Sabah otoparka inen bir araç sahibi, kapısı boydan boya çizilmiş otomobilini görür; site yönetiminin kamera kaydında komşusunun gece aracın yanından geçtiği seçilmektedir. Bir başka dosyada ev sahibi, tahliyeden sonra girdiği dairede sökülmüş dolapları ve kırılmış lavaboyu bulur. Üçüncüsünde belediyenin otobüs durağı camı bir gece içinde kırılmıştır. Üç olayın ortak adı "mala zarar verme"dir, ama ceza muhakemesi bakımından üçü birbirinden çok farklı yollardan ilerler: aracın çizilmesi şikâyete bağlıdır ve uzlaştırmaya gider, kiracının bıraktığı hasar kastın ispatlanamadığı ölçüde hukuk mahkemesine kalır, durak camı ise savcılık tarafından resen soruşturulur.
Türk Ceza Kanunu mala zarar vermeyi m.151'de temel şekliyle, m.152'de nitelikli hâlleriyle düzenler; m.153 ibadethane ve mezarlıklara yönelik fiilleri ayrı bir suç olarak ele alır. Suçun ceza aralığı, şikâyet süresi, uzlaşma kapsamı ve zararın giderilmesinin cezaya etkisi, fiilin hangi maddeye girdiğine göre değişir. En sık karıştırılan nokta ise dikkatsizlikle verilen zarardır: kanun taksirle mala zarar vermeyi suç olarak tanımlamaz.
Mala zarar verme suçu altı fiilden biriyle oluşur (TCK m.151/1)
TCK m.151/1, başkasının taşınır veya taşınmaz malını "kısmen veya tamamen yıkan, tahrip eden, yok eden, bozan, kullanılamaz hale getiren veya kirleten" kişiyi cezalandırır. Sayılan altı hareketten herhangi biri suçun oluşması için yeterlidir; malın tamamen yok edilmesi aranmaz. Bir aracın boyasını çizmek, bir kapının kilidini bozmak, bir duvara boya ile yazı yazmak ya da bir bahçe çitini sökmek, kanunun saydığı hareketlerden birine girer.
Suçun konusu "başkasının" malıdır. Kişinin kendi malına verdiği zarar m.151 anlamında suç oluşturmaz. Bu kuralın sınırı da kanunda çizilmiştir: kendi malını yakan kişi, fiil başkalarının hayatı, sağlığı ya da malvarlığı bakımından tehlike yaratıyorsa genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçu (TCK m.170) yönünden ayrıca değerlendirilir. Paylı ya da elbirliği mülkiyetinde ise mal, fail bakımından da kısmen başkasınındır; bu nedenle paydaşın ortak mala verdiği zarar, diğer paydaşların payları bakımından m.151 kapsamında değerlendirilebilir.
"Kirletme" hareketi uygulamada sık tartışılır. Bir binanın dış cephesine boya ile yazı yazmak ya da afiş yapıştırmak, cephenin eski hâline getirilmesi için temizlik ve boya gerektiriyorsa kirletme kapsamında değerlendirilir. Kolayca silinebilen, malın kullanımını ve görünümünü etkilemeyen izler bakımından ise suçun maddi unsurunun gerçekleşip gerçekleşmediği her dosyada ayrıca incelenir.
Suç kasten işlenebilen bir suçtur. Kast, TCK m.21/1 uyarınca suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir. Failin zararın doğabileceğini öngörüp buna rağmen hareket ettiği hâllerde olası kast (TCK m.21/2) gündeme gelir; bu durumda temel ceza üçte birden yarısına kadar indirilir.
Temel şeklin cezası dört aydan üç yıla kadar hapis ya da adli para cezasıdır
Temel şekil için öngörülen yaptırım (m.151/1) "dört aydan üç yıla kadar hapis veya adlî para cezası"dır. Hapis ile adli para cezası seçimlik olarak düzenlendiğinden mahkeme, TCK m.61'deki ölçütlere (fiilin işleniş biçimi, zararın ağırlığı, failin kastının yoğunluğu gibi) göre ikisinden birini seçer. Adli para cezası TCK m.52 uyarınca gün üzerinden belirlenir.
