İlme Hukuk Logo
İLMEHUKUK BÜROSU
İLME HUKUK BÜROSU
Hemen AraRandevu Al
Ahşap kasada dizili eski metal ve ahşap baskı harfleri

Ad veya Soyadı Değiştirme Davası (TMK 27): Haklı Sebep, Çocuğun Soyadı ve Süreç

Nüfus kaydındaki ad ya da soyadı TMK m. 27 uyarınca ancak haklı sebeple ve mahkeme kararıyla değişir. Haklı sebebin ispatı, maddi hata ayrımı, velayeti annede olan çocuğun soyadı ve 2027'de değişecek ilan rejimi.

Yayın
27 Ekim 2026
Okuma süresi
17 dk
Hukuk alanı
Genel Hukuk
Av. Mesut İLME — Yalova Barosu

Av. Mesut İLME

Yalova Barosu, sicil 287

Yayın
27 Ekim 2026
17 dk
okuma

Nüfus kaydında bir ad yazan ama okulda, işyerinde ve aile içinde otuz yıldır başka bir adla tanınan bir mühendis; boşandıktan sonra çocuğunu tek başına büyüten ve her okul kaydında, her hastane işleminde çocuğuyla aralarındaki soyadı farkını açıklamak zorunda kalan bir anne; adı karşı cinsi çağrıştırdığı için her resmî görüşmede yanlış anlaşılan bir genç. Üçünün sorusu aynı yere çıkar: nüfus kütüğündeki ad ya da soyadı hangi yolla, hangi gerekçeyle değişir? Cevap tek bir maddede başlar ama orada bitmez. Türk Medeni Kanunu (TMK) m. 27 kapıyı açar, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu davanın nasıl görüleceğini söyler, çocuğun soyadı söz konusu olduğunda ise Anayasa Mahkemesi ile Yargıtay'ın on yılı aşan bir içtihat çizgisi devreye girer.

TMK m. 27 ad değişikliğini haklı sebebe ve hâkim kararına bağlar

TMK m. 27'nin birinci fıkrası kısadır: "Adın değiştirilmesi, ancak haklı sebeplere dayanılarak hâkimden istenebilir." Bu cümlede iki şart vardır. İlki maddi şarttır, yani haklı sebep; ikincisi usul şartıdır, yani değişikliğin idareden değil mahkemeden istenmesi. Kanun haklı sebebi tanımlamaz ve örnek de saymaz; değerlendirme bütünüyle hâkime bırakılmıştır.

Madde "ad" der, ama uygulamada soyadı değişikliği de aynı hükme dayanır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, çocukların soyadına ilişkin bir dosyada TMK m. 27 uyarınca haklı nedenin varlığı hâlinde soyadının değiştirilmesinin mümkün olduğunu, hangi hâllerin haklı sebep sayılacağına dair yasal bir düzenleme bulunmadığını ve bunun her davanın özel koşullarına göre mahkemece belirleneceğini açıkça belirtmiştir (E. 2024/9344, K. 2025/4787, 8 Mayıs 2025). Ad ve soyadı bu anlamda aynı kişilik değerinin iki parçası olarak ele alınır.

Maddenin üçüncü fıkrası sıklıkla gözden kaçan bir güvence taşır: "Ad değişmekle kişisel durum değişmez." Adı ya da soyadı değişen kişinin soybağı, mirasçılığı, vatandaşlığı, evlilik durumu ve borçları olduğu gibi kalır. Değişen yalnız kişinin hangi adla anıldığıdır; kimliği, hakları ve yükümlülükleri aynı T.C. kimlik numarası üzerinden sürer.

Dördüncü fıkra ise karşı tarafı korur: adın değiştirilmesinden zarar gören kimse, bunu öğrendiği günden başlayarak bir yıl içinde değiştirme kararının kaldırılmasını dava edebilir. Bu dava, örneğin başkasının tanınmış soyadını edinen kişiye karşı o soyadının asıl sahibi tarafından açılabilir. Süre öğrenmeden başladığı için ilanın varlığı, aşağıda anlatılacağı gibi, bu fıkrayla doğrudan bağlantılıdır.

