Bir kira alacağı davasında davacı, duruşma sabahı hastaneye kaldırılır; bir iş davasında davalı şirketin avukatı aynı saatte başka bir ilde keşiftedir; bir tapu iptali davasında ise taraf, tebligatı geç açtığı için duruşma gününü ertesi gün öğrenir. Üçünün büroya sorusu aynıdır: "Gitmezsem ne olur?" Sorunun kısa cevabı tek bir maddede, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.150'de yazılıdır; uzun cevabı ise o maddenin fıkralarının salonda nasıl işlediğine, kimin geldiğine, kimin gelmediğine ve gelmeyenin arkasında bir mazeret dilekçesi bırakıp bırakmadığına göre değişir.
Duruşmaya katılmamanın hukuk davasındaki sonucu doğrudan davanın kaybedilmesi değildir. Kanun, gelmeyen tarafa önce bir askı süresi tanır; dosya işlemden kaldırılır ve üç ay içinde yenilenebilir. Asıl risk bu askının yanlış okunmasında saklıdır: yenileme süresinin kaçırılması ya da yenilemeden sonra izin verilen sayıyı aşan takipsizlik davayı hiç açılmamış hâle getirir ve açılmamış sayılan dava, zamanaşımını kesmemiş sayılır. Dosyalarda en sık karşılaşılan bu soru, kanun lafzı ve Yargıtay uygulamasıyla birlikte okunduğunda üç ayrı takvimi ve iki ayrı rejimi içinde taşır.
Gelmeyen tarafı bekleyen ilk sonuç dosyanın işlemden kaldırılmasıdır
Kanunun 150. maddesinin birinci fıkrası, usulüne uygun şekilde davet edilmiş olan tarafların duruşmaya gelmemeleri ya da gelip de davayı takip etmeyeceklerini bildirmeleri hâlinde dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verileceğini söyler. Hükmün iki unsuru vardır. Birincisi davetin usulüne uygun olmasıdır: duruşma günü taraflara tebliğ edilmemiş ya da tebligat usulsüz yapılmışsa, gelmeyen tarafın yokluğu bu maddenin sonuçlarını doğurmaz. Tebligatın usulsüzlüğünün nasıl tespit edileceği ve hangi yolla ileri sürüleceği usulsüz tebligat ve itiraz yazısında ayrıca ele alınmıştır. İkinci unsur, iki tarafın da gelmemesi ya da gelen tarafın davayı takip etmediğini bildirmesidir; yalnız bir tarafın gelmemesi farklı bir fıkraya tabidir.
İşlemden kaldırma bir ret kararı değildir. Dosya kapanmaz, esas kaydı silinmez; mahkeme yalnızca yargılamayı askıya alır ve takvimden çıkarır. Bu askı hâlinde deliller toplanmaz, tanık dinlenmez, bilirkişi raporu beklenmez. Taraflardan birinin süresinde yenileme dilekçesi vermesiyle dosya kaldığı yerden devam eder; üç aylık yenileme süresi işlemden kaldırma kararının verildiği günden itibaren işler.
İki kararın kanun yolu bakımından niteliği de farklıdır. İşlemden kaldırma kararı yargılamayı sona erdirmeyen bir ara karardır; tek başına istinaf edilemez, ancak dosya yenilendikten sonra verilecek nihai kararla birlikte denetlenebilir. Davanın açılmamış sayılması kararı ise yargılamayı bitiren nihai bir karardır ve HMK m.341/1 uyarınca istinaf yoluna tabidir. İşlemden kaldırma kararının usulsüz tebligata ya da geçerli bir mazeretin gözetilmemesine dayandığını düşünen taraf, üç aylık süre içinde dosyayı yenileyerek itirazını yenileme dilekçesinde ileri sürebilir; açılmamış sayılma kararına karşı ise iki haftalık istinaf süresi içinde başvurmak gerekir.
Duruşma gününün belirlenmesi için tarafların başvurması gereken hâllerde de aynı sonuç doğar. Aynı maddenin üçüncü fıkrası uyarınca gün tespit ettirilmemişse, son işlem tarihinden başlayarak bir ay geçmekle dosya işlemden kaldırılır. Kanunun duruşma gününün belirlenmesini tarafların başvurusuna bağladığı bu sınırlı hâllerde takvimi mahkeme değil taraf takip eder; bir aylık hareketsizlik, duruşmaya gelmemekle aynı sonucu doğurur.
Yalnız karşı taraf gelmişse salonda iki yol vardır
Maddenin ikinci fıkrası, taraflardan birinin gelip diğerinin gelmediği hâli düzenler. Gelen tarafın talebi üzerine mahkeme ya yargılamaya gelmeyen tarafın yokluğunda devam eder ya da dosyayı işlemden kaldırır. Seçim gelen tarafındır: davasını ilerletmek isteyen davacı yokluğunda devam talep eder; davanın düşmesini bekleyen davalı ise takip etmeyeceğini bildirerek dosyanın işlemden kaldırılmasını sağlayabilir. Bu ikinci yol davalılar tarafından bilinçli olarak da kullanılır; davacı gelmediğinde davalının "davayı takip etmiyoruz" beyanı dosyayı askıya alır ve üç aylık süre davacı aleyhine işlemeye başlar.
