İlme Hukuk Logo
İLMEHUKUK BÜROSU
İLME HUKUK BÜROSU
Hemen AraRandevu Al
Ahşap zeminde açık kapıyı yerinde tutan kapı takozu

İhtiyati Tedbir (HMK 389): Dava Sürerken Malın Satılmasını Durdurmak, Teminat ve İtiraz

Dava sürerken taşınmazın satılmasını ya da dava konusunun değişmesini önleyen ihtiyati tedbir; şartları, teminat, uygulama ve dava açma süreleri, itiraz yolu ve haksız tedbirin tazminat sonucu HMK m.389-399 üzerinden.

Yayın
7 Ekim 2026
Okuma süresi
17 dk
Hukuk alanı
Genel Hukuk
Av. Mesut İLME — Yalova Barosu

Av. Mesut İLME

Yalova Barosu, sicil 287

Yayın
7 Ekim 2026
17 dk
okuma

Tapu iptali davası açılmıştır ve bilirkişi incelemesi, tanık dinlenmesi, istinaf derken yargılamanın iki yılı bulacağı bellidir. Davalı bu süre içinde taşınmazı bir üçüncü kişiye satarsa davacının eline geçecek hüküm, tapuda artık davalı adına kayıtlı olmayan bir mal hakkında olacaktır. Aynı soru bir kira uyuşmazlığında söküleceği söylenen bir tabelada, ortaklığın giderilmesi davasındaki bir araçta ya da paylaşımı tartışılan bir işletmenin makinelerinde de sorulur: dava sürerken mevcut durum nasıl korunur?

Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) bu sorunun cevabını "geçici hukuki korumalar" başlığı altında verir. İhtiyati tedbir, bu korumaların en sık başvurulanıdır ve HMK m.389 ile m.399 arasında düzenlenmiştir. Kurumun işleyişi kısa süreler, teminat ve tazminat riski üzerine kuruludur; kararın alınması kadar uygulanması, ayakta tutulması ve gerektiğinde kaldırılması da ayrı usul adımlarına bağlıdır.

İhtiyati tedbir, dava konusunun yargılama boyunca değişmesine karşı verilir

HMK m.389/1 tedbirin şartını şöyle tanımlar: "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir." Bu cümlede iki ayrı tehlike tarif edilir. Birincisi, mevcut durumun değişmesiyle hakkın elde edilmesinin zorlaşması ya da imkânsızlaşmasıdır; satılan taşınmaz, yıkılan bina, yurt dışına çıkarılan araç bu gruptadır. İkincisi, gecikmenin kendisinden doğan sakınca ya da ciddi zarardır; ortaklar arasındaki bir uyuşmazlıkta işletmenin kararsız kalması ya da bir yapının tamamlanmadan bırakılması buraya örnek gösterilebilir.

Maddenin ağırlık merkezi "uyuşmazlık konusu" ifadesidir. Tedbir, davada talep edilen şeyin kendisini korur: tapu iptali davasında taşınmazı, menkul mal teslimi davasında o malı, bir eylemin durdurulması davasında o eylemi. Mahkeme, davacının genel olarak alacaklı olduğu ya da davalının mal varlığının azaldığı gerekçesiyle davayla ilgisi olmayan bir mala tedbir koyamaz; tedbirin konusu ile davanın konusu arasında doğrudan bağ bulunmalıdır.

Maddenin ikinci fıkrası tedbiri çekişmesiz yargı işlerine de açar; hüküm, "niteliğine uygun düştüğü ölçüde" bu işlerde de uygulanır. Mirasın reddi, vesayet ya da tereke tespiti gibi işlerde mahkeme, durumun gerektirdiği ölçüde geçici koruma kararı verebilir.

Aynı kısımda düzenlenen delil tespiti (HMK m.400 vd.) ile ihtiyati tedbir sık karıştırılır. Delil tespiti, ileride kaybolma ya da ikamesi güçleşme tehlikesi bulunan bir delilin, örneğin inşaattaki bir ayıbın ya da taşınmazdaki bir hasarın, dava öncesinde ya da sırasında kayda geçirilmesini sağlar; malın kendisine dokunmaz. İhtiyati tedbir ise dava konusunun hukuki ya da fiilî durumunu korur. İki talep aynı dosyada birlikte istenebilir, fakat şartları ve süreleri ayrı ayrı kurulmalıdır.

