İlme Hukuk Logo
İLMEHUKUK BÜROSU
İLME HUKUK BÜROSU
Hemen AraRandevu Al
Ahşap bir depo kapısında kırılıp aşağı sarkmış eski bir asma kilit

Hırsızlık Suçu ve Cezası: Nitelikli Haller ve Etkin Pişmanlık

Basit hırsızlık TCK m.141'e göre bir yıldan üç yıla kadar hapis gerektirir; kilitli ya da bina içindeki eşya, gece vakti ve bilişim yoluyla işlenen hâllerde ceza beş yılın üzerine çıkar. Etkin pişmanlık, uzlaştırma, HAGB ve akrabalar arası hırsızlık kanun metni ve Yargıtay kararlarıyla.

Yayın
24 Eylül 2026
Okuma süresi
18 dk
Hukuk alanı
Ceza Hukuku
Av. Mesut İLME — Yalova Barosu

Av. Mesut İLME

Yalova Barosu, sicil 287

Yayın
24 Eylül 2026
18 dk
okuma

Apartman girişinin önündeki demir parmaklığa zincirle kilitlenmiş bir bisiklet gece kaybolur. Bir otobüs durağında elden çekilip alınan bir telefon, birkaç saat sonra ikinci el satış sitesinde görünür. Bir kardeş, aynı evde yaşadığı kardeşinin cüzdanından para alır. Üçü de gündelik dilde "hırsızlık"tır; Türk Ceza Kanunu (TCK) ise bu üç olaya birbirinden çok farklı sonuçlar bağlar. İlkinde alt sınır beş yıl hapistir, ikincisinde de alt sınır beş yıldır ve mağdur kendini savunamayacak durumdaysa ceza ayrıca artırılır, üçüncüsünde ise kanun koyucu cezaya hükmolunmamasını öngörür.

Bu suçun cezası tek bir rakamla ifade edilemez; cezayı belirleyen, malın nerede ve nasıl alındığı, saatin kaç olduğu, fail ile mağdur arasındaki ilişki ve zararın ne zaman giderildiğidir. Kanunun m.141 ile m.147 arasındaki hükümleri suçun kendisini, m.167 akrabalar arasındaki hırsızlığı, m.168 ise etkin pişmanlığı düzenler.

Basit hırsızlığın cezası bir yıldan üç yıla kadar hapistir (TCK m.141)

Suçun tanımı m.141/1'dedir: "Zilyedinin rızası olmadan başkasına ait taşınır bir malı, kendisine veya başkasına bir yarar sağlamak maksadıyla bulunduğu yerden alan kimseye bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir." Tanımdaki her sözcük ayrı bir unsurdur ve savunmanın çoğu bu unsurlardan birinin eksik olduğu iddiasına dayanır.

Suçun konusu taşınır maldır; taşınmaz üzerindeki haksız fiiller başka suç tiplerinde düzenlenmiştir. Malın başkasına ait olması gerekir: failin kendi malını alması hırsızlık oluşturmaz, paydaş olduğu ya da elbirliğiyle malik olduğu mal üzerindeki fiil ise ayrı bir indirim hükmüne tabidir. Rıza, malikin değil zilyedin rızasıdır; belirleyici olan, malı fiilen elinde bulunduran kişinin iradesidir. Yarar sağlama maksadı, suçun manevi unsurunu oluşturur ve yalnız ekonomik kazançla sınırlı görülmez. Son unsur, malın "bulunduğu yerden alınması"dır; malın zilyedin hâkimiyet alanından çıkarılıp failin hâkimiyetine geçirilmesiyle suç tamamlanır.

Kanunun ilk metninde yer alan ikinci fıkra, ekonomik değeri olan enerjiyi taşınır mal sayıyordu; bu fıkra 6352 sayılı Kanun ile 2012'de yürürlükten kaldırıldı. Abonelik esasına göre kullanılan elektrik, su ya da doğal gazın sayaç dışı tüketilmesi bugün TCK m.163/3'te "karşılıksız yararlanma" suçu olarak düzenlenir ve bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası öngörür. Kaçak elektrik dosyalarının hırsızlık başlığıyla değil bu madde üzerinden yürütülmesinin sebebi budur. Sıvı veya gaz hâlindeki enerjinin nakil, işleme ya da depolama tesislerinde alınması ise ayrı bir nitelikli hâl olarak m.142/3'te kalmıştır.

Nitelikli hırsızlık cezayı üç ile on iki yıl arasına taşır (TCK m.142)

Uygulamada görülen hırsızlık dosyalarının önemli bir bölümü basit hırsızlık değil, nitelikli hırsızlık olarak açılır. Madde 142 üç ayrı ceza aralığı kurar ve her birine giren hâlleri tek tek sayar. Hangi bendin uygulanacağı, cezanın alt sınırını iki katından fazla değiştirebilir.

FıkraKapsadığı hâller (özet)Hapis cezası
m.142/1Kamu kurumlarında, ibadet yerlerinde ya da kamu hizmetine tahsis edilen eşya; toplu ulaşım aracında veya durak ve istasyonlarında bulunan eşya; afete karşı hazırlanan eşya; âdet, tahsis ya da kullanımı gereği açıkta bırakılmış eşya3 yıldan 7 yıla kadar
m.142/2Malını koruyamayacak durumdaki ya da ölen kişiden; elde veya üstte taşınan eşyayı çekip alarak ya da özel beceriyle; afet veya sosyal olayların yarattığı kargaşadan yararlanarak; taklit anahtar veya aletle kilit açarak; bilişim sistemleri kullanılarak; tanınmamak için tedbir alarak ya da resmî sıfat takınarak; büyük veya küçük baş hayvan hakkında; kilitli ya da bina içinde muhafaza altındaki eşya hakkında5 yıldan 10 yıla kadar
m.142/3Sıvı veya gaz hâlindeki enerji hakkında ve bunların nakil, işleme ya da depolama tesislerinde5 yıldan 12 yıla kadar

Tablodaki aralıklar temel cezadır. Fiil m.142/3 kapsamında bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenirse ceza yarı oranında artırılır ve on bin güne kadar adli para cezasına da hükmolunur. Fiil sonucunda haberleşme, enerji, demiryolu ya da havayolu ulaşımında kamu hizmeti geçici de olsa aksarsa, m.142/5 uyarınca ceza yarısından iki katına kadar artırılır; demiryolu kablosu ya da baz istasyonu ekipmanı hırsızlıklarında bu fıkra gündeme gelir.

Kilitli ya da bina içinde muhafaza edilen eşyada alt sınır beş yıldır: m.142/2-h

2014'te 6545 sayılı Kanun ile eklenen (h) bendi, uygulamada en sık tartışılan nitelikli hâldir. Lafız iki ayrı durumu kapsar: "Herkesin girebileceği bir yerde bırakılmakla birlikte kilitlenmek suretiyle" muhafaza altına alınmış eşya ile "bina veya eklentileri içinde muhafaza altına alınmış olan eşya". Girişteki parmaklığa kilitlenmiş bisiklet birinci duruma, bir evin deposundan ya da işyerinin içinden alınan eşya ikinci duruma örnektir. Kilidin taklit anahtarla ya da bir aletle açılması aynı zamanda (d) bendini de gündeme getirir; aynı fiil iki bende birden girse bile ceza aralığı değişmez, ancak uygulamada bu durum temel cezanın alt sınırdan uzaklaştırılmasına gerekçe yapılabilmektedir.

Bina içinden yapılan hırsızlıkta çoğu zaman ikinci bir suç da vardır. Eşyayı almak için bir konuta girilmişse konut dokunulmazlığının ihlali (TCK m.116), kapı ya da pencere kırılmışsa mala zarar verme (TCK m.151) ayrıca soruşturulur. Normalde şikâyete bağlı olan bu iki suç için m.142/4 özel bir kural koyar: hırsızlık amacıyla işlendiklerinde soruşturma ve kovuşturma yapılabilmesi için şikâyet aranmaz. Mağdurun sonradan şikâyetinden vazgeçmesi, bu iki suç yönünden davayı kendiliğinden sona erdirmez.

Kapkaç, yankesicilik ve kendini savunamayacak kişi: m.142/2-b

(b) bendi, "elde veya üstte taşınan eşyayı çekip almak suretiyle ya da özel beceriyle" işlenen hırsızlığı düzenler. Kapkaç ilk kalıba, cebe ya da çantaya fark ettirmeden uzanan yankesicilik ikinci kalıba girer. Fıkranın son cümlesi ayrı bir artırım öngörür: suç bu yolla "beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda olan kimseye karşı" işlenirse ceza üçte birine kadar artırılır. Yaşlı ya da ağır engelli bir kişinin çantasının çekilip alınması bu artırımın tipik alanıdır.

