Bilirkişi raporu dosyaya girdiğinde büroya gelen soru çoğu zaman aynı cümleyle kurulur: "Rapor aleyhimize; itiraz etsek ne değişir, etmesek ne kaybederiz?" Sorunun arkasında iki yaygın varsayım durur. Birincisi, raporun hâkimi zaten bağladığıdır; ikincisi, itirazın bir formaliteden ibaret olduğudur. Kanun iki varsayımı da doğrulamaz.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m.282, hâkimin bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendireceğini söyler. Aynı Kanunun m.281 hükmü ise taraflara, raporun tebliğinden itibaren iki hafta içinde raporun tamamlatılmasını, açıklatılmasını ya da yeni bir bilirkişiye inceleme yaptırılmasını isteme hakkı tanır. Mevzuatın söylediği bu kadardır. Duruşma salonunda ise itirazın karşılık bulup bulmaması, büyük ölçüde itirazın ne kadar somut yazıldığına ve hangi belgeye dayandığına bağlıdır.
İki haftalık süre raporun tebliğiyle başlar, UYAP'a yüklenmesiyle değil
Bilirkişi raporunu mahkemeye verir, verildiği tarih rapora yazılır ve duruşma gününden önce birer örneği taraflara tebliğ edilir (HMK m.280). İtiraz süresinin başlangıcı da bu tebliğe bağlanmıştır: m.281/1, iki haftanın raporun "kendilerine tebliği tarihinden itibaren" işleyeceğini açıkça öngörür. Raporun UYAP'ta görünür hâle geldiği gün, ara kararın okunduğu duruşma ya da tarafın rapordan haricen haberdar olduğu tarih bu bakımdan belirleyici değildir.
Sürenin hesabı HMK m.91-93 hükümlerine tabidir. Hafta olarak belirlenen süre, başladığı güne son hafta içinde karşılık gelen günün tatil saatinde biter (m.92/2). Resmî tatil günleri süreye dahildir; son gün resmî tatile rastlarsa süre izleyen ilk iş gününün çalışma saati sonunda dolar (m.93). Örnekle anlatmak gerekirse, raporun 6 Ekim 2026 Salı günü tebliğ edildiği bir dosyada itiraz süresi 20 Ekim 2026 Salı günü tatil saatinde sona erer.
Vekille takip edilen dosyalarda tebligat çoğunlukla elektronik yolla yapılır. 7201 sayılı Tebligat Kanunu m.7/a uyarınca elektronik tebligat, muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılır; iki haftalık süre bu tarihten sonra işlemeye başlar. Uygulamada en sık karşılaştığımız süre hatası, bu beş günün hesaba katılmaması ya da sürenin raporun sisteme yüklendiği günden sayılmasıdır. İlk hata tarafa gereksiz bir telaş, ikincisi ise geç kalınmış bir itiraz üretir.
Hesaba katılması gereken bir başka etken adli tatildir. Tatil her yıl yirmi temmuzda başlar ve otuz bir ağustosta sona erer (HMK m.102). Adli tatile tabi dava ve işlerde Kanunun tayin ettiği sürenin bitimi tatile rastlarsa, süre ayrıca bir karara gerek olmaksızın adli tatilin bittiği günden itibaren bir hafta uzatılmış sayılır (m.104). Bu uzama, m.103'te adli tatilde de görüleceği sayılan işlere uygulanmaz; nafaka davaları, soybağı ve velayet uyuşmazlıkları, işçilerin iş sözleşmesinden doğan davaları ve çekişmesiz yargı işleri bu kapsamdadır.
Kanun üç talep tanır, mahkemenin elinde de üç araç vardır
Tarafın isteyebileceği şeyler m.281/1'de üç başlıkta toplanmıştır. Raporda eksik görülen hususların bilirkişiye tamamlattırılması, belirsizlik gösteren hususlar hakkında bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanması ve yeni bilirkişi atanması. Bu üç talep birbirinin yerine kullanılabilecek eş anlamlı ifadeler değildir; her biri raporun farklı bir kusuruna karşılık gelir.
