Şikâyet dilekçesi verilmiş, ifade alınmış, aylar geçmiştir. Sonra bir sabah tebligat zarfından tek sayfalık bir karar çıkar: "kovuşturmaya yer olmadığına". Halk arasında "takipsizlik" denilen bu karar, şikâyetçi için dosyanın bittiği izlenimini verir; oysa kanun, kararın altına bir itiraz yolu, bir süre ve bir merci yazılmasını zorunlu tutar. Asıl soru şudur: süre ne zaman başlar, itiraz kime yapılır ve dilekçeye ne yazılırsa sulh ceza hâkimliği dosyayı yeniden açar?
Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar (KYOK) ile ilgili uygulamada en çok karıştırılan üç nokta, itiraz süresinin 2024'te değişmiş olması, itiraz hakkının yalnız suçtan zarar görene tanınması ve kesinleşen kararın kesin hüküm sayılmamasıdır. Üçünün de cevabı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) m.172 ve m.173'ün lafzında ve Yargıtay'ın 2026 yazında verdiği iki kararda bulunur.
Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar, soruşturmanın savcılık aşamasında kapanmasıdır
Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda iki hâlde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir: kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememişse ya da kovuşturma olanağı bulunmuyorsa (CMK m.172/1). Karar, suçtan zarar görene ve önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkının, süresinin ve merciinin gösterilmesi de aynı fıkranın emridir.
Bu karar bir mahkeme hükmü değildir; dava hiç açılmadan, soruşturma evresinde savcılık tarafından verilir. Kovuşturma evresinde mahkemenin kurduğu beraat hükmü ise bambaşka bir kanun yoluna tabidir ve istinaf ile denetlenir; o yolun ayrıntıları beraat kararına karşı istinaf dilekçesi sayfasında ele alınmıştır. Ayrım pratikte önemlidir: KYOK'a karşı istinaf dilekçesi yazılmaz, beraate karşı da sulh ceza hâkimliğine itiraz edilmez.
Yeterli şüphe yokluğu ile kovuşturma olanağı yokluğu farklı itiraz gerektirir
Delil yetersizliğine dayanan kararda itirazın konusu, toplanmamış ya da değerlendirilmemiş delillerdir. Kovuşturma olanağının bulunmamasına dayanan kararda ise tartışma hukuki engelin varlığı üzerinedir: dava zamanaşımı dolmuş olabilir, şikâyete bağlı suçta altı aylık şikâyet süresi geçmiş olabilir (Türk Ceza Kanunu (TCK) m.73/1), şikâyetten vazgeçilmiş olabilir (TCK m.73/4) ya da uzlaşma sonucunda şüpheli edimini bir defada yerine getirmiş olabilir (CMK m.253/19).
Bu ikinci gruptaki kararlara itirazda yeni tanık ya da yeni belge çoğu zaman sonucu değiştirmez; değiştiren, engelin hukuken yanlış kurulduğunun gösterilmesidir. Örneğin şikâyet süresinin fiilin ve failin öğrenildiği günden başladığı (TCK m.73/2) gözden kaçırılmışsa ya da suç aslında şikâyete bağlı değilken vazgeçme üzerine dosya kapatılmışsa, itirazın ağırlık merkezi budur. Hakaret suçu için 7531 sayılı Kanunla eklenen kural da hesaba katılmalıdır: şikâyet süresi, fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren her hâlde iki yılı geçemez. Uzlaşma ile kapanan dosyaların ayrıntısı ceza davasında uzlaşma (CMK m.253) yazısında anlatılmıştır.
Uzlaşma ile ilgili bir ayrıntı itirazın hedefini değiştirir. Şüpheli edimini bir defada yerine getirirse kovuşturmaya yer olmadığına karar verilir (CMK m.253/19); edimin ileri tarihe bırakılması, taksite bağlanması ya da süreklilik arz etmesi hâlinde ise m.171'deki şartlar aranmaksızın kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilir. Edim yerine getirilmeden verilmiş bir kovuşturmaya yer olmadığına dair karar ya da uzlaşmaya tabi olmayan bir suçta uzlaşma üzerine kurulmuş bir karar, itirazda tartışılacak hukuki hatanın tipik örnekleridir.
Soruşturma yapılmasına yer olmadığı kararı ayrı bir karardır ama aynı yolla denetlenir
Bazı şikâyetler soruşturma başlatılmadan kapatılır. İhbar ya da şikâyet konusu fiilin suç oluşturmadığı herhangi bir araştırma gerektirmeksizin açıkça anlaşılıyorsa ya da şikâyet soyut ve genel nitelikteyse, savcılık "soruşturma yapılmasına yer olmadığına" karar verir (CMK m.158/6); bu durumda şikâyet edilen kişiye şüpheli sıfatı verilmez. Aynı fıkra, bu karara karşı da m.173'teki usule göre itiraz edilebileceğini açıkça düzenler ve itirazın kabulü hâlinde başsavcılığın soruşturma işlemlerini başlatacağını belirtir. Dolayısıyla süre, merci ve dilekçe içeriği bakımından aşağıdaki kurallar bu karar için de uygulanır.
İtiraz süresi tebliğden itibaren iki haftadır; on beş gün kuralı eski kararlarda kaldı
Konuyla ilgili pek çok kaynakta hâlâ "on beş gün" yazar. Bu bilgi 7499 sayılı Kanunla değişti: Kanunun 37. maddesi CMK m.173/1'deki "onbeş gün" ibaresini "iki hafta" olarak değiştirdi. Geçiş kuralı CMK geçici m.6/1-b'dedir: yeni süre 1 Haziran 2024 tarihinde ve sonrasında verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararlara uygulanır; bu tarihten önce verilmiş kararlarda eski on beş günlük süre geçerliliğini korur.
| Kararın verildiği tarih | İtiraz süresi | Dayanak |
|---|---|---|
| 1 Haziran 2024 ve sonrası | Tebliğden itibaren iki hafta | CMK m.173/1 (7499 s.K. m.37) |
| 1 Haziran 2024'ten önce | Tebliğden itibaren on beş gün | CMK geçici m.6/1-b |
| Kamu davasının açılmasının ertelenmesi | m.173 hükümlerine göre (iki hafta) | CMK m.171/2 |
| Soruşturma yapılmasına yer olmadığı | m.173 usulüne göre (iki hafta) | CMK m.158/6 |
Hafta olarak belirlenen süre, tebliğ gününün karşılığı olan gün biter
Süre gün değil hafta olarak belirlendiği için hesap da farklıdır. Hafta olarak belirlenen süre, tebligatın yapıldığı günün son haftada isim itibarıyla karşılığı olan günün mesai saati bitiminde sona erer (CMK m.39/2). 7 Ekim 2026 Çarşamba günü tebliğ alan suçtan zarar görenin süresi, 21 Ekim 2026 Çarşamba günü mesai bitiminde dolar. Son gün tatile rastlarsa süre tatilin ertesi günü biter (m.39/4): 15 Ekim 2026 Perşembe günü yapılan tebliğde son gün 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı'na denk geldiğinden süre 30 Ekim 2026 Cuma günü sona erer.
Elektronik tebligatta tebliğ, iletinin muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılır (Tebligat Kanunu m.7/a); süre bu tarihe göre kurulur. Adli tatil ayrıca düşünülmelidir. Adli tatile rastlayan sürelerin işlemeyeceğini ve tatilin bittiği günden itibaren üç gün uzatılmış sayılacağı CMK m.331/4'te düzenlenmiştir; ancak soruşturma işleri tatilde de yürütüldüğünden (m.331/2) bu uzamanın itiraz süresine uygulanıp uygulanmayacağı tartışmaya açıktır. Bu belirsizlik karşısında itirazın, tatile bakılmaksızın iki haftalık süre içinde verilmesi gerekir.
Usulüne uygun tebliğ yapılmamışsa süre başlamaz ve karar kesinleşmez
Süre "kendisine tebliğ edildiği tarihten" başlar. Kararın UYAP'ta görülmesi, telefonla öğrenilmesi ya da kolluktan duyulması tebliğ yerine geçmez. Yargıtay 7. Ceza Dairesinin E. 2025/6496, K. 2026/7252, 18 Haziran 2026 tarihli kararı bu kuralın sonucunu açıkça gösterir. Kaçakçılık suçuna ilişkin bir dosyada savcılık sonradan yeni delil bulunduğunu ileri sürmüş, sulh ceza hâkimliği talebi reddetmiş, Adalet Bakanlığı da ret kararının kanun yararına bozulmasını istemişti. Daire istemi reddetti; çünkü kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın suçtan zarar gören idareye Tebligat Kanunu'na uygun şekilde tebliğ edildiğine dair dosyada tebligat mazbatası yoktu ve karar "usulüne uygun olarak kesinleşmediği" için kanun yararına bozmanın konusu olamazdı.
Kararda itiraz hakkının, süresinin ve merciinin gösterilmemiş olması da ayrı bir güvencedir. Kanun yoluna başvuru hakkı kendisine bildirilmeyen kişi kusursuz sayılır (CMK m.40/2) ve süreyi kaçırdıysa eski hâle getirme isteminde bulunabilir. Eski hâle getirme dilekçesi engelin kalkmasından itibaren iki hafta içinde, süreye uyulsaydı işlemi yapacak mercie verilir (m.41/1).
İtiraz mercii, ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğidir
İtiraz, m.173/1'e göre kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine yapılır. Ağır ceza mahkemesi bulunmayan bir ilçe başsavcılığının verdiği kararda merci, o ilçenin bağlı olduğu ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğidir; kararı veren ilçedeki hâkimlik değildir. Kararın altındaki merci kaydı bu kuralı yansıtır ve dilekçenin başlığı da buna göre yazılır.
İtiraz hakkı suçtan zarar görene aittir
Bu yol suçtan zarar görene tanınmıştır; CMK m.234/1-a-5 de mağdur ile şikâyetçinin soruşturma evresindeki hakları arasında savcının kovuşturmaya yer olmadığı yönündeki kararına "kanunda yazılı usule göre itiraz hakkını kullanma" hakkını sayar. Şüpheliye karar bildirilir ama m.173 ona itiraz yolu açmaz. Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararında durum farklıdır: Hem suçtan zarar görenin hem de şüphelinin bu karara m.173 hükümlerine göre itiraz edebileceği m.171/2'de açıkça yazılıdır. Çünkü erteleme, şüpheli hakkında yeterli şüphenin varlığı kabul edilerek verilir ve şüphelinin buna karşı çıkmakta hukuki yararı vardır.
Bir sınır daha vardır: Cumhuriyet savcısının kamu davasının açılmaması hususunda takdir yetkisini kullandığı hâllerde m.173 uygulanmaz (m.173/5). Takdir yetkisi CMK m.171'de düzenlenmiştir; örneğin etkin pişmanlık ya da şahsi cezasızlık sebebinin varlığında verilen karar bu kapsamdadır. Dilekçe hazırlanmadan önce kararın hangi maddeye dayandığı okunmalıdır; aynı başlığı taşıyan iki karar farklı denetim yollarına tabi olabilir.
Dilekçe yetkili hâkimliğe hitaben yazılır ve kayıt tarihi belgelenir
Süre, dilekçenin yetkili merciin kaydına girdiği tarihle korunur. Bu yüzden dilekçenin başlığında m.173/1'e göre belirlenen sulh ceza hâkimliği yazılır, kayıt tarihini gösteren alındı ya da elektronik gönderim kaydı dosyada saklanır. Avukat aracılığıyla yapılan başvurularda dilekçenin UYAP üzerinden elektronik imzayla gönderilmesi, kayıt anının sistemde belgelenmesi bakımından pratik bir yoldur.
Dilekçenin ekine kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın ve tebliğ belgesinin örneği ile ileri sürülen delillerin listesi konur. Elde bulunan yeni belgeler dilekçeye eklenir; elde olmayan, ancak bir kurumdan getirtilmesi gereken kayıtlar ise hangi kurumdan ve hangi tarih aralığı için isteneceği belirtilerek gösterilir. Hâkimliğin m.173/3 uyarınca soruşturmanın genişletilmesini isteyebilmesi, eksikliğin bu kadar somut tarif edilmesine bağlıdır.
İtiraz dilekçesi, kamu davasını gerektiren olayları ve toplanmayan delilleri somut olarak göstermelidir
Dilekçenin içeriği m.173/2'de tek cümleyle belirlenmiştir: itiraz dilekçesinde kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir. Uygulamada sık karşılaştığımız hata, şikâyet dilekçesinin neredeyse aynen tekrar edilmesi ve "karar hukuka aykırıdır, kaldırılmasını talep ederim" cümlesiyle bitirilmesidir. Hâkimlik dosyayı savcılığın topladığı delillerle inceler; dilekçe, savcılığın neyi eksik bıraktığını ya da neyi yanlış değerlendirdiğini göstermediği sürece incelemenin sonucu da savcılık kararından farklı olmaz.
Dilekçe yazılmadan önce soruşturma dosyası incelenmelidir
Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar kısa bir gerekçe taşır; hangi delilin toplanıp hangisinin toplanmadığı ancak dosyadan anlaşılır. Mağdur ve şikâyetçi soruşturmanın gizlilik ve amacını bozmamak koşuluyla Cumhuriyet savcısından belge örneği isteyebilir (CMK m.234/1-a-2) ve vekili aracılığıyla, m.153'e uygun olmak koşuluyla, soruşturma belgelerini ve el konulan eşyayı inceletebilir (m.234/1-a-4). Kasten öldürme, uyuşturucu ticareti, örgüt suçları gibi m.153/2'de sayılan suçlarda dosya incelemesi hâkim kararıyla kısıtlanmış olabilir. Ancak ifade tutanakları, bilirkişi raporları ve ilgililerin hazır bulunmaya yetkili olduğu diğer adli işlemlere ilişkin tutanaklar bu kısıtlamanın dışındadır (m.153/3).
İki haftalık süre içinde dosyanın incelenmesi, delil eksikliklerinin listelenmesi ve dilekçenin yazılması zaman alır. Bu nedenle inceleme talebi tebliğin hemen ardından yapılmalı, dilekçe de sürenin son gününe bırakılmamalıdır.
"Hukuki uyuşmazlık" gerekçesi ve eksik soruşturma
Güveni kötüye kullanma, dolandırıcılık ve resmî belgede sahtecilik dosyalarında savcılık kararlarında sık görülen gerekçe, olayın "hukuki ihtilaf" niteliğinde olduğu ve tarafların hukuk mahkemesine başvurabileceğidir. Yargıtay 11. Ceza Dairesinin E. 2026/811, K. 2026/6811, 22 Haziran 2026 tarihli kararı bu gerekçenin sınırını çizmiştir. Olayda şikâyetçiler, miras yoluyla kalan taşınmazları satması için şüpheliye vekâletname vermiş; şüpheli yirmi yedi taşınmazı kardeşlerine satmış ve bedeli şikâyetçilere ödemediği iddia edilmişti. Savcılık, suçun unsurlarının oluşmadığını ve zararın hukuk mahkemesinde istenebileceğini belirterek kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiş, sulh ceza hâkimliği itirazı reddetmişti.
Daire, Adalet Bakanlığının istemi üzerine ret kararını kanun yararına bozdu. Kararda şikâyetçilerin beyanlarının alınması, tapu kayıtları ile vekâletnamenin getirtilmesi, taşınmazların devredildiği kişinin dinlenmesi, satış karşılığı bir ödeme yapılıp yapılmadığının banka kayıtlarıyla araştırılması ve taraflar arasındaki hukuk davası dosyasının incelenmesi gerektiği sayıldı. Daireye göre "eksik soruşturma neticesinde verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi yerine itirazın reddine karar verilmesi Kanun’a aykırı" idi.
Bu karar, itiraz dilekçesinin nasıl kurulacağını da gösterir. Dilekçe "suç işlendi" iddiasını tekrar etmek yerine, savcılığın yapmadığı somut soruşturma işlemlerini tek tek saymalıdır: dinlenmemiş tanık, getirtilmemiş banka ve tapu kaydı, istenmemiş kamera görüntüsü, alınmamış bilirkişi raporu, incelenmemiş hukuk dosyası. Her eksiklik için o delilin neyi ispatlayacağı da bir iki cümleyle açıklanmalıdır.
Dilekçede bulunması gereken bölümler
- Başlık: m.173/1'e göre yetkili sulh ceza hâkimliği, savcılığın soruşturma ve karar numarası.
- Taraflar: itiraz edenin suçtan zarar gören sıfatı, varsa vekili; şüphelinin kimliği.
