İlme Hukuk Logo
İLMEHUKUK BÜROSU
İLME HUKUK BÜROSU
Hemen AraRandevu Al
Bir ofis rafında yan yana dizilmiş, sırtları etiketli dosya klasörleri

İİK 89 Haciz İhbarnamesine İtiraz: 7 Günlük Süre ve Sonuçları

Borçluya borcu olan üçüncü kişiye gönderilen haciz ihbarnamesine yedi gün içinde itiraz edilmezse borç zimmette sayılır. Üç ihbarnamenin süreleri, itirazın biçimi, menfi tespit davası, yüzde yirmi tazminat ve gerçeğe aykırı beyanın yaptırımı İİK m.89 ve Yargıtay kararlarıyla açıklanır.

Yayın
23 Eylül 2026
Okuma süresi
17 dk
Hukuk alanı
İcra İflas
Av. Mesut İLME — Yalova Barosu

Av. Mesut İLME

Yalova Barosu, sicil 287

Yayın
23 Eylül 2026
17 dk
okuma

Bir şirketin muhasebe servisine icra dairesinden bir tebligat gelir: takip borçlusu olan tedarikçiye borç varsa bu borç artık yalnız icra dairesine ödenebilecek, tedarikçiye yapılacak ödeme geçerli sayılmayacaktır. Şirketin o tedarikçiyle bir yıldır iş ilişkisi yoktur ya da son faturayı iki ay önce kapatmıştır. Tebligat bir dosyanın arasına konur, yedi gün geçer ve birkaç hafta sonra ikinci bir yazı gelir: borç artık şirketin "zimmetinde sayılmaktadır."

İcra ve İflas Kanunu (İİK) m.89 ile düzenlenen haciz ihbarnamesi, alacaklının borçlunun kendisine değil, borçluya borcu olan ya da borçlunun malını elinde tutan üçüncü kişiye yönelttiği bir haciz aracıdır. Uygulamada "üçüncü şahıs haciz ihbarnamesi" ya da kısaca "89/1, 89/2, 89/3" diye anılan bu mekanizma, üçüncü kişiye kısa süreler tanır ve susmayı ağır bir sonuca bağlar. Yedi günlük süre geçtiğinde her şey bitmiş değildir; kanun üçüncü kişiye ikinci bir itiraz fırsatı, ardından menfi tespit davası ve son olarak geri isteme davası tanır. Hangi kapının hangi tarihte kapandığı ise ihbarnamenin sırasına ve tebliğ tarihine bağlıdır.

Haciz ihbarnamesi borçluya değil, borçlunun borçlusuna gönderilir

Kesinleşmiş bir icra takibinde alacaklı, borçlunun yalnız kendi elindeki mallarını değil, üçüncü kişilerdeki alacaklarını ve taşınır mallarını da haczettirebilir. Kanunun 89. maddesinin birinci fıkrasına göre hamiline yazılı olmayan veya ciro edilebilir bir senede bağlanmamış bir alacak ya da borçlunun üçüncü kişi elindeki taşınır malı haczedildiğinde icra memuru, borçlu olan gerçek veya tüzel kişiye bundan böyle borcunu ancak icra dairesine ödeyebileceğini ve takip borçlusuna yapılan ödemenin geçerli olmadığını bildirir. Mal söz konusuysa üçüncü kişiye, malı yalnız icra dairesine teslim edebileceği, borçluya vermemesi gerektiği ve aksi hâlde bedelini icra dairesine ödemek zorunda kalacağı ihtar edilir. Kanun bu bildirime açıkça "haciz ihbarnamesi" adını verir.

Tipik muhataplar bankalar, borçluya mal veya hizmet satın alan şirketler, borçlunun kiracıları, borçluya hakediş ödeyen işverenler ve borçlunun emtiasını depolayan işletmelerdir. İhbarnamenin gönderildiği kişi takibin tarafı değildir; alacaklı ile borçlu arasındaki uyuşmazlık hakkında bir şey bilmesi de gerekmez. Onu ilgilendiren tek soru, ihbarnamenin tebliğ edildiği gün borçluya karşı bir borcunun bulunup bulunmadığı ya da borçluya ait bir malın elinde olup olmadığıdır.

