Ödeme emri 2019 yılında tebliğ edilmiş, borçlu itiraz etmemiş, alacaklı ise o günden bu yana dosyaya tek bir talep vermemiş. Yıllar sonra borçlunun maaşına haciz yazısı geldiğinde ilk soru şudur: "Bu dosya düşmemiş miydi?" Aynı soruyu alacaklı da tersinden sorar: işlemsiz kalan dosya canlandırılabilir mi, yoksa alacak elden mi çıktı?
Uygulamada "dosya düştü" diye özetlenen durum, İcra ve İflas Kanunu (İİK) ile Türk Borçlar Kanunu (TBK) açısından birbirinden bağımsız üç ayrı kurumdur: haciz isteme hakkının düşmesi, haczin kalkması ve zamanaşımı. Her birinin süresi, başlangıç anı, ileri sürülme yolu ve sonucu farklıdır. "İcra dosyası on yılda düşer" genellemesi bu üç kurumu tek cümleye sıkıştırır ve çoğu dosyada yanlış sonuca götürür.
"Dosya düştü" cümlesi birbirinden ayrı üç hukuki sonucu karıştırır
İlk kurum, İİK m.78'deki haciz isteme süresidir. Ödeme emrinin tebliğinden itibaren bir yıl içinde haciz istenmezse kanunun deyişiyle "haciz istemek hakkı düşer" ve dosya işlemden kaldırılır. Burada sona eren alacak değil, o takipte haciz isteme imkânıdır; alacaklı yenileme talebiyle dosyayı yeniden işler hâle getirebilir.
İkinci kurum, belirli bir mal üzerindeki haczin kalkmasıdır (İİK m.106 ve m.110). Haczedilen malın satışı kanuni süre içinde istenmezse o mal üzerindeki haciz kendiliğinden ortadan kalkar. Borç da takip de ayakta kalır; yalnızca o malın üzerindeki haciz gider ve alacaklının o mal üzerindeki sırası kaybolur.
Üçüncü kurum zamanaşımıdır. Zamanaşımı alacağın kendisine ilişkindir ve dolduğunda borç ortadan kalkmaz, eksik borca dönüşür; borçlu bunu ileri sürerse cebri icra durur. İlama dayanan takipte süre İİK m.39'dan, ilama dayanmayan takipte alacağın tabi olduğu kanuni süreden gelir.
| Kurum | Dayanak | Süre ve başlangıç | Sonuç |
|---|---|---|---|
| Haciz isteme hakkının düşmesi | İİK m.78/2 ve m.78/4 | Ödeme emrinin tebliğinden itibaren 1 yıl | Dosya işlemden kaldırılır; yenileme ile canlanır |
| Haczin kalkması | İİK m.106 ve m.110 | Hacizden itibaren 1 yıl (7343 öncesi hacizlerde taşınırda 6 ay, taşınmazda 1 yıl) | O mal üzerindeki haciz kalkar; takip sürer |
| Takip içinde zamanaşımı | İİK m.39, TBK m.146 vd., TTK m.749 ve m.814 | İlamlı takipte son işlemden 10 yıl; diğerlerinde alacağın kendi süresi | Borçlu ileri sürerse icra geri bırakılır |
Bu üç kurumun hiçbiri, kanun anlamında takibin sona ermesi değildir. Bir icra takibi alacağın tamamen tahsil edilmesi, alacaklının takipten feragat etmesi, icra mahkemesince takibin iptal edilmesi ya da icranın geri bırakılmasına ilişkin kararın kesinleşmesiyle son bulur. İşlemden kaldırılmış bir dosya fiilen hareketsiz görünse bile hukuken askıdadır ve yenileme talebiyle yeniden işler hâle gelir. Borçlunun dosyanın sonlandığından emin olabilmesi için bu sona erme sebeplerinden birinin dosyada yer alması gerekir.
Tablo, dosyanın hangi aşamada olduğuna göre okunmalıdır. Kesinleşmeden önceki aşamada gündemde olan konu alacağın takipten önce zamanaşımına uğrayıp uğramadığıdır; kesinleşmeden sonra ise haciz, satış ve takip içi zamanaşımı süreleri birlikte işlemeye başlar.
