İlme Hukuk Logo
İLMEHUKUK BÜROSU
İLME HUKUK BÜROSU
Hemen AraRandevu Al
Masanın üzerinde açılmış, katlama izleri belirgin eski bir kâğıt harita

Ön İnceleme Duruşmasında Ne Olur? Tahkikata Geçmeden Önce Kaybedilen Haklar (HMK 137-142)

Ön inceleme duruşması, hukuk davasında tahkikatın hangi sorular üzerinden yürüyeceğini belirler. HMK m.137-142'ye göre davetiyedeki iki haftalık belge süresi, uyuşmazlık tespiti, tutanağın bağlayıcılığı ve genişletme yasağı birlikte işler.

Yayın
12 Ekim 2026
Okuma süresi
17 dk
Hukuk alanı
Genel Hukuk
Seri
Uygulamadan Notlar42. hafta, 2026
Av. Mesut İLME — Yalova Barosu

Av. Mesut İLME

Yalova Barosu, sicil 287

Yayın
12 Ekim 2026
17 dk
okuma

"Ön inceleme duruşmasına gitmesek de olur, asıl duruşma sonra başlıyor." Hukuk davalarında taraflardan en sık duyulan cümlelerden biri budur ve kanun bu varsayımın tersini öngörür. Dilekçeler aşaması kapandıktan sonra yapılan ön inceleme, davanın hangi sorular üzerinden yürüyeceğini, hangi belgelerin dosyada kalacağını ve tarafların artık neyi ileri süremeyeceğini belirler. Tahkikat başladığında oyun alanı çoktan çizilmiştir.

Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) ön incelemeyi m.137 ile m.142 arasında düzenler. Bu altı madde kısa görünür; ancak 22 Temmuz 2020 tarihli 7251 sayılı Kanun'la yapılan değişikliklerden sonra ön inceleme davetiyesi, belge sunma süresi ve iddianın genişletilmesi yasağı arasındaki bağ sıkılaşmıştır. Salonda beş dakika süren bir duruşmanın, tutanağa geçen birkaç satırla davanın geri kalanını yönlendirmesi bu yüzdendir.

Ön inceleme dilekçeler bitince başlar ve tahkikatın kapısını tutar

Ön inceleme, dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra yapılır (HMK m.137/1). Yazılı yargılama usulünde bu, dava dilekçesi, cevap dilekçesi, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçelerinin verilmesi ya da bunların süresinin dolması demektir. Davacı cevap dilekçesinin tebliğinden itibaren iki hafta içinde cevaba cevap, davalı da bu dilekçenin tebliğinden itibaren iki hafta içinde ikinci cevap dilekçesi verebilir (HMK m.136/1).

Kanun, ön incelemede mahkemenin yapacağı işleri tek cümlede sayar: dava şartlarını ve ilk itirazları incelemek, uyuşmazlık konularını tam olarak belirlemek, hazırlık işlemlerini ve delillerin sunulması ile toplanması için gereken işlemleri yapmak, taraflarının serbestçe tasarruf edebileceği davalarda onları sulhe veya arabuluculuğa teşvik etmek ve bunları tutanağa geçirmek. Bu sayım bir sıra da kurar; dava şartı eksik olan bir dosyada uyuşmazlık konusunu tespit etmenin anlamı yoktur.

Maddenin ikinci fıkrası ön incelemenin neden atlanamayacağını söyler: "Ön inceleme tamamlanmadan ve gerekli kararlar alınmadan tahkikata geçilemez ve tahkikat için duruşma günü verilemez." HMK m.147/1 de tarafların tahkikat ve sözlü yargılama için duruşmaya, ön inceleme aşamasının tamamlanmasından sonra davet edileceğini düzenler. Bu aşama atlanarak tanık dinlenmesi ya da bilirkişi incelemesine geçilmesi, kanunun öngördüğü aşamalı yapının atlanması anlamına gelir ve kanun yolunda usul eleştirisi olarak gündeme gelebilir.

Dava şartları ve ilk itirazlar çoğu zaman duruşmadan önce dosya üzerinden karara bağlanır

Mahkeme, öncelikle dava şartları ve ilk itirazlar hakkında dosya üzerinden karar verir (HMK m.138); gerekli görürse tarafları bu konuda ön inceleme duruşmasında dinleyebilir. Uygulamada görevsizlik, yetkisizlik ya da hukuki yarar yokluğu gibi kararların çoğu ön inceleme duruşmasına gelinmeden, tensip ya da ara kararla verilir. Bu nedenle duruşma günü beklenmeden dosyanın UYAP üzerinden izlenmesi gerekir.