Para alacağının güvencesi ihtiyati tedbir değil, ihtiyati hacizdir

İhtiyati tedbirle ilgili en sık yapılan yanlış nitelendirme, bir para alacağı için tedbir istenmesidir. İş kazasından doğan tazminat, işçilik alacakları ya da ödenmemiş bir satış bedeli için açılan davada davacı, davalının taşınmazlarına ve araçlarına "tedbir" konmasını talep eder. Oysa para alacağının tahsilini güvence altına almak için kanun ayrı bir yol öngörür: İcra ve İflas Kanunu (İİK) m.257 uyarınca rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun mallarını ihtiyaten haczettirebilir. İhtiyati haczin şartları, teminatı ve itiraz süresi, ihtiyati haciz şartları ve itiraz yolu yazısında ayrıca incelenmiştir.

İki kurum arasındaki ayrımı Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2015/523, K. 2017/519, 22 Mart 2017 tarihli kararında onadığı ilk derece kararı üzerinden ortaya koymuştur. Uyuşmazlıkta iş kazası tazminatı davasında davalının bütün mal varlığına teminatsız tedbir konmuş, davalı da HMK m.46 uyarınca hâkimin eyleminden doğan tazminat davası açmıştı. İlk derece sıfatıyla bakan Daire, ihtiyati haczin İİK m.257 kapsamında para borcu için, ihtiyati tedbirin ise "uyuşmazlık konusu hakkında" verildiğini ve iki koruma arasında farklılık bulunduğunu belirtmiş; ancak Yargıtay dairelerinin çoğunun, hukuki nitelendirmenin hâkime ait olduğu kuralı gereğince dilekçedeki "ihtiyati tedbir" sözcüğüyle bağlı kalmadan asıl amaçlananın ne olduğuna baktığını tespit etmiştir. Bu farklı uygulamalar karşısında HMK m.46/1-c'deki sorumluluk şartlarının gerçekleşmediği sonucuna varılmış, Genel Kurul da kararı onamıştır.

Kararın dosyaya yansıması iki yönlüdür. Para alacağı davasında doğru talep ihtiyati hacizdir ve şartları İİK m.257 vd. hükümlerine göre ayrıca kurulmalıdır; vadesi gelmemiş alacakta haciz yalnız kanunda sayılan hâllerde mümkündür. Buna karşılık dilekçede "tedbir" yazılması, talebin içeriğe göre ihtiyati haciz olarak değerlendirilmesine engel değildir. Uygulamada en sık karşılaştığımız güçlük, iki kurumun aynı dilekçede birbirine karıştırılması ve bu yüzden teminat tutarının hangi esasa göre belirleneceğinin belirsiz kalmasıdır. Miktarı yargılamada netleşen işçilik ve tazminat alacaklarında davanın nasıl kurulacağı kısmi dava ve talep artırımı yazısının konusudur; o davalarda da güvence yolu ihtiyati haciz olarak kalır.

Talep dava açılmadan önce de yapılabilir; aranan ispat derecesi yaklaşık ispattır

Kanun, tedbirin istendiği zamana göre iki ayrı merci gösterir (HMK m.390/1). Dava açılmadan önce talep, esas hakkında görevli ve yetkili olan mahkemeye yapılır; dava açıldıktan sonra ise "ancak asıl davanın görüldüğü mahkemeden" istenebilir. Dava öncesinde başka bir yer mahkemesinden alınan tedbirin, esas davanın açılmasıyla birlikte o davaya bakan mahkemenin denetimine geçtiği de m.394/2 ile m.397/4'ten anlaşılır: itiraz esas davaya bakan mahkemece karara bağlanır, tedbir dosyası da asıl dava dosyasının eki sayılır.

Dilekçede tedbir sebebi ve türü açıkça gösterilmelidir

M.390/3, tedbir isteyen tarafa iki yük yükler: dilekçede dayanılan tedbir sebebini ve istenen tedbirin türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek. Yaklaşık ispat, hâkimde tam kanaat değil, iddianın kuvvetle muhtemel olduğu yönünde bir kanaat uyandırılmasıdır. Tapu iptali davasında tapu kaydı, satış bedelinin rayiç değerin çok altında kaldığını gösteren emsal satışlar, taraflar arasındaki akrabalık ya da yazışmalar bu kanaati kurmaya yarayan delillerdir.