Haklı sebep kanunda sayılmaz; mahkeme her dosyanın koşullarına bakar

Haklı sebebin açık uçlu bırakılması, davacıya hem esneklik hem de ispat yükü getirir. Mahkeme, ad değişikliğinin kişinin gerçek ve korunmaya değer bir menfaatine hizmet edip etmediğine, değişikliğin nüfus kayıtlarının güvenilirliğini zedeleyip zedelemeyeceğine ve kötü niyetli bir amaç taşıyıp taşımadığına bakar. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi yukarıdaki kararında yerleşik uygulamayı şöyle ifade etmiştir: "Yargıtay uygulamalarında, kişinin toplum içerisinde bilinip tanındığı soyadı ile anılmayı ve onu kayden de taşımayı istemesinin haklı neden teşkil edeceği kabul edilmiştir."

Uygulamada haklı sebep olarak ileri sürülen başlıca durumlar

DurumMahkemenin aradığı
Fiilen kullanılan ad ile kayıttaki adın farklı olmasıKişinin çevresinde, okulda ve işyerinde uzun süredir o adla tanındığını gösteren tanık ve belge
Gülünç, küçük düşürücü ya da genel ahlaka aykırı ad veya soyadıAdın kişide somut bir rahatsızlık ve sosyal güçlük yarattığının anlatılması
Adın karşı cinsi çağrıştırması ya da sürekli yanlış anlaşılmasıYanlış anlaşılmanın resmî işlemlerde ve günlük hayatta tekrarladığına dair örnekler
Din değişikliği ya da kişinin inancıyla bağdaşmayan adDeğişikliğin samimi ve süreklilik taşıyan bir tercihe dayandığı
Aile içi şiddet, terk ya da travmatik bir geçmişi hatırlatan soyadıSoyadının kişinin ruh sağlığı ve sosyal hayatı üzerindeki etkisi
Soyadı Kanunu m. 3'e aykırı soyadı (rütbe, memuriyet, aşiret, yabancı ırk ve millet adları)Soyadının kanunun yasakladığı türden olduğu

Bu tablo bir sayım değil, bir yön göstergesidir. Aynı gerekçe bir dosyada kabul görürken başka bir dosyada yeterli bulunmayabilir; belirleyici olan, iddianın somut olaylarla ve delillerle desteklenmesidir. Mahkemeler, kişinin yalnız beğenmediği için adını değiştirmek istemesini ya da sık sık değişiklik talebinde bulunmasını kayıt istikrarı bakımından daha dikkatli inceler.

Haklı sebebin ispatında kullanılan deliller

Ad değişikliği davalarında en sık başvurulan delil tanıktır: kişiyi yıllardır o adla tanıyan komşu, iş arkadaşı ya da aile yakını. Tanık beyanını güçlendiren belgeler de dosyaya eklenebilir; okul ve işyeri yazışmaları, kişiye o adla gönderilmiş mektuplar ve davetiyeler, dernek ve kulüp kayıtları, sosyal medya hesapları ve fotoğraflar bu kapsamdadır. Psikolojik etkiye dayanan taleplerde uzman raporu, mahkemenin değerlendirmesini somutlaştırır.

Uygulamada sık karşılaştığımız eksiklik, dilekçede haklı sebebin tek cümleyle geçiştirilmesidir. Adın beğenilmediğini söylemek kişisel bir tercih bildirir; davacının on beş yıldır yeni adla tanındığını ve bunu hangi tanıkların ve belgelerin gösterdiğini anlatmak ise mahkemenin üzerinde durabileceği bir olgu ortaya koyar. Talep edilen yeni adın neden seçildiği de açıklanmalıdır, çünkü mahkeme yeni adın da kişiye yeni bir güçlük yaratmayacağından emin olmak ister.

Mahkemeye gitmeden değişiklik yalnız dar hâllerde mümkündür

Genel kural 5490 sayılı Kanun m. 35/1'dedir: kesinleşmiş mahkeme hükmü olmadıkça nüfus kütüklerinin hiçbir kaydı düzeltilemez ve kayıtların anlamını değiştirecek şerhler konulamaz. Aynı fıkra istisnayı da hemen söyler: olayların aile kütüklerine tescili sırasında yapılan maddi hatalar, nüfus müdürlüğünce dayanak belgesine uygun olarak düzeltilir. Kanunun 38. maddesi maddi hatayı, dayanak belgesinde bulunduğu hâlde kütüğe hatalı ya da eksik yazılan veya hiç yazılmayan bilgi olarak tanımlar.

Bu ayrım pratikte büyük fark yaratır. Doğum raporunda ya da doğum bildiriminde ad doğru yazılmış ama kütüğe bir harf eksik geçirilmişse, sorun maddi hatadır ve nüfus müdürlüğüne başvuruyla çözülür. Buna karşılık ad doğum bildiriminde de aynı biçimde yazılmışsa ve kişi şimdi başka bir ad istiyorsa, ortada düzeltilecek bir hata değil değiştirilecek bir kayıt vardır; bunun yolu davadır.

İl ve ilçe idare kurulu yolu süreliydi ve bugün açık değildir

Kanun koyucu iki kez, mahkeme kararı aranmaksızın bir defaya mahsus idari değişiklik imkânı tanımıştır. 7039 sayılı Kanunla eklenen geçici m. 8, Soyadı Kanunu m. 3'e aykırı soyadları ile yazım ve imla hatasından kaynaklanan anlam değişikliği taşıyan ad ve soyadları için iki yıllık bir başvuru süresi öngörmüştü. 7196 sayılı Kanunla eklenen ve 24 Aralık 2019'da yürürlüğe giren geçici m. 11 ise kapsamı genel ahlaka uygun olmayan ve toplum tarafından gülünç karşılandığı değerlendirilen ad ve soyadlarına genişletmiş, üç yıllık süre tanımış ve bu sürenin bir katına kadar uzatılması yetkisini Cumhurbaşkanına vermişti.

Her iki hükümde de il veya ilçe idare kurulunun kararı kesindi. Ancak geçici m. 11'deki süre, uzatma yetkisi tam kullanılmış olsa bile Aralık 2025'in ötesine geçemezdi; mevzuattaki güncel metinde bunun yerine geçen yeni bir idari pencere bulunmamaktadır. Bu nedenle bugün ad veya soyadını değiştirmek isteyen kişi için, maddi hata dışındaki hâllerde başvurulacak yol TMK m. 27 davasıdır. Kamuoyunda zaman zaman dile getirilen "e-Devlet üzerinden isim değişikliği" söylemi, bu sona ermiş geçici düzenlemelere dayanır.

Davaya gerek olmadan soyadının kendiliğinden değiştiği hâller

Bazı hâllerde soyadı, başka bir hukuki işlemin sonucu olarak dava açılmaksızın değişir. Boşanan kadın, TMK m. 173/1 uyarınca evlenmeden önceki soyadını yeniden alır; eski eşinin soyadını kullanmaya devam etmek istiyorsa bunun için ayrı bir izin gerekir. Bu izin ve şartları boşanma sonrası soyadı kullanımı sayfasında ele alınmıştır; ad değişikliği davası o izni sağlamaz, iki talep farklı hükümlere dayanır.

Tanınan ya da babalığa hüküm kararıyla soybağı kurulan çocuk, 5490 sayılı Kanun m. 28/4 uyarınca babasının hanesine baba adı ve soyadıyla nakledilir. Bu sonucun nasıl doğduğu babalık davası incelemesinde anlatılmıştır; soybağı kurulduktan sonra ayrıca soyadı davası açılmasına gerek yoktur. Tersi yönde, kocanın babalığı reddedildiğinde çocuğun nüfus kaydı yeni duruma göre yeniden düzenlenir; bu süreç soybağının reddi davası yazısında ele alınmıştır. Aile kütüğündeki din bilgisi ise m. 35/2 uyarınca kişinin yazılı beyanıyla değiştirilir, boş bırakılır ya da silinir ve dava gerektirmez.

Dava asliye hukuk mahkemesinde, nüfus müdürlüğü karşısında görülür

5490 sayılı Kanun m. 36/1-a, nüfus kayıtlarına ilişkin düzeltme davalarının düzeltmeyi isteyen kişinin yerleşim yeri adresinin bulunduğu yerdeki görevli asliye hukuk mahkemesinde açılacağını ve davanın nüfus müdürü ya da görevlendireceği nüfus memurunun huzuruyla görülüp karara bağlanacağını öngörür. Yetki kuralı davacının adresine bağlandığı için kişi, doğduğu ya da nüfusa kayıtlı olduğu yerde değil, bugün yaşadığı yerde dava açar. Yurt dışında yaşayan vatandaşlar bakımından yetkili mahkemenin hangisi olduğu ayrıca değerlendirilmesi gereken bir sorudur ve dosyanın başında netleştirilmelidir.