Dava şartları mahkemece kendiliğinden araştırılır

Dava şartları HMK m.114'te sayılır: yargı hakkı ve yargı yolu, görev, kesin yetki, taraf ve dava ehliyeti, dava takip yetkisi, vekâletname, gider avansı, teminat, hukuki yarar, derdestlik ve kesin hüküm bunlardandır. Mahkeme dava şartlarının mevcut olup olmadığını davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır (HMK m.115/1); taraflar da dava şartı noksanlığını "her zaman ileri sürebilirler". Noksanlık giderilebilir nitelikteyse mahkeme bunun tamamlanması için kesin süre verir; süre içinde giderilmezse dava usulden reddedilir (HMK m.115/2).

Bu kesin sürenin en sık verildiği evre ön incelemedir. Eksik gider avansı, vekâletnamenin dosyaya sunulmaması ya da zorunlu arabuluculuk son tutanağının eklenmemesi bu aşamada fark edilir. Verilen sürenin kesin olduğu ara kararda açıkça yazılmışsa sürenin kaçırılmasının sonuçları ayrı bir sorudur; bu konu mahkemenin verdiği kesin süre kaçırıldığında ne olacağını anlatan yazımızda ayrıntılı ele alınmıştır.

İlk itirazlar cevap dilekçesinde ileri sürülmemişse ön incelemede dinlenmez

7251 sayılı Kanun'dan sonra ilk itirazlar iki tanedir: kesin yetki kuralının bulunmadığı hâllerde yetki itirazı ve uyuşmazlığın tahkim yoluyla çözülmesi gerektiği itirazı (HMK m.116/1). İş bölümü itirazı bu listeden çıkarılmıştır. İlk itirazların hepsi cevap dilekçesinde ileri sürülmek zorundadır; aksi hâlde dinlenemez (HMK m.117/1).

Sonuç pratiktir: ön inceleme duruşmasında ilk kez dile getirilen bir yetki itirazı, kesin yetki hâli yoksa incelenmez. Duruşma, cevap dilekçesindeki eksikliği tamamlama imkânı vermez. İlk itirazlar dava şartlarından sonra incelenir ve ön sorun gibi karara bağlanır (HMK m.117/2-3).

Davetiyedeki iki haftalık kesin süre belgeleri duruşmadan önce dosyaya sokar

Ön inceleme duruşmasının en çok gözden kaçan yönü, duruşmanın kendisinden önce işleyen süredir. Mahkeme, HMK m.139/1 uyarınca ön inceleme için duruşma günü belirleyip taraflara bildirir ve davetiyede bazı hususları ihtar eder. Bu ihtarlardan (ç) bendindeki, tarafların dilekçelerinde gösterdikleri ancak henüz sunmadıkları belgeleri davetiyenin tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunmaları ya da başka yerden getirtilecek belgeler için gereken açıklamayı yapmalarıdır.

Bu süre davetiyenin tebliğiyle başlar; duruşma gününe göre hesaplanmaz. Duruşma tebliğden iki ay sonraya verilmiş olsa bile belgelerin sunulma süresi tebliğden itibaren iki haftadır. Uygulamada sık karşılaştığımız tablo, davetiyenin yalnız duruşma tarihi olarak okunması ve belgelerin duruşma günü salona getirilmesidir.

Sürenin yaptırımı HMK m.140/5'te yer alır: ihtara rağmen dilekçelerinde gösterdikleri belgeleri sunmayan ya da belgelerin getirtilmesi için gerekli açıklamayı yapmayan tarafın bu delillere dayanmaktan vazgeçmiş sayılmasına karar verilir. Başka yerden getirtilecek belgelerde açıklamanın içeriği de önemlidir; hangi kurumdan, hangi dosya ya da kayıt numarasıyla ve hangi tarih aralığında belge istendiği açıkça yazılmadıkça mahkemenin müzekkere yazabilmesi mümkün olmaz.

Sonradan delil gösterme istisnası dar yorumlanan bir kapıdır

Kanunda belirtilen süreden sonra delil gösterilemez; HMK m.145 bunu kural olarak koyar. Mahkeme, delilin sonradan ileri sürülmesi yargılamayı geciktirme amacı taşımıyorsa ya da süresinde ileri sürülememesi ilgili tarafın kusurundan kaynaklanmıyorsa o delilin sonradan gösterilmesine izin verebilir. Bu bir takdir yetkisidir ve izin verilip verilmeyeceği dosyanın koşullarına bağlıdır. Belgenin süresinde sunulamamasının sebebi (örneğin kurumdan geç cevap gelmesi) belgelenmedikçe istisnaya dayanmak zorlaşır.