"Dava konusu taşınmaza tedbir konulmasını talep ederiz" gibi genel bir cümle bu yükü karşılamaz. Dilekçede tedbirin hangi taşınmaz için (il, ilçe, ada, parsel, bağımsız bölüm), hangi içerikte (örneğin üçüncü kişilere devir ve temlikin önlenmesi) istendiği ve neden beklemenin hakkın elde edilmesini zorlaştıracağı somut olarak anlatılmalıdır. M.391/2-c de kararda "tereddüde yer vermeyecek şekilde, neyin üzerinde ve ne tür bir tedbire karar verildiği"nin yazılmasını ister; belirsiz talep, belirsiz karar ve uygulamada sorun demektir.

Karşı taraf dinlenmeden tedbir kararı verilebilir

M.390/2'ye göre talep edenin haklarının derhâl korunmasında zorunluluk bulunan hâllerde hâkim, karşı tarafı dinlemeden de tedbire karar verebilir. Uygulamada taşınmaz ve araç tedbirlerinin büyük kısmı bu şekilde verilir; karşı tarafın talepten haberdar olması, tedbirin konusunu ortadan kaldırma fırsatı yaratabilir. Karşı taraf dinlenmeden verilen kararın denetimi, aşağıda anlatılan itiraz yoluyla sağlanır. Adli tatil de tedbir taleplerini durdurmaz: HMK m.103/1-a, ihtiyati tedbir taleplerini ve bunlara karşı yapılacak itirazları adli tatilde görülecek işler arasında sayar.

Mahkeme sakıncayı gideren her türlü tedbire karar verebilir; tapu ve araç kaydına şerh en yaygın türdür

Kanun tedbir türlerini sınırlı saymamıştır: HMK m.391/1 uyarınca mahkeme, tedbire konu mal veya hakkın muhafaza altına alınması, bir yediemine tevdii, bir şeyin yapılması ya da yapılmaması gibi "sakıncayı ortadan kaldıracak veya zararı engelleyecek her türlü tedbire" karar verebilir. Seçilecek tedbir, korunmak istenen hakla orantılı olmalıdır; taşınmazın satışını önlemek için tapuya şerh yeterliyken taşınmazın kullanımını da yasaklayan bir tedbir, karşı taraf için gereğinden ağır bir sonuç doğurur.

UyuşmazlıkSık istenen tedbirUygulandığı yer
Tapu iptali ve tescil, muvazaa, miras payıTaşınmazın üçüncü kişilere devir ve temlikinin önlenmesiTapu müdürlüğü, kütüğe şerh
Araç mülkiyeti, ortaklığın giderilmesiAraç kaydına satış ve devir yasağı şerhiTrafik tescil kaydı
Menkul mal teslimiMalın yediemine teslimiİcra dairesi tutanağı
Komşuluk, inşaat, haksız müdahaleİnşaatın durdurulması, bir eylemin yapılmamasıMahallinde tutanak, gerekirse kolluk desteği
Şirket ve ortaklık uyuşmazlıklarıGenel kurul kararının yürütülmesinin durdurulması gibi işlem tedbirleriTicaret sicili, şirket yönetimi

Tapuya konan tedbir şerhi sonradan hak kazananlara karşı ileri sürülebilir

Taşınmaz uyuşmazlıklarında tedbirin etkisi Türk Medeni Kanunu (TMK) m.1010'dan gelir. Madde, "çekişmeli hakların korunmasına ilişkin mahkeme kararları"na dayanan tasarruf yetkisi kısıtlamalarının tapu kütüğüne şerh verilebileceğini ve bu kısıtlamaların "şerh verilmekle taşınmaz üzerinde sonradan kazanılan hakların sahiplerine karşı ileri sürülebilir" olduğunu düzenler. TMK m.1020/3 ise kimsenin tapu sicilindeki bir kaydı bilmediğini ileri süremeyeceğini söyler. Şerhten sonra taşınmazı edinen üçüncü kişi, TMK m.1023'teki iyiniyetli kazanım korumasına bu kayıt karşısında dayanamaz.

Bu nedenle tapu iptali davasında tedbir talebi, dava dilekçesiyle birlikte ve aynı gün uygulanacak şekilde planlanmalıdır. Dava açıldıktan sonra tedbir şerhi konuluncaya kadar geçen her gün, taşınmazın iyiniyetli bir üçüncü kişiye geçmesi ihtimalini taşır; bu hâlde davacı çoğu zaman tescil yerine tazminat talebiyle yetinmek zorunda kalır. Davanın şartları ve süre rejimi tapu iptali ve tescil davası yazısında ayrıntılı olarak ele alınmıştır.