Hapis cezası seçildiğinde de infaz bakımından birkaç ara yol açıktır. Hükmedilen ceza bir yıl veya daha az ise kısa süreli hapis cezasıdır (TCK m.49/2) ve koşulları varsa seçenek yaptırımlara çevrilebilir. İki yıl veya daha az süreli hapis cezası TCK m.51/1 uyarınca ertelenebilir. Ceza iki yıl veya daha az ise hükmün açıklanmasının geri bırakılması da değerlendirilir; bu kurumun mala zarar verme dosyalarındaki önemi, zararın giderilmesini bir koşul olarak aramasından gelir.
Temel şekil (m.151/1) ve m.152/1 bakımından dava zamanaşımı TCK m.66/1-e uyarınca sekiz yıldır, çünkü bu hâllerde öngörülen üst sınır beş yılı aşmaz. Fiil m.152/2 ya da m.152/3'teki artırım nedenlerinden birine girip üst sınır beş yılı aştığında ise TCK m.66/1-d uyarınca on beş yıllık süre uygulanır. Zamanaşımını kesen işlemler (şüpheli ya da sanık sıfatıyla ifade alınması, iddianamenin düzenlenmesi, mahkûmiyet kararı gibi) TCK m.67'de sayılmıştır. Uzun süren yargılamalarda zamanaşımı, düşme kararıyla sonuçlanabilen bir savunma konusudur.
Şikâyet süresi altı aydır ve şikâyetten vazgeçme davayı düşürür
Temel şekildeki mala zarar verme "mağdurun şikayeti üzerine" soruşturulur. Şikâyet hakkı olan kişi altı ay içinde şikâyette bulunmazsa TCK m.73/1 uyarınca soruşturma ve kovuşturma yapılamaz. Süre, m.73/2'ye göre fiili ve failin kim olduğunu öğrendiği günden başlar; dava zamanaşımı süresini geçmemek koşuluyla işler. Çizilen aracın sahibi zararı ilk gün fark etmiş ama faili üç ay sonra kamera kaydından öğrenmişse, altı aylık süre faili öğrendiği tarihten itibaren hesaplanır.
Şikâyetten vazgeçme, m.73/4 uyarınca davayı düşürür; hükmün kesinleşmesinden sonraki vazgeçme ise cezanın infazına engel olmaz. Vazgeçme, onu kabul etmeyen sanığı etkilemez (m.73/6). Mağdur vazgeçerken şahsi haklarından da vazgeçtiğini ayrıca açıklamışsa artık hukuk mahkemesinde tazminat davası açamaz (m.73/7). Uygulamada sık karşılaştığımız bir durum, tarafların karakolda ya da adliye koridorunda sözlü anlaşmaya varması ve şikâyetten vazgeçme tutanağının, ödeme henüz yapılmadan imzalanmasıdır; tazminat hakkının saklı tutulup tutulmadığı tutanağa açıkça yazılmalıdır.
Şikâyet kuralının önemli bir istisnası hırsızlık hükümlerinde yer alır. Hırsızlığa ilişkin TCK m.142/4'e göre hırsızlık suçunun işlenmesi amacıyla konut dokunulmazlığının ihlali veya mala zarar verme suçunun işlenmesi hâlinde, bu suçlardan dolayı soruşturma ve kovuşturma yapılabilmesi için şikâyet aranmaz. Kapısı ya da penceresi kırılarak girilen bir işyerinde mala zarar verme, mağdur şikâyetçi olmasa da soruşturulur. Hırsızlıkla birlikte işlenen fiillerin ayrıntısı hırsızlık suçu ve cezası yazısında ele alınmıştır.
Nitelikli hâllerde şikâyet aranmaz ve ceza bir yıldan dört yıla çıkar (TCK m.152)
Nitelikli hâller m.152/1'de yedi bent hâlinde sayılmıştır ve bunlar için "bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası" öngörülür. Bu fıkrada seçimlik adli para cezası yer almaz; maddede şikâyet şartı da bulunmadığından soruşturma resen yürütülür. Nitelikli hâller şunlardır:
- Kamu kurum ve kuruluşlarına ait, kamu hizmetine tahsis edilmiş veya kamunun yararlanmasına ayrılmış yer, bina, tesis veya diğer eşya (m.152/1-a); belediye bankı, otobüs durağı, trafik levhası, okul camı ve hizmet aracı bu kapsamdadır.
