Evi Yeni Satın Alan Ev Sahibi Kiracıyı Ne Zaman Tahliye Edebilir?
Karar Özeti
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, kiralananı sonradan satın alan yeni malikin ihtiyaç nedeniyle açtığı tahliye davasında iki ayrı bozma sebebi tespit ederek yerel mahkemenin tahliye kararını kaldırmıştır. Karar kiracı lehinedir. İlk bozma sebebi kiralananın niteliğine ilişkindir. İhtiyaç iddiasına dayalı tahliye davası yalnızca konut ve çatılı işyeri kiralarında açılabilir. Dosyada 3.540 metrekarelik dutluk vasıflı taşınmazın yalnızca 415,17 metrekaresinde yapı bulunduğu, yani açık alanın üstü örtülü alandan fazla olduğu keşifle belirlenmiştir. Daire, üstün vasıf ölçütünü kiralananın tahsis olunduğu kullanım amacına göre onu tanımlayan nitelik olarak tarif etmiş ve taşınmazın adi kira hükümlerine tabi bulunduğunu, dolayısıyla ihtiyaç sebebiyle tahliye istenemeyeceğini belirtmiştir. İkinci bozma sebebi süreye ilişkindir. Yeni malik taşınmazı 30 Ocak 2013 tarihinde satın almış, durumu 20 Şubat 2013 tarihli ihtarnameyle kiracılara bildirmiş, ancak davayı 11 Haziran 2013 tarihinde açmıştır. Daire, edinme tarihinden itibaren altı ay beklenmeden açılan davanın süresinde açılmadığına hükmetmiştir. Kararın kalıcı değeri, yeni malikin önünde birbirinden bağımsız işleyen iki ayrı yol bulunduğunu ve bu yollara ait bir aylık bildirim ile altı aylık bekleme sürelerinin farklı işlevler taşıdığını açıkça ortaya koymasıdır.
Hukuki Değerlendirme
Kararın Önemi
Kiralanan bir taşınmazın satılması, kira sözleşmesini kendiliğinden sona erdirmez; yeni malik kiracının sözleşmesini devralır. Kiracının çıkarılabilmesi için kanunun saydığı sınırlı sebeplerden birine ve sıkı sürelere dayanılması gerekir. Bu karar, yeni malikin ihtiyacına dayalı tahliye davasında iki ayrı bozma sebebini birlikte ele alması bakımından öğreticidir: kiralananın niteliği ve dava açma zamanı.
Kararın uygulamada en çok başvurulan bölümü, kabule göre yapılan değerlendirmede yeni malikin önündeki iki yolun birbirinden ayrılmasıdır. Bu iki yol sıklıkla karıştırılmakta, sonucunda dava esasa hiç girilmeden süre yönünden reddedilmektedir.
Somut Olay
Davacı, dava konusu taşınmaza sınır olan kendi parselinde 2009 yılından beri büyükbaş hayvan besiciliği yaptığını, mevcut alanın yetersiz kaldığını ve bu nedenle komşu taşınmazı 30 Ocak 2013 tarihinde satın aldığını ileri sürmüştür. Taşınmaz, önceki malik tarafından yaklaşık on yıl önce sözlü anlaşmayla kiraya verilmiştir. Davacı satın aldığını 20 Şubat 2013 tarihli ihtarnameyle kiracılara bildirmiş, taşınmaz boşaltılmayınca 11 Haziran 2013 tarihinde işyeri ihtiyacı nedeniyle tahliye davası açmıştır.
Davalı kiracılar, taşınmazı on yıl süreyle kiraladıklarını ve bu süreye güvenerek yatırım yaptıklarını savunmuştur. Yerel mahkeme davayı kabul etmiş, karar bir kez bozulduktan sonra yapılan yargılamada da kabul yönünde hüküm kurulmuştur. Bozma üzerine yapılan keşifte, 3.540 metrekarelik dutluk vasıflı parselin üzerinde çoban evi, gölgelik ve iki ahır bulunduğu, yapılı alanın toplam 415,17 metrekare olduğu tespit edilmiştir.
Mahkemenin Gerekçesi
Daire önce uygulanacak hükümleri belirlemiştir. Kiralanan üstü örtülü nitelikteyse konut ve çatılı işyeri kiralarına ilişkin TBK m.339 ve devamı hükümleri; üstü örtüsüz nitelikteyse genel hükümlere ilişkin TBK m.299 ve devamı hükümleri uygulanır. Ayrım kiralananın üstün vasfına göre yapılır. Daireye göre üstün vasıftan anlaşılması gereken, kiralananın tahsis olunduğu kullanım amacına göre onu tanımlayan niteliktir.