Çekip alma sırasında mağdura karşı cebir kullanılması ya da tehdide başvurulması, fiilin niteliğini değiştirebilir. Yağma suçu (TCK m.148), malın teslimi ya da alınmasına karşı koymama için cebir veya tehdit kullanılmasını arar ve altı yıldan on yıla kadar hapis öngörür. Kapkaç ile yağma arasındaki sınır, çekme hareketinin mağdurun direncini kırmaya yönelik bir cebre dönüşüp dönüşmediğine göre çizilir ve dosyadaki kamera kaydı, darp raporu ve tanık anlatımları bu ayrımda belirleyici olur.

Bilişim sistemleri yoluyla hırsızlık ve dolandırıcılıktan ayrımı: m.142/2-e

Başkasına ait internet bankacılığı şifresiyle hesaba girip para aktarmak ya da bir ödeme sistemini manipüle etmek, "bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle" hırsızlık olarak değerlendirilebilir. Aynı sonuca ulaşan bazı fiiller ise nitelikli dolandırıcılık (TCK m.158/1-f) kapsamına girer. Uygulamada ve doktrinde benimsenen ayrım ölçütü, fiil sırasında iradesi hileyle yanıltılan bir insanın bulunup bulunmadığıdır: kimse aldatılmadan sistemin kendisi kullanılıyorsa hırsızlık, bir kişi kandırılarak ödeme ya da bilgi elde ediliyorsa dolandırıcılık tartışılır. Dolandırıcılık tarafındaki ceza aralıkları ve nitelikli hâller nitelikli dolandırıcılık sayfasında ayrıca anlatılmıştır.

Gece işlenen hırsızlıkta ceza yarı oranında artırılır (TCK m.143)

Gece artırımını düzenleyen m.143 kısa bir hükümdür: "Hırsızlık suçunun gece vakti işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır." 2014'e kadar bu artırım "üçte birine kadar" idi; 6545 sayılı Kanun oranı sabit ve daha ağır hâle getirdi. Artırım, madde lafzı gereği basit hırsızlıkla sınırlı değildir; m.141'e ya da m.142'ye göre belirlenen cezanın üzerine uygulanır.

"Gece vakti" kavramının tanımı TCK m.6/1-e'dedir: "güneşin batmasından bir saat sonra başlayan ve doğmasından bir saat evvele kadar devam eden zaman süresi". Saat, takvime ve olayın gerçekleştiği yere göre değişir; dosyaya o gün için güneşin doğuş ve batış saatleri getirilir. Suçun tam saati belirlenemiyorsa, şüpheden sanığın yararlanması ilkesi gereği artırımın uygulanmaması gerekir. Gece artırımının etkisi somut bir örnekle görülebilir: alt sınırdan belirlenen basit hırsızlık cezası bir yıldan bir yıl altı aya, kilitli bisiklet örneğindeki beş yıllık ceza ise yedi yıl altı aya çıkar.

Uygulamada sık karşılaştığımız bir tartışma, olayın saatinin mağdurun "sabah fark ettim" anlatımından çıkarılmaya çalışılmasıdır. Fark etme saati ile fiilin işlendiği saat aynı şey değildir; kamera kayıtları, telefon trafiğini gösteren HTS kayıtları ya da tanık beyanları olmadan saatin gece dilimine düştüğünün kabulü, gerekçeli kararda tartışılması gereken bir konudur.

Aynı kişiden farklı zamanlarda yapılan hırsızlık: zincirleme suç (m.43)

Aynı komşunun bahçedeki deposundan farklı gecelerde eşya alınması gibi olaylarda her fiil için ayrı ceza verilip verilmeyeceği TCK m.43'e göre belirlenir. Hüküm, "bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi" hâlinde tek cezaya hükmedileceğini, ancak bu cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılacağını öngörür. Maddenin kendisi, bir suçun temel şekli ile nitelikli şekillerinin aynı suç sayılacağını da belirtir; basit hırsızlık ile kilitli depodan yapılan hırsızlık bu anlamda aynı suçtur.

m.43/3, kasten öldürme, kasten yaralama, işkence ve yağma suçlarında zincirleme suç hükmünün uygulanmayacağını söyler; hırsızlık bu istisnalar arasında yer almaz. Zincirleme suçun kabulü için belirleyici olan, fiillerin aynı suç işleme kararının parçası olup olmadığıdır; aralarında uzun süre bulunan ya da farklı kişilere ayrı fiillerle yönelen hırsızlıklar uygulamada ayrı suçlar olarak değerlendirilmektedir. Aynı dosyada birden fazla mağdur varsa, her mağdur yönünden ayrı bir değerlendirme yapılması gerekir.

Paydaşlık, alacak tahsili, değer azlığı, kullanma hırsızlığı ve zorunluluk cezayı düşürür (TCK m.144-147)

Kanun koyucu, hırsızlığın bazı görünümlerini daha hafif bir haksızlık olarak görür ve dört ayrı hükümle ceza indirimi ya da cezadan vazgeçme imkânı tanır. Bu hükümlerin ikisi şikâyete bağlıdır; mağdur şikâyetçi olmazsa soruşturma yapılamaz.

Paydaş malında ve alacak tahsilinde ceza iki aydan bir yıla iner: m.144

Suç "paydaş veya elbirliği ile malik olunan mal üzerinde" ya da "bir hukuki ilişkiye dayanan alacağı tahsil amacıyla" işlenirse, şikâyet üzerine fail hakkında iki aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezasına hükmolunur. Mirasçılardan birinin henüz paylaşılmamış tereke içindeki eşyayı alması birinci bende, ödenmeyen ücretine karşılık işverenin malını alan işçi ikinci bende örnektir. İkinci bentte alacağın gerçekten var olması ve bir hukuki ilişkiye dayanması gerekir; alacağı gösteren sözleşme, bordro ya da yazışmaların dosyaya getirilmesi gerekir.

Değeri az olan malda ceza indirilebilir ya da hiç verilmeyebilir: m.145

Suçun konusunu oluşturan malın değeri azsa mahkeme cezada indirim yapabilir, suçun işleniş şekli ve özelliklerini de gözeterek ceza vermekten vazgeçebilir. Kanun bir parasal eşik koymamıştır; değerin azlığı olayın bütünü içinde takdir edilir. O dönem hırsızlık dosyalarını inceleyen Yargıtay 13. Ceza Dairesi, müştekinin elindeki yaklaşık 50 TL'yi alarak kaçan çocuk hakkındaki bir dosyada (E. 2015/11113, K. 2016/15574, 23 Kasım 2016), zarar miktarı gözetildiğinde TCK m.145 gereğince indirim yapılması gerektiğinin düşünülmemesini bozma sebebi saymıştır. Karar, değer azlığının bir parasal eşiğe değil olayın somut zarar miktarına bakılarak değerlendirildiğini gösterir.

Kullanma hırsızlığı ve zorunluluk hâli: m.146 ve m.147

Hırsızlık, "malın geçici bir süre kullanılıp zilyedine iade edilmek üzere" işlenmişse, şikâyet üzerine ceza yarı oranına kadar indirilir. Hükmün sınırı lafızda yazılıdır: mal suç işlemek için kullanılmışsa indirim uygulanmaz. Kısa bir gezinti için alınıp geri bırakılan araç indirimin, bir başka suça gitmek için kullanılan araç ise istisnanın örneğidir.

Madde 147'nin başlığı "Zorunluluk hâli"dir ve suçun "ağır ve acil bir ihtiyacı karşılamak için" işlenmesi hâlinde cezada indirim yapılabileceğini ya da ceza vermekten vazgeçilebileceğini söyler. İnternette zaman zaman m.147'nin etkin pişmanlığı düzenlediği yazılır; bu doğru değildir. Hırsızlıkta etkin pişmanlık m.168'dedir ve ayrı bir bölümde ele alınmıştır.

Eş, üstsoy ve aynı evdeki kardeş zararına hırsızlıkta cezaya hükmolunmaz (TCK m.167)

Malvarlığına karşı suçlar bölümünün ortak hükmü olan TCK m.167, yağma ve nitelikli yağma dışındaki bu bölüm suçlarında aile ilişkisine özel bir sonuç bağlar. Suç, haklarında ayrılık kararı verilmemiş eşlerden birinin, üstsoy ya da altsoyun, aynı derecedeki kayın hısımlarının, evlat edinen ya da evlatlığın ya da aynı konutta birlikte yaşayan kardeşin zararına işlenmişse ilgili akraba hakkında "cezaya hükmolunmaz". Ayrılık kararı verilmiş eşin, aynı konutta yaşamayan kardeşin ya da aynı konutta yaşayan amca, dayı, hala, teyze, yeğen ve ikinci derece kayın hısımlarının zararına işlendiğinde ise ceza şikâyet üzerine yarı oranında indirilir. Girişteki kardeş örneği birinci fıkraya girer ve dosya mahkûmiyetle değil, şahsi cezasızlık sebebiyle sonuçlanır.