Haciz isteme süresi bir yıldır; kaçırılırsa dosya işlemden kalkar, takip ortadan kalkmaz
Kanun kuralı m.78/2'de tek cümleyle koyar: "Haciz istemek hakkı, ödeme emrinin tebliği tarihinden itibaren bir sene geçmekle düşer." Aynı fıkra iki istisna sayar. İtiraz veya dava hâlinde bunların başlangıcından hükmün kesinleşmesine kadar geçen zaman hesaba katılmaz; alacaklı ile borçlunun icra dairesinde taksit sözleşmesi yapması hâlinde de sözleşmenin ihlaline kadar geçen süre sayılmaz.
İtiraz edilmiş takipte bu istisnanın önemi büyüktür. Borçlu ödeme emrine yedi gün içinde itiraz ettiğinde (İİK m.62) takip durur; alacaklı itirazın kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davası açabilir (İİK m.67) ya da elinde gerekli belge varsa altı ay içinde icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasını isteyebilir (İİK m.68). Bu davaların sürdüğü dönem haciz isteme süresine eklenmez. İtirazın iptali davasının süresi, ispat yükü ve inkâr tazminatı itirazın iptali davası ve icra inkâr tazminatı yazısında ayrıntılı olarak ele alınmıştır.
Süre kaçırıldığında kanunun öngördüğü sonuç "takibin düşmesi" değildir. Dördüncü fıkraya göre haciz talebi kanuni süre içinde yapılmaz ya da geri alındıktan sonra bu süre içinde yenilenmezse "dosya muameleden kaldırılır." Takip talebi, ödeme emri ve kesinleşme yerinde durur. Alacaklı bir yenileme talebi verir; yeniden haciz isteyebilmesi bu talebin borçluya tebliğine bağlıdır (m.78/5). İlama dayanmayan takiplerde yenileme talebi üzerine yeniden harç alınır, ilamlı takiplerde alınmaz; yenileme masraf ve harçları borçluya yüklenemez.
İhtiyati haczin bulunduğu dosyalarda bu kuralın nasıl uygulanacağını Yargıtay 12. Hukuk Dairesi açıklamıştır. Daire, E. 2022/9390, K. 2023/2142, 29 Mart 2023 tarihli kararında, tatbik edilen ihtiyati hacizlerin ödeme emrinin tebliği ve ödeme süresinin geçmesiyle kesin hacze dönüştüğünü, bu durumda haciz isteme hakkının düştüğünden söz edilemeyeceğini ve dosyanın haciz istenmediği gerekçesiyle işlemden kaldırılamayacağını belirtmiştir. İhtiyati haciz uygulatmış alacaklı yönünden bir yıllık sürenin hesabı bu nedenle farklı yapılır; ihtiyati haczin şartları ve itiraz yolu ihtiyati haciz yazısında anlatılmıştır.
Bir yıllık sürenin dolması alacaklıyı hak kaybına uğratmaz, ama iki maliyet doğurur. İlki zaman kaybıdır: yenileme talebi borçluya tebliğ edilmeden haciz yapılamaz ve bu arada borçlunun mal varlığında değişiklik olabilir. İkincisi harçtır: ilamsız takiplerde yenileme harcı alacaklının üzerinde kalır. Uygulamada sık karşılaştığımız durum, yenileme talebinin tebliğini beklemeden haciz yazısı çıkartılmasıdır; bu şekilde konulan haciz şikâyet yoluyla iptal ettirilebilir.
Satış bir yıl içinde istenmezse haciz kalkar, takip ise devam eder
Malın haczinden sonra ikinci saat işlemeye başlar. Madde 106/1'in bugünkü metni şöyledir: "Alacaklı veya borçlu, hacizden itibaren bir yıl içinde haczolunan malın satışını isteyebilir." Borçlunun üçüncü kişilerdeki alacağı da aynı hükme tabidir. Bir yıl içinde satışı istenmiş ama artırmada satılamamış mal bakımından süre, satış isteyen alacaklı yönünden bir yıl daha uzar (m.106/2).
Süre, 24 Kasım 2021 tarihli ve 7343 sayılı Kanun'la değişmiştir. Önceki metin taşınırda hacizden itibaren altı ay, taşınmazda bir yıl öngörüyordu. 7343 sayılı Kanun'un İİK'ya eklediği geçici m.18, yeni sürelerin il il kademeli uygulanacağını ve geçiş tarihinden önce haczedilen mallar hakkında değişiklikten önceki hükümlerin uygulanmaya devam edeceğini düzenler. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi E. 2026/5213, K. 2026/5004, 1 Temmuz 2026 tarihli kararında, 2021 yılında haczedilen taşınır mallar için haciz tarihinde yürürlükte olan altı aylık süreyi uygulamıştır. Eski bir dosyada satış süresi hesaplanırken ilk bakılacak tarih bu yüzden haczin konulduğu gündür.
