusurun ağırlığı ve failin amacı. Temel yağmanın üst sınırı on yıl olduğundan "on yıldan fazla hapis" ölçütü tek başına ağır ceza görevini doğurmaz; ancak 5235 sayılı Kanun'un 12. maddesi yağmayı (m.148) adıyla sayarak ağır ceza mahkemelerinin görevine bırakmıştır. Nitelikli yağma ise üst sınırı on beş yıl olduğundan zaten bu kapsamdadır.
Yağma şikâyete bağlı bir suç değildir. Soruşturma ve kovuşturma re'sen yürütülür; mağdurun şikâyetinden vazgeçmesi davayı düşürmez. Ceza Genel Kurulu'nun aşağıda ayrıca değinilen etkin pişmanlık kararındaki olayda da mağdurlar yargılama sırasında şikâyetçi olmadıklarını bildirmiş, buna rağmen mahkûmiyet hükmü kurulmuştur. Yağma, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 253. maddesinde sayılan uzlaştırma kapsamındaki suçlar arasında da yer almaz; aynı listede hırsızlık (TCK m.141) bulunur. Uzlaştırma kapsamındaki bir suçun kapsam dışındaki bir suçla birlikte aynı mağdura karşı işlenmesi hâlinde uzlaşma hükümlerinin uygulanmayacağı da CMK m.253/3'te ayrıca öngörülmüştür.
Yağmanın ceza rejimini belirleyen iki hüküm daha vardır. TCK m.43/3, kasten öldürme, kasten yaralama, işkence ve yağma suçlarında zincirleme suç hükümlerinin uygulanmayacağını açıkça belirtir. Aynı gece üç ayrı kişiden telefon alınan bir olayda tek bir cezanın artırılması yoluna gidilmez; her mağdur için ayrı bir yağma suçundan hüküm kurulur ve cezalar toplanır. TCK m.167 ise eşler, üstsoy ve altsoy ile aynı konutta yaşayan kardeşler arasında işlenen malvarlığı suçlarında cezasızlık ve indirim öngörürken yağma ve nitelikli yağmayı bu kapsamın dışında tutar. Bir babanın oğlundan cebirle para alması hırsızlıkta cezasızlık sonucunu doğurabilecek bir aile ilişkisi olsa da yağmada bu sonucu doğurmaz.
Suçun tamamlanamadığı hâllerde TCK m.35/2 uygulanır: teşebbüs hâlinde fail, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığına göre, verilecek cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadarı indirilerek cezalandırılır. Yağmada teşebbüs ile tamamlanma arasındaki sınır, mağdurun mal üzerindeki tasarruf imkânının ortadan kalkıp kalkmadığına göre çizilir; failin malı aldığı anda yakalandığı ya da mağdurun direnci nedeniyle malı ele geçiremediği olaylar teşebbüs tartışmasının en sık yaşandığı dosyalardır.
Nitelikli yağma on yıldan on beş yıla kadar hapis cezası gerektirir: TCK m.149'daki sekiz hâl
TCK m.149/1, yağmanın aşağıdaki hâllerden biriyle işlenmesi durumunda fail hakkında on yıldan on beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunacağını düzenler. Bentlerden birinin gerçekleşmesi yeterlidir; birden fazla bendin bir arada bulunması ayrı bir artırım doğurmaz, ceza yine aynı aralıkta kalır. Ancak birden çok nitelikli hâlin varlığı, suçun işleniş biçimi olarak TCK m.61/1 uyarınca temel cezanın alt sınırdan uzaklaştırılmasında gözetilebilir.
