İlme Hukuk Logo
İLMEHUKUK BÜROSU
İLME HUKUK BÜROSU
Hemen AraRandevu Al
Kalemle düzeltmeler yapılmış daktilo metni sayfaları

Islah Nedir? Davada Talebi Artırmak ya da Vakıayı Değiştirmek: Bir Kez, Ne Zamana Kadar (HMK 176-182)

Islah aynı davada bir kez ve tahkikat sona erinceye kadar kullanılabilir. Kısmi ve tam ıslahın bir haftalık süreleri, harç ve teminat yükü, bozmadan sonra ıslah ve 2026'da kısmi davaya gelen HMK m. 109/4 artırımıyla farkı.

Yayın
29 Ekim 2026
Okuma süresi
18 dk
Hukuk alanı
Genel Hukuk
Seri
Uygulamadan Notlar44. hafta, 2026
Av. Mesut İLME — Yalova Barosu

Av. Mesut İLME

Yalova Barosu, sicil 287

Yayın
29 Ekim 2026
18 dk
okuma

Bilirkişi raporu dosyaya girdi ve hesaplanan alacak, dava dilekçesinde yazılan rakamın dört katı çıktı. Aynı hafta davalı tarafta da bir eksik fark ediliyor: cevap dilekçesinde zamanaşımı def'i hiç ileri sürülmemiş. İki taraf da aynı kuruma bakar ve aynı soruyu sorar: ıslah şimdi mi kullanılmalı, yoksa ileride daha büyük bir ihtiyaç için saklanmalı mı?

Islah, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 176 ile 182. maddeleri arasında düzenlenmiş kısa bir kurumdur; ama dosyanın yönünü en çok değiştiren usul araçlarından biridir. Kanun ona üç sınır çizer: aynı davada bir kez kullanılır, tahkikatın sona ermesine kadar yapılabilir ve bir haftalık süreleri vardır. 16 Temmuz 2026 tarihli 7589 sayılı Kanunla (Resmî Gazete 31 Temmuz 2026, sayı 33326) belirsiz alacak davasının kaldırılması ve kısmi davaya ayrı bir talep artırımı yolu açılması, ıslahın dosyadaki yerini de değiştirdi. Kısmi davada talep artırımı böylece ıslahtan ayrıldı; ıslah hakkının neye harcanacağı sorusu da bu yüzden yeniden önem kazandı.

Islah, yapılmış bir usul işlemini geriye dönük olarak yapılmamış sayar

Taraflardan her biri, yapmış olduğu usul işlemlerini kısmen veya tamamen ıslah edebilir (HMK m. 176/1). Kurumun özü budur: dava dilekçesinde, cevap dilekçesinde ya da yargılama sırasında yapılmış bir usul işlemi, ıslah eden tarafın belirlediği noktadan itibaren yapılmamış sayılır ve yerine yenisi yapılır. Bu etki HMK m. 179/1'de açıkça yazılıdır: ıslah, bunu yapan tarafın teşmil edeceği noktadan itibaren bütün usul işlemlerinin yapılmamış sayılması sonucunu doğurur.

Islah yalnız davacıya ait bir imkân değildir. Davacı talep sonucunu artırmak ya da dayandığı vakıaları değiştirmek için ıslaha başvurabilir; davalı da cevap dilekçesinde ileri sürmediği bir savunmayı, örneğin zamanaşımı def'ini, ıslah yoluyla dosyaya getirebilir. Her iki taraf için de ıslahın konusu bir usul işlemidir. Maddi hukuka ilişkin bir irade beyanı, örneğin bir sözleşmenin feshi ya da bir alacağın takası, ıslahla geri alınmaz; ıslah, o beyanın dosyaya nasıl yansıtıldığını düzeltir.

Islahı benzer görünen iki kurumdan ayırmak gerekir. Maddi hataların düzeltilmesi (HMK m. 183), belgelerdeki açık yazı ve hesap hatalarını karar verilinceye kadar düzeltmeye yarar ve ıslah hakkını tüketmez; dilekçede 150.000 yerine 15.000 yazılması ile talebin bilinçli olarak artırılması aynı şey değildir. Talebin azaltılması ise ıslah değil, HMK m. 307 anlamında kısmi feragattir ve HMK m. 309/3 gereği feragat edilen kısmın dilekçede ya da tutanakta açıkça gösterilmesi gerekir. Uygulamada sık karşılaştığımız bir yanılgı, talep sonucunu küçülten dilekçenin "ıslah" başlığıyla verilmesidir; bu durumda mahkeme beyanın hukuki niteliğini başlığa değil içeriğe göre belirler ve azaltılan kısım için feragatin sonuçlarını uygular.