Salondaki asıl iş anlaşılan ve anlaşılmayan hususların tek tek tespitidir

Hâkim, HMK m.140/1 uyarınca ön inceleme duruşmasında dava şartları ve ilk itirazlar hakkında karar verebilmek için gerekli görürse tarafları dinler, daha sonra tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları tek tek tespit eder. Kanunun "tek tek" ifadesi bilinçlidir: uyuşmazlık "alacak talebi" gibi genel bir başlıkla değil, hangi vakıanın çekişmeli olduğu gösterilerek yazılmalıdır.

Bir kira alacağı davasını düşünelim. Kira ilişkisinin varlığı, aylık kira bedeli ve teslim tarihi taraflarca kabul edilmiş; çekişme yalnız üç aylık ödemenin yapılıp yapılmadığı ve depozitonun mahsup edilip edilemeyeceği noktasında kalmış olsun. Tutanağa "davacının alacak talebinin yerinde olup olmadığı" diye yazılırsa tahkikat bütün ilişkiye yayılır. "Ocak, şubat ve mart aylarına ait kira bedellerinin ödenip ödenmediği ile depozitonun bu bedellere mahsubunun mümkün olup olmadığı" diye yazılırsa tanık, belge ve bilirkişi incelemesi bu iki soruya yönelir.

Çekişmesiz kalan vakıa ispat konusu olmaktan çıkar

İspatın konusunu tarafların üzerinde anlaşamadıkları ve uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek çekişmeli vakıalar oluşturur (HMK m.187/1); ikrar edilmiş vakıalar ve herkesçe bilinen vakıalar çekişmeli sayılmaz (m.187/2). Tutanağa "anlaşılan husus" olarak geçen bir vakıa için ayrıca delil toplanmaz. Bu durum iki yönlüdür: kabul edilen vakıa ispat yükünü hafifletir, ancak bir tarafın düşünmeden "kabul ediyoruz" dediği husus sonradan çekişmeli hâle getirilmek istendiğinde savunmanın değiştirilmesi yasağıyla karşılaşılabilir.

Tespit, dilekçelerde somutlaştırılan vakıa kadar olabilir

Hâkim uyuşmazlık konularını tarafların dilekçelerinden çıkarır. Taraflar, dayandıkları vakıaları ispata elverişli şekilde somutlaştırmak ve hangi delilin hangi vakıanın ispatı için gösterildiğini açıkça belirtmek zorundadır (HMK m.194). Dilekçede yalnız "fazla mesai alacağı" denilip hangi dönemde, hangi saatler arasında çalışıldığı yazılmamışsa, ön incelemede tespit edilecek uyuşmazlık da o ölçüde belirsiz kalır.

Hâkimin HMK m.31 uyarınca belirsiz ya da çelişkili gördüğü hususlarda taraflara açıklama yaptırma, soru sorma ve delil gösterilmesini isteme yetkisi vardır. Bu yetkinin en çok kullanıldığı evre de ön incelemedir. Ancak bu açıklama, dilekçelerde hiç yer almayan yeni bir vakıanın davaya sokulması anlamına gelmez; yeni vakıa ileri sürmek, iddianın ve savunmanın genişletilmesi yasağıyla sınırlıdır.

Sulh ve arabuluculuğa teşvik bir aydınlatma görevidir, zorlama değildir

Uyuşmazlık konularının tespitinden sonra hâkim, tarafları sulh ve arabuluculuğun esasları, süreci ve hukuki sonuçları hakkında aydınlatarak sulhe veya arabuluculuğa teşvik eder (HMK m.140/2). Aydınlatma ifadesi 7251 sayılı Kanun'la eklenmiştir. Hâkim bu konuda sonuç alınacağı kanaatine varırsa bir defaya mahsus olmak üzere yeni bir duruşma günü belirler.

Teşvik, m.137/1'deki sınırla birlikte okunur: tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebileceği davalarda yapılır. Soybağı, velayet ya da boşanmanın kendisi gibi tarafların serbestçe tasarruf edemediği konularda sulh ya da arabuluculukla uyuşmazlığa son verilemez; aynı davadaki mali talepler ise ayrıca değerlendirilir. Tarafların ön inceleme duruşmasına sulh için gerekli hazırlığı yaparak gelmesi de davetiyede ihtar edilen hususlardandır (HMK m.139/1-b).