Mahkemenin elindeki araçlar da maddenin devamında sayılmıştır. Hâkim, eksiklik ya da belirsizliği gidermek için bilirkişiden yeni sorular düzenleyerek ek rapor alabilir veya tayin edeceği duruşmada sözlü açıklama yapmasını kendiliğinden isteyebilir (m.281/2). Gerçeğin ortaya çıkması için gerekli görürse, yeni görevlendireceği bilirkişi aracılığıyla tekrar inceleme de yaptırabilir (m.281/3). Kanunun "kendiliğinden" ve "gerekli görürse" ifadeleri, bu yetkilerin taraf talebine bağlı olmadığını gösterir.
| Raporun kusuru | Uygun talep | Mahkemenin olağan karşılığı |
|---|---|---|
| Görevlendirme kararındaki bir soru cevapsız kalmış, bir dönem ya da kalem hesaba katılmamış | Eksikliğin tamamlattırılması | Aynı bilirkişiden yeni sorularla ek rapor (m.281/2) |
| Sonuç açık ama nasıl varıldığı anlaşılmıyor; hesap yöntemi ya da ölçüm dayanağı belirsiz | Açıklama yapılmasının sağlanması | Ek rapor ya da duruşmada sözlü açıklama (m.281/2) |
| Bilirkişinin uzmanlık alanı konuya uymuyor, yöntem temelden hatalı ya da rapor dosyadaki temel bir belgeyi hiç görmemiş | Yeni bilirkişi atanması | Yeni bilirkişi ya da kurul aracılığıyla tekrar inceleme (m.281/3) |
Talebin doğru adla konması, mahkemenin karar vermesini kolaylaştırır. Yalnız bir kalemin eksik bırakıldığı bir raporda yeni bilirkişi istemek, mahkemeyi daha maliyetli ve uzun bir yolu gerekçelendirmeye zorlar; bu durumda ek rapor talebi hem hızlı hem ikna edicidir. Tersine, yöntemi baştan hatalı bir rapora ek rapor istemek, aynı yöntemle yapılmış ikinci bir hesap doğurabilir.
Talebin zamanlaması duruşma takvimini de etkiler. Bilirkişiye rapor için verilecek süre üç ayı geçemez ve gerekçesi gösterilerek üç ayı geçmemek üzere bir kez uzatılabilir; basit yargılama usulüne tabi işlerde bu süreler iki aydır (HMK m.274/1). 7589 sayılı Kanunla HMK m.147'ye eklenen üçüncü fıkra, duruşmalar arasındaki sürenin üç aydan uzun olamayacağını, bilirkişi incelemesinin uzaması gibi zorunlu hâllerde hâkimin gerekçesini belirterek daha uzun süre belirleyebileceğini öngörür. Duruşma düzenine ve katılmamanın sonuçlarına ilişkin ayrıntılar duruşmaya katılmamanın sonuçları ve HMK 150 başlıklı yazıda ele alınmıştır.
Genel itiraz karşılıksız kalır; etkili itiraz dosyadaki belgeye bağlanır
"Rapor eksik ve hatalıdır, müvekkil aleyhine düzenlenmiştir, kabul etmiyoruz, yeni bilirkişi atanmasını talep ederiz." Bu kalıp dilekçelerde sık görülür ve kanunun aradığı içeriği taşımaz. Kanun talebi raporda "eksik gördükleri hususlar" ve "belirsizlik gösteren hususlar" üzerinden tarif eder (m.281/1). Hangi hususun eksik ya da belirsiz olduğunu göstermeyen bir itiraz, mahkemeye ek rapor için soru, yeni inceleme için de gerekçe vermez.
Somut itirazın iskeleti kanunda zaten çizilmiştir. Mahkeme, bilirkişiyi görevlendirirken inceleme konusunu bütün sınırlarıyla belirlemek ve bilirkişinin cevaplaması gereken soruları yazmak zorundadır (HMK m.273/1). Rapor da gözlem ve inceleme konusu yapılan maddi vakıaları, gerekçeyi ve varılan sonuçları içermelidir (m.279/2). İtiraz bu iki metin yan yana konularak kurulur: hangi soru cevaplanmamış, hangi vakıa incelenmemiş, hangi sonuç gerekçesiz bırakılmış.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 6 Mayıs 2026 tarihli kararı (E. 2025/553, K. 2026/301) bu ilişkiyi somut bir dosyada gösterir. Paydaşlar arasındaki ecrimisil davasında keşifte bağımsız bölümlerden birinin dükkân olarak fiilen ticari amaçla kullanıldığı tespit edilmiş, davacı taraf da bilirkişi raporuna bu yönde itiraz etmişti. Buna rağmen hükme, taşınmazın brüt alanı ve konut amaçlı kira geliri üzerinden hesaplanan ecrimisil esas alınmıştı. Genel Kurul, o bağımsız bölüm yönünden fiili kullanım alanı dikkate alınarak ve taraflardan ticari kullanıma ilişkin emsaller istenerek ecrimisilin belirlenmesi gerektiğini belirtmiş ve direnme kararını bozmuştur. Kararda raporun taşıması gereken nitelik şöyle ifade edilir: "Alınan bilirkişi raporu, somut bilgi ve belgeye dayanmalı, tarafların ve hâkimin denetimine açık, değerlendirme gerekçeleri bilimsel verilere ve HMK'nın 266 vd. maddelerine uygun olmalıdır."