"Bir kez" kuralı, ıslahı stratejik bir karar hâline getirir

HMK m. 176/2 kısa ve kesindir: aynı davada taraflar ancak bir kez ıslah yoluna başvurabilir. Kural her taraf için ayrı işler; davacının ıslahı davalının ıslah hakkını tüketmez, davalının ıslahı da davacınınkini etkilemez. Sınırlama, ıslahla düzeltilen işlem sayısından değil başvurunun kendisinden doğar. Aynı ıslah dilekçesinde talep sonucu artırılırken vakıalara yenisi eklenebilir; ikisi ayrı ıslah sayılmaz. Asıl sorun, ilk ıslahtan sonra ortaya çıkan ikinci ihtiyaçtır.

Bu yüzden ıslahın zamanlaması bir strateji meselesidir. Delillerin toplanmasından önce yapılan bir ıslah, sonradan gelen bilirkişi raporunun ortaya koyduğu yeni bir hesabı karşılayamayabilir. Alacağın tamamının dava edildiği bir işçilik alacağı dosyasında davacı, tanıkların dinlenmesinden sonra fazla çalışma iddiasını genişletmek için ıslaha başvurmuşsa, aylar sonra gelen hesap raporundaki daha yüksek tutarı aynı yolla dosyaya taşıyamaz; kısmi davada ise bu ihtiyacı HMK m. 109/4'teki ayrı artırım hakkı karşılayabilir. Ön inceleme aşamasında ortaya çıkan eksikleri gidermek için ıslahın erken kullanılmasının yarattığı risk de bu nedenle ayrıca değerlendirilmelidir; ön inceleme duruşmasının işleyişi ön inceleme duruşmasında ne olduğunu anlatan yazıda ayrıntılı olarak ele alınmıştır.

Islah hakkının kullanılmış sayılması için ıslahın başarılı olması da gerekmez. Tam ıslah bildiriminden sonra bir hafta içinde yeni dava dilekçesi verilmezse ıslah hakkı kullanılmış sayılır (HMK m. 180). Hakkın sonuçsuz bir girişimle tükenebilmesi, ıslah beyanının ancak bütün unsurları hazır olduğunda verilmesi gerektiğini gösterir: yeni talep sonucu belli, harç hesaplanmış, gerekiyorsa yeni dilekçe yazılmış olmalıdır.

Islahın son anı tahkikatın sona ermesidir; istinafta ıslah yapılamaz

Kanunun koyduğu son an tahkikatın sona ermesidir; ıslah bu ana kadar yapılabilir (HMK m. 177/1). Tahkikatın ne zaman bittiğini HMK m. 184 belirler: hâkim, toplanan delilleri inceledikten sonra taraflara tahkikatın tümü hakkında açıklama yapmaları için söz verir; tahkikatı gerektiren bir husus kalmadığını görürse tahkikatın bittiğini taraflara tefhim eder. Bu tefhimden sonra sözlü yargılama aşamasına geçilir ve ıslah kapısı kapanır. "Islah yargılamanın her aşamasında yapılabilir" genellemesi bu yüzden doğru değildir.

Kanun yolu aşamasında durum daha nettir. HMK m. 357/1, bölge adliye mahkemesi hukuk dairelerinde davanın ıslahının istenemeyeceğini düzenler; istinaf incelemesinde ilk derece mahkemesinde yapılmamış bir ıslah telafi edilemez. Temyiz incelemesi de hukuka uygunluk denetimiyle sınırlı olduğundan Yargıtay uygulamasında temyiz aşamasında ıslaha yer verilmemektedir. Bu iki sınır birlikte okunduğunda, ıslah ihtiyacının ilk derece yargılaması bitmeden fark edilmesi gerektiği anlaşılır.

