İlme Hukuk Logo
İLMEHUKUK BÜROSU
İLME HUKUK BÜROSU
Hemen AraRandevu Al
Ahşap masa üzerinde duran pirinç bir mektup açacağı

Dava Dilekçesi Tebliğ Edildi: Cevap Dilekçesi Süresi, Süre Uzatımı ve Verilmezse Ne Olur

Cevap süresi dava dilekçesinin tebliğinden itibaren iki haftadır ve tebliğ biçimine göre farklı günde başlar. Ek süre talebinin şartları, ilk itirazlar, cevap verilmemesinin sınırlı sonucu ve basit yargılamadaki farklar HMK ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu çizgisiyle.

Yayın
22 Ekim 2026
Okuma süresi
17 dk
Hukuk alanı
Genel Hukuk
Av. Mesut İLME — Yalova Barosu

Av. Mesut İLME

Yalova Barosu, sicil 287

Yayın
22 Ekim 2026
17 dk
okuma

Kapıya bırakılan tebligat zarfının içinden çıkan dava dilekçesi çoğu zaman aynı soruyu doğurur: cevap için ne kadar zaman var ve o süre hangi gün başladı? Zarfın üzerinde "iki hafta içinde cevap verebilir" yazar; kanun ise bu iki haftanın zarfın açıldığı günden değil, tebliğin hukuken gerçekleştiği günden işlediğini söyler. Muhtarlığa bırakılan bir tebligatta, elektronik tebligatta ya da adres kayıt sistemindeki eski bir adrese yapılan tebliğde bu iki tarih arasında günler, bazen haftalar bulunur. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 127. maddesindeki süre kesin bir süredir ve davalının savunmasının sınırını büyük ölçüde bu ilk dilekçe çizer.

Sürenin başlangıcı, ek süre talebinin şartları, cevap dilekçesinin zorunlu unsurları, ilk itirazlar, cevap verilmemesinin gerçek sonucu ve basit yargılama usulündeki farklar aşağıda HMK'nın güncel metni ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun çizgisi üzerinden sırayla anlatılmaktadır. Bölge adliye mahkemesi aşamasındaki cevap ayrı bir rejime bağlıdır ve sonda kısaca ayrıştırılmıştır.

Cevap süresi iki haftadır ve tebliğin hukuken gerçekleştiği gün başlar

HMK m. 127/1'in ilk cümlesi kuralı koyar: "Cevap dilekçesini verme süresi, dava dilekçesinin davalıya tebliğinden itibaren iki haftadır." Aynı bilgi HMK m. 122 uyarınca tebliğ zarfında da gösterilir. Süreler taraflara tebliğ tarihinden itibaren işlemeye başlar (HMK m. 91); hafta olarak belirlenen süre, başladığı güne son hafta içinde karşılık gelen günün tatil saatinde biter (HMK m. 92/2). Örneğin dava dilekçesi 3 Kasım 2026 Salı günü tebliğ edilmişse cevap süresi 17 Kasım 2026 Salı günü mesai bitiminde sona erer.

Resmî tatil günleri süreye dâhildir; yalnız sürenin son günü resmî tatile rastlarsa süre, tatili izleyen ilk iş günü çalışma saati sonunda biter (HMK m. 93). Bu kural iki hafta boyunca araya giren bayram günlerinin süreyi uzatmadığı anlamına gelir; uzama yalnız son gün tatile denk geldiğinde doğar. Dilekçe, mahkemeye havale edildiği tarihte verilmiş sayılır (HMK m. 126/3); UYAP üzerinden gönderilen dilekçede bu tarih sistem kaydından okunur.