Yokluğunda yargılamaya devam edilen tarafın kaybı, geçerli bir özrü yoksa, yokluğunda yapılan işlemlere itiraz edememesidir. Tahkikat duruşmasına davette bu sonuç zaten ihtar edilir; HMK m.147/2, davetiyede belirlenen gün ve saatte geçerli bir özrü olmadan hazır bulunmayan tarafa duruşmaya yokluğunda devam edileceğinin, yapılan işlemlere itiraz edemeyeceğinin ve m.150 saklı kalmak kaydıyla yokluğunda hüküm verileceğinin bildirileceğini öngörür. Aynı ihtar ön inceleme davetiyesinde de yer alır; m.139/1-c, duruşmaya sadece taraflardan birinin gelmesi ve yargılamaya devam etmek istemesi durumunda gelmeyen tarafın yokluğunda yapılan işlemlere itiraz edemeyeceğini yazar.
Eski bir kuralın hâlâ dolaşımda olduğu da görülür. 2020 öncesinde HMK m.141, ön inceleme duruşmasına gelmeyen tarafın yokluğunda gelen tarafın iddia ve savunmasını serbestçe genişletebileceğini düzenliyordu. 7251 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten sonra madde, iddia ve savunmanın yalnız cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleriyle genişletilebileceğini, dilekçeler aşamasından sonra genişletme ve değiştirmenin ıslah ve karşı tarafın açık muvafakati dışında mümkün olmadığını söyler. Ön inceleme duruşmasına gelmemenin bedeli artık "karşı tarafın davayı büyütmesi" değildir; bedel, yokluğunda yapılan işlemlere itiraz edememek ve gelen tarafın takip etmeme beyanıyla dosyanın askıya düşme ihtimalidir.
7589 sayılı Kanun'la 31 Temmuz 2026'da HMK m.147'ye eklenen üçüncü fıkra da duruşma takvimini doğrudan etkiler: duruşmalar arasındaki süre üç aydan uzun olamaz; bilirkişi incelemesinin uzaması ya da istinabe (bir işlemin başka yer mahkemesi aracılığıyla yaptırılması) gibi zorunlu hâllerde hâkim gerekçesini belirterek daha uzun süre belirleyebilir. Duruşmaların sıklaşması, mazeret ve yenileme takviminin daha dikkatli tutulmasını gerektirir.
Mazeret dilekçesi hangi koşullarda dosyayı korur
Kanunda "mazeret dilekçesi" adıyla ayrı bir hüküm yoktur; kurum, m.147/2 ve m.150/2'deki "geçerli bir özür" ifadesinden türer. Geçerli özrü olan tarafın yokluğunda yapılan işlemlere itiraz hakkı saklıdır ve mahkeme, özrü kabul ederse duruşmayı erteler. Özrün geçerliliği ve kabulü mahkemenin takdirindedir; hastalık, aynı saatte başka bir mahkemede duruşma ya da keşif, yol kapanması gibi olgular kabul edilebilir özürlerin başında gelir, ancak hiçbiri mahkemeyi bağlamaz. Dilekçenin duruşma saatinden önce dosyaya ulaşması, özrün belgeyle desteklenmesi ve talebin açık olması (duruşmanın ertelenmesi mi, yoksa yokluğunda devam edilmesine muvafakat mı) kabul ihtimalini belirleyen üç unsurdur.
Mahkemenin bu takdiri temyiz denetiminde de korunmaktadır. Yargıtay 1. Hukuk Dairesi (E. 2025/3510, K. 2025/4317, 8 Ekim 2025), tereke temsilcisinin art arda sunduğu mazeret dilekçelerinin bir noktadan sonra kabul edilmediği, dosyanın iki kez işlemden kaldırıldığı ve üçüncü takipsizlikte davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği bir dosyada bölge adliye mahkemesinin esastan ret kararını onamıştır. Karar metnine yansıdığı kadarıyla temsilcinin özrü, avukat olarak başka bir ildeki davalarını takip etmesiydi; temyiz dilekçelerinde, mazeretin daha önceki bir celsede "son kez" kabul edildiğinin ihtar edildiği de belirtilmişti. Bu karar, art arda gelen mazeretlerin bir noktadan sonra yargılamayı sürüncemede bırakma olarak okunduğunu ve mahkemenin takdirinin temyiz denetiminde korunduğunu gösterir.