Bozma ve kaldırma kararlarından sonra durum 2020'de değişti. 7251 sayılı Kanunla HMK m. 177'ye eklenen ikinci fıkraya göre Yargıtayın bozma kararından veya bölge adliye mahkemesinin kaldırma kararından sonra dosya ilk derece mahkemesine gönderildiğinde, mahkemenin tahkikata ilişkin bir işlem yapması hâlinde tahkikat sona erinceye kadar ıslah yapılabilir. Bu değişiklik, bozmadan sonra ıslahın kabul edilip edilmeyeceği konusunda uygulamada uzun süre devam eden tereddüdü kanun düzeyinde çözdü; o dönemde saklı tutulan alacak bölümü için ek dava açılması sık başvurulan bir çözümdü. Yeni hükmün iki koşulu vardır: ilk derece mahkemesinin bozmadan sonra tahkikata ilişkin bir işlem yapması ve ıslahın bozma kararına uymakla ortaya çıkan hukuki durumu ortadan kaldırmaması. Mahkeme bozmaya uyup yalnızca hüküm kurmakla yetinirse, yani yeniden tahkikat yapmazsa, ikinci fıkranın aradığı koşul oluşmaz.

Bozmaya uymakla ortaya çıkan hukuki durum, uygulamada usuli kazanılmış hak olarak adlandırılır. Bozma kararı bir talep kalemini kesin olarak reddedilmiş saymışsa ya da belirli bir hesap yöntemini bağlayıcı biçimde göstermişse, bozmadan sonra yapılan ıslah bu çerçeveyi aşamaz. Islah, bozmadan sonra yeniden açılan tahkikatın içinde kalır; bozmanın kapattığı bir konuyu yeniden açmaz.

Kısmi ıslah ile tam ıslah farklı süre ve sonuçlara bağlanmıştır

Kanun ıslahı ikiye ayırır ve her birine ayrı bir haftalık süre bağlar. Tam ıslah, davanın bütünüyle yeniden kurulmasıdır. Davasını tamamen ıslah ettiğini bildiren taraf, bu bildirimden itibaren bir hafta içinde yeni bir dava dilekçesi vermek zorundadır; aksi hâlde ıslah hakkı kullanılmış sayılır ve ıslah hiç yapılmamış gibi davaya devam edilir (HMK m. 180). Tam ıslahın ağır bir işlem olduğu vekâlet rejimine de yansır: HMK m. 74, açıkça yetki verilmemiş vekilin davanın tamamını ıslah edemeyeceğini düzenler. Vekâletnamede bu özel yetki yoksa tam ıslah beyanı müvekkili bağlamaz.

Kısmi ıslah, tek bir usul işleminin ya da birkaç işlemin düzeltilmesidir; talep sonucunun artırılması, bir vakıanın değiştirilmesi, bir savunmanın eklenmesi bu türdendir. Kısmen ıslaha başvuran tarafa, HMK m. 181 uyarınca ıslah ettiği usul işlemini yapması için bir haftalık süre verilir; bu süre içinde ıslah edilen işlem yapılmazsa ıslah hiç yapılmamış gibi davaya devam edilir. Kısmi ıslah çoğu kez ıslah beyanı ile ıslah edilen işlemin aynı dilekçede birlikte yapılmasıyla sonuçlanır; artırılmış talep sonucunu içeren dilekçe tek başına hem beyan hem işlemdir.

İki madde arasında dikkat çeken bir lafız farkı vardır. HMK m. 180, süre geçirildiğinde "ıslah hakkı kullanılmış sayılır" der; HMK m. 181'de bu ibare yer almaz, yalnızca ıslahın hiç yapılmamış gibi davaya devam edileceği yazılıdır. Kısmi ıslahta süresinde yapılmayan işlemin ıslah hakkını tüketip tüketmediği doktrinde tartışılmaktadır. Bu tartışmanın sonucu beklenmeden işlemin bir hafta içinde tamamlanması, dosyayı belirsizlikten korur.

Bir haftalık süreler kanunun öngördüğü sürelerdir ve HMK m. 94/1 gereği kesindir; süreyi kaçıran taraf, o işlemi yapma hakkını kaybeder. Kesin sürenin nasıl işlediği ve hangi hâllerde eski hâle getirme yoluna başvurulabildiği kesin süre kaçırıldığında ne olacağını anlatan yazıda ele alınmıştır.