Teminat kuraldır; teminatsız tedbir gerekçe ister

HMK m.392/1 uyarınca tedbir isteyen taraf, haksız çıktığı takdirde karşı tarafın ve üçüncü kişilerin uğrayacakları muhtemel zararlara karşılık teminat göstermek zorundadır. Teminatın tutarı ve türü tedbir kararında yazılır (m.391/2-ç); kanun bir oran belirlemez, mahkeme tedbirin karşı tarafa yükleyeceği muhtemel zararı esas alarak takdir eder. Teminatın şeklini de hâkim serbestçe belirler (HMK m.87/1); uygulamada nakit teminatın yanında kesin ve süresiz banka teminat mektubu da kabul görmektedir.

Aynı fıkra teminatsız tedbirin üç kapısını açar. Talep resmî bir belgeye ya da başkaca kesin bir delile dayanıyorsa veya durum ve koşullar gerektiriyorsa mahkeme, "gerekçesini açıkça belirtmek şartıyla" teminat alınmamasına karar verebilir. Adli yardımdan yararlanan kişinin ise teminat göstermesi gerekmez. Teminattan muafiyet istisna olduğundan, teminatsız tedbir talep eden tarafın bu üç hâlden hangisine dayandığını dilekçede ayrıca göstermesi beklenir. Gerekçesiz teminatsız karar, itiraz ve istinaf incelemesinde ilk tartışılan noktalardan biridir.

Teminatın iadesi de süreye bağlıdır. M.392/2'ye göre asıl davaya ilişkin hükmün kesinleşmesinden ya da tedbir kararının kalkmasından itibaren bir ay içinde tazminat davası açılmazsa teminat iade edilir. Karşı tarafın tazminat davası açması hâlinde teminat, o davanın sonucunu güvence altına almak üzere tutulmaya devam eder.

Karar alındıktan sonra iki süre işler: bir hafta içinde uygulama, iki hafta içinde dava

Kararın verilmesi, korumanın kurulduğu anlamına gelmez. HMK m.393/1'e göre kararın uygulanması, tedbir isteyen tarafa tefhim veya tebliğinden itibaren bir hafta içinde talep edilmek zorundadır; aksi hâlde "kanuni süre içinde dava açılmış olsa dahi, tedbir kararı kendiliğinden kalkar." Bu fıkradaki başlangıç anı 7251 sayılı Kanunla değiştirilmiştir; önceki metin süreyi kararın verildiği tarihten başlatıyordu, bugünkü metin tefhim ya da tebliğden başlatır. Uygulama, kararı veren mahkemenin yargı çevresindeki ya da tedbir konusu mal veya hakkın bulunduğu yerdeki icra dairesinden istenir; mahkeme kararında belirterek yazı işleri müdürünü de görevlendirebilir (m.393/2). Tapu ve trafik kaydına şerh gibi yazışmayla yürüyen tedbirlerde uygulama çoğu zaman mahkeme kaleminin müzekkeresiyle gerçekleşir; müzekkerenin süresinde çıkarıldığı ve kayda işlendiği takip edilmelidir.

Dava açılmadan önce alınan tedbirde ikinci bir süre devreye girer. M.397/1'e göre tedbir talep eden, kararın uygulanmasını talep ettiği tarihten itibaren iki hafta içinde esas hakkındaki davasını açmak, dava açtığına ilişkin evrakı kararı uygulayan memura ibrazla dosyaya koydurmak ve karşılığında bir belge almak zorundadır; aksi hâlde tedbir kendiliğinden kalkar. Davanın açılması tek başına yetmez; açıldığının tedbir dosyasına belgelenmesi de aynı süre içinde yapılmalıdır.