Etkin pişmanlıkta zararın kovuşturmadan önce giderilmesi üçte ikiye kadar indirim sağlar (TCK m.168)

Hırsızlıkta cezayı en çok etkileyen hükümlerden biri etkin pişmanlıktır. TCK m.168/1'e göre suç tamamlandıktan sonra, fakat "bu nedenle hakkında kovuşturma başlamadan önce", fail, azmettiren ya da yardım eden bizzat pişmanlık göstererek mağdurun zararını aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen giderirse verilecek cezanın üçte ikisine kadarı indirilir. Etkin pişmanlık kovuşturma başladıktan sonra, ama hüküm verilmeden önce gösterilirse indirim yarıya kadardır (m.168/2).

İki eşik arasındaki sınır "kovuşturma" kavramıdır. Kovuşturma, Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) m.2/1-f'de "iddianamenin kabulüyle başlayıp, hükmün kesinleşmesine kadar geçen evre" olarak tanımlanır. Soruşturma aşamasında, yani savcılık dosyası henüz iddianameye dönüşmemişken ya da iddianame mahkemece kabul edilmeden önce yapılan iade, daha geniş indirim aralığına girer. Zararın yalnız bir kısmı giderilmişse m.168/4 ayrıca mağdurun rızasını arar; mağdur kısmi ödemeye razı değilse etkin pişmanlık indirimi uygulanamaz.

Kolluğun kendi araştırmasıyla bulduğu mal etkin pişmanlık indirimi sağlamaz

Hükmün kilit sözcüğü "bizzat"tır. Yargıtay, malın failin katkısı olmadan kolluk tarafından ele geçirilip mağdura iade edilmesini etkin pişmanlık saymamaktadır. Değer azlığı bölümünde anılan aynı kararda 13. Ceza Dairesi, suça konu paraların kolluk görevlilerince ele geçirilerek müştekiye iade edildiğini de tespit etmiş ve bu olayda TCK m.168/1'in koşullarının oluşmadığını belirtmiş ve bu indirimin uygulanmasını bozma sebebi yapmıştır (E. 2015/11113, K. 2016/15574, 23 Kasım 2016).

Tablo, fail malın bulunmasına kendisi yol açtığında değişir. Aynı Daire başka bir kararında, yakalanan failin kolluğu çalınan bilgisayarların bulunduğu kişiye götürdüğü ve böylece bilgisayarların ele geçirilip müştekiye iade edilmesini sağladığı olayda, TCK m.168/1 uyarınca indirim yapılmamasını bozma sebebi saymıştır (E. 2015/12220, K. 2017/575, 23 Ocak 2017). İki kararın ortak çizgisi, iadenin failin iradi katkısına dayanıp dayanmadığıdır. Malın yerini gösteren, saklandığı yeri söyleyen ya da kendisi teslim eden fail yönünden etkin pişmanlık tartışılır; kolluğun kendi araştırmasıyla bulduğu mal yönünden ise bu indirim uygulanmaz. İfade tutanağında malın nasıl bulunduğunun ayrıntılı yazılması, ileride uygulanacak indirimi doğrudan etkiler.

Basit hırsızlık uzlaştırmaya tabidir, nitelikli hırsızlık değildir (CMK m.253)

Suçun temel hâli (m.141) şikâyete bağlı değildir; mağdur şikâyetini geri alsa da soruşturma resen devam eder. Buna karşın 6763 sayılı Kanun 2016'da CMK m.253/1-b'ye "Hırsızlık (madde 141)" alt bendini ekledi. Bu hükümle basit hırsızlık, şikâyete bağlı olmadığı hâlde uzlaştırma kapsamına alındı. Kanun lafzı yalnız m.141'i saydığından m.142'deki nitelikli hırsızlık uzlaştırma kapsamı dışındadır.

Daha az cezayı gerektiren hâllerden m.144 ve m.146 ile akrabalar arasındaki m.167/2 hâli şikâyete bağlıdır ve CMK m.253/1-a uyarınca zaten uzlaştırmaya tabidir. CMK m.253/3'ün ikinci cümlesi ise bir sınır koyar: uzlaştırma kapsamına giren bir suç, bu kapsama girmeyen başka bir suçla birlikte aynı mağdura karşı işlenmişse uzlaşma hükümleri uygulanmaz. 7571 sayılı Kanunla eklenen cümle, önödeme kapsamındaki bir suçla birlikte işlenen uzlaştırmalık suç yönünden bu kuralı yumuşatmıştır.