KonuKısmi ıslahTam ıslah
KapsamBir ya da birkaç usul işlemiDavanın bütünü
SüreIslah edilen işlem için 1 hafta (HMK m. 181)Yeni dava dilekçesi için 1 hafta (HMK m. 180)
Süre kaçarsaIslah yapılmamış gibi devam edilirIslah hakkı kullanılmış sayılır, ıslah yapılmamış gibi devam edilir
Vekil için özel yetkiKanunda aranmazGerekir (HMK m. 74)
Tipik kullanımTalep artırımı, vakıa değişikliği, savunmanın genişletilmesiDavanın baştan yeniden kurulması

Islahın bedeli: teminat, harç ve kötüniyet yaptırımı

Islah, karşı tarafa yük getiren bir işlemdir ve kanun bu yükün karşılanmasını ıslah edene bırakır. Bu yükün ilk kalemi teminattır: HMK m. 178/1'e göre ıslah eden taraf, ıslah sebebiyle geçersiz hâle gelen işlemler için yapılan yargılama giderleri ile karşı tarafın uğradığı ve uğrayabileceği zararları karşılamak üzere hâkimin takdir edeceği teminatı bir hafta içinde mahkeme veznesine yatırmak zorundadır; yatırılmazsa ıslah yapılmamış sayılır. Teminatın miktarı, ıslahın geçersiz kıldığı işlemlerin ağırlığına göre değişir. Yalnızca talep sonucunun artırıldığı ve önceki işlemlerin olduğu gibi kaldığı dosyalarda geçersiz hâle gelen bir işlem bulunmadığından teminat çoğu kez gündeme gelmez; vakıaların değiştirildiği ve yeni delil toplanması gereken dosyalarda ise teminat kararının çıkması beklenir. Karşı tarafın zararı kesin olarak tespit edildikten sonra eksik kalan miktar tamamlattırılır, fazlası iade edilir (HMK m. 178/2).

Talep artırımı içeren ıslahta ikinci mali yük harçtır. 492 sayılı Harçlar Kanunu m. 28/a uyarınca nispi karar ve ilam harcının dörtte biri peşin alınır; ıslahla artırılan kısım için de bu peşin harcın tamamlanması gerekir. Aynı Kanunun 32. maddesi, yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe sonraki işlemlerin yapılmayacağını düzenler. Mahkeme eksik harcın tamamlanması için süre verir; harcı yatırılmayan artırım üzerinden hüküm kurulmaz. Harcın ıslah dilekçesiyle aynı gün yatırılması, ıslahın hangi tarihte hüküm doğurduğu konusundaki tartışmayı da büyük ölçüde önler; bu tarih zamanaşımı bakımından belirleyici olabilir.

Üçüncü yaptırım kötüniyetli ıslaha ilişkindir (HMK m. 182). Maddeye göre ıslahın davayı uzatmak veya karşı tarafı rahatsız etmek gibi kötüniyetli düşüncelerle yapıldığı deliller veya belirtilerle anlaşılırsa mahkeme ıslahı dikkate almadan karar verir. Hâkim ayrıca kötüniyetle ıslaha başvuranı karşı tarafın bu yüzden uğradığı bütün zararları ödemeye ve kanun metninde 500 TL'den 5.000 TL'ye kadar öngörülen disiplin para cezasına mahkûm eder. Kötüniyet, karar duruşmasının arifesinde, gerekçesiz biçimde ve tahkikatı baştan açtıracak nitelikte yapılan ıslahlarda daha çok tartışılır; ıslahın kendisi değil, kullanılma biçimi yaptırımın konusudur.

Bazı işlemler ıslahla geçersiz kılınamaz

Islahın geriye dönük etkisinin sınırı, HMK m. 179/2'de sayılmıştır. İkrar, tanık ifadeleri, bilirkişi rapor ve beyanları, keşif ve isticvap tutanakları ıslah ile geçersiz kılınamaz. Yemin için de özel bir kural vardır: yerine getirilmiş olan ya da henüz yerine getirilmemiş olmakla birlikte karşı tarafın yerine getireceğini ıslahtan önce bildirdiği yeminin teklifi, reddi veya iadesi ıslahla ortadan kaldırılamaz. Kanun, tarafın aleyhine sonuç doğurmuş bir delili ıslah yoluyla dosyadan silmesini engellemek istemiştir.

Bu sınırın pratik karşılığı açıktır. Aleyhe bir bilirkişi raporu, ıslahla dosyadan çıkarılamaz; rapora karşı yol HMK m. 281'deki itiraz ve ek rapor ya da yeni bilirkişi talebidir. Bu itirazın süresi ve içeriği bilirkişi raporuna itirazı anlatan yazıda ayrıca incelenmiştir. Islah ancak raporun dayandığı vakıa çerçevesini değiştirebilir; vakıa değiştiğinde mahkeme yeni bir inceleme yaptırabilir, ama eski rapor yine dosyada kalır.

