İlme Hukuk Logo
İLMEHUKUK BÜROSU
İLME HUKUK BÜROSU
Hemen AraRandevu Al
Kapalı bir daire kapısının önünde duran hasır paspas

Konut Dokunulmazlığının İhlali Suçu (TCK 116): Konut, İşyeri ve Eklentiler, Şikâyet ve Cezası

Konut dokunulmazlığı tapuyu değil, konutu fiilen kullananın alanını korur. TCK m.116'nın konut, işyeri ve eklenti kapsamı, gece vakti ve cebir hâlleri, m.119 artırımı, şikâyet ve uzlaştırma kuralları kanun metniyle.

Yayın
14 Ekim 2026
Okuma süresi
19 dk
Hukuk alanı
Ceza Hukuku
Av. Mesut İLME — Yalova Barosu

Av. Mesut İLME

Yalova Barosu, sicil 287

Yayın
14 Ekim 2026
19 dk
okuma

Kira sözleşmesi bitmek üzeredir; ev sahibi, kiracı işteyken yedek anahtarla daireye girer ve "evi görmek istedim" der. Başka bir dosyada ayrı yaşayan eş, ortak konuta gece yarısı gelir ve kapıyı açan çocuğun yanından içeri geçer. Bir üçüncüsünde komşu, apartmanın bodrumundaki depoya kilidi kırıp girer. Üç olayın ortak sorusu aynıdır: mülkiyet, akrabalık ya da "zaten ortak alan" savunması Türk Ceza Kanunu (TCK) m.116 karşısında ne ifade eder?

Konut dokunulmazlığının ihlali, ceza kanununda "hürriyete karşı suçlar" arasında yer alır ve korunan değer evin tapusu değil, içinde yaşayanın kendi alanına kimin gireceğine karar verme hakkıdır. Bu nedenle suçun mağduru konutun maliki değil, onu fiilen kullanan kişidir. Basit hâli şikâyete bağlıdır ve uzlaştırma kapsamındadır; cebir, tehdit ya da gece vakti işlendiğinde ise hem ceza artar hem de şikâyet şartı ortadan kalkar. Ev sahibinin, ayrı yaşayan eşin ve ortak alana giren komşunun durumu bu kuralların hangisine girdiğine göre farklı sonuç doğurur.

TCK m.116 mülkiyeti değil, konutu kullananın huzurunu korur

TCK m.116/1, bir kimsenin konutuna ya da konutunun eklentilerine rızasına aykırı olarak giren veya rıza ile girdikten sonra buradan çıkmayan kişinin, mağdurun şikâyeti üzerine altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacağını düzenler. Maddede geçen "bir kimsenin konutu" ifadesi, konutun hukuken kime ait olduğunu değil, kimin hâkimiyetinde ve kullanımında bulunduğunu anlatır. Kiralanan dairede konut dokunulmazlığı kiracıya, misafirhanede kalan kişinin odasında o kişiye aittir.

Bu yaklaşımın pratik sonucu, malikin de bu suçun faili olabilmesidir. Kiracının kullanımındaki daireye, kiracının rızası olmadan giren ev sahibi, tapunun kendi adına kayıtlı olduğunu ileri sürerek suçun unsurlarını ortadan kaldıramaz. Aynı mantık mirasçılar arasındaki uyuşmazlıklarda da karşımıza çıkar: paylı mülkiyetteki bir evde fiilen oturan mirasçının alanına diğer mirasçının zorla girmesi, mülkiyet tartışmasından bağımsız olarak m.116 kapsamında değerlendirilebilir.

Korunan değerin kişisel niteliği, suçun hürriyete karşı suçlar bölümünde düzenlenmesini de açıklar. kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunda kişinin hareket serbestisi korunurken, konut dokunulmazlığında korunan şey kişinin özel yaşam alanıdır. İki suç aynı olayda birlikte gündeme gelebilir; örneğin konuta zorla girip içerideki kişinin dışarı çıkmasına engel olan fail hakkında her iki suçun unsurları ayrı ayrı incelenir.

Konut, işyeri ve eklenti kavramları suçun sınırını belirler

Kanun "konut" ve "eklenti" kavramlarını tanımlamamıştır; içerik doktrin ve Yargıtay uygulamasıyla belirlenmiştir. Ölçüt, bir yerin kişinin yaşamını sürdürdüğü, dışarıdan ayrılmış ve başkalarının girişinin onun iznine bağlı olduğu bir alan olup olmadığıdır. Sürekli ya da geçici olması, betondan ya da ahşaptan yapılmış olması belirleyici değildir.