İşlemSüreBaşlangıçKaçırılırsaDayanak
Tedbirin uygulanmasını talep1 haftaKararın tedbir isteyene tefhim veya tebliğiTedbir kendiliğinden kalkarHMK m.393/1
Dava öncesi tedbirde esas davayı açma ve belgeyi ibraz2 haftaUygulamanın talep edildiği tarihTedbir kendiliğinden kalkarHMK m.397/1
Karşı tarafın itirazı1 haftaUygulama (hazırsa) ya da uygulama tutanağının tebliğiİtiraz imkânı sona erer; m.395 ve m.396 yolları açık kalırHMK m.394/2
Üçüncü kişinin itirazı1 haftaTedbirin öğrenilmesiİtiraz süre yönünden reddedilirHMK m.394/3
Teminatın iadesi için bekleme1 ayHükmün kesinleşmesi ya da tedbirin kalkmasıDava açılmazsa teminat iade edilirHMK m.392/2
Haksız tedbir tazminatı1 yılHükmün kesinleşmesi ya da tedbirin kalkmasıZamanaşımıHMK m.399/3

Kararda ayrı bir süre öngörülmemişse tedbirin etkisi, m.397/2 uyarınca nihai kararın kesinleşmesine kadar devam eder. Ret kararında aksi belirtilmedikçe tedbir, bu kararın kesinleşmesine kadar sürer. Tedbir kalkmış ya da kaldırılmışsa bu durum ilgili yerlere bildirilir (m.397/3); tapu kaydındaki şerhin terkini için bu bildirimin tapu müdürlüğüne ulaştığının izlenmesi, karşı taraf bakımından en az tedbirin kendisi kadar önemlidir.

Tedbir kararına karşı yol, kararın kimin yokluğunda verildiğine göre değişir

Kanun, tedbire karşı yolları kararın karşı taraf dinlenerek mi dinlenmeden mi verildiğine göre ayırır. Bu ayrım yapılmadan seçilen yol, süre kaybına yol açabilir.

Dinlenmeden verilen karara itiraz

HMK m.394/1'e göre karşı taraf dinlenmeden verilmiş tedbir kararlarına itiraz edilebilir ve aksine karar verilmedikçe itiraz icrayı durdurmaz. Karşı taraf tedbirin uygulanması sırasında hazır bulunuyorsa uygulamadan, bulunmuyorsa uygulama tutanağının tebliğinden itibaren bir hafta içinde itiraz eder (m.394/2). İtiraz sebepleri kanunda üç başlıkla sınırlıdır: ihtiyati tedbirin şartları, mahkemenin yetkisi ve teminat. Esas hakkında dava açıldıktan sonra itirazı, bu davaya bakan mahkeme karara bağlar.

İtiraz dilekçeyle yapılır; itiraz eden, sebeplerini açıkça göstermek ve dayandığı bütün delilleri dilekçesine eklemek zorundadır (m.394/4). Mahkeme ilgilileri dinlemek üzere davet eder, gelmezlerse dosya üzerinden karar verir ve tedbiri değiştirebilir ya da kaldırabilir. Delillerin itiraz dilekçesine eklenmesi zorunluluğu, sonradan delil sunma imkânını daraltır; tapu kayıtları, bilirkişi raporu, ödeme belgeleri ya da tedbir konusu malın değerini gösteren belgeler ilk dilekçede yer almalıdır.

Üçüncü kişilerin itirazı

Uygulama sebebiyle menfaati açıkça ihlal edilen üçüncü kişiler de tedbiri öğrenmelerinden itibaren bir hafta içinde itiraz edebilir (m.394/3). Üçüncü kişinin itirazı tedbirin şartlarına ve teminata ilişkin olabilir; yetki itirazı karşı tarafa tanınmış bir imkândır. Tapuda kendi payı da tedbirle kısıtlanan paydaş, tedbir konulan araç üzerinde rehin hakkı bulunan banka ya da tedbir konusu makinenin gerçek maliki olduğunu ileri süren kişi bu yola başvurabilir.

Yüzüne karşı verilen karar ve ret kararı istinaf yoluna tabidir

Tedbir talebinin reddi kararı gerekçeli olarak verilir ve bu karara karşı kanun yoluna başvurulabilir; yüzüne karşı aleyhine tedbir kararı verilen taraf da kanun yoluna başvurabilir (HMK m.391/3). İstinafa açık kararlar arasında HMK m.341/1-b tedbir talebinin reddini, karşı tarafın yüzüne karşı verilen tedbir kararlarını ve yokluğunda verilen tedbire yapılan itiraz üzerine verilen kararları sayar. Bu başvurular öncelikle incelenir ve bölge adliye mahkemesi (BAM) tarafından kesin olarak karara bağlanır; tedbir kararları bakımından temyiz yolu açık değildir. İtiraz üzerine verilen karara karşı kanun yoluna başvurulması da tedbirin uygulanmasını durdurmaz (m.394/5).