Davanın karşı tarafı uygulamada nüfus müdürlüğüdür. Yargıtay kararlarında nüfus müdürlüğü "davalı" sıfatıyla yer alır ve kanun yoluna da bu sıfatla başvurur. Kanunun 37. maddesi Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü ile nüfus müdürlüklerine mahkeme kararlarına karşı her türlü kanun yoluna başvurma yetkisi tanır ve onları harç ile yargılama giderlerinden muaf tutar. Muafiyet nedeniyle davanın giderleri büyük ölçüde davacı tarafından karşılanır; gider planı dava açılmadan buna göre yapılmalıdır.

Mahkemenin yargılama sırasında yaptığı araştırma

Ad değişikliği davası çekişmeli bir alacak davası gibi işlemez; mahkeme, talebin gerçek bir ihtiyaca dayanıp dayanmadığını kendisi de araştırır. Nüfus müdürlüğünün görüşü alınır, davacının bildirdiği tanıklar dinlenir ve dayanılan belgeler incelenir. Talebin bir borçtan, bir takipten ya da bir ceza kaydından kaçınmak amacı taşıyıp taşımadığını anlamak için mahkeme kişinin adli sicil ve takip kayıtlarını da dosyaya getirtebilir. Bu araştırmanın amacı davacıyı zorlaştırmak değil, TMK m. 27/3'teki "kişisel durum değişmez" güvencesinin kâğıt üzerinde kalmamasını sağlamaktır.

Tanıkların beyanı soyut kalmamalıdır. Kişiyi hangi yıldan beri, hangi ortamda ve hangi adla tanıdıklarını anlatan tanık, mahkemenin değerlendirmesine somut bir zemin sunar. Bir mahalle bakkalının, bir iş arkadaşının ve bir akrabanın birbirinden bağımsız olarak aynı adı söylemesi, kişinin o adla gerçekten tanındığını gösteren en güçlü delillerden biridir.

Dilekçede bulunması gerekenler

  • Davacının nüfus kaydındaki mevcut adı ve soyadı ile talep edilen yeni ad veya soyadı, yazımıyla birlikte
  • Haklı sebebi oluşturan olayların tarih ve yer bilgisiyle anlatımı
  • Tanık listesi ve her tanığın hangi olguyu bildiği
  • Dayanılan belgeler: okul, iş, sağlık ve yazışma kayıtları, fotoğraflar, gerekiyorsa uzman raporu
  • Değişikliğin eşe ve ergin olmayan çocuklara etkisine ilişkin açıklama

Son madde önemlidir, çünkü 5490 sayılı Kanun m. 36/1-b'ye göre ad değişikliğinde nüfus müdürlüğü kişinin çocuklarının baba veya ana adına ilişkin kaydını, soyadı değişikliğinde ise eşin ve ergin olmayan çocukların soyadını da düzeltir. Soyadını değiştiren bir babanın küçük çocuklarının soyadı da bu hüküm gereği değişir. Aynı bent, haklı sebeplerin bulunması hâlinde aynı konuya ilişkin yeniden düzeltme istenebileceğini de kabul eder; yani bir kez ad değiştirmiş kişi için ikinci talep kanunen kapalı değildir, ancak haklı sebebin bu kez daha güçlü gösterilmesi beklenir.

Mahkeme kararına karşı istinaf, bölge adliye mahkemesi kararına karşı da temyiz yolu açıktır. Yargıtay'ın incelediği dosyaların önemli bir kısmında nüfus müdürlüğü, ilk derece mahkemesinin kabul kararına karşı kanun yoluna başvurmuştur. Bu nedenle davanın kabulü tek başına sonuç demek değildir; karar kesinleşmeden nüfus kaydı değişmez.

Ergin olmayan çocuğun adı ve soyadında belirleyici ölçüt çocuğun üstün yararıdır

Ergin olmayan çocuk adına ad ya da soyadı değişikliği davasını, yasal temsilcisi sıfatıyla velayet sahibi ana ve baba açar. Velayeti birlikte kullanan evli ebeveynler için talep genellikle ortaktır. TMK m. 339/3, ana ve babanın önemli konularda olabildiğince çocuğun düşüncesini göz önünde tutmasını ister; yaşı ve olgunluğu elverişli çocuğun görüşünün dosyaya yansıtılması, mahkemenin üstün yarar değerlendirmesini doğrudan etkiler. Okul çağındaki bir çocuğun yeni adı kendisinin de benimsediğini anlatması, belgelerin tek başına veremeyeceği bir bilgidir.