İçinde yaşanan otel odası, yurt odası ve karavan da konut sayılır

Daire, müstakil ev ve yazlık konutun tipik örnekleridir. Doktrinde otel ve pansiyon odası, yurt odası, içinde yaşanan karavan ya da çadır da kullanıldığı süre boyunca konut olarak kabul edilmektedir. Uzun süre boş bırakılmış ve içinde kimsenin yaşamadığı bir yapı ise konut niteliğini yitirebilir; bu durumda olay, koşulları varsa TCK m.154'teki hakkı olmayan yere tecavüz ya da mala zarar verme yönünden ele alınır.

Eklenti: bahçe, avlu, garaj ve apartman ortak alanları

Eklenti, konutla bağlantılı olan ve onun kullanımına hizmet eden, sınırı belirli alanlardır. Çevrili bahçe ve avlu, garaj, kömürlük, depo, bodrum katındaki kiler ve balkon bu kapsamda değerlendirilir. Apartmanlarda merdiven boşluğu, giriş holü, sığınak ve bodrum gibi ortak alanlar da uygulamada konutun eklentisi olarak kabul edilmektedir; bina kapısı kilitli ya da girişi denetimli olduğunda bu kabul daha da güçlenir.

Eklenti tartışmasının en çok çıktığı yer, sınırı belirsiz açık alanlardır. Çit, duvar ya da başka bir işaretle konuttan ayrılmamış bir arazi parçasına girmek m.116'nın unsuru olmayabilir. Uygulamada sık karşılaştığımız durum, sanığın "bahçe açıktı, herkes geçiyordu" savunmasıdır; mahkeme bu noktada keşif, fotoğraf ve tanık beyanıyla alanın fiilen konuta bağlı olup olmadığını araştırır.

İşyerinde suç ikinci fıkrada ve daha hafif cezayla düzenlenmiştir

Kanunun m.116/2 hükmü, aynı fiillerin "açık bir rızaya gerek duyulmaksızın girilmesi mutat olan yerler dışında kalan işyerleri ve eklentileri" hakkında işlenmesi hâlinde, mağdurun şikâyeti üzerine altı aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezasına hükmolunacağını öngörür. Mesai saatinde açık olan bir mağazaya, bankaya ya da kafeye girmek bu nedenle suç oluşturmaz; çünkü bu yerlere girilmesi için ayrıca izin istenmesi mutat değildir.

Aynı işyerinin kapanış saatinden sonra kapısını zorlamak, müşteriye kapalı depo, mutfak ya da yönetim bölümüne izinsiz girmek ise ikinci fıkranın kapsamına girer. Avukat bürosu, muayenehane ve mühendislik ofisi gibi randevu ile çalışan işyerlerinde de bekleme salonunun ötesindeki odalar, açık rıza aranan alan olarak değerlendirilir.

Suç iki biçimde işlenir: rızaya aykırı girmek ve çıkmamak

Birinci hareket biçimi rızaya aykırı girmektir. Rıza açık olabileceği gibi örtülü de olabilir; kapıyı çalıp içeri buyur edilen kişinin girişi rızaya dayalıdır. Rızaya aykırılık için açık bir "girme" yasağı aranmaz; konutu kullananın girişe izin vermeyeceği koşullardan anlaşılıyorsa, örneğin yedek anahtarla habersiz girilmişse, unsur gerçekleşir. Hile ile alınan rıza da geçerli rıza sayılmaz; kendini sayaç okuyucusu olarak tanıtıp içeri giren kişi rızaya aykırı girmiş kabul edilir.

İkinci hareket biçimi, rıza ile girdikten sonra çıkmamaktır. Misafir olarak gelen, tartışma çıktıktan sonra ev sahibinin "evimden çık" talebine rağmen ayrılmayan kişi bu biçimde suçu işler. Burada belirleyici an, rızanın geri alındığı ve bunun faile açıkça bildirildiği andır; rıza geri alınmadan içeride kalmanın sürmesi suç oluşturmaz. Bu nedenle soruşturmada "çık" talebinin kim tarafından, ne zaman ve hangi sözcüklerle yapıldığı tanık beyanlarıyla netleştirilmelidir.

Konutu birden çok kişi kullanıyorsa birinin rızası yeterlidir, ama amaç meşru olmalıdır

Ortak kullanılan konutlar için m.116/3 özel bir kural koyar: evlilik birliğinde aile bireylerinden ya da konutun veya işyerinin birden fazla kişi tarafından ortak kullanılması durumunda, bu kişilerden birinin rızası varsa birinci ve ikinci fıkra uygulanmaz. Aynı fıkranın ikinci cümlesi önemli bir sınır koyar: rıza açıklamasının meşru bir amaca yönelik olması gerekir. Öğrenci evinde ev arkadaşlarından birinin davet ettiği misafir, davetin meşru bir amaca yönelik olması koşuluyla, diğerlerinin itirazına rağmen suç faili olmaz.

Meşru amaç şartı, rızanın konutu kullanan diğer kişilerin özel alanını zedeleyecek bir amaç için kullanıldığı durumları dışarıda bırakır. Doktrinde verilen tipik örnek, ortak konuta diğer eşin yokluğunda ve onun aile hayatını hedef alan bir amaçla üçüncü kişinin alınmasıdır. Rızayı veren kişinin reşit olmayan bir çocuk olması da ayrıca değerlendirilir; kapıyı açan küçük çocuğun "buyurun" demesi, konutu kullanan yetişkinlerin rızası yerine geçmez.

Kast aranır: rızanın varlığına ilişkin hata ve teşebbüs

Konut dokunulmazlığının ihlali yalnız kasten işlenebilir. Failin, girdiği yerin başkasının konutu ya da eklentisi olduğunu ve girişin konutu kullananın rızasına aykırı olduğunu bilmesi gerekir. Yanlış daireye giren ve kapıyı kendi anahtarıyla açabildiği için kendi evinde olduğunu sanan kişi bakımından kast tartışılır; bu tür olaylarda binanın düzeni, dairelerin benzerliği ve failin içeride ne yaptığı belirleyici delillerdir.

Rızaya aykırılık suçun kanuni tanımında yer aldığından, bu konudaki yanılgı TCK m.30/1 çerçevesinde ele alınır: fiilin icrası sırasında suçun kanuni tanımındaki maddi unsurları bilmeyen kimse kasten hareket etmiş olmaz. Daha önce her gelişinde kapının kendisine açıldığı bir akrabasının evine bu kez kapı aralık bulunduğu için giren kişinin, rızanın sürdüğüne inanıp inanmadığı olayın koşullarına göre değerlendirilir. Açıkça "bir daha gelme" denilmiş ya da mesajla girişin yasaklanmış olması, hata savunmasının kabulünü güçleştirir.

Suç, konuta ya da eklentisine girilmesiyle tamamlanır; failin bütün vücuduyla içeri girmesi aranıp aranmadığı doktrinde tartışmalıdır. Kapıyı zorlarken ya da pencereden girmeye çalışırken yakalanan kişi hakkında, elverişli hareketlerle doğrudan doğruya icraya başlanmış olması koşuluyla TCK m.35 uyarınca teşebbüs hükümleri uygulanabilir. Kilidin açılmaya çalışıldığını gösteren iz, güvenlik kamerası kaydı ve olay yeri tutanağı, tamamlanmış suç ile teşebbüs arasındaki ayrımda dosyanın temel delilleridir.

Cebir, tehdit ya da gece vakti cezayı bir yıldan üç yıla çıkarır

Ağırlaştırılmış hâl m.116/4'te düzenlenmiştir: fiilin cebir veya tehdit kullanılmak suretiyle ya da gece vakti işlenmesi hâlinde bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Bu fıkra hem konut hem işyeri hâllerine uygulanır ve ceza artık seçimlik değildir; işyeri hâlindeki adli para cezası seçeneği dördüncü fıkrada yer almaz.

Gece vakti, TCK m.6/1-e'de "güneşin batmasından bir saat sonra başlayan ve doğmasından bir saat evvele kadar devam eden zaman süresi" olarak tanımlanmıştır. Saatin sabit olmaması, aynı saatte işlenen iki fiilin yılın farklı dönemlerinde farklı sonuç doğurabileceği anlamına gelir. Marmara'da ocak ayında 18.30'da gerçekleşen bir giriş gece vaktine girerken haziranda aynı saat gündüz sayılır; bu nedenle dosyada olay saati ile o tarih ve yer için güneşin batış saati birlikte gösterilmelidir.

Cebir ve tehdit, girişin sağlanmasında ya da çıkmama hâlinin sürdürülmesinde kullanılmalıdır. Kapıyı tutanı itmek, içeridekini zarar vermekle korkutarak kapıyı açtırmak bu kapsamdadır. Kapının ya da kilidin kırılması ayrıca mala zarar verme suçunu gündeme getirir; bu suçun unsurları ve cezası mala zarar verme suçuna ilişkin yazıda ayrıntılı olarak ele alınmıştır. Tehdidin ayrıca TCK m.106 kapsamında suç oluşturup oluşturmadığı da incelenir; tehdit suçunun cezası silahla ya da birden fazla kişiyle işlenip işlenmemesine göre değişir.