Uzlaşma soruşturma evresinde sağlanır ve şüpheli üstlendiği edimi bir defada yerine getirirse kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir; edim ileri tarihe bırakılmış ya da taksite bağlanmışsa kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilir (CMK m.253/19). Kovuşturma evresinde sağlanan uzlaşmada edim bir defada yerine getirilmişse davanın düşmesine karar verilir. Uzlaştırmanın bir kez sonuçsuz kalması hâlinde aynı dosyada tekrar uzlaştırma yoluna gidilemez (CMK m.253/18); ilk teklifin ciddiyetle değerlendirilmesi bu sebeple önem taşır.

Zarar giderilirse hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve erteleme gündeme gelir

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) ve cezanın ertelenmesi, hırsızlık dosyalarında zararın giderilmesiyle doğrudan bağlantılıdır. CMK m.231, Anayasa Mahkemesinin iptal kararı sonrasında 16 Temmuz 2026 tarihli 7589 sayılı Kanun ile yeniden düzenlendi. Güncel metne göre hükmolunan ceza iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezasıysa mahkeme HAGB kararı verebilir. Şartlardan biri, m.231/6-c'de sayılan zarar koşuludur: suçun işlenmesiyle mağdurun ya da kamunun uğradığı zararın "aynen iade, suçtan önceki hâle getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi" gerekir. Sanık bu koşulu derhal yerine getiremiyorsa, zararı denetim süresince aylık taksitlerle ödemek koşuluyla da HAGB kararı verilebilir (m.231/9). Denetim süresi beş yıldır.

Zarar koşulu, mal zaten iade edilmişse engel oluşturmaz. Yargıtay 13. Ceza Dairesi, eşyanın kolluk görevlilerince ele geçirilerek katılana iade edildiği bir dosyada katılanın "giderilmesi gerekli maddi bir zararının olmaması" gözetilmeden HAGB'ye yer olmadığına karar verilmesini bozma sebebi saymıştır (E. 2020/5775, K. 2020/10750, 3 Kasım 2020). Kolluğun malı bulması etkin pişmanlık indirimi sağlamaz; ama aynı olgu, HAGB değerlendirmesinde zarar koşulunu karşılanmış hâle getirebilir. İki kurumun birbirinden ayrı değerlendirilmesi gerekir.

Sonuç ceza iki yılı aşmıyorsa ve HAGB verilmemişse TCK m.51 uyarınca erteleme tartışılır. m.51/2'ye göre erteleme de zararın tamamen giderilmesi koşuluna bağlanabilir; bu durumda koşul yerine getirilene kadar ceza infaz kurumunda çektirilir. m.142/1'deki üç yıllık ve m.142/2 ile m.142/3'teki beş yıllık alt sınırlar ilk bakışta bu kurumları dışarıda bırakıyor gibi görünür; etkin pişmanlık indirimi ve takdiri indirimle birlikte sonuç cezanın iki yılın altına indiği dosyalar ise uygulamada görülmektedir. HAGB'nin diğer şartları, denetim süresinin işleyişi ve 7589 sayılı Kanunla gelen istinaf yolu HAGB sayfasında ayrıntılı olarak yer alıyor.

Hırsızlık cezası infazda yarı oranla hesaplanır; dava zamanaşımı sekiz ya da on beş yıldır

Hırsızlık, Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun m.107/2'de üçte iki oranına bağlanan suçlar arasında sayılmaz. Süreli hapis cezası için genel kural, cezanın yarısının infaz kurumunda iyi hâlle geçirilmesi hâlinde koşullu salıverilmedir. Tekerrür hâlinde ya da suçun örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenmesinde farklı oranlar devreye girer. Somut bir cezanın koşullu salıverilme tarihi infaz hesaplama aracıyla hesaplanabilir; cezanın son bölümünün cezaevi dışında geçirilmesine ilişkin koşullar ve suç tarihine bağlı geçiş hükümleri denetimli serbestlik sayfasında ayrıca anlatılmıştır.