Bu aşamada yapılan sulh görüşmesi, tarafın kendi tezini bırakması anlamına gelmez. Ancak sulh teklifinin hangi rakamlar ve hangi kabuller üzerinden yapıldığı tutanağa geçecekse, bu ifadelerin sonradan ikrar olarak okunmaması için dikkatli bir dille kayda geçirilmesi gerekir.

Ön inceleme tutanağı tahkikatın haritasıdır ve imzayla bağlar

Duruşmanın sonunda tarafların sulh veya arabuluculuk faaliyetinden sonuç alıp almadıkları, sonuç alamadılarsa anlaşamadıkları hususların nelerden ibaret olduğu tutanakla tespit edilir (HMK m.140/3). Tutanağın altı duruşmada hazır bulunan taraflarca imzalanır. Maddenin son cümlesi tutanağın işlevini açıkça belirler: "Tahkikat bu tutanak esas alınmak suretiyle yürütülür."

Bu cümlenin pratik karşılığı şudur: tanıkların hangi konularda dinleneceği, bilirkişiye hangi soruların yöneltileceği ve hangi kayıtların getirtileceği tutanaktaki uyuşmazlık noktalarından türetilir. Tutanakta yer almayan bir çekişme, tahkikatta delil toplanacak bir konu olarak öngörülmemiş demektir. Dosyalarda gördüğümüz kadarıyla, bilirkişi raporlarına yöneltilen itirazların önemli bir kısmının kökü ön inceleme tutanağındaki eksik ya da genel ifadeye dayanır; rapora itirazın süre ve usulü ise bilirkişi raporuna itiraz ve ek rapor talebini anlatan yazımızda işlenmiştir.

Tutanak imzalanmadan önce okunmalıdır

Duruşma tutanağı hâkimin yazdırdığı biçimde oluşur ve taraflar imza öncesinde metni okuyabilir. Uyuşmazlık noktalarından biri eksik yazılmışsa ya da kabul edilmemiş bir husus "anlaşılan" olarak geçmişse, bu durum duruşma sırasında belirtilmeli ve düzeltme talebi tutanağa geçirilmelidir. Sonradan verilen bir dilekçeyle tutanağın içeriğine itiraz etmek mümkündür; ancak tahkikat başlamış ve deliller tutanağa göre toplanmaya başlanmışsa düzeltmenin dosyaya etkisi sınırlı kalır.

Ön inceleme tek duruşmada tamamlanır

HMK m.140/4 ön incelemenin tek duruşmada tamamlanmasını esas alır; zorunlu hâllerde bir defaya mahsus olmak üzere yeni bir duruşma günü belirlenir. Sulh için verilen ek duruşma günü (m.140/2) de bir defayla sınırlıdır. Kanun koyucunun amacı, ön incelemenin uzun bir hazırlık evresine dönüşmesini önlemektir. Tarafların ön incelemeye hazırlıksız gelip "beyan için süre" istemesi bu nedenle her dosyada karşılık bulmaz.

Ön incelemenin sonundaki ara karar tahkikatın takvimini kurar

Çoğu dosyada ön inceleme duruşması tek bir uzun ara kararla kapanır. Bu ara kararda tanık listesinin verilmesi, delil avansının yatırılması, kurumlara yazılacak müzekkereler ve bilirkişi incelemesi için verilen süreler yer alır. Kararın her bendi ayrı bir yükümlülük ve çoğu zaman ayrı bir kesin süredir; tutanağın uyuşmazlık konularını, ara kararın ise bu konuların hangi delillerle ve hangi takvimle inceleneceğini belirlediği söylenebilir.

Tanık listesi tek seferdir ve vakıa bağlantısı ister

Tanık gösteren taraf, tanık dinletmek istediği vakıayı ve tanıkların adı, soyadı ile tebliğe elverişli adreslerini içeren listeyi mahkemeye sunar (HMK m.240/2). Aynı fıkra, bu listede gösterilmemiş olan kimselerin tanık olarak dinlenemeyeceğini ve ikinci bir liste verilemeyeceğini açıkça düzenler. Adres gösterilmemiş ya da tanık gösterilen adreste bulunamamışsa tarafa işin niteliğine uygun kesin süre verilir; bu süre de sonuçsuz kalırsa o tanığın dinlenmesinden vazgeçilmiş sayılır (m.240/3).