Kapı ya da kilit gibi eşyaya yönelik zorlamanın m.116/4'teki cebir sayılıp sayılmadığı konusunda görüş ayrılığı vardır. Bir görüş cebiri kişiye yönelik bir kavram olarak okur ve kilidin kırılmasını yalnız mala zarar verme yönünden değerlendirir; diğer görüş girişin zorla sağlanmasını dördüncü fıkra için yeterli görür. Dosyada bu ayrım, girişin kişiye yönelik bir zorlama içerip içermediği ve olayın gece vaktine denk gelip gelmediğiyle birlikte ele alınır.

TCK m.119 ortak nitelikli hâlleri cezayı bir kat artırır

Ortak hüküm niteliğindeki m.119/1, konut dokunulmazlığının ihlali suçunun silahla, kişinin kendisini tanınmayacak hâle koyması suretiyle ya da imzasız mektupla veya özel işaretlerle, birden fazla kişi tarafından birlikte, var olan veya var sayılan suç örgütlerinin korkutucu gücünden yararlanılarak ya da kamu görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılarak işlenmesi hâlinde verilecek cezanın bir kat artırılacağını öngörür. Aynı maddenin ikinci fıkrasına göre suçun işlenmesi sırasında kasten yaralamanın neticesi sebebiyle ağırlaşmış hâlleri gerçekleşirse ayrıca kasten yaralama hükümleri uygulanır.

Uygulamada en sık görülen nitelikli hâl, birden fazla kişinin birlikte girmesidir. İki akrabanın birlikte ortak konuta gelmesi bile bu bendi gündeme getirebilir; ancak artırım için faillerin suçu birlikte işleme iradesiyle hareket etmesi gerekir. Aşağıdaki tablo kanundaki temel ceza aralıklarını gösterir:

HâlDayanakCeza aralığıŞikâyet
Konut veya eklentisi, basit hâlTCK m.116/16 ay – 2 yıl hapisGerekli
İşyeri veya eklentisi, basit hâlTCK m.116/26 ay – 1 yıl hapis veya adli para cezasıGerekli
Cebir, tehdit ya da gece vaktiTCK m.116/41 – 3 yıl hapisGerekmez
Basit hâl ile m.119 nitelikli hâliTCK m.116/1 ve m.119/11 – 4 yıl hapisGerekli
Dördüncü fıkra ile m.119 nitelikli hâliTCK m.116/4 ve m.119/12 – 6 yıl hapisGerekmez

Tablodaki "Gerekli" ibaresi, girişin hırsızlık amacıyla yapılmadığı hâller içindir; hırsızlık amacıyla girilmişse TCK m.142/4 uyarınca şikâyet aranmaz. İlk üç satır temel cezanın belirleneceği kanuni aralığı, m.119 satırları ise bir kat artırım uygulandıktan sonra ulaşılan sınırları gösterir. Mahkeme temel cezayı TCK m.61'deki ölçütlere göre belirler; ardından artırım ve varsa haksız tahrik, takdiri indirim gibi indirim hükümlerini sırasıyla uygular.

Şikâyet basit hâllerde aranır; gece vakti, cebir, tehdit ve hırsızlık amacı bu şartı kaldırır

Birinci ve ikinci fıkralar açıkça "mağdurun şikâyeti üzerine" ibaresini taşır; dördüncü fıkrada bu ibare yer almaz. Bu lafız farkının sonucu, cebir, tehdit ya da gece vakti işlenen konut dokunulmazlığı ihlalinin re'sen soruşturulmasıdır. Kolluğa yapılan bir ihbar ya da hastaneden gelen bir bildirim, mağdurun ayrıca şikâyetçi olmasına gerek kalmadan soruşturmayı başlatır.

Şikâyet şartını kaldıran ikinci kural hırsızlık bölümündedir. TCK m.142/4, hırsızlık suçunun işlenmesi amacıyla konut dokunulmazlığının ihlali veya mala zarar verme suçunun işlenmesi hâlinde, bu suçlardan dolayı soruşturma ve kovuşturma yapılabilmesi için şikâyet aranmayacağını düzenler. Gündüz ve cebirsiz gerçekleşen bir giriş bile, failin amacı hırsızlıksa re'sen takip edilir; bu nedenle failin konuta girme amacı, şikâyet şartının varlığını belirleyen ilk sorudur.

Şikâyete bağlı hâllerde TCK m.73/1 uyarınca yetkili kişi altı ay içinde şikâyette bulunmazsa soruşturma ve kovuşturma yapılamaz. Süre, m.73/2'ye göre şikâyet hakkı olan kişinin fiili ve failin kim olduğunu öğrendiği günden başlar ve dava zamanaşımı süresini geçemez. Tatilden döndüğünde bahçe deposunun açıldığını fark eden kişi bakımından süre, girişin yapıldığı günden değil, failin kimliğinin öğrenildiği günden işlemeye başlar; bu tarih şikâyet dilekçesinde ve ifadede açıkça belirtilmelidir.