Dava zamanaşımı TCK m.66'ya göre suçun kanunda yazılı cezasının üst sınırına bakılarak belirlenir. Basit hırsızlıkta üst sınır üç yıl olduğundan süre sekiz yıldır (m.66/1-e). Nitelikli hırsızlıkta üst sınır beş yılı aştığından süre on beş yıldır (m.66/1-d). m.66/3 uyarınca süre belirlenirken dosyadaki delillere göre suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hâlleri de gözetilir; savcılığın basit hırsızlık olarak başlattığı soruşturmada kilitli eşya ya da bina içi unsuru ortaya çıkarsa zamanaşımı da buna göre hesaplanır.

Mağdur davaya katılabilir; zararın tazmini hukuk mahkemesinde istenir

Mağdur, ilk derece mahkemesindeki kovuşturma evresinin her aşamasında hüküm verilinceye kadar şikâyetçi olduğunu bildirerek kamu davasına katılabilir (CMK m.237/1). Katılan sıfatı, delil sunma, tanık dinletme talebinde bulunma ve kararlara karşı kanun yoluna başvurma imkânı verir. Kanun yolu aşamasında ilk kez katılma talebinde bulunulamadığından katılma iradesinin ilk derece mahkemesinde açıklanması gerekir.

Mağdur lehine tazminata ceza mahkemesi hükmetmez. Malın değeri, iade edilen eşyadaki hasar ya da kullanım kaybı gibi kalemler haksız fiil hükümlerine göre hukuk mahkemesinde istenir. Tazminat talebi Türk Borçlar Kanunu (TBK) m.72 uyarınca zarar ve failin öğrenilmesinden başlayarak iki yıl, her hâlde fiilden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar; ancak tazminat, ceza kanunlarının daha uzun zamanaşımı öngördüğü bir fiilden doğmuşsa o süre uygulanır. Nitelikli hırsızlıktan doğan tazminat talebinde bu kural süreyi on beş yıla taşıyabilir.

Hukuk hâkimi, TBK m.74 uyarınca ceza hukukunun sorumluluk hükümleriyle ve ceza hâkiminin verdiği beraat kararıyla bağlı değildir; ceza hâkiminin kusur ve zarara ilişkin değerlendirmesi de hukuk hâkimini bağlamaz. Ceza dosyasında toplanan deliller ise tazminat davasında önemli bir kaynak oluşturur. HAGB ya da etkin pişmanlık için ceza yargılamasında yapılan ödemeler, tazminat davasında mahsup edilecek kalemler arasındadır.

Sık Sorulan Sorular

Hırsızlık suçu kaç yıl hapis cezası gerektirir?

Basit hırsızlık TCK m.141 uyarınca bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası gerektirir. Nitelikli hâllerde aralık üç ila yedi, beş ila on ya da beş ila on iki yıla çıkar; gece işlenmişse ceza ayrıca yarı oranında artırılır. Mahkemenin vereceği sonuç ceza, etkin pişmanlık, değer azlığı ve takdiri indirim gibi hükümlerle bu aralıkların altına inebilir.

Çalınan mal iade edilirse dava düşer mi?

Basit hırsızlık şikâyete bağlı olmadığından malın iadesi ya da mağdurun şikâyetini geri alması davayı kendiliğinden düşürmez. İade, TCK m.168 uyarınca ceza indirimine, CMK m.231 uyarınca HAGB değerlendirmesine ve basit hırsızlıkta uzlaşma görüşmesine etki eder. Davanın düşmesi ancak uzlaşma sağlanıp edim bir defada yerine getirildiğinde ya da şikâyete bağlı hâllerde şikâyetten vazgeçildiğinde gündeme gelir.

Kardeşinden ya da eşinden para alan kişi yargılanır mı?

Aynı konutta birlikte yaşayan kardeşin ya da hakkında ayrılık kararı bulunmayan eşin zararına işlenen hırsızlıkta TCK m.167/1 uyarınca cezaya hükmolunmaz. Soruşturma açılabilir, ancak fail hakkında ceza verilmez. Aynı konutta yaşamayan kardeş ya da ayrılık kararı verilmiş eş söz konusuysa suç şikâyete bağlıdır ve ceza yarı oranında indirilir.

İnternet bankacılığından izinsiz para aktarmak hırsızlık mıdır, dolandırıcılık mı?