Asıl hesap hatası, tebliğ tarihinin yanlış belirlenmesinden doğar. Tebligat Kanunu, tebliğin biçimine göre farklı tarihler öngörür:

Tebliğin biçimiTebliğ tarihi sayılan günDayanak
Muhataba ya da aynı konutta oturan kişiye elden teslimTeslimin yapıldığı günTebligat K. m. 10, 16
Adreste kimse bulunamadığı için muhtara bırakmaİhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı gün; evrakın muhtardan alındığı gün değilTebligat K. m. 21/1
Elektronik tebligat (e-Tebligat, UETS)Elektronik adrese ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonuTebligat K. m. 7/a
Adres değiştirip yenisini bildirmeyen muhatapEvrakın eski adresteki binanın kapısına asıldığı günTebligat K. m. 35
Usulsüz yapılmış ama muhatabın öğrendiği tebliğMuhatabın beyan ettiği öğrenme tarihiTebligat K. m. 32

Elektronik tebligatta beş günlük ek pay, iletinin açıldığı güne bağlı değildir. Kanun metni sonucu "elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılır" diye bağlar; 4 Kasım 2026 Çarşamba günü elektronik adrese düşen bir dava dilekçesi 9 Kasım 2026 Pazartesi günü sonunda tebliğ edilmiş sayılır ve cevap süresi 23 Kasım 2026 Pazartesi günü biter. Baro levhasına yazılı avukatlar ve özel hukuk tüzel kişileri bakımından elektronik tebligat zorunlu olduğundan (Tebligat K. m. 7/a), şirketlere karşı açılan davalarda tebliğ tarihi çoğu zaman bu hesapla belirlenir. Tebligatın geçerliliği ayrı bir tartışma konusuysa, hangi kusurun tebliği usulsüz kıldığı ve öğrenme tarihinin nasıl belgeleneceği usulsüz tebligat ve itiraz yollarını anlatan yazıda ayrıntılı olarak ele alınmıştır.

Adli tatil süreyi yalnız tatile tabi davalarda uzatır

Adli tatil her yıl 20 Temmuz'da başlar, 31 Ağustos'ta sona erer (HMK m. 102). Adli tatile tabi dava ve işlerde HMK'nın tayin ettiği sürenin bitimi tatil zamanına rastlarsa süre, ayrıca karar gerekmeksizin tatilin bittiği günden itibaren bir hafta uzatılmış sayılır (HMK m. 104). Temmuz başında tebliğ edilen ve süresi tatil içinde dolan bir alacak davasında cevap Eylül'ün ilk haftasında da verilebilir.

Bu uzatma genel kural değildir. HMK m. 103/1, adli tatilde de görülen işleri sayar: her çeşit nafaka davaları, soybağı, velayet ve vesayete ilişkin davalar, işçilerin hizmet akdi ya da iş sözleşmesi sebebiyle açtığı davalar, ihtiyati tedbir ve delil tespiti gibi geçici hukuki koruma talepleri, çekişmesiz yargı işleri ve ivedi görülmesine karar verilen işler bunların başındadır. Bu davalarda süre tatil içinde de işler ve m. 104'teki bir haftalık uzama uygulanmaz. Bir işçinin açtığı işçilik alacağı davasında dava dilekçesi 23 Temmuz 2026 Perşembe günü tebliğ edilmişse cevap süresi 6 Ağustos 2026 Perşembe günü dolar.

Ek süre bir kez, asıl süre içinde ve gerekçeyle istenebilir

Kuralın istisnası aynı fıkranın ikinci cümlesindedir: cevap dilekçesinin iki hafta içinde hazırlanmasının "çok zor yahut imkânsız" olduğu durumlarda, yine bu süre içinde mahkemeye başvuran davalıya, cevap süresinin bitiminden itibaren işlemeye başlamak, bir defaya mahsus olmak ve bir ayı geçmemek üzere ek süre verilebilir. Ek süre talebi hakkında verilen karar taraflara derhâl bildirilir. Bu cümle, talebin dört şartını birlikte taşır: talep asıl iki hafta içinde yapılmalıdır, gerekçe çok zorluk ya da imkânsızlık olmalıdır, ek süre yalnız bir kez verilir ve bir ayı aşamaz.

"Cevap süresinin bitiminden itibaren işlemeye başlamak" ibaresi 7251 sayılı Kanunla 2020'de eklenmiştir. Bu değişiklikten sonra ek süre, kararın tebliğ tarihinden değil, asıl iki haftanın dolduğu günden itibaren hesaplanır. 3 Kasım'da tebliğ alan ve süresi içinde başvuran davalıya bir aylık ek süre verilmişse yeni bitiş tarihi 17 Aralık 2026'dır; ek süre kararının davalıya hangi gün ulaştığı bu hesabı değiştirmez.