Aynı maddenin üçüncü fıkrası bu kuralı tek bir noktada yumuşatır: ıslahtan sonra yapılacak tahkikat sonucuna göre bu işlemlerin göz önünde tutulması gerekmiyorsa, bunlar da yapılmamış sayılır. Örneğin davacı ıslahla dayandığı vakıayı tümüyle değiştirmiş ve eski vakıa üzerine dinlenen tanıkların anlatımı yeni uyuşmazlıkla ilgisiz kalmışsa, o anlatımlar hükme esas alınmaz. Aynı sınır eski hâle getirmede de geçerlidir; HMK m. 100/2, ıslahla geçersiz kılınamayan işlemlerin eski hâle getirme talebinden de etkilenmeyeceğini düzenler.

Talep artırımında artık iki yol var: HMK m. 109/4 ve ıslah

2026 yılına kadar kısmi davada talebin artırılmasının olağan yolu ıslahtı; belirsiz alacak davası ise kendi içinde ayrı bir artırım imkânı taşıyordu. 7589 sayılı Kanun bu tabloyu değiştirdi. 31 Temmuz 2026'da yürürlüğe giren düzenlemeyle HMK m. 107 yürürlükten kaldırıldı ve HMK m. 109'a dördüncü fıkra eklendi. Yeni fıkraya göre alacağın sadece bir kısmının dava edildiği durumlarda talep konusu, aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın tahkikatın sona ermesine kadar artırılabilir; bu durumda zamanaşımı, artırılan kısım bakımından da dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılır. Değişikliğin ayrıntıları 12. Yargı Paketi sayfasında, kısmi davanın kuruluşu ise kısmi davanın nasıl açılacağını anlatan yazıda yer alır.

HMK m. 109/4'teki artırım ile ıslah aynı süre sınırını paylaşır; ikisi de tahkikatın sona ermesine kadar yapılabilir ve ikisi de aynı davada bir kez kullanılır. Ayrıldıkları yer zamanaşımıdır. Kısmi davada m. 109/4 yoluyla artırılan kısım için zamanaşımı dava tarihinde kesilmiş sayılır. Islahla yapılan artırımda ise artırılan kısım bakımından zamanaşımı ıslah tarihine göre değerlendirilir ve davalının ıslah dilekçesine karşı zamanaşımı def'ini ileri sürebildiği uygulamada kabul edilmektedir. Dava tarihinde henüz dolmamış bir zamanaşımı ıslah tarihinde dolmuş olabilir; aradaki fark, birkaç yıl süren işçilik ve tazminat dosyalarında alacağın önemli bir bölümüne karşılık gelebilir.

Yeni fıkranın lafzı, artırımı ıslaha bağlamaz ve iddianın genişletilmesi yasağının dışında tutar. Buradan, kısmi davada m. 109/4 artırımını kullanan tarafın ıslah hakkının başka usul işlemleri için ayrıca korunduğu sonucuna varılabilir. Hüküm yeni olduğundan bu noktada yerleşmiş bir Yargıtay içtihadı henüz bulunmamaktadır. Talep artırımı içeren dilekçenin hangi hükme dayandığının açıkça yazılması, yani "HMK m. 109/4 uyarınca talep artırımı" ile "HMK m. 176 vd. uyarınca ıslah" ayrımının dilekçede gösterilmesi, mahkemenin işlemi nitelendirmesinde tereddüt bırakmaz.

Alacağın tamamının dava edildiği, yani kısmi dava niteliği taşımayan bir talepte artırım yolu yine ıslahtır; m. 109/4 yalnız alacağın bir kısmının dava edildiği durumları kapsar. 7589 sayılı Kanunun yürürlüğünden önce açılmış belirsiz alacak davalarının hangi hükümlere göre görüleceği ise Kanunun geçiş hükümlerine göre belirlenir; değişikliğin özeti 12. Yargı Paketi sayfasında yer alır. Dosyanın hangi rejime tabi olduğu, artırım dilekçesi yazılmadan önce dava dilekçesinin tarihi ve talep sonucunun kuruluş biçimi üzerinden belirlenmelidir.

Artırılan talep kanun yolu sınırını değiştirebilir

Talep sonucunun artırılması dosyanın parasal değerini değiştirir ve bu değişiklik kanun yolu sınırlarına yansıyabilir. Miktar veya değeri istinaf sınırını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir (HMK m. 341/2); sınır her yıl yeniden değerleme oranında güncellendiğinden (HMK Ek m. 1) karar tarihindeki tutar esas alınır. Kısmi davada bu sınır, dava edilen kısma göre değil alacağın tamamına göre belirlenir (HMK m. 341/3); m. 109/4 yoluyla yapılan artırım bu nedenle istinaf sınırını değiştirmez. Alacağın tamamının dava edildiği davada ise ölçü, kararda asıl talebin kabul edilmeyen bölümüdür (HMK m. 341/4); ıslahla artırılan talep sonucu, reddedilen bölümü sınırın üzerine çıkararak istinaf yolunu açabilir. Görev bakımından ise asliye hukuk ve sulh hukuk mahkemeleri arasındaki ayrım çoğu uyuşmazlıkta dava değerine değil uyuşmazlığın niteliğine bağlandığından, artırım görevsizlik sonucunu ender olarak doğurur.

Vakıa değiştirmek ve savunmayı genişletmek de ıslahın konusudur

Islah yalnızca rakam değiştirmek için kullanılmaz. HMK m. 141/1, taraflara cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleriyle iddia ve savunmalarını serbestçe genişletme ya da değiştirme imkânı tanır; dilekçeler karşılıklı verildikten sonra iddia veya savunma genişletilemez ve değiştirilemez. Aynı maddenin ikinci fıkrası, bu yasak karşısında ıslah ve karşı tarafın açık muvafakati hükümlerini saklı tutar. Dilekçeler aşaması kapandıktan sonra yeni bir vakıaya dayanmak isteyen davacı ya da yeni bir savunma ileri sürmek isteyen davalı için iki yol kalır: karşı tarafın açık rızası ya da ıslah.

Davalı açısından tipik örnek zamanaşımı def'idir. Türk Borçlar Kanunu (TBK) m. 161 uyarınca hâkim zamanaşımını kendiliğinden göz önüne alamaz; def'in davalı tarafından ileri sürülmesi gerekir. Cevap dilekçesinde bu def'i ileri sürmeyen davalı, dilekçeler aşaması kapandıktan sonra onu ancak ıslah yoluyla ya da davacının açık muvafakatiyle dosyaya getirebilir. Uygulamada sık karşılaştığımız eksiklerden biri, davalının cevap süresini kısıtlı bir dilekçeyle geçirmesi ve zamanaşımı def'inin ancak bilirkişi raporu geldikten sonra hatırlanmasıdır; bu durumda davalının ıslah hakkı, davacının ıslahıyla aynı ölçüde değerli hâle gelir.

Islahın ulaşamadığı alan da vardır. Taraf değişikliği ıslahla yapılamaz; HMK m. 124 bunu ayrı bir kurum olarak düzenler ve kural olarak karşı tarafın açık rızasına bağlar. Maddi bir hatadan kaynaklanan ya da dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebi ise karşı tarafın rızası aranmaksızın hâkim tarafından kabul edilir (HMK m. 124/3). Dava dilekçesinde yanlış kişiyi davalı olarak gösteren davacının çözümü ıslah değil, bu madde kapsamındaki taraf değişikliği talebidir.

Islah yerine ek dava: saklı tutulan kısım ayrı davayla da istenebilir, ama sınırsız değil

Islah hakkı kullanılmış ya da tahkikat sona ermişse, kısmi davada saklı tutulan bölüm için başvurulabilecek ikinci yol ek davadır. Dava açılırken talep konusunun kalan kısmından açıkça feragat edilmiş olması hâli dışında, kısmi dava açılması geri kalan kısımdan feragat edildiği anlamına gelmez (HMK m. 109/3). Saklı tutulan kısım, zamanaşımı süresi içinde kalmak koşuluyla ayrı bir davayla istenebilir. Bozmadan sonra ıslahın tartışmalı olduğu 2020 öncesi dönemde bu yol sık başvurulan bir seçenekti.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 18 Şubat 2026 tarihli ve E. 2024/822, K. 2026/79 sayılı kararında bu yolun sınırını çizdi. Kısmi dava olarak açılan bir tazminat davasından sonra davacı, aynı zarar için önce ilk ek davayı, ardından ikinci ek davayı açmıştı. Genel Kurul çoğunluğu, gerçek zarar kalemlerini öğrendikten sonra açılan ilk ek davada bir sakınca görmedi; kısmi davayla birlikte aynı konuda üçüncü dava olan ikinci ek davanın açılmasını ise davalıyı her dosya için ayrı vekâlet ilişkisi kurmaya ve ek yargılama giderine zorlayan, mahkemeye erişim hakkının kötüye kullanılması kapsamında "yargısal taciz" niteliğinde bir davranış olarak değerlendiren Özel Daire bozmasını benimsedi. Karara göre HMK m. 109/3, bakiye kısmın zamanaşımı ya da hak düşürücü süre içinde olsa bile ek davalarla sürekli talep edilebileceği şeklinde yorumlanamaz. Kararın çoğunluğa katılmayan üyeleri ise birden fazla ek davanın kural olarak mümkün olduğu görüşündeydi; karar oy çokluğuyla verildi.