Hesap sahibinin şifresi kullanılarak kimse aldatılmadan sistem üzerinden para aktarılması, TCK m.142/2-e kapsamında bilişim sistemleri yoluyla hırsızlık olarak değerlendirilebilir. Bir banka çalışanı ya da hesap sahibi kandırılarak işlem yaptırılmışsa nitelikli dolandırıcılık tartışılır. Uygulamada ayrım, iradesi yanıltılan bir kişinin bulunup bulunmadığına göre yapılmakta ve ceza aralığını doğrudan değiştirmektedir.

Etkin pişmanlık için zararın ne zamana kadar ödenmesi gerekir?

En geniş indirim, iddianamenin mahkemece kabulünden önce zararın tamamen giderilmesi hâlinde uygulanır ve cezanın üçte ikisine kadarını kapsar. İddianamenin kabulünden sonra, fakat hüküm verilmeden önce yapılan ödemede indirim yarıya kadardır. Kısmi ödemede etkin pişmanlık ancak mağdur buna razı olursa uygulanır.

Şikâyete bağlı hırsızlıkta şikâyet süresi ne kadardır?

Paydaş malı, alacak tahsili, kullanma hırsızlığı ve m.167/2'deki akrabalık hâlleri gibi şikâyete bağlı hırsızlıklarda şikâyet süresi TCK m.73/1 uyarınca altı aydır. Süre, şikâyet hakkı olan kişinin fiili ve failin kim olduğunu öğrendiği günden başlar ve dava zamanaşımını aşamaz. Basit ve nitelikli hırsızlık şikâyete bağlı olmadığından bu hâllerde altı aylık süre aranmaz.

Hırsızlıktan HAGB kararı verilebilir mi?

Sonuç ceza iki yıl veya daha az ise ve CMK m.231/6'daki diğer şartlar gerçekleşmişse hırsızlıktan da HAGB kararı verilebilir. Zararın tamamen giderilmesi şartı, mal zaten iade edilmişse ya da zarar denetim süresince taksitle ödenecekse karşılanmış sayılabilir. Nitelikli hırsızlıkta üç ya da beş yıllık alt sınır nedeniyle bu ihtimal, çoğunlukla etkin pişmanlık ve takdiri indirim uygulandığında doğar.

Hırsızlık soruşturmasının ilk haftalarında belirlenmesi gereken beş olgu

Sonuç ceza, çoğu zaman yargılama başlamadan, soruşturmanın ilk haftalarında şekillenir. Beş olgu bu aşamada netleştirilmelidir. Birincisi fiilin hangi fıkraya girdiğidir: basit hırsızlık ile m.142/2-h arasındaki fark, uzlaştırma imkânını, zamanaşımını ve HAGB ihtimalini birlikte değiştirir. İkincisi saattir: gece vakti artırımı, güneşin doğuş ve batış saatleriyle karşılaştırılabilecek somut bir delile dayanmalıdır.

Üçüncü olgu, malın nasıl bulunduğudur. Failin kendi katkısıyla bulunan mal etkin pişmanlık kapısını açar; kolluğun bulduğu mal ise özellikle HAGB'deki zarar koşulu bakımından önem taşır. Dördüncüsü, zararın giderilme zamanıdır: iddianamenin kabulünden önce ya da sonra yapılan ödeme, indirim oranında ciddi fark yaratır ve kısmi ödemede mağdurun rızası yazılı olarak dosyaya konulmalıdır. Beşincisi, fail ile mağdur arasındaki ilişkidir; paydaşlık, alacak ilişkisi ya da aile bağı, m.144 ve m.167 yoluyla dosyanın bütün yönünü değiştirebilir.

Mağdur bakımından da tablo simetriktir. Katılma talebinin ilk derece mahkemesinde yapılması, uzlaştırma teklifinin zararın tamamını karşılayıp karşılamadığının değerlendirilmesi ve tazminat talebinin zamanaşımı süresi içinde hukuk mahkemesine taşınması gerekir. Hırsızlığın konut dokunulmazlığı ya da mala zarar vermeyle birlikte işlendiği dosyalarda şikâyet aranmadığı da gözetilmelidir. Suçun diğer malvarlığı suçlarıyla ilişkisi ceza hukuku sayfasında, Yalova'daki ceza yargılamasına ilişkin bilgiler ise Yalova ceza avukatı sayfasında yer alıyor.

Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır; her dosya kendi olgularıyla değerlendirilir.

Bu konuyla ilgili emsal kararlar

Tüm Ceza Hukuku kararları

Bu konuyla ilgili yazılar

Tüm Ceza Hukuku yazıları