Tanık listesinin ön inceleme tutanağıyla birlikte okunması gerekir. Tutanakta çekişmeli olarak tespit edilmemiş bir vakıa için gösterilen tanığın dinlenmesi tahkikatın konusu dışında kalır. Tersine, tutanakta çekişmeli olarak yer alan her vakıa için hangi tanığın gösterildiği listede ayrı ayrı yazılmalıdır; "tüm hususlarda" kaydıyla verilen listeler, tanığın hangi vakıayı bildiğinin anlaşılmasını zorlaştırır.

Delil avansı süresinde yatırılmazsa delilden vazgeçilmiş sayılır

Taraflardan her biri, ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı verilen kesin süre içinde yatırmak zorundadır (HMK m.324/1). Avans yatırılmazsa karşı taraf bu avansı yatırabilir; aksi hâlde talep olunan delilin ikamesinden vazgeçilmiş sayılır (m.324/2). Tarafların serbestçe tasarruf edemeyeceği dava ve işlerde bu kural saklı tutulmuş, hâkimin kendiliğinden başvurduğu deliller için ayrı bir gider düzeni öngörülmüştür (m.324/3, m.325).

Ara kararda tanık, keşif ve bilirkişi giderleri için tek bir toplam avans istenmesi ya da her delil için ayrı tutar belirlenmesi mümkündür. Hangi tutarın hangi delile ait olduğu ara karardan okunmalı ve ödeme dekontu dosyaya bildirilmelidir. Avansın eksik yatırılması da bu fıkra kapsamında değerlendirilebileceğinden tutarın tam olarak karşılanması gerekir.

Bilirkişi soruları tutanaktaki çekişmeden türetilir

Mahkeme, HMK m.266/1 uyarınca çözümü hukuk dışında özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir; genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözümlenebilecek konularda ise bilirkişiye başvurulamaz. Tespit edilen uyuşmazlık konuları, bilirkişiye hangi teknik sorunun yöneltileceğinin de çerçevesini çizer. Hukuki nitelendirme gerektiren bir sorunun bilirkişiye sorulması bu sınırla bağdaşmaz; tarafın böyle bir görevlendirmeye ön incelemede ya da görevlendirme ara kararından hemen sonra itiraz etmesi, yanlış kurulmuş bir raporla aylar kaybedilmesinin önüne geçebilir.

Dilekçeler aşamasından sonra iddia ve savunma genişletilemez

7251 sayılı Kanun'la değiştirilen HMK m.141/1, tarafların cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleriyle iddia veya savunmalarını serbestçe genişletebileceğini ya da değiştirebileceğini, dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra ise iddia veya savunmanın genişletilemeyeceğini ya da değiştirilemeyeceğini öngörür. 2020 öncesindeki metinde ön inceleme duruşması da genişletme imkânının bir parçasıydı; bugün ön inceleme, genişletme yasağının zaten başlamış olduğu bir evrede yapılır.

Bu değişiklik, ön inceleme duruşmasına gelmemenin sonuçlarını da etkilemiştir. Eski düzende duruşmaya gelmeyen tarafın yokluğunda karşı tarafın iddiasını genişletebilmesi önemli bir riskti; bugün bu risk ortadan kalkmış, gelmemenin sonucu başka bir noktaya kaymıştır. Duruşmaya katılmamanın bugünkü sonuçları, işlemden kaldırma ve yenileme kuralları HMK m.150'yi ele alan yazımızda ayrıntılı olarak anlatılmıştır.

Islah ve açık muvafakat yasağın iki istisnasıdır

İddia ve savunmanın genişletilip değiştirilmesi konusunda ıslah ve karşı tarafın açık muvafakati hükümleri saklıdır (HMK m.141/2). Islah, taraflardan her birinin aynı davada bir kez başvurabileceği bir yoldur (HMK m.176/2) ve tahkikatın sona ermesine kadar yapılabilir (HMK m.177/1). Bozma ya da kaldırma kararından sonra ilk derece mahkemesinin tahkikata ilişkin bir işlem yapması hâlinde de tahkikat sona erinceye kadar ıslah yapılabilir; ancak bozmaya uymakla ortaya çıkan hukuki durum ortadan kaldırılamaz (m.177/2).

Karşı tarafın muvafakati ise kanun lafzında "açık" olarak aranır. Susma ya da genişletilmiş iddiaya karşı esastan cevap verilmesinin muvafakat olarak yorumlanıp yorumlanamayacağı tartışma yaratabileceğinden, genişletme yasağına aykırı bir beyanla karşılaşan tarafın esasa girmeden önce itirazını tutanağa geçirtmesi belirsizliği önler. Bu itirazın en erken ve en etkili kayda geçirilebileceği evre ön inceleme duruşmasıdır.

Gelmeyen taraf, yokluğunda yapılan işlemlere itiraz edemez

Davetiyede, HMK m.139/1-c uyarınca duruşmaya taraflardan yalnız birinin gelmesi ve yargılamaya devam etmek istemesi durumunda gelmeyen tarafın yokluğunda yapılan işlemlere itiraz edemeyeceği ihtar edilir. Duruşmaya gelmeyen taraf, uyuşmazlık konularının kendi yokluğunda ve karşı tarafın anlatımına göre tespit edilmesine sonradan itiraz etme imkânını büyük ölçüde yitirir.

Burada iki ayrı sonuç birbirine karışmamalıdır. Birincisi m.139/1-c'deki itiraz edememe sonucudur ve gelmeyen tarafın usul hakkını daraltır. İkincisi HMK m.150'deki işlemden kaldırma sonucudur; bu, iki tarafın da gelmediği ya da gelen tarafın yargılamaya devam etmek istemediği hâlleri düzenler. İki taraf da ön inceleme duruşmasına gelmemişse dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilir (HMK m.150/1); yenileme süresi ve yenilenmeyen davanın akıbeti aynı maddenin sonraki fıkralarında düzenlenir.

Vekille takip edilen davalarda bu riskin büyük kısmı vekil tarafından karşılanır. Vekili olmayan tarafın ise ön inceleme davetiyesini aldığında hem iki haftalık belge süresini hem de duruşma gününü ayrı ayrı takvime işlemesi gerekir. Duruşmaya katılmak, tutanağın içeriğini doğrudan etkileyebilmenin tek yoludur.

Hak düşürücü süre ve zamanaşımı tahkikattan önce karara bağlanır

Hâkim, ön inceleme duruşması tamamlandıktan sonra tahkikata başlamadan önce hak düşürücü süreler ile zamanaşımı hakkındaki itiraz ve def'ileri inceleyerek karara bağlar (HMK m.142/1). Madde, bu soruların tahkikat masrafı yapılmadan çözülmesini amaçlar: alacak zamanaşımına uğramışsa tanık dinlemenin ya da bilirkişi incelemesi yaptırmanın anlamı kalmaz.

İki kavram arasındaki fark ön incelemede belirginleşir. Hak düşürücü süre, yerleşik uygulamada mahkemece kendiliğinden gözetilen bir süre olarak kabul edilmektedir. Zamanaşımı ise bir def'idir; Türk Borçlar Kanunu m.161 hâkimin zamanaşımını kendiliğinden göz önüne alamayacağını açıkça düzenler. Zamanaşımı def'inin dilekçeler aşamasında, yani en geç ikinci cevap dilekçesiyle ileri sürülmemesi hâlinde, sonradan ileri sürülmesi savunmanın genişletilmesi yasağı kapsamında değerlendirilmektedir; bu durumda ıslah ya da karşı tarafın açık muvafakati gerekir.

Uygulamada m.142 kararının ayrı bir ara kararla verilmesi beklenirken bazı dosyalarda bu konunun esasla birlikte değerlendirilmek üzere ertelendiği görülür. Zamanaşımı def'ini ileri süren tarafın, ön inceleme tutanağında bu def'inin uyuşmazlık konuları arasında açıkça yer almasını sağlaması, def'inin tahkikat sırasında unutulmasının önüne geçer.

Basit yargılama usulünde ön inceleme ilk duruşmayla birleşir

Sulh hukuk mahkemelerinin görevine giren davalar, nafaka, velayet ve vesayet davaları, hizmet ilişkisinden doğan davalar ve kanunlarda sayılan diğer işler basit yargılama usulüne tabidir (HMK m.316/1). Bu usulde taraflar cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçesi veremez (HMK m.317/3). İddianın genişletilmesi yasağı dava açılmasıyla, savunmanın genişletilmesi yasağı cevap dilekçesinin verilmesiyle başlar (HMK m.319).

Mahkeme mümkün olan hâllerde tarafları duruşmaya davet etmeden dosya üzerinden karar verir (HMK m.320/1). Bu mümkün değilse, m.320/2 uyarınca ilk duruşmada dava şartları ve ilk itirazlar ile hak düşürücü süre ve zamanaşımı hakkında taraflar dinlenir, anlaşılan ve anlaşılamayan hususlar tek tek tespit edilir, taraflar sulhe veya arabuluculuğa teşvik edilir ve sonuç tutanağa yazılır. Tutanağın altı hazır bulunan taraflarca imzalanır ve tahkikat bu tutanak esas alınarak yürütülür.

Yazılı usuldeki ön inceleme ile m.142'deki süre kararı basit yargılamada tek bir ilk duruşmaya toplanmıştır. İş davalarında ve aile mahkemelerindeki nafaka ile velayet uyuşmazlıklarında ilk duruşmanın bu yüzden yazılı usuldeki ön incelemeden daha yoğun geçtiği görülür. Basit yargılamada tarafların tüm delillerini dilekçeleriyle birlikte, hangi vakıanın delili olduğunu belirterek bildirmesi de kanunen zorunludur (HMK m.318).

Ön incelemedeki usul eksikliği kanun yolunda ileri sürülebilir

Bu aşamada yapılan hataların bir kısmı hükümden sonra istinaf incelemesinin konusu olur. Bölge adliye mahkemesinin (BAM) esası incelemeden kararı kaldırıp dosyayı yeniden görülmek üzere göndereceği hâller HMK m.353/1-a'da sayılmıştır. Bunlar arasında görev ve yetki kurallarına aykırılık, diğer dava şartlarına aykırılık ve 7251 sayılı Kanun'la değiştirilen metinle, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması da yer alır.

Dava şartı eksikliği ön incelemede gözden kaçmışsa ya da m.140/5 uyarınca vazgeçilmiş sayılmasına karar verilen bir delil aslında süresinde sunulmuşsa, bu durum istinaf dilekçesinde somut olarak gösterilmelidir. İstinaf sebeplerinin nasıl yazılacağı ve dilekçenin yapısı hukuk istinaf dilekçesi örneği sayfamızda anlatılmıştır. Mahkemece kendiliğinden gözetilen dava şartları dışında kalan usul itirazlarında, itirazın ilk derece mahkemesinde ve özellikle ön inceleme tutanağında kayda geçirilmiş olması, kanun yolunda ileri sürülmesini kolaylaştırır.

Ön inceleme davetiyesi geldiğinde dosyada tamamlanması gerekenler

Davetiyenin tebliği, davada iki ayrı takvimin başladığı andır: iki haftalık kesin belge süresi ve duruşma günü. Bu iki tarih arasındaki dönemde dosyada yapılması gereken işler aşağıdaki gibi sıralanabilir.

  1. Belge listesinin karşılaştırılması: dava ya da cevap dilekçesinde "ekte sunulacaktır" ya da "celbi talep olunur" denilen her belge tek tek listelenmeli; elde olanlar iki haftalık süre içinde sunulmalı, başka yerden getirtilecekler için kurum, dosya ve kayıt numarası açıkça bildirilmelidir.
  2. İlk itiraz ve def'ilerin kontrolü: yetki ve tahkim itirazlarının cevap dilekçesinde, zamanaşımı def'inin en geç dilekçeler aşamasında ileri sürülüp sürülmediği kontrol edilmeli; ileri sürülmemişse ön incelemede bu eksikliğin kendiliğinden tamamlanamayacağı göz önünde tutulmalıdır.
  3. Uyuşmazlık noktalarının yazılı taslağı: tarafın kabul ettiği ve çekiştiği vakıalar duruşmadan önce madde madde çıkarılmalı; hâkimin tespiti sırasında eksik kalan nokta bu taslak üzerinden hatırlatılabilir.
  4. Sulh sınırlarının belirlenmesi: sulh ya da arabuluculuk gündeme gelirse hangi koşulların kabul edilebilir olduğu önceden belirlenmeli, tutanağa geçecek ifadelerin ikrar anlamı taşımaması sağlanmalıdır.
  5. Tutanağın okunması: duruşma sonunda tutanak imzalanmadan önce uyuşmazlık konularının eksiksiz yazıldığı ve kabul edilmemiş bir hususun "anlaşılan" olarak geçmediği kontrol edilmelidir.

Tahkikatın sorularını belirleyen evre ön inceleme duruşmasıdır; bu evrede yazılan bir cümle, aylar sonra alınacak bilirkişi raporunun kapsamını belirleyebilir. Tahkikata geçildikten sonra genişletme yasağı, kesin süreler ve tutanağın bağlayıcılığı birlikte işler ve ön incelemede kaybedilen bir imkânın sonradan geri kazanılması çoğu dosyada ıslah gibi tek seferlik araçlara bağlı kalır.

