İlme Hukuk Logo
İLMEHUKUK BÜROSU
İLME HUKUK BÜROSU
Hemen AraRandevu Al
Eski bir kâğıt üzerinde soluklaşmış el yazısı satırlar

Adli Sicil Kaydı Nasıl Silinir? Arşiv Kaydı, Silinme Süreleri ve Memnu Hakların İadesi

Mahkûmiyet kaydı önce adli sicilden arşive alınır, arşivde de beş, on beş ya da otuz yıl bekledikten sonra tamamen silinir. 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu'na göre süreler, kaydı görebilenler ve memnu hakların iadesi başvurusu.

Yayın
12 Ekim 2026
Okuma süresi
17 dk
Hukuk alanı
Ceza Hukuku
Av. Mesut İLME — Yalova Barosu

Av. Mesut İLME

Yalova Barosu, sicil 287

Yayın
12 Ekim 2026
17 dk
okuma

Bir kamu kurumuna başvuru formu doldurulurken ya da yeni bir işverene evrak teslim edilirken aynı soru gelir: yıllar önce ödenen bir adli para cezası ya da çoktan çekilmiş bir hapis cezası hâlâ "sabıka" olarak görünüyor mu? Çoğu kişi cezanın bitmesiyle kaydın da kendiliğinden kaybolduğunu düşünür. Kanunun kurduğu sistem ise iki aşamalıdır: kayıt önce adli sicilden arşive taşınır, arşivde de belirli bir süre bekledikten sonra tamamen silinir.

Bu iki aşamayı birbirinden ayırmak, kaydın kimin önüne çıkacağını, ne zaman yok olacağını ve memnu hakların iadesi başvurusunun gerekip gerekmediğini belirler. Temel kurallar 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu'nda yer alır; hak yoksunlukları bakımından Türk Ceza Kanunu (TCK) m.53, Anayasa m.76 ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu (DMK) m.48 de devreye girer.

Adli sicil ve arşiv kaydı iki ayrı aşamadır: kayıt önce arşive alınır, sonra silinir

Türk mahkemelerince verilmiş ve kesinleşmiş mahkûmiyet hükümlerinin adli sicile kaydedileceği 5352 sayılı Kanun m.4'te düzenlenmiştir. Kayda giren bilgiler yalnız hükümden ibaret değildir: hapis cezasında koşullu salıverilme kararı, denetim süresinin uzatılması ya da koşullu salıverilmenin geri alınması ve cezanın infazının tamamlandığı hususu da işlenir. Ertelenen hapis cezasında denetim süresi ve bu sürenin iyi hâlle geçirilmesi nedeniyle cezanın infaz edilmiş sayıldığı bilgisi, adli para cezasında ise cezanın ödenmek suretiyle infaz edildiği hususu kayda girer.

Kanun bazı kararları adli sicilin dışında tutar. Aynı Kanun m.5 uyarınca disiplin suçlarına ve sırf askerî suçlara ilişkin mahkûmiyetler, disiplin ve tazyik hapsine ilişkin kararlar ve idari para cezalarına ilişkin kararlar adli sicile kaydedilmez. Trafik cezası gibi idari para cezalarının sabıka kaydı oluşturmaması bu hükümden kaynaklanır.

Kamu davasının açılmasının ertelenmesi ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları ise ayrı bir statüdedir. 5352 sayılı Kanun m.6/1'e göre bu kararlar, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak mahkeme, hâkim veya Cumhuriyet başsavcılığı tarafından istenmesi hâlinde verilmek üzere kaydedilir. Kişinin kendi aldığı adli sicil belgesinde ya da işverene sunulan belgede bu kararlar yer almaz; ayrıntısı hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) sayfasında anlatılmıştır.

AşamaNe zaman başlarKim isteyebilirNe zaman biter
Adli sicil kaydıMahkûmiyet hükmünün kesinleşmesiKişi, vekili, kamu kurumları, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları (m.7)İnfaz, zamanaşımı, genel af veya vazgeçme/etkin pişmanlık (m.9)
Arşiv kaydıArşive alınma koşullarının oluşmasıKişi, vekili, yargı mercileri, seçim kurulları, özel kanunla yetkili kurumlar (m.10)5, 15 veya 30 yıl ya da ölüm (m.12)
Tamamen silinmeArşiv süresinin dolması veya özel hâllerKayıt kalmazKesin

Gündelik dilde "sabıka kaydı" denince çoğunlukla ilk aşama kastedilir. Arşiv kaydı ise kaydın silinmediği, yalnız erişimin daraltıldığı ara aşamadır. Kişinin hayatına etkisi büyük ölçüde bu ayrıma bağlıdır.

Kayıt arşive dört hâlde alınır: infazın tamamlanması, vazgeçme veya etkin pişmanlık, zamanaşımı ve genel af

Adli sicildeki bilgilerin arşive alınacağı hâller Kanunun m.9/1 hükmünde sayılmıştır: bilgiler dört hâlde Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünce adli sicilden silinerek arşiv kaydına alınır. Birincisi cezanın veya güvenlik tedbirinin infazının tamamlanmasıdır. İkincisi ceza mahkûmiyetini bütün sonuçlarıyla ortadan kaldıran şikâyetten vazgeçme veya etkin pişmanlıktır. Üçüncüsü ceza zamanaşımının dolması, dördüncüsü genel aftır.

En sık karşılaşılan yol infazın tamamlanmasıdır ve cezanın türüne göre farklı bir tarihte gerçekleşir. Hapis cezasında bu tarih cezanın fiilen çekildiği ya da koşullu salıverilmede denetim süresinin iyi hâlle geçirildiği gündür. Hapis cezası ertelenmişse denetim süresinin yükümlülüklere uygun veya iyi hâlle geçirilmesiyle ceza infaz edilmiş sayılır; bu bilgi de m.4/1-b uyarınca kayda işlenir. Bir hapis cezasının infazının hangi tarihte tamamlanacağı, ceza süresi ve suç türü üzerinden infaz süresi hesaplama sayfasıyla öngörülebilir.

Adli para cezasında kritik tarih ödemenin yapıldığı gündür

Adli para cezası da TCK m.52 çerçevesinde hükmedilen bir cezadır ve m.4/1-c uyarınca adli sicile kaydedilir. Ceza ödendiğinde infaz tamamlanmış olur ve kayıt arşive alınma koşuluna kavuşur. Ödenmeyen adli para cezası ise hapse çevrilebilir; bu durumda infaz, adli para cezasından çevrilen hapsin çektirilmesiyle ya da hapisten sonra kalan kısmın ödenmesiyle tamamlanır. Ödenmeyen cezanın hangi aşamalardan geçtiği adli para cezası ödenmezse ne olur yazısında ayrıntılı olarak incelenmiştir.

Ödeme tarihinin önemi şuradan gelir: arşiv kaydının silinme süresi, kaydın arşive fiilen taşındığı günden değil, arşive alınma koşullarının oluştuğu günden başlar. Ödeme makbuzu ya da infazın tamamlandığını gösteren belge saklanmalıdır; ileride silinme talebinde bu tarih ispat edilmek zorunda kalınabilir.

İnfaz edilmeyen ceza zamanaşımı dolunca arşive geçer

Ceza hiç infaz edilmemişse kaydın arşive geçmesi ceza zamanaşımının dolmasına bağlıdır. TCK m.68/1, beş yıla kadar hapis ve adli para cezalarında on yıl, beş yıldan fazla hapis cezalarında yirmi yıl, yirmi yıl ve daha fazla süreli hapis cezalarında yirmi dört yıl, müebbet hapiste otuz yıl, ağırlaştırılmış müebbet hapiste kırk yıllık süre öngörür. Fiili işlediği sırada on iki yaşını doldurmuş, on beş yaşını doldurmamış olanlarda bu sürelerin yarısı, on beş ile on sekiz yaş arasındakilerde üçte ikisi uygulanır.

Zamanaşımı m.68/5 uyarınca hükmün kesinleştiği ya da infazın herhangi bir suretle kesintiye uğradığı günden itibaren işler ve kalan ceza miktarı esas alınır. m.71 uyarınca infaz için hükümlüye yapılan tebligat ya da bu amaçla yakalanması süreyi keser; üst sınırı iki yıldan fazla hapis cezasını gerektiren kasıtlı bir suç işlenmesi de zamanaşımını keser. Hak yoksunlukları bakımından TCK m.69 ayrıca önemlidir: cezaya bağlı ya da hükümde belirtilen hak yoksunluklarının süresi ceza zamanaşımı doluncaya kadar devam eder. Zamanaşımının tespitine ilişkin karar 5352 sayılı Kanun m.4/1-h uyarınca kayda işlenir; kaydın arşive alınması için bu kararın sisteme yansıması gerekir.