Satış talebi yalnız dilekçeyle tamamlanmaz. Kanun, satış talebiyle birlikte kıymet takdiri ve satış giderlerinin tamamının peşin yatırılmasını zorunlu tutar; sicile kayıtlı motorlu araçlarda muhafaza gideri de birlikte yatırılır (m.106/3-4). Giderler yatırılmazsa "satış talebi vaki olmamış sayılır" (m.106/5). Aynı kararda Daire, masrafı yatırılmadan verilen satış talebinin usulüne uygun talep sayılmadığını, istihkak davası süresince satış isteme süresinin işlemediğini ve süresinde satış istenmediği için haczi düşmüş mallar üzerinde yapılan ihalenin feshi gerektiğini kabul etmiştir.
Sürenin sonucu İİK m.110/1'de yazılıdır: satış kanuni süre içinde istenmez ya da talep geri alınıp süre içinde yenilenmezse "o mal üzerindeki haciz kalkar." Satış talebi yalnız bir kez geri alınabilir. Resmî sicile kayıtlı malda haczin kalktığı tespit edildiğinde sicil müdürlüğü şerhi terkin eder (m.110/2); haczin kalkmasına yol açan alacaklı da o mala yönelik haciz ve muhafaza giderlerinden sorumlu olur (m.110/3).
Bir yıllık satış isteme süresi yalnız taşınır ve taşınmazlarla sınırlı değildir. Kanun bunu açıkça yazar: "Borçlunun üçüncü şahıslardaki alacağı da bu hükme tabidir" der. Bankadaki mevduata, ticari alacağa ya da kira gelirine haciz ihbarnamesiyle konulan hacizlerde de alacaklının süreyi izlemesi ve haczedilen alacağın icra dairesine ödenmesini sağlayacak işlemleri zamanında yapması gerekir. Üçüncü kişiye gönderilen haciz ihbarnamesinin hükümleri ve üçüncü kişinin itiraz yolu haciz ihbarnamesine itiraz yazısında açıklanmıştır.
Haczin kalkması takibi sona erdirmez. Alacaklı, haciz isteme süresi içinde ya da yenileme sonrasında aynı mala yeniden haciz koydurabilir; ancak bu yeni haciz, aradaki dönemde başka alacaklıların koydurduğu hacizlerin sırasını geriden izler. Uygulamada önemli kayıp genellikle buradadır: sıra cetvelinde ön sırada olan alacaklı, satış süresini kaçırdığında sıranın gerisine düşer.
Takip içinde zamanaşımı alacağın ve belgenin türüne göre işler
Zamanaşımı icra takibiyle kesilir (TBK m.154/2). Kesilmeden sonra sürenin nasıl işleyeceğini TBK m.157/2 belirler: "Zamanaşımı, icra takibiyle kesilmişse, alacağın takibine ilişkin her işlemden sonra yeniden işlemeye başlar." Yeni süre, alacağın tabi olduğu süredir (TBK m.156/1). Dosya işlemsiz kaldığında saat son takip işleminden itibaren yeniden işler ve alacağın kendi süresi dolduğunda zamanaşımı gerçekleşir.
İlama dayanan takiplerde kanun özel bir kural koyar. Madde 39/1'e göre "İlama müstenit takip, son muamele üzerinden on sene geçmekle zamanaşımına uğrar." Mahkeme ya da hakem kararına bağlanan borçlarda yeni süre de on yıldır (TBK m.156/2). Noter senedine dayanan takip ise senedin niteliğine göre Borçlar ya da Ticaret Kanunu'ndaki sürelere tabidir (İİK m.39/2).
İlama dayanmayan takipte süre alacağın türüne göre belirlenir. Kanunda aksine hüküm yoksa her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir (TBK m.146); kira bedelleri, anapara faizleri ve ücret gibi dönemsel edimler ile TBK m.147'de sayılan diğer alacaklar beş yıllık süreye bağlıdır. Kira alacağı için başlatılmış bir takip beş yıl, bir ödünç alacağı için başlatılmış takip on yıl işlemsiz kalırsa zamanaşımı tartışması doğar.
Kambiyo senetlerinde süreler daha kısadır. Bonoda düzenleyene karşı istemler vadeden itibaren üç yılda zamanaşımına uğrar (TTK m.749/1, m.778 göndermesiyle); hamilin cirantalara karşı istemleri için protesto ya da vade tarihinden itibaren bir yıllık süre öngörülmüştür (TTK m.749/2). Çekte hamilin başvurma hakları ibraz süresinin bitiminden itibaren üç yılda zamanaşımına uğrar (TTK m.814/1). Kambiyo senetlerine ait diğer süreler ve senet türleri arasındaki farklar çek ve senet hukuku sayfasında tablo hâlinde yer alır.
Bu kısa süreler takip kesinleştikten sonra da önem taşır. Aynı Daire, E. 2025/6923, K. 2025/8138, 11 Aralık 2025 tarihli kararında, bonoya dayalı ve 2016'da kesinleşmiş bir takipte alacağın bir kısmının 2019'da devredildiğini, devralan alacaklının devir tarihinden sonra takibi ilerletici ve zamanaşımını kesen bir talebinin bulunmadığını tespit ederek bonoya ilişkin üç yıllık sürenin dolduğunu kabul etmiştir. Kesinleşmiş bir kambiyo takibinin üç yıl işlemsiz kalması, kesinleşmeden sonra doğan zamanaşımı itirazına zemin hazırlar.
Aciz vesikasıyla sonuçlanan takiplerde ayrı bir kural vardır. Kanunun 143. maddesine göre aciz vesikasına bağlanan borç, borçluya karşı vesikanın düzenlenmesinden itibaren yirmi yıl geçmekle zamanaşımına uğrar; borçlunun mirasçıları ise mirasın açılmasından itibaren bir yıl içinde alacak aranmamışsa zamanaşımını ileri sürebilir. Alacaklı vesikayı aldığı tarihten itibaren bir yıl içinde takibe girişirse yeniden ödeme emri tebliğine gerek yoktur.
Zamanaşımını kesen işlem, takibi ilerleten işlemdir
Bu uyuşmazlıkların merkezinde tek bir soru yer alır: dosyadaki hangi işlem süreyi yeniden başlatır? TBK m.157/2 "alacağın takibine ilişkin her işlem" ifadesini kullanır. Yüksek mahkeme bu ifadeyi alacaklının takibi ilerletmeye yönelik işlemleri olarak anlamaktadır; dosyada bir kaydın bulunması tek başına yeterli görülmez.
Daire, E. 2022/10496, K. 2023/3032, 4 Mayıs 2023 tarihli kararında bölge adliye mahkemesinin değerlendirmesini onamıştır. Bölge adliye mahkemesi (BAM), takibin kesinleşmesinden sonra alacaklının muhtelif tarihlerde borçlunun mal varlığının haczi ve sorgulanması taleplerinde bulunduğunu, masraf yatırdığını ve bu işlemler arasında üç yıllık sürenin dolmadığını tespit ederek zamanaşımı şikâyetini reddetmişti. Böylece haciz talebi, mal varlığı sorgusu ve bunlara bağlı masraf, takibi ilerleten işlem olarak kabul edilmiştir.
Kimin yaptığı da önemlidir. Yukarıda anılan 2025/8138 sayılı kararda alacaklı ile alacağın bir kısmını devralan kişinin vekili aynıydı ve talepler yalnız devreden alacaklı adına yapılmıştı. Daire, aynı vekilin devreden adına takip işlemi yapmasının, devralan yönünden de takip işlemi yapıldığı anlamına gelmediğini vurgulamıştır. Alacak temliki olan dosyalarda her alacaklının kendi payı için süreyi ayrı ayrı izlemesi gerekir.
Zamanaşımının kesilmesi birlikte borçlulara da etkilidir. TBK m.155'e göre müteselsil borçlulardan birine karşı kesilen zamanaşımı diğerlerine karşı da kesilmiş olur; asıl borçluya karşı kesilen zamanaşımı kefile karşı da kesilir, ancak kefile karşı kesilmesi asıl borçlu yönünden sonuç doğurmaz. Kambiyo senetlerinde ise TTK m.751 zamanaşımını kesen işlemin yalnız hakkında yapıldığı kişiye karşı sonuç doğuracağını öngörür; bu fark, birden çok imza borçlusu bulunan senet takiplerinde ayrı hesap yapılmasını gerektirir.
Taksit sözleşmesi ve kısmi ödeme sürelerin hesabını değiştirir
Borçlunun icra dairesinde taksitle ödeme taahhüdünde bulunması ya da alacaklıyla taksit sözleşmesi yapması, üç ayrı süreyi aynı anda etkiler. Haciz isteme süresi bakımından İİK m.78/2, taksit sözleşmesinin ihlaline kadar geçen zamanın bir yıllık süreye katılmayacağını öngörür. Satış isteme süresi bakımından İİK m.111/3, icra dairesinde yapılan taksit sözleşmesi ya da sözleşmelerinin devamı süresince m.106'daki sürelerin işlemeyeceğini düzenler; ancak sözleşmelerin toplam süresi on yılı aşarsa süreler aştığı tarihten itibaren kaldığı yerden işlemeye başlar.
Taksitlerden biri zamanında ödenmezse icra işlemleri ve süreler kaldığı yerden devam eder (İİK m.111/4). Uygulamada sık karşılaştığımız güçlük, ihlalin hangi gün gerçekleştiğinin dosyada kayıt altına alınmamasıdır. Taksit sözleşmesinin ihlal tarihi hem haciz isteme süresinin hem satış isteme süresinin yeniden işlemeye başladığı tarih olduğundan, alacaklının ihlali öğrenir öğrenmez dosyaya bildirmesi ve bir sonraki işlemi bu tarihe göre planlaması gerekir.
Zamanaşımı bakımından sonuç TBK m.154/1'den çıkar: borçlu borcu ikrar etmişse, özellikle faiz ödemiş ya da kısmen ifada bulunmuşsa zamanaşımı kesilir. İcra dairesinde imzalanan taksit tutanağı ve dosyaya yapılan her kısmi ödeme borcun ikrarı niteliğindedir; bu tarihten itibaren yeni süre işlemeye başlar. Borç bir senetle ikrar edilmişse yeni süre on yıldır (TBK m.156/2). Zamanaşımına uğramış bir borcun ifasından kaynaklanan zenginleşme ise geri istenemez (TBK m.78/2); zamanaşımı borcu sona erdirmez, yalnız borçluya ödemekten kaçınma imkânı verir.
Borçlu yönünden bu kuralların pratik karşılığı şudur: eski bir dosyada taksitle ödeme önerisi, zamanaşımı itirazının mümkün olup olmadığı belirlenmeden imzalanmamalıdır. TBK m.160 zamanaşımından yalnız önceden feragati yasaklar; süre dolduktan sonra imzalanan bir taksit tutanağı, borçlunun ileri sürebileceği zamanaşımı savunmasını tartışmalı hâle getirebilir. Alacaklı yönünden ise taksit dönemi, dosyanın takvimine ayrı bir başlangıç ve bitiş tarihi olarak işlenmelidir.
Borçlu zamanaşımını takibin aşamasına göre farklı mercilerde ileri sürer
Zamanaşımı kendiliğinden gözetilmez. TBK m.161 açıktır: "Zamanaşımı ileri sürülmedikçe, hâkim bunu kendiliğinden göz önüne alamaz." İcra müdürü de zamanaşımına dayanarak dosyayı kendiliğinden kapatamaz. Borçlunun bu savunmayı doğru aşamada ve doğru mercide ileri sürmesi gerekir.
Genel haciz yoluyla ilamsız takipte, alacağın takipten önce zamanaşımına uğradığı iddiası ödeme emrine itiraz kapsamında ileri sürülür; itiraz, tebliğden itibaren yedi gün içinde icra dairesine yapılır (İİK m.62). Kambiyo senetlerine özgü takipte borçlu, alacağın zamanaşımına uğradığını ödeme emrinin tebliğinden itibaren beş gün içinde icra mahkemesine bildirir (İİK m.168/5). İcra hâkimi bu itirazı senetteki tarihe göre değerlendirir; alacaklı zamanaşımının kesildiğini ya da durduğunu resmî ya da imzası ikrar edilmiş bir belgeyle ispat edemezse itiraz kabul edilir (İİK m.169/a). İtirazın şekli ve süreleri icra takibine itiraz yazısında ayrıntılı olarak açıklanmıştır.