Kararın itiraz yazımı bakımından öğrettiği şey, itirazın dosyadaki başka bir tespite, burada keşif tutanağına, bağlanmış olmasıdır. Rapor ile keşif arasındaki çelişki mahkemenin önünde duran belgelerle gösterilebildiği için denetlenebilir hâle gelmiştir. Trafik kazası dosyalarında da kusur raporuna yapılan itirazlarda bu yaklaşım belirleyicidir; kusur oranının hangi belgelerle kurulduğu trafik kazasında kusur oranı başlıklı yazıda ayrıntılı anlatılmıştır.
| Denetlenemeyen itiraz | Denetlenebilir itiraz |
|---|---|
| Rapor hatalıdır, hesaplama gerçeği yansıtmamaktadır. | Rapor, 12 Mart 2024 tarihli ek sözleşmeyle değişen birim fiyatı değil ilk sözleşmedeki fiyatı esas almıştır; ek sözleşme dosyada 14 numaralı belge olarak mevcuttur. |
| Bilirkişi dosyayı yeterince incelememiştir. | Görevlendirme kararının üçüncü sorusu olan gecikme cezası hesabı raporda hiç ele alınmamıştır. |
| Rapor müvekkil aleyhine taraflı düzenlenmiştir. | Rapor, davalının 2023 yılı ticari defter kayıtlarına dayanmış; aynı döneme ait banka hesap dökümü ile arasındaki 186.000 TL'lik farkı açıklamamıştır. |
| Yeni bilirkişi atanmasını talep ederiz. | Uyuşmazlık zemin etüdü gerektirdiği hâlde rapor bir inşaat mühendisi yerine mimar tarafından düzenlenmiştir; jeoloji ya da jeofizik mühendisi bulunan bir kurul görevlendirilmesi talep edilir. |
Tablodaki somut örneklerin ortak özelliği, mahkemenin itirazı dosyaya bakarak doğrulayabilmesidir. İtiraz belgeye, sayfaya, tarihe ve rakama iner; mahkeme de bilirkişiye yöneltilecek yeni soruyu doğrudan bu cümlelerden kurabilir. Dosyalarda gördüğümüz kadarıyla ek rapor kararlarındaki sorular, çoğu zaman itiraz dilekçesindeki somut cümlelerin neredeyse aynen aktarılmasıyla oluşur.
Bilirkişi hukuki nitelendirme yapamaz; bu sınırın aşılması ayrı bir itiraz sebebidir
Bilirkişiye ancak çözümü hukuk dışında özel veya teknik bilgi gerektiren hâllerde başvurulabilir (HMK m.266/1). Fıkra, genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözümlenebilecek konularda bilirkişiye başvurulamayacağını ve hukuk öğrenimi görmüş kişilerin, hukuk dışında ayrı bir uzmanlığa sahip olduklarını belgelendirmedikçe bilirkişi olarak görevlendirilemeyeceğini de düzenler. 6754 sayılı Kanunla değişik m.279/4 ise bilirkişinin raporunda ve sözlü açıklamalarında uzmanlık gerektiren hususlar dışında açıklama yapamayacağını, hâkim tarafından yapılması gereken hukuki nitelendirme ve değerlendirmelerde bulunamayacağını öngörür.
Bu sınır, itirazın içerikten ayrı bir damarını oluşturur. Bir işçilik alacağı hesap raporunda "feshin haklı nedene dayanmadığı anlaşıldığından işçi kıdem tazminatına hak kazanmıştır" cümlesi, hesap bilgisinin değil fesih değerlendirmesinin konusudur. Bir inşaat raporunda "ayıp gizli ayıptır ve süresinde ihbar edilmiştir" tespiti, ayıbın teknik niteliğini aşarak ihbarın hukuki sonucuna girer. Bir kira tespit raporunda sözleşmedeki artış şartının geçerliliğine dair görüş de bilirkişinin alanı dışında kalır.