Şikâyetten vazgeçme, m.73/4 uyarınca kanunda aksi yazılı olmadıkça davayı düşürür; hükmün kesinleşmesinden sonraki vazgeçme ise cezanın infazına engel olmaz. Dördüncü fıkradaki ve m.142/4 kapsamındaki hâllerde vazgeçmenin bu etkisi yoktur: mağdur "şikâyetimden vazgeçiyorum" dese bile soruşturma ve kovuşturma devam eder. Uygulamada en çok şaşkınlık yaratan nokta budur; taraflar barıştığı hâlde dava sürer, çünkü suç kamu adına takip edilmektedir. Bu hâlde taraflar arasındaki anlaşma ancak uzlaştırma yoluyla hukuki sonuç doğurabilir; konuta nitelikli hırsızlık amacıyla girilmişse bu yol da Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) m.253/3 nedeniyle kapanabilir.

Dava zamanaşımı nitelikli hâle göre sekiz ya da on beş yıldır

Dava zamanaşımı bakımından m.66/1-e, beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adli para cezasını gerektiren suçlarda dava zamanaşımını sekiz yıl olarak belirler. Temel hâller ve dördüncü fıkra bu sınırın içinde kalır. Dördüncü fıkradaki hâle m.119 artırımı eklendiğinde üst sınır altı yıla çıkar ve m.66/1-d uyarınca zamanaşımı on beş yıl olur. Zamanaşımı belirlenirken m.66/3 gereği dosyadaki delillere göre suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hâlleri de dikkate alınır.

Uzlaştırma şikâyete bağlı olmayan hâlleri de kapsar; m.119 artırımı ve birlikte işlenen suç bu kapsamı daraltabilir

CMK m.253/1-b-4, konut dokunulmazlığının ihlalini (TCK m.116) "şikâyete bağlı olup olmadığına bakılmaksızın" uzlaştırma kapsamına alır. Bu düzenleme, şikâyetten vazgeçmenin davayı düşürmediği dördüncü fıkra hâli için de uzlaştırma yolunu açık tutar. Taraflar uzlaşırsa ve edim yerine getirilirse soruşturma evresinde kovuşturmaya yer olmadığı kararı, kovuşturma evresinde ise düşme kararı verilir. Uzlaştırma bürosunun işleyişi, teklifin süresi ve edimin ertelenmesi gibi ayrıntılar ceza davasında uzlaşmaya ilişkin yazıda ele alınmıştır.

Uzlaştırma kapsamını daraltan en önemli kural CMK m.253/3'teki birlikte işlenen suç kuralıdır. Uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu kapsama girmeyen başka bir suçla birlikte aynı mağdura karşı işlenmesi hâlinde uzlaşma hükümleri uygulanmaz. Örneğin konuta zorla girilip içerideki kişi silahla tehdit edilmişse, nitelikli tehdit uzlaştırma kapsamında olmadığından konut dokunulmazlığı suçu da uzlaştırma dışında kalır. 7571 sayılı Kanun ile bu kurala bir istisna eklenmiştir: önödeme kapsamındaki bir suç ile uzlaştırma kapsamındaki bir suçun aynı mağdura karşı birlikte işlenmesi hâlinde, uzlaştırma kapsamındaki suç bakımından uzlaşma hükümleri uygulanır.

Konut dokunulmazlığının m.119 ile ağırlaşan hâllerinde uzlaştırmanın durumu ayrıca değerlendirilmelidir. Kanun koyucu iş ve çalışma hürriyetinin ihlali için CMK m.253/1-b-5'te TCK m.119/1-c'ye açıkça atıf yapmış, konut dokunulmazlığı için ise yalnız m.116'yı saymıştır. Bu lafız farkı, nitelikli hâlde uzlaştırma yolunun açık olup olmadığı konusunda tartışma doğurmaktadır; dosyada güncel daire içtihadı ile birlikte değerlendirilmesi gerekir.

Uygulamada en çok sorulan üç durum: ev sahibi, ayrı yaşayan eş ve birlikte işlenen suçlar

Ev sahibi kiracının konutuna rızası olmadan giremez

Kira ilişkisinde konutun kullanımı kiracıya geçtiğinden, ev sahibinin yedek anahtarla ya da kapıyı açtırarak daireye girmesi m.116'nın unsurlarını taşıyabilir. Kiranın ödenmemesi, sözleşmenin sona ermiş olması ya da tahliye taahhüdünün bulunması bu sonucu değiştirmez; tahliye mahkeme kararı ya da icra yoluyla gerçekleşir ve ev sahibine kendiliğinden girme yetkisi vermez. Kiracının eşyalarını dışarı çıkarmak ya da kilidi değiştirmek, olayın koşullarına göre ayrıca başka suçları da gündeme getirebilir.