| Bent | Nitelikli hâl | Uygulamada dikkat edilen nokta |
|---|---|---|
| a | Silahla | Silah kavramı TCK m.6/1-f'de tanımlanır: ateşli silahlar, patlayıcılar, saldırı ve savunma için yapılmış kesici, delici ve bereleyici aletler ile fiilen saldırı ve savunmada kullanılmaya elverişli diğer şeyler |
| b | Kişinin kendisini tanınmayacak hâle koyması suretiyle | Kar maskesi, kask ya da yüzü gizleyen başka bir araçla işlenen fiiller |
| c | Birden fazla kişi tarafından birlikte | Fiilin en az iki kişi tarafından birlikte gerçekleştirilmesi; iştirakin niteliği ayrıca tartışılır |
| d | Yol kesmek suretiyle ya da konutta, işyerinde veya bunların eklentilerinde | 6545 sayılı Kanun'la 2014'te bugünkü biçimini almıştır; bahçe, otopark gibi eklentiler de kapsamdadır |
| e | Beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumdaki kişiye karşı | İleri yaş, ağır hastalık ya da engellilik gibi hâller; mağdurun somut durumu araştırılır |
| f | Var olan veya var sayılan suç örgütlerinin korkutucu gücünden yararlanılarak | Örgütün gerçekten var olması şart değildir; var sayılan örgütün korkutucu gücünden yararlanılması yeterlidir |
| g | Suç örgütüne yarar sağlamak maksadıyla | Örgüt üyeliği suçundan ayrıca yargılama gündeme gelebilir |
| h | Gece vaktinde | TCK m.6/1-e: güneşin batmasından bir saat sonra başlayan ve doğmasından bir saat önceye kadar süren zaman dilimi |
Gece vakti bendi, TCK m.6/1-e'deki tanım nedeniyle saat bilgisinin gün batımı ve gün doğumu çizelgesiyle karşılaştırılmasını gerektirir. Aynı saat, kış aylarında gece vaktine girerken yaz aylarında girmeyebilir. Olay saatinin hangi kayıttan okunduğu, yani ihbar kaydı, kamera zaman damgası ya da tanık anlatımı arasında fark bulunup bulunmadığı, bu bent tartışılırken ayrıca incelenmelidir. Uygulamada sık karşılaştığımız durum, olay saatinin yalnızca ihbar saatiyle belirlenmesi ve ihbarın olaydan bir süre sonra yapılmış olmasıdır.
Silah bendinde tartışma çoğu zaman eşyanın niteliği üzerinde yoğunlaşır. Kanunun tanımı geniştir: saldırı amacıyla yapılmamış olsa bile fiilen saldırıda kullanılmaya elverişli bir şey, örneğin bir sopa ya da bir şişe, TCK m.6/1-f-4 kapsamında silah sayılabilir. Ele geçirilemeyen bir silahın varlığı ise mağdur ve tanık anlatımlarının tutarlılığına göre değerlendirilir; Ceza Genel Kurulu'nun etkin pişmanlık kararındaki olayda da bıçak ele geçirilememiş, kollukta verilen ve tanık anlatımıyla örtüşen ifadeler esas alınmıştır.
Yağma sırasında ağır yaralama meydana gelirse cezalar ayrıca uygulanır
TCK m.149/2'ye göre yağma suçunun işlenmesi sırasında kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hâllerinin gerçekleşmesi durumunda, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır. Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama TCK m.87'de düzenlenmiştir: duyu ya da organ işlevinin sürekli zayıflaması, yüzde sabit iz, kemik kırığı, yaşamı tehlikeye sokan durum gibi neticeler bu kapsamdadır. Bu hâlde yağmanın cezasına ek olarak yaralamadan da ayrı bir ceza verilir. Hafif nitelikteki yaralanmalar ise cebrin bir görünümü olarak yağmanın içinde değerlendirilir; bu ayrım adli tıp raporunun içeriğine bağlıdır ve raporun neticeyi açıkça belirtip belirtmediği dosyada ilk incelenecek belgelerden biridir.