Uygulamada en sık karşılaştığımız hata, mazeret dilekçesinin Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi'ne (UYAP) celse açılmadan dosyaya düşmeyecek kadar geç ya da duruşmadan sonra yüklenmesidir; hâkim celseyi açtığında dilekçe dosyada görünmüyorsa, gelmeyen taraf özürsüz sayılır. İkinci hata, dilekçede yalnız "mazeretliyim" yazılıp belgenin eklenmemesidir; rapor, diğer mahkemenin duruşma zaptı ya da görevlendirme yazısı olmadan özrün geçerliliği denetlenemez. Üçüncü hata ise vekille takip edilen dosyada asilin kendi başına gelmesinin yeterli sanılmasıdır; vekil mazeret bildirmemişse ve asil duruşmada beyanda bulunmuyorsa mahkeme, dosyanın takip edilmediği sonucuna varabilir.
Mazeret dilekçesinin içeriği de sonucu etkiler. Dilekçede yalnız duruşmaya gelinemeyeceğinin bildirilmesi, mahkemeye iki seçenekten hangisinin istendiğini söylemez. Duruşmanın ertelenmesi talep ediliyorsa özrün niteliği ve süresi yazılır; tanık dinlenecek ya da bilirkişi raporu tartışılacak bir celse için erteleme talebi, delil ikamesinin taraf yokluğunda yapılmasını önlemek amacı taşır.
Buna karşılık yalnız ara karar gereğinin yerine getirileceği ya da rapor bekleneceği bir celsede, yokluğunda devam edilmesine muvafakat edildiğinin bildirilmesi hem mahkemenin takvimini korur hem de yokluğunda yapılan işlemlere itiraz hakkını saklı tutar. Her iki hâlde de dilekçenin mahkemeye hitaben yazılması ve dosya esas numarasıyla duruşma tarihinin açıkça belirtilmesi gerekir.
Mazeretin kabulü hâlinde mahkeme yeni bir duruşma günü belirler ve bu günün taraflara tebliği gerekir; duruşmada hazır bulunan tarafa gün tefhimle (yüze karşı sözlü bildirimle) bildirilir. Mazereti reddedilen tarafın yokluğunda karşı taraf yargılamaya devam talep etmişse mahkeme tahkikata devam eder, hatta tahkikat tamamlanmışsa hükmü verebilir. Karşı taraf da davayı takip etmeyeceğini bildirmişse dosya işlemden kaldırılır ve mazeret dilekçesi vermiş olmak bu sonucu değiştirmez.
İşlemden kaldırılan dosya üç ay içinde ve gerekirse harçla yenilenir
Yenileme kuralı m.150/4'tedir: dosyası işlemden kaldırılmış olan dava, işlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak üç ay içinde taraflardan birinin dilekçeyle başvurusu üzerine yenilenebilir. Bu yetki yalnız davacıya ait değildir; davanın sonuçlanmasında yararı bulunan davalı da yenileme dilekçesi verebilir. Dilekçe, duruşma gün, saat ve yeriyle birlikte taraflara tebliğ edilir; yeni duruşma gününün öğrenilmesi bu tebligata bağlıdır.
Harç, yenilemenin zamanına göre değişir. İşlemden kaldırma tarihinden başlayarak bir ay içinde verilen yenileme dilekçesi için yeniden harç alınmaz. Bir ay geçtikten sonra yenileme talebinde bulunulursa yeniden harç alınır; bu harcı yenileyen taraf öder ve karşı tarafa yükletilemez. 492 sayılı Harçlar Kanunu m.7, işlemden kaldırılan dosyanın usul kanununda belirtilen süre içinde yenilenmemesi hâlinde davanın görülebilmesini yeniden harç verilmesine bağlar; harçsız yenileme süresini bir ay olarak belirleyen hüküm HMK m.150/4'tür ve iki madde birlikte okunur. Harç ödenerek yenilenen dava eski davanın devamı sayılır; dava tarihi, zamanaşımının kesilme anı ve o ana kadar toplanan deliller korunur.
| Yenileme zamanı | Harç | Davanın akıbeti |
|---|---|---|
| İşlemden kaldırmadan itibaren ilk bir ay | Yeniden harç alınmaz | Eski davanın devamı |
| Bir ay dolduktan sonra, üç ay içinde | Yeniden harç alınır; yenileyen öder, karşı tarafa yükletilmez | Eski davanın devamı |
| Üç ay dolduktan sonra | Yenileme mümkün değildir | Sürenin dolduğu gün itibarıyla dava açılmamış sayılır; mahkeme kendiliğinden karar verir |
Üç aylık süre hak düşürücü niteliktedir. Beşinci fıkraya göre bu süre içinde yenilenmeyen davalar, sürenin dolduğu gün itibarıyla açılmamış sayılır ve mahkeme kendiliğinden karar vererek kaydı kapatır. Sürenin başlangıcı yenileme dilekçesinin tebliği değil, işlemden kaldırma kararının verildiği celse günüdür; taraf o celsede bulunmamış olsa da süre o günden işler. Adli tatil bu süreyi durdurmaz; HMK m.104, adli tatile tabi dava ve işlerde kanuni sürenin sonu tatile rastlarsa süreyi tatilin bittiği günden itibaren bir hafta uzatılmış sayