Adli Para Cezası Ödenmezse Ne Olur? Taksit, Hapse Çevirme ve İtiraz
Adli para cezasının gün para sistemiyle hesabı, ödeme emrinin tebliğiyle başlayan süre, TCK m.52/4 ve 5275 m.106 kapsamındaki iki ayrı taksit yolu, ödenmemesi hâlinde kamuya yararlı işte çalıştırma ile hapse çevirme ve infaz hâkimliğine başvuru ele alınıyor.

Bir ceza yargılamasının sonunda hapis yerine adlî para cezasına hükmedilmesi, çoğu kişide "iş kolay bitti" izlenimi bırakır. Oysa adlî para cezası, ödenmediği takdirde hapis cezasına dönüşebilen bir yaptırımdır ve bu dönüşümün usulü, süreleri ve üst sınırları kanunda ayrıntılı biçimde düzenlenmiştir. Uygulamada en çok karşılaşılan sorun, hükümlünün ödeme emrini ciddiye almaması ya da ödeme süresini kararın kesinleşme tarihinden saymaya çalışmasıdır. Bu yazı, adlî para cezasının nasıl hesaplandığını, ne zaman ve nereye ödendiğini, taksitlendirme yollarını, ödenmediğinde işleyen kamuya yararlı işte çalıştırma ve hapse çevirme mekanizmasını, bu hapsin üst sınırlarını ve hatalı infaza karşı başvurulacak mercii kanun metinleri üzerinden ele alıyor.
Adlî Para Cezası Nedir? Gün Para Sistemi ve Hesabı
Türk Ceza Kanunu, adlî para cezasını sabit bir tutar olarak değil, iki çarpanın çarpımı olarak kurgular. TCK m.52/1'e göre adlî para cezası, "beş günden az ve kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde yediyüzotuz günden fazla olmamak üzere belirlenen tam gün sayısının, bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ile çarpılması suretiyle hesaplanan meblağın hükümlü tarafından Devlet Hazinesine ödenmesinden ibarettir".
Bu tanım, sistemin iki ayrı karar anını gösterir. Birincisi gün sayısıdır: mahkeme, suçun ağırlığına ve TCK'nın genel hükümlerine göre alt sınırı beş gün, üst sınırı kural olarak yediyüz otuz gün olan bir gün miktarı belirler. Kanunun özel maddelerinde farklı bir üst sınır öngörülmüşse o sınır uygulanır. İkincisi bir gün karşılığı tutardır: TCK m.52/2 uyarınca "en az yüz ve en fazla beşyüz Türk Lirası olan bir gün karşılığı adlî para cezasının miktarı, kişinin ekonomik ve diğer şahsi halleri göz önünde bulundurularak takdir edilir".
Bu iki çarpanın ayrı ayrı belirlenmesi, cezanın kişiselleştirilmesini sağlar: aynı suçu işleyen iki kişiye aynı gün sayısı verilse bile, ekonomik durumları farklıysa ödeyecekleri tutar farklı olur. Kanun bunun denetlenebilir olmasını da istemiştir; TCK m.52/3'e göre "kararda, adlî para cezasının belirlenmesinde esas alınan tam gün sayısı ile bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ayrı ayrı gösterilir". Kararında yalnızca toplam tutar yazan, gün sayısını ve gün karşılığını göstermeyen bir hüküm bu bakımdan eksiktir.
Burada dikkat edilmesi gereken pratik nokta şudur: adlî para cezası "asgari ücrete" ya da başka bir ekonomik göstergeye endeksli değildir. Tutar, hükmün verildiği tarihte yürürlükte olan kanunî aralık içinden hâkim tarafından takdir edilir ve kesinleşmeden sonra enflasyona göre güncellenmez. Bu nedenle kararınızdaki tutar, yıllar sonra ödeseniz dahi aynı kalır; ancak aşağıda ele alınacağı üzere ödememenin sonuçları ağırlaşır.