Hangi alacaklar ihbarnameyle haczedilebilir

Tebliğ anında mevcut olan alacakların yanında, borçlu ile üçüncü kişi arasında hâlihazırda kurulmuş bir hukuki ilişkiye dayanan ve ileride doğması muhtemel alacaklar da ihbarnameyle haczedilebilir. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi E. 2025/8860, K. 2026/1586, 5 Mart 2026 tarihli kararında bu ayrımı öğretiye atıfla tekrar etmiş; ayrıca alacaklının borçlu ile üçüncü kişi arasındaki ilişkiye yabancı olduğunu, borçlunun üçüncü kişideki alacağının tutarını bilmesinin güç olduğunu belirterek birinci ihbarnamede takip konusu alacağın gösterilmesini yeterli görmüştür. Süregelen bir kira, tedarik ya da hizmet sözleşmesi bu nedenle ihbarnamenin kapsamına girebilir; hiçbir ilişkinin bulunmadığı bir kişiye gönderilen ihbarname ise itiraz edilmedikçe yine de sonuç doğurmaya elverişlidir.

Haciz yazısı ile haciz ihbarnamesi aynı şey değildir

İcra dairesi bir bankaya ya da şirkete yalnızca "haciz konulmuştur" içerikli bir müzekkere de gönderebilir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. 2022/62, K. 2023/464, 17 Mayıs 2023 tarihli kararında, İİK m.89'daki koşulları taşımayan bir haciz yazısının anılan maddedeki sonuçları doğurmayacağını ve borcun bu yazıyla üçüncü kişinin zimmetinde sayılmayacağını açıklamıştır. Genel Kurul aynı kararda, m.89'daki usul tamamlanmadan birinci ihbarnameye itiraz edilmedi diye üçüncü kişiden muhtırayla para istenemeyeceğini de belirtmiştir. Gelen belgenin başlığı ve içeriği, hangi sürelerin işlediğini belirleyen ilk ölçüttür.

Üç ihbarname üç ayrı süre başlatır

Uygulamadaki "89/1, 89/2, 89/3" adları fıkra numarası değil, ihbarnamelerin sırasıdır. Birinci ihbarname maddenin birinci fıkrasında düzenlenir; ikinci ve üçüncü ihbarname ise aynı üçüncü fıkranın içinde yer alır. İcra ve İflas Kanunu Yönetmeliği m.42 birinci ihbarnamenin içeriğini (dosya numarası, üçüncü kişinin ve tarafların kimliği, alacak tutarı ile faiz ve giderler, haczin neye ilişkin olduğu ve hangi miktar için yapıldığı) sayar; m.43 ikinci ihbarnamede birinci ihbarnamenin tebliğ tarihinin ve itiraz edilmediği için borcun zimmette sayıldığının bildirileceğini öngörür.

AşamaDayanakSüreSüre geçerse
Birinci haciz ihbarnamesiİİK m.89/1-2Tebliğden itibaren 7 gün içinde itirazBorç zimmette, mal yedde sayılır; ikinci ihbarname gönderilebilir
İkinci haciz ihbarnamesiİİK m.89/3, 1. ve 2. cümleTebliğden itibaren 7 gün içinde itiraz ya da ödeme/teslimZimmette sayılma kesinleşir; üçüncü ihbarname gönderilebilir
Üçüncü haciz ihbarnamesiİİK m.89/3, 3.-5. cümle15 gün içinde ödeme/teslim ya da menfi tespit davası; davanın açıldığını gösteren belge bildirimden itibaren 20 gün içinde icra dairesineÜçüncü kişi hakkında cebri icraya geçilir

Kanun, birinci ihbarnamede maddenin ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarının da üçüncü kişiye bildirilmesini ister. Üçüncü kişi bu sayede hangi sebeplerle itiraz edebileceğini, susarsa ne olacağını ve gerçeğe aykırı beyanın yaptırımını ilk belgeden öğrenmiş sayılır.

Birinci ihbarnameye yedi gün içinde yapılan itiraz zinciri keser

Maddenin ikinci fıkrası, üçüncü kişinin ileri sürebileceği itiraz sebeplerini örnekleyerek sayar: borcu olmadığı, malın elinde bulunmadığı, ihbarnamenin tebliğinden önce borcun ödendiği veya malın tüketildiği ya da kusuru olmaksızın telef olduğu, malın borçluya ait olmadığı, malın kendisine rehnedildiği veya alacağın borçluya ya da onun gösterdiği yere verildiği. Madde bu hâllerde üçüncü kişinin durumu ihbarnamenin tebliğinden itibaren yedi gün içinde icra dairesine "yazılı veya sözlü olarak bildirmeye mecbur" olduğunu söyler.