Ev sahibinin konutu görme ihtiyacı meşrudur: Türk Borçlar Kanunu m.319/2, kiracının bakım, satış ya da sonraki kiralama için zorunlu olduğu ölçüde kiraya verenin ve onun belirlediği üçüncü kişinin kiralananı gezip görmesine izin vermekle yükümlü olduğunu düzenler. Aynı maddenin üçüncü fıkrası, kiraya verene bunu uygun bir süre önce kiracıya bildirme ve kiracının yararlarını gözetme yükümlülüğü yükler; ev sahibine kiracının yokluğunda habersiz girme hakkı tanımaz. Kiracı izin vermiyorsa ev sahibinin başvuracağı yol hukuk yoludur.

Ayrı yaşayan eşin ortak konuta girmesi fiilî ayrılık ve tedbirle suç hâline gelebilir

Evlilik birliği devam ettiği sürece eşlerden her biri ortak konutu kullanma hakkına sahiptir ve m.116/3'teki ortak kullanım kuralı bu durumda işler. Eşlerin fiilen ayrı yaşamaya başlaması, boşanma davası sırasında konutun eşlerden birinin kullanımına bırakılması ya da 6284 sayılı Kanun uyarınca uzaklaştırma tedbiri verilmesi tabloyu değiştirir. Konutu fiilen terk etmiş ve başka yerde yaşayan eşin, diğer eşin rızası olmadan ortak konuta girmesi, uygulamada m.116 kapsamında değerlendirilebilmektedir.

Uzaklaştırma tedbiri bulunan hâllerde 6284 sayılı Kanun m.13/1, tedbire aykırı davranan kişinin "fiili bir suç oluştursa bile" hâkim kararıyla üç günden on güne kadar zorlama hapsine tabi tutulacağını düzenler; fiilin oluşturduğu suç ise ceza hükümlerine göre ayrıca değerlendirilir. Boşanma sürecinde konutun kimin kullanımına bırakılacağı ve aile konutu şerhinin etkisi boşanmada aile konutu başlığında ayrıca açıklanmıştır.

Birlikte işlenen hırsızlık, mala zarar verme ve tehdit ayrı hüküm ve ayrı uzlaştırma sonucu doğurur

Konut dokunulmazlığının ihlali çoğu dosyada tek başına değil, başka bir suçun aracı olarak ortaya çıkar. Bina veya eklentileri içinde muhafaza altına alınmış eşya hakkında işlenen hırsızlık, 6545 sayılı Kanun ile m.142/1-b'den m.142/2-h'ye taşınmış ve beş yıldan on yıla kadar hapis cezası gerektiren nitelikli hâl olarak düzenlenmiştir. Yargıtay uygulamasında, hırsızlık amacıyla konuta ya da eklentisine girilmesi hâlinde hırsızlık suçunun yanında konut dokunulmazlığının ihlali suçundan da ayrı hüküm kurulmaktadır. Bu birleşimde konut dokunulmazlığı suçu, TCK m.142/4 uyarınca şikâyete bağlı değildir. Hırsızlığın gece vakti işlenmesi m.143 uyarınca ayrıca artırım sebebidir; hırsızlık suçunun cezası bu artırımlarla birlikte hesaplanır.

Uzlaştırma bakımından birlikte işlenen suçun hangi fıkraya girdiği belirleyicidir. Uzlaştırma listesinde yalnız basit hırsızlık (TCK m.141) yer alır (CMK m.253/1-b-6). Konuttan ya da eklentisinden yapılan hırsızlık çoğu dosyada m.142/2-h'deki nitelikli hâle girdiğinden, uzlaştırma dışında kalan bu suç m.253/3 uyarınca konut dokunulmazlığı suçunu da uzlaştırma dışına çıkarır; iki suç için uzlaştırma, hırsızlığın m.141'de kaldığı sınırlı durumlarda gündeme gelir. Aynı ayrım mala zarar vermede de geçerlidir: m.151'deki basit hâl şikâyete bağlı olduğu için uzlaştırma kapsamındadır, m.152'deki nitelikli hâller ise bu kapsamda değildir. Tehdit yönünden yalnız m.106/1 uzlaştırma listesinde yer aldığından, silahla ya da birden fazla kişiyle yapılan tehdit (m.106/2) konut dokunulmazlığı bakımından da uzlaştırmayı engeller.

Yağmada ise durum farklıdır. TCK m.149/1-d, yağmanın konutta, işyerinde veya bunların eklentilerinde işlenmesini nitelikli yağma sebebi sayar ve on yıldan on beş yıla kadar hapis cezası öngörür. Konutta işlenen yağma bu nedenle ağır ceza mahkemesinin görev alanına girer ve olayın konut dokunulmazlığı yönü yağmanın nitelikli hâli içinde tartışılır. Hangi suç tipinin uygulanacağı, failin konuta girme amacı ve içeride gerçekleşen eylemlerle doğrudan bağlantılıdır.

Arama kararı, zorunluluk hâli ve hakkın kullanılması girişi hukuka uygun kılabilir

Her izinsiz giriş suç oluşturmaz. Kanun hükmünü yerine getirme (TCK m.24), m.25'teki zorunluluk hâli ve m.26'daki hakkın kullanılması, unsurları gerçekleşse bile fiili hukuka uygun hâle getirebilir. Yangını söndürmek için kapıyı kıran komşu, su baskınında dairedeki vanayı kapatmak için içeri giren yönetici ya da bilinci kapalı yaşlı bir kişiye ulaşmak için girişi zorlayan akraba bakımından zorunluluk hâli tartışılır.

Kolluk görevlilerinin konuta girmesi CMK m.116 vd. hükümlerine bağlıdır. CMK m.119/1'e göre konutta, işyerinde ve kamuya açık olmayan kapalı alanlarda arama ancak hâkim kararı ya da gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının yazılı emri ile yapılabilir; kolluk amirinin yazılı emri bu yerler için yeterli değildir. CMK m.118/1 bu yerlerde gece vakti aramayı yasaklar; suçüstü, gecikmesinde sakınca bulunan hâller ve firari kişinin yakalanması için yapılan aramalar m.118/2 ile bu yasağın dışında tutulmuştur.

Kanuni şartlar olmadan konuta giren kamu görevlisi bakımından TCK m.119/1-e'deki "kamu görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle" işleme hâli gündeme gelir ve ceza bir kat artırılır. Usulsüz aramanın ceza davasındaki delil değerine etkisi ise ayrı bir sorudur ve CMK m.206/2-a ile m.217/2 çerçevesinde, hukuka aykırı yöntemle elde edilen delil yönünden değerlendirilir.

Yargılama asliye ceza mahkemesinde yapılır; erteleme ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması iki yıllık sınıra bağlıdır

Konut dokunulmazlığının ihlali, m.119 artırımı eklendiğinde dahi üst sınırı on yılı aşmadığından asliye ceza mahkemesinin görev alanındadır. Soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısı uzlaştırma kapsamındaki dosyayı önce uzlaştırma bürosuna gönderir; uzlaşma sağlanamazsa iddianame düzenlenir. Kovuşturma evresinde de dosyanın uzlaştırma kapsamında olduğunun anlaşılması hâlinde uzlaştırma işlemleri yapılır.

Mahkûmiyet hâlinde hükmün sonucunu ve infazını üç kurum belirler. CMK m.231/5 uyarınca iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezasına hükmedilen sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir; 7589 sayılı Kanun ile yeniden düzenlenen m.231/6 bunun için sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamasını, yeniden suç işlemeyeceği kanaatine varılmasını ve mağdurun zararının tamamen giderilmesini arar. TCK m.51/1, iki yıl veya daha az süreli hapis cezasının ertelenebileceğini düzenler; m.50 ise bir yıl veya daha az süreli kısa süreli hapis cezasının adli para cezası ya da zararın giderilmesi gibi seçenek yaptırımlara çevrilebileceğini öngörür.

Basit hâllerde verilen cezaların büyük kısmı bu sınırların içinde kaldığından, sanığın sabıka durumu, mağdurun zararının giderilip giderilmediği ve yargılama sürecindeki tutumu hükmün sonucunu belirgin biçimde etkiler. Dördüncü fıkra ve m.119 birleştiğinde alt sınır iki yıla ulaşır; ceza alt sınırdan belirlenmedikçe ve TCK m.62 uyarınca takdiri indirim uygulanmadıkça erteleme ile hükmün açıklanmasının geri bırakılması için öngörülen iki yıllık sınır aşılır. Ceza davasının genel işleyişi ceza hukuku sayfasında özetlenmiştir.

Sık Sorulan Sorular

Kendi evime, kiracım içerideyken girmem suç mudur?

Konut dokunulmazlığı mülkiyete değil, konutu fiilen kullanan kişinin özel alanına bağlıdır. Kiracının rızası olmadan daireye giren malik, TCK m.116/1 kapsamında şikâyet üzerine yargılanabilir. Kiralananı görme ihtiyacı TBK m.319 çerçevesinde önceden bildirilen bir ziyaretle karşılanır.

Apartman merdivenine ya da bodrum katına izinsiz girmek konut dokunulmazlığını ihlal sayılır mı?