Bu çizginin ıslah bakımından anlamı şudur: ıslah, saklı tutulan alacağı aynı dosyada ve tek yargılama gideriyle almaya yarayan yoldur; ek dava ise ıslahın kapandığı yerde açılan, ama tekrarlandıkça dürüstlük kuralı denetimine giren ikinci bir kapıdır. Kısmi davada m. 109/4'ün tanıdığı artırım hakkı, bu iki yolun önüne geçen üçüncü seçenek olarak eklendi. Hangi yolun seçileceği, alacağın ne zaman kesinleşeceği ve zamanaşımı süresinin nerede bittiği birlikte değerlendirilerek belirlenmelidir.

Islah dilekçesi kurulurken dosyada aranan unsurlar

Şekil bakımından kanun esnektir: ıslah sözlü veya yazılı olarak yapılabilir (HMK m. 177/3). Karşı taraf duruşmada hazır değilse ya da ıslah talebi duruşma dışında yapılıyorsa, yazılı talep veya tutanak örneği haber vermek amacıyla karşı tarafa bildirilir. Sözlü ıslah mümkün olsa da talep sonucunun, dayanılan vakıaların ve ıslahın kapsamının tereddüde yer bırakmayacak biçimde tespit edilmesi bakımından yazılı dilekçe tercih edilir. Duruşmada sözlü ıslah beyanında bulunan tarafa mahkemeler çoğu kez dilekçesini sunması için süre verir; bu süre HMK m. 181'deki bir haftalık süreyle örtüşür.

Islah dilekçesinde bulunması gereken unsurlar şöyle sıralanabilir:

  • Islahın türü: kısmi mi tam mı olduğu açıkça yazılmalıdır; tam ıslahta vekâletnamede özel yetki bulunduğu kontrol edilmelidir.
  • Teşmil noktası: ıslahın hangi usul işleminden itibaren etki doğuracağı belirtilmelidir (HMK m. 179/1). Yalnızca talep sonucunu artıran ıslahta bu nokta dava dilekçesinin talep kısmıdır.
  • Yeni talep sonucu: artırılan kalemler tek tek ve tutarıyla gösterilmeli, faiz talebi artırılan kısım bakımından da tekrarlanmalıdır.
  • Dayanak: kısmi davada artırım m. 109/4'e mi yoksa ıslaha mı dayanıyor, açıkça yazılmalıdır.
  • Harç: artırılan kısım için peşin harç hesaplanmalı ve dilekçeyle birlikte yatırılmalıdır.
  • Yeni vakıa ve deliller: vakıa değiştiriliyorsa yeni vakıanın hangi delillerle ispat edileceği gösterilmelidir.

Faiz konusu ayrıca önemlidir. Hâkim taleple bağlıdır (HMK m. 26) ve faiz de bir taleptir. Dava dilekçesinde faiz başlangıcı ve türü gösterilmiş olsa bile, ıslah dilekçesinde artırılan kısım için faizin hangi tarihten ve hangi oranda istendiği yazılmazsa artırılan kısım için faiz başlangıcı tartışmaya açılabilir. Rakamın artırılıp faiz talebinin tekrarlanmaması, ıslah dilekçelerinde sık görülen bir eksiktir.

Islah hakkını kullanmadan önce dosyaya sorulacak üç soru

Islahın tek kullanımlık olması, kararın birkaç somut soruya bağlanmasını gerektirir. İlk soru, ihtiyacın başka bir yolla karşılanıp karşılanamayacağıdır. Kısmi davada talep artırımı m. 109/4 ile, maddi hata m. 183 ile, yanlış gösterilen taraf m. 124 ile, karşı tarafın açık muvafakati olan bir genişletme ise m. 141/2 ile ıslah hakkına dokunmadan çözülebilir. Islah, bu yolların hiçbirinin elverişli olmadığı durumlar için saklandığında değer kazanır.

