İlme Hukuk Logo
İLMEHUKUK BÜROSU
İLME HUKUK BÜROSU
Hemen AraRandevu Al
Masanın üzerinde duran küçük, el tipi bir ses kayıt cihazı

Gizli Ses Kaydı Delil Olur mu? Hukuk ve Ceza Davasında Hukuka Aykırı Delil Sınırı

Gizli ses kaydında iki ayrı soru vardır: kaydı yapmak TCK m. 133-134 kapsamında suç mu, kayıt mahkemede delil olur mu? Yargıtay'ın ani gelişen durum istisnası, planlı kaydın dışlanması, AYM denetimi ve boşanma, iş, hakaret ve tehdit dosyalarındaki farklar.

Yayın
21 Ekim 2026
Okuma süresi
17 dk
Hukuk alanı
Genel Hukuk
Av. Mesut İLME — Yalova Barosu

Av. Mesut İLME

Yalova Barosu, sicil 287

Yayın
21 Ekim 2026
17 dk
okuma

Kiracı, ev sahibinin kapıda bağırarak savurduğu tehdidi telefonuyla kaydeder. Bir işçi, aylardır süren toplantılarda yöneticisinin sözlerini cebindeki telefonla kayda alır. Bir eş, şüphelendiği konuşmaları yakalamak için arabaya ses kayıt cihazı bırakır. Üç kayıt da "gizli" sayılır; ama hukuk düzeni üçüne aynı cevabı vermez. Birincisi ceza dosyasında hükme esas alınabilir, ikincisi tartışmalı kalır, üçüncüsü hem delil olarak dışlanır hem de kaydı yapanı şüpheli konumuna getirebilir.

"Gizli ses kaydı delil olur mu" sorusu bu yüzden tek cümleyle cevaplanamaz. Soru aslında iki ayrı sorudur: kaydı yapmak bir suç mu, ve kayıt mahkemede delil olarak kullanılabilir mi? İki cevap çoğu dosyada aynı yöne gider, ama ayrıştıkları dosyalar az değildir. Yargıtay'ın ve Anayasa Mahkemesinin çizdiği çizgi, "ses kaydı delil olmaz" genellemesinin de "kişi kendi konuşmasını dilediği gibi kaydedebilir" kanaatinin de eksik olduğunu gösteriyor.

Gizli ses kaydında iki ayrı soru var: kayıt suç mu, delil mi

Birinci soru maddi ceza hukukunun alanıdır. Türk Ceza Kanunu (TCK), özel hayata ve hayatın gizli alanına karşı suçlar bölümünde konuşmaların dinlenmesini ve kayda alınmasını (m. 133), özel hayatın gizliliğinin ihlalini (m. 134) ve haberleşmenin gizliliğinin ihlalini (m. 132) ayrı ayrı yaptırıma bağlar. Bu maddelerin sorusu şudur: kaydı yapan kişi cezalandırılır mı?

İkinci soru muhakeme hukukunun alanıdır. Anayasa m. 38'e göre "Kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulgular, delil olarak kabul edilemez." Ceza yargılamasında Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK), hukuk yargılamasında Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) bu ilkeyi tekrarlar. Buradaki soru farklıdır: kayıt, davanın konusu olan olayın ispatında kullanılabilir mi?

İki sorunun ayrı ayrı sorulması gerektiğini gösteren en açık örnek, Yargıtay 12. Ceza Dairesinin E. 2013/10293, K. 2014/1505, 27 Ocak 2014 tarihli kararıdır. Bir kurum müdürü, hakkında hakaret ve iftira içeren sözler söylendiğini duyunca tanıklarla yaptığı konuşmayı cebindeki telefonla gizlice kaydetmiş, kaydı yalnızca Cumhuriyet başsavcılığına teslim etmişti. İlk derece mahkemesi müdürü TCK m. 133 kapsamında mahkûm etti. Daire hükmü bozdu: kaydı üçüncü kişilerle paylaştığı ileri sürülmeyen sanığın, "kendisine karşı suç işlenmekte olduğuna dair iddiasını ispatlama ve kaybolma olasılığı bulunan delillerin muhafazasını sağlama amacını taşıyan" eylemlerinde hukuka aykırı hareket ettiği bilinciyle davrandığı kabul edilemezdi. Yani kaydın amacı ve kullanılış biçimi, kaydı yapanın cezai sorumluluğunu doğrudan etkiledi.