Süresinde yapılan itirazın etkisi Genel Kurulun 17 Mayıs 2023 tarihli kararında açıkça ortaya konmuştur: üçüncü kişi birinci ihbarnameye yedi gün içinde itiraz ederse ikinci ihbarname gönderilemez ve istenen paranın üçüncü kişinin elinde sayılmasına imkân kalmaz. Alacaklı itirazın gerçeğe aykırı olduğunu düşünüyorsa önündeki yol artık ihbarname zinciri değil, İİK m.89/4'teki yargısal yoldur. İtirazın doğruluğu icra dairesinde değil, alacaklının başvurusu üzerine icra mahkemesinde tartışılır.

İtirazın biçimi ve içeriği

Kanun sözlü itirazı da kabul etse de ispat bakımından, icra dairesine sunulmuş ve tarih-sayı almış yazılı bir dilekçe ya da Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden verilen cevap tercih edilmelidir. Maddeye 7155 sayılı Kanunla eklenen fıkra, haciz ihbarnamelerinin bildiriminin ve bunlara verilecek cevapların güvenli elektronik imzayla UYAP ve ona entegre sistemler üzerinden yapılabileceğini, bu usulle yapılan bildirimin tebliğ yerine geçtiğini düzenler. Bankaların ihbarnamelere büyük ölçüde bu kanaldan cevap vermesinin dayanağı budur.

İtiraz dilekçesi kısa olabilir; önemli olan, kanunda sayılan sebeplerden hangisine dayanıldığının açıkça yazılmasıdır. "Takip borçlusuna borcumuz bulunmamaktadır" cümlesi temel itirazdır. Borç ihbarnameden önce ödenmişse ödeme tarihi ve yöntemi, mal üçüncü bir kişiye aitse malın maliki ve dayanak belge anılmalıdır. Kısmi borç varsa bu kısım açıkça kabul edilip kalan kısma itiraz edilmelidir; kabul edilen tutar icra dairesine ödenmediğinde o kısım yönünden ihbarname zinciri sürdürülebilir.

Tüzel kişilerde merkez ve şube

Yine m.89'un 6352 sayılı Kanunla değişik fıkrasına göre haciz ihbarnamesi, borçlunun hak ve alacaklarının bulunabileceği bir tüzel kişinin veya kuruluşun şubesine ya da tüm şubelerini kapsayacak şekilde merkezine tebliğ edilir. Merkeze tebliğ edilmişse merkez, tüm şubeleri veya birimlerini kapsayacak şekilde beyanda bulunmakla yükümlüdür. Çok şubeli bir şirketin genel müdürlüğüne gelen ihbarnameye yalnız merkez hesaplarına bakılarak cevap verilmesi bu yükümlülüğü karşılamaz. Üçüncü kişinin beyanı harç ve resme tabi değildir.

Süre kaçırıldığında borç zimmette sayılır, ama karine kesin değildir

Maddenin üçüncü fıkrasının ilk cümlesine göre üçüncü kişi yedi gün içinde itiraz etmezse "mal yedinde veya borç zimmetinde sayılır." Bu, üçüncü kişinin takip borçlusuna ihbarnamedeki tutar kadar borçlu olduğunu kabul etmiş sayılması demektir. İhbarnamenin masada unutulduğu dosyaların pek çoğunda sonuç bu cümleyle başlar.

Genel Kurul, 17 Mayıs 2023 tarihli kararında bu karinenin kesin olmadığını vurgulamıştır; çünkü üçüncü kişiye ikinci ihbarname gönderilir ve bu ihbarnamede kendisine yeniden yedi günlük itiraz süresi tanınır. Karara göre ikinci ihbarname, birinci ihbarnameyi tüm sonuçlarıyla tekrar eder ve itirazın yapılış biçimi birinci ihbarnamedekiyle aynıdır. İkinci ihbarnameye süresinde itiraz edilirse üçüncü ihbarname gönderilemez. İlk sürenin kaçırılması bu nedenle telafisi olmayan bir kayıp değildir; kaybedilen şey, ilk aşamada zinciri kesme fırsatıdır.

İkinci ihbarname: son idari itiraz fırsatı

İkinci ihbarnameyle üçüncü kişiye, birinci ihbarnameye süresinde itiraz etmediği için borcun zimmetinde veya malın yedinde sayıldığı bildirilir ve tebliğden itibaren yedi gün içinde ikinci fıkradaki sebeplerle itiraz etmesi, etmezse zimmetinde sayılan borcu icra dairesine ödemesi ya da malı teslim etmesi istenir. Bu süre de geçerse Genel Kurulun ifadesiyle borcun zimmette sayılması "kesinleşir." Uygulamada sık karşılaştığımız tablo, ilk ihbarnamenin kurum içinde yanlış birime gitmesi ve ikinci ihbarnamenin de aynı yolu izlemesidir; iki ayrı yedi günlük süre de bu şekilde geçer.

Bu riski azaltmanın yolu kurumsal bir teslim düzenidir. İcra dairelerinden gelen tebligatların tek bir birimde toplanması, tebliğ tarihinin aynı gün kayda geçirilmesi ve cevap sorumlusunun önceden belirlenmesi gerekir. Muhasebe, hukuk ve şube birimleri arasında dolaşan bir ihbarname için yedi gün kısa bir süredir; kayıt düzeni bulunmayan işletmelerde ikinci ihbarname çoğu zaman birincinin varlığının fark edildiği belge olur. Birden fazla takip dosyasından ihbarname alan şirketlerin her dosyayı ayrı bir süre olarak izlemesi de bu düzenin parçasıdır.

Üçüncü ihbarname: on beş gün ve menfi tespit davası

İkinci ihbarnameye de itiraz etmeyen ve zimmetinde sayılan borcu ödemeyen üçüncü kişiye, on beş gün içinde parayı icra dairesine ödemesi ya da malı teslim etmesi yahut bu süre içinde menfi tespit davası açması, aksi hâlde ödemeye zorlanacağı bildirilir. Bu bildirim üçüncü ihbarnamedir. On beş gün geçer ve ne ödeme ne dava olursa icra dairesi, zimmette sayılan borca yetecek miktarda üçüncü kişinin mal veya parasını haczedebilir. Takibin tarafı olmayan üçüncü kişi bu noktadan sonra borçlu gibi cebri icrayla karşılaşır.

İİK m.89/3 menfi tespit davası üçüncü kişinin son güvencesidir

Son ihbarnameyi alan üçüncü kişi, icra takibinin yapıldığı yer ya da kendi yerleşim yeri mahkemesinde menfi tespit davası açabilir. Davanın açıldığını gösteren belge, bildirimin yapıldığı tarihten itibaren yirmi gün içinde icra dairesine teslim edilirse üçüncü kişi hakkındaki cebri icra işlemleri, dava sonunda verilecek kararın kesinleşmesine kadar durur. Kanun ayrıca bu süre içinde İİK m.106'daki sürelerin işlemeyeceğini öngörür. Dava maktu harca tabidir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, birinci ve ikinci ihbarnameye itiraz etmemiş olmanın bu dava hakkını ortadan kaldırmadığını açıkça kabul etmektedir. 17 Mayıs 2023 tarihli kararda üçüncü kişinin açtığı menfi tespit davası kabul edilmiş, ilk derece mahkemesi ise davacının ihbarnamelere itiraz etmeyerek davaya sebebiyet verdiği gerekçesiyle yargılama giderlerini onun üzerinde bırakmıştı. Genel Kurul bu yaklaşımın Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m.326'ya aykırı olduğunu ve m.89/3'te açıkça tanınan dava hakkını kısıtlayacağını belirterek, davayı kazanan üçüncü kişi lehine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğine karar vermiştir. Kararın alacaklı açısından önemli bir notu vardır: alacaklı giderlerden kurtulmak istiyorsa ön inceleme duruşmasına kadar davayı tamamen ya da haklı olmadığını bildiği kısım yönünden kabul etmelidir.

Davalı takip alacaklısıdır

Menfi tespit davasının kime karşı açılacağı, sürenin kısalığı düşünüldüğünde ciddi bir usul riskidir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E. 2023/72, K. 2024/3681, 8 Mayıs 2024 tarihli kararında, üçüncü ihbarname üzerine yalnız takip borçlusuna karşı açılan davanın pasif husumet yokluğundan reddine ilişkin kararı onamıştır. Bölge adliye mahkemesinin Dairece benimsenen gerekçesine göre m.89/3 uyarınca açılan dava, üçüncü kişinin takip borçlusuna borcu bulunmadığının takip alacaklısına karşı tespitine yöneliktir. On beş günlük süre içinde yanlış kişiye yöneltilen dava, süresi geçtikten sonra yeniden açılamayabileceği için dilekçe hazırlanırken davalı sıfatı takip dosyasından kontrol edilmelidir.

