İlme Hukuk Logo
İLMEHUKUK BÜROSU
İLME HUKUK BÜROSU
Hemen AraRandevu Al
Alacakaranlıkta bir otoyol virajı

Trafik Kazası Tazminat Davası: Maddi ve Manevi Tazminat Rehberi

Trafik kazasında kimden, ne kadar ve ne zamana kadar tazminat istenebilir? İşletenin kusursuz sorumluluğu, sigortacıya başvuru şartı, tahkim ile dava arasındaki seçim, görev, yetki ve arabuluculuk kuralları, zamanaşımı süreleri ve 2026 değişiklikleri.

Yayın
14 Ağustos 2026
Son güncelleme
5 Ekim 2026
Okuma süresi
21 dk
Hukuk alanı
Genel Hukuk
Av. Mesut İLME — Yalova Barosu

Av. Mesut İLME

Yalova Barosu, sicil 287

Yayın
14 Ağustos 2026
Güncelleme
5 Ekim 2026
21 dk
okuma

Kırmızı ışıkta beklerken arkadan çarpılan bir sürücü, yaya geçidinde yaralanan bir öğrenci, eşini bir kazada kaybeden bir kişi: üçünün de sorusu aynıdır. Kimden, ne kadar ve ne zamana kadar tazminat istenebilir? Cevap üç kanunun kesiştiği yerde durur. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu (KTK) sorumluluğun kimde olduğunu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) zararın hangi kalemlerden oluştuğunu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) ise talebin hangi usulle ileri sürüleceğini belirler. 2026 yılında bu üçlünün ikisinde birden köklü değişiklik yapıldı; anlatım, kanunların yürürlükteki metinlerine dayanır.

Anlatılan kurallar Türkiye genelindeki usulü kapsar. Yalova ve çevresindeki dosyalara ilişkin yerel bilgi Yalova trafik kazası avukatı sayfasında yer alır. Onarım sonrası araçta oluşan değer kaybı ayrı bir talep olduğundan kapsam dışında tutulmuştur; bu talebin koşulları araç değer kaybı rehberinde anlatılmıştır.

Trafik Kazası Tazminatının Dayanağı: İşletenin Kusursuz Sorumluluğu

Trafik kazası tazminatının ayırt edici özelliği, sorumluluğun kural olarak kusura bağlı olmamasıdır. KTK m.85/1'e göre bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olur. Zarar görenden işletenin kusurlu olduğunu ispat etmesi beklenmez; işletme tehlikesi tek başına sorumluluğu doğurur.

Maddenin devamı sorumluluğun kapsamını iki yönde genişletir. İşleten, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur. Hâkimin takdirine göre, kendi aracının katıldığı bir kazadan sonra yapılan yardım çalışmalarında yardım edenin uğradığı zarardan da sorumlu tutulabilir.

Zarar görenin karşısında bu yüzden çoğu zaman birden fazla muhatap bulunur: sürücü, işleten (çoğunlukla ruhsat sahibi), varsa bağlı olduğu teşebbüsün sahibi ve zorunlu mali sorumluluk sigortacısı. Bir motorlu aracın katıldığı kazada üçüncü kişinin uğradığı zarardan birden fazla kişi tazminatla yükümlü ise, KTK m.88 uyarınca bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur. Zarar gören, alacağının tamamı için bunlardan herhangi birine başvurabilir; sorumlular arasındaki paylaşım iç ilişkiye aittir.

Kusursuz Sorumluluktan Kurtulmanın Üç Kümülatif Şartı

İşletenin sorumluluktan tamamen kurtulabileceği tek yol KTK m.86/1'de tarif edilmiştir ve bu yol dardır. İşleten, ancak şu üç durumu bir arada ispat ederse sorumluluktan kurtulur: kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaması, araçtaki bir bozukluğun kazayı etkilememiş olması ve kazanın bir mücbir sebepten yahut zarar görenin veya bir üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri gelmiş olması. Şartlardan biri eksikse kurtuluş gerçekleşmez.

"Ağır kusur" ölçütü dosyalarda sıkça gözden kaçar. Zarar görenin sıradan bir dikkatsizliği kurtuluş sebebi değil, yalnızca tazminattan indirim sebebidir. Sorumluluktan kurtulamayan işleten, kazanın oluşunda zarar görenin kusurunun bulunduğunu ispat ederse, m.86/2 uyarınca hâkim durum ve şartlara göre tazminat miktarını indirebilir. Emniyet kemerinin takılmaması, kask kullanılmaması veya yayanın kurallara aykırı geçişi gibi hâller uygulamada bu ikinci fıkra kapsamında değerlendirilir.