Hesabın işleyişi ve kısmi ödemenin etkisi
Gün para sisteminin en pratik sonucu, cezanın her zaman bir gün karşılığına bölünebilir olmasıdır. Aşağıdaki örnek yalnızca aritmetiği göstermek içindir; gün sayısı da gün karşılığı da her dosyada mahkemece ayrıca takdir edilir ve buradan bir tutar tahmini çıkarılamaz.
- Mahkeme gün sayısını 100 gün, bir gün karşılığını 200 TL olarak belirlemişse ceza 20.000 TL'dir.
- Bu tutarın 12.000 TL'si ödenmiş, 8.000 TL'si ödenmemişse, hapse çevrilecek gün miktarı cezanın tamamına değil bakiyeye karşılık gelir: 8.000 / 200 = 40 gün.
- Bu 40 gün, 5275 m.106/3 uyarınca önce iki saat çalışma bir güne karşılık gelecek biçimde kamuya yararlı işte çalıştırma olarak infaz edilir.
Görüldüğü gibi ödeme gücü cezanın tamamını karşılamaya yetmese bile yapılan her ödeme, karşılığı çekilecek gün sayısını doğrudan azaltır. Bu nedenle "tamamını ödeyemiyorum" düşüncesiyle hiç ödeme yapmamak, hükümlü aleyhine sonuç doğuran yaygın bir hatadır. Aynı mantık, hapis ya da çalışma başladıktan sonra da geçerlidir: 5275 m.106/8 uyarınca hesap, henüz karşılığı çekilmemiş günler üzerinden yapılır.
Bir gün karşılığı tutar 1 Haziran 2024'te değişti: suç tarihi neden önemli?
TCK m.52/2'deki bir gün karşılığı tutar aralığı uzun yıllar boyunca en az yirmi, en fazla yüz Türk Lirası olarak uygulandı. Bu aralık, 7499 sayılı Kanun'un 9. maddesiyle en az yüz, en fazla beşyüz Türk Lirası olarak yeniden belirlendi. Değişikliği içeren kanun 12 Mart 2024 tarihli ve 32487 sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı ve bu hüküm 1 Haziran 2024 tarihinde yürürlüğe girdi.
Bu değişiklik, adlî para cezasının caydırıcılığını yeniden kurmayı amaçlar; ancak hükümlü açısından açıkça aleyhe bir düzenlemedir, çünkü aynı gün sayısı çok daha yüksek bir tutara karşılık gelir. Ceza hukukunun temel kurallarından biri burada devreye girer: TCK m.7/2 uyarınca suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır. Dolayısıyla suç tarihi 1 Haziran 2024'ten önce olan dosyalarda, bir gün karşılığı tutar bakımından failin lehine olan eski aralığın esas alınması gerekir.
Uygulamada bu nokta zaman zaman gözden kaçmakta ve eski tarihli bir fiil için yeni aralıktan hüküm kurulabilmektedir. Kararınızda gün sayısı ile gün karşılığı ayrı ayrı gösterildiği için bu denetim kolaydır: suç tarihinizi ve kararda yazan gün karşılığını karşılaştırmak, lehe kanun değerlendirmesinin yapılıp yapılmadığını görmenizi sağlar. Böyle bir sapma varsa bunun yeri kanun yollarıdır; kesinleşmeden sonra ise infaz aşamasında ileri sürülebilecek talepler sınırlıdır ve teknik değerlendirme gerektirir.
Adlî Para Cezası ile İdari Para Cezası Aynı Şey Değildir
Günlük dilde her ikisine de "para cezası" dendiği için en sık karıştırılan konu budur. Ayrım, hem hangi merciin karar verdiği hem de ödenmediğinde ne olacağı bakımından belirleyicidir.
- Adlî para cezası, bir suç karşılığında ceza mahkemesi tarafından hükmedilir. TCK m.52 çerçevesinde gün para sistemiyle hesaplanır, adlî sicile kaydedilir ve ödenmemesi hâlinde aşağıda anlatılacağı üzere hapis cezasına çevrilebilir.
- İdari para cezası, bir kabahat karşılığında idare tarafından (kolluk, belediye, düzenleyici kurum vb.) uygulanır ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu rejimine tabidir. Adlî sicile işlenmez ve ödenmemesi hâlinde hapse çevrilmez; tahsili amme alacaklarının tahsili usulüne göre yapılır.