Teminat karşılığında ya da koşullar değişince tedbirin kaldırılması

İtiraz süresinin geçmesi, tedbirden kurtulmanın tek yolunun kapandığı anlamına gelmez. Aleyhine tedbir kararı verilen ya da hakkında tedbir uygulanan kişi, mahkemece kabul edilecek teminatı gösterirse mahkeme duruma göre tedbirin değiştirilmesine veya kaldırılmasına karar verebilir (HMK m.395); teminatın türü HMK m.87'ye göre belirlenir. M.396 ise durum ve koşulların değiştiğinin sabit olması hâlinde tedbirin teminat aranmaksızın değiştirilebileceğini ya da kaldırılabileceğini öngörür. Taşınmazın tamamına konan tedbirin dava konusu paya indirilmesi ya da satışı zorunlu hâle gelen bir malın bedelinin bankaya yatırılması şartıyla serbest bırakılması bu maddelerle istenebilir.

Tedbir kararına aykırı davranış altı aya kadar disiplin hapsi gerektirir

HMK m.398/1'e göre tedbirin uygulanmasına ilişkin emre uymayan ya da tedbir kararına aykırı davranan kişi, ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren altı ay içinde şikâyet edilmesi üzerine altı aya kadar disiplin hapsiyle cezalandırılır. Görevli mahkeme, esas dava henüz açılmamışsa tedbir kararını veren mahkeme, açılmışsa bu davanın görüldüğü mahkemedir. Madde 7251 sayılı Kanunla yeniden yazılmış ve yargılamayı tanımlı bir usule bağlamıştır: şikâyet olunana duruşma davetiyesi gönderilir, savunması Ceza Muhakemesi Kanunu m.147'deki hakları hatırlatılarak alınır.

Bu karara karşı taraflar tebliğden itibaren iki hafta içinde itiraz edebilir; itiraz mercii bir hafta içinde karar verir ve itiraz üzerine verilen karar kesindir (m.398/5-6). Disiplin hapsi kesinleşmeden infaz edilemez; kesinleşen kararın infazı Cumhuriyet başsavcılığınca yapılır. Aykırı davranışın sona ermesi, tedbir kararının gereğinin yerine getirilmesi ya da şikâyetten vazgeçilmesi hâlinde dava ve bütün sonuçlarıyla birlikte ceza düşer (m.398/8). Kesinleşmesinden itibaren iki yıl geçen disiplin hapsi kararı artık yerine getirilemez (m.398/9). Yaptırımın asıl amacı cezalandırmak değil tedbire uyulmasını sağlamaktır; düşme hükmü de bu amacı yansıtır.

Haksız çıkan tedbir, tedbir isteyen için tazminat sorumluluğu doğurur

Karşı taraf için tedbirin yarattığı sonuç ağırdır: satış fırsatı kaçabilir, kredi kullanımı aksayabilir, ihale ve teminat süreçleri etkilenebilir. Kanun bu riski tedbir isteyene yükler. Lehine tedbir kararı verilen taraf, HMK m.399/1 uyarınca tedbir talebinde bulunduğu anda haksız olduğu anlaşılır, tedbir kendiliğinden kalkar ya da itiraz üzerine kaldırılırsa, haksız tedbir nedeniyle uğranılan zararı tazminle yükümlüdür. Madde sorumluluğu tedbir isteyenin kusuruna bağlamaz; doktrinde ağırlıklı görüş bu sorumluluğu kusursuz sorumluluk olarak nitelendirir.

Tazminat davası, esas hakkındaki davanın karara bağlandığı mahkemede açılır (m.399/2). Dava açma hakkı, hükmün kesinleşmesinden ya da tedbir kararının kalkmasından itibaren bir yıl geçmesiyle zamanaşımına uğrar (m.399/3). Tazminat davasının açılabilmesi için zararın varlığı ve tedbirle arasındaki illiyet bağı ayrıca ispatlanmalıdır. Yukarıda anılan Hukuk Genel Kurulu kararına konu ilk derece kararında da, tedbirin yalnız araç tescil kayıtlarına işlendiği, araçların fiilen işletilmesini engellemediği ve banka hesaplarına tedbir konmadığı belirtilmiş; ihalelere ortak girişimle katılmak zorunda kalındığı iddiası soyut kaldığından illiyet kurulamadığı sonucuna varılmıştır.

