Suç tarihi Ocak 2011, iddianame Haziran 2011, ilk derece kararı 2013, bozma 2020, direnme 2021. Yargıtay Ceza Genel Kurulu dosyayı 2025'te karara bağladığında öne çıkan soru, sanığın tehdit eylemini gerçekleştirip gerçekleştirmediği değil, o eylem hakkında hâlâ karar verilip verilemeyeceğiydi. Genel Kurul tehdit suçu yönünden davanın düşmesine karar verdi; çünkü kanunun o suç için tanıdığı en uzun süre, direnme kararından sonra dosya Yargıtay incelemesindeyken dolmuştu.
Ceza davasında zamanaşımı, devletin bir fiili kovuşturma ya da verdiği cezayı infaz etme yetkisini zamana bağlayan kurumdur. Türk Ceza Kanunu (TCK) bu kurumu iki ayrı saat üzerine kurar: biri hüküm kesinleşene kadar işleyen dava zamanaşımı (TCK m.66-67), diğeri kesinleşen cezanın infazı için işleyen ceza zamanaşımı (TCK m.68-71). Şikâyet süresi (TCK m.73) ise bu iki saatin dışında kalan, çoğu zaman onlarla karıştırılan üçüncü bir süredir. Sürelerin nasıl hesaplandığını, hangi işlemlerin sayacı durdurduğunu ya da sıfırladığını belirleyen kurallar kanunda tek tek yazılıdır ve doğru sonuç, bu kuralların sırasıyla uygulanmasına bağlıdır.
Ceza hukukunda iki ayrı zamanaşımı vardır ve sınır hükmün kesinleşmesidir
Dava zamanaşımı, suç işlendikten sonra kamu davasının açılması ve sonuçlandırılması için tanınan süredir. Süre dolduğunda kamu davası düşer: soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcısı kovuşturma olanağının bulunmadığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verir (CMK m.172/1), kovuşturma aşamasında ise mahkeme davanın düşmesine hükmeder (CMK m.223/8). Dava zamanaşımı hükmün kesinleşmesine kadar işler; kesinleşmeyle birlikte bu saat sona erer ve yerini ceza zamanaşımı alır.
Ceza zamanaşımı, kesinleşmiş bir mahkûmiyet hükmünün infazı için tanınan süredir. Kanun bu sürelerin geçmesiyle cezanın "infaz edilmez" olacağını söyler (TCK m.68/1). Hükmün kendisi ortadan kalkmaz, adli sicil kaydı ve mahkûmiyetin varlığı yerinde durur; yalnız devlet artık o cezayı çektiremez. İki kurum arasındaki bu fark, özellikle mahkûmiyetin varlığı ve sicil sonuçları bakımından belirleyicidir.
İki zamanaşımı için ortak kural TCK m.72'dedir. Süreler gün, ay ve yıl hesabıyla belirlenir; bir gün yirmi dört saat, bir ay otuz gündür, yıl ise resmî takvime göre hesap edilir. Aynı maddenin ikinci fıkrası, dava ve ceza zamanaşımının re'sen uygulanacağını ve şüpheli, sanık ya da hükümlünün bundan vazgeçemeyeceğini düzenler. Zamanaşımı bir def'i değil kamu düzenine ilişkin bir engeldir; taraflardan biri ileri sürmese de mahkeme, bölge adliye mahkemesi (BAM) ve Yargıtay her aşamada kendiliğinden gözetir.
Borç ilişkilerindeki ve icra takibindeki zamanaşımı, ceza hukukundakinden ayrı bir kavramdır. Alacağın zamanaşımı Türk Borçlar Kanunu'na, takip içinde işleyen süreler İcra ve İflas Kanunu'na tabidir; bu konudaki kurallar icra dosyasında zamanaşımı ve takibin düşmesi yazısında ayrıca ele alınmıştır. İki alanın süreleri, başlangıç anları ve kesilme sebepleri birbirine aktarılamaz.
Dava zamanaşımı süresi suçun kanundaki cezasının üst sınırına göre belirlenir
Zamanaşımı süreleri TCK m.66'da düzenlenmiştir: maddenin birinci fıkrası, kanunda başka türlü yazılmış hâller dışında kamu davasının beş kademeli süreler sonunda düşeceğini öngörür. Kademeyi belirleyen ölçüt, hâkimin somut olayda vereceği ceza değil, suç için kanunda öngörülen cezanın yukarı sınırıdır (TCK m.66/4). Seçimlik cezayı gerektiren suçlarda, yani hapis veya adli para cezasından birinin verilebildiği hâllerde, zamanaşımı bakımından hapis cezası esas alınır.
| Suçun kanundaki cezası | Asli dava zamanaşımı (TCK m.66/1) | Kesilme hâlinde ulaşılabilecek en uzun süre (TCK m.67/4) |
|---|---|---|
| Ağırlaştırılmış müebbet hapis | 30 yıl | 45 yıl |
| Müebbet hapis | 25 yıl | 37 yıl 6 ay |
| Yirmi yıldan aşağı olmamak üzere hapis | 20 yıl | 30 yıl |
| Beş yıldan fazla ve yirmi yıldan az hapis | 15 yıl | 22 yıl 6 ay |
| Beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adli para cezası | 8 yıl | 12 yıl |
Kademe sınırları lafzıyla okunmalıdır. Üst sınırı tam beş yıl olan bir suç, "beş yıldan fazla olmamak üzere" ifadesinin içinde kaldığı için sekiz yıllık kademeye girer. Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma (TCK m.109/1) bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası öngördüğünden sekiz yıllık asli süreye tabidir. Kanun değişiklikleri kademeyi de değiştirebilir: silahla tehdidin (TCK m.106/2) üst sınırı 7550 sayılı Kanunla 2025'te beş yıldan yedi yıla çıkarılmış ve suç sekiz yıllık kademeden on beş yıllık kademeye geçmiştir. Değişiklikten önce işlenen fiillerde TCK m.7/2 uyarınca lehe kanun karşılaştırması yapılması gerekir. Nitelikli hırsızlık (TCK m.142/1) üç yıldan yedi yıla kadar hapis cezası gerektirdiği için on beş yıllık kademeye geçer.
Somut suçlar üzerinden süreler
Kanundaki ceza aralığı bilindiğinde süre doğrudan okunur. Basit hırsızlık (TCK m.141/1) bir yıldan üç yıla kadar hapis gerektirir; asli süre sekiz yıldır. Hakaret (TCK m.125/1) üç aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası öngörür; seçimlik ceza olduğu için hapsin üst sınırı esas alınır ve süre yine sekiz yıldır. Taksirle öldürme (TCK m.85/1) iki yıldan altı yıla kadar hapis gerektirdiğinden on beş yıllık kademeye girer. Kasten öldürme (TCK m.81/1) müebbet hapis cezası gerektirdiği için yirmi beş yıl, nitelikli hâlleri (TCK m.82/1) ağırlaştırılmış müebbet hapis gerektirdiği için otuz yıl süreye tabidir.
Taksirle öldürmedeki on beş yıllık süre, ceza dosyasının dışına da taşar. Türk Borçlar Kanunu m.72/1, tazminatın ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü bir fiilden doğması hâlinde o sürenin tazminat istemine de uygulanacağını düzenler. Ölümlü bir trafik kazasında tazminat isteminin hangi süreye tabi olduğu trafik kazası tazminat davası yazısında bu bağlantı üzerinden hesaplanmıştır.
Nitelikli hâller dosyadaki delillere göre hesaba katılır
Süre belirlenirken, TCK m.66/3 uyarınca dosyadaki mevcut deliller itibarıyla suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hâlleri de göz önünde bulundurulur. İddianamede basit suç olarak gösterilen bir fiil, deliller nitelikli hâlin varlığına işaret ediyorsa daha uzun süreye tabi tutulur. Bunun tersi de geçerlidir: dosya kapsamında nitelikli hâli destekleyen bir delil yoksa, yalnız iddianamedeki niteleme süreyi uzatmaz. Girişteki tehdit dosyasında (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2022/285, K. 2025/547, 3 Aralık 2025) Genel Kurul, süreyi hesaplamadan önce eylemin daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturma ihtimalinin bulunmadığını ayrıca tespit etmiştir.
Fiil sırasında on sekiz yaşından küçük olanlar için süreler kısalır
Fiili işlediği sırada on iki yaşını doldurmuş, on beş yaşını doldurmamış olanlar hakkında kamu davası bu sürelerin yarısının, on beş yaşını doldurmuş, on sekiz yaşını doldurmamış olanlar hakkında ise üçte ikisinin geçmesiyle düşer (TCK m.66/2). On altı yaşında hırsızlık yaptığı iddia edilen bir şüpheli için sekiz yıllık süre, üçte iki oranıyla beş yıl dört aya iner. Ölçüt yargılama günündeki yaş değil, fiil tarihindeki yaştır.