İspat yükü ve yüzde yirmi tazminat

Bu davada üçüncü kişi, takip borçlusuna borçlu olmadığını ya da malın takip borçlusuna ait olmadığını ispatla yükümlüdür. Kanunun ispat yükünü açıkça davacı üçüncü kişiye yüklemesi, ticari defterlerin, cari hesap ekstrelerinin, ödeme dekontlarının ve sözleşme sona erme belgelerinin davaya hazır girmesini gerektirir. Davanın reddi hâlinde mahkeme, İİK m.89/3 uyarınca üçüncü kişiyi dava konusu şeyin yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkûm eder. Bu oran 6352 sayılı Kanunla yüzde kırktan yüzde yirmiye indirilmiştir.

Örnek vermek gerekirse 500.000 TL'lik ihbarname zinciri sonunda açılan menfi tespit davası reddedilirse üçüncü kişi zimmetinde sayılan tutarın yanında en az 100.000 TL tazminatla karşılaşır. Elindeki belgeler zayıf olan üçüncü kişi için dava açma kararı bu risk hesabıyla birlikte verilmelidir.

Tebligat usulsüzse yedi günlük süre başlamamış olabilir

İtiraz süresi ihbarnamenin tebliğiyle başladığı için usulsüz tebligat, üçüncü kişinin elindeki en güçlü usul itirazlarından biridir. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi E. 2025/4352, K. 2025/6989, 3 Kasım 2025 tarihli kararında, ticaret sicilindeki adresine gönderilen ihbarnamenin iadesinde tebliğ memurunun "taşınmış" ve "tanınmıyor" şerhlerinden hangisini seçtiğinin anlaşılamadığını, iki ayrı nüshada farklı işaretleme ve farklı komşu adı bulunduğunu tespit etmiştir. Daire bu iade işleminin usulsüz olduğunu, buna dayanılarak 7201 sayılı Tebligat Kanunu m.35/4 uyarınca yapılan tebligatların da usule uygun olmadığını kabul etmiş; üçüncü kişinin ihbarnameyi öğrendiği tarihin belirlenerek şikâyetin kabulü gerektiğine karar vermiştir. Karar oy çokluğuyla verilmiştir ve karşı oyda aynı tebligatların geçerli sayılması gerektiği savunulmuştur; tebligat itirazının sonucu bu nedenle olgulara sıkı biçimde bağlıdır.

Usulsüz tebligat ya da ihbarnamenin kanuni unsurlarını taşımaması, icra dairesi işlemine karşı İİK m.16 uyarınca icra mahkemesine şikâyet yoluyla ileri sürülür. Şikâyet süresi kural olarak işlemin öğrenildiği tarihten itibaren yedi gündür. İhbarnamenin içerik eksikliklerinin kamu düzenine ilişkin sayılıp süreye bağlı olmadığı yönünde kararlar bulunmakla birlikte, şikâyetin öğrenme tarihinden itibaren yedi gün içinde yapılması güvenli yoldur.

İçerik uyumsuzluğu ayrı bir şikâyet sebebidir

Birinci, ikinci ve üçüncü ihbarnamelerin tutarları ve haczin konusu birbirini izlemelidir. Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 5 Mart 2026 tarihli kararının konusu tam olarak buydu: üçüncü kişi, birinci ihbarnamede haczin hangi miktar için yapıldığının yazılmadığını ve sonraki ihbarnamelerdeki tutarların farklı olduğunu ileri sürmüştü. Daire çoğunluğu, takip konusu alacağın gösterilmesini yeterli bularak ikinci ihbarnameyi usulüne uygun saymış ve bölge adliye mahkemesi kararını bozmuştur. Karşı oy ise birinci ihbarnamedeki miktarın sonraki ihbarnamelerde artırılamayacağı görüşündedir. Karar oy çokluğuyla verildiğinden, benzer uyuşmazlıklarda ihbarnamelerin tutarları ve kalemleri yan yana konup karşılaştırılmalıdır.