- Yangına, sel ve taşkına, kazaya ve diğer felaketlere karşı korunmaya tahsis edilmiş eşya veya tesis (m.152/1-b); yangın dolabı, yangın tüpü ve acil çıkış donanımı gibi.
- Devlet ormanı statüsündeki yerler hariç olmak üzere, nerede olursa olsun her türlü dikili ağaç, fidan veya bağ çubuğu (m.152/1-c).
- Sulamaya, içme sularının sağlanmasına veya afetlerden korumaya yarayan tesisler (m.152/1-d).
- Grev veya lokavt hâllerinde işçi ya da işveren sendikalarının, konfederasyonlarının ya da işverenlerin ve işçilerin maliki olduğu veya kullandığı bina, tesis veya eşya (m.152/1-e).
- Siyasi partilerin, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının ve üst kuruluşlarının maliki olduğu veya kullandığı bina, tesis veya eşya (m.152/1-f).
- Sona ermiş olsa bile görevinden ötürü öç almak amacıyla bir kamu görevlisinin zararına olarak işlenen fiil (m.152/1-g).
Ağaç bendi komşuluk uyuşmazlıklarında beklenmedik sonuçlar doğurur. Başkasına ait bir ağacın kasten kesilmesi ya da kurutulması, temel şekil yerine m.152/1-c kapsamında değerlendirilir. Fiil bu bende girdiğinde şikâyetten vazgeçme davayı düşürmez ve dosya uzlaştırma bürosuna gönderilmez. Komşu taşınmaza taşan dal ve kökler bakımından ise komşunun medeni hukuktan doğan yetkisi ayrıca incelenir; bu yetkinin sınırları içinde kalan budama suç oluşturmaz. Taşınmaz sınırının nereden geçtiği ve ağacın kime ait olduğu, ceza dosyasından önce tapu ve kadastro kayıtlarıyla netleştirilmesi gereken bir ön sorudur.
İkinci fıkra işleniş biçimine bakar: yakarak, yakıcı veya patlayıcı madde kullanarak; toprak kaymasına, çığ düşmesine, sel veya taşkına neden olarak; radyasyona maruz bırakarak ya da nükleer, biyolojik veya kimyasal silah kullanarak işlenen mala zarar vermede verilecek ceza bir katına kadar artırılır (m.152/2). Üçüncü fıkraya göre fiil sonucunda haberleşme, enerji ya da demiryolu veya havayolu ulaşımı alanında kamu hizmeti geçici de olsa aksarsa, önceki fıkralara göre verilecek ceza yarısından iki katına kadar artırılır (m.152/3). Kablo kesilmesiyle bir mahallenin elektriğinin kesilmesi bu fıkranın tipik örneğidir.
İbadethanelere, bunların eklentilerine ve buralardaki eşyaya, mezarlara ve mezarlık tesislerine yıkmak, bozmak veya kırmak suretiyle zarar verme ise m.152'de değil, ayrı bir suç olarak m.153'te düzenlenmiştir. Bu fiilin cezası bir yıldan dört yıla kadar hapistir; aynı yerleri kirletmek üç aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezası gerektirir. Fiiller ilgili dinî inanışı benimseyen toplum kesimini tahkir maksadıyla işlenirse ceza üçte biri oranında artırılır (m.153/3).
Taksirle verilen zarar suç değildir; çözüm yolu tazminat davasıdır
TCK m.22/1, taksirle işlenen fiillerin "kanunun açıkça belirttiği hallerde" cezalandırılacağını söyler. Mala zarar verme maddelerinde taksirli bir şekil öngörülmemiştir. Park ederken komşu aracın tamponuna sürtmek, tadilat sırasında alt kata su sızdırmak ya da taşınma sırasında asansör kapısını hasarlamak, kast yoksa ceza hukuku bakımından suç oluşturmaz. Bu tür şikâyetlerde savcılık, kastın bulunmadığı sonucuna varırsa kovuşturmaya yer olmadığına karar verir.
Taksirli zararın cezasız kalması kuralının da bir istisnası vardır: bazı taksirli fiiller başka bir suç tipine girer. Taksirle yangına, bina çökmesine, toprak kaymasına, çığ düşmesine, sel veya taşkına neden olan kişi, fiil başkalarının hayatı, sağlığı veya malvarlığı bakımından tehlikeliyse TCK m.171/1 uyarınca üç aydan bir yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır. Mangal ateşinin komşu bahçeye sıçraması ya da kaynak işi sırasında çıkan yangın bu maddeye girebilir. Burada cezalandırılan, mala verilen zarar değil, yarattığı genel tehlikedir.