İlamlı takipte borçlu, icra emrinin tebliği üzerine yedi gün içinde icra mahkemesine başvurarak borcun zamanaşımına uğradığını ileri sürebilir (İİK m.33/1). İcra emrinin tebliğinden sonraki dönemde gerçekleşen zamanaşımına dayanan geri bırakma isteklerini kanun m.33/2'de "her zaman" yapılabilir saymıştır. İcra mahkemesi ilamın zamanaşımına uğradığı ya da zamanaşımının kesildiği iddialarını resmî belgelere dayanarak inceler (İİK m.33/a).
Kesinleşmeden sonra dolan zamanaşımı için yol İİK m.71/2'dir: borçlu, takibin kesinleşmesinden sonraki dönemde borcun zamanaşımına uğradığını ileri sürerse m.33/a hükmü kıyasen uygulanır. İcra mahkemesi icranın geri bırakılmasına karar verirse alacaklı, bu kararın kesinleştiğinin kendisine tebliğinden sonra yedi gün içinde genel mahkemede zamanaşımının gerçekleşmediğini ispat için dava açabilir; açmazsa zamanaşımı hususu kesin hüküm oluşturur (m.33/a-2). Bu dar süre, alacaklı yönünden dosyanın takvimine eklenmesi gereken en kritik tarihlerden biridir.
İcra mahkemesindeki inceleme belgeye dayalı ve sınırlıdır. Zamanaşımının başladığı ya da kesildiği tarihler tartışmalıysa borçlu genel mahkemede borçlu olmadığının tespitini isteyebilir. Zamanaşımına dayalı menfi tespit talebinin şartları ve teminat sorunu menfi tespit davası yazısında ele alınmıştır.
Haczin kalktığı ya da yenileme yapılmadığı şikâyet yoluyla icra mahkemesine taşınır
Zamanaşımından farklı olarak haciz ve satış süreleri icra dairesince kendiliğinden gözetilir. Daire, 2026/5004 sayılı kararında satış talebinin kanuni süre içinde olup olmadığının icra müdürünce re'sen gözetilmesi ve süre geçmişse talebin reddedilmesi gerektiğini belirtmiştir. Müdürlük bunu gözetmeden işlem yaparsa, bu işleme karşı yol İİK m.16'daki şikâyettir.
Şikâyet, işlemin öğrenildiği tarihten itibaren yedi gün içinde yapılır (İİK m.16/1). Bir hakkın yerine getirilmemesi ya da sebepsiz sürüncemede bırakılması hâlinde ise süre sınırı yoktur (m.16/2). Borçlu yönünden tipik şikâyet konuları şunlardır:
- işlemden kaldırılmış bir dosyada yenileme talebi tebliğ edilmeden konulan haciz,
- satış isteme süresi geçmiş, dolayısıyla haczi kalkmış bir mal için verilen satış kararı ya da yapılan ihale,
- satış giderleri peşin yatırılmadığı için vaki olmamış sayılması gereken bir talebe dayanılarak sürdürülen satış hazırlıkları,
- haczi kalkmış bir taşınmaz ya da araç üzerinde terkin edilmeyen sicil şerhi.
İhale yapılmışsa uyuşmazlık ihalenin feshi davasına dönüşür. 2026/5004 sayılı kararda Daire, süresinde satış istenmediği için hacizleri düşmüş menkuller üzerinde ihale yapılamayacağını ve ihalenin feshi gerektiğini kabul etmiştir. Haczin kalktığını öğrenen borçlunun, ihaleyi beklemeden şikâyet yoluna başvurması sonraki aşamalarda doğabilecek uyuşmazlığı küçültür.
"İcra dosyası on yılda düşer" genellemesi hangi dosyada yanlış sonuç verir
On yıl, İİK m.39 bakımından ilama dayanan takipler ve TBK m.146 bakımından genel alacaklar için doğru bir süredir. Bonoya ya da çeke dayanan takiplerde üç yıllık süre, kira ve ücret gibi dönemsel alacaklarda beş yıllık süre, aciz vesikasına bağlanmış borçta yirmi yıllık süre söz konusudur. Tek bir sayı ezberlemek, kambiyo takibinde borçluyu zamanaşımını ileri sürmekten alıkoyar, aciz vesikalı bir dosyada ise alacağın sona erdiği yanılgısına yol açar. Noter senedine dayanan takiplerde de İİK m.39/2 süreyi senedin niteliğine bağladığından, iki noter senedi içerdikleri borcun niteliğine göre farklı sürelere tabi olabilir.