Haksız tedbir tazminatı ile HMK m.46'daki hâkimin eyleminden doğan Devlet sorumluluğu birbirinden ayrı yollardır. Birincisi tedbiri isteyen tarafa, ikincisi kanunda sınırlı sayılan ağır hâllerde Devlete yöneltilir. Dosyada teminatın tutarı, bu tazminat sorumluluğunun fiilî güvencesidir; teminatsız verilen tedbirde karşı tarafın zararını tahsil etme imkânı tedbir isteyenin mal varlığına bağlı kalır.

Aile hukukundaki geçici önlemler HMK tedbirinden ayrı kurallara bağlıdır

"Tedbir" kelimesi aile hukukunda farklı bir kurumu da adlandırır. TMK m.169, boşanma veya ayrılık davası açılınca hâkimin eşlerin barınmasına, geçimine, mallarının yönetimine ve çocukların bakım ve korunmasına ilişkin geçici önlemleri kendiliğinden almasını öngörür. Bu önlemler için HMK m.389'daki tehlike şartı, m.392'deki teminat ve m.397'deki dava açma süresi aranmaz; nafaka bakımından bu kurumun işleyişi tedbir nafakası sayfasında ayrıca açıklanmıştır.

Boşanma sürecinde eşlerden birinin mal kaçırma ihtimali ise iki kurumun kesiştiği alandır. Bir eşin malları elden çıkarmasına karşı TMK m.199'daki tasarruf yetkisinin kısıtlanması ile katılma alacağı davası açıldıktan sonra HMK m.389'a dayalı tedbir birlikte değerlendirilir. Hangi aşamada hangi korumanın istenebileceği boşanmada mal kaçırma ve katılma alacağının korunması yazısında ele alınmıştır. Katılma alacağı bir para alacağı olduğundan, bu davada istenecek korumanın TMK m.199 kısıtlaması mı, ihtiyati haciz mi yoksa belirli bir mala yönelik tedbir mi olduğu talebin dayanağına göre ayrıca nitelendirilmelidir.

Sık Sorulan Sorular

İhtiyati tedbir kararı ne kadar sürede verilir?

Kanun tedbir talebinin incelenmesi için bir süre öngörmez; karşı taraf dinlenmeden verilecek tedbirlerde mahkemeler talebi çoğunlukla aynı gün ya da birkaç gün içinde dosya üzerinden karara bağlar. Talebin dava dilekçesiyle birlikte verilmesi ve tapu kaydı gibi belgelerin eklenmesi, incelemenin ek ara karara ihtiyaç duyulmadan yapılmasını kolaylaştırır. Adli tatil süresince de tedbir talepleri görülür (HMK m.103/1-a).

Tapuda tedbir şerhi bulunan taşınmaz satın alınabilir mi?

Şerh, taşınmaz üzerinde sonradan hak kazanan herkese karşı ileri sürülebildiğinden (TMK m.1010), şerhten sonra yapılan edinim davanın sonucuna tabi olur. Davanın kabulüne karar verilirse taşınmazı şerhten sonra edinen kişi, tapu kaydını bilmediğini ileri sürerek iyiniyetli kazanım korumasından yararlanamaz (TMK m.1020/3). Bu nedenle tedbir şerhli bir taşınmazın alımından önce şerhin dayandığı dava dosyasının içeriği öğrenilmelidir.

Tedbir kararı icraya konulmazsa ne olur?

Kararın uygulanması, tedbir isteyene tefhim ya da tebliğinden itibaren bir hafta içinde talep edilmezse tedbir kendiliğinden kalkar; esas davanın süresinde açılmış olması bu sonucu değiştirmez (HMK m.393/1). Yeni bir tedbir talebi mümkündür, ancak aradaki sürede taşınmaz devredilmiş ya da mal ortadan kaldırılmış olabilir. Kendiliğinden kalkan tedbir, karşı taraf için m.399 uyarınca tazminat talebinin de dayanağı olabilir.

Teminat gösterilmeden ihtiyati tedbir alınabilir mi?

Kanun teminatı kural olarak arar; talep resmî bir belgeye ya da başka bir kesin delile dayanıyorsa veya durum ve koşullar gerektiriyorsa mahkeme gerekçesini açıkça yazarak teminat almayabilir (HMK m.392/1). Adli yardımdan yararlanan kişi teminat göstermez. Teminatsız karar verildiğinde karşı taraf, itirazında teminat konusunu ayrı bir sebep olarak ileri sürebilir.

Tedbir kararına itiraz süresi kaçırılırsa tedbir kesinleşir mi?