Somut olayda açık alan yapılı alandan belirgin biçimde fazladır. Bu nedenle taşınmaz üstü örtüsüz sayılmış ve adi kira hükümlerine tabi kabul edilmiştir. Bunun doğrudan sonucu şudur: TBK m.351 gereğince ihtiyaç iddiasına dayalı tahliye davası ancak konut ve çatılı işyeri kiralarında açılabilir; genel hükümlere tabi taşınmazlarda ihtiyaç bir tahliye sebebi olarak ileri sürülemez. Mahkemenin uyuşmazlığı TBK m.328 ve devamı çerçevesinde incelemesi gerekirken ihtiyacın samimiyetini tartışarak tahliyeye hükmetmesi bozmayı gerektirmiştir.
Daire ikinci olarak kabule göre değerlendirme yapmış ve yeni malikin önündeki iki yolu ayırmıştır. Buna göre konut ya da çatılı işyeri niteliğindeki bir taşınmazı edinen kimse dilerse eski malik ile kiracı arasında yapılmış sözleşmeye dayanarak sözleşmenin sonunda bir ay içinde; dilerse TBK m.351 uyarınca edinme günü de dâhil olmak üzere edinme tarihinden başlayarak bir ay içinde durumu kiracıya yazılı olarak bildirmek koşuluyla edinme tarihinden itibaren altı ay sonra tahliye davası açabilir. Daire ayrıca davanın altı ayın dolduğu gün hemen açılmasının şart olmadığını, sözleşme sonuna kadar açılabileceğini; buna karşılık edinmeyi izleyen bir ay içinde bildirimin tebliğinin zorunlu olduğunu ve bu eksikliğin sonradan giderilmesinin mümkün olmadığını belirtmiştir. Açılacak davada ihtiyacın varlığının ayrıca kanıtlanması gerekir.
Dosyada bildirim süresinde yapılmış, ancak dava altı aylık süre dolmadan açılmıştır. Edinme 30 Ocak 2013, dava ise 11 Haziran 2013 tarihlidir. Daire bu nedenle davanın süresinde açılmamış olmasını da ayrı bir bozma sebebi saymıştır.
Sonuç ve Uygulamadaki Etkisi
Karar üç pratik sonuç üretir. Birincisi, ihtiyaç sebebiyle tahliyede ilk soru ihtiyacın samimi olup olmadığı değil, kiralananın konut veya çatılı işyeri niteliği taşıyıp taşımadığıdır. Tarla, bahçe, açık depolama alanı gibi üstü örtüsüz taşınmazlarda ihtiyaç iddiası sonuç doğurmaz; bu belirleme yapılmadan verilen tahliye kararı bozulur.
İkincisi, TBK m.351 yolunda bir aylık süre ile altı aylık süre farklı işlevlere sahiptir. Bir ay bildirim, altı ay ise dava içindir. Bildirimi zamanında yapıp altı ayı beklemeden dava açmak, davanın esasa girilmeden reddedilmesine yol açar. Bildirimin hiç yapılmaması ya da geç yapılması ise bu yolu tamamen kapatır ve karara göre sonradan telafi edilemez.
Üçüncüsü, iki yol birbirinin alternatifidir. Yeni malik dilerse hiç bildirim yapmadan devraldığı sözleşmenin sonunu bekleyebilir ve o tarihten itibaren bir ay içinde dava açabilir. Hangi yolun daha erken sonuç vereceği, edinme tarihi ile sözleşmenin bitiş tarihi arasındaki mesafeye göre değişir.
Benzer Durumdaysanız
Kiracıysanız, size ulaşan ihtarnamenin tebliğ tarihi ile tapudaki devir tarihini karşılaştırın; bildirim edinmeden sonraki bir ayı aşmışsa bu yol kapanmış olur. Ayrıca kiralananın üstü örtülü olup olmadığı dosyanın ilk eşiğidir ve keşif ile bilirkişi incelemesine konu olur. Yeni malikseniz takvimi tapu devir tarihinden başlatın, bildirimi geciktirmeyin ve altı aylık süre dolmadan dava açmayın.