Genel Kuralın İstisnası: İşletilme Hâlinde Olmayan Araç

Kusursuz sorumluluk kuralının istisnaları vardır. İşletilme hâlinde olmayan bir motorlu aracın sebep olduğu trafik kazasında işletenin sorumlu tutulabilmesi için KTK m.85, zarar görenin kazanın oluşumunda işletene veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilere ilişkin bir kusurun varlığını yahut araçtaki bozukluğun kazaya sebep olduğunu ispat etmesini arar. Araç işletilme hâlinde değilse ispat yükü ters döner ve zarar görenin üzerine geçer. Park hâlindeki araçlarla ilgili uyuşmazlıklarda tartışma çoğunlukla bu noktada düğümlenir.

Hatır Taşımasında Rejim Değişir

İkinci istisna KTK m.87'de düzenlenmiştir. Yaralanan veya ölen kişi hatır için karşılıksız taşınmakta ise ya da motorlu araç bu kişiye hatır için karşılıksız verilmiş bulunuyorsa, işletenin sorumluluğu genel hükümlere tabidir. Aynı kural, zarar görenin beraberinde bulunan bagaj ve benzeri eşya dışında araçta taşınan eşyanın zararları için de geçerlidir. Genel hükümlere tabi olmak, kusursuz sorumluluk rejiminden çıkıp kusur sorumluluğuna dönmek anlamına gelir. Uygulamada hatır taşımasında tazminattan hakkaniyet indirimi de yapılmaktadır. Bu indirim, TBK m.55/1'in hesaplanmış tazminatın hakkaniyet düşüncesiyle azaltılmasını yasaklayan kuralıyla çelişir görünse de dayanağı farklıdır: indirim, hesaplanan tutarın sonradan değiştirilmesine değil, sorumluluğun genel hükümler çerçevesinde belirlenmesine ilişkindir; iki kuralın ilişkisi doktrinde tartışmalıdır.

Hangi Zarar Kalemleri İstenebilir?

Sorumluluğun kime ait olduğunu KTK belirler; zararın içeriğini ise TBK doldurur. Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar KTK m.90 uyarınca bu Kanunda öngörülen usul ve esaslara tabidir; Kanunda düzenlenmeyen hususlarda TBK'nın haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.

Yaralanmalı Kazada: TBK m.54

TBK m.54 bedensel zararları dört başlıkta sayar: tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar. Maddedeki "özellikle şunlardır" ifadesi sayımın sınırlayıcı olmadığını gösterir; somut olayda ispatlanan başka kalemler de talep edilebilir.

Üçüncü kalem olan sürekli iş göremezlik zararı, çoğu dosyada tazminatın en büyük bölümünü oluşturur ve maluliyet oranının resmî sağlık kurulu raporuyla tespitini gerektirir. Dördüncü kalem olan ekonomik geleceğin sarsılması ise maluliyet oranına yansımayan, ancak kişinin mesleğini eskisi gibi yapamamasından doğan kayıpları karşılar; ayrı bir talep olduğundan dilekçede ayrıca gösterilmesi gerekir.

Ölümlü Kazada: TBK m.53

Ölüm hâlinde uğranılan zararlar TBK m.53'te özellikle şöyle sayılır: cenaze giderleri, ölüm hemen gerçekleşmemişse tedavi giderleri ile çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ve ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplar.

Destekten yoksun kalma tazminatının kilit kavramı "destek"tir ve bu kavram mirasçılıktan bağımsızdır. Ölenin fiilen ve düzenli olarak desteklediği ya da hayatın olağan akışına göre ileride destek olacağı kabul edilen kişiler, mirasçı olmasalar dahi bu tazminatı isteyebilir. Mirasçı olmak ise tek başına destek olunduğunu göstermez. Talep mirastan gelen bir hak değil, destekten yoksun kalanın kendi şahsında doğan bağımsız bir haktır; mirasın reddi bu talebi ortadan kaldırmaz.

Manevi Tazminat: TBK m.56

Bedensel bütünlüğün zedelenmesi durumunda hâkim, TBK m.56 uyarınca olayın özelliklerini göz önünde tutarak zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. İkinci fıkra, ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat ödenmesine karar verilebileceğini düzenler. Eşik belirleyicidir: yakınların kendi adlarına manevi tazminat isteyebilmesi için zararın ağır olması ya da ölümün gerçekleşmiş olması aranır; her yaralanma yakınlara bu hakkı kendiliğinden tanımaz.

Hesaplamanın Emredici Kuralları: TBK m.55

TBK m.55/1, destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararların bu Kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanacağını belirtir ve iki emredici hesap kuralı koyar. İlk kurala göre kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacını taşımayan ödemeler bu tür zararların belirlenmesinde gözetilemez, zarardan veya tazminattan indirilemez. İkinci kurala göre hesaplanan tazminat miktar esas alınarak hakkaniyet düşüncesiyle artırılamaz veya azaltılamaz. Maddenin ikinci fıkrası ise bir hesap kuralı değil, kapsam hükmüdür: aynı hükümler idari eylem ve işlemlerden doğan bedensel zararlar için de uygulanır.