Genellemenin ikinci hatası başlangıç anıdır. Süre, ödeme emrinin tebliğinden ya da takip tarihinden değil, son takip işleminden itibaren hesaplanır. Ödeme emri on beş yıl önce tebliğ edilmiş bir dosyada iki yıl önce haciz talebinde bulunulmuşsa ilamlı takip yönünden zamanaşımı dolmamıştır; buna karşılık ödeme emri dört yıl önce tebliğ edilmiş bir bono takibinde üç yıl boyunca takibi ilerleten bir işlem yapılmamışsa süre dolmuş olabilir.
Üçüncü hata sonuçla ilgilidir: haciz isteme süresinin dolması ya da haczin kalkması alacağı sona erdirmez, zamanaşımı ise ileri sürülmedikçe hiçbir sonuç doğurmaz. "Dosya düştü" diyerek beklemeye geçen borçlu, alacaklının yenileme talebiyle karşılaşabilir; "dosya yaşıyor" diyerek bekleyen alacaklı ise takibi ilerletmeyen yıllar sonunda zamanaşımı itirazıyla karşılaşabilir.
Eski bir icra dosyasında ilk bakılacak beş tarih
Yıllar önce açılmış bir dosyanın hangi durumda olduğu, takip dosyasının safahatından şu beş tarih çıkarılarak belirlenir:
- Ödeme ya da icra emrinin tebliğ tarihi: haciz isteme süresinin başlangıcıdır; itiraz, dava ve taksit sözleşmesi dönemleri bu süreden düşülür.
- İlk haciz talebinin tarihi: bir yıl içinde yapılmamışsa dosyanın işlemden kaldırılmış olması ve yenileme gerekip gerekmediği bu tarihe göre anlaşılır.
- Her haczin konulduğu tarih: satış isteme süresi mal bazında bu tarihten işler; 7343 sayılı Kanun'a geçişten önce konulmuş hacizlerde eski süreler uygulanır.
- Son takibi ilerletici işlemin tarihi: zamanaşımı bu tarihten itibaren yeniden işler; alacak temlik edilmişse her alacaklı için ayrı ayrı belirlenir.
- Alacağın ve takip dayanağının türü: ilam, bono, çek, kira ya da genel alacak; zamanaşımı süresi bu niteliğe göre değişir.
Bu tarihler UYAP safahatından okunabilir; ancak masraf yatırma tarihleri, tebliğ mazbataları ve taleplerin kimin adına verildiği fiziki ya da taranmış evraktan teyit edilmelidir. Daire, E. 2025/2117, K. 2025/5170, 3 Temmuz 2025 tarihli kararında, fiziki dosyası kaybolmuş bir takipte UYAP kayıtlarına dayanılarak zamanaşımı şikâyeti hakkında karar verilmesi eksik inceleme sayılmış ve dosyanın önce ihya edilmesi gerektiği belirtilmiştir. Yalova'daki icra dairelerinde yürüyen takiplerin aşamaları ve icra mahkemesi süreçleri Yalova icra hukuku sayfasında özetlenmiştir.
Sık Sorulan Sorular
Bir yıl haciz istenmeyen icra dosyası kendiliğinden kapanır mı?
Dosya kapanmaz, İİK m.78/4 uyarınca işlemden kaldırılır; takip talebi, ödeme emri ve kesinleşme geçerliliğini korur. Alacaklı yenileme talebinde bulunur ve bu talep borçluya tebliğ edildikten sonra yeniden haciz isteyebilir; ilama dayanmayan takiplerde yenileme için yeniden harç ödenir.
İcra dosyası işlemsiz kaldığında zamanaşımı ne zaman dolar?
Süre son takibi ilerletici işlemden itibaren yeniden işler ve alacağın kendi zamanaşımı süresi dolduğunda gerçekleşir. İlamlı takipte bu süre on yıl, bonoya dayalı takipte düzenleyene karşı üç yıl, kira ve ücret gibi dönemsel alacaklarda beş yıldır. Borçlu ileri sürmedikçe zamanaşımı hiçbir mercice kendiliğinden gözetilmez.
Haczi kalkan mala yeniden haciz konulabilir mi?