Alacak tahsili için cebir kullanılması suçun niteliğini değiştirir: TCK m.150/1
TCK m.150/1 şöyledir: "Kişinin bir hukuki ilişkiye dayanan alacağını tahsil amacıyla tehdit veya cebir kullanması halinde, ancak tehdit veya kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır." Hüküm bir indirim değil, bir nitelik değişikliğidir. Alacaklının borçludan cebirle para alması yağmanın unsurlarını taşısa bile fail yağmadan değil, kullandığı araca göre tehdit (TCK m.106) ya da kasten yaralama (TCK m.86) hükümlerine göre cezalandırılır. Kanun koyucu bu düzenlemeyle failin saikini, yani kendi hakkı olduğuna inandığı bir alacağı elde etme amacını, ceza sorumluluğunu belirleyen bir unsur olarak kabul etmiştir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2020/96, K. 2024/12 sayılı ve 17 Ocak 2024 tarihli kararında bu hükmün uygulama koşullarını ayrıntılı biçimde açıklamıştır. Karara göre fail ile mağdur arasında alacak hakkı doğuran bir hukuki ilişkinin bulunması gerekir; bu ilişkinin ilgili kanundaki şekil şartına uygun kurulmuş olması zorunlu değildir, hukuk düzenince kabul edilebilir meşru bir ilişki yeterlidir. Hüküm ancak mağdurun bu ilişkide borçlu, failin alacaklı olması hâlinde uygulanabilir. Genel Kurul ayrıca alacağın tahsili amacıyla gerçekleştirilen eylemin alacakla orantılı olması gerektiğini, alacak miktarından bariz biçimde fazlasının alınması durumunda TCK m.150/1'in uygulanamayacağını vurgulamıştır.
Kararın somut olayı, hükmün sınırını göstermesi bakımından öğreticidir. Köpeklerinin çalındığını düşünen sanıklar, köpeklerden birini mağdurlara getirttikten sonra mağdurları saatlerce alıkoymuş, darbetmiş ve cep telefonları ile paralarını almışlardır. Genel Kurul, taraflar arasında bir hukuki ilişkinin bulunmasının yeterli olmadığını, failin bu ilişkiye dayanan bir alacağının da bulunması gerektiğini belirtmiştir. İkinci köpeğin mağdurlarca alındığına dair yeterli delil bulunmadığı ve birinci köpek yağmadan önce iade edildiği için sanıkların mağdurlardan herhangi bir alacağının kalmadığı kabul edilmiş, yağma mahkûmiyetleri korunmuştur.
Bu çizginin dosyaya yansıması açıktır: TCK m.150/1 savunması, alacağın varlığını ve miktarını gösteren belgelerle desteklenmelidir. Borç senedi, banka havalesi, yazışma kayıtları, iş ilişkisini gösteren belgeler ya da tanık anlatımları, alacağın meşru bir ilişkiye dayandığını ortaya koyar. Alınan değerin alacakla karşılaştırılabilmesi için alacak miktarının da tespit edilmesi gerekir. Hırsızlıkta benzer bir düzenleme TCK m.144/1-b'de yer alır; orada hukuki ilişkiye dayanan alacağı tahsil amacıyla işlenen hırsızlık, şikâyet üzerine iki aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezası gerektirir.
TCK m.150/1 uygulandığında fiil tehdit ya da kasten yaralama hükümlerine göre değerlendirildiğinden, bu suçların kendi şikâyet ve uzlaştırma rejimi gündeme gelir. CMK m.253/1-b, tehdidin yalnız birinci fıkrasını (TCK m.106/1) ve kasten yaralamanın üçüncü fıkra dışındaki hâllerini uzlaştırma kapsamına almıştır. Silahla ya da birden fazla kişi tarafından birlikte işlenen tehdit (TCK m.106/2) bu listede yer almadığından, alacak tahsili için silahla tehdit edilen bir olayda uzlaştırma yoluna gidilmez.