KTK m.90'ın geçmişi de bu maddeyle birlikte okunmalıdır. Maddede yer alan ve zorunlu mali sorumluluk sigortası tazminatlarının "genel şartlara" tabi olduğunu ifade eden ibareler, Anayasa Mahkemesi'nin 17/7/2020 tarihli ve E. 2019/40, K. 2020/40 sayılı kararıyla iptal edilmiştir. 2021 yılında aynı maddeye eklenen cümle ve fıkra da Anayasa Mahkemesi'nin 29/12/2022 tarihli ve E. 2021/82, K. 2022/167 sayılı kararıyla iptal edilmiştir. Kanunda düzenlenmeyen hususlarda uygulanacak olan, genel şartlar değil TBK'nın haksız fiil hükümleridir. Sigorta şirketinin ödeme teklifi genel şartlara dayandırılıyorsa, teklifin dayanağının kanun karşısındaki durumu ayrıca değerlendirilmelidir.

Tazminatın yöntemle hesaplanması: Yargıtay, maluliyet ve destekten yoksun kalma tazminatını aktüeryal yöntemle, yani yaşam süresi ve gelir varsayımlarına dayanan istatistiksel bir hesapla belirler. Kişinin muhtemel yaşam süresi TRH-2010 yaşam tablosundan (Türkiye nüfusuna özgü hazırlanmış hayat tablosu) alınır; gelecekteki kazanç kaybı ise gelirin yıllar içinde artacağı ve bu artışın iskontoyla dengelendiği varsayımına dayanan progresif rant yöntemiyle hesaplanır. Bu yönteme göre tahmini tutar, dönem dönem dökümüyle trafik kazası tazminat hesaplama aracıyla hesaplanabilir.

2026'da Değişen Kurallar: 12. Yargı Paketi Trafik Tazminatını Nasıl Etkiledi?

16/7/2026 kabul tarihli ve 7589 sayılı Kanun (Resmî Gazete: 31/7/2026, sayı 33326), trafik kazası tazminat davalarını doğrudan etkileyen üç değişiklik getirdi; aynı Kanun bunlardan ayrı olarak kanuni faiz oranının belirlenme yöntemini de değiştirdi. Değişiklikler, paketin kamuoyunda daha çok konuşulan ceza hukuku boyutunun gölgesinde kaldı; oysa bedensel zarar dosyalarının ekonomik sonucunu doğrudan belirliyorlar. Paketin genel çerçevesi 12. Yargı Paketi sayfasında yer alır.

Değişiklik 1: Faiz Başlangıcı İkiye Bölündü

7589 sayılı Kanun'un 18. maddesiyle TBK m.55'e eklenen fıkraya göre, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ile destekten yoksun kalma kayıpları nedeniyle; zarar görenin veya destekte bulunan kişinin kazancının bilindiği döneme ilişkin hesaplanan tazminat toplamına haksız fiilin meydana geldiği tarihten, kazancının bilinemediği döneme ilişkin hesaplanan tazminat toplamına ise karar tarihinden itibaren kanuni faiz işletilir.

Tek bir faiz başlangıcının yerini artık iki ayrı başlangıç almıştır. Yargılaması birkaç yıl süren bir maluliyet davasını düşünelim: tazminatın kazancın bilinemediği döneme düşen bölümü için faiz olay tarihinden değil karar tarihinden işleyecek, kaza ile karar arasındaki süre uzadıkça iki rejim arasındaki fark da büyüyecektir.

Değişiklik 2: Ara Ödemeler Oransal Mahsup Edilecek

Aynı maddeyle eklenen ikinci fıkra, bu tazminatlar için ifa amacıyla tahkikat başlayıncaya kadar ödenen bedelin, ödeme tarihine göre belirlenecek tazminat miktarından oransal olarak mahsup edileceğini düzenler. Sigortacının dava öncesinde yaptığı kısmi ödemelerin nominal değeriyle mi yoksa güncellenmiş değeriyle mi düşüleceği uzun süredir tartışmalıydı; kanun koyucu bu tartışmayı oransal mahsup lehine çözmüştür.

Kritik Geçiş Hükmü: Hangi Kaza Hangi Rejime Tabi?

İki yeni kuralın hangi dosyalara uygulanacağı ayrıca düzenlenmiştir ve bu nokta atlandığında yanlış sonuca varılır. 7589 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesinin dokuzuncu fıkrasına göre, TBK m.55'te yapılan değişiklik yalnızca değişikliğin yürürlüğe girdiği tarihten sonra meydana gelen haksız fiiller veya zarar doğuran olaylar hakkında uygulanır; bu tarihten önce meydana gelen olaylar bakımından maddenin değişiklikten önceki hükümlerinin uygulanmasına devam olunur. Kanun'un 26. maddesi uyarınca bu değişiklik yayımı tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Belirleyici olan davanın açıldığı tarih değil, kazanın meydana geldiği tarihtir. 31 Temmuz 2026'dan önceki bir kazada bugün dava açılsa dahi eski faiz ve mahsup rejimi geçerlidir.