Sürenin başladığı gün suçun türüne göre değişir
Zamanaşımının başlangıcını TCK m.66/6 beş ayrı kurala bağlar. Tamamlanmış suçlarda süre suçun işlendiği günden, teşebbüs aşamasında kalan suçlarda son hareketin yapıldığı günden başlar. Kesintisiz suçlarda, örneğin kişiyi hürriyetinden yoksun kılmada, süre kesintinin gerçekleştiği, yani hukuka aykırı durumun sona erdiği günden işler. Zincirleme suçlarda başlangıç son suçun işlendiği gündür; aylar boyunca tekrarlanan eylemlerde ilk eylemin tarihi süreyi başlatmaz.
Beşinci kural çocuklara karşı işlenen suçlara ilişkindir. Çocuğa karşı üstsoy ya da çocuk üzerinde hüküm ve nüfuzu olan kimseler tarafından işlenen suçlarda zamanaşımı, çocuğun on sekiz yaşını bitirdiği günden itibaren işlemeye başlar. Kanun koyucu bu kuralla, mağdurun fail üzerinde bağımlı olduğu yıllarda sürenin tükenmesini önlemiştir.
Özel hükümler de başlangıç anını değiştirebilir. Birden çok evlilik ve hileli evlenme suçlarında zamanaşımı evlenmenin iptali kararının kesinleştiği tarihten (TCK m.230/4), iftira suçunda ise mağdurun fiili işlemediğinin sabit olduğu tarihten başlar (TCK m.267/8). Aynı fiilden dolayı yargılamanın yenilenmesini gerektiren hâllerde süre, mahkemenin bu talebi kabul ettiği tarihten itibaren yeni baştan işler (TCK m.66/5).
Durma sebeplerinde süre işlemez, engel kalkınca kaldığı yerden devam eder
Durma ile kesilme sıklıkla aynı anlamda kullanılır; hâlbuki sonuçları farklıdır. Durmada sayaç bekler ve engel ortadan kalkınca kaldığı yerden devam eder; kesilmede sayaç sıfırlanır ve yeniden başlar. TCK m.67/1 durma sebeplerini üç grupta toplar: soruşturma ve kovuşturmanın bir izin veya karar alınmasına bağlı olması, başka bir mercide çözülmesi gereken bir meselenin sonucunun beklenmesi ve fail hakkında kanun gereğince kaçak olduğuna karar verilmiş olması. İlk iki hâlde süre izin, karar ya da çözüm gelinceye kadar, kaçaklık kararında ise bu karar kaldırılıncaya kadar durur.
Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) ayrıca yargılamayı askıya alan kurumlara bağlı durma hâlleri düzenler. Bunlar uygulamada en sık gözden kaçan sürelerdir, çünkü dosyada "durma" adıyla bir karar görünmeyebilir:
- Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararıyla başlayan erteleme süresince zamanaşımı işlemez (CMK m.171/4).
- Uzlaştırma girişiminde, taraflardan birine ilk uzlaşma teklifinin yapıldığı tarihten girişimin sonuçsuz kaldığı ve en geç uzlaştırmacının raporunu uzlaştırma bürosuna verdiği tarihe kadar dava zamanaşımı işlemez (CMK m.253/21).
- Uzlaşma edimi ileri tarihe bırakılır, taksite bağlanır ya da süreklilik arz ederse soruşturmada verilen erteleme kararı süresince (CMK m.253/19), kovuşturmada verilen durma kararı süresince (CMK m.254/2) zamanaşımı işlemez.
- Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararıyla başlayan beş yıllık denetim süresi içinde dava zamanaşımı durur (CMK m.231/8).
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) bu listedeki en uzun durma sebebidir. Beş yıllık denetim süresi zamanaşımı hesabına eklenmez; denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenir ve hüküm açıklanırsa, zamanaşımı hesabı bu beş yıl dışarıda bırakılarak yapılır. HAGB'nin 7589 sayılı Kanunla yeniden düzenlenen koşulları ve sonuçları hükmün açıklanmasının geri bırakılması sayfasında ayrıca açıklanmıştır.