Böyle bir raporda itiraz iki yönlü kurulur. Önce raporun hukuki değerlendirme içeren bölümünün m.279/4 karşısında hükme esas alınamayacağı belirtilir; ardından teknik kısmın hukuki kabulden bağımsız hâle getirilmesi istenir. Bunun yaygın yolu, farklı hukuki kabullere göre seçenekli hesap yapılmasının talep edilmesidir: fesih haklı sayılırsa ve sayılmazsa, faiz başlangıcı ihtar tarihi alınırsa ve dava tarihi alınırsa ayrı ayrı hesap. Seçenekli hesap, hukuki nitelendirmeyi hâkime bırakır ve rapor hangi sonuca varılırsa varılsın kullanılabilir kalır.
İncelemenin yapılış biçimi de itirazın konusu olabilir
Raporun sonucu kadar incelemenin nasıl yapıldığı da kanunda düzenlenmiştir ve bu kurallara aykırılık, içerikten bağımsız bir itiraz sebebi oluşturur. Kanuna göre bilirkişi, kendisine verilen görevi bizzat yerine getirmekle yükümlüdür ve görevin icrasını kısmen ya da tamamen başka bir kimseye bırakamaz (HMK m.276). Raporda bilirkişinin kendi incelemesi yerine bir yardımcının ya da kurum çalışanının hazırladığı tabloya atıfla yetinildiği görülüyorsa, bu durum itirazda açıkça gösterilmelidir.
Bilirkişinin taraflarla temasına da bir usul çizilmiştir. m.278/3'e göre bilirkişi incelemesi sırasında ihtiyaç duyarsa, mahkemenin de uygun bulması kaydıyla tarafların bilgisine başvurabilir; taraflardan birinin bilgisine başvurulacaksa, mahkemece bilirkişiye taraflardan biri bulunmaksızın diğerinin dinlenemeyeceği önceden hatırlatılır. Raporda yalnız bir tarafın verdiği bilgi ya da belgeyle kurulan, karşı tarafın haberdar edilmediği bir tespit varsa, itirazın bu kurala dayandırılması mümkündür.
Birden fazla bilirkişinin görevlendirildiği dosyalarda kurulun tek sayıda kişiden oluşması ve bu tercihin gerekçesinin açıkça gösterilmesi gerekir (m.267). Rapor, bilirkişiler arasında görüş ayrılığı varsa bunun sebebini içermelidir; azınlıkta kalan bilirkişi görüşünü ayrı bir rapor hâlinde de sunabilir (m.279/2). Karşı oy ya da ayrık görüş, itiraz için hazır bir teknik zemin sunar: hangi noktada ayrılık doğduğu ve çoğunluğun bu ayrılığı neden aşmadığı itirazda sorulabilir.
Bilirkişinin görevi kabul ederken yapması gereken bildirimler de dosyada iz bırakır. m.275/1'e göre bilirkişi, görevin uzmanlık alanına girmediğini ya da başka bir uzmanla iş birliğine ihtiyaç duyduğunu bir hafta içinde görevlendiren mahkemeye bildirir. İnceleme için belge getirtilmesine ihtiyaç duyan bilirkişinin de bir hafta içinde mahkemeye bilgi vererek talepte bulunması öngörülmüştür (m.275/2). Raporda "ilgili kayıtlar dosyada bulunmadığından değerlendirme yapılamamıştır" gibi bir cümle yer alıyorsa, bilirkişinin bu belgeleri neden istemediği ve eksikliğin nasıl giderileceği itirazın konusu yapılabilir.
Uzman görüşü itirazı teknik zemine taşır, ama kendi başına süre kazandırmaz
Teknik bir raporu teknik gerekçeyle çürütmek, çoğu zaman hukukçunun tek başına yapabileceği bir iş değildir. Kanun bu ihtiyaca karşılık olarak taraflara, dava konusu olayla ilgili uzmanından bilimsel mütalaa alma imkânı tanır (HMK m.293/1). Fıkranın ikinci cümlesi ise bir sınır koyar: "Sadece bu nedenle ayrıca süre istenemez."