TCK m. 133 ve 134 hangi kaydı suç sayıyor

Kanun, kaydı yapanın konuşmadaki konumuna göre farklı ceza öngörür. Bu ayrım hem cezanın ağırlığını hem de delil tartışmasının yönünü belirler.

Konuşmaya katılmayan kişinin yaptığı kayıt

TCK m. 133/1'e göre "Kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmaları, taraflardan herhangi birinin rızası olmaksızın bir aletle dinleyen veya bunları bir ses alma cihazı ile kaydeden kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır." Arabaya, eve ya da iş yerine bırakılan kayıt cihazı, konuşmanın tarafı olmayan kişinin başkalarının sözlerini kaydetmesi bu hükmün tipik örneğidir. Kanun burada konuşanlardan herhangi birinin rızasını yeterli görür; rızanın hiç bulunmaması suçu oluşturur.

Katıldığı söyleşiyi kaydeden kişi

Aynı maddenin ikinci fıkrası, kişinin "katıldığı aleni olmayan bir söyleşiyi, diğer konuşanların rızası olmadan" kaydetmesini altı aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezasıyla yaptırıma bağlar. Yargıtay 12. Ceza Dairesi yukarıdaki 2014 kararında "söyleşi" kavramını en az üç kişinin katıldığı yüz yüze konuşma olarak tanımlamıştır; iki kişi arasındaki konuşma bu anlamda söyleşi sayılmadığından m. 133/2'nin dışında kalır. Daire, iki kişilik konuşmada tarafın aralarında geçen sözleri kaydetmesinin m. 133/1 kapsamında da suç olarak tanımlanmadığını, koşulları varsa eylemin TCK m. 134'teki özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu oluşturabileceğini belirtmiştir. Aynı kararda m. 133'teki konuşma, herhangi bir aracı vasıta kullanılmadan yüz yüze gerçekleştirilen konuşma olarak tarif edildiğinden telefon görüşmeleri bu maddeden çok haberleşmenin gizliliğine ilişkin TCK m. 132 ve özel hayata ilişkin m. 134 çerçevesinde tartışılır. Kendi konuşmasını kaydeden kişinin cezai riski bu nedenle ortadan kalkmış sayılmaz; yalnızca hangi maddenin uygulanacağı değişir.

TCK m. 134/1, kişilerin özel hayatının gizliliğini ihlali bir yıldan üç yıla kadar hapisle cezalandırır ve "Gizliliğin görüntü veya seslerin kayda alınması suretiyle ihlal edilmesi halinde, verilecek ceza bir kat artırılır." Kayıt konusu konuşma kişinin özel yaşamına, aile içi ilişkilerine ya da mahrem alanına dair olduğunda tartışma çoğunlukla bu madde üzerinden yürür.

Kaydı yaymak ayrı bir suçtur

Kayıt hukuka uygun sayılsa bile kaydın paylaşılması bağımsız bir sorudur. TCK m. 133/3, aleni olmayan konuşmaların kaydı yoluyla elde edilen verileri hukuka aykırı olarak ifşa edeni iki yıldan beş yıla kadar hapis ve dört bin güne kadar adli para cezasıyla cezalandırır; m. 134/2 özel hayata ilişkin görüntü ve sesleri ifşa eden için aynı aralığı öngörür. Telefon görüşmesi bir haberleşmedir ve TCK m. 132/3, kendisiyle yapılan haberleşmenin içeriğini diğer tarafın rızası olmaksızın hukuka aykırı olarak alenen ifşa edeni bir yıldan üç yıla kadar hapisle cezalandırır.

Bu sınırı mesaj görüntüleri üzerinden çizen karar, Yargıtay 12. Ceza Dairesinin E. 2023/4360, K. 2026/1450, 16 Şubat 2026 tarihli kararıdır. Bölge adliye mahkemesi (BAM), eşinin yazışmalarının ekran görüntüsünü alıp iki kişiye gönderen sanığı, boşanma davasına delil hazırlama amacını gözeterek beraat ettirmişti. Daire bu kararı bozdu: görüntülerin gönderildiği kişilerden biri yazışmanın tarafı olduğu için yetkisiz üçüncü kişi değildi, diğeri ise yetkisiz üçüncü kişiydi ve ona gönderme mahkûmiyeti gerektiriyordu. Delil muhafazası savunması, kaydı yargı makamına sunmayı kapsar; kaydı aile, arkadaş ya da sosyal medya çevresiyle paylaşmayı kapsamaz.