Kusursuz engel ve ödenmiş paranın geri istenmesi

Maddenin beşinci fıkrası, üçüncü kişinin kusuru olmaksızın bir engel nedeniyle ihbarnameye süresinde itiraz edemediği hâlde İİK m.65'in uygulanacağını öngörür. Anılan maddeye göre gecikmiş itiraz, paraya çevirme işlemi bitinceye kadar yapılabilir; ancak engelin kalktığı günden itibaren üç gün içinde, mazereti gösteren delillerle birlikte itiraz ve sebeplerinin bildirilmesi gerekir. Mazeretin kabulüne icra mahkemesi karar verir. Ağır hastalık, doğal afet ya da benzeri beklenmedik olaylar bu kapsamda değerlendirilebilir; kurum içi yazışma aksaklığının kusursuz engel olarak kabul edilmesi ise güçtür.

Aynı fıkranın son cümlesi üçüncü kişiye son bir güvence tanır: "Her hâlde üçüncü şahıs, borçlu ile kötü niyetli alacaklıya karşı dava açarak ödemek zorunda kaldığı paranın veya teslim ettiği malın iadesini isteyebilir." Bu, ödeme yapıldıktan sonra açılabilecek bir geri isteme (istirdat) davasıdır ve iki ayrı hedefe yönelir. Takip borçlusuna karşı dava, gerçekte bulunmayan bir borç için yapılan ödemenin karşılığını ister. Alacaklıya karşı dava ise yalnız alacaklının kötü niyetli olduğu hâlde, yani üçüncü kişinin borçlu olmadığını bildiği hâlde zinciri sürdürdüğü durumda açılabilir. Kötü niyetin ispatı kolay değildir; üçüncü kişinin menfi tespit davasını süresinde açması, sonradan geri isteme davasına kalmaktan daha az riskli bir yoldur.

Gerçeğe aykırı itiraz ceza ve tazminat sorumluluğu doğurur

İhbarname sistemi, üçüncü kişinin sözüne dayanır. Kanun bu nedenle itirazın doğru olmasını ayrı bir yaptırıma bağlamıştır. İİK m.89/4'e göre üçüncü kişi ihbarnameye süresinde itiraz ederse alacaklı, verilen cevabın aksini icra mahkemesinde ispat ederek üçüncü kişinin İİK m.338/1 uyarınca cezalandırılmasını ve ayrıca tazminata mahkûm edilmesini isteyebilir. İcra mahkemesi tazminat talebini genel hükümlere göre çözer.

Anılan m.338/1, kanuna göre istenen beyanı gerçeğe aykırı biçimde yapan kişinin alacaklının şikâyeti üzerine üç aydan bir yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılacağını düzenler. Şikâyet hakkı İİK m.347 uyarınca fiilin öğrenildiği tarihten itibaren üç ay ve her durumda fiilin işlendiği tarihten itibaren bir yıl geçmekle düşer; yetkili mahkeme, m.348 gereği icra takibinin yapıldığı yerdeki icra mahkemesidir. Madde 89 ayrıca aynı hükmün görevi sebebiyle gerçeğe aykırı beyanda bulunan memurlar hakkında da uygulanacağını belirtir.

Alacaklı açısından bu yolun başarısı, borçlu ile üçüncü kişi arasındaki ilişkiyi gösteren belgelere ulaşabilmeye bağlıdır: faturalar, e-fatura kayıtları, banka hareketleri, borçlunun kendi ticari defterlerindeki cari hesap kayıtları ve borçlunun mal beyanında gösterdiği alacaklar bu delillerin başında gelir. Takibin kesinleşmesi ve borçlunun mal beyanı yükümlülüğü icra takibine itiraz yazısında ayrıca ele alınmaktadır; mal beyanında gösterilen bir alacağın üçüncü kişi tarafından inkâr edilmesi, gerçeğe aykırılığın ispatında güçlü bir başlangıç olur.

Malın tesliminin mümkün olmadığı hâl

Zimmette sayılan şey para değil de bir malsa ve mal teslim edilemiyorsa, İİK m.89/6 alacaklıya icra mahkemesine başvurarak malın değerini üçüncü kişiye ödetme hakkı tanır. Depocu, taşıyıcı ya da emanetçi konumundaki işletmeler için bu hüküm, ihbarnameye cevap verilmeden malın borçluya teslim edilmesinin sonucunu gösterir: teslim edilen malın bedeli üçüncü kişiden istenebilir.