Değişiklik 3: Belirsiz Alacak Davası Kaldırıldı

Bedensel zarar davalarının klasik açılış biçimi belirsiz alacak davasıydı; maluliyet oranı ve aktüeryal hesap belli olmadan talep miktarını baştan yazmak çoğu zaman mümkün olmuyordu. 7589 sayılı Kanun'un 19. maddesiyle HMK m.107 yürürlükten kaldırılmıştır.

Oluşan boşluk ise açık bırakılmamıştır. Kanun'un 20. maddesiyle HMK m.109'a eklenen dördüncü fıkraya göre, alacağın sadece bir kısmının dava edildiği durumlarda talep konusu, aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın tahkikatın sona ermesine kadar artırılabilir; bu durumda zamanaşımı, artırılan kısım bakımından da dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılır. Kısmi dava böylece belirsiz alacak davasının işlevini büyük ölçüde üstlenmiştir.

Bu alanda da bir geçiş hükmü vardır: geçici 1. maddenin onuncu fıkrasına göre yürürlükten kaldırılan HMK m.107, kaldırılma tarihinden önce açılan davalar bakımından uygulanmaya devam olunur. Derdest belirsiz alacak davaları eski usulle yürümeye devam eder.

Artırım hakkı bir kez kullanılabildiğinden, bilirkişi raporundan sonra yapılacak artırımın zamanlaması ve kapsamı eskisinden çok daha önemli hâle gelmiştir. Önce kusur raporu, ardından aktüerya raporu alınan bir dosyada artırım kusur raporunun hemen ardından kullanılırsa, aktüerya raporunun ortaya koyduğu fark için aynı davada ikinci bir artırım imkânı kalmaz. Hem kusur hem aktüerya raporu alınacak dosyalarda artırımın hangi rapordan sonra yapılacağı bu nedenle baştan planlanmalıdır.

Ayrı Bir Değişiklik: Kanuni Faiz Oranının Belirlenme Yöntemi

Tazminat davalarına özgü üç değişikliğin dışında kalan, ancak bütün alacakları etkileyen bir düzenleme de vardır. 7589 sayılı Kanun'un 10. maddesiyle 3095 sayılı Kanun'un 1. maddesi değiştirilmiştir. Yeni metne göre kanuni faiz, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın önceki yılın 31 Aralık günü kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranının yüzde sekseni üzerinden hesaplanır. Söz konusu reeskont oranı 30 Haziran günü, önceki yılın 31 Aralık günü uygulanan orandan beş puan veya daha çok farklı ise yılın ikinci yarısında 30 Haziran'da belirlenen oranın yüzde sekseni geçerli olur. Haksız fiil tazminatına kanuni faiz işlediğinden, bu değişiklik trafik kazası alacaklarının güncel değerini de etkiler.

Dava Açmadan Önceki Zorunlu Adım: Sigortacıya Yazılı Başvuru

Zarar gören, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna KTK m.97 uyarınca yazılı başvuruda bulunmalıdır. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması hâlinde zarar gören dava açabilir ya da 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir.

Başvuru bir dava şartıdır; yapılmadan açılan dava usulden reddedilme riski taşır. Yargıtay uygulamasında ise bu şartın tamamlanabilir nitelikte olduğu kabul edilmektedir: başvurunun hiç yapılmadığı veya eksik belgeyle yapıldığı ileri sürüldüğünde, eksikliğin yargılama sırasında giderilmesine imkân tanınır. Yine de bu imkâna dayanmak yerine başvurunun baştan usulüne uygun yapılması, hem süre hem faiz açısından daha güvenlidir.

Sigortacının ödeme yükümlülüğünün süresi de kanunda yazılıdır. Hak sahibinin genel şartlarla belirlenen belgeleri merkez veya kuruluşlarından birine ilettiği tarihten itibaren sekiz iş günü içinde sigortacılar, KTK m.99'a göre zorunlu mali sorumluluk sigortası sınırları içinde kalan miktarları ödemek zorundadır. Doğrudan doğruya talep ve dava hakkına ilişkin m.97 ile zamanaşımına ilişkin m.109 hükümleri, KTK m.100 uyarınca ihtiyari mali sorumluluk sigortasında da uygulanır.

Poliçe teminat limitleri her yıl belirlenir ve poliçe üzerinde yazılıdır. Zarar limiti aşıyorsa, aşan kısım için sigortacıya değil işletene, sürücüye ve varsa bağlı olduğu teşebbüsün sahibine başvurulur.

Sigorta Tahkim Komisyonu mu, Mahkeme mi?

Zarar görene KTK m.97 bir seçim hakkı tanır. Seçimin usul sonuçları birbirinden hayli farklıdır ve 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu m.30'da düzenlenmiştir.