Alacaklı, takip devam ettiğinden haciz isteme hakkı sürdüğü ya da dosya yenilendiği sürece aynı mala yeniden haciz koydurabilir. Yeni haciz, aradaki dönemde başka alacaklıların koydurduğu hacizlerden sonra sıra alır. Haczin kalkmasına yol açan alacaklı, ilk hacze ilişkin haciz ve muhafaza giderlerinden de sorumlu olur (İİK m.110/3).
Borçlu zamanaşımı itirazını kaçırdıysa sonradan ileri sürebilir mi?
Takipten önce dolmuş zamanaşımı için itiraz süreleri kaçırılmışsa, borçlunun genel mahkemede menfi tespit davası açma imkânı vardır (İİK m.72). Kesinleşmeden sonra dolan zamanaşımı ise ayrı bir sebeptir ve İİK m.71/2 ile m.33/a uyarınca icra mahkemesinde ileri sürülür. Hangi yolun açık olduğu, sürenin dolduğu tarihin kesinleşmeden önce mi sonra mı olduğuna bağlıdır.
Dosyaya vekâletname sunulması ya da dosyanın incelenmesi zamanaşımını keser mi?
TBK m.157/2'deki "alacağın takibine ilişkin işlem" ölçütü Yargıtay tarafından takibi ilerletme amacına bağlanmaktadır. Haciz ve mal varlığı sorgusu talepleri ile bunlara ilişkin masrafın yatırılması bu nitelikte kabul edilmiştir. Takibi ilerletmeyen kayıtların süreyi yeniden başlatıp başlatmadığı her dosyada işlemin içeriğine göre ayrıca değerlendirilir.
Satış masrafı yatırılmadan verilen satış talebi süreyi korur mu?
Kıymet takdiri ve satış giderleri talep ile birlikte peşin yatırılmazsa satış talebi vaki olmamış sayılır (İİK m.106/5). Yüksek mahkeme de masrafı yatırılmadan verilen talebi usulüne uygun satış talebi saymamış, masrafın süre geçtikten sonra yatırıldığı durumda haczin kalktığını kabul etmiştir. Süreyi koruyan, giderleriyle birlikte yapılmış taleptir.
İlamlı takipte dosya yenilenirken yeniden harç ödenir mi?
Kanun, m.78/5'te yenileme talebi üzerine yeniden harç alınmasını yalnız ilama dayanmayan takiplerle sınırlamıştır. İlama dayanan takipte yenileme harcı alınmaz; tebligat gibi yenilemenin gerektirdiği masraflar ise talep eden alacaklı tarafından karşılanır. Kanun yenileme masraf ve harçlarının borçluya yüklenemeyeceğini ayrıca hükme bağlamıştır.
Alacak başkasına devredildiğinde zamanaşımı kimin işlemine göre hesaplanır?
Devralan alacaklı, devraldığı kısım için takibi kendisi ilerletmek zorundadır. Yargıtay, aynı vekilin devreden alacaklı adına yaptığı işlemlerin devralan alacaklı yönünden takip işlemi sayılmayacağını kabul etmiştir. Temlik tarihinden sonra devralan adına takibi ilerleten bir talep yapılmamışsa, devredilen kısım için zamanaşımı ayrıca dolabilir.
Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır; her dosya kendi olgularıyla değerlendirilir.
Bu konuyla ilgili emsal kararlar

Haciz Üçüncü Kişi Şirketin Adresinde Yapıldıysa Organik Bağı Kim İspatlar?
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 01.04.2026

Borçlunun Babasına Yaptığı Devir: Tasarrufun İptalinde Akrabalık Karinesi Nasıl İşler?
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, 11.02.2025

Menfi Tespit Davasında İspat Yükü Kimde? Senetli ve Senetsiz Borçta Fark
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 10.06.2024
Bu konuyla ilgili yazılar

İstihkak Davası: Başkasının Borcu İçin Haczedilen Eşyayı Kurtarmak (İİK 96-99)
3 Ekim 2026, 17 dk okuma

Maaş Haczi ve Haczedilemeyen Mallar: Maaşın Ne Kadarı Haczedilir, Neye Dokunulamaz?
26 Eylül 2026, 17 dk okuma

Tasarrufun İptali Davası (İİK 277): Borçlunun Mal Kaçırmasına Karşı Alacaklının Yolu
26 Eylül 2026, 19 dk okuma