Tahliye sebeplerinin tamamı ve dava öncesi izlenmesi gereken adımlar için tahliye davası rehberimize bakabilirsiniz. Kira bedelinin güncellenmesi ayrı bir dava türüdür ve kira tespit davası sayfasında ele alınmıştır. Dosyanızın kendi süreleri bakımından değerlendirilmesi için Yalova kira avukatı sayfasındaki iletişim kanallarını kullanabilirsiniz.
Bu sayfa bilgilendirme amaçlıdır. Her dosyanın süreleri, sözleşme tarihi ve delil durumu kendine özgüdür.
Sık Sorulan Sorular
Evi satın aldım, kiracıyı hemen çıkarabilir miyim?
Hayır. Karara göre edinme tarihinden başlayarak bir ay içinde durumu kiracıya yazılı olarak bildirmeniz, ardından edinme tarihinden itibaren altı ay geçmesini beklemeniz gerekir. Altı ay dolmadan açılan dava süresinde açılmamış sayılır.
Bir aylık bildirimi kaçırdım, sonradan yapabilir miyim?
Karara göre edinmeyi izleyen bir ay içinde bildirimin tebliği zorunludur ve bu eksiklik sonradan giderilemez. Bu durumda devraldığınız sözleşmenin sonunda bir ay içinde dava açma yolu değerlendirilebilir.
Altı ay dolunca davayı hemen açmak zorunda mıyım?
Hayır. Daire, davanın altı ayın sonunda hemen açılmasının şart olmadığını, sözleşme sonuna kadar açılabileceğini belirtmiştir.
Tarla veya bahçe kiracısı ihtiyaç nedeniyle çıkarılabilir mi?
Kararda, ihtiyaç iddiasına dayalı tahliye davasının yalnızca konut ve çatılı işyeri kiralarında açılabileceği, genel hükümlere tabi taşınmazlarda ihtiyacın tahliye sebebi olarak ileri sürülemeyeceği belirtilmiştir.
Hukuki Değerlendirme
Av. Mesut İLME
İlme Hukuk & Danışmanlık kurucu avukatı · Yalova Barosu Sicil No: 287. Karar özetleri ve değerlendirmeler bilgilendirme amaçlıdır; somut uyuşmazlığınız için hukuki danışmanlık alınız.
Karar Tam Metni
3. Hukuk Dairesi 2019/1642 E. , 2019/2625 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki kiralananın tahliyesi davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalılar tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı, dava konusu ... Mahallesi, No: 2 adresinde bulunan ...'a ait mevkii, 2784 parselde kayıtlı taşınmazı 30.01.2013 tarihinde satın aldığını, dava konusu parselin, önceki malik ... tarafından 2783 nolu parselde hayvancılık yapan ...'a sözlü anlaşmayla yaklaşık 10 yıl önce kiraya verildiğini, davacının dava konusu taşınmaza sınır olan, sahibi olduğu Köyiçi mevkii, 2785 parseldeki taşınmazda kurduğu tesiste 2009 yılından bu yana büyükbaş hayvan besiciliği yaptığını, ancak mevcut alanın yetersizliği ve ihtiyacı karşılamaması nedeniyle dava konusu taşınmazı satın aldığını, davalılara taşınmazı tahliye etmeleri hususunu ihtarname göndererek ihtiyacını bildirdiği halde davalıların taşınmazı tahliye etmediklerini belirterek dava konusu taşınmazın iş yeri ihtiyacı nedeni ile tahliyesine karar verilmesini istemiştir. Davalılar, taşınmazı 10 yıl süreli olarak kiraladıklarını, 10 yıl süreli sözleşmeye güvenerek yatırım yaptıklarını belirterek davanın reddini savunmuşlardır. Mahkemece, davanın kabulüne dair verilen hükmün davalılar tarafından temyizi üzerine, Dairemizin 22.11.2017 tarih, 2017/5847 Esas, 2017/16301 Karar sayılı ilamı ile, "....Dosya kapsamından kiralananın adi kiraya veya çatılı işyeri kirasına tabi olup olmadığı tespit edilememektedir. Uygulanacak yasa hükmünün tespit edilebilmesi için taşınmazın üstün vasfının belirlenmesi gerekir. " gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Bozma üzerine yeniden yapılan yargılama sonucunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalılar tarafından temyiz edilmiştir. 