Bu sınır, 7251 sayılı Kanunla m.281/1'e eklenen cümleyle birlikte okunmalıdır. Bilirkişi raporuna karşı talebin iki hafta içinde hazırlanması çok zor veya imkânsızsa ya da özel yahut teknik bir çalışmayı gerektiriyorsa, yine bu süre içinde mahkemeye başvuran tarafa, sürenin bitiminden itibaren işlemeye başlamak, bir defaya mahsus olmak ve iki haftayı geçmemek üzere ek süre verilebilir. Buradan iki sonuç çıkar. Ek süre talebinin kendisi ilk iki hafta içinde yapılmalıdır; süre dolduktan sonra ek süre istenemez. Ek süre verilmesi de mahkemenin takdirindedir, çünkü kanun "verilebilir" demektedir.
Ek süre talebinde gerekçe somutlaştırılmalıdır. Raporun hangi bölümünün hangi uzmanlık alanında inceleme gerektirdiği, söz konusu çalışmanın neden iki haftaya sığmadığı ve hangi belge ya da ölçümün beklendiği yazılmalıdır. Bu dilekçede raporun o güne kadar tespit edilebilen eksikleri de ileri sürülmelidir; ek süre talebinin reddi ihtimaline karşı süresinde yapılmış bir itiraz dosyada bulunmuş olur.
Uzman görüşü bilirkişi raporunun yerine geçmez; raporun hangi noktada bilimsel veriden ya da ilgili teknik standarttan ayrıldığını gösteren bir değerlendirme aracıdır. Hâkim, talep üzerine veya kendiliğinden, rapor alınan uzmanın davet edilerek dinlenmesine karar verebilir; uzmanın çağrıldığı duruşmada hâkim ve taraflar soru sorabilir (m.293/2). Uzman geçerli bir özrü olmadan çağrıldığı duruşmaya gelmezse, hazırladığı rapor mahkemece değerlendirmeye alınmaz (m.293/3). Mütalaa alınırken bu ihtimal de düşünülmeli, uzmanın duruşmaya katılabileceği baştan netleştirilmelidir.
Süre kaçtığında talep hakkı düşer, hâkimin denetim görevi düşmez
Kanunun belirlediği süreler kesindir (HMK m.94/1); kesin süre içinde yapılması gereken işlemi süresinde yapmayan tarafın o işlemi yapma hakkı ortadan kalkar (m.94/3). m.281/1'deki iki hafta kanunla belirlenmiş bir süredir. Süresinden sonra verilen dilekçe, tarafın o maddedeki talep hakkını kullanmış sayılmasını sağlamaz ve mahkemenin bu dilekçeyi karşılama yükümlülüğü de bu ölçüde zayıflar.
Tablonun öbür yüzü, hâkimin raporla bağlı olmamasıdır. Hâkim bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir (m.282); eksiklik ve belirsizliği gidermek için ek rapor alma ya da sözlü açıklama isteme yetkisini kendiliğinden kullanabilir (m.281/2) ve gerekli görürse yeni bilirkişiye inceleme yaptırabilir (m.281/3). Bu yetkiler taraf süresine bağlı değildir. Hukuk Genel Kurulu'nun yukarıda anılan kararında vurgulanan "tarafların ve hâkimin denetimine açık" rapor ölçütü de hâkimin raporu hükme esas almadan önce kendi denetiminden geçirmesini gerektirir.
Bu iki kuralın birlikte sonucu şudur: süresi geçmiş bir itiraz, tarafa bir hak kazandırmaz; ancak raporda somut ve belgeyle gösterilen bir eksiklik, mahkemenin kendi yetkisini işletmesine vesile olabilir. Bunun bir hak değil takdir meselesi olduğu ve kaçırılan sürenin kanun yolu aşamasındaki etkisinin dosyanın niteliğine göre değiştiği göz önünde tutulmalıdır. Güvenli yol, sürenin kaçmamasıdır.
Süreyi elde olmayan bir sebeple kaçıran taraf için eski hâle getirme yolu ayrıca değerlendirilmelidir. Elde olmayan sebeplerle kanunda belirtilen süre içinde bir işlemi yapamayan kimse eski hâle getirme talebinde bulunabilir (HMK m.95/1); talep, engelin ortadan kalkmasından itibaren iki hafta içinde ve ilk derece yargılamasında en geç nihai karar verilinceye kadar yapılmalıdır (m.96). Süresinde yapılamayan işlemle ulaşılmak istenen sonuca başka bir hukuki yoldan ulaşılabiliyorsa eski hâle getirme istenemez (m.95/2). Talebin dayanağı, sürenin neden elde olmayan bir sebeple kaçtığını gösteren belgeyle desteklenmelidir.
Bilirkişinin reddi ayrı bir yoldur ve süresi bir haftadır
Rapora itiraz raporun içeriğine, bilirkişinin reddi ise bilirkişinin kişisine yöneliktir. Kanun, hâkimler hakkındaki yasaklılık ve ret sebepleriyle ilgili kuralların bilirkişiler bakımından da uygulanacağını öngörür (HMK m.272/1); bilirkişinin aynı dava veya işte daha önce tanık olarak dinlenmiş olması ise ret sebebi sayılmaz. Bilirkişinin taraflardan biriyle akrabalığı, taraflardan biri adına daha önce aynı konuda görüş vermiş olması ya da uyuşmazlığın sonucunda kişisel bir menfaatinin bulunması bu yolun konusudur.
Ret talebinin süresi, rapora itirazdan kısadır. m.272/3'e göre ret talebinin ret sebebinin öğrenilmesinden itibaren en geç bir hafta içinde yapılması şarttır ve ret sebeplerinin ispatı için yemin teklif edilemez. Süre raporun tebliğinden değil ret sebebinin öğrenilmesinden başlar; bilirkişinin kimliği görevlendirme kararıyla öğrenildiyse süre o tarihte işlemeye başlamış olabilir. Talep, bilirkişiyi görevlendiren mahkemece dosya üzerinden incelenir. Kabul kararları kesindir; redde ilişkin kararlara karşı ise ancak esas hakkındaki kararla birlikte kanun yoluna başvurulabilir (m.272/4).
Kanunun düzenlediği bir başka engel de vardır: kamu görevlilerine, bağlı bulundukları kurumlarla ilgili dava ve işlerde bilirkişi olarak görev verilemez (m.268/3). Bu durumda ret yolu ile rapora itiraz birlikte kullanılabilir; biri görevlendirmenin kendisine, diğeri raporun içeriğine yönelir. İki talebin aynı dilekçede ayrı başlıklar altında yazılması, sürelerinin farklı olduğu da gözetildiğinde karışıklığı önler.
Karşılanmayan itiraz istinafta kaldırma, temyizde bozma sebebi olabilir
Süresinde ve somut olarak yapılmış bir itiraz, hükümde tartışılmadan geçilirse konu artık yalnız delil değerlendirmesi değil, hukuki dinlenilme hakkı meselesidir. HMK m.27/2-c uyarınca hukuki dinlenilme hakkı, mahkemenin açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini kapsar. m.297/1-c de hükmün, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin tartışılmasını ve değerlendirilmesini içermesini zorunlu kılar.
Bölge adliye mahkemesi (BAM) aşamasında bu eksikliğin karşılığı açıkça düzenlenmiştir. 7251 sayılı Kanunla değişik m.353/1-a-6'ya göre mahkemece uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması hâlinde BAM, esası incelemeden kararın kaldırılmasına ve dosyanın yeniden görülmek üzere gönderilmesine duruşma yapmadan kesin olarak karar verir. Temyiz aşamasında m.371/1-ç, karara etki eden yargılama hatası veya eksiklikleri bulunmasını bozma sebepleri arasında sayar.
Kanun yolunun işlemesi için itirazın istinaf dilekçesine taşınması gerekir. m.355/1, istinaf incelemesinin dilekçede belirtilen sebeplerle sınırlı yapılacağını, kamu düzenine aykırılığın ise kendiliğinden gözetileceğini öngörür. İstinaf dilekçesinde itirazın hangi tarihte yapıldığı, neyi hedeflediği ve hükümde neden karşılanmadığı açıkça gösterilmelidir. Dilekçenin kuruluşu hukuk istinaf dilekçesi örneği sayfasında, sürelerin ve inceleme sınırlarının bütünü istinaf kanun yolu rehberinde anlatılmıştır.
İlk derecede ileri sürülmeyen itirazın BAM'da ilk kez gündeme getirilmesi ise kanunen sınırlıdır. m.357/1'e göre BAM'da, kendiliğinden göz önünde tutulacaklar dışında, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar dinlenemez ve yeni delillere dayanılamaz. İlk derecede usulüne uygun olarak gösterildiği hâlde incelenmeden reddedilen deliller ise BAM tarafından incelenebilir (m.357/3). Süresinde yapılmış itiraz ve reddedilmiş yeni bilirkişi talebi, kanun yolunda bu hükmün kapısını açık tutar.
Kanunun öngördüğü son bir yol da bilirkişinin hukuki sorumluluğudur. Kasten veya ağır ihmalle düzenlenmiş gerçeğe aykırı raporun hükme esas alınması sebebiyle zarar görenler, bu zararın tazmini için Devlete karşı tazminat davası açabilir; Devlet ödediği tazminat için sorumlu bilirkişiye rücu eder (m.285). Rapor ilk derece mahkemesince hükme esas alınmışsa dava, o mahkemenin bağlı olduğu bölge adliye mahkemesi hukuk dairesinde görülür (m.286/1). Bu yol yargılama içindeki itirazın yerini tutmaz; itiraz raporu hükümden önce düzeltmeyi, tazminat davası ise hükümden sonra doğan zararı hedefler.
İtiraz dilekçesi hangi sırayla kurulur
Dilekçenin ağırlığı uzunluğundan değil düzeninden gelir. Mahkemenin itirazı bilirkişiye soru olarak aktarabilmesi için her itiraz kendi başlığı altında, dayandığı belgeyle birlikte yazılmalıdır. Aşağıdaki sıra, görevlendirme kararı ile rapor arasındaki ilişkiyi mahkemenin önüne en kısa yoldan koyar.
- Süre ve tebliğ bilgisi: raporun tebliğ tarihi, elektronik tebligatta ulaşma tarihi ve itirazın m.281/1 süresi içinde yapıldığı bir cümleyle belirtilir.
- Görevlendirme kararındaki sorular: mahkemenin bilirkişiye yönelttiği sorular sırasıyla aktarılır ve her birinin raporda cevaplanıp cevaplanmadığı gösterilir.
- Eksiklikler: incelenmeyen belge, hesaba katılmayan dönem ya da kalem, dosyadaki yeri gösterilerek sayılır.
- Belirsizlikler: gerekçesi gösterilmeyen sonuçlar, kullanılan yöntemin ya da ölçüm dayanağının açıklanmadığı bölümler belirtilir.
- Yetki aşımı: raporun hukuki nitelendirme içeren cümleleri m.279/4 karşısında ayrı bir başlıkta işaretlenir; gerekiyorsa seçenekli hesap istenir.
- Talep: eksiklik için ek rapor, belirsizlik için açıklama, temel bir sakatlık için yeni bilirkişi ya da kurul; kurul isteniyorsa uzmanlık dalları yazılır.
- Destekleyici belge: varsa uzman mütalaası eklenir; hazırlanamadıysa m.281/1 kapsamında ek süre gerekçesiyle birlikte istenir.
Aynı sıra, karşı tarafın itirazına verilecek cevapta da işler. Lehe bir rapor karşısında karşı tarafın itiraz dilekçesine ek rapor kararından önce beyanda bulunulması, mahkemenin bilirkişiye yönelteceği yeni soruları yalnız bir tarafın anlatımıyla kurmasını önler. Rapor lehe olsa bile eksik bırakılmış bir kalem varsa, o kalem için de süresinde tamamlama istenmelidir.
Sık Sorulan Sorular
Bilirkişi raporuna itiraz süresi ne zaman başlar?
Süre, raporun taraflara tebliği tarihinden itibaren işler ve iki haftadır (HMK m.281/1). Elektronik tebligatta tebliğ, bildirimin elektronik adrese ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılır (Tebligat K. m.7/a). Raporun UYAP'ta görünür hâle geldiği gün süre başlangıcı değildir.
Rapora itiraz etmek için ek süre istenebilir mi?
Talebin iki haftada hazırlanması çok zor ya da imkânsızsa veya özel yahut teknik bir çalışma gerektiriyorsa ek süre istenebilir. Talep ilk iki hafta içinde yapılmalıdır; verilecek süre bir defaya mahsustur, iki haftayı geçemez ve asıl sürenin bitiminden itibaren işler. Yalnız uzman görüşü alınacağı gerekçesiyle ayrıca süre istenemeyeceği m.293/1'de düzenlenmiştir.
Süresinde itiraz edilmeyen rapor mahkemeyi bağlar mı?
Bilirkişi raporu hâkimi bağlayan kesin bir delil değildir; hâkim raporu diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir (HMK m.282). Süresi geçirilen tarafın m.281/1'deki talep hakkı ise ortadan kalkar. Mahkemenin ek rapor ve yeni inceleme yetkileri devam etse de bunların kullanılması tarafın hakkı değil mahkemenin takdiridir.
Ek rapora karşı da iki hafta içinde itiraz edilmesi gerekir mi?
Ek rapor da bilirkişi raporu olarak taraflara tebliğ edilir ve m.281/1 lafzı ilk rapor ile ek rapor arasında ayrım yapmaz. Bu nedenle ek rapora yöneltilecek itirazın da tebliğden itibaren iki hafta içinde yapılması, süre tartışmasını baştan ortadan kaldırır. İtirazda ek raporun önceki itirazda gösterilen eksikleri hangi ölçüde giderdiği madde madde karşılaştırılmalıdır.
Rapora itiraz ile bilirkişinin reddi arasındaki fark nedir?
İtiraz raporun içeriğindeki eksiklik ve belirsizliğe, ret ise bilirkişinin tarafsızlığına yöneliktir. Ret talebi, ret sebebinin öğrenilmesinden itibaren en geç bir hafta içinde yapılmalıdır (m.272/3) ve reddedilirse bu karara ancak esas hakkındaki kararla birlikte kanun yoluna başvurulabilir.
Bilirkişinin hukuki yorum yapması itiraz sebebi midir?
HMK m.279/4, bilirkişinin hâkim tarafından yapılması gereken hukuki nitelendirme ve değerlendirmelerde bulunamayacağını açıkça öngörür. Raporun bu nitelikteki cümleleri itirazda tek tek gösterilmeli ve teknik hesabın farklı hukuki kabullere göre seçenekli yapılması istenebilir. Böylece hukuki değerlendirme hâkime kalır, teknik veri kullanılabilir olmaya devam eder.
Süresinde yapılan itiraz hükümde hiç tartışılmadıysa ne yapılabilir?
Süresinde yapılmış ve somut bir itirazın gerekçede karşılanmaması, hukuki dinlenilme hakkı (m.27) ve gerekçe zorunluluğu (m.297/1-c) yönünden istinaf sebebi olarak ileri sürülebilir. Önemli bir delilin değerlendirilmemesi hâlinde BAM, m.353/1-a-6 uyarınca kararın kaldırılmasına karar verebilir. İtirazın tarihi ve içeriği istinaf dilekçesinde yeniden yazılmalıdır, çünkü inceleme dilekçedeki sebeplerle sınırlıdır.
Rapor tebliğ edildiği gün başlayan iki haftanın takvimi
İki hafta, raporu okuyup "katılmıyoruz" demek için uzun, teknik bir karşı değerlendirme hazırlamak için ise kısa bir süredir. Bu yüzden ilk günler raporun görevlendirme kararıyla karşılaştırılmasına ayrılmalıdır: hangi soru cevaplanmış, hangisi atlanmış, hangi belge incelenmiş, hangisi hiç anılmamış. Bu karşılaştırma, itirazın omurgasını ilk haftanın başında ortaya çıkarır.
Karşılaştırmanın ardından raporun teknik kısmının uzman desteği gerektirip gerektirmediğine karar verilir. Gerektiriyorsa uzmanla ilk hafta içinde temas kurulmalı; mütalaa süre içinde yetişmeyecekse m.281/1 kapsamındaki ek süre talebi, o güne kadar tespit edilen eksiklerle birlikte ikinci haftanın sonuna bırakılmadan verilmelidir. Hukuki nitelendirme içeren cümleler ayrı bir liste hâlinde çıkarılmalı ve seçenekli hesap talebi bu listeye göre kurulmalıdır.
Son günler dilekçenin yazımına ve talebin doğru adla konmasına ayrılır: eksiklik için ek rapor, belirsizlik için açıklama, temelden sakat bir rapor için yeni bilirkişi. Bilirkişinin kişisine ilişkin bir ret sebebi öğrenilmişse, bunun bir haftalık ayrı süreye tabi olduğu hesaba katılmalıdır. Süresinde, belgeye bağlanarak ve doğru talep adıyla yapılmış bir itiraz hem ilk derece mahkemesinin önünde hem de kanun yolunda dosyanın taşıyıcı parçalarından biri olur.
Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır; her dosya kendi olgularıyla değerlendirilir.
Bu konuyla ilgili yazılar

Duruşmaya Gitmeyen Tarafı Ne Bekler? HMK 150, Dosyanın İşlemden Kaldırılması ve Yenileme
21 Eylül 2026, 17 dk okuma

Yargıtay’a Temyiz Dilekçesi Nasıl Hazırlanır? Süre, İçerik ve Sınırlar (Hukuk ve Ceza)
19 Eylül 2026, 22 dk okuma

Yurt Dışından Vekâletname: Konsolosluk, Apostil ve Noter Onayı Adım Adım
14 Eylül 2026, 19 dk okuma