Değer azlığı indirimi hâkimin takdirindedir: TCK m.150/2
TCK m.150/2'ye göre yağma suçunun konusunu oluşturan malın değerinin azlığı nedeniyle verilecek ceza üçte birden yarıya kadar indirilebilir. Fıkranın ilk metninde "indirilir" ifadesi yer alıyordu; 5377 sayılı Kanun 2005'te bunu "indirilebilir" olarak değiştirmiş ve indirimi hâkimin takdirine bırakmıştır. Fıkra temel ve nitelikli hâl ayrımı yapmadan "yağma suçunun konusunu oluşturan mal" ifadesini kullanır; indirimin uygulanıp uygulanmayacağı ve oranı, malın değeri ile olayın bütün koşulları birlikte değerlendirilerek belirlenir.
Hırsızlıktaki karşılığıyla karşılaştırıldığında yağmadaki imkânın daha dar olduğu görülür. TCK m.145, hırsızlıkta değer azlığı nedeniyle cezada indirim yapılabileceği gibi suçun işleniş şekli ve özellikleri gözetilerek ceza vermekten de vazgeçilebileceğini öngörür. Yağmada ceza vermekten vazgeçme imkânı yoktur; kanun yalnız belirli oranlar arasında bir indirim tanımıştır. Bunun nedeni, yağmanın yalnız malvarlığını değil, mağdurun kişi özgürlüğünü ve vücut bütünlüğünü de ihlal eden bileşik bir suç olmasıdır. Değeri düşük bir sigara paketi ya da birkaç liralık bozuk para için kullanılan cebir, yine kişiye yönelmiş bir saldırıdır.
Etkin pişmanlık yağmada daha dar bir indirim sağlar: TCK m.168/3
TCK m.168, malvarlığına karşı suçlarda suç tamamlandıktan sonra failin bizzat pişmanlık göstererek mağdurun zararını aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen gidermesini bir indirim nedeni olarak düzenler. Hırsızlık, dolandırıcılık ve güveni kötüye kullanma gibi suçlarda kovuşturma başlamadan önce gösterilen etkin pişmanlıkta cezanın üçte ikisine kadarı, kovuşturma başladıktan sonra ve hüküm verilmeden önce gösterilende yarısına kadarı indirilir. Yağma için üçüncü fıkra ayrı oranlar koyar: "Yağma suçundan dolayı etkin pişmanlık gösteren kişiye verilecek cezanın, birinci fıkraya giren hallerde yarısına, ikinci fıkraya giren hallerde üçte birine kadarı indirilir."
| Etkin pişmanlığın zamanı | Hırsızlık ve benzeri suçlar (TCK m.168/1-2) | Yağma (TCK m.168/3) |
|---|---|---|
| Kovuşturma başlamadan önce | Cezanın üçte ikisine kadarı indirilir | Cezanın yarısına kadarı indirilir |
| Kovuşturma başladıktan sonra, hükümden önce | Cezanın yarısına kadarı indirilir | Cezanın üçte birine kadarı indirilir |
| Kısmen geri verme veya tazmin | Mağdurun rızası ayrıca aranır (TCK m.168/4) | |
Kovuşturma evresi, CMK m.2/1-f'ye göre iddianamenin kabulüyle başlar. Zararın iddianamenin kabulünden önce giderilmesi, yağmada yarıya kadar indirim imkânı tanırken, kabulden sonraki giderim yalnız üçte bire kadar indirim imkânı verir. İndirim oranı, yani yarıya ya da üçte bire "kadar" olan oranın somut olayda ne ölçüde uygulanacağı, mahkemenin takdirindedir; mahkeme zararın giderilme biçimini, zamanını ve failin tutumunu birlikte gözetir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2011/6-195, K. 2012/40 sayılı ve 14 Şubat 2012 tarihli kararında TCK m.168'in, mülga 765 sayılı Kanun'daki iade ve tazmin esaslı düzenlemeden farklı olarak "pişmanlık" esasına dayandığını vurgulamıştır. Karara göre iade ve tazminin cebri icra yoluyla gerçekleştirilmesi, zararın failin rızası hilafına veya ondan habersiz olarak üçüncü kişilerce giderilmesi, failin yakalanmamak için kaçarken attığı eşyanın ele geçirilmesi ya da eşyanın kaçarken yakalanan failin üzerinde bulunması gibi hâllerde gerçek anlamda pişmanlıktan söz edilemez ve TCK m.168 uygulanmaz. Genel Kurul, pişmanlığın sözle ifade edilmesinin zorunlu olmadığını, olayın özelliğine göre söz veya davranışlarla da ortaya konabileceğini ayrıca belirtmiştir.
Aynı kararın somut olayında mağdur, yargılamada sanıkların zararı gidermeyi teklif ettiğini ancak miktar küçük olduğu için parayı almadığını söylemiştir. Genel Kurul, mağdurun çelişkili anlatımlarının sanıkları koruma amacı taşıdığı kanısını uyandırdığını, suçlamayı kabul etmeyen ve pişmanlık yönünde hiçbir söz ya da davranışı bulunmayan sanıklar hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanamayacağını kabul etmiştir. Karar oy çokluğuyla verilmiş, yedi üye karşı oy kullanmıştır. Kararın dosyaya yansıması şudur: zararın giderilmesi yönündeki girişim, ödeme dekontu, iade tutanağı ya da mağdurun duruşmadaki beyanı gibi somut kayıtlarla belgelenmelidir; yalnızca sonradan verilen bir beyan bu koşulu karşılamaya yetmeyebilir.
Uygulamada etkin pişmanlık tartışmasının en sık çıktığı durum, zararın tutuklu sanığın yakınları tarafından karşılanmasıdır. Ceza Genel Kurulu'nun belirttiği ölçüt, ödemenin failin bilgisi ve iradesi dışında yapılmamasıdır; failin talebi ya da onayıyla yakınları aracılığıyla yapılan ödeme ile failin habersiz olduğu bir ödeme arasındaki fark, dosyada açıkça ortaya konmalıdır. Ödemenin hangi tarihte yapıldığı da iddianamenin kabul tarihiyle karşılaştırılarak kayda geçirilmelidir.
Sonuç cezanın hesabı kanundaki sıraya göre yapılır ve infaz ayrı bir hesap gerektirir
TCK m.61, cezanın belirlenmesinde izlenecek sırayı düzenler. Hâkim önce suçun kanuni tanımındaki aralıkta temel cezayı belirler; nitelikli yağmada bu aralık on yıldan on beş yıla kadardır. Temel şekle göre daha ağır veya daha az cezayı gerektiren birden fazla hâl varsa önce artırım, sonra indirim yapılır (m.61/4); değer azlığı indirimi (m.150/2) bu aşamada uygulanır. Ardından m.61/5 uyarınca sırasıyla teşebbüs, iştirak, zincirleme suç, haksız tahrik, yaş küçüklüğü, akıl hastalığı ve cezada indirim yapılmasını gerektiren şahsi sebeplere ilişkin hükümler ile takdiri indirim nedenleri uygulanır.
Bir örnekle sıra şöyle işler. Gece vakti iki kişinin birlikte bir kişiden telefon aldığı bir olayda TCK m.149/1-c ve h bentleri uygulanır; hâkimin temel cezayı alt sınırdan, on yıl olarak belirlediği varsayılsın. Sanıklar iddianame kabul edilmeden önce telefonu mağdura iade etmiş ve mağdurun zararı tamamen giderilmişse TCK m.168/3 uyarınca yarıya kadar indirim yapılabilir; tam oranda indirimle ceza beş yıla iner. Ardından TCK m.62 uyarınca cezanın altıda birine kadarı takdiri indirim olarak indirilebilir; bu indirim tam oranda uygulanırsa sonuç ceza dört yıl iki ay olur. Ceza Genel Kurulu'nun 2024 tarihli alacak tahsili kararındaki yerel mahkeme hükmü de TCK m.149/1-c-d-h ve 168/3 uygulanarak beş yıl hapis olarak kurulmuştu.