Bu ayrımın pratik sonucu şudur: trafikte kesilen bir ceza tutanağı ile hakaret suçundan verilen adlî para cezasının hukuki kaderi tamamen farklıdır. Birincisinde itirazın süresi, mercii ve sonucu Kabahatler Kanunu'na göre belirlenir; ikincisinde ise bu yazının konusu olan infaz rejimi işler. Ceza yargılamasının genel çerçevesi ve suç tipleri için ceza hukuku alanına ilişkin genel rehberimize bakılabilir.
Hüküm Kesinleştikten Sonra: Ödeme Emri ve Gerçek Ödeme Süresi
Adlî para cezası, hüküm kesinleşmeden infaz edilmez. Kesinleşen ilam, infaz için Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilir. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun m.106/2 bu aşamayı şöyle düzenler: "Adlî para cezasını içeren ilâm Cumhuriyet Başsavcılığına verilir. Cumhuriyet savcısı otuz gün içinde adlî para cezasının ödenmesi için hükümlüye 20 nci maddenin üçüncü fıkrası uyarınca bir ödeme emri tebliğ eder."
Bu fıkra, en çok yanlış okunan hükümlerden biridir. Metindeki otuz gün, hükümlünün ödeme süresi değil, Cumhuriyet savcısının ödeme emrini tebliğ etmesi için öngörülen süredir. Hükümlünün ödeme yapması gereken süre ise ödeme emrinin kendisinde gösterilir ve uygulamada bu süre, ödeme emrinin tebliğinden itibaren otuz gün olarak verilmektedir.
Bunun sonucu son derece pratiktir: takviminiz kararın kesinleşme tarihinden değil, ödeme emrinin size tebliğ edildiği tarihten işlemeye başlar ve süre, o belgede yazan süredir. Tebligatın usulüne uygun yapılıp yapılmadığı, adres değişikliği bildirilip bildirilmediği bu yüzden kritik önemdedir; tebliğ edilmemiş bir ödeme emrine dayanılarak ilerleyen infaz işlemleri sakattır. Ödeme yeri, hesap bilgisi ve ödemenin nasıl yapılacağı da ödeme emrinde gösterilir; kanun cezanın Devlet Hazinesine ödeneceğini söyler (TCK m.52/1).
Ödeme emrini aldığınızda yapılacak ilk iş, belgedeki tutarın hükümdeki tutarla ve varsa mahsup edilmesi gereken kalemlerle uyuşup uyuşmadığını kontrol etmektir. İnfaz hesabının denetlenmesi mantığı, hapis cezalarında müddetnamenin denetlenmesiyle aynıdır; bu konudaki ayrıntılar için infaz hesaplama sayfamız incelenebilir.
Taksitle Ödeme: Birbirinden Farklı İki Yol
Adlî para cezasının taksitlendirilmesi tek bir mekanizma değildir. Kanun, biri hüküm anında mahkemece, diğeri infaz aşamasında kanun gereği işleyen iki ayrı yol öngörmüştür. İkisinin şartları ve ödenmeme sonuçları farklıdır.
1. Mahkemenin hükümle taksitlendirmesi (TCK m.52/4)
TCK m.52/4'e göre "hakim, ekonomik ve şahsi hallerini göz önünde bulundurarak, kişiye adlî para cezasını ödemesi için hükmün kesinleşme tarihinden itibaren bir yıldan fazla olmamak üzere mehil verebileceği gibi, bu cezanın belirli taksitler halinde ödenmesine de karar verebilir. Taksit süresi iki yılı geçemez ve taksit miktarı dörtten az olamaz. Kararda, taksitlerden birinin zamanında ödenmemesi halinde geri kalan kısmın tamamının tahsil edileceği ve ödenmeyen adlî para cezasının hapse çevrileceği belirtilir."