Komisyona gidilebilmesi için, sigortacılık yapan kuruluşla uyuşmazlığa düşen kişinin olayla ilgili gerekli başvuruları yapmış ve talebinin kısmen ya da tamamen olumsuz sonuçlandığını belgelemiş olması gerekir. Kuruluşun başvuru tarihinden itibaren on beş iş günü içinde yazılı cevap vermemesi de Komisyona başvuru için yeterlidir. Bu süre, KTK m.97'deki 15 günden farklı olarak iş günü üzerinden hesaplanır.

İki yol arasında bir yasak da vardır: m.30/14 uyarınca mahkemeye intikal etmiş uyuşmazlıklarla ilgili olarak Komisyona başvuru yapılamaz. Yollar paralel yürütülemez; zarar görenin aralarında seçim yapması gerekir. İlgili mevzuatla zorunlu tutulan sigortalardan kaynaklanan uyuşmazlıklarda, sigorta kuruluşu tahkim sistemine üye olmasa dahi hak sahipleri tahkim usulünden yararlanabilir.

Başvuru önce raportörlerce incelenir; raportörler incelemelerini en geç on beş gün içinde tamamlamak zorundadır. Çözülemeyen başvurular sigorta hakemine iletilir. Uyuşmazlık konusu miktar on beş bin Türk Lirası ve üzerinde ise hakem heyeti teşkili zorunludur. Hakemler dosya üzerinden karar verir ve görevlendirildikleri tarihten itibaren en geç dört ay içinde karar vermek zorundadır; aksi hâlde uyuşmazlık yetkili mahkemece çözülür. Bu süre tarafların açık ve yazılı muvafakatiyle uzatılabilir.

Tahkim Kararına Karşı Kanun Yolları ve Kesinlik Sınırları

Kararın hangi aşamada kesinleşeceğini 5684 sayılı Kanun m.30/12 tutara bağlar. Beş bin Türk Lirasının altındaki uyuşmazlıklar hakkında verilen hakem kararları kesindir. Beş bin Türk Lirası ve üzerindeki kararlara karşı, kararın bildiriminden itibaren on gün içinde bir defaya mahsus olmak üzere Komisyon nezdinde itiraz edilebilir; itiraz üzerine hakem kararının icrası durur ve itiraz talebi hakkında iki ay içinde karar verilir. Kırk bin Türk Lirasının üzerindeki uyuşmazlıklar hakkında itiraz üzerine verilen kararlar için temyiz yolu açıktır.

Sınırın nasıl ölçüldüğü uygulamada sorun yaratır. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 27/5/2021 tarihli kararında (E. 2021/2635, K. 2021/1900), sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatına ilişkin bir tahkim dosyasında temyiz istemi, "davacı aleyhine reddedilen tazminat miktarı 40.000 TL'lik kesinlik sınırının altında olduğundan" reddedilmiştir. Daireye göre ölçüt, talebin toplam tutarı değil, temyiz edenin aleyhine sonuçlanan kısmın tutarıdır.

Masraf yönünden de bir özellik vardır: m.30/17 uyarınca talebi kısmen ya da tamamen reddedilenler aleyhine hükmolunacak vekâlet ücreti, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinde belirlenen vekâlet ücretinin beşte biridir. Kısmen reddedilme riski taşıyan dosyalarda tahkim yolu, bu yönüyle aleyhe masraf riskini düşürür.

Görevli Mahkeme, Arabuluculuk ve Yetki

Dava yolu seçildiğinde üç ayrı usul sorusu birlikte cevaplanmalıdır; cevapların her biri davalının kim olduğuna göre değişir.

Görev: Davalıya Göre İkiye Ayrılır

Sigorta hukuku Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlendiğinden, sigorta şirketine karşı açılan davalar TTK m.4/1-a anlamında ticari dava sayılır. TTK m.5/1 uyarınca, aksine hüküm bulunmadıkça dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalara bakmakla görevlidir. Yalnızca sürücü, işleten veya araç sahibi gerçek kişiye karşı açılan haksız fiil davası ise ticari dava değildir; bu dava asliye hukuk mahkemesinde görülür. Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi arasındaki ilişki TTK m.5/3 uyarınca görev ilişkisidir; yanlış mahkemede açılan dava hakkında görevsizlik kararı verilir.

Arabuluculuk: Zorunlu Olduğu ve Olmadığı Hâller

Arabuluculuk ayrımı, dosyaların usulden reddedilmesinin en sık sebeplerinden biridir. TTK m.5/A'ya göre, TTK m.4'te ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan konusu bir miktar para olan alacak ve tazminat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. Arabulucu, başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren altı hafta içinde sonuçlandırır; bu süre zorunlu hâllerde en fazla iki hafta uzatılabilir.

Buradan iki sonuç çıkar. İlki: sigorta şirketine karşı açılacak tazminat davasında arabuluculuk dava şartıdır. İkincisi: yalnızca gerçek kişi sürücü veya işletene karşı açılacak dava ticari dava olmadığından bu şart aranmaz; arabuluculuk o dosyada isteğe bağlıdır. Davalılar arasında hem sigortacı hem gerçek kişi bulunuyorsa, sigortacı yönünden arabuluculuk başvurusunun dava açılmadan önce tamamlanmış olması gerekir; gerçek kişi davalı bakımından ise bu şart aranmaz. Arabuluculuk sürecinin genel işleyişi arabuluculuk sayfasında anlatılmıştır.