Bu hesap, hükmün açıklanmasının geri bırakılması (CMK m.231/5) ve hapis cezasının ertelenmesi (TCK m.51) için aranan iki yıllık sınırla birlikte düşünülmelidir. Temel yağmada bile alt sınır altı yıl olduğundan, bu sınıra ancak teşebbüs, etkin pişmanlık, yaş küçüklüğü ve takdiri indirim gibi birden çok indirim nedeninin bir arada bulunduğu dosyalarda inilebilir. Kesinleşen cezanın ne kadarının ceza infaz kurumunda geçeceği ise ayrı bir sorudur: koşullu salıverilme ve denetimli serbestlik tarihleri, suç tarihine, hükümlünün yaşına ve tekerrür durumuna göre değişir. Bu tarihler infaz hesaplama aracıyla hesaplanabilir; ceza miktarına göre genel tablo kaç yıl ceza ne kadar yatar sayfasında yer alır.
İnfaz aşamasında dikkate alınan bir başka nokta tekerrürdür. TCK m.58/4, yabancı ülke mahkemelerinden verilen hükümlerin kural olarak tekerrüre esas olmayacağını belirtirken kasten öldürme, kasten yaralama, yağma, dolandırıcılık, uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti ile parada veya kıymetli damgada sahtecilik suçlarını bu kuralın dışında tutar. Yurt dışında yağmadan mahkûm olmuş bir kişi hakkında, koşulları varsa, Türkiye'de işlediği sonraki suçta tekerrür hükümleri uygulanabilir.
Sık Sorulan Sorular
Yağma suçu mağdurun şikâyetten vazgeçmesiyle düşer mi?
Yağma şikâyete bağlı bir suç olmadığından mağdurun vazgeçmesi soruşturmayı ya da davayı sona erdirmez. Mağdurun beyanı, olayın oluş biçimi ve etkin pişmanlık koşullarının değerlendirilmesinde dikkate alınabilir. Ceza Genel Kurulu'nun 2012 tarihli kararındaki olayda da mağdurların şikâyetten vazgeçmesine rağmen yargılama sürmüş ve hüküm kurulmuştur.
Aynı gece birden fazla kişiden eşya alınırsa tek ceza mı verilir?
TCK m.43/3, yağma suçunda zincirleme suç hükümlerinin uygulanmayacağını açıkça düzenler. Her mağdura karşı işlenen fiil ayrı bir yağma suçu oluşturur ve her biri için ayrı ceza tayin edilir. Hırsızlıkta durum farklıdır; TCK m.43/2 uyarınca aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi hâlinde de zincirleme suç hükmü uygulanır ve tek ceza artırılarak verilir.
Aile içinde zorla para alınması yağma sayılır mı?
TCK m.167'deki akraba arasında cezasızlık ve indirim hükmü, yağma ve nitelikli yağmayı açıkça kapsam dışında bırakır. Eş, çocuk ya da birlikte yaşanan kardeşe karşı cebir veya tehditle mal alınması, diğer unsurlar varsa yağma olarak değerlendirilir ve akrabalık cezasızlık sonucu doğurmaz. Aile içi olaylarda cebrin boyutu ve alınan malın kime ait olduğu ayrıca araştırılır.
Borçlusundan zorla para alan alacaklı yağmadan mı yargılanır?
Alacağın meşru bir hukuki ilişkiye dayanması ve alınan miktarın alacakla orantılı olması hâlinde TCK m.150/1 uygulanır ve fail tehdit ya da kasten yaralama hükümlerine göre cezalandırılır. Ceza Genel Kurulu, alacak miktarından bariz biçimde fazlasının alınması ya da alacağın daha önce karşılanmış olması durumunda bu hükmün uygulanamayacağını kabul etmektedir. Alacağın varlığı ve miktarı, savunma tarafından belgelerle ortaya konmalıdır.
Yağmada alınan eşya kolluk tarafından bulunup iade edilirse etkin pişmanlık indirimi uygulanır mı?