Çocuğun soyadı ise başlangıçta kanunla belirlenir. TMK m. 321'e göre çocuk, ana ve baba evli ise ailenin soyadını taşır; ana önceki evliliğinden dolayı çifte soyadı taşıyorsa çocuk onun bekârlık soyadını taşır. Yargıtay, Anayasa Mahkemesinin 2009 tarihli kararına atıfla, bu maddedeki "aile soyadı" deyiminden babanın soyadının anlaşıldığını kabul etmektedir. Kural bu olduğu için annenin soyadına geçiş, kanunun kendiliğinden işlediği bir sonuç değil, mahkemenin haklı sebep ve üstün yarar üzerinden vereceği bir karardır.

Velayeti annede olan çocuğa annenin soyadının verilmesi

Boşanmadan sonra velayeti kendisine verilen annenin, çocuğun soyadını kendi soyadıyla değiştirmek istemesi, bu alanın en çok tartışılan sorusu olmuştur. Soyadı Kanunu m. 4/2'deki, boşanmada çocuk anaya verilmiş olsa bile babasının seçtiği soyadını alacağına dair hüküm, Anayasa Mahkemesinin 8 Aralık 2011 tarihli kararıyla iptal edilmiştir. Buna rağmen ilk derece mahkemeleri uzun süre bu talepleri TMK m. 321'e dayanarak reddetmeye devam etti.

Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, Nurcan Yolcu başvurusunda (B. No: 2013/9880, 11 Kasım 2015) bu ret kararlarını Anayasa'nın 20. maddesiyle birlikte değerlendirilen 10. maddesindeki ayrımcılık yasağının ihlali olarak nitelendirmiştir. Mahkeme, eşlerin boşanmada aynı hukuki konumda olduğunu, erkeğe velayet kapsamında tanınan çocuğun soyadını belirleme imkânının kadına tanınmamasının cinsiyete dayalı farklı muamele oluşturduğunu ve haklı nedenlerin bulunduğu hâlde dahi anneye bu imkânı tanımayan uygulamanın ölçülü kabul edilemeyeceğini belirtmiştir. Aynı yönde verilen başka bireysel başvuru kararları bu çizgiyi pekiştirmiştir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin güncel kararları da aynı ölçütü uygular. Daire, çocuğun dedesi tarafından bakılıp gözetildiği bir dosyada, soyadının annenin bekârlık soyadı olarak değiştirilmesinin çocuğun üstün yararına olduğu gözetilmeden davanın reddedilmesini isabetsiz bularak bölge adliye mahkemesi kararını bozmuştur (E. 2025/3673, K. 2025/7056, 10 Eylül 2025). Benzer bir dosyada, toplanan deliller ve tanık beyanları ışığında değişikliğin çocuğun üstün yararına olduğunu belirterek ret kararını yine bozmuştur (E. 2026/3826, K. 2026/6588, 15 Haziran 2026).

Çocukluğunda annesinin soyadına geçen kişi, erginliğe ulaştıktan sonra kendi adına yeni bir talepte bulunabilir. Bu talep artık velayetin kullanımı değil, ergin kişinin kendi kişilik hakkına dayanan bir TMK m. 27 davasıdır. Ergin kişinin hangi soyadıyla tanındığı, aile bağlarının nasıl geliştiği ve yeni değişikliğin hangi gerçek ihtiyaca karşılık geldiği bu kez kendi anlatımıyla değerlendirilir.

Bu davalarda usul nasıl işler

Bu kararların incelendiği dosyalarda ilk derece mahkemesi aile mahkemesidir ya da aile mahkemesi sıfatıyla bakan asliye hukuk mahkemesidir. Talep velayetin kullanımına ve çocuğun üstün yararına dayandığı için genel ad değişikliği davasından ayrışır. Kararlardan birinde baba davalı sıfatıyla yer almış, çocuk için atanan kayyım da annenin yanında temyiz yoluna başvurmuştur. TMK m. 426/2, bir işte yasal temsilcinin menfaatinin küçüğün menfaatiyle çatıştığı hâllerde temsil kayyımı atanmasını öngörür; ana ile baba arasında çekişme bulunan bir soyadı davasında çocuğun sesini dosyaya taşıyan kişi kayyımdır.