Bir haftalık itiraz süresinin geçmesi, tedbirin şartlarına ve teminata yönelik itiraz imkânını sona erdirir; tedbirin kendisi ise davanın sonuna kadar değişmez hâle gelmez. HMK m.395 teminat karşılığında, m.396 ise durum ve koşulların değişmesi hâlinde tedbirin değiştirilmesini ya da kaldırılmasını talep etme imkânı tanır. Bu talepler bir haftalık süreye bağlı değildir; m.396'ya dayanan talepte koşullardaki değişikliğin somut olarak gösterilmesi gerekir.

Bir alacak davasında borçlunun bankadaki hesabına tedbir konulabilir mi?

Para alacağının tahsilini güvence altına almak için kanunun öngördüğü yol İİK m.257'deki ihtiyati hacizdir; ihtiyati tedbir ise uyuşmazlık konusu hakkında verilir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017 tarihli kararına konu ilk derece kararında, dairelerin dilekçedeki adlandırmayla bağlı kalmadan talebin içeriğine baktığı tespit edilmiştir. Banka hesabına yönelik talep, alacağın vadesi ve ihtiyati haczin şartları gözetilerek ihtiyati haciz olarak kurulmalıdır.

İhtiyati tedbir talebi reddedilirse hangi yola başvurulur?

Ret kararı gerekçeli verilir ve HMK m.391/3 ile m.341/1-b uyarınca istinaf yoluna açıktır; başvuru genel istinaf süresi olan iki hafta içinde yapılır (HMK m.345). Bölge adliye mahkemesi bu başvuruyu öncelikle inceler ve kesin olarak karara bağlar. Ret kararından sonra yeni olgular ortaya çıkmışsa, örneğin taşınmaz satışa çıkarılmışsa, aynı mahkemeye bu olgulara dayanan yeni bir tedbir talebi de yapılabilir.

Taşınmaz davasında tedbir talebi açılırken dosyaya konacak belgeler

Talebin kabulü ve tedbirin ayakta kalması büyük ölçüde ilk dilekçede kurulan dosyaya bağlıdır. Taşınmaz uyuşmazlıklarında dava dilekçesiyle birlikte sunulacak tedbir talebinde şu unsurların bir arada bulunması, yaklaşık ispat yükünün karşılanmasını ve kararın uygulanmasını kolaylaştırır:

  • Güncel tapu kaydı: ada, parsel, bağımsız bölüm, malik ve mevcut şerhler; talep edilen tedbirin hangi kayda işleneceği buradan belirlenir.
  • Tehlikeyi gösteren olgu: satış ilanı, emlakçı yazışması, taşınmaz üzerinde başka bir devir girişimi ya da davalının mal varlığını elden çıkardığını gösteren kayıtlar.
  • Esasa ilişkin yaklaşık ispat delilleri: sözleşme, ödeme dekontları, akrabalık ilişkisini gösteren nüfus kaydı, rayiç değer ile satış bedeli arasındaki farkı gösteren emsal bilgileri.
  • Tedbirin içeriği ve kapsamı: "üçüncü kişilere devir ve temlikin önlenmesi" gibi açık bir ifade ve tedbirin yalnız dava konusu paya mı, taşınmazın tamamına mı konulacağı.
  • Teminat önerisi ya da muafiyet gerekçesi: teminatın türü ve tutarına ilişkin beyan; teminatsız tedbir isteniyorsa dayanılan resmî belge ya da kesin delil.
  • Süre takvimi: kararın tefhim veya tebliğ tarihi, uygulama talebinin bir haftalık son günü, dava öncesi tedbirde iki haftalık dava açma süresinin son günü.

Karşı taraf bakımından aynı liste ters yönden okunur: tedbirin şartları, mahkemenin yetkisi ve teminat yönünden itiraz sebepleri bir hafta içinde ve bütün delillerle birlikte ileri sürülmelidir. İtiraz süresinin kaçırıldığı dosyalarda tedbirin kapsamını daraltmak ya da teminat karşılığında kaldırılmasını istemek için HMK m.395 ve m.396 yolları açıktır. Haksız çıkan tedbirden doğan zarar için bir yıllık zamanaşımı süresi, hükmün kesinleşmesinden ya da tedbirin kalkmasından itibaren işlemeye başlar.

Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır; her dosya kendi olgularıyla değerlendirilir.

Bu konuyla ilgili yazılar

Tüm yazılar