Alacaklı açısından ihbarname zincirinin zamanlaması

İhbarname zincirini başlatan alacaklının da gözetmesi gereken süreler vardır. Hacizden itibaren bir yıl içinde haczolunan malın satışının istenebileceğini düzenleyen İİK m.106/1, borçlunun üçüncü kişilerdeki alacağının da bu hükme tabi olduğunu açıkça belirtir. Süresi içinde istem yapılmazsa İİK m.110 uyarınca haciz kalkar. Menfi tespit davası açılması hâlinde ise m.89/3 gereği bu süreler dava süresince işlemez.

Alacaklı ihbarnameleri gönderirken tutarların birbirini izlemesine, ikinci ihbarnamenin birinci ihbarnamenin tebliğ tarihini ve itiraz edilmediği bilgisini içermesine ve tebligatın Tebligat Kanunu'na uygun yapılmasına özen göstermelidir. 12. Hukuk Dairesinin 3 Kasım 2025 ve 5 Mart 2026 tarihli kararları, bu ayrıntılardaki eksikliğin zincirin tamamını şikâyete açık hâle getirebildiğini göstermektedir. Borçlunun üçüncü kişideki alacağını takip kesinleşmeden önce güvence altına almak isteyen alacaklı için ayrı bir yol ihtiyati haciz kurumudur; İİK m.257/1 ihtiyati haczin borçlunun "üçüncü şahısta olan" mallarını, alacaklarını ve diğer haklarını da kapsayabileceğini düzenler.

Yalova'da yürütülen takiplerde icra mahkemesine şikâyet, menfi tespit ve istirdat davalarının genel işleyişi Yalova icra avukatı sayfasında özetlenmiştir.

Tebliğden sonraki ilk yedi günde izlenecek sıra

Haciz ihbarnamesi alan bir işletme ya da kişi için ilk iş, belgenin türünü ve tebliğ tarihini saptamaktır: başlıkta birinci, ikinci ya da üçüncü haciz ihbarnamesi mi yazıyor, yoksa m.89 unsurlarını taşımayan bir haciz yazısı mı söz konusu. Tebliğ tarihi tebligat mazbatasından ya da UYAP bildiriminden okunmalı, süre o günden itibaren hesaplanmalıdır. İİK m.19'a göre gün olarak belirlenen sürelerde ilk gün hesaba katılmaz; sürenin son günü resmî tatile rastlarsa süre tatili izleyen günde, son günün tatil saatinde biter.

İkinci adım, takip borçlusu ile ilişkinin kayıtlardan incelenmesidir. Cari hesap bakiyesi, açık faturalar, vadesi gelmemiş ödemeler, depoda borçluya ait mal ve süregelen sözleşmeler tek tek çıkarılmalıdır. Borç varsa tutarı kabul edilip icra dairesine ödenmeli; borç yoksa ya da ihbarnameden önce ödenmişse itiraz dilekçesi dayanak belgeleriyle hazırlanıp yedi gün içinde icra dairesine verilmelidir.

Üçüncü adım tebligatın ve içeriğin denetimidir. Tebligat usulsüzse ya da ihbarnameler arasında tutar ve kalem uyumsuzluğu varsa icra mahkemesine şikâyet yolu değerlendirilmelidir. İlk iki süre kaçırılmışsa üçüncü ihbarnamenin tebliğinden itibaren on beş gün içinde takip alacaklısına karşı menfi tespit davası açılmalı ve dava açıldığını gösteren belge bildirimden itibaren yirmi gün içinde icra dairesine teslim edilmelidir. Uygulamada gördüğümüz kadarıyla en maliyetli hata, bu belgenin icra dairesine verilmemesidir: dava açılmış olsa da cebri icra durmaz.

Örnek bir takvim

Birinci ihbarnamenin 2 Mart'ta tebliğ edildiği bir dosyada ilk gün hesaba katılmadığından itiraz süresi 9 Mart'ta, icra dairesinin mesai bitiminde sona erer. Bu tarihe kadar itiraz edilmezse ve ikinci ihbarname 20 Mart'ta tebliğ edilirse ikinci yedi günlük süre 27 Mart'ta dolar. Üçüncü ihbarname 10 Nisan'da tebliğ edilmişse menfi tespit davası için on beş günlük süre 25 Nisan'da biter; bu gün resmî tatil ya da hafta sonuna denk geliyorsa süre izleyen günde sona erer. Davanın açıldığını gösteren belgenin icra dairesine teslimi için yirmi günlük süre ise bildirimin yapıldığı 10 Nisan'dan itibaren işler ve 30 Nisan'da dolar.