Genel af kaydı arşive taşır, özel af hak yoksunluklarını kaldırmaz

TCK m.65/1'e göre genel af hâlinde kamu davası düşer ve hükmolunan cezalar bütün neticeleriyle birlikte ortadan kalkar; 5352 sayılı Kanun m.9/1-d de genel affı arşive alma sebepleri arasında sayar. Özel af ise farklı bir kurumdur. m.65/2 uyarınca özel af ile hapis cezasının infaz kurumunda çektirilmesine son verilebilir, süresi kısaltılabilir ya da ceza adli para cezasına çevrilebilir. m.65/3 ise cezaya bağlı olan veya hükümde belirtilen hak yoksunluklarının özel affa rağmen etkisini sürdüreceğini açıkça düzenler.

Özel af m.9/1'deki dört sebep arasında yer almadığından kendi başına kaydı arşive taşıyan bir işlem değildir; özel affa ilişkin karar m.4/1-i uyarınca kayda ayrıca işlenir. Özel affa uğramış bir hükümlünün kaydının durumu, cezanın kalan kısmının nasıl sonuçlandığına bakılarak belirlenir.

Yabancı mahkeme kararlarına ilişkin kayıtlar kararda belirtilen süreyle arşive alınır

Türk vatandaşı hakkında yabancı bir mahkemece verilmiş ve Türk hukuku bakımından doğurduğu hak yoksunluklarına ilişkin olarak Cumhuriyet savcısının istemi üzerine mahkemece karar verilmiş mahkûmiyetler de adli sicile işlenir (m.4/1-f). 5352 sayılı Kanun m.9/3'e göre bu kapsamda kaydedilen hürriyeti bağlayıcı cezaya mahkûmiyet hükümleri, kesinleştiği tarihten itibaren mahkûmiyet kararında belirtilen sürenin geçmesiyle adli sicil kayıtlarından çıkarılarak arşiv kaydına alınır.

Kayıt kendiliğinden taşınmadığında kişinin elinde belge olmalıdır

Kanun arşive alma işlemini Genel Müdürlüğe yükler, yani kural olarak başvuru gerektirmez. Ancak işlem, infazın tamamlandığı bilgisinin sisteme eksiksiz işlenmesine bağlıdır. Uygulamada en sık karşılaştığımız sorun, ödemenin ya da infazın tamamlandığı bilgisinin ilgili birimden adli sicile hiç bildirilmemiş olmasıdır; kişi yıllar sonra aldığı belgede eski mahkûmiyetini hâlâ "adli sicil kaydı" başlığı altında görür. Bu durumda infazın tamamlandığını gösteren belgeyle başvuru yapılması gerekir.

Arşiv kaydı beş, on beş ya da otuz yılda tamamen silinir

Arşivdeki kaydın ne zaman yok olacağını 5352 sayılı Kanun m.12/1 belirler. Hüküm, 6290 sayılı Kanunla 2012'de değiştirilmiş biçimiyle uygulanır ve mahkûmiyetleri iki gruba ayırır. Ayrımın ölçütü, mahkûmiyetin Anayasa m.76 ile Türk Ceza Kanunu dışındaki kanunlarda bir hak yoksunluğuna neden olup olmamasıdır.

Mahkûmiyetin niteliğiKoşulSilinme süresi
Anayasa m.76 veya TCK dışındaki kanunlarda hak yoksunluğuna neden olanYasaklanmış hakların geri verilmesi kararı alınmış15 yıl
Anayasa m.76 veya TCK dışındaki kanunlarda hak yoksunluğuna neden olanKarar alınmamış30 yıl
Diğer mahkûmiyetlerEk koşul yok5 yıl

Sürelerin hepsi, kaydın arşive alınma koşullarının oluştuğu tarihten itibaren işler. Mart 2021'de ödenmiş ve özel bir kanunda hak yoksunluğu sonucu doğurmayan bir adli para cezasında arşiv kaydı Mart 2026'da tamamen silinme koşuluna ulaşır. Aynı tarihte infazı tamamlanan, fakat özel kanunda yoksunluk sebebi sayılan bir suçtan verilmiş mahkûmiyette ise kayıt, memnu hakların iadesi kararı alınmışsa 2036'ya, alınmamışsa 2051'e kadar arşivde kalır.