Eşyanın kolluk tarafından failin üzerinde ele geçirilmesi ya da kaçarken atılan eşyanın bulunması, Ceza Genel Kurulu'na göre gerçek bir pişmanlık göstermez ve TCK m.168 kapsamında değerlendirilmez. İndirim için failin kendi iradesiyle zararı gidermesi gerekir. Eşya kolluk eliyle iade edilmiş olsa bile kalan zarar, örneğin hasar ya da kullanım kaybı, failin girişimiyle karşılanmışsa bu girişimin ayrıca değerlendirilmesi istenebilir.
Yağma davasına hangi mahkeme bakar?
Temel yağma da nitelikli yağma da ağır ceza mahkemesinin görevindedir. 5235 sayılı Kanun'un 12. maddesi yağmayı adıyla sayarak ağır ceza mahkemelerine bırakmıştır; nitelikli yağma ayrıca üst sınırı on yılı aşan ceza öngördüğü için de bu kapsamdadır. Çocuklar hakkındaki kovuşturmaya ilişkin özel hükümler ise saklıdır.
Cebir anı, alacak belgesi ve iade tarihi: yağma dosyasının üç ekseni
Yağma isnadında dosyanın yönünü çoğu zaman üç olgu belirler. Birincisi cebir ya da tehdidin anı ve amacıdır: hareket malı almak için mi, mağdurun direncini kırmak için mi, yoksa mal alındıktan sonra kaçmak için mi yapıldı. Bu soru, eylemin kapkaç niteliğinde hırsızlık, yağma ya da hırsızlık ile kasten yaralamanın birleşimi olup olmadığını belirler; kamera kayıtları, darp raporu ve tanık anlatımları bu nedenle soruşturmanın ilk günlerinde güvence altına alınmalıdır.
İkincisi, taraflar arasında bir alacak ilişkisinin bulunup bulunmadığıdır. Fail ile mağdur arasında borç, kira, ücret ya da ticari bir ilişki varsa, TCK m.150/1'in uygulanma imkânı, ilişkinin belgelerle ortaya konmasına ve alınan değerin alacakla karşılaştırılmasına bağlıdır. Üçüncüsü, zararın giderilme zamanı ve biçimidir. İddianamenin kabulünden önce yapılan tam iade ile sonrasında yapılan iade arasındaki indirim farkı yağmada yarıya karşı üçte birdir; ödemenin failin iradesiyle yapıldığını gösteren kayıtlar da indirimin koşuludur.
Bu üç eksen birlikte değerlendirildiğinde, aynı olay ağır ceza mahkemesinde on yılın üzerinde bir cezayla da, tehdit ya da yaralama hükümlerine göre çok daha sınırlı bir sorumlulukla da sonuçlanabilir. Ceza yargılamasının diğer alanlarına ilişkin genel bilgiler ceza hukuku sayfasında, Yalova'daki ceza davalarına ilişkin bilgiler Yalova ceza avukatı sayfasında yer almaktadır.
Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır; her dosya kendi olgularıyla değerlendirilir.
Bu konuyla ilgili emsal kararlar

Askerliği reddetmeye çağıran bildiri neden halkı askerlikten soğutma değil aşağılama sayıldı?
Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 14.10.2024

Yüzdeki Yara İzi Ne Zaman Sabit İz Sayılır, Ceza Hangi Fıkradan Kurulur?
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 26.06.2018

Aile İçinde Farklı Tarihlerde Yaşanan Şiddet Olayları Eziyet Suçu Sayılır mı?
Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 16.02.2026
Bu konuyla ilgili yazılar

Tutukluluğa İtiraz ve Tahliye Talebi: Süreler, Tutukluluk İncelemesi ve Adli Kontrol
13 Ekim 2026, 17 dk okuma

Adli Sicil Kaydı Nasıl Silinir? Arşiv Kaydı, Silinme Süreleri ve Memnu Hakların İadesi
12 Ekim 2026, 17 dk okuma

Mala Zarar Verme Suçu (TCK 151-152): Şikâyet, Nitelikli Hâller ve Taksirle Verilen Zarar
9 Ekim 2026, 17 dk okuma