Sık karşılaşılan bir yanılgı da tahkim yoluyla ilgilidir. TTK m.5/A şartı "dava açılmadan önce" ifadesiyle kurulmuştur. Komisyona yapılan başvuru bir dava olmadığından, tahkim yoluna gidilirken bu şart aranmaz; tahkimin tercih edilmesinin pratik gerekçelerinden biri de budur.

Yetki: Seçimlik Mahkemeler

Motorlu araç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davalar, KTK m.110/2 uyarınca sigortacının şubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerinden birinde açılabileceği gibi kazanın vuku bulduğu yer mahkemesinde de açılabilir. Hüküm mevcut yetki kurallarına ek imkân tanır; kesin yetki getirmez. Dava haksız fiile dayandığından HMK m.16 da uygulanır: haksız fiilden doğan davalarda, haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir. Genel yetki kuralı gereği davalının yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir.

Başka bir ilde kazaya karışarak yaralanan kişi, bu kurallar sayesinde tazminat davasını kendi yerleşim yerindeki mahkemede açabilir. İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olan araçların sebebiyet verdiği zararlara ilişkin olanlar dâhil bu Kanundan doğan sorumluluk davaları ise KTK m.110/1 uyarınca adli yargıda görülür; zarar görenin kamu görevlisi olması bu hükmün uygulanmasını önlemez.

Adli Tatil

HMK m.102 uyarınca adli tatil her yıl 20 Temmuz'da başlar, 31 Ağustos'ta sona erer. HMK m.103'teki adli tatilde görülecek dava ve işler listesinde trafik kazası tazminat davaları yer almaz. Tatil dava açılmasına engel değildir; dilekçelerin alınması ve tebligat işlemleri m.103/3 uyarınca sürer. Ancak m.104 gereği, adli tatile tabi dava ve işlerde Kanun'un tayin ettiği sürelerin bitimi tatil zamanına rastlarsa bu süreler ayrıca karara gerek olmaksızın adli tatilin bittiği günden itibaren bir hafta uzatılmış sayılır.

Zamanaşımı: İki Yıl Sanılan Sürenin On Beş Yıl Olduğu Hâller

Trafik kazası dosyalarında en çok hak kaybına yol açan konu zamanaşımıdır; sebebi çoğunlukla kuralın istisnasının bilinmemesidir.

Genel kural KTK m.109/1'dedir: motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve her hâlde kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar.

İstisna m.109/2'dedir: dava cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve ceza kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş bulunursa, bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir. Trafik kazalarının büyük bölümü taksirle yaralama veya taksirle öldürme suçunu oluşturduğundan, istisna kuralın kendisinden daha sık uygulanır. Süreler şöyle hesaplanır:

FiilCeza (TCK)Ceza dava zamanaşımı (TCK m.66)
Taksirle öldürme (m.85/1)2–6 yıl hapis15 yıl (m.66/1-d)
Birden fazla ölüm veya ölüm ile birlikte yaralanma (m.85/2)2–15 yıl hapis15 yıl (m.66/1-d)
Taksirle yaralama (m.89/1)4 ay–2 yıl hapis veya adli para8 yıl (m.66/1-e)
Nitelikli taksirle yaralama (m.89/2-3)Artırımlı ceza8 yıl (m.66/1-e)
Birden fazla kişinin yaralanması (m.89/4)9 ay–5 yıl hapis8 yıl (m.66/1-e)

Sürelerin belirlenmesinde TCK m.66/4 uyarınca cezanın üst sınırı esas alınır; seçimlik cezalarda hapis cezası dikkate alınır. Ölümlü bir trafik kazasında zamanaşımı bu hesapla iki yıl değil on beş yıldır. Ceza davasının fiilen açılmış olması veya mahkûmiyet kararı verilmiş olması aranmaz; fiilin suç oluşturması yeterlidir. Yargıtay uygulamasında uzamış zamanaşımının zorunlu mali sorumluluk sigortacısına karşı açılan davalarda da uygulandığı kabul edilmektedir.

KTK m.109/2'nin lafzı yalnızca maddi tazminat taleplerini anar. Manevi tazminat yönünden aynı sonuca TBK m.72/1 üzerinden ulaşılır: tazminat, ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa bu zamanaşımı uygulanır ve hüküm maddi–manevi ayrımı yapmaz.