Sık Sorulan Sorular

Ön inceleme duruşmasında tanık dinlenir mi?

Kural olarak bu duruşmada tanık dinlenmez; tanık dinlenmesi tahkikat aşamasının işidir. Ön inceleme tamamlanmadan tahkikata geçilemeyeceği HMK m.137/2'de açıkça düzenlenmiştir. Bu aşamada tanıklarla ilgili yapılan iş, hangi tanığın hangi vakıa için dinleneceğinin belirlenmesi ve tanık listesindeki eksikliklerin giderilmesidir.

Ön inceleme duruşması ne kadar sürer?

Kanun bir süre öngörmez; ancak ön incelemenin tek duruşmada tamamlanmasını esas alır (HMK m.140/4). Zorunlu hâllerde bir kez yeni duruşma günü verilebilir; sulh görüşmesi için de bir defaya mahsus ek gün belirlenebilir. Salondaki süre kısa olsa bile tutanağa geçen tespitler tahkikatın tamamını etkiler.

Ön inceleme davetiyesindeki iki haftalık süre duruşma gününden mi hesaplanır?

Süre davetiyenin tebliğinden itibaren işler (HMK m.139/1-ç). Duruşmanın hangi tarihe verildiği bu süreyi uzatmaz. Süresinde sunulmayan belgeler için mahkeme, tarafın o delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılmasına karar verir (HMK m.140/5).

Ön inceleme duruşmasında yeni bir talep eklenebilir mi?

Dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra iddia ve savunma genişletilemez ve değiştirilemez (HMK m.141/1). Bu yasağın istisnaları ıslah ve karşı tarafın açık muvafakatidir. Islah aynı davada bir kez yapılabildiği için ön incelemede ortaya çıkan bir eksikliği gidermek amacıyla kullanılması, ileride doğabilecek başka bir ihtiyacı karşılama imkânını ortadan kaldırabilir.

Ön inceleme tutanağına itiraz edilebilir mi?

Tutanağın içeriğine ilişkin itirazın en etkili yolu, imza öncesinde düzeltme talebinin aynı tutanağa geçirilmesidir. Duruşmaya katılmayan taraf, m.139/1-c uyarınca yokluğunda yapılan işlemlere itiraz edemez. Tutanaktaki bir eksiklik sonradan dilekçeyle bildirilebilir; ancak tahkikat başladıktan sonra bunun etkisi sınırlı kalır.

Dava ön inceleme aşamasında sona erebilir mi?

Dava şartı eksikliği giderilemiyorsa ya da verilen kesin süre içinde giderilmemişse mahkeme davayı usulden reddeder (HMK m.115/2). Hak düşürücü sürenin geçtiği ya da yerinde bulunan bir zamanaşımı def'inin varlığı HMK m.142 uyarınca tahkikattan önce incelendiğinden, bu hâllerde de tanık ve bilirkişi aşamasına geçilmeden karar verilmesi mümkündür. Tarafların ön incelemede sulh olması ya da arabuluculukta anlaşmaya varması da davayı bu aşamada sona erdirebilir.

Hâkimin arabuluculuğa teşvik etmesi tarafları arabulucuya gitmeye zorlar mı?

Teşvik bir aydınlatma ve davettir; taraflar arabuluculuğa başvurmayı kabul etmezlerse yargılama kaldığı yerden sürer. HMK m.140/2, hâkimin sulh ve arabuluculuğun esasları, süreci ve hukuki sonuçları hakkında tarafları bilgilendirmesini öngörür. Taraflar sulh yolunda sonuç alınabileceğini düşündüklerinde hâkim bir defaya mahsus yeni duruşma günü verebilir.

Basit yargılama usulünde ayrı bir ön inceleme duruşması yapılır mı?

Basit yargılamada ayrı bir ön inceleme duruşması öngörülmemiştir; ön inceleme işlemleri ilk duruşmada yapılır (HMK m.320/2). Bu ilk duruşmada dava şartları, ilk itirazlar, hak düşürücü süre ve zamanaşımı ile uyuşmazlık konuları birlikte ele alınır. Mümkün olan hâllerde mahkeme duruşma yapmadan dosya üzerinden de karar verebilir (HMK m.320/1).

Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır; her dosya kendi olgularıyla değerlendirilir.

Bu konuyla ilgili yazılar

Tüm yazılar