Genel Kurul aynı kararda süre hesabında durma sürelerini de gözetmiştir: 15 Ocak 2011 tarihli eylem için on iki yıllık kesintili sürenin, "durma süreleri de eklendiğinde" 15 Ocak 2023'te dolduğu tespit edilmiştir. Bitiş tarihinin suç tarihinden tam on iki yıl sonrasına denk gelmesi, o dosyada hesabı uzatan bir durma süresi bulunmadığını gösterir; durma süresi olan bir dosyada aynı hesap, bu süreler kadar ileri bir tarihe ulaşır. Dosyadaki her erteleme, uzlaştırma ve bekletici mesele tarihinin ayrı ayrı çıkarılması bu yüzden gerekir.
Kesilme sayacı sıfırlar ama toplam süre asli sürenin yarısından fazla uzamaz
Dava zamanaşımını kesen işlemler TCK m.67/2'de dört bent hâlinde sayılmıştır: şüpheli veya sanıklardan birinin savcı huzurunda ifadesinin alınması veya sorguya çekilmesi, şüpheli veya sanıklardan biri hakkında tutuklama kararı verilmesi, suçla ilgili iddianame düzenlenmesi ve sanıklardan bir kısmı hakkında da olsa mahkûmiyet kararı verilmesi. Kesilme hâlinde süre yeniden işlemeye başlar; birden fazla kesme sebebi varsa yeni süre son kesme sebebinin gerçekleştiği tarihten itibaren hesaplanır (TCK m.67/3).
Sayım kapalıdır. Kollukta alınan ifade, tanık dinlenmesi, bilirkişi raporu, yakalama emri ya da duruşma ertelemesi m.67/2'de yer almadığı için zamanaşımını kesmez. Savcı huzurundaki ifade ile kolluk ifadesi arasındaki bu ayrım, özellikle soruşturması uzun süren dosyalarda başlangıç tarihini yıllarca değiştirebilir. Mahkûmiyet kararı ise kanun lafzı gereği "verilmesi" ile keser; beraat kararı bu bentte sayılmamıştır.
Uzamış zamanaşımı nasıl hesaplanır
Kesilmenin sınırsız bir yenilenme yaratmasını önleyen kural TCK m.67/4'tedir: kesilme hâlinde zamanaşımı süresi ilgili suça ilişkin olarak kanunda belirlenen sürenin en fazla yarısına kadar uzar. Uygulamada "uzamış zamanaşımı" ya da "kesintili zamanaşımı" denen süre budur. Sekiz yıllık asli süre on iki yıla, on beş yıllık süre yirmi iki yıl altı aya çıkabilir; daha fazlasına çıkamaz.
Hesap iki aşamalıdır. Önce son kesme işleminden itibaren asli sürenin dolup dolmadığına bakılır; ardından suç tarihinden itibaren uzamış sürenin aşılıp aşılmadığı kontrol edilir. Hangisi önce dolarsa dava düşer. Mart 2018'de işlenen basit bir hırsızlık için iddianame Ekim 2018'de düzenlenmiş, mahkûmiyet kararı Haziran 2021'de verilmiş, karar istinafta bozulmuş olsun. Haziran 2021'den itibaren sekiz yıllık asli süre Haziran 2029'da dolar, fakat suç tarihinden itibaren on iki yıllık tavan Mart 2030'dadır; aradaki durma süreleri yoksa dava en geç Haziran 2029'da düşer. Yeni bir mahkûmiyet kararı Mayıs 2029'da verilirse asli süre yeniden başlar, ama bu kez Mart 2030'daki tavan belirleyici olur.
Genel Kurul, tehdit suçuna ilişkin aynı kararda bu hesabı şu cümleyle kurmuştur: m.106/1 birinci cümledeki tehdit için "anılan Kanun'un 66/1-e maddesi gereğince bu suça ilişkin asli dava zamanaşımı sekiz yıl, aynı Kanun'un 67/4. maddesi göz önüne alındığında kesintili dava zamanaşımı süresi ise on iki yıldır." (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2022/285, K. 2025/547, 3 Aralık 2025). Tehdit suçunda şikâyet ve zamanaşımı ilişkisinin ayrıntısı tehdit suçu ve cezası sayfasında yer alır.
Ceza zamanaşımı dolduğunda kesinleşmiş ceza artık infaz edilemez
Hüküm kesinleştikten sonra işleyen ceza zamanaşımı da cezanın ağırlığına bağlıdır, ancak burada ölçüt suçun kanundaki üst sınırı değil, hükmedilen ve infaz edilmeyi bekleyen cezadır. TCK m.68/1 süreleri şöyle belirler:
| Hükmedilen ceza | Ceza zamanaşımı (TCK m.68/1) |
|---|---|
| Ağırlaştırılmış müebbet hapis | 40 yıl |
| Müebbet hapis | 30 yıl |
| Yirmi yıl ve daha fazla süreli hapis | 24 yıl |
| Beş yıldan fazla hapis | 20 yıl |
| Beş yıla kadar hapis ve adli para cezası | 10 yıl |
Süre, hükmün kesinleştiği ya da infazın herhangi bir suretle kesintiye uğradığı günden başlar ve kalan ceza miktarı esas alınarak hesaplanır (TCK m.68/5). Yedi yıl hapis cezasının üç yılını çektikten sonra firar eden bir hükümlü için ölçüt kalan dört yıldır; ceza zamanaşımı firar gününden itibaren on yıl olarak hesaplanır. Türleri farklı cezaları içeren hükümler, en ağır ceza için öngörülen sürenin geçmesiyle infaz edilmez (TCK m.68/4). Fiil sırasında on sekiz yaşından küçük olanlar için dava zamanaşımındaki yarı ve üçte iki oranları burada da uygulanır (TCK m.68/2).
Kesinleşmiş cezada zamanaşımını kesen sebepler TCK m.71'de ayrıca sayılmıştır: mahkûmiyet hükmünün infazı için yetkili merci tarafından hükümlüye kanuna göre yapılan tebligat ya da bu maksatla hükümlünün yakalanması zamanaşımını keser. Hükümlü, üst sınırı iki yıldan fazla hapis cezasını gerektiren kasıtlı bir suç işlerse ceza zamanaşımı yine kesilir. Dava zamanaşımındaki "en fazla yarısına kadar uzar" kuralı ise m.71'de tekrarlanmamıştır; ceza zamanaşımında kesilme etkisi m.71'in kendi lafzıyla değerlendirilir.
Cezaya bağlı ya da hükümde belirtilen hak yoksunlukları ceza zamanaşımı doluncaya kadar devam eder (TCK m.69). Müsadereye ilişkin hüküm ise ayrı bir süreye tabidir ve kesinleşmeden itibaren yirmi yıl geçtikten sonra infaz edilmez (TCK m.70). Kesinleşen cezanın infaz süresi ve koşullu salıverilme tarihi, hükmedilen ceza ve suç türü üzerinden infaz hesaplama aracıyla hesaplanabilir.
Şikâyet süresi zamanaşımı değildir ve çok daha kısa işler
Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçlarda yetkili kişi altı ay içinde şikâyette bulunmazsa soruşturma ve kovuşturma yapılamaz (TCK m.73/1). Bu süre, zamanaşımı süresini geçmemek koşuluyla, şikâyet hakkı olan kişinin fiili ve failin kim olduğunu bildiği veya öğrendiği günden başlar (TCK m.73/2). Şikâyet süresi bir kovuşturma şartıdır; dava zamanaşımının alternatifi değil, onun içinde işleyen daha kısa bir süredir.
7531 sayılı Kanunla 2024'te m.73/2'ye eklenen cümle, şikâyete bağlı hakaret suçu bakımından ayrı bir tavan getirmiştir: şikâyet süresi, her ne suretle olursa olsun fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren iki yılı geçemez. Sosyal medyada yıllar önce yapılmış bir paylaşımı yeni öğrenen kişi, öğrenme tarihinden altı ay içinde olsa bile, paylaşım tarihinden iki yıl geçmişse hakaret suçu için şikâyet hakkını kullanamaz.
Şikâyetten vazgeçme de zamanaşımından ayrı bir düşme sebebidir. Kovuşturması şikâyete bağlı suçlarda, kanunda aksi yazılı olmadıkça, suçtan zarar görenin vazgeçmesi davayı düşürür; hükmün kesinleşmesinden sonraki vazgeçme ise cezanın infazına engel olmaz (TCK m.73/4). Vazgeçme onu kabul etmeyen sanığı etkilemez (TCK m.73/6); zamanaşımında ise sanığın kabulü ya da reddi söz konusu değildir.