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, 818 Sayılı Borçlar Kanunu ile 6570 Sayılı Gayrimenkul Kiraları Hakkında Kanun yürürlükten kaldırılmış, bu Kanunlardaki kira ilişkisinden kaynaklanan ihtilaflara ilişkin düzenlemeler, Kanunun dördüncü bölümünde sıralanmıştır. Kiralanan yerin gayri musakkaf vasıfta olması halinde 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 299. maddesi ve devamı maddelerinde düzenlenen Genel hükümlere tabi yerlere ilişkin kira sözleşmesi hükümleri, kiralanan yerin musakkaf vasıfta olması halinde ise aynı kanunun 339. ve devamı maddelerinde düzenlenen konut ve çatılı işyeri kira sözleşmelerine ilişkin kanun maddeleri uygulanacaktır. TBK'nun 351. maddesi gereğince ancak konut ve çatılı iş yerleri kiralarında ihtiyaç iddiasına dayalı olarak tahliye davası açılabilir. Genel hükümlere tabi olan taşınmazlar için ise tahliye nedeni olarak ihtiyaç iddiasına dayanılamaz. Taşınmaz 3540 m2 büyüklüğünde ve dutluk vasfında olup davalılar tarafından büyükbaş hayvan besiciliği yapmak için kullanılmaktadır. Bozma kararı üzerine mahkemece mahallinde yeniden keşif yapılarak inşaat mühendisi- harita kadastro teknikeri- ziraat mühendisi bilirkişilerden oluşan heyetten rapor alınmış olup bilirkişi raporunda; dava konusu 4784 nolu parselin 3540 m2 yüzölçümünde olduğu, davalının burada büyükbaş hayvancılık işi ile uğraştığı, parsel üzerinde çoban evi, gölgelik ve iki adet ahırın bulunduğu, dava konusu 3540 m2 taşınmazın 415.17 m2 lik kısmında yapı bulunduğu tespit edilmiştir. Üstün olan nitelik veya galip vasıftan anlaşılması gereken, kiralananın tahsis olunduğu kullanım amacına göre onu tanımlayan nitelik olmalıdır. Somut olayda, kiralananın üstün vasfına göre açık alanının daha fazla olduğu, çatılı alanının daha az olduğuna göre üstü örtüsüz-gayrimusakkaf bulunduğu ve bu haliyle Kanunun 339. ve devamı maddelerinde düzenlenen konut ve çatılı işyeri kira sözleşmesine ilişkin hükümlerine tabi olmadığının kabulü gerekir. Bu durumda, kiralananın Borçlar Kanununun adi kiraya ilişkin hükümlerine tabi olduğu, uyuşmazlığın bu kanun hükümlerine göre çözümlenmesi gerektiği anlaşılmakla, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 328 ve 329. maddeleri gereğince inceleme yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, taşınmazın musakkaf vasıfta olduğu ve ihtiyaç iddiasının samimi olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
Kabule göre ise; Konut ya da çatılı işyeri niteliğindeki bir taşınmazı iktisap eden kimse dilerse eski malik ile kiracı arasında yapılmış sözleşmeye dayanarak sözleşmenin sonunda bir ay içinde, dilerse TBK'nun 351. maddesi uyarınca edinme günü de dahil olmak üzere edinme tarihinden başlayarak bir ay içinde durumu kiracıya yazılı olarak bildirmek koşuluyla edinme tarihinden itibaren altı ay sonra ihtiyaç nedeniyle tahliye davası açabilir. Davanın altı ayın sonunda hemen açılması şart olmayıp sözleşme sonuna kadar açılması mümkündür. Ancak edinmeyi izleyen bir ay içerisinde bildirimin tebliği zorunlu olup bunun sonradan giderilmesi mümkün değildir. Açılacak davada tahliyeye karar verilebilmesi için ihtiyacın varlığının kanıtlanması gerekir. Dava, yeni malikin gereksinimi nedeniyle tahliye istemine ilişkin olup davacı dutluk vasfındaki taşınmazı 30/01/2013 tarihinde satın almış ve satın aldığını 20/02/2013 tarihi ihtarname ile davalılara bildirerek 11/06/2013 tarihinde iş bu davayı açmıştır. Bu durumda, edinme tarihinden altı ay sonrası beklenmeden 11/06/2013 tarihinde açılan davanın süresinde açılmadığı gözetilmeksizin yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi de doğru değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK'nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK.nun 440. maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 27/03/2019 gününde oy birliğiyle karar verildi.