Velayetin kendisi ve velayetin hangi hâllerde değiştirilebileceği ayrı bir değerlendirmenin konusudur ve velayet davası sayfasında ele alınmıştır. Soyadı davası açısından önemli olan, velayetin annede olmasının tek başına yeterli sayılmamasıdır. Mahkeme, soyadı farkının çocukta ne tür güçlükler yarattığını, babanın çocukla ilişkisini, çocuğun hangi aile ortamında büyüdüğünü ve değişikliğin çocuğun kimlik duygusuna etkisini birlikte tartar.

Çifte soyadı talebinde Yargıtay'ın ihtiyatı

Ana ve babanın birlikte açtığı, çocuğa babanın soyadının yanında annenin soyadının da verilmesini isteyen davalar farklı bir sonuçla karşılaşmıştır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, ilk derece mahkemesi ve bölge adliye mahkemesinin kabul ettiği böyle bir talebi bozmuştur (E. 2024/9344, K. 2025/4787, 8 Mayıs 2025). Daire, hiçbir gerekçe gösterilmeden sırf velayet hakkına dayanılarak bu talepte bulunulamayacağını, konuda yasal düzenleme olmadığını ve iki soyadının birlikte kullanılmasının nüfus kayıtlarında ve çocukların alt soyları bakımından karışıklık doğuracağını kabul etmiştir.

Bu karar, çocuğun soyadına ilişkin her talebin aynı kapıdan geçmediğini gösterir. Annenin soyadının tek soyadı olarak verilmesi istendiğinde Yargıtay somut olayda üstün yararı ararken, çifte soyadı talebinde kayıt istikrarına daha fazla ağırlık vermektedir. Her iki hâlde de dilekçenin, değişikliğin çocuğa ne kazandıracağını somut olgularla anlatması gerekir.

Karar kesinleşmeden nüfus kaydı değişmez; ilan rejimi 2027'de değişiyor

Davanın kabul edilmesi, yeni adın hemen kullanılabileceği anlamına gelmez. 5490 sayılı Kanun m. 35/1, kesinleşmiş mahkeme hükmü olmadıkça kayıtların düzeltilemeyeceğini söyler. Gerekçeli kararın taraflara tebliği ve kanun yolu sürelerinin geçmesi ya da kanun yolu incelemesinin tamamlanmasıyla karar kesinleşir; kesinleşen karar nüfus müdürlüğüne iletilir ve aile kütüğüne işlenir. Bu işlemden sonra kişi yeni adıyla kimlik kartı alabilir.

TMK m. 27/2 ilan konusunda son iki yılda iki kez değişti. Eski metin yalnız "kayıt ve ilân olunur" diyordu; Anayasa Mahkemesi 22 Şubat 2024 tarihli kararıyla bu "ilân" ibaresini, ilanda hangi kişisel verilerin nasıl yer alacağının kanunda belirlenmemiş olması gerekçesiyle iptal etti. Kanun koyucu 14 Kasım 2024 tarihli 7532 sayılı Kanunla fıkrayı yeniden yazdı: adın değiştirildiği nüfus siciline kaydedilir ve Basın İlan Kurumunun ilan portalında ilan olunur; ilanda hükmü veren mahkeme, karar tarihi, esas ve karar numarası, kişinin nüfusa kayıtlı olduğu yer, doğum tarihi, ana ve baba adı, önceki ve yeni ad ile soyadı yer alır.

Bu düzenleme de uzun ömürlü olmadı. Anayasa Mahkemesi, 25 Aralık 2025 tarihli kararıyla (E. 2025/120, K. 2025/270), ilanın üçüncü kişileri korumak gibi meşru bir amaca hizmet ettiğini kabul etmekle birlikte, ilanın portalda ne kadar süre kalacağının kanunda düzenlenmemesini ve bütün kararların ayrım yapılmadan ilan edilmesi nedeniyle hâkime takdir yetkisi tanınmamasını kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına orantısız bir sınırlama olarak gördü; fıkradaki "ve Basın İlan Kurumunun ilan portalında ilan" ibaresi ile ilanın içeriğini sayan ikinci cümleyi iptal etti. Karar 1 Nisan 2026 tarihli Resmî Gazete'de yayımlandı ve iptal hükmü dokuz ay sonra, 1 Ocak 2027'de yürürlüğe girecek. O tarihe kadar portal ilanı yürürlükteki kanun gereğidir; o tarihten sonra kanun koyucu yeni bir düzenleme yapmazsa fıkrada yalnız nüfus siciline kayıt kuralı kalacaktır.