Bu hükmün dört ayrı sınırı vardır ve karıştırılmamalıdır: mehil (ödemeye başlama süresi) en çok bir yıl, taksitlerin tamamlanma süresi en çok iki yıl, taksit sayısı en az dörttür. Dördüncü sınır ise sonuca ilişkindir: bir taksidin zamanında ödenmemesi, kalan tutarın tamamını muaccel hâle getirir. Yani on iki taksitli bir planda ikinci taksidi geciktirmek, yalnızca o taksit için değil, geri kalan on taksit için de sonuç doğurur.
Bu talebin yeri kural olarak yargılama aşamasıdır. Ekonomik durumunuza ilişkin belgelerin (gelir belgesi, bakmakla yükümlü olunan kişiler, borç durumu) dosyaya sunulması, hem gün karşılığı tutarın hem de taksit kararının belirlenmesinde etkili olur.
2. Hükümde taksit yoksa: bir aylık üçte bir kuralı (5275 m.106/6)
Mahkeme taksitlendirme yapmamışsa hükümlü çaresiz değildir. 5275 m.106/6 şöyledir: "Hükümde, adlî para cezası takside bağlanmamış ise, bir aylık süre içinde adlî para cezasının üçte birini ödeyen hükümlünün isteği üzerine geri kalan kısmının birer ay ara ile iki eşit taksitte ödenmesine izin verilir. İlk taksidin süresinde ödenmemesi hâlinde, verilen ikinci takside ilişkin izin hükümsüz kalır."
Bu hüküm, hükümlüye kanundan doğan bir imkân tanır ancak şarta bağlıdır ve şart önce yerine getirilmelidir: bir aylık süre içinde cezanın üçte birinin ödenmiş olması gerekir. Bu ödeme yapılmadan yalnızca talepte bulunmak sonuç doğurmaz. Şart gerçekleşince kalan üçte iki, birer ay arayla iki eşit taksitte ödenir; böylece toplam ödeme üç parçaya yayılmış olur.
İki yol arasındaki en önemli fark, ödenmemenin sonucundadır. TCK m.52/4 yolunda bir taksidin aksaması kalan tutarın tamamını muaccel kılar. 5275 m.106/6 yolunda ise ilk taksidin süresinde ödenmemesi hâlinde ikinci takside ilişkin izin hükümsüz kalır; yani kolaylık ortadan kalkar ve infaz genel kurallara döner.
Ödenmezse Ne Olur? Kamuya Yararlı İşte Çalıştırma ve Hapse Çevirme
Ödeme emrine rağmen ödeme yapılmazsa devreye 5275 m.106/3 girer. Hükme göre hükümlü, tebliğ olunan ödeme emri üzerine belli süre içinde adlî para cezasını ödemezse, Cumhuriyet savcısının kararı ile ödenmeyen kısma karşılık gelen gün miktarı hapis cezasına çevrilerek, hükümlünün iki saat çalışması karşılığı bir gün olmak üzere kamuya yararlı bir işte çalıştırılmasına karar verilir. Günlük çalışma süresi, en az iki saat ve en fazla sekiz saat olacak şekilde denetimli serbestlik müdürlüğünce belirlenir.
Bu düzenlemenin üç yönü ayrı ayrı önemlidir:
- Karar mercii savcıdır. Hapse çevirme, yeni bir mahkeme kararıyla değil, infaz aşamasında Cumhuriyet savcısının kararıyla gerçekleşir.
- Yalnızca ödenmeyen kısım çevrilir. Kısmi ödeme yapılmışsa, hapse çevrilecek gün miktarı ödenmeyen bakiyeye karşılık gelen gün sayısıdır. Bu nedenle ödeme gücü sınırlı olsa dahi kısmi ödeme yapmak sonucu doğrudan hafifletir.
- İlk sonuç hapis değil, çalışmadır. Kanun, doğrudan cezaevine koymak yerine önce kamuya yararlı işte çalıştırmayı öngörür; iki saatlik çalışma bir güne karşılık gelir.
Ayrıca 5275 m.106/7'nin ilk cümlesi, uygulamada sık sorulan bir tereddüdü giderir: adlî para cezasının hapse çevrileceği mahkeme ilâmında yazılı olmasa bile üçüncü fıkra hükmü Cumhuriyet Başsavcılığınca uygulanır. Yani kararda "ödenmezse hapse çevrilir" ibaresinin bulunmaması, bu sonucun doğmasını engellemez.
Kamuya yararlı işte çalıştırma kararının gereklerinin yerine getirilmemesi, denetimli serbestlik yükümlülüklerinin ihlali sonucunu doğurur ve infazın seyrini değiştirir. Denetimli serbestlik yükümlülüklerinin ihlaline bağlanan sonuçlar için denetimli serbestlik ihlali yazımız ayrıca incelenebilir.
Hapse Çevrilen Adlî Para Cezasında Üst Sınırlar ve Ağır Sonuçlar
Adlî para cezasının hapse çevrilmesi sınırsız değildir. 5275 m.106/7'nin devamı açıktır: "Adlî para cezası yerine çektirilen hapis süresi üç yılı geçemez. Birden fazla hükümle adlî para cezalarına mahkûmiyet hâlinde bu süre beş yılı geçemez."
Bu iki üst sınır, özellikle birden fazla dosyası olan hükümlüler bakımından belirleyicidir. Tek bir hükümden kaynaklanan adlî para cezası ne kadar yüksek olursa olsun, yerine çektirilecek hapis üç yılı aşamaz; birden fazla hükmün bir araya gelmesi hâlinde ise toplam sınır beş yıldır.
Buna karşılık, bu hapsin rejimi olağan hapis cezalarından daha katıdır. 5275 m.106/9'a göre, 16'ncı madde hükümleri saklı kalmak üzere, adlî para cezasından çevrilen hapsin infazı ertelenemez ve bunun infazında koşullu salıverilme hükümleri uygulanmaz. Fıkra ayrıca, hapse çevrilmiş olmasına rağmen hak yoksunlukları bakımından esas alınacak olanın adlî para cezası olduğunu belirtir.
Bu, pratikte çok önemli bir sonuç doğurur: hapis cezalarında infaz süresini kısaltan koşullu salıverilme ve denetimli serbestlik hesapları, adlî para cezasından çevrilen hapiste uygulanmaz. Dolayısıyla "nasılsa bir kısmını yatarım" beklentisi bu ceza türü için geçerli değildir. Hapis cezalarında koşullu salıverilme ve denetimli serbestlik hesabının nasıl işlediğini görmek için infaz hesaplama aracımız kullanılabilir; ancak sonuçların adlî para cezasından çevrilen hapse uygulanmayacağı unutulmamalıdır.
Ödeme Her Aşamada Sonucu Değiştirir
Kanun, hükümlüye infazın her aşamasında ödeme yaparak durumu düzeltme imkânı tanır. 5275 m.106/8'e göre hükümlü, hapis yattığı veya kamuya yararlı işte çalıştığı günlerin dışındaki günlere karşılık gelen parayı öderse hapisten çıkarılır veya çalıştırılması sona erer.
Bu hüküm iki yönden değerlidir. Birincisi, cezaevine girilmiş olması geri dönüşü kapatmaz: kalan güne karşılık gelen tutar ödendiğinde tahliye söz konusu olur. İkincisi, hesap yalnızca henüz karşılığı çekilmemiş günler üzerinden yapılır; yatılan veya çalışılan günler düşülür.
İnfaz edilen hapsin süresi adlî para cezasını tamamlamadığında ise kalan kısım için farklı bir yol işler: 5275 m.106/11 uyarınca geri kalan kısım mahallin en büyük mal memuruna verilir ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'a göre tahsil edilir. Yani üst sınırlar nedeniyle hapisle karşılanamayan bakiye, kamu alacağı olarak takip edilmeye devam eder.
Çocuklar bakımından ise özel bir koruma vardır. 5275 m.106/4'e göre çocuklar hakkında hükmedilen adlî para cezasının ödenmemesi hâlinde bu ceza hapse çevrilemez. Bu hüküm mutlaktır; suç tarihinde çocuk olan hükümlü bakımından ödememenin sonucu hapis olamaz.
Hapisten Çevrilen Adlî Para Cezası ile Doğrudan Hükmedilen Ceza Arasındaki Fark
Adlî para cezası iki farklı yoldan gündeme gelebilir. Kanunun ilgili maddesi doğrudan adlî para cezası öngörmüş olabilir; ya da mahkeme, kısa süreli hapis cezasını TCK m.50/1-a uyarınca adlî para cezasına çevirmiş olabilir. TCK m.50/1'e göre kısa süreli hapis cezası, suçlunun kişiliğine, sosyal ve ekonomik durumuna, yargılama sürecinde duyduğu pişmanlığa ve suçun işlenmesindeki özelliklere göre adlî para cezasına çevrilebilir.
Bu iki hâlin infazı bakımından kritik nokta şudur: TCK m.50/6, hüküm kesinleştikten sonra Cumhuriyet savcılığınca yapılan tebligata rağmen otuz gün içinde seçenek tedbirin gereklerinin yerine getirilmesine başlanmaması veya başlanıp da devam edilmemesi hâlinde infaz hâkimliğinin kısa süreli hapis cezasının tamamen veya kısmen infazına karar vereceğini düzenler. Fıkranın lafzı seçenek tedbirden söz eder; adlî para cezasına çevirme ise m.50/1'in (a) bendinde ayrı bir seçenek yaptırım olarak düzenlenmiştir ve çevrildikten sonra ortaya çıkan yaptırım artık bir adlî para cezasıdır.
Bu nedenle kısa süreli hapisten çevrilen adlî para cezası ödenmediğinde de yukarıda anlatılan 5275 m.106 usulü işler: ödeme emri, ödenmeyen kısma karşılık gelen günün hapse çevrilmesi ve kamuya yararlı işte çalıştırma. Buna karşılık, kamuya yararlı işte çalıştırma gibi bir seçenek tedbire hükmedilmiş ve tedbirin gerekleri yerine getirilmemişse sonuç farklıdır: bu hâlde infaz hâkimliği doğrudan kısa süreli hapis cezasının infazına karar verir.
Kararınızda hangi hâlin bulunduğunu anlamak için hüküm fıkrasına bakmak gerekir: ceza doğrudan adlî para cezası olarak mı belirlenmiştir, yoksa hapis cezası belirlenip sonra çevrilmiş midir? Bu ayrım, ödememenin sonucunu ve başvurulacak yolu değiştirir.
HAGB, Erteleme ve Zamanaşımı Bakımından Adlî Para Cezası
Adlî para cezasının diğer ceza kurumlarıyla ilişkisi de sık sorulan bir başlıktır ve üç noktada netleşir.
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB): CMK m.231'de öngörülen ceza sınırı, hükmolunan cezanın iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adlî para cezası olmasıdır. Yani adlî para cezası, diğer şartların da varlığı hâlinde HAGB'ye elverişlidir. HAGB kararı verildiğinde hüküm açıklanmaz ve denetim süresi işler; bu kurumun şartları ve sonuçları için HAGB rehberimize bakılabilir.
Erteleme: TCK m.51, cezanın ertelenmesini iki yıl veya daha az süreyle hapis cezasına mahkûmiyet hâline bağlar. Dolayısıyla doğrudan hükmedilen adlî para cezası bu anlamda ertelenemez. Ayrıca 5275 m.106/9, adlî para cezasından çevrilen hapsin infazının da ertelenemeyeceğini açıkça belirtir.
Zamanaşımı: Kesinleşmiş bir cezanın belirli bir süre infaz edilmemesi hâlinde devletin infaz yetkisi sona erer. TCK m.68/1-e uyarınca beş yıla kadar hapis ve adlî para cezalarında bu süre on yıldır. Ancak zamanaşımının işlemesi, kesilme ve durma hâllerinin bulunmamasına bağlıdır; infaz işlemi yapılmış bir dosyada bu sürenin kendiliğinden dolduğu varsayılmamalıdır. Ayrıca fiili işlediği sırada on iki yaşını doldurup on beş yaşını doldurmamış olanlar bakımından bu sürelerin yarısı, on beş yaşını doldurup on sekiz yaşını doldurmamış olanlar bakımından üçte ikisi esas alınır (TCK m.68/2).
Hatalı İnfaza Karşı Ne Yapılabilir? İnfaz Hâkimliği Yolu
Adlî para cezasının infazı, ağırlıklı olarak Cumhuriyet savcısının kararlarıyla yürür. Bu kararların denetimi ise 4675 sayılı İnfaz Hâkimliği Kanunu ile kurulan infaz hâkimliklerine aittir. Cezanın infazına ilişkin işlem ve kararlara karşı, öğrenildiği tarihten itibaren on beş gün içinde infaz hâkimliğine başvurulabilir; infaz hâkimliği kararına karşı da ağır ceza mahkemesine itiraz yolu açıktır. Süreler kısa olduğu için tebliğ tarihinin dosyadan doğrulanması önem taşır.
Uygulamada adlî para cezası infazında en çok karşılaşılan sorunlar şunlardır:
- Ödeme emrinin usulüne uygun tebliğ edilmemesi; hükümlünün süreyi hiç öğrenememesi.
- Yapılan kısmi ödemenin dikkate alınmaması ve hapse çevrilen gün miktarının bakiye yerine cezanın tamamı üzerinden hesaplanması.
- Suç tarihi 1 Haziran 2024 öncesinde olduğu hâlde bir gün karşılığı tutarın yeni aralıktan uygulanması.
- Üç yıllık ve birden fazla hükümde beş yıllık üst sınırların hesaba katılmaması.
- Suç tarihinde çocuk olan hükümlünün cezasının hapse çevrilmesi (5275 m.106/4'e aykırı).
- Yatılan gün ya da çalışılan gün karşılıklarının düşülmemesi (5275 m.106/8).
Bu tür bir hata tespit ettiğinizde başvurunun dilekçe yapısı ve içermesi gereken unsurlar için infaz hâkimliği başvuru şablonu sayfamız yol gösterici olabilir. Başvuruya, ödeme emri tebligatı, ödeme dekontları ve varsa savcılık kararının bir örneği eklenmelidir.
Sıkça Sorulan Sorular
Adlî para cezası ödenmezse doğrudan cezaevine mi girilir?
Hayır. 5275 m.106/3 uyarınca ödenmeyen kısma karşılık gelen gün miktarı hapis cezasına çevrilir; ancak bu, önce iki saat çalışma karşılığı bir gün olmak üzere kamuya yararlı bir işte çalıştırılma biçiminde infaz edilir. Günlük çalışma süresi denetimli serbestlik müdürlüğünce en az iki, en fazla sekiz saat olarak belirlenir.
Ödeme süresi ne zaman başlar?
Kararın kesinleşmesiyle değil, ödeme emrinin tebliğiyle. Kanunda geçen otuz gün, savcının ödeme emrini tebliğ etmesi için öngörülen süredir; hükümlünün ödeme süresi ödeme emrinde gösterilir ve uygulamada tebliğden itibaren otuz gün olarak verilir.
Mahkeme taksit vermediyse taksitlendirme mümkün mü?
Evet. 5275 m.106/6'ya göre hükümde taksit yoksa, bir aylık süre içinde cezanın üçte birini ödeyen hükümlünün isteği üzerine kalan kısım birer ay arayla iki eşit taksitte ödenir. Üçte birlik ödeme yapılmadan yalnızca talepte bulunmak yeterli değildir.
Bir taksidi geciktirirsem ne olur?
Mahkemece hükümle taksitlendirme yapılmışsa, TCK m.52/4 uyarınca bir taksidin zamanında ödenmemesi kalan kısmın tamamının tahsil edilmesi sonucunu doğurur ve ödenmeyen ceza hapse çevrilir. 5275 m.106/6 kapsamındaki izinde ise ilk taksidin süresinde ödenmemesi hâlinde ikinci takside ilişkin izin hükümsüz kalır.
Hapse çevrilen adlî para cezasında koşullu salıverilme uygulanır mı?