İkinci soru zamanlamadır. Tahkikatın sona ermesine yakın bir dönemde, bilirkişi raporu ve tanık anlatımları dosyaya girdikten sonra yapılan ıslah, dosyanın bütün verisini görerek kurulur. Bekleyişin bir sınırı vardır; zamanaşımı riski taşıyan bir alacakta ıslahın ertelenmesi, artırılan kısmın zamanaşımına uğraması sonucunu doğurabilir. Kısmi davada bu risk m. 109/4 ile büyük ölçüde ortadan kalkmıştır; diğer davalarda ise zamanaşımı süresinin bitişi ıslah takviminin bir parçası olarak izlenmelidir.

Üçüncü soru, ıslahın neyi geri alamayacağıdır. Aleyhe bir tanık anlatımı, bir ikrar ya da bir bilirkişi raporu ıslahla dosyadan çıkmaz (HMK m. 179/2). Bozmadan sonra yapılan bir ıslah, bozmaya uymakla oluşan hukuki durumu aşamaz (HMK m. 177/2). İstinafa kalmış bir eksik ise ıslahla giderilemez (HMK m. 357/1). Bu üç sınır ıslahtan beklenenin gerçekçi biçimde belirlenmesini sağlar; ıslah eksik bir usul işlemini düzeltir, aleyhe oluşmuş delili ya da kesinleşmiş bir hukuki durumu değiştirmez.

Sık Sorulan Sorular

Islah aynı davada ikinci kez yapılabilir mi?

HMK m. 176/2, her tarafın aynı davada ıslah yoluna ancak bir kez başvurabileceğini düzenler. Sınır taraf başına işler; davacının ıslahı davalının hakkını tüketmez. Bir ıslah dilekçesinde birden fazla işlem birlikte ıslah edilebileceğinden ihtiyaçların tek dilekçede toplanması bu sınırın etkisini azaltır.

Bilirkişi raporundan sonra ıslah yapılabilir mi?

Tahkikat sona ermemişse bilirkişi raporundan sonra ıslah yapılabilir; HMK m. 177/1'in tek ölçütü tahkikatın bitip bitmediğidir. Mahkeme HMK m. 184/2 uyarınca tahkikatın bittiğini tefhim ettikten sonra ise ıslah yapılamaz. Rapor sonrası artırım, uygulamada ıslahın sık kullanıldığı anlardan biridir.

Islah harcı yatırılmazsa ne olur?

Harçlar Kanunu m. 32 uyarınca harç ödenmedikçe sonraki işlemler yapılmaz; harcı tamamlanmayan artırım üzerinden hüküm kurulmaz. Mahkeme uygulamada eksik harcın tamamlanması için süre verir. Harcın ıslah dilekçesiyle birlikte yatırılması, ıslahın hüküm doğurduğu tarih konusundaki tartışmayı büyük ölçüde önler.

İstinaf aşamasında ıslah mümkün müdür?

HMK m. 357/1, bölge adliye mahkemesi hukuk dairelerinde davanın ıslahının istenemeyeceğini açıkça düzenler. Bölge adliye mahkemesi ilk derece kararını kaldırıp dosyayı ilk derece mahkemesine geri gönderirse, HMK m. 177/2'deki koşullarla orada ıslah imkânı yeniden doğabilir. İstinaf dilekçesinde talep sonucunun artırılması ise ıslah yerine geçmez.

Kısmi davada talep artırımı yapmak ıslah hakkını tüketir mi?

HMK m. 109/4, kısmi davadaki artırımı ıslaha bağlamaz ve iddianın genişletilmesi yasağının dışında tutar; lafız, iki yolun ayrı olduğu sonucunu destekler. Hüküm 31 Temmuz 2026'da yürürlüğe girdiğinden bu konuda yerleşmiş bir Yargıtay içtihadı henüz oluşmamıştır. Artırım dilekçesinde dayanılan maddenin açıkça gösterilmesi bu belirsizliği azaltır.

Davalı ıslahla zamanaşımı def'i ileri sürebilir mi?

Davalı, cevap dilekçesinde ileri sürmediği zamanaşımı def'ini dilekçeler aşaması kapandıktan sonra ıslah yoluyla ya da davacının açık muvafakatiyle dosyaya getirebilir (HMK m. 141/2). Davacının ıslahla artırdığı kısım için ise davalının zamanaşımı def'ini ıslah dilekçesine karşı ileri sürebildiği uygulamada kabul edilmektedir. Kısmi davada m. 109/4 yoluyla artırılan kısım için zamanaşımı dava tarihinde kesilmiş sayıldığından bu def'in alanı daralmıştır.

Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır; her dosya kendi olgularıyla değerlendirilir.

Bu konuyla ilgili yazılar

Tüm yazılar