- Tebliğ tarihi: sürenin hesabı için tebliğ tarihi ve tebliğ şekli.
- Olaylar: kamu davasını gerektirebilecek olayların kısa ve kronolojik özeti.
- Eksik soruşturma ve değerlendirilmeyen deliller: her biri ayrı paragrafta, neyi ispatlayacağıyla birlikte.
- Hukuki değerlendirme: kararın gerekçesindeki hukuki hata (örneğin şikâyet süresinin yanlış başlatılması, suçun şikâyete bağlı sayılması).
- Talep: itirazın kabulü; olmadığı takdirde soruşturmanın genişletilmesi için m.173/3 uyarınca talepte bulunulması.
Sulh ceza hâkimliği itirazı reddedebilir, kabul edebilir ya da soruşturmanın genişletilmesini isteyebilir
Hâkimliğin önünde m.173/3 ve m.173/4'te düzenlenen üç seçenek vardır. Hâkimlik kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görürse, bu hususu açıkça belirterek o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir. Kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa istemi gerekçeli olarak reddeder, itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı savcılığa gönderir. İstemi yerinde bulursa Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir.
| Hâkimliğin kararı | Sonucu | Dayanak |
|---|---|---|
| Soruşturmanın genişletilmesi | Hâkimlik, açıkça belirttiği işlemlerin yapılmasını başsavcılıktan ister; karar bu işlemlerden sonra verilir | CMK m.173/3 |
| Ret | Gerekçeli ret; itiraz eden giderlere mahkûm edilir; karar itiraz edene ve şüpheliye bildirilir | CMK m.173/3 |
| Kabul | Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir | CMK m.173/4 |
Kabul kararından sonra savcının takdir alanı daralır: m.173/4'ün lafzı, savcının iddianame düzenleyeceğini söyler. Düzenlenen iddianame mahkemece kabul edilirse kovuşturma evresi başlar ve suçtan zarar gören bu aşamada kamu davasına katılma hakkını kullanabilir (CMK m.234/1-b-2).
İtirazın reddi kararı kesindir
Sulh ceza hâkimliğinin itirazı reddetmesine karşı ayrı bir olağan kanun yolu öngörülmemiştir. Yargıtay 11. Ceza Dairesi 22 Haziran 2026 tarihli kararında, ret kararının CMK m.271/4 uyarınca kesin nitelikte olduğunu ve karar tarihinde kesinleştiğini belirlemiştir. Ret kararına karşı bir üst sulh ceza hâkimliğine itiraz dilekçesi verilmesi bu nedenle sonuç doğurmaz; bu aşamadan sonra açık kalan yollar olağanüstü niteliktedir.
Ret kararının gerekçesi denetimin malzemesidir
Hâkimlik istemi "gerekçeli olarak" reddetmekle yükümlüdür (m.173/3). Dilekçede ileri sürülen somut eksikliklere hiç değinmeyen, yalnız savcılık kararının usul ve yasaya uygun olduğunu söyleyen bir ret kararı bu yükümlülüğü karşılamakta zorlanır. Böyle bir gerekçe, hem Adalet Bakanlığına yapılacak kanun yararına bozma başvurusunda hem de etkili soruşturma iddiasıyla yapılacak bireysel başvuruda hukuka aykırılığın temel dayanağı hâline gelir. İtiraz dilekçesindeki her eksiklik iddiasının ayrı başlık altında yazılması, sonradan ret kararının hangi iddiayı karşılamadığının gösterilmesini de kolaylaştırır.
Kesinleşen karar kesin hüküm değildir: yeni delil ve hâkimlik kararıyla dava açılabilir
"Takipsizlik kesinleşti, artık bu olay için hiçbir şey yapılamaz" cümlesi yaygındır ama kanunun sistemiyle örtüşmez. Dayanak CMK m.172/2'dir: kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildikten sonra kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak yeni delil elde edilmedikçe ve bu hususta sulh ceza hâkimliğince bir karar verilmedikçe, aynı fiilden dolayı kamu davası açılamaz. Bu kural, olumsuz kipte yazılmış bir olanaktır: yeni delil ve hâkimlik kararı birlikte varsa dava açılabilir. İtirazın reddedildiği hâlde aynı fiilden dava açılabilmesi için m.172/2'nin uygulanacağı da m.173/6'da ayrıca belirtilmiştir; yani itirazın reddi bile kapıyı kalıcı olarak kapatmaz.
Bu iki koşul 680 sayılı KHK ile 2017'de getirildi ve 7072 sayılı Kanunla aynen kabul edildi. Daha önceki metinde yeni delil yeterliydi; bugün delilin kamu davası açmaya yetecek yeterli şüphe oluşturması ve sulh ceza hâkimliğinin bu yönde karar vermesi de aranır.
Yeni delil kavramı dosyada olup değerlendirilmeyen delili de kapsar
Yargıtay 7. Ceza Dairesinin E. 2025/6496, K. 2026/7252 sayılı kararında aktarılan Ceza Genel Kurulu içtihadına göre, kovuşturmaya yer olmadığına dair karardan önce mevcut olan ancak ele geçirilemeyen delil de, "dosyada bulunan ancak Cumhuriyet savcısı tarafından görülmeyen ve değerlendirilmeyen delil" de yeni delildir. Aynı içtihada göre delilin yeni olması yetmez; tek başına ya da diğer delillerle birlikte suç şüphesini dava açmaya elverecek ölçüde kuvvetlendirmesi gerekir.
Sürecin işleyişi de bilinmelidir. 7. Ceza Dairesinin incelediği olayda olduğu gibi, uygulamada yeni delil üzerine kararın kaldırılmasını sulh ceza hâkimliğinden isteyen savcılıktır. Suçtan zarar gören, elde ettiği yeni belgeyi ya da ortaya çıkan tanığı bir dilekçeyle başsavcılığa bildirir ve m.172/2 uyarınca işlem yapılmasını ister. Yeni delil yolu, delil yetersizliğini aşmaya yöneliktir; zamanaşımı ya da şikâyetten vazgeçme gibi bir kovuşturma engeline dayanan kararda yeni delil, engel ortadan kalkmadıkça kural olarak sonucu değiştirmez.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararı üzerine yeniden soruşturma
Ayrı bir yeniden soruşturma hâli de vardır. Bu hâli düzenleyen m.172/3'e göre kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın etkin soruşturma yapılmadan verildiğinin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmesi ya da bu karara karşı yapılan başvuruda dostane çözüm veya tek taraflı deklarasyon sonucunda düşme kararı verilmesi hâlinde, kararın kesinleşmesinden itibaren üç ay içinde talep edilirse yeniden soruşturma açılır. Hükmün lafzı yalnız Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararını sayar; Anayasa Mahkemesinin ihlal kararının sonuçları 6216 sayılı Kanunun kendi hükümlerine göre belirlenir.
İtiraz reddedildikten sonra kanun yararına bozma ve bireysel başvuru yolları vardır
İtirazın reddiyle olağan yol tükenir ama dosya iki olağanüstü yolla yeniden gündeme gelebilir. Bu yolların her biri farklı kişiler tarafından işletilir ve farklı sonuçlar doğurur.
Kanun yararına bozma Adalet Bakanlığının istemiyle işler
Dayanak CMK m.309/1'dir: istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşen karar ya da hükümde hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, bozma istemini Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirir. Sulh ceza hâkimliğinin itirazın reddine dair kararı bu kapsamdadır. Suçtan zarar görenin Yargıtay'a doğrudan başvurma hakkı yoktur; yapılabilecek olan, hukuka aykırılığı gerekçeleriyle gösteren bir dilekçeyle Adalet Bakanlığına başvurmaktır. Madde bu başvuru için bir süre öngörmez.
11. Ceza Dairesinin kararında görüldüğü gibi, bozma kabul edilirse dosya m.309/4-a uyarınca kararı veren hâkimliğe döner ve hâkimlik gerekli inceleme ve araştırmayı yaparak yeniden karar verir. 7. Ceza Dairesinin kararı ise yolun ön koşulunu hatırlatır: usulüne uygun tebliğ edilmediği için kesinleşmemiş bir karar, kanun yararına bozmanın konusu olamaz. Bu durumda yapılması gereken, kararın usulüne uygun tebliğinin sağlanması ve süresi içinde itiraz edilmesidir.
Bireysel başvuru etkili soruşturma yükümlülüğü üzerinden yapılır
Anayasa Mahkemesi, yaşam hakkı ve kötü muamele yasağı gibi temel haklara yönelik iddialarda devletin etkili soruşturma yürütme yükümlülüğünü bireysel başvuru kapsamında incelemektedir; soruşturmanın yetersizliği, gecikmesi ya da başvurucunun sürece katılımının engellenmesi bu denetimin kapsamındadır. 6216 sayılı Kanunun 47/5. maddesine göre bireysel başvuru, başvuru yollarının tüketildiği tarihten, başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içinde yapılır; kovuşturmaya yer olmadığına dair kararda bu tarih, kural olarak sulh ceza hâkimliğinin itirazı reddeden kararının öğrenilmesidir.
İtiraz yoluna hiç başvurulmadan kesinleşen bir karar için bireysel başvuruya gidilmesi, başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemezlik riski taşır. Başvurunun ayrıntılı koşulları Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru sayfasında açıklanmıştır. İhlal kararı bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa dosya, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere ilgili mahkemeye gönderilir (6216 s.K. m.50/2).
Karar şüpheli için de sonuç doğurur: iftira ve tazminat
Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar, şüpheli açısından da yeni bir dönemi başlatır. Şüpheli bazen şikâyetçi hakkında iftira suçundan şikâyette bulunur. TCK m.267/1, iftira suçunu yetkili makamlara ihbar veya şikâyette bulunarak bir kimseye "işlemediğini bildiği halde" hukuka aykırı bir fiil isnat edilmesi olarak tanımlar. Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar tek başına şikâyetin iftira olduğunu göstermez; delil yetersizliği, isnadın bilerek gerçek dışı yapıldığı anlamına gelmez. Yüklenen fiili işlemediği için hakkında beraat ya da kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş mağdur aleyhine koruma tedbiri uygulanmışsa, m.267/3 iftira cezasını artırır. Konunun ayrıntıları iftira suçu ve cezası yazısındadır.
Soruşturma sırasında gözaltı, tutuklama ya da 7499 sayılı Kanunla kapsama alınan bazı adli kontrol tedbirleri uygulanmış şüpheli, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın ardından CMK m.141 kapsamında tazminat isteyebilir. Bu talebin koşulları ve süresi, itiraz sürecinden bağımsız olarak değerlendirilir.
Sık Sorulan Sorular
Takipsizlik kararına itiraz süresi kaç gündür?
1 Haziran 2024 ve sonrasında verilen kararlarda süre, kararın suçtan zarar görene tebliğinden itibaren iki haftadır. Süre, tebliğ gününün iki hafta sonraki aynı adlı gününde mesai bitiminde dolar. Bu tarihten önce verilmiş kararlarda on beş günlük eski süre uygulanır (CMK geçici m.6/1-b).
Şüpheli kovuşturmaya yer olmadığına dair karara itiraz edebilir mi?
Bu itiraz yolu yalnız suçtan zarar görene tanınmıştır; şüpheliye karar bildirilir ama m.173 kapsamında itiraz hakkı verilmez. Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararında ise CMK m.171/2 şüpheliye de itiraz hakkı tanır. Gerekçenin şüpheliyi rahatsız eden bir ifade içermesi bu sonucu değiştirmez.
İtiraz reddedilirse itiraz eden masraf öder mi?
Sulh ceza hâkimliği istemi reddettiğinde itiraz edeni giderlere mahkûm eder (CMK m.173/3). Bu giderler soruşturma ve inceleme sırasında yapılan yargılama giderleridir; tutarı dosyadaki işlemlere göre değişir. Gider riski, itirazın somut delil ve eksiklik gösterilerek yapılması için ayrı bir sebeptir.
Karar kesinleştikten sonra aynı olay için yeniden şikâyet yapılabilir mi?
Aynı fiil için yapılan yeni şikâyet, yeni delil içermiyorsa m.172/2 engeline takılır. Kamu davası açılabilmesi için yeterli şüphe oluşturacak yeni delilin elde edilmesi ve sulh ceza hâkimliğinin bu yönde karar vermesi gerekir. Yeni delil savcılığa bildirilir, hâkimlikten talep savcılık tarafından yapılır.
Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara itiraz için avukat zorunlu mu?
Bu itiraz için avukatla temsil zorunluluğu öngörülmemiştir; suçtan zarar gören dilekçeyi kendisi verebilir. Cinsel saldırı, çocukların cinsel istismarı, ısrarlı takip, kadına karşı işlenen kasten yaralama, işkence ya da eziyet suçlarında ve alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda, vekili bulunmayan mağdur ve şikâyetçi barodan avukat görevlendirilmesini isteyebilir (CMK m.234/1-a-3). Dosya içeriğinin vekil aracılığıyla inceletilmesi de aynı maddede ayrıca düzenlenmiştir.
Sulh ceza hâkimliğinin ret kararına karşı başka bir mercie itiraz edilebilir mi?
İtirazın reddine dair karar kesindir; Yargıtay 11. Ceza Dairesi bu kararların CMK m.271/4 uyarınca karar tarihinde kesinleştiğini belirtmiştir. Bundan sonra açık kalan yollar Adalet Bakanlığı aracılığıyla kanun yararına bozma ve koşulları varsa Anayasa Mahkemesine bireysel başvurudur. Yeni delil ortaya çıkarsa m.172/2 yolu da ayrıca kullanılabilir.
Kararda itiraz süresi yazmıyorsa süre işler mi?
Kararda itiraz hakkının, süresinin ve merciinin gösterilmesi zorunludur (CMK m.172/1). Bu bilgiler gösterilmemişse kanun yoluna başvuru hakkı bildirilmemiş kişi kusursuz sayılır (m.40/2) ve süre kaçmışsa engelin kalkmasından itibaren iki hafta içinde eski hâle getirme istenebilir. Eksik bildirimin tebliğ evrakıyla belgelenmesi gerekir.
Tebligat zarfı açıldığı gün başlayan iki haftalık takvim
İtirazın başarısı büyük ölçüde ilk günlerde yapılan işe bağlıdır. Tebliğ tarihi ve şekli not edilir, son gün m.39/2'ye göre hesaplanır ve tatile denk gelip gelmediği kontrol edilir. Kararın hangi maddeye dayandığı okunur: delil yetersizliği mi, kovuşturma engeli mi, takdir yetkisi mi? Bu ayrım dilekçenin bütün yapısını belirler.
İlk hafta içinde soruşturma dosyası incelenir ya da belge örnekleri istenir; dinlenmemiş tanıklar, getirtilmemiş kayıtlar ve değerlendirilmemiş belgeler listelenir. İkinci hafta dilekçe yazılır ve yetkili sulh ceza hâkimliğine, sürenin son gününe bırakılmadan verilir. Ret hâlinde kanun yararına bozma ve bireysel başvuru seçenekleri değerlendirilir; ileride ortaya çıkabilecek yeni deliller için dosyanın kayıtları saklanır.
Soruşturma evresinden kovuşturmaya, istinaftan infaza kadar ceza yargılamasının diğer aşamaları ceza hukuku sayfasında bir arada anlatılmıştır. Yalova'daki ceza dosyalarında başvurulacak mercilere ilişkin bilgiler Yalova ceza avukatı sayfasında yer almaktadır.
Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır; her dosya kendi olgularıyla değerlendirilir.
Bu konuyla ilgili emsal kararlar

Askerliği reddetmeye çağıran bildiri neden halkı askerlikten soğutma değil aşağılama sayıldı?
Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 14.10.2024

Yüzdeki Yara İzi Ne Zaman Sabit İz Sayılır, Ceza Hangi Fıkradan Kurulur?
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 26.06.2018

Aile İçinde Farklı Tarihlerde Yaşanan Şiddet Olayları Eziyet Suçu Sayılır mı?
Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 16.02.2026
Bu konuyla ilgili yazılar

Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçu (TCK 109): Unsurlar, Nitelikli Hâller ve Eşe Karşı İşlenmesi
6 Ekim 2026, 18 dk okuma

Güveni Kötüye Kullanma Suçu (TCK 155): Emanet Para ve Mal, Dolandırıcılıktan Farkı
5 Ekim 2026, 18 dk okuma

Şantaj Suçu ve Cezası (TCK 107): Tehditten Farkı, Fotoğraf/Mesajla Şantaj ve Şikâyet Yolu
1 Ekim 2026, 18 dk okuma