İlan rejimindeki bu değişiklik, TMK m. 27/4'teki bir yıllık süreyi de etkiler. Süre, değişikliği öğrenmeden başlar; ilan, üçüncü kişilerin değişikliği öğrenmesini kolaylaştıran araçtır. Portal ilanı kalktığında, ad değişikliğinden zarar gördüğünü ileri süren kişinin öğrenme tarihi somut olaylarla tartışılacaktır.

Ad değişikliğinden zarar gören üçüncü kişinin başvuracağı yol

TMK m. 27/4, ad değişikliğinden zarar gören kimseye değiştirme kararının kaldırılmasını dava etme hakkı tanır. Bu dava, kararın verildiği davada taraf olmayan ve değişiklikten somut olarak etkilenen kişi içindir; örneğin kendi ailesine özgü, nadir ve tanınmış bir soyadının başkası tarafından edinildiğini ileri süren kişi bu yola başvurabilir. Süre, değişikliğin öğrenildiği günden başlayarak bir yıldır. Davacı, zararın ne olduğunu ve değişikliğin kendi kişilik hakkını nasıl etkilediğini somut olarak göstermelidir; yalnız aynı adı taşımak, tek başına zarar sayılmayabilir.

Yeni ad diplomaya, tapuya ve diğer kayıtlara kimlik numarası üzerinden taşınır

Ad değişikliği T.C. kimlik numarasını değiştirmez. Kamu kurumlarının önemli bir kısmı kişiye ilişkin kayıtlarını bu numara üzerinden merkezi nüfus sistemiyle ilişkilendirdiği için, nüfus kaydı güncellendiğinde pek çok kayıt yeni adı kendiliğinden gösterir. Yine de bazı belgeler kurumların kendi mevzuatına göre yeniden düzenlenir ve bunun için ilgili kuruma ayrıca başvurulması gerekir.

Kayıt ya da belgeYapılması gereken
Kimlik kartıNüfus müdürlüğünden yeni ad ve soyadıyla yenilenir
Pasaport ve sürücü belgesiYeni kimlik kartıyla yenilenmesi istenir; eski belgeyle seyahat ve işlemlerde ad uyumsuzluğu sorun çıkarabilir
Diploma ve öğrenim belgeleriMezun olunan okul ya da üniversiteye kesinleşmiş kararla başvurulur; belgenin yeniden düzenlenmesi ya da şerh verilmesi kurumun yönetmeliğine bağlıdır
Tapu kayıtlarıMalik kimlik bilgilerinin güncel nüfus kaydıyla eşleştirilmesi için tapu müdürlüğüne başvurulabilir
Banka, sigorta, SGK ve vergi kayıtlarıKimlik numarası üzerinden güncellenir; uyumsuzluk görülürse ilgili kuruma yeni kimlikle başvurulur
Vekâletnameler, şirket ve meslek odası kayıtlarıEski adla düzenlenmiş belgeler geçerliliğini korur; yeni işlemler için güncel kimlik kullanılır

Yurt dışındaki kayıtlar ayrı bir dikkat gerektirir. Başka bir ülkede oturma izni, diploma denkliği ya da mülkiyet kaydı bulunan kişinin, kesinleşmiş kararın onaylı örneğini ve gerekiyorsa apostilli çevirisini hazır tutması, o ülkedeki kayıtların güncellenmesini kolaylaştırır. Uygulamada sık karşılaştığımız güçlük, yeni kimlik alındıktan yıllar sonra eski adla düzenlenmiş bir belgenin bir işlemde karşıya çıkmasıdır; kesinleşmiş kararın bir örneğinin saklanması bu tür durumları büyük ölçüde çözer.

Ad değişikliği dilekçesinden önce netleştirilmesi gereken beş soru

İlk soru, talebin gerçekten bir değişiklik mi yoksa bir maddi hatanın düzeltilmesi mi olduğudur. Kayıttaki yanlışlık dayanak belgesindeki doğru bilgiden kaynaklanıyorsa nüfus müdürlüğüne başvuru yeterlidir; dava açmak gereksiz zaman ve gider demektir. İkinci soru, soyadındaki değişikliğin kanunun başka bir hükmüyle kendiliğinden gerçekleşip gerçekleşmediğidir: boşanma, tanıma, babalık hükmü ve soybağının reddi bu türdendir.