Bazı suçlarda zamanaşımı hiç işlemez
TCK m.66/1'in "kanunda başka türlü yazılmış olan haller dışında" ibaresi, zamanaşımına tabi olmayan suçlara kapı açar. Soykırım (TCK m.76/4), insanlığa karşı suçlar (TCK m.77/4) ve bu suçları işlemek maksadıyla örgüt kurma (TCK m.78/3) bakımından kanun "zamanaşımı işlemez" der. 6459 sayılı Kanunla 2013'te eklenen TCK m.94/6 aynı kuralı işkence suçu için öngörmüştür. Bu suçlarda ne dava ne ceza zamanaşımı uygulanır.
İkinci istisna yer bakımındandır. TCK İkinci Kitabının Dördüncü Kısmında (Millete ve Devlete Karşı Suçlar ve Son Hükümler) yazılı olup ağırlaştırılmış müebbet, müebbet ya da on yıldan fazla hapis cezası gerektiren suçlar yurt dışında işlenmişse dava zamanaşımı uygulanmaz (TCK m.66/7). Aynı suçlar için yurt dışında işlenmiş olmaları kaydıyla verilen cezalarda ceza zamanaşımı da uygulanmaz (TCK m.68/3). Kural yurt içinde işlenen aynı suçları kapsamaz; o suçlar m.66/1'deki genel sürelere tabidir.
Yürürlük bakımından da bir not gerekir. 1 Haziran 2005'ten önce işlenen fiillerde 765 sayılı eski Türk Ceza Kanunu'nun zamanaşımı hükümleri ile 5237 sayılı Kanun'unkiler arasında TCK m.7/2 uyarınca lehe olanın belirlenmesi gündeme gelir. Bu karşılaştırma süre, kesilme ve uzama kurallarının birlikte değerlendirilmesini gerektirir ve somut dosyanın tarihleriyle yapılır.
Süre dolduğunda mahkeme düşme kararı verir, ancak beraat önceliklidir
Süre kovuşturma aşamasında dolmuşsa verilecek karar düşmedir: CMK m.223/8, Türk Ceza Kanununda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı hâlinde davanın düşmesine karar verileceğini düzenler. Genel Kurul aynı kararda bu kuralın yargılamanın her katında geçerli olduğunu, "Ceza Genel Kurulunun süreklilik gösteren birçok kararında açıkça vurgulandığı üzere" diyerek şöyle ifade etmiştir: "yargılama yapılmasına engel olup davayı düşüren hâllerden biri olan dava zamanaşımının yargılama sırasında gerçekleşmesi hâlinde, yerel mahkeme ya da Yargıtay, resen zamanaşımı kuralını uygulayarak kamu davasının düşmesine karar verecektir." Genel Kurul, yeniden yargılamayı gerektirmeyen bu konuda düşme kararını kendisi vermiştir.
CMK m.223/9 ise sanık lehine önemli bir sınır koyar: derhâl beraat kararı verilebilecek hâllerde durma, düşme veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilemez. Dosyada sanığın suçu işlemediği ya da fiilin suç oluşturmadığı açıkça ortadaysa, zamanaşımı dolmuş olsa bile mahkemenin beraat kararı vermesi gerekir. Düşme kararı sanığın masum olduğunu tespit etmez; yalnız devletin yargılama yetkisinin sona erdiğini gösterir. Sanık zamanaşımından vazgeçemese de (TCK m.72/2), beraat koşulları dosyada mevcutsa bu sınır onu korur.
Kamu davasının düşmesi, malların geri alınması ve uğranılan zararın tazmini için açılan şahsi hak davasını etkilemez (TCK m.74/2). Cezanın düşmesi de şahsi haklar, tazminat ve yargılama giderlerine ilişkin hükümleri etkilemez; yalnız genel af hâlinde yargılama giderleri de istenemez (TCK m.74/3). Zamanaşımıyla düşen bir ceza dosyasında suçtan zarar gören, tazminat istemini hukuk mahkemesinde ileri sürebilir; o istemin süresi TBK m.72'ye göre ayrıca hesaplanır.
İstinaf ve temyiz incelemesi sürerken dava zamanaşımı işlemeye devam eder
Hükmün kesinleşmesi dava zamanaşımının sınırı olduğundan, ilk derece mahkemesinin kararı istinaf ya da temyiz incelemesindeyken süre işlemeye devam eder. Kanun yoluna başvurulması, m.67/2'de yer almadığı için kendi başına bir kesme sebebi değildir. Dosyanın BAM'da ya da Yargıtay'da beklediği yıllar, son kesme işleminden itibaren hesaplanan asli sürenin ve suç tarihinden itibaren hesaplanan uzamış sürenin içinde kalır. Girişteki tehdit dosyasında süre, direnme kararından sonra dosya Yargıtay incelemesindeyken dolmuştur.