Ceza hukuku bakımından suç oluşmasa da zarar görenin hakkı ortadan kalkmaz. Türk Borçlar Kanunu m.49/1'e göre kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Taksir de kusurun bir derecesidir; tamir bedeli, değer kaybı ve kullanım kaybı hukuk mahkemesinde istenebilir. Ceza dosyasında "kast yok" denmesi, tazminat davasının reddedileceği anlamına gelmez; hukuk hâkimi ceza kararıyla bağlı değildir (TBK m.74).
Kastın ispatı komşuluk, kira ve otopark uyuşmazlıklarında belirleyicidir
Mala zarar verme dosyalarının büyük bölümünde fiilin kendisi tartışmasızdır; tartışılan, zararın kimin elinden ve hangi iradeyle çıktığıdır. Kast doğrudan ispatlanamayan bir iç olgudur ve mahkeme bunu fiilin işleniş biçiminden, taraflar arasındaki ilişkiden ve olay öncesi ile sonrası davranışlardan çıkarır.
Araç çizilmesinde kamera kaydı silinmeden istenmelidir
Araç çizilmesinde çoğu dosyada belirleyici delil kamera kaydıdır. Kaydın failin araca temas ettiği anı göstermesi ile yalnızca aracın yanından geçtiğini göstermesi arasında ispat bakımından büyük fark vardır. Site ve otopark kayıtları çoğu zaman birkaç gün ya da birkaç hafta içinde üzerine yazılarak silinir; kaydın yönetimden yazılı olarak istenmesi ve savcılığa derhâl bildirilmesi gerekir. Taraflar arasında daha önce yaşanmış bir park yeri tartışması ya da tehdit içeren mesajlar, kastın değerlendirilmesinde dikkate alınan olgulardandır. Çiziğin aracın tek yanında boydan boya uzanması, kaza sonucu oluşan sürtünme izinden farklı bir görüntü verir ve ekspertiz raporunda bu ayrım ayrıca belirtilmelidir.
Kiracılıkta sökülen eşyanın kime ait olduğu önce belirlenir
Kiracının kiralanan taşınmaza verdiği zarar, taşınmaz kiraya verene ait olduğundan m.151 kapsamına girebilir. Uygulamada tartışma, sökülen eşyanın kime ait olduğu noktasında yoğunlaşır. Kiracının kendi parasıyla taktırdığı ve taşınmaza bütünleyici parça olarak bağlanmamış bir dolabı sökmesi ile kiraya verenin mutfak tezgâhını kırması aynı değerlendirilmez. Eşyanın taşınmazın bütünleyici parçası hâline gelip gelmediği medeni hukuk kurallarına göre belirlenir ve bu soru ceza dosyasında ön mesele niteliği taşır. Tahliye sırasında tutulan, fotoğraflarla desteklenen teslim tutanağı her iki taraf bakımından da temel belgedir.
Ters yönde de dosya açılır: kiraya verenin, kiracının yokluğunda daireye girip eşyasına zarar vermesi hem mala zarar verme hem konut dokunulmazlığının ihlali (TCK m.116) yönünden incelenir. Kira borcunun ödenmemesi, kiraya verene eşyaya el koyma ya da zarar verme yetkisi vermez; alacak icra ve kira hukukunun yollarıyla takip edilir.
Ortak duvarda hak iddiası ölçülü kullanımla sınırlıdır
Ortak duvarın yıkılması, apartman ortak alanına konan bir eşyanın kaldırılması ya da sınırdaki çitin sökülmesi, failin "kendi hakkımı kullandım" savunmasıyla sık karşılaşır. Bu savunmanın değerlendirilmesinde hakkın gerçekten bulunup bulunmadığı ve hakkın kullanılma biçiminin ölçülü olup olmadığı belirleyicidir. Kat mülkiyetinde ortak yerler kat maliklerine arsa payları oranında aittir; bir kat malikinin, diğerlerinin kararı olmadan ortak alandaki bir yapıyı yıkması m.151 kapsamında değerlendirilebilir. Uyuşmazlığın özünde mülkiyet ya da sınır anlaşmazlığı bulunduğunda, ceza dosyası ile hukuk dosyasının birbirini beklemesi ve yargılamanın uzaması da sık görülen bir sonuçtur.
Tekrarlanan ya da başka suçla birlikte işlenen zararda tek ceza verilebilir
Komşuluk uyuşmazlıklarında zarar çoğu zaman tek bir geceyle sınırlı kalmaz: aynı aracın lastikleri haftalar arayla birkaç kez kesilir, aynı bahçe duvarı birkaç kez boyanır. Zincirleme suça ilişkin TCK m.43/1 uyarınca bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda bir cezaya hükmedilir ve bu ceza dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılır. Kanun, suçun temel şekli ile nitelikli şekillerini de aynı suç sayar. Fiillerin tek bir kararın ürünü olup olmadığı; aralarındaki süre, mağdurun aynı kişi olması ve olayların arka planı gibi olgularla değerlendirilir.
Tek bir fiil birden fazla farklı suçu oluşturuyorsa TCK m.44 devreye girer ve fail en ağır cezayı gerektiren suçtan cezalandırılır. Bir aracın yakılması, mala zarar vermenin yakarak işlenen nitelikli hâli (m.152/2) ile genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması (m.170) bakımından birlikte incelenir. Buna karşılık zarar verme ile aynı olayda söylenen tehdit ya da hakaret sözleri ayrı fiillerdir ve her biri için ayrı ceza söz konusu olur. Bu ayrım, uzlaşma bakımından da sonuç doğurur: mala zarar verme ile uzlaştırma kapsamı dışındaki bir suç aynı mağdura karşı birlikte işlenmişse Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) m.253/3 uzlaşmayı dışlar.
Hayvana verilen zarar 2021'den beri ayrı bir kanunda düzenlenir
TCK m.151/2 eskiden, sahipli hayvanı haklı bir neden olmaksızın öldürmeyi, kullanılamaz hâle getirmeyi veya değerinin azalmasına neden olmayı mala zarar verme kapsamında cezalandırıyordu. Bu fıkra 9 Temmuz 2021 tarihli 7332 sayılı Kanunla yürürlükten kaldırıldı. Aynı Kanun, 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu'na m.28/A'yı ekledi.
Bugün bir ev hayvanını veya evcil hayvanı kasten öldüren kişi, 5199 sayılı Kanun m.28/A uyarınca altı aydan dört yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır. Ev hayvanına veya evcil hayvana işkence eden ya da acımasız ve zalimce muamelede bulunan kişi için altı aydan üç yıla kadar hapis cezası öngörülmüştür; hayvan dövüştürme ve nesli tehlike altındaki hayvanı öldürme de aynı maddede ayrı ayrı yaptırıma bağlanmıştır. Hayvana yönelik bir fiilde öncelikle bu özel suç tipleri incelenir; TCK'daki mala zarar verme hükümlerine dayanan eski içtihatlar 2021 sonrası olaylar bakımından dikkatle okunmalıdır.
Aile içinde verilen zararda ceza kaldırılır ya da yarıya indirilir (TCK m.167)
TCK m.167, yağma ve nitelikli yağma dışında malvarlığına karşı suçlar bölümündeki suçlar için özel bir kural koyar; mala zarar verme de bu bölümdedir. Fiil, haklarında ayrılık kararı verilmemiş eşlerden birinin; üstsoy veya altsoyunun ya da bu derecedeki kayın hısımlarından birinin; evlat edinen veya evlatlığın ya da aynı konutta beraber yaşayan kardeşlerden birinin zararına işlenmişse, ilgili akraba hakkında cezaya hükmolunmaz (m.167/1).
İkinci fıkra indirim öngörür. Haklarında ayrılık kararı verilmiş eşlerden birinin, aynı konutta yaşamayan kardeşlerden birinin ya da aynı konutta beraber yaşayan amca, dayı, hala, teyze, yeğen veya ikinci derece kayın hısımlarının zararına işlenen fiilde ceza, şikâyet üzerine yarısı oranında indirilir (m.167/2). Bu akrabalar bakımından kanun, indirimli cezanın verilmesini şikâyet şartına bağlamıştır.
Boşanma sürecindeki eşler arasındaki dosyalarda m.167/1'in kapsamı sıkça tartışılır. Kanun "ayrılık kararı"nı ölçüt alır; boşanma davasının açılmış olması bu kararın yerine geçmez. Boşanma kararı kesinleştikten sonra ise taraflar artık eş değildir ve m.167 uygulanmaz. Şahsi cezasızlık sebebinin varlığı hâlinde Cumhuriyet savcısı CMK m.171/1 uyarınca kovuşturmaya yer olmadığı kararı verebilir. Cezasızlık, hukuki sorumluluğu kaldırmaz; zarar gören eş ya da akraba tazminat davası açabilir.
Zararın giderilmesi cezayı üç ayrı yoldan etkiler
Mala zarar vermede zarar ölçülebilir bir para tutarıdır ve giderilmesi mümkündür. Kanun bu imkânı üç ayrı kuruma bağlamıştır: etkin pişmanlık, uzlaşma ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması. Üçünün koşulları ve sonuçları farklıdır; hangisinin işleyeceği, fiilin m.151'e mi m.152'ye mi girdiğine ve zararın hangi aşamada giderildiğine göre değişir.
İddianame kabulünden önce ödeme cezayı üçte ikiye kadar indirir (TCK m.168)
Fail, azmettiren veya yardım eden, suç tamamlandıktan sonra ve fakat kovuşturma başlamadan önce bizzat pişmanlık göstererek mağdurun zararını aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen giderirse, verilecek cezanın üçte ikisine kadarı indirilir (m.168/1). Etkin pişmanlık kovuşturma başladıktan sonra ve hüküm verilmeden önce gösterilirse indirim yarısına kadardır (m.168/2). Kovuşturma evresi CMK m.2/1-f uyarınca iddianamenin kabulüyle başlar; iddianame kabul edilmeden yapılan ödeme daha geniş bir indirim imkânı tanır.
Kısmen geri verme veya tazmin hâlinde etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi için ayrıca mağdurun rızası aranır (m.168/4). Etkin pişmanlık m.152'deki nitelikli hâllerde de uygulanır; kamu malına verilen zararda tamir bedelinin ilgili kuruma ödenmesi bu sonucu doğurur. Ödemenin dekontla belgelenmesi ve dosyaya sunulması gerekir.
Uzlaşma yalnız temel şekilde mümkündür ve tazminat yolunu daraltır (CMK m.253)
CMK m.253/1-a uyarınca soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçlar uzlaştırma kapsamındadır. Temel şekildeki mala zarar verme (m.151/1) bu nedenle uzlaştırmaya tabidir. Nitelikli hâller (m.152) şikâyete bağlı olmadığı ve m.253/1-b'deki listede de yer almadığı için uzlaştırma kapsamı dışındadır. Bir ayrıntı daha vardır: m.253/3'e göre uzlaştırma kapsamına giren bir suç, bu kapsama girmeyen başka bir suçla birlikte aynı mağdura karşı işlenmişse uzlaşma hükümleri uygulanmaz. İşyerine kapı kırılarak girilip hırsızlık yapılan bir olayda, mala zarar verme bakımından da uzlaşma yolu bu nedenle kapanır.
Uzlaştırmacının teklifine yedi gün içinde cevap verilmezse teklif reddedilmiş sayılır (m.253/4). Soruşturma evresinde şüpheli edimini bir defada yerine getirirse kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir; edimin ileri tarihe bırakılması ya da taksitlendirilmesi hâlinde kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilir (m.253/19). Aynı fıkra mağdur bakımından önemli bir sonuç da öngörür: uzlaşma sağlanırsa, uzlaşma anında tespit edilemeyen veya uzlaşmadan sonra ortaya çıkan zararlar hariç, suç nedeniyle tazminat davası açılamaz; açılmış dava feragat edilmiş sayılır. Uzlaşma edimi bu nedenle tamir bedelini, değer kaybını ve kullanım kaybını birlikte karşılayacak biçimde belirlenmelidir. Uzlaşma usulünün ayrıntıları ceza davasında uzlaşma yazısında ele alınmıştır.