Apartmanların merdiven boşluğu, giriş holü, sığınak ve bodrum gibi ortak alanları uygulamada konutun eklentisi olarak kabul edilmektedir. Bina kapısının kilitli ya da girişin denetimli olması bu niteliği güçlendirir. Bina kapısının sürekli açık tutulduğu ve alanın fiilen herkesin geçişine açık olduğu durumlarda ise olayın koşulları ayrıca incelenir.

Şikâyetimi geri aldım, dava neden düşmedi?

Fiil cebir, tehdit kullanılarak ya da gece vakti işlenmişse TCK m.116/4 uygulanır ve bu hâl şikâyete bağlı değildir; konuta hırsızlık amacıyla girilmişse TCK m.142/4 de şikâyet şartını kaldırır. Şikâyetten vazgeçme yalnız şikâyete bağlı hâllerde davayı düşürür. Taraflar anlaşmışsa bu anlaşma, CMK m.253 kapsamındaki uzlaştırma yoluyla hukuki sonuç doğurabilir; birlikte işlenen suç uzlaştırma dışında kalıyorsa, örneğin nitelikli hırsızlık söz konusuysa, bu yol da kapanır.

Konut dokunulmazlığının ihlalinde şikâyet süresi ne zaman başlar?

Altı aylık şikâyet süresi, TCK m.73/2 uyarınca fiilin ve failin öğrenildiği günden başlar. Girişin gerçekleştiği gün ile failin kim olduğunun öğrenildiği gün farklıysa belirleyici olan ikincisidir. Bu süre dava zamanaşımını aşamaz.

Gece vakti hangi saatlerdir?

Kanunun m.6/1-e hükmü gece vaktini güneşin batmasından bir saat sonra başlayıp doğmasından bir saat öncesine kadar süren zaman olarak tanımlar. Saat yılın dönemine ve olay yerine göre değişir. Dosyada olay saati, o gün ve o yer için gün batımı ve gün doğumu saatleriyle birlikte gösterilmelidir.

Konut dokunulmazlığının ihlalinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması mümkün müdür?

Hükmolunan ceza iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezası ise CMK m.231/5 bu yolu açık tutar. Karar için sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış olması, yeniden suç işlemeyeceği kanaatine varılması ve kırılan kapı, değiştirilen kilit gibi zararların tamamen giderilmesi gerekir. Dördüncü fıkra ile m.119 artırımı birleştiğinde alt sınır iki yıla ulaştığından, cezanın alt sınırın üzerinde belirlendiği dosyalarda bu imkân takdiri indirimin uygulanmasına bağlı kalır.

Kapıyı kırarak girilmişse kaç ayrı suç oluşur?

Kapının ya da kilidin kırılması, konut dokunulmazlığının ihlalinin yanında mala zarar verme suçunu da gündeme getirir. Giriş sırasında içeridekine tehdit ya da cebir uygulanmışsa bu fiiller de ayrıca değerlendirilir. Birlikte işlenen suçlardan biri uzlaştırma dışında kalıyorsa, CMK m.253/3 uyarınca konut dokunulmazlığı suçu da uzlaştırma kapsamından çıkabilir.

Konut dokunulmazlığı dosyasında ilk günlerde netleştirilmesi gereken olgular

Bu suçta dosyanın yönünü çoğu zaman birkaç olgu belirler: girişin saati, girişin nasıl sağlandığı, alanın konut ya da eklenti niteliği ve rızanın kimden, hangi koşulda alındığı ya da geri alındığı. Saat, gece vakti tanımı nedeniyle şikâyet şartını ve ceza aralığını birlikte değiştirir; failin amacı, hırsızlık söz konusuysa m.142/4 nedeniyle şikâyet şartını ortadan kaldırır; giriş biçimi cebir ve tehdit tartışmasını, alanın niteliği ise suçun oluşup oluşmadığını belirler. Mağdur bakımından şikâyet tarihinin ve failin öğrenildiği günün belgelenmesi, sanık bakımından ise rızanın varlığını gösteren mesaj, arama kaydı ve tanık beyanlarının erken aşamada dosyaya sunulması gerekir.

Birlikte işlenen suçların listesi de erken çıkarılmalıdır; çünkü bu liste uzlaştırmanın mümkün olup olmadığını, görevli mahkemeyi ve zamanaşımı süresini doğrudan etkiler. Yalova ve çevresindeki ceza dosyalarında yargılamanın yürütüldüğü mahkemeler ve süreç hakkında bilgi Yalova ceza avukatı sayfasında yer almaktadır.

Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır; her dosya kendi olgularıyla değerlendirilir.

Bu konuyla ilgili emsal kararlar

Tüm Ceza Hukuku kararları

Bu konuyla ilgili yazılar

Tüm Ceza Hukuku yazıları