Bozma kararı da kesme sebebi sayılmamıştır. Bozmadan sonra ilk derece mahkemesinin verdiği yeni mahkûmiyet kararı ise m.67/2-d kapsamında yeniden keser ve asli süreyi bu tarihten başlatır; ancak uzamış sürenin tavanı suç tarihine bağlı kaldığı için değişmez. Bu yüzden bozmaya uyularak ya da direnilerek verilen her yeni hüküm, asli süre bakımından dosyaya zaman kazandırsa da tavanı aşamaz. Uzun süren kanun yolu incelemelerinde belirleyici olan çoğu zaman bu tavandır.
Süre üst mahkemenin incelemesi sırasında dolmuşsa, yeniden yargılamayı gerektirmeyen bu konuda düşme kararı doğrudan verilebilir. Tehdit dosyasında Genel Kurul, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesi uyarınca uygulanan 322. maddesine dayanarak kamu davasının düşmesine kendisi karar vermiş, dosyayı yerel mahkemeye bu konuda yeniden yargılama için göndermemiştir.
Kesme sebepleri suça bağlı olarak düzenlenmiştir. Madde metni "bir suçla ilgili olarak" ve "şüpheli veya sanıklardan birinin" ifadelerini kullanır; mahkûmiyet kararı bakımından ise "sanıklardan bir kısmı hakkında da olsa" ibaresine yer verir. Şüphelilerden yalnız biri hakkındaki işlemin diğerleri bakımından da süreyi kesip kesmediği doktrinde tartışılmış bir sorudur ve somut dosyada Yargıtay'ın ilgili dairesinin çizgisiyle birlikte değerlendirilir. Çok sanıklı dosyalarda kesme tarihlerinin hem sanık hem suç bazında ayrı ayrı çıkarılması bu yüzden gerekir.
Eski tarihli bir ceza dosyasında zamanaşımı hesabı yedi adımda yapılır
Uygulamada sık karşılaştığımız hata, hesabın yalnız suç tarihi ile bugünün tarihi karşılaştırılarak yapılmasıdır. Bu yöntem kesilme sebeplerini ve durma sürelerini göz ardı ettiği için sonucu yıllarca kaydırabilir. Hesabın aşağıdaki sırayla ve her adımın tarihi belgelenerek yapılması gerekir:
- Suç tarihi tespit edilir; zincirleme, kesintisiz ve teşebbüs hâllerinde başlangıç günü TCK m.66/6'ya göre belirlenir.
- Suçun hukuki niteliği dosyadaki delillere göre belirlenir ve daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hâller gözetilir (TCK m.66/3).
- Kanundaki cezanın üst sınırı bulunur, seçimlik cezada hapis esas alınır ve m.66/1'deki kademe okunur (TCK m.66/4).
- Fiil tarihindeki yaş kontrol edilir; on sekiz yaşından küçükse süre m.66/2 oranında indirilir.
- Zamanaşımını kesen sebepler tarih sırasıyla çıkarılır: savcılık ifadesi veya sorgu, tutuklama, iddianame, mahkûmiyet kararı (TCK m.67/2).
- Durma süreleri toplanır: izin ve bekletici mesele, kaçaklık, kamu davasının açılmasının ertelenmesi, uzlaştırma ve HAGB denetim süresi (TCK m.67/1, CMK m.171/4, m.231/8, m.253, m.254).
- Son kesme tarihinden asli süre ve suç tarihinden uzamış süre, durma süreleri eklenerek ayrı ayrı hesaplanır; önce dolan tarih belirleyicidir (TCK m.67/3-4).
Dosyalarda gördüğümüz kadarıyla en çok tartışma yaratan adım, ikinci adımdaki nitelemedir. İlk derece mahkemesi fiili nitelikli hâlden mahkûm eder, BAM ya da Yargıtay basit hâle dönüştürürse zamanaşımı kademesi de değişebilir ve yıllardır süren dosya, üst mahkemenin incelemesi sırasında düşme sınırına girmiş olabilir. Bu yüzden kanun yolu dilekçesinde nitelemeye yöneltilen itiraz, zamanaşımı hesabının da yeniden yapılmasını gerektirir. Ceza yargılamasının genel aşamaları ve süreleri ceza hukuku sayfasında özetlenmiştir.