İki tamamlayıcı kural daha vardır. Zamanaşımı tazminat yükümlüsüne karşı kesilirse, KTK m.109/3'e göre sigortacıya karşı da kesilmiş olur; sigortacı bakımından kesilen zamanaşımı da tazminat yükümlüsü bakımından kesilmiş sayılır. Tazminat yükümlülerinin birbirlerine karşı rücu hakları ise KTK m.109/4 uyarınca, kendi yükümlülüklerini tam olarak yerine getirdikleri ve rücu edilecek kimseyi öğrendikleri günden başlayarak iki yılda zamanaşımına uğrar.

İmzalanan İbraname veya Uzlaşma Bağlayıcı mıdır?

Kaza sonrasında düşük bir tutar karşılığında ibraname imzalanması sık karşılaşılan bir durumdur. KTK m.111 bu konuda iki kural koyar. İlk fıkraya göre bu Kanunla öngörülen hukuki sorumluluğu kaldıran veya daraltan anlaşmalar geçersizdir. İkinci fıkraya göre, tazminat miktarlarına ilişkin olup da yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar, yapıldıkları tarihten başlayarak iki yıl içinde iptal edilebilir.

İki yıllık iptal süresi imza tarihinden işlemeye başlar ve zamanaşımı süresinden bağımsızdır. Ölümlü bir kazada tazminat talebi için on beş yıllık süre bulunsa dahi, imzalanmış yetersiz bir uzlaşmanın iptali için tanınan süre iki yıldır. İbraname imzalanmış dosyalarda ilk kontrol edilmesi gereken tarih budur.

Ceza Davası ile Tazminat Davasının İlişkisi

Trafik kazası aynı zamanda suç oluşturuyorsa ceza yargılaması ile tazminat yargılaması paralel yürür. Aralarındaki ilişki TBK m.74'te düzenlenmiştir: hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı ve ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da hukuk hâkimini bağlamaz.

Kuralın istisnası, kesinleşmiş ceza mahkemesi kararındaki maddi olgu tespitleridir. Kazanın nasıl gerçekleştiği, aracın hızı, çarpma noktası gibi maddi vakıalara ilişkin kesin tespitlerin hukuk hâkimini bağladığı Yargıtay uygulamasında kabul edilmektedir. Ayrımın özü şudur: maddi olgular bağlar, kusur değerlendirmesi ve zarar hesabı bağlamaz. Ceza dosyasındaki kusur oranının tazminat davasında aynen kabul edileceği varsayımıyla hareket edilmemelidir.

Bedensel zararın kapsamı karar anında netleşmemiş olabilir. TBK m.75 uyarınca, bedensel zararın kapsamı karar verme sırasında tam olarak belirlenemiyorsa hâkim, kararın kesinleşmesinden başlayarak iki yıl içinde tazminat hükmünü değiştirme yetkisini saklı tutabilir. Tedavisi süren veya maluliyet oranının ağırlaşması muhtemel olan dosyalarda bu yetkinin saklı tutulmasının talep edilmesi, belirsiz alacak davasının kaldırılmasından sonra daha da önem kazanmıştır.

Sık Sorulan Sorular

Kusursuz olduğum kazada sigorta şirketi ödeme yapmazsa ne yapmalıyım?

İlk adım, KTK m.97 uyarınca sigortacıya yazılı başvurudur. Başvuru 15 gün içinde yazılı olarak cevaplanmazsa veya cevap talebi karşılamazsa, zarar gören için dava açma ya da Sigorta Tahkim Komisyonu'na başvurma hakkı doğar. İki yol paralel yürütülemez; mahkemeye intikal etmiş uyuşmazlık için Komisyona başvurulamaz.

Trafik kazası tazminatında zamanaşımı gerçekten iki yıl mı?

Genel kural KTK m.109/1 uyarınca iki yıl ve her hâlde on yıldır. Kaza taksirle öldürme veya taksirle yaralama suçunu oluşturuyorsa m.109/2 devreye girer ve ceza dava zamanaşımı uygulanır: ölümlü kazada 15 yıl, yaralanmalı kazada 8 yıl. Ceza davasının açılmış olması şart değildir.

Sigorta şirketiyle ibraname imzaladım, dava açabilir miyim?

Sorumluluğu kaldıran veya daraltan anlaşmalar KTK m.111/1 uyarınca geçersizdir. Tazminat miktarına ilişkin olup yetersiz olduğu açıkça belli olan uzlaşmalar ise m.111/2 uyarınca imza tarihinden itibaren iki yıl içinde iptal edilebilir. Bu iki yıllık süre zamanaşımından ayrı işler ve ölümlü ya da yaralanmalı kazalarda uygulanan uzamış zamanaşımı sürelerinden daha kısa olabilir.

Belirsiz alacak davası kaldırıldıysa tazminat talebimi nasıl açacağım?

HMK m.107, 7589 sayılı Kanun'la yürürlükten kaldırılmış ve yerini güçlendirilen kısmi dava almıştır. HMK m.109/4 uyarınca talep konusu, aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere ve iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın tahkikatın sona ermesine kadar artırılabilir; zamanaşımı artırılan kısım için de dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılır. Kaldırılma tarihinden önce açılmış davalarda eski hüküm uygulanmaya devam eder.