Üçüncü soru, haklı sebebin hangi delillerle gösterileceğidir. Tanıkların kim olduğu, hangi olguyu bildikleri ve hangi belgelerin bu anlatımı destekleyeceği dava açılmadan önce belirlenmelidir. Dördüncü soru, değişikliğin aile üyelerine etkisidir; soyadı değişikliği eşe ve ergin olmayan çocuklara yansır ve bu sonuç ailenin her üyesi için istenen bir sonuç olmayabilir.

Beşinci soru, çocuk söz konusu olduğunda üstün yararın nasıl anlatılacağıdır. Velayetin kimde olduğu tek başına bir gerekçe değildir; çocuğun gündelik hayatında soyadı farkının ne tür somut güçlükler yarattığı, okul, sağlık ve resmî işlemlerden örneklerle ortaya konmalıdır. Yargıtay'ın yukarıda anılan bozma kararlarında da tanık beyanları ve çocuğun fiilen kimin gözetiminde büyüdüğü belirleyici olmuştur.

Sık Sorulan Sorular

Ad değiştirme davası ne kadar sürer?

İlk derece yargılaması, tanık dinlenmesi ve nüfus müdürlüğünün görüşüyle birkaç ay içinde sonuçlanabilir. Nüfus müdürlüğü kanun yoluna başvurursa istinaf ve temyiz incelemesi süreyi uzatır. Kayıt, ancak karar kesinleştikten sonra değişir.

Ergin olmayan çocuğun adı tek ebeveynin talebiyle değiştirilebilir mi?

Velayeti birlikte kullanan evli ebeveynlerde çocuğu temsil yetkisi ikisine aittir ve talebin ortak olması beklenir. Velayet tek ebeveyne bırakılmışsa dava o ebeveyn tarafından açılabilir; diğer ebeveynin itirazı varsa mahkeme çocuğun üstün yararını esas alır ve gerektiğinde çocuk için kayyım atanır.

Soyadını değiştiren ebeveynin çocuklarının soyadı da değişir mi?

5490 sayılı Kanun m. 36/1-b, soyadı değişikliğinde eşin ve ergin olmayan çocukların soyadının da nüfus müdürlüğünce düzeltileceğini öngörür. Ergin çocuklar bu değişiklikten etkilenmez; onların soyadı ancak kendi talepleriyle değişir. Ad değişikliğinde ise çocukların kaydındaki ana veya baba adı güncellenir.

Mahkemenin verdiği yeni ad sonradan yeniden değiştirilebilir mi?

Kanun, haklı sebeplerin bulunması hâlinde aynı konuya ilişkin yeniden düzeltme istenebileceğini kabul eder. Ancak kısa aralıklarla tekrarlanan talepler, kayıtların güvenilirliği bakımından mahkemelerce daha sıkı incelenir. İkinci talepte, ilk değişiklikten sonra ortaya çıkan yeni olguların anlatılması beklenir.

Ad değişikliği borçlardan ya da ceza kayıtlarından kurtulmayı sağlar mı?

TMK m. 27/3 uyarınca ad değişmekle kişisel durum değişmez. Kişinin borçları, icra takipleri, adli sicil kayıtları ve diğer hukuki ilişkileri kimlik numarası üzerinden aynen sürer. Mahkemeler, değişikliğin bu tür bir amaçla istendiği izlenimini veren talepleri haklı sebep yönünden yeterli bulmamaktadır.

Boşanan anne çocuğuna kendi soyadını vermek için hangi mahkemeye başvurur?

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin incelediği güncel dosyalarda bu davalar aile mahkemesinde ya da aile mahkemesi sıfatıyla bakan asliye hukuk mahkemesinde görülmüştür. Talep, velayetin kullanımı ve çocuğun üstün yararı ekseninde değerlendirilir. Genel ad değişikliği davaları ise 5490 sayılı Kanun m. 36/1-a uyarınca asliye hukuk mahkemesinde açılır.

Yalnız adın yazımındaki bir harf hatası için de dava açmak gerekir mi?

Hatanın kaynağına bakılır. Doğum bildirimi gibi dayanak belgede ad doğru yazıldığı hâlde kütüğe hatalı geçirilmişse bu bir maddi hatadır ve 5490 sayılı Kanun m. 35/1 ile m. 38 uyarınca nüfus müdürlüğünce düzeltilir. Dayanak belgede de aynı yazım varsa değişiklik ancak mahkeme kararıyla yapılabilir.

Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır; her dosya kendi olgularıyla değerlendirilir.

Bu konuyla ilgili yazılar

Tüm yazılar