Hangi mahkûmiyetler uzun süreye tabidir

Uzun süreye girip girmeme, suçun adından değil ilgili kanunun lafzından anlaşılır. Anayasa m.76, taksirli suçlar hariç toplam bir yıl veya daha fazla hapis cezasına hüküm giymiş olanlar ile zimmet, ihtilas, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, dolanlı iflas gibi yüz kızartıcı suçlar, kaçakçılık, resmî ihale ve alım satımlara fesat karıştırma, Devlet sırlarını açığa vurma, terör eylemlerine katılma ve bu gibi eylemleri tahrik ve teşvik suçlarından hüküm giymiş olanların "affa uğramış olsalar bile" milletvekili seçilemeyeceğini öngörür.

DMK m.48/A-5 de benzer bir liste kurar: kasten işlenen bir suçtan bir yıl veya daha fazla hapis cezasına mahkûm olmamak ve devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından mahkûm olmamak, devlet memurluğuna alınmanın genel şartları arasındadır. Hüküm bu yoksunluğu "Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile" sürdürür. Bu listelere giren bir mahkûmiyet, kısa olsa da on beş ya da otuz yıllık rejime tabidir.

Basit yaralama, hakaret ya da tehdit gibi suçlardan verilen, bu listelerin dışında kalan ve başka bir özel kanunda da yoksunluk sebebi sayılmayan mahkûmiyetler ise beş yıllık rejimdedir. Mahkûm olunan cezanın süresi de belirleyicidir: Anayasa m.76 ve DMK m.48/A-5 bir yıl ve üzeri hapis cezasını ayrıca yoksunluk sebebi saydığından, listede olmayan bir suçtan bir yıl veya daha uzun hapis cezası da uzun süreli rejime girebilir. Bu değerlendirme, kararın künyesi ve hükmün içeriği önüne konarak yapılmalıdır.

Süre beklemeden silinme: suçun kaldırılması, yargılamanın yenilenmesi ve ölüm

Kanun bazı hâllerde ne arşiv aşamasını ne de beş yıllık bekleyişi arar. Kanunun m.12/2 hükmüne göre fiilin kanunla suç olmaktan çıkarılması hâlinde, bu suçtan mahkûmiyete ilişkin adli sicil ve arşiv kayıtları talep aranmaksızın tamamen silinir. Kanun koyucunun bir fiili suç olmaktan çıkardığı her düzenleme, o suçtan verilmiş eski mahkûmiyetlerin kaydını da kaldırır.

İkinci hâl, kanun yararına bozma veya yargılamanın yenilenmesi sonucunda beraat ya da ceza verilmesine yer olmadığı kararının kesinleşmesidir. m.12/3 uyarınca bu durumda önceki mahkûmiyete ilişkin adli sicil ve arşiv kaydı tamamen silinir. Mahkûmiyetin sonradan ortadan kalkması, kaydın da geriye dönük olarak sona ermesi sonucunu doğurur.

Üçüncü olarak, akıl hastalığı nedeniyle hükmedilen güvenlik tedbirlerine ilişkin kayıtlar, 6763 sayılı Kanunla eklenen m.12/4 uyarınca infazın tamamlanmasıyla tamamen silinir. İlgilinin ölümü ise hem adli sicil (m.9/2) hem arşiv (m.12/1-a) bakımından tamamen silinme sebebidir.

Şikâyetten vazgeçme ya da etkin pişmanlık, ancak ceza mahkûmiyetini "bütün sonuçlarıyla" ortadan kaldırıyorsa m.9/1-b kapsamına girer ve kaydı arşive taşır. Vazgeçmenin bu sonucu doğurup doğurmadığı, suçun şikâyete bağlı olup olmadığına ve vazgeçmenin hangi aşamada yapıldığına göre değişir; her dosyada ayrıca incelenmesi gerekir.

Adli sicil ve arşiv kaydını yalnız kişinin kendisi ve kanunun saydığı merciler görebilir

Adli sicil ve arşiv bilgilerinin gizliliği 5352 sayılı Kanun m.11'de düzenlenir: bu bilgiler gizlidir, görevlilerce açıklanamaz ve bu bilgileri alan kişi, kurum ve kuruluşlarca veriliş amacı dışında kullanılamaz. Gizlilik kuralı, kimin hangi kaydı görebileceğine ilişkin hükümlerle birlikte okunur.

Adli sicil bilgileri m.7 uyarınca kullanılış amacı belirtilerek ilgili kişiye, vekâletnamede açıkça belirtilmek koşuluyla vekiline, kamu kurum ve kuruluşlarına ve kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarına verilebilir. Arşiv bilgilerini isteyebilecekler daha dardır: m.10/1'e göre kişinin kendisi veya vekâletnamede açıkça yetkili kılınmış vekili, bir soruşturma veya kovuşturma kapsamında Cumhuriyet başsavcılıkları, hâkim veya mahkemeler, yetkili seçim kurulları ve özel kanunlarda gösterilen hâllerde ilgili kamu kurumları.

Kanun iki önemli koruma daha getirir. m.10/2'ye göre kanunda açıkça belirtilmedikçe kişi hakkında alınacak bir karar veya yapılacak bir işlemle ilgili olarak bir yakınının adli sicil ve arşiv kayıtları istenemez ve kişiyi bir haktan yoksun bırakmak için dayanak yapılamaz. m.10/3 ise on sekiz yaşından küçüklerle ilgili adli sicil ve arşiv kayıtlarının yalnız soruşturma ve kovuşturma kapsamında Cumhuriyet başsavcılıkları, hâkim veya mahkemelerce istenebileceğini öngörür.

İşveren adli sicil belgesini yalnız kişinin kendisinden isteyebilir

6353 sayılı Kanunla eklenen m.13/2'nin ikinci cümlesi, gerçek kişilerin kendileriyle ilgili adli sicil ve arşiv kayıtlarını güvenli kimlik doğrulama araçlarıyla sorgulayabileceğini ve sonucu fiziki veya elektronik ortamda merciine verebileceğini düzenler. e-Devlet üzerinden alınan adli sicil kaydı belgesi bu hükme dayanır; belge alınırken kullanım amacının belirtilmesi m.7 ve m.10'daki amaç şartının karşılığıdır.

Özel sektör işvereni, kanunda adli sicil veya arşiv kaydında doğrudan sorgulama yetkisi tanınan merciler arasında değildir. m.13/1 sorgulama yetkisini soruşturma ve kovuşturma kapsamında yargı mercilerine ve Adalet Bakanının onayıyla kolluk ile kamu kurumlarına tanır; m.13/2'nin birinci cümlesi mevzuatın kayıt alınmasını öngördüğü hâllerde kamu kurumlarına, ikinci cümlesi ise yalnız kendi kaydı bakımından gerçek kişilere sorgulama imkânı verir. İşveren belgeyi ancak kişinin kendisinden isteyebilir. Belgeyi alan işveren de m.11'deki amaç sınırına bağlıdır; bilgiyi başvurunun değerlendirilmesi dışındaki bir amaçla kullanamaz ve üçüncü kişilerle paylaşamaz.

Memnu hakların iadesi yalnız Türk Ceza Kanunu dışındaki yoksunlukları kaldırır

"Memnu hakların iadesi" (yasaklanmış hakların geri verilmesi), çoğu zaman sabıka kaydını silen bir işlem sanılır. Oysa kurum, kaydı silmez; mahkûmiyetin bazı kanunlarda doğurduğu hak yoksunluklarının giderilmesini sağlar. Kaydın silinmesine etkisi dolaylıdır: m.12/1-b-1 uyarınca karar alınmışsa uzun süreli rejimdeki arşiv kaydı otuz yıl yerine on beş yılda silinir.

Önce hangi yoksunluğun bu yola ihtiyaç duyduğu belirlenmelidir. TCK m.53/1, kasten işlenen suçtan hapis cezasına mahkûmiyetin kanuni sonucu olarak kamu görevi üstlenme, velayet, vesayet ve kayyımlık, dernek, vakıf, sendika, şirket, kooperatif ve siyasi parti yöneticiliği gibi hakların yoksunluğunu öngörür. m.53/2'ye göre kişi bu hakları hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar kullanamaz. Yani TCK'dan doğan bu yoksunluklar infazın tamamlanmasıyla kendiliğinden sona erer ve memnu hakların iadesi kararı gerektirmez.

TCK m.53/3, cezası ertelenen, denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak infaz edilen veya koşullu salıverilen hükümlünün kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri bakımından bu yoksunluğun uygulanmayacağını düzenler. m.53/4 ise kısa süreli hapis cezası ertelenmiş olanlar ile fiili işlediği sırada on sekiz yaşını doldurmamış olanlar hakkında birinci fıkranın uygulanmayacağını öngörür. Hak ve yetkinin kötüye kullanılmasıyla işlenen suçlarda m.53/5 uyarınca ayrıca hükmedilen yasaklama ile taksirli suçlarda m.53/6 uyarınca verilen meslek yasağı ve sürücü belgesinin geri alınması, kendi sürelerine tabidir.

Memnu hakların iadesinin asıl alanı 5352 sayılı Kanun m.13/A/1'de tarif edilir: TCK dışındaki kanunların belli bir suçtan veya belli bir cezaya mahkûmiyete bağladığı hak yoksunlukları. Anayasa m.76'daki milletvekili seçilme engeli ve DMK m.48/A-5'teki memurluk engeli bu türdendir. Mahkemenin verdiği iade kararının belirli bir göreve atanma ya da seçilme üzerindeki etkisi, ilgili özel kanunun lafzıyla birlikte değerlendirilir. Anayasa m.76 "affa uğramış olsalar bile" ifadesini kullanırken DMK m.48/A-5 hem bu ifadeye hem TCK m.53 sürelerine atıf yapar; idarenin ve idari yargının değerlendirmesi bu lafız üzerinden şekillenir.

Başvuru şartları: üç yıllık süre ile yeni suç işlenmemesi ve iyi hâl kanaati

Kanunun m.13/A/1 hükmü şartları iki bent hâlinde sayar. Birinci bende göre mahkûm olunan cezanın infazının tamamlandığı tarihten itibaren üç yıllık bir sürenin geçmesi gerekir. İkinci bende göre kişinin bu süre içinde yeni bir suç işlememiş olması ve hayatını iyi hâlli olarak sürdürdüğü konusunda mahkemede kanaat oluşması da gerekir. TCK m.53/5 ve 53/6'daki ayrı yasaklamalar bu yolun dışında, saklı tutulmuştur.

İyi hâl kanaati, mahkemenin takdirine bırakılmış bir değerlendirmedir. Düzenli bir iş ve sosyal güvenlik kaydı, ikamet bilgisi, üç yıl içinde yeni bir soruşturma ya da kovuşturma bulunmadığını gösteren belgeler ve varsa mesleki belgeler, bu kanaatin oluşmasına zemin hazırlayan somut verilerdir. Talep dilekçesinin bu belgeleri baştan içermesi, mahkemenin dosya üzerinden karar verebilmesini kolaylaştırır.

İnfaz başka bir hukuki nedenle sona erdiyse beş yıl kuralı uygulanır

m.13/A/2, cezanın infazına genel af veya etkin pişmanlık dışında başka bir hukuki nedenle son verilmiş olması hâlini ayrıca düzenler. Bu durumda başvuru için hükmün kesinleştiği tarihten itibaren beş yıl geçmesi gerekir. Ancak bu süre, kişinin mahkûm olduğu hapis cezasına üç yıl eklenerek bulunacak süreden az olamaz.

İki örnek kuralı somutlaştırır. İki yıl hapis cezası alan kişide hapis süresine üç yıl eklendiğinde beş yıl bulunur ve bekleme süresi beş yıl olarak kalır. Dört yıl hapis cezası alan kişide ise bu hesap yedi yıla ulaşır ve başvuru ancak hükmün kesinleşmesinden yedi yıl sonra yapılabilir.

Yetkili mahkeme, inceleme usulü ve kanun yolu

m.13/A/3'e göre yasaklanmış hakların geri verilmesi için hükümlünün veya vekilinin talebi üzerine, hükmü veren mahkemenin ya da hükümlünün ikametgâhının bulunduğu yerdeki aynı derecedeki mahkemenin karar vermesi gerekir. Yalova'da oturan ve cezası İstanbul'daki bir asliye ceza mahkemesince verilmiş bir kişi, talebini hükmü veren İstanbul'daki mahkemeye ya da Yalova'daki asliye ceza mahkemesine yöneltebilir.