Kanun, ek süre talebinin asıl süreyi durdurduğuna ya da kestiğine dair bir hüküm içermez. Talebin reddedilmesi hâlinde asıl iki hafta, talep hiç yapılmamış gibi işlemiş olur; ret kararı süre dolduktan sonra öğrenilirse davalı cevapsız kalmış sayılabilir. Uygulamada en sık karşılaştığımız güçlük de buradadır: talep süre içinde yapılmış, ama karar sürenin son gününe kadar dosyaya girmemiştir. Bu riskin ölçüsü, talebin ne kadar erken ve ne kadar somut gerekçeyle yapıldığına bağlıdır; "dosya kapsamlıdır" gibi genel bir ifade yerine, incelenmesi gereken belgelerin hacmi, yurt dışından getirtilecek bir kayıt ya da teknik bir hesap ihtiyacı gibi olgular gösterilmelidir.

Ek süre de kanuni sürenin bir parçası olarak kesin süre niteliğindedir. Kanunun belirlediği süreler kesindir ve kesin süre içinde yapılmayan işlemi yapma hakkı ortadan kalkar (HMK m. 94/1, 94/3). Kesin süre kavramının ayrıntısı, hâkimin belirlediği sürelerle farkı ve eski hâle getirme imkânı kesin sürenin kaçırılmasının sonuçlarını anlatan yazıda ayrıca incelenmiştir.

Tebligat geçerliyse "davadan yeni haberdar oldum" beyanı yeni süre doğurmaz

Ek süre kurumu, geçerli bir tebliği geçersiz hâle getirmenin aracı değildir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2 Aralık 2025 tarihli kararında (E. 2025/838, K. 2025/5829) dava dilekçesi, davalının MERNİS adresinde çalışan bahçıvana tebliğ edilmişti. Davalı bu kişiyi tanımadığını, davadan yeni haberdar olduğunu ileri sürerek ek cevap süresi istemiş, ilk derece mahkemesi talebi kabul etmiş ve ek süre içinde verilen cevaptaki zamanaşımı def'ini değerlendirmişti. Daire, Tebligat Kanunu m. 16 uyarınca hizmetçiye yapılan tebliğin geçerli olduğunu belirterek ek süre içinde sunulan cevap dilekçesinin dikkate alınmaması gerektiği sonucuna varmış ve hükmü bozmuştur. Kararda aynı kişiye sonraki iki tebligatın da yapılmış olması, "yeni haberdar olma" beyanına itibar edilmemesinin dayanakları arasında sayılmıştır.

Cevap dilekçesi vakıaları, delilleri ve talebi birlikte taşımalıdır

Cevap dilekçesinde bulunması gereken unsurlar HMK m. 129/1'de sayılmıştır: mahkemenin adı; davacı ile davalının adı, soyadı ve adresleri (davalı yurt dışındaysa yurt içinde göstereceği bir adres); davalının T.C. kimlik numarası; varsa kanuni temsilci ve vekil bilgileri; savunmanın dayanağı olan bütün vakıaların sıra numarası altında açık özetleri; her bir vakıanın hangi delille ispat edileceği; dayanılan hukuki sebepler; açık bir talep sonucu ve imza. Dava dilekçesine ilişkin HMK m. 121 de cevap dilekçesine uygulanır (HMK m. 129/2): davalının elinde bulunan belgeler dilekçeye eklenir, başka yerden getirtilecek belge ve dosyalar için bunların bulunmasını sağlayacak açıklama yapılır.

Eksikliğin sonucu, eksik kalan unsura göre değişir. Mahkeme adı, taraf bilgileri, kimlik numarası, temsilci bilgileri ya da imza eksikse hâkim bir haftalık süre verir; bu süre içinde de giderilmeyen eksiklik, cevap dilekçesinin verilmemiş sayılması sonucunu doğurur (HMK m. 130/1). Vakıalar, deliller, hukuki sebepler ve talep sonucu bu tamamlama imkânının dışındadır. Bu unsurlar eksik bırakıldığında mahkeme süre vermez; eksiklik savunmanın kapsamını daraltan bir boşluk olarak dosyada kalır.