Hayır. 5275 m.106/9, adlî para cezasından çevrilen hapsin infazının ertelenemeyeceğini ve bu infazda koşullu salıverilme hükümlerinin uygulanmayacağını açıkça düzenler.
Cezaevine girdikten sonra ödeme yaparsam çıkabilir miyim?
Evet. 5275 m.106/8 uyarınca hükümlü, hapis yattığı veya kamuya yararlı işte çalıştığı günlerin dışındaki günlere karşılık gelen parayı öderse hapisten çıkarılır ya da çalıştırılması sona erer.
Adlî para cezası yerine çektirilecek hapsin bir üst sınırı var mı?
Vardır. 5275 m.106/7'ye göre bu süre üç yılı geçemez; birden fazla hükümle adlî para cezalarına mahkûmiyet hâlinde ise beş yılı geçemez. Üst sınır nedeniyle karşılanamayan bakiye, m.106/11 uyarınca 6183 sayılı Kanun'a göre tahsil edilir.
Çocuklara verilen adlî para cezası hapse çevrilebilir mi?
Hayır. 5275 m.106/4, çocuklar hakkında hükmedilen adlî para cezasının ödenmemesi hâlinde bu cezanın hapse çevrilemeyeceğini düzenler.
Adlî para cezasında zamanaşımı süresi nedir?
TCK m.68/1-e uyarınca beş yıla kadar hapis ve adlî para cezalarında ceza zamanaşımı on yıldır. Ancak kesilme ve durma hâlleri bulunabileceğinden, sürenin dolup dolmadığı dosya üzerinden değerlendirilmelidir.
Trafik cezası ödenmezse de hapse çevrilir mi?
Hayır. Trafikte kesilen ceza bir idari para cezasıdır ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu rejimine tabidir; ödenmemesi hâlinde hapse çevrilmez, amme alacağı olarak tahsil edilir. Hapse çevrilme yalnızca ceza mahkemesince hükmedilen adlî para cezalarına özgüdür.
Sonuç ve Değerlendirme
Adlî para cezası, hapis cezasının hafif bir alternatifi gibi görünse de infaz rejimi bakımından ihmale gelmeyen bir yaptırımdır. Cezanın tutarı gün sayısı ile gün karşılığının çarpımından doğar (TCK m.52/1-3); bir gün karşılığı tutar 1 Haziran 2024'ten itibaren yüz ila beşyüz Türk Lirası aralığındadır ve daha önceki tarihli fiillerde TCK m.7/2 çerçevesinde lehe kanun değerlendirmesi yapılması gerekir.
İnfaz aşamasında belirleyici olan belge ödeme emridir: süre kararın kesinleşmesiyle değil, bu emrin tebliğiyle işlemeye başlar. Ödeme yapılmazsa ödenmeyen kısma karşılık gelen gün miktarı hapse çevrilir ve önce kamuya yararlı işte çalıştırma yoluyla infaz edilir (5275 m.106/3). Bu hapis üç yılı, birden fazla hükümde beş yılı geçemez; buna karşılık ertelenemez ve koşullu salıverilme hükümlerine tabi değildir (m.106/7 ve m.106/9).
Bu tablo karşısında en etkili strateji, süre geçmeden hareket etmektir. Ödeme gücü sınırlıysa taksit yollarından uygun olanı zamanında işletmek, kısmi ödeme yapmak ve ödeme emrindeki tutarı hükümle karşılaştırmak sonucu doğrudan etkiler. İnfazda bir hata varsa denetim yolu açıktır: 4675 sayılı Kanun uyarınca infaz hâkimliğine on beş gün içinde başvurulabilir. Her dosyanın suç tarihi, hüküm fıkrası ve tebligat geçmişi farklı olduğundan, somut değerlendirmenin dosya üzerinden yapılması gerekir.
Yazar
Av. Mesut İLME
İlme Hukuk & Danışmanlık kurucu avukatı. Aile, iş, ceza ve ticaret hukuku alanlarında 20+ yıl deneyim ile Yalova ve Türkiye genelinde online avukatlık hizmeti sunmaktadır.
Profili Görüntüle