Mahkeme kararını m.13/A/4 uyarınca dosya üzerinden inceleme yaparak ya da Cumhuriyet savcısını ve hükümlüyü dinleyerek verebilir. Karara karşı m.13/A/5 uyarınca hükümle ilgili olarak Ceza Muhakemesi Kanunu'nda öngörülen kanun yoluna başvurulabilir. Kesinleşen karar m.13/A/6 uyarınca adli sicil arşivine kaydedilir; başvurudan doğan bütün masraflar m.13/A/7 uyarınca hükümlü tarafından karşılanır.

Silinmeyen kayıt için başvuru Genel Müdürlüğe yapılır, kararı üç hâkimli komisyon verir

Silme kararları için ayrı bir yapı öngörülmüştür: m.14, adli sicil ve arşiv kayıtlarının silinmesiyle ilgili kararları almak üzere, Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünün teklifi ve Bakan onayıyla üç hâkimden oluşan bir komisyon kurulmasını öngörür. Süresi dolmuş bir arşiv kaydının ya da arşive alınma koşulu oluşmuş bir adli sicil kaydının hâlâ göründüğü durumlarda talep bu yapıya yöneltilir. Dilekçe Genel Müdürlüğe doğrudan gönderilebileceği gibi, uygulamada Cumhuriyet başsavcılıkları bünyesindeki adli sicil birimleri aracılığıyla da iletilebilmektedir.

Başvurunun sonuç vermesi, dilekçenin hangi tarihin neden dolduğunu belgeyle göstermesine bağlıdır. Dilekçede şu bilgilerin bulunması gerekir:

  • Başvurucunun kimlik bilgileri ve güncel adli sicil kaydı belgesi,
  • Kaydın dayandığı mahkûmiyet hükmünün mahkemesi, esas ve karar numarası ile kesinleşme tarihi,
  • İnfazın tamamlandığını gösteren belge: hapis cezasında infaz kurumundan alınan tahliye ve infaz belgeleri, adli para cezasında ödeme makbuzu, ertelemede denetim süresinin iyi hâlle geçirildiğine ilişkin karar,
  • Varsa memnu hakların iadesi kararı ve kesinleşme şerhi,
  • Talebin dayandığı hüküm (m.9/1 uyarınca arşive alma ya da m.12/1 uyarınca tamamen silme) ve sürenin hesabı.

Dosyalarda gördüğümüz kadarıyla başvuruların geri dönmesinin sık görülen sebebi, arşive alınma tarihinin infazın tamamlandığı gün yerine hükmün kesinleştiği gün esas alınarak hesaplanmasıdır. Sürenin başlangıcı belgeyle sabitlenmeden yapılan başvuru, yeniden başvuru gerektirebilir.

Eski kayıtlar için geçiş hükümleri

1 Haziran 2005'ten önceki suç tarihli kayıtlar için 5352 sayılı Kanun'un geçici 2. maddesi uygulanır. Eski 3682 sayılı Adli Sicil Kanunu'na göre süre yönünden silinme koşulu oluşmuş kayıtlar silinir, diğerleri hakkında yeni Kanuna göre işlem yapılır. 6290 sayılı Kanunla eklenen düzenleme, Anayasa m.76 ve özel kanunlarda hak yoksunluğuna neden olan mahkûmiyetler bakımından m.12/1'in uygulanacağını, bunların dışında kalan arşiv kayıtlarının ise 3682 sayılı Kanun m.8'deki sürelerin dolduğu veya ertelenmiş mahkûmiyetin vaki olmamış sayıldığı tarih esas alınarak silineceğini öngörür. 2005 öncesi tarihli bir mahkûmiyette hangi sürenin işlediği, suç tarihi ve mahkûmiyetin niteliği birlikte incelenerek belirlenmelidir.

Sık Sorulan Sorular

Adli sicil kaydı kaç yılda silinir?

Adli sicil kaydı belirli bir süre sonunda değil, cezanın infazı tamamlanınca, ceza zamanaşımı dolunca, genel af çıkınca ya da mahkûmiyeti bütün sonuçlarıyla ortadan kaldıran vazgeçme veya etkin pişmanlık gerçekleşince arşive alınır. Arşivdeki kayıt ise mahkûmiyetin niteliğine göre beş, on beş ya da otuz yıl sonra tamamen silinir. Süreler arşive alınma koşulunun oluştuğu günden başlar.

Arşiv kaydı iş başvurusunda görünür mü?