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması zararın giderilmesine bağlıdır (CMK m.231)
Hükmolunan ceza iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezası ise mahkeme hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verebilir (CMK m.231/5). Bu kararın koşullarından biri, suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hâle getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesidir (m.231/6-c). Sanık bu koşulu derhâl yerine getiremiyorsa, zararı denetim süresince aylık taksitlerle ödemek suretiyle tamamen gidermesi koşuluyla da karar verilebilir (m.231/9). Denetim süresi beş yıldır; süre içinde kasten yeni bir suç işlenmez ve yükümlülüklere uyulursa hüküm ortadan kaldırılarak davanın düşmesine karar verilir. Kurumun genel koşulları hükmün açıklanmasının geri bırakılması sayfasında ayrıca anlatılmıştır.
Kamu malına verilen zararda bu koşul pratik bir önem taşır. Zararın tespit edilmemiş ya da kurum tarafından bildirilmemiş olması, mahkemenin zararın giderilip giderilmediğini değerlendirmesini zorlaştırır. Hasar tespit tutanağının ve kurumun bedel yazısının dosyaya girmesi, sanığın ödemeyi doğru tutar üzerinden yapabilmesi için gereklidir.
Tazminat davası ceza dosyasından bağımsız yürür
Mala zarar verme suçunun mağduru, zararının giderilmesini ceza dosyasından ayrı olarak hukuk mahkemesinde ister. Tamir bedeli, onarımı mümkün olmayan eşyanın rayiç değeri, aracın değer kaybı ve onarım süresince yaşanan kullanım kaybı istenebilecek kalemlerdendir. Tutarın belirlenmesinde ceza dosyasındaki bilirkişi ya da ekspertiz raporu delil olarak kullanılabilir; hukuk hâkimi bununla bağlı değildir.
Zamanaşımı TBK m.72'de düzenlenmiştir: tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Tazminat, ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa bu daha uzun süre uygulanır. Kasten işlenen mala zarar vermede ceza zamanaşımı (temel şekilde sekiz yıl), iki yıllık süre geçmiş olsa da tazminat istemini ayakta tutabilir. Taksirle verilen zararda bu uzatma işlemez, çünkü fiil suç değildir.
Ceza dosyasında verilen kararın türü tazminat davasını kendiliğinden belirlemez. TBK m.74 uyarınca beraat kararı ya da kovuşturmaya yer olmadığı kararı, zarar görenin hukuk mahkemesindeki talebini engellemez. Tazminat davasını engelleyen iki ayrı hâl ise ceza muhakemesi hükümlerinden doğar: şikâyetten vazgeçerken şahsi haklardan da açıkça vazgeçilmesi (TCK m.73/7) ve uzlaştırmada uzlaşma sağlanması (CMK m.253/19). İkinci hâlde yalnız uzlaşma anında tespit edilemeyen ya da sonradan ortaya çıkan zararlar için dava yolu açık kalır.
Deliller ilk günlerde toplanır, şikâyet süresi faili öğrenince işlemeye başlar
Mala zarar verme dosyalarında sonuç çoğu zaman ilk günlerde toplanan delillerle belirlenir. Zararın fotoğrafla ve tarihli olarak belgelenmesi, kamera kayıtlarının silinmeden önce yazılı olarak istenmesi, tamir için alınan tekliflerin ve faturaların saklanması gerekir. Araçta ve taşınmazda ekspertiz raporu, zararın tutarını ve oluş biçimini gösteren başlıca belgedir; çizik ile sürtünme izi, kasıtlı kırma ile yıpranma arasındaki ayrımı raporun açıkça yapması ispat bakımından önem taşır.
Mağdur bakımından takvim altı aylık şikâyet süresiyle başlar ve bu süre faili öğrenme tarihinden işler. Fiilin m.152'ye girdiği, hırsızlık amacıyla işlendiği ya da kamu malına yöneldiği hâllerde şikâyet aranmaz, ama ihbar yine delillerin korunması için gecikmeden yapılmalıdır. Şüpheli ya da sanık bakımından ise zararın giderilme anı belirleyicidir: iddianamenin kabulünden önce yapılan ödeme üçte ikiye kadar indirim imkânı tanır, uzlaşma kapsamındaki suçta dosyayı kapatabilir ve hüküm aşamasında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının koşulunu karşılar.
Malvarlığına karşı suçların genel çerçevesi ceza hukuku sayfasında, Yalova'daki ceza yargılamasına ilişkin bilgiler Yalova ceza avukatı sayfasında yer almaktadır.
Sık Sorulan Sorular
Mala zarar verme suçunda şikâyet süresi ne zaman başlar?
Şikâyet süresi altı aydır ve şikâyet hakkı olan kişinin fiili ve failin kim olduğunu öğrendiği günden başlar (TCK m.73/2). Zarar erken fark edilip fail sonradan öğrenilmişse süre failin öğrenildiği tarihten işler. Süre, dava zamanaşımını geçmemek koşuluyla uygulanır.
Kamu malına zarar verme cezası nedir?
Kamu kurum ve kuruluşlarına ait ya da kamu hizmetine tahsis edilmiş eşyaya verilen zarar TCK m.152/1-a kapsamındadır ve bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası gerektirir. Bu suç şikâyete bağlı değildir ve uzlaştırma kapsamı dışındadır. Zararın kuruma ödenmesi etkin pişmanlık indirimini ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının koşulunu karşılayabilir.
Komşunun aracını yanlışlıkla çizmek suç mudur?
Kastın bulunmadığı, dikkatsizlikle verilen zarar TCK m.22/1 uyarınca suç oluşturmaz, çünkü kanun mala zarar vermenin taksirli şeklini düzenlememiştir. Zarar gören araç sahibi tamir bedelini ve değer kaybını TBK m.49 uyarınca hukuk mahkemesinde isteyebilir. Kastın varlığı, kamera kaydı ve tarafların önceki ilişkisi gibi delillerle değerlendirilir.
Şikâyetten vazgeçilirse tazminat istenebilir mi?
Şikâyetten vazgeçme ceza davasını düşürür ama kural olarak tazminat hakkını ortadan kaldırmaz. Vazgeçen kişi, vazgeçtiği sırada şahsi haklarından da vazgeçtiğini ayrıca açıklamışsa artık hukuk mahkemesinde dava açamaz (TCK m.73/7). Uzlaştırmada uzlaşma sağlanması ise farklı bir sonuç doğurur: CMK m.253/19 uyarınca o tarihte tespit edilebilen zararlar için tazminat davası açılamaz.
Eşin eşyasına zarar vermek ceza gerektirir mi?
Haklarında ayrılık kararı verilmemiş eşlerden birinin zararına işlenen mala zarar vermede TCK m.167/1 uyarınca cezaya hükmolunmaz. Ayrılık kararı verilmişse ceza şikâyet üzerine yarı oranında indirilir. Cezasızlık hukuki sorumluluğu kaldırmadığından zarar gören eş tazminat isteyebilir.
Kiracı evi hasarlı bırakırsa ceza davası açılır mı?
Kiracının kiralanan taşınmaza kasten verdiği zarar mala zarar verme suçu oluşturabilir ve şikâyete bağlıdır. Olağan kullanımdan doğan yıpranma ya da dikkatsizlikle verilen zarar suç değildir; bu durumda kiraya veren zararını kira ilişkisi ve haksız fiil hükümleri çerçevesinde hukuk mahkemesinde ister. Teslim tutanağı ve fotoğraflar her iki yol için de temel delildir.
Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır; her dosya kendi olgularıyla değerlendirilir.
Bu konuyla ilgili emsal kararlar

Askerliği reddetmeye çağıran bildiri neden halkı askerlikten soğutma değil aşağılama sayıldı?
Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 14.10.2024

Yüzdeki Yara İzi Ne Zaman Sabit İz Sayılır, Ceza Hangi Fıkradan Kurulur?
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 26.06.2018

Aile İçinde Farklı Tarihlerde Yaşanan Şiddet Olayları Eziyet Suçu Sayılır mı?
Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 16.02.2026
Bu konuyla ilgili yazılar

Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karara İtiraz (CMK 173): İki Hafta, Sulh Ceza Hâkimliği ve Yeni Delil
8 Ekim 2026, 17 dk okuma

Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçu (TCK 109): Unsurlar, Nitelikli Hâller ve Eşe Karşı İşlenmesi
6 Ekim 2026, 18 dk okuma

Güveni Kötüye Kullanma Suçu (TCK 155): Emanet Para ve Mal, Dolandırıcılıktan Farkı
5 Ekim 2026, 18 dk okuma