Faiz kaza tarihinden mi işler?

Faizin başlangıcı kazanın tarihine bağlıdır. 31 Temmuz 2026'dan önce meydana gelen olaylarda TBK m.55'in değişiklikten önceki hâli uygulanır. Bu tarihten sonraki olaylarda ise kazancın bilindiği döneme ilişkin tazminat toplamına haksız fiil tarihinden, bilinemediği döneme ilişkin tazminat toplamına karar tarihinden kanuni faiz işler.

Sigorta şirketine karşı dava açmadan önce arabulucuya gitmek zorunda mıyım?

Arabuluculuk, sigorta şirketine karşı açılan tazminat davasında dava şartıdır; bu dava ticari dava olduğundan TTK m.5/A uygulanır. Yalnızca gerçek kişi sürücü veya işletene karşı açılan davada bu şart aranmaz. Komisyon başvurusu dava olmadığı için Sigorta Tahkim Komisyonu yolunda da aranmaz.

Davayı kendi şehrimde açabilir miyim?

Zarar gören, davayı kendi yerleşim yerinde açabilir. KTK m.110/2 kazanın olduğu yer ile sigortacının şubesinin veya acentenin bulunduğu yer mahkemelerini yetkili kılar; HMK m.16 ise zarar görenin yerleşim yeri mahkemesini de yetkili sayar. Bunlar seçimlik yetki kurallarıdır.

Ölen kişinin mirasçısı değilim ama onun desteğiyle geçiniyordum; tazminat isteyebilir miyim?

Destekten yoksun kalma tazminatı mirasçılık sıfatına değil, fiilen destek olunmasına dayanır. TBK m.53/3 "ölenin desteğinden yoksun kalan kişiler" ifadesini kullanır. Mirasçı olmayan ancak destek aldığını ispat eden kişiler de bu sebeple talepte bulunabilir; talep mirastan gelen bir hak olmadığından mirasın reddi bu hakkı düşürmez.

Hakem kararına itiraz edebilir miyim?

Beş bin Türk Lirasının altındaki uyuşmazlıklarda hakem kararı kesindir. Bu tutar ve üzerindeki kararlara karşı bildirimden itibaren on gün içinde bir defaya mahsus olmak üzere Komisyon nezdinde itiraz edilebilir. Kırk bin Türk Lirasının üzerindeki uyuşmazlıklarda itiraz üzerine verilen karara karşı temyiz yolu açıktır; kesinlik sınırı, temyiz edenin aleyhine sonuçlanan kısım üzerinden değerlendirilir.

Kaza aynı zamanda iş kazasıysa süreç değişir mi?

İşçinin görevi sırasında geçirdiği trafik kazası aynı zamanda iş kazası niteliği taşıyabilir ve bu durumda süreç değişir. İşverenin sorumluluğu ve Sosyal Güvenlik Kurumu'nun rücu hakkı gibi ek başlıklar devreye girer; görevli mahkeme yönünden de ayrı bir değerlendirme gerekir. Bu boyut iş kazası tazminat davaları rehberinde ele alınmıştır.

Tazminatın Kaderini Belirleyen İlk Usul Kararları

Trafik kazası tazminatında sonucu çoğu zaman kazanın kendisi değil, kazadan sonraki ilk birkaç usul kararı belirler: sigortacıya başvurunun usulüne uygun yapılması, tahkim ile dava arasındaki seçimin doğru yapılması, davalıya göre görev ve arabuluculuk şartının doğru belirlenmesi, zamanaşımının iki yıl mı yoksa sekiz ya da on beş yıl mı olduğunun doğru tespiti ve imzalanmış bir ibraname varsa iki yıllık iptal süresinin kaçırılmaması.

2026 yılı bu tabloya üç yeni değişken ekledi: faiz başlangıcının ikiye bölünmesi, ara ödemelerin oransal mahsubu ve belirsiz alacak davasının yerini kısmi davanın alması. Üçünde de belirleyici tarih farklıdır; faiz ve mahsup kuralları kazanın tarihine, usul kuralı ise davanın açılma tarihine bağlanmıştır. Kanuni faiz oranının yeni belirlenme yöntemi ise bu üç değişkenden ayrı olarak bütün alacakların güncel değerini etkiler. Dosyanın hangi rejime tabi olduğunun belirlenmesi, talep edilecek tutar hesaplanmadan önce yapılması gereken ilk iştir.

Somut dosyadaki süreler ve talep kalemleri, kaza tarihi ve davalıların kimliği belli olduğunda netleşir. Büromuzun iletişim bilgileri iletişim sayfasında, yüz yüze görüşmenin mümkün olmadığı durumlar için uzaktan görüşme seçeneği online danışmanlık sayfasında yer alır. Yalova ve çevresindeki dosyalara ilişkin bölgesel bilgi Yalova tazminat avukatı sayfasındadır.

Bu konuyla ilgili yazılar

Tüm yazılar