Arşiv kaydını isteyebilecek merciler 5352 sayılı Kanun m.10'da sınırlı olarak sayılmıştır ve özel sektör işvereni bunlar arasında yer almaz. Kişinin kendisi arşiv kaydını görebilir ve özel kanunlarda gösterilen hâllerde kamu kurumları da bu kayda erişebilir. Kamu kurumuna yapılan bir başvuruda arşiv kaydının değerlendirilip değerlendirilmeyeceği, o kurumun dayandığı özel kanuna bağlıdır.

HAGB kararı sabıka kaydında çıkar mı?

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, 5352 sayılı Kanun m.6/1 uyarınca yalnız bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak mahkeme, hâkim veya Cumhuriyet başsavcılığı istediğinde verilmek üzere ayrı bir sistemde tutulur. Kişinin kendi aldığı adli sicil belgesinde bu karar yer almaz. Denetim süresi içinde yeni bir kasıtlı suç işlenirse hüküm açıklanabileceğinden kaydın varlığı yeni bir yargılamada önem taşır.

Ödenmiş bir adli para cezası sabıka kaydında kalır mı?

Adli para cezasına mahkûmiyet adli sicile kaydedilir ve ödenmesiyle infaz tamamlanmış olur; kayıt bu tarihte arşive alınma koşuluna kavuşur. Özel bir kanunda hak yoksunluğu sebebi sayılmayan mahkûmiyetlerde arşiv kaydı ödemeden beş yıl sonra tamamen silinir. İdari para cezaları ise m.5 uyarınca adli sicile hiç kaydedilmez.

Memnu hakların iadesi için hangi mahkemeye başvurulur?

Talep, hükmü veren mahkemeye ya da hükümlünün ikametgâhının bulunduğu yerdeki aynı derecedeki mahkemeye yapılır. Başvuruyu hükümlü kendisi veya vekili yapabilir. Mahkeme dosya üzerinden ya da Cumhuriyet savcısını ve hükümlüyü dinleyerek karar verir ve masraflar hükümlü tarafından karşılanır.

Suç olmaktan çıkarılan bir fiil nedeniyle verilen mahkûmiyet kaydı ne olur?

Fiil kanunla suç olmaktan çıkarıldığında, o suçtan verilmiş mahkûmiyete ilişkin adli sicil ve arşiv kayıtları m.12/2 uyarınca talep aranmaksızın tamamen silinir. Bu silme için ne infazın tamamlanması ne de arşiv süresinin dolması beklenir. Kayıt silinmemişse, değişikliği yapan kanunu gösteren bir dilekçeyle Genel Müdürlüğe başvurulabilir.

Kaydın bugün hangi aşamada olduğu dört soruyla belirlenir

Bir mahkûmiyet kaydının nerede durduğunu ve ne zaman sona ereceğini görmek için dört bilginin bir araya getirilmesi yeterlidir. İlki mahkûmiyetin kesinleşme tarihi ve cezanın türüdür; hapis, ertelenmiş hapis ve adli para cezası farklı tarihlerde infaz edilmiş sayılır. İkincisi infazın gerçekte hangi gün tamamlandığıdır; arşive alma ve silme sürelerinin hepsi bu güne bağlıdır.

Üçüncüsü suçun ve cezanın Anayasa m.76'daki ya da özel kanunlardaki (örneğin DMK m.48/A-5) listelere girip girmediğidir; giriyorsa süre beş yıl değil on beş ya da otuz yıldır. Dördüncüsü kişinin hedefidir: yalnız kaydın görünmemesi mi isteniyor, yoksa memurluk, seçilme ya da bir meslek için özel kanundaki bir yoksunluğun kaldırılması mı gerekiyor. İkinci durumda memnu hakların iadesi, hem yoksunluğu gidermenin hem de arşiv süresini kısaltmanın yoludur.

Ceza yargılamasının diğer aşamalarına ilişkin genel çerçeve ceza hukuku sayfasında, Yalova'daki ceza dosyalarında yürütülen çalışma ise Yalova ceza avukatı sayfasında anlatılmıştır.

Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır; her dosya kendi olgularıyla değerlendirilir.

Bu konuyla ilgili emsal kararlar

Tüm Ceza Hukuku kararları

Bu konuyla ilgili yazılar

Tüm Ceza Hukuku yazıları