Şikâyet ve süre

TCK m. 139/1'e göre kişisel verilerin kaydedilmesi, verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme ve verileri yok etmeme suçları dışında, bu bölümdeki suçların soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlıdır. Konuşmanın kaydedildiğini öğrenen kişi, fiili ve failin kim olduğunu öğrendiği günden itibaren altı ay içinde şikâyette bulunmazsa (TCK m. 73/1-2) soruşturma yapılamaz.

FiilMaddeCeza aralığı
Tarafı olmadığı konuşmayı rıza olmadan dinlemek veya kaydetmekTCK m. 133/12-5 yıl hapis
Katıldığı aleni olmayan söyleşiyi diğerlerinin rızası olmadan kaydetmekTCK m. 133/26 ay-2 yıl hapis veya adli para cezası
Kayıtla elde edilen verileri hukuka aykırı ifşa etmekTCK m. 133/32-5 yıl hapis ve 4.000 güne kadar adli para cezası
Özel hayatın gizliliğini ses veya görüntü kaydıyla ihlalTCK m. 134/11-3 yıl hapis, bir kat artırımlı
Kendisiyle yapılan haberleşmeyi rıza olmadan alenen ifşaTCK m. 132/31-3 yıl hapis

Ceza yargılamasında hukuka aykırı delil hükme esas alınamaz

Delil serbestliği ilkesi ceza muhakemesinde de geçerlidir, ama bu serbestlik hukuka uygunlukla sınırlıdır. CMK m. 217/2 bunu tek cümleyle söyler: "Yüklenen suç, hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir." Kanuna aykırı olarak elde edilmiş delilin ortaya konulması istemi CMK m. 206/2-a uyarınca reddolunur. Mahkûmiyet hükmünün gerekçesinde, dosyada bulunan ve hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delillerin "ayrıca ve açıkça" gösterilmesi gerekir (CMK m. 230/1-b). CMK m. 289/1-i ise hükmün hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delile dayanmasını, temyiz dilekçesinde gösterilmese de gözetilen hukuka kesin aykırılık hâlleri arasında sayar.

Bu kuralların yalnızca devlet görevlilerinin topladığı delillere uygulandığı düşünülebilir; Yargıtay Ceza Genel Kurulu bu yaklaşımı benimsememektedir. Genel Kurulun E. 2023/607, K. 2024/149, 3 Nisan 2024 tarihli kararı, öğretiye atıfla delildeki hukuka aykırılığın kim tarafından meydana getirildiğinin önem taşımadığını, temel hak ve hürriyetleri ihlal ederek delil elde edenin kamu görevlisi olabileceği gibi özel kişi de olabileceğini vurgulamıştır. Aynı kararda, kolluğun katalog suçlarda bile konut içinde teknik araçla ses ve görüntü kaydı alamadığı (CMK m. 140) hatırlatılmış, kamu adına delil toplayan kolluk için öngörülen yasağın özel kişi bakımından geçerli olmadığını kabul etmenin mümkün olmadığı belirtilmiştir.

Bir kişinin kendi hukukunu korumak için yaptığı kayıt, yalnızca özel kişi tarafından yapıldığı için hukuka uygun hâle gelmez; kaydın hukuka uygun sayılabilmesi için Yargıtay'ın geliştirdiği dar bir istisnanın koşullarının bulunması gerekir.

Özel kişinin kaydı iletişimin denetlenmesi tedbiri değildir

Savunma tarafının sık başvurduğu itiraz, kaydın hâkim kararı olmadan yapıldığı için CMK m. 135'e aykırı olduğudur. Anayasa Mahkemesinin Halis Uluer kararında (B. No: 2018/12576, 27 Ocak 2021) aktardığı bir Ceza Genel Kurulu kararı bu itirazı karşılamıştır: kayıt yapıldığı sırada konuşanlar hakkında başlatılmış bir soruşturma bulunmadığından henüz "şüpheli" ya da "sanık" sıfatı doğmamıştır; iletişimin denetlenmesi tedbiri ise yalnızca bu sıfatı taşıyan kişiler hakkında uygulanabilir. Mağdurun kendi konuşmasını kaydetmesi bu nedenle CMK m. 135 kapsamında değerlendirilmez ve yalnızca hâkim kararı bulunmadığı gerekçesiyle hukuka aykırı sayılmaz.

Tedbir itirazının karşılanması kaydı kendiliğinden hukuka uygun kılmaz; tartışmayı doğru zemine taşır. Belirleyici soru, kaydın usul kanunundaki koruma tedbirlerine uyup uymadığı değil, kaydı yapan kişinin özel hayata ve haberleşmeye karşı suçlar bakımından hukuka uygun davranıp davranmadığıdır.