Bu örnekte üçüncü kişinin birinci ihbarnameyi aldığı günden cebri icraya kadar yaklaşık iki aylık bir pencere vardır; alacaklı sonraki ihbarnameleri daha hızlı gönderirse pencere daralır. Bu pencerenin ilk iki haftası idari itirazla, kalan bölümü ise dava yoluyla kullanılabilir. İlk iki haftada verilecek kısa ve belgeli bir itiraz, sonraki aşamalardaki dava masrafını, davacı sıfatıyla taşınacak ispat yükünü ve yüzde yirmi tazminat riskini gündeme getirmez.

Sık Sorulan Sorular

Haciz ihbarnamesine itiraz nereye ve nasıl yapılır?

İtiraz, ihbarnameyi gönderen icra dairesine yapılır; kanun yazılı ya da sözlü itirazı kabul eder. Güvenli elektronik imzası bulunan kurumlar cevabı UYAP üzerinden de verebilir ve bu yolla verilen cevap geçerlidir. İtirazda İİK m.89/2'de sayılan sebeplerden hangisine dayanıldığı açıkça yazılmalıdır.

89/1 ihbarnamesine itiraz etmeyen üçüncü kişi borcu ödemek zorunda mı?

Yedi gün içinde itiraz edilmemesi borcu zimmette sayar, fakat bu karine kesin değildir. İkinci ihbarnameye yeniden yedi gün içinde itiraz edilebilir; o süre de kaçırılırsa üçüncü ihbarnamenin tebliğinden itibaren on beş gün içinde takip alacaklısına karşı menfi tespit davası açılabilir. Bu yolların hiçbiri kullanılmazsa zimmette sayılan borç için üçüncü kişi hakkında cebri icraya geçilir.

Menfi tespit davası açmak icra işlemlerini kendiliğinden durdurur mu?

Davanın açılması tek başına yetmez; dava açıldığını gösteren belgenin bildirimden itibaren yirmi gün içinde icra dairesine teslim edilmesi gerekir. Belge süresinde teslim edilirse üçüncü kişi hakkındaki cebri icra işlemleri, davada verilecek kararın kesinleşmesine kadar durur.

Bankaya gönderilen haciz ihbarnamesinde süreler farklı mı işler?

Bankalar için ayrı bir süre öngörülmemiştir; aynı yedi günlük süreler ve aynı ihbarname sırası geçerlidir. Farklılık tebliğ ve beyan biçimindedir: ihbarname tüm şubeleri kapsayacak şekilde banka merkezine tebliğ edilebilir ve bu durumda merkez tüm şubeleri kapsayan beyanda bulunmakla yükümlüdür.

Üçüncü kişi borcu yokken ödeme yaptıysa parasını geri alabilir mi?

Ödemek zorunda kalınan paranın iadesi, borçluya ve kötü niyetli alacaklıya karşı açılacak davayla istenebilir (İİK m.89/5). Alacaklıya karşı dava için alacaklının kötü niyetinin ispatı gerekir; borçluya karşı dava ise borcun gerçekte bulunmadığının gösterilmesine dayanır.

Üçüncü kişinin borcu ihbarnamedeki tutardan azsa ne yapılmalıdır?

Borçlu olunan kısım kabul edilip bu tutar icra dairesine ödenmeli, aşan kısma ise yedi gün içinde itiraz edilmelidir. İtiraz edilmeyen kısım da zimmette sayılacağından, tutar belirtilmeden yapılan genel bir kabul ya da sessizlik ihbarnamedeki tutarın tamamı için sonuç doğurabilir.

Gerçeğe aykırı itirazda bulunan üçüncü kişiye hangi yaptırım uygulanır?

Alacaklı, itirazın gerçeğe aykırı olduğunu icra mahkemesinde ispat ederek üçüncü kişinin İİK m.338/1 uyarınca üç aydan bir yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılmasını ve tazminata mahkûm edilmesini isteyebilir. Şikâyetin, fiilin öğrenilmesinden itibaren üç ay ve her durumda fiilden itibaren bir yıl içinde yapılması gerekir.

Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır; her dosya kendi olgularıyla değerlendirilir.

Bu konuyla ilgili yazılar

Tüm İcra İflas yazıları