Sık Sorulan Sorular
Dava zamanaşımı suç tarihinden mi, şikâyet tarihinden mi başlar?
Dava zamanaşımı kural olarak suçun işlendiği günden başlar; şikâyet tarihi bu sürenin başlangıcını etkilemez. Teşebbüs, kesintisiz ve zincirleme suçlar ile çocuklara karşı üstsoy tarafından işlenen suçlarda başlangıç günü TCK m.66/6'da ayrıca belirlenmiştir. Şikâyet süresi ise fiilin ve failin öğrenildiği günden başlayan ayrı bir altı aylık süredir.
Kollukta verilen ifade zamanaşımını keser mi?
Kolluk ifadesi TCK m.67/2'de sayılan kesme sebepleri arasında yer almadığı için zamanaşımını kesmez. Kanun yalnız Cumhuriyet savcısı huzurunda alınan ifadeyi ve sorguyu kesme sebebi saymıştır. Soruşturmanın uzun süre kolluk aşamasında kaldığı dosyalarda bu ayrım, zamanaşımının dolup dolmadığını doğrudan belirler.
HAGB kararı verilen dosyada zamanaşımı işlemeye devam eder mi?
Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasıyla başlayan beş yıllık denetim süresi içinde dava zamanaşımı durur (CMK m.231/8). Denetim süresinde kasten yeni bir suç işlenmesi ya da yükümlülüklere aykırı davranılması üzerine hüküm açıklanırsa, zamanaşımı hesabı bu beş yıl dışarıda bırakılarak yapılır. Denetim süresi yükümlülüklere uygun geçirilirse açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılır ve davanın düşmesine karar verilir (CMK m.231/10).
Zamanaşımı nedeniyle düşen dava adli sicile işlenir mi?
Zamanaşımı nedeniyle verilen düşme kararı bir mahkûmiyet hükmü olmadığından mahkûmiyet kaydı doğurmaz. Ceza zamanaşımında durum farklıdır: hüküm kesinleşmiştir ve yalnız infazı engellenir, mahkûmiyetin varlığı ortadan kalkmaz. Adli sicil kaydının silinme koşulları 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu'na göre ayrıca değerlendirilir.
Sanık zamanaşımından vazgeçip beraat isteyebilir mi?
Sanık, TCK m.72/2 uyarınca zamanaşımından vazgeçemez; mahkeme süreyi re'sen uygular. Buna karşılık CMK m.223/9, derhâl beraat kararı verilebilecek hâllerde düşme kararı verilmesini yasaklar. Dosya beraate elverişliyse, zamanaşımı dolmuş olsa bile mahkemenin beraat kararı vermesi gerekir.
Ceza zamanaşımı dolan bir hükümlü hakkında yakalama kararı uygulanabilir mi?
Süre dolmuşsa ceza TCK m.68/1 uyarınca infaz edilmez ve bu amaçla yakalama yapılamaz. Süre dolmadan önce infaz için yapılan tebligat ya da yakalama ise zamanaşımını keser (TCK m.71/1). Hükümlünün bu süre içinde üst sınırı iki yıldan fazla hapis gerektiren kasıtlı bir suç işlemesi de zamanaşımını keser (TCK m.71/2).
Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır; her dosya kendi olgularıyla değerlendirilir.
Bu konuyla ilgili emsal kararlar

Askerliği reddetmeye çağıran bildiri neden halkı askerlikten soğutma değil aşağılama sayıldı?
Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 14.10.2024

Yüzdeki Yara İzi Ne Zaman Sabit İz Sayılır, Ceza Hangi Fıkradan Kurulur?
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 26.06.2018

Aile İçinde Farklı Tarihlerde Yaşanan Şiddet Olayları Eziyet Suçu Sayılır mı?
Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 16.02.2026
Bu konuyla ilgili yazılar

Konut Dokunulmazlığının İhlali Suçu (TCK 116): Konut, İşyeri ve Eklentiler, Şikâyet ve Cezası
14 Ekim 2026, 19 dk okuma

Yağma (Gasp) Suçu: TCK 148-150 Cezaları, Nitelikli Hâller ve Etkin Pişmanlık
13 Ekim 2026, 18 dk okuma

Tutukluluğa İtiraz ve Tahliye Talebi: Süreler, Tutukluluk İncelemesi ve Adli Kontrol
13 Ekim 2026, 17 dk okuma