Yargıtay'ın istisnası: ani gelişen durumda kendisine karşı işlenen suçun kaydı

Yukarıdaki 2024 kararında Genel Kurul, 2011'den beri sürdürdüğü çizgiyi özetlerken ölçütü şöyle koymuştur: "kişinin kendisine karşı işlenmekte olan bir suçla ilgili olarak, bir daha kanıt elde etme olanağının bulunmadığı ve yetkili makamlara başvurma imkânının olmadığı ani gelişen durumlarda konuşmaları kayda alması hâlinin hukuka uygun olduğu". Bu cümlenin her parçası bir koşuldur ve birinin eksikliği istisnayı ortadan kaldırabilir.

Ölçütün dört unsuru

  1. Kendisine karşı işlenen suç: Kaydı yapan, suçun mağdurudur. Başkasının sadakatini, başkasının suçunu ya da genel bir şüpheyi ispat amacı bu kapsama girmez.
  2. İşlenmekte olan suç: Kayıt, suçun işlendiği anda yapılır. Tehdit, hakaret, rüşvet ya da şantaj talebi kaydedilen konuşmanın içinde gerçekleşir.
  3. Başka kanıt elde etme olanağının bulunmaması: Sözlü suçlar çoğunlukla iz bırakmaz; tanık yoktur, yazılı belge yoktur. Kayıt, kaybolacak delilin tek muhafaza yoludur.
  4. Yetkili makamlara başvurma imkânının olmaması: Olay ani gelişmiştir; mağdurun önceden kolluğa ya da savcılığa gidip iletişimin denetlenmesi gibi bir tedbir istemesine fırsat yoktur.

Ölçütün arka planındaki düşünce, Anayasa Mahkemesinin aktardığı bir Ceza Genel Kurulu kararında açıkça görülür: rüşvet istendiğini düşünen katılanın konuşmaları kaydetmesi, başkasının özel hayatına müdahale değil, kendisine karşı işlendiğini düşündüğü suçla ilgili kaybolma olasılığı bulunan kanıtları yetkili makamlara sunmak amacıyla güvence altına almaktır. Bu tür kayıtta amaç yargı makamına başvurmaktır; kayıt bu amaçtan çıktığında istisnanın dayanağı da zayıflar.

Planlı kayıt ve kurgu istisnanın dışında kalır

Aynı Genel Kurul kararı ölçütün öbür yüzünü de gösterir. Somut olayda bir anne, çocuğa yönelik olduğunu düşündüğü istismar eylemlerini ispat için eve kamera yerleştirmişti. Genel Kurul, kameranın daha önce işlendiği iddia olunan ve tekrar işleneceği düşünülen eylemlerin ispatı için "bir plan ve kurgu dâhilinde" yerleştirildiğini, bu durumun ani gelişen durum istisnasının kapsamında olmadığını belirtti; görüntülerin özel hayatın gizliliği bakımından ayrıntılı tartışılmasını, hukuka uygun bulunmazsa dışlanıp diğer delillerle karar verilmesini istedi ve mahkûmiyeti eksik araştırma gerekçesiyle bozdu. Kararın önemi, mağdurun haklı bir kaygıyla hareket etmesinin bile planlı kaydı kendiliğinden hukuka uygun kılmadığını göstermesindedir.

Aynı ölçütü daha gündelik bir olayda uygulayan karar, Yargıtay 5. Ceza Dairesinin E. 2025/11130, K. 2026/7293, 30 Haziran 2026 tarihli kararıdır. Müvekkilinden senet teslim aldığı iddia edilen bir avukat, soruşturmada senetlerin kendisine hiç verilmediğini savununca katılan, avukatla iade konusunda yaptığı görüşmeyi kaydetmiş, on beş gün sonraki ikinci görüşmeye de sesini kaydetmeyi planlayarak gitmişti. Daire, Ceza Genel Kurulunun çizgisine atıfla "ani gelişen durum olmaksızın, plan yaparak ya da bir kurgu oluşturarak muhataplarının görüntülerinin veya seslerinin kayda alınması hâlinde bu kayıtların delil niteliği bulunmadığı" sonucuna vardı ve kayıtlar dışlanarak diğer delillerle karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle hükmü bozdu. Uygulamada sık karşılaştığımız tablo budur: kişi ilk olaydan sonra "bir dahakine kaydederim" diye hazırlanır ve tam da bu hazırlık, kaydı istisnanın dışına iter.

Kayıt dışlandığında geriye ne kalır

Hukuka aykırı bulunan kayıt dosyadan çıkarıldığında karar, kalan delillere göre verilir. Yargıtay 4. Ceza Dairesinin E. 2024/7780, K. 2026/9893, 20 Mayıs 2026 tarihli kararında, ihbarcı ve tanık konumundaki kişinin aldığı ses kaydının hukuka aykırı delil niteliğinde bulunması nedeniyle hükme esas alınamayacağı; sanığın inkârı karşısında ihbarcının beyanı dışında yeterli delil bulunmadığı belirtilerek beraat yerine mahkûmiyet kurulması bozma sebebi yapılmıştır. Karar, kaydın dışlanması ihtimaline karşı dosyada tanık, mesaj, sağlık raporu ya da başka bir yan delil bulunması gerektiğini gösterir.

Anayasa Mahkemesi ses kaydını yargılamanın bütünü üzerinden denetler

Bireysel başvuruda Anayasa Mahkemesi, kaydın hukuka uygun olup olmadığına kendisi karar vermez; asıl soruyu adil yargılanma hakkı üzerinden sorar. Halis Uluer başvurusunda başvurucu, borçlusuna "kalan borcunu öde, aksi takdirde olacakları düşünemiyorum" dediği için basit tehdit suçundan mahkûm edilmişti. Mağdur, aralarındaki konuşmayı telefonuyla kaydetmiş ve kaydı savcılığa teslim etmişti. Asliye ceza mahkemesi, Yargıtay içtihadına atıfla kişinin zor durumda kaldığında tehdide konu hakkını korumak için sesini kaydedebileceğini kabul etmişti.

Anayasa Mahkemesi önceki Genel Kurul içtihadını hatırlatarak ölçütünü koydu: kanuni bir temeli olmadan elde edildiği veya elde ediliş yöntemi bakımından hukuka aykırı olduğu ilk bakışta anlaşılabilen ya da derece mahkemelerince hukuka aykırı olduğu tespit edilen delillerin yargılamada "tek veya belirleyici delil olarak kullanılmasının hakkaniyete uygun yargılanma hakkı bakımından sorun oluşturabileceği". Mahkeme, delilin elde edildiği koşulların gerçekliği ve güvenilirliği üzerinde şüphe doğurup doğurmadığının da dikkate alınması gerektiğini belirtti. Somut olayda derece mahkemesinin delili hukuka aykırı bulmadığını, delilin ilk bakışta ve açıkça hukuka aykırı da olmadığını tespit ederek başvuruyu açıkça dayanaktan yoksun buldu.

Bu karar iki şey söyler. Birincisi, kendisine yöneltilen tehdidi o anda kaydeden mağdurun kaydına dayanan mahkûmiyet, Anayasa Mahkemesi denetiminden geçebilmektedir. İkincisi, kaydın gerçekliği ve bütünlüğü tartışmanın ayrılmaz parçasıdır; kesilmiş, birleştirilmiş ya da bağlamından koparılmış bir kayıt, hukuka uygun elde edilmiş olsa bile güvenilirlik engeline takılabilir.

Hukuk davasında HMK m. 189/2 uygulanır; aile mahkemelerinde çizgi daha katıdır

Hukuk yargılamasında temel kural HMK m. 189/2'dir: "Hukuka aykırı olarak elde edilmiş olan deliller, mahkeme tarafından bir vakıanın ispatında dikkate alınamaz." Aynı maddenin dördüncü fıkrası, bir vakıanın ispatı için gösterilen delilin caiz olup olmadığına mahkemenin karar vereceğini öngörür. Hukuk hâkimi kaydın hukuka uygunluğunu bu nedenle ayrıca değerlendirir; ceza dosyasında verilmiş bir sonuç bu değerlendirmeyi otomatik olarak belirlemez.

Boşanma davalarında Yargıtay 2. Hukuk Dairesi gizli kayıtlara mesafeli bir çizgi izlemektedir. Daire, E. 2025/5186, K. 2025/7559, 18 Eylül 2025 tarihli kararında güven sarsıcı davranışın ispatı için sunulan ses kaydının ortam dinlemesi niteliğinde olduğunu, hukuka aykırı yolla elde edilen delil sayılacağını ve hükme esas alınamayacağını belirtmiş; bu karar boşanmada ses kaydı ve ekran görüntüsünün delil değeri incelemesinde ayrıntılı olarak ele alınmıştır. Daire E. 2023/9841, K. 2024/5982, 17 Eylül 2024 tarihli kararında da, kocanın tehdidine ilişkin tek delilin ses kaydı olduğu ve kaydın hukuka aykırı delil niteliği taşıdığı gerekçesiyle kadının davasını reddeden BAM kararını, kadının "başka şekilde elde edilemeyecek delil" itirazına rağmen onamıştır. Zina ve güven sarsıcı davranış iddialarında hangi delilin kabul gördüğü aldatma davasında deliller yazısında ayrıca işlenmiştir.

İş davası ve mobbing dosyasında ses kaydı yan delille birlikte değer kazanır

İş mahkemesinde de HMK m. 189/2 uygulanır. İşçinin yöneticisinin sözlerini kaydetmesi bir yandan ispat aracıdır, bir yandan da kaydın türüne göre TCK m. 133 ya da m. 134 kapsamında şikâyete konu olabilecek bir eylemdir. Kanaatimizce ceza dairelerinin "ani gelişen durum" ve "plan veya kurgu" ayrımı, HMK m. 189/2 uygulanırken kaydın hukuka uygunluğunu tartan hukuk hâkimi için de yol gösterici niteliktedir.

Bu ayrım iş ilişkisinde somut bir karşılık bulur. Bir toplantıda beklenmedik biçimde yöneltilen ağır hakaret ya da tehdit, o anda telefonla kaydedildiğinde kendisine karşı işlenen suçun ani kaydına yaklaşır. Buna karşılık aylar boyunca her toplantıyı, her koridor konuşmasını sistemli biçimde kaydetmek, tanımı gereği bir plan ve hazırlık içerir. Mobbing (işyerinde sistematik psikolojik taciz) iddiası süreklilik ve sistematiklik taşıyan davranışlara dayandığı için işçi bu ikinci yola yönelmeye eğilimlidir; ancak kaydın kapsamı genişledikçe toplantıya katılan diğer kişilerin konuşmaları ve özel hayata ilişkin içerik de kayda girer ve hukuka uygunluk tartışması ağırlaşır.

Mobbing iddiası çoğu zaman tek bir olayla değil, olayların bütünüyle ortaya konulur. Ses kaydı da bu nedenle tek başına değil; e-posta ve kurumsal mesajlaşma kayıtları, iş arkadaşlarının tanıklığı, sağlık raporları ve görev değişikliğini gösteren belgelerle birlikte anlam kazanır. Yan delillerin nasıl kurulduğu mobbing davasında ispat yazısında, işyerinde psikolojik tacizin hukuki çerçevesi ise mobbing sayfasında anlatılmıştır. İşverenin kurumsal hatlarda tuttuğu çağrı kayıtları ayrı bir rejime tabidir; bu kayıtların delil olarak kullanılması, kişisel verilerin işlenmesine ilişkin aydınlatma ve işleme şartlarıyla birlikte değerlendirilir.

Hakaret ve tehdit şikâyetinde kayıt nasıl korunur ve sunulur

Ani gelişen istisnanın en sık uygulandığı alan, mağdura yöneltilen sözlü hakaret ve tehdittir. Telefonda ya da yüz yüze söylenen sözlerin başka izi olmadığında kayıt, şikâyetin temel dayanağı hâline gelir. Hakaret suçunun ve tehdit suçunun unsurları ve cezaları ilgili sayfalarda ele alınmıştır; burada kaydın kendisiyle ilgili usul noktaları önem taşır.

  • Kayıt yalnız yargı makamına verilmelidir. Kaydın şikâyet dilekçesiyle Cumhuriyet başsavcılığına ya da mahkemeye sunulması, delil muhafazası amacıyla örtüşür. Aynı kaydın sosyal medyada, mesajlaşma gruplarında ya da tanıdıklara dinletilerek yayılması TCK m. 133/3, m. 134/2 ya da m. 132/3 kapsamında ayrı bir suç tartışması doğurur.
  • Özgün dosya korunmalıdır. Kayıt cihazı ve özgün ses dosyası saklanmalı; kayıt kesilmeden, düzenlenmeden ve sıkıştırılmadan teslim edilmelidir. Montaj itirazı geldiğinde bilirkişi incelemesi özgün dosya ve cihaz üzerinden yapılır; yalnızca yeniden kaydedilmiş ya da bir uygulamadan iletilmiş kopya bu incelemeyi zorlaştırır.
  • Bağlam açıklanmalıdır. Şikâyet dilekçesinde kaydın neden ve hangi koşullarda yapıldığı, olayın ani gelişip gelişmediği, başka delil bulunup bulunmadığı anlatılmalıdır. Mahkemenin istisnanın koşullarını tartışabilmesi bu anlatıma bağlıdır.
  • Şikâyet süresi gözetilmelidir. Şikâyete bağlı suçlarda süre altı aydır ve fiil ile failin öğrenildiği günden başlar (TCK m. 73/1-2). Şikâyete bağlı hakaret suçu bakımından 7531 sayılı Kanunla eklenen cümleye göre şikâyet süresi, fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren iki yılı geçemez (TCK m. 73/2).

Kaydın dosyaya girmesi, hükme esas alınması için yeterli değildir. CMK m. 217/1'e göre hâkim kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabilir. Uygulamada kayıt duruşmada dinletilir ya da bilirkişi tarafından çözümlenerek yazılı dökümü dosyaya konulur; taraflar bu döküme ve kaydın bütünlüğüne karşı beyanda bulunur. Döküm hazırlanırken konuşmanın başı ve sonu da dâhil edilmelidir; yalnızca suçlayıcı cümlelerin seçilerek sunulması, karşı tarafın bağlam itirazını güçlendirir.

Dosyalarda gördüğümüz kadarıyla en sık hata, kaydın "herkes duysun" diye yakın çevreye ya da işyeri grubuna gönderilmesidir. Bu paylaşım hem ifşa suçunu gündeme getirir hem de kaydın delil muhafazası amacıyla yapıldığı savunmasını zayıflatır.

DurumYargıtay çizgisindeki değerlendirmeDayanak
Telefonda ani tehdit alan mağdurun o anki kaydı, savcılığa sunulduİstisna kapsamında hukuka uygun sayılabilirYargıtay Ceza Genel Kurulu 2024/149 K.; Anayasa Mahkemesi, Halis Uluer
İlk görüşmeden sonra planlanarak yapılan ikinci görüşme kaydıPlan ve kurgu nedeniyle delil niteliği tanınmadıYargıtay 5. Ceza Dairesi 2026/7293 K.
Eve yerleştirilen kamera ya da kayıt cihazıAni gelişen durum istisnasının dışında; özel hayat yönünden ayrıca tartışılırYargıtay Ceza Genel Kurulu 2024/149 K.; TCK m. 133/1, m. 134
Boşanma davasında ortam dinlemesi niteliğindeki kayıtHukuka aykırı delil, hükme esas alınmadıYargıtay 2. Hukuk Dairesi 2025/7559 K.
Mesaj görüntüsünün yetkisiz üçüncü kişiye gönderilmesiDelil muhafazası savunması kapsamı dışında, mahkûmiyet gerekirYargıtay 12. Ceza Dairesi 2026/1450 K.

Sık Sorulan Sorular

Telefon görüşmesini karşı tarafa söylemeden kaydetmek suç mudur?

Telefon görüşmesi, Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 2014 kararındaki tarife göre TCK m. 133'teki yüz yüze konuşma değil, bir haberleşmedir; bu yüzden tartışma haberleşmenin gizliliğine ilişkin TCK m. 132 ve özel hayatın gizliliğine ilişkin m. 134 üzerinden yürür. Kanun, tarafın kendisiyle yapılan haberleşmenin içeriğini rıza olmadan hukuka aykırı olarak alenen ifşa etmesini m. 132/3'te ayrıca cezalandırır. Kaydın kendisinin suç oluşturup oluşturmadığı ise içeriğine, amacına ve nasıl kullanıldığına göre değerlendirilir.

Kendisine yönelik tehdidi o anda kaydeden kişinin kaydı delil olur mu?

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun çizgisine göre kişinin kendisine karşı işlenmekte olan bir suçu, başka kanıt elde etme ve yetkili makama başvurma imkânının bulunmadığı ani bir durumda kaydetmesi hukuka uygun kabul edilmektedir. Anayasa Mahkemesi de böyle bir kayda dayanan tehdit mahkûmiyetinde adil yargılanma hakkı yönünden ihlal görmemiştir. Kaydın planlı olmaması istisnanın koşullarından biridir; kaydın yalnızca yargı makamına sunulması ise ayrı bir gerekliliktir, çünkü üçüncü kişilerle paylaşım TCK m. 133/3 ve m. 134/2 kapsamında ifşa tartışması doğurur.

Boşanma davasında eşin gizlice kaydettiği konuşma delil olarak kullanılabilir mi?

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, ortam dinlemesi niteliğindeki kayıtları hukuka aykırı delil sayarak hükme esas almamaktadır; tek delilin ses kaydı olduğu dosyada kadının davasının reddine ilişkin BAM kararını da onamıştır. Aile hukukunda kusurun tanık, yazışma ve resmî kayıtlarla kurulması gerekir. Konunun ayrıntıları aldatma davasındaki delillere ilişkin yazıda ve ilgili emsal incelemesinde yer almaktadır.

Hukuka aykırı bulunan ses kaydı dosyadan çıkarılınca ne olur?

Kayıt dışlanır ve karar dosyadaki diğer delillere göre verilir. Dosyada kalan delil yetersizse ceza davasında beraat gündeme gelir; Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2026 tarihli bir kararında, kayıt dışlandıktan sonra ihbarcının beyanı dışında delil kalmadığı için mahkûmiyeti bozmuştur. Hukuk davasında ise ispat yükü taşıyan tarafın iddiası, kalan delillerle kanıtlanamazsa reddedilir.

Ses kaydını WhatsApp grubunda ya da sosyal medyada paylaşmak suç mudur?

Hukuka aykırı ifşa, kaydın kendisinden bağımsız bir suç olarak düzenlenmiştir: TCK m. 133/3 ve m. 134/2 iki yıldan beş yıla kadar hapis öngörür, basın ve yayın yoluyla yayımlanması da aynı cezaya bağlanmıştır. Yargıtay, delil muhafazası amacının kaydı yetkisiz üçüncü kişiye göndermeyi kapsamadığını kabul etmektedir. Kayıt hukuka uygun yapılmış olsa bile paylaşım ayrı bir sorumluluk doğurabilir.

Kaydın montaj olduğu ileri sürülürse nasıl incelenir?

Montaj itirazında mahkeme kaydın özgün dosyası ve kaydedildiği cihaz üzerinden bilirkişi incelemesi yaptırır; kesinti, birleştirme ve sonradan düzenleme izleri bilirkişi raporunda ayrıca araştırılır. Anayasa Mahkemesi de delilin elde edildiği koşulların gerçekliği ve güvenilirliği üzerinde şüphe doğurup doğurmadığının gözetilmesini istemektedir. Bu nedenle kaydı sunan tarafın özgün dosyayı ve cihazı koruması belirleyici önem taşır.

Kayıt elde olduğunda dosyada izlenecek yol

Gizli ses kaydı, elde edildiği andan itibaren iki yönlü bir değerlendirmeye girer ve ilk adım, kaydın hangi koşulda yapıldığının dürüstçe saptanmasıdır. Olay ani mi gelişti, kaydı yapan kişi suçun mağduru mu, kayıt anında başka delil ya da yetkili makama başvurma imkânı var mıydı? Bu sorulara verilen cevap, kaydın ceza dosyasında hükme esas alınıp alınmayacağını ve kaydı yapanın kendisinin şikâyet riskiyle karşılaşıp karşılaşmayacağını büyük ölçüde belirler.

İkinci adım, kaydın kullanım yolunun daraltılmasıdır. Kayıt, şikâyet dilekçesi ya da dava dilekçesiyle yalnızca yargı makamına sunulmalı; kopyalanıp dağıtılmamalıdır. Özgün dosya ve cihaz, bilirkişi incelemesi ihtimaline karşı değiştirilmeden saklanmalıdır.

Üçüncü adım, kaydın düşmesi ihtimaline karşı dosyanın başka delillerle kurulmasıdır. Aile mahkemelerinde gizli kayıtlara mesafeli içtihat, iş davalarında yaklaşık ispat ölçütü ve ceza dosyalarında planlı kayıtların dışlanması aynı sonuca götürür: kayıt güçlü bir destek olabilir, ama tanık, yazışma, resmî kayıt ve sağlık belgesi gibi yan deliller olmadan dosyanın tek dayanağı yapılması risklidir. "Ses kaydı delil olmaz" da "her kayıt delildir" de bu çizgiyi eksik anlatır; belirleyici olan, kaydın kim tarafından, hangi anda, hangi amaçla yapıldığı ve nasıl kullanıldığıdır.

Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır; her dosya kendi olgularıyla değerlendirilir.

Bu konuyla ilgili yazılar

Tüm yazılar