Savunma vakıalarının sıra numarası altında ve dava dilekçesindeki iddialarla karşılaştırılabilir biçimde yazılması pratik bir gereklilik olarak da önemlidir. Ön incelemede hâkim, tarafların anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları tek tek tespit eder (HMK m. 140/1) ve tahkikat bu tutanak esas alınarak yürütülür. Davacının ileri sürdüğü her vakıaya hangi gerekçeyle karşı çıkıldığı cevap dilekçesinde belli değilse, uyuşmazlık noktaları tutanağa eksik geçebilir. Ödeme, takas, ayıp ihbarı, zamanaşımı ya da hak düşürücü süre gibi bağımsız savunma vakıaları, inkârdan ayrı başlıklar altında gösterilmelidir.

Deliller dilekçeyle bildirilir, sonradan gösterme istisnadır

Taraflar kanunda belirtilen süreden sonra delil gösteremez; delilin sonradan ileri sürülmesi yargılamayı geciktirme amacı taşımıyorsa ya da süresinde ileri sürülememesi tarafın kusurundan kaynaklanmıyorsa mahkeme izin verebilir (HMK m. 145). Bu istisna takdire bağlıdır ve gerekçe ister. Tanıkların hangi vakıa için dinletileceği, bilirkişi incelemesinin hangi konuda istendiği ve getirtilecek kayıtların hangi kurumda, hangi dosya numarasıyla bulunduğu cevap dilekçesinde açıkça yazılmalıdır. Ön inceleme davetiyesiyle verilen iki haftalık kesin süre, dilekçede gösterilmiş ama henüz sunulmamış belgeler içindir (HMK m. 139/1-ç); dilekçede hiç gösterilmemiş bir delili dosyaya sokmanın yolu bu süre değildir.

Yetki ve tahkim itirazı cevap dilekçesinde yapılmazsa dinlenmez

İlk itirazlar, 7251 sayılı Kanundan sonra iki taneden ibarettir: kesin yetki kuralının bulunmadığı hâllerde yetki itirazı ve uyuşmazlığın tahkim yoluyla çözülmesi gerektiği itirazı (HMK m. 116/1). İş bölümü itirazı aynı Kanunla bu listeden çıkarılmıştır. HMK m. 117/1'e göre ilk itirazların hepsi cevap dilekçesinde ileri sürülmek zorundadır; aksi hâlde dinlenemez. Kesin olmayan yetki itirazında bulunan taraf ayrıca yetkili mahkemeyi, birden fazla yetkili mahkeme varsa seçtiği mahkemeyi bildirmelidir; bildirmezse itiraz dikkate alınmaz (HMK m. 19/2). Süresinde ve usulüne uygun yetki itirazı yapılmazsa davanın açıldığı mahkeme yetkili hâle gelir (HMK m. 19/4).

Bu kurala sık gözden kaçan bir boyutu HMK m. 131 ekler: cevap dilekçesinin verilmesinden sonra, cevap süresi dolmamış olsa bile ilk itirazlar ileri sürülemez. İki haftanın beşinci gününde kısa bir cevap verip ayrıntılı savunmayı ve yetki itirazını süre sonuna bırakmayı planlayan davalı, ilk dilekçeyle birlikte yetki itirazı hakkını da kullanmış ya da kaybetmiş olur. İlk itirazlar, tek ve tam bir cevap dilekçesinin ilk bölümünde yer almalıdır.

Görev, kesin yetki, hukuki yarar, taraf ve dava ehliyeti gibi konular ise ilk itiraz değil dava şartıdır (HMK m. 114/1). Mahkeme dava şartlarının bulunup bulunmadığını davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır ve taraflar da dava şartı noksanlığını HMK m. 115/1'in lafzıyla "her zaman ileri sürebilirler". Bu konular cevap dilekçesinde yazılmasa da kaybedilmez; yine de mahkemenin dikkatini erken aşamada çekmek için cevapta gösterilmesi yargılamanın gereksiz yere uzamasını önler. Dava şartları ve ilk itirazların ön incelemede nasıl karara bağlandığı ön inceleme duruşmasını anlatan yazıda ayrıca ele alınmıştır.

Cevap verilmezse vakıalar inkâr edilmiş sayılır, ama zamanaşımı savunması kendiliğinden doğmaz

Kanun sonucu tek cümleyle bağlar (HMK m. 128): "Süresi içinde cevap dilekçesi vermemiş olan davalı, davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaların tamamını inkâr etmiş sayılır." Türk usul hukukunda cevap vermemek, davayı kabul etmek anlamına gelmez; ispat yükü davacıda kalır ve davacı, dava dilekçesindeki vakıaları delilleriyle ispat etmek zorundadır. Bu, bazı hukuk düzenlerindeki gıyap kararından farklı bir sistemdir ve davalının sessizliği tek başına davanın kabulüne yol açmaz.

İnkârın sınırı ise dardır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 7 Ekim 2021 tarihli kararı (E. 2018/984, K. 2021/1182) bu sınırı açıkça çizmiştir: "süresinde cevap dilekçesi vermemek suretiyle davanın inkârı, davacının dayandığı vakıaların inkârı niteliğinde olup, bu inkârın zamanaşımı def'ini de kapsadığı söylenemez." Genel Kurul, cevap dilekçesi verilmediğinde dilekçeler aşamasının tamamlanmış sayılacağını ve iddia ile savunmayı genişletme yasağının başlayacağını belirtmiş, bu aşamadan sonra ileri sürülen zamanaşımı def'inin savunmanın genişletilmesi niteliğinde olduğunu ve karşı tarafın açık muvafakatine bağlı bulunduğunu kabul etmiştir. Ödeme, takas, ibra ya da zamanaşımı gibi bağımsız savunmalar, cevap verilmeyen dosyada kendiliğinden dosyaya girmez.

Aynı kararın ikinci tespiti ıslahla ilgilidir. Davalı süresinden sonra cevap dilekçesi vermiş, daha sonra bu dilekçeyi ıslah ettiğini belirterek zamanaşımı def'inde bulunmuştu. Genel Kurul, ıslahın konusunun tarafın daha önce yaptığı bir usul işlemi olduğunu, süresi geçtikten sonra verilen ve davacının itirazıyla karşılaşan cevap dilekçesinin hiç verilmemiş sayıldığını ve böyle bir işlemin ıslahla düzeltilemeyeceğini kabul etmiştir. Kararın ifadesiyle: "kanun ile belirlenen süreler kesin olup, ıslah kaçırılmış olan süreleri geri getiren bir yol değildir." Karar oy çokluğuyla verilmiştir; karşı oyda ve doktrinde ağırlıklı olarak savunulan görüş, cevap vermeyen davalının ıslah yoluyla zamanaşımı def'inde bulunabileceği yönündedir. Genel Kurul'un çoğunluk görüşü bu tartışmayı uygulama bakımından davalı aleyhine çözmüş durumdadır.

Cevap vermeyen davalı yargılamanın dışına çıkmaz

Bu davalı duruşmalara katılabilir, davacının delillerini tartışabilir ve ispat yükünün davacıda olduğunu ileri sürebilir; Genel Kurul kararının karşı oyunda da belirtildiği gibi bu savunma inkâr çerçevesiyle sınırlıdır. Tanık beyanlarındaki çelişki, belgelerin ispat gücü ya da bilirkişi hesabındaki hata, inkârın içinde kalan itirazlardır. Buna karşılık "borç ödendi", "alacak zamanaşımına uğradı" ya da "karşı alacağım var" gibi yeni bir vakıaya dayanan savunmalar, davacının açık muvafakati olmadıkça dinlenmez. Uygulamada sık karşılaştığımız tablo, bu ayrımın dava dosyası ön incelemeye geldiğinde ilk kez fark edilmesidir.

İkinci cevap ve karşı dava ayrı sürelere bağlıdır

Yazılı yargılama usulünde dilekçeler aşaması dört dilekçeden oluşur. Davacı, cevap dilekçesinin kendisine tebliğinden itibaren iki hafta içinde cevaba cevap dilekçesi; davalı da bu dilekçenin tebliğinden itibaren iki hafta içinde ikinci cevap dilekçesi verebilir (HMK m. 136/1). 7251 sayılı Kanunla değiştirilen HMK m. 141/1'e göre taraflar cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleriyle iddia ve savunmalarını serbestçe genişletebilir ya da değiştirebilir; dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra ise genişletme ve değiştirme yasaktır. Islah ve karşı tarafın açık muvafakati bu yasağın istisnalarıdır (HMK m. 141/2).

Bu düzen, cevap dilekçesinde unutulan bir savunma vakıasının ikinci cevap dilekçesinde eklenebileceği anlamına gelir. Ancak ikinci cevap hakkı, davacının cevaba cevap vermesine bağlıdır; davacı cevaba cevap vermezse davalının ikinci cevap imkânı doğmaz ve dilekçeler aşaması cevap dilekçesiyle kapanır. Genel Kurul da yukarıdaki kararında cevap dilekçesi hiç verilmediğinde davacının cevaba cevap veremeyeceğini ve dosyanın doğrudan ön inceleme aşamasına geçeceğini belirtmiştir. Savunmanın tamamının ilk dilekçede kurulması bu yüzden ihtiyatlı yoldur.

Karşı dava, cevap dilekçesiyle ya da esasa cevap süresi içinde ayrı bir dilekçeyle açılır (HMK m. 133/1). Karşı davada ileri sürülen talep ile asıl davadaki talep arasında takas veya mahsup ilişkisi ya da bağlantı bulunmalıdır (HMK m. 132/1); süresinden sonra açılan karşı dava hakkında mahkeme davaların ayrılmasına karar verir (HMK m. 133/2). Kanun, karşı davaya karşı dava açılmasına izin vermez (HMK m. 132/3). Ayrı bir dava niteliği taşıdığından karşı davanın harç ve gider avansı yükümlülüğü de süre planına dâhil edilmelidir.

Basit yargılamada ek süre iki haftayla sınırlı, ikinci dilekçe hakkı yoktur

Basit yargılama usulünün uygulandığı davalar HMK m. 316/1'de sayılmıştır: sulh hukuk mahkemelerinin görevine giren dava ve işler, her çeşit nafaka davaları ile velayet ve vesayete ilişkin davalar, hizmet ilişkisinden doğan davalar, ihtiyati tedbir ve delil tespiti gibi geçici hukuki koruma talepleri ve diğer kanunlarda basit yargılamaya tabi tutulan işler bunlar arasındadır. İşçi ile işveren arasındaki alacak davaları ile sulh hukuk mahkemesinin görevine giren kira ilişkisinden doğan davalar ve ortaklığın giderilmesi davaları (HMK m. 4/1) bu usulle görülür. Boşanma davası HMK m. 316'da sayılmadığından yazılı yargılama usulüne tabidir; boşanmadan bağımsız açılan nafaka ya da velayet davası ise basit yargılamayla görülür.

Basit yargılamada cevap süresi aynıdır: dava dilekçesinin tebliğinden itibaren iki hafta (HMK m. 317/2). Ek süre de aynı şartlara bağlıdır, ancak üst sınır farklıdır; ek süre bir defaya mahsus ve "iki haftayı geçmemek üzere" verilebilir. Yazılı usuldeki bir aylık ek süre beklentisiyle hareket eden davalı, basit yargılamaya tabi bir davada iki haftalık ek sürenin sonunda cevapsız kalabilir. Taraflar bu usulde cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçesi veremez (HMK m. 317/3) ve tüm delillerini, hangi vakıanın delili olduğunu belirterek dilekçeleriyle birlikte bildirmek zorundadır (HMK m. 318/1).

En belirgin fark HMK m. 319'dadır: "savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağı cevap dilekçesinin mahkemeye verilmesiyle başlar." Yazılı usulde yasak dilekçeler aşaması bitince başlarken basit yargılamada cevap dilekçesinin verildiği an başlar. Süre henüz dolmamış olsa bile ilk dilekçeden sonra verilen ek savunma dilekçesi, savunmanın genişletilmesi niteliği taşır. Yukarıda anılan 3. Hukuk Dairesi kararında da Daire, HMK m. 319'u hatırlatarak zamanaşımı def'inin cevap dilekçesiyle ileri sürülmesi gerektiğini, cevap vermeyen davalıların sonraki beyan dilekçelerindeki def'inin davacının açık muvafakati olmadan değerlendirilemeyeceğini belirtmiştir.

KonuYazılı yargılama usulüBasit yargılama usulü
Cevap süresi2 hafta (HMK m. 127)2 hafta (HMK m. 317/2)
Ek süre üst sınırı1 ay, bir kez2 hafta, bir kez
Cevaba cevap ve ikinci cevapVar, ikişer hafta (HMK m. 136)Yok (HMK m. 317/3)
Savunmayı genişletme yasağının başlangıcıDilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra (HMK m. 141/1)Cevap dilekçesinin verilmesiyle (HMK m. 319)
Ön incelemeAyrı ön inceleme duruşması (HMK m. 139-140)İlk duruşmada (HMK m. 320/2)

Bölge adliye mahkemesi aşamasındaki cevap ayrı bir dilekçedir

İlk derece mahkemesinin kararından sonra karşı tarafın istinaf dilekçesi tebliğ edildiğinde verilen cevap, HMK m. 127'nin değil HMK m. 347'nin konusudur. İstinaf dilekçesi tebliğ edilen taraf, tebliğden itibaren iki hafta içinde cevap dilekçesini kararı veren mahkemeye ya da bu mahkemeye gönderilmek üzere başka bir yer mahkemesine verebilir (HMK m. 347/2). Bu aşamada ek süre kurumu yoktur; buna karşılık istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvuru süresini kaçırmış olsa bile cevap dilekçesiyle katılma yoluyla istinafa başvurabilir (HMK m. 348/1). İstinaf aşamasındaki cevabın içeriği ve katılma yoluyla başvurunun şartları istinafa cevap dilekçesi sayfasında ayrıca ele alınmıştır.

İki dilekçe arasındaki fark yalnız aşamayla sınırlı değildir. İlk derece cevabı uyuşmazlığın çerçevesini kurar: vakıalar, deliller, ilk itirazlar ve savunma araçları bu dilekçeyle dosyaya girer. İstinaf cevabı ise bu çerçevenin içinde kalır; bölge adliye mahkemesince kendiliğinden göz önünde tutulacaklar dışında, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar dinlenemez ve yeni delillere dayanılamaz (HMK m. 357/1). İlk dilekçenin özeni, kanun yolu aşamasında elde kalacak argümanların sınırını da belirler.

Tebligatın geldiği gün açılması gereken dosya takvimi

Dava dilekçesinin tebliğinden sonraki ilk iki hafta, savunmanın büyük kısmının şekillendiği dönemdir. Bu süreyi verimli kullanmak için yapılacak işler aşağıdaki sırayla ele alınabilir:

  1. Tebliğ tarihinin belgeden tespiti. Tebligat mazbatası ya da elektronik tebligat kaydı incelenir; muhtara bırakmada ihbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, elektronik tebligatta ulaşma tarihini izleyen beşinci günün sonu esas alınır. Bitiş günü HMK m. 92 ve m. 93'e göre hesaplanır ve davanın adli tatile tabi olup olmadığı kontrol edilir.
  2. Usulün belirlenmesi. Davanın yazılı mı basit yargılama usulüne mi tabi olduğu, görülen mahkemeye ve davanın konusuna göre tespit edilir. Ek süre üst sınırı, ikinci dilekçe hakkı ve genişletme yasağının başlangıcı bu tespite bağlıdır.
  3. İlk itirazların değerlendirilmesi. Sözleşmede yetki şartı ya da tahkim şartı olup olmadığı, davanın açıldığı mahkemenin kesin olmayan yetki kuralına göre yetkili olup olmadığı incelenir. İtiraz yapılacaksa yetkili mahkeme de gösterilir.
  4. Ek süre ihtiyacının erken belirlenmesi. Ek süre gerekiyorsa talep, sürenin son gününe bırakılmadan ve somut gerekçeyle yapılır. Talebin reddi ihtimali takvimde ayrıca hesaba katılır.
  5. Savunma araçlarının listelenmesi. İnkârın yanında ödeme, takas, ibra, zamanaşımı, hak düşürücü süre ve kusur gibi bağımsız savunma vakıaları ayrı ayrı yazılır; her biri için delil gösterilir.
  6. Karşı dava ihtiyacının değerlendirilmesi. Davalının bağlantılı bir alacağı varsa karşı davanın cevap dilekçesiyle ya da esasa cevap süresi içinde açılması, harç ve gider avansıyla birlikte planlanır.
  7. Delil listesinin tamamlanması. Eldeki belgeler dilekçeye eklenir; getirtilecek kayıtlar için kurum ve dosya numarası, tanıklar için hangi vakıa hakkında dinletilecekleri yazılır.

Bu sıralamanın ilk iki adımı, sonraki bütün işlerin süresini belirler. Tebliğ tarihinin yanlış okunması ya da usulün yanlış belirlenmesi, iyi hazırlanmış bir savunmanın süre yönünden dikkate alınmaması sonucunu doğurabilir.

Sık Sorulan Sorular

Cevap dilekçesi süresi hafta sonu ya da bayram nedeniyle uzar mı?

Resmî tatil günleri süreye dâhildir ve iki hafta içinde araya giren bayram günleri süreyi uzatmaz (HMK m. 93). Uzama yalnız sürenin son günü resmî tatile rastladığında doğar; bu durumda süre, tatili izleyen ilk iş günü çalışma saati sonunda biter. Adli tatile tabi davalarda sürenin tatil içinde dolması ayrıca bir haftalık uzama sağlar (HMK m. 104).

Ek süre talebi reddedilirse yeni bir süre verilir mi?

HMK m. 127, ek süre talebinin asıl iki haftayı durdurduğuna ya da reddin yeni bir süre başlattığına dair bir hüküm içermez. Talep reddedildiğinde asıl süre kendi takvimine göre işlemiş sayılır. Bu nedenle ek süre talebi erken yapılmalı ve reddi ihtimaline karşı cevabın asıl hazırlığı sürdürülmelidir.

Süresinden sonra verilen cevap dilekçesi dosyada hiç dikkate alınmaz mı?

Süresinden sonra verilen cevap dilekçesi, cevap dilekçesinin hukuki sonuçlarını doğurmaz; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu bu dilekçenin karşı tarafın itirazıyla karşılaşması hâlinde hiç verilmemiş sayılacağını kabul etmiştir. Davalı bu durumda HMK m. 128 uyarınca vakıaları inkâr etmiş sayılır. Dilekçedeki yeni savunma vakıaları, davacının açık muvafakati olmadıkça değerlendirmeye alınmaz.

Cevap dilekçesi verdikten sonra süre dolmadan ek dilekçe verilebilir mi?

Yazılı yargılama usulünde savunmayı genişletme yasağı dilekçeler aşaması tamamlandıktan sonra başlar; ancak HMK m. 131 uyarınca cevap dilekçesi verildikten sonra, süre dolmamış olsa bile ilk itirazlar ileri sürülemez. Basit yargılama usulünde ise savunmanın genişletilmesi yasağı cevap dilekçesinin verilmesiyle başlar (HMK m. 319). Her iki usulde de savunmanın tek ve tam bir dilekçeyle verilmesi ihtiyatlı yoldur.

Davalı avukatla temsil edilmiyorsa cevap süresi değişir mi?

Cevap süresi, davalının avukatla temsil edilip edilmemesine göre değişmez; HMK m. 127 ve m. 317 süreyi davalıya yapılan tebliğe bağlar. Vekâletname sonradan verilmişse süre, vekilin dosyayı incelediği günden değil, dava dilekçesinin davalıya tebliğ edildiği tarihten itibaren hesaplanır. Davalı adına sonradan dosyaya giren vekilin ilk işi bu nedenle tebliğ tarihini tespit etmektir.

Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır; her dosya kendi olgularıyla değerlendirilir.

Bu konuyla ilgili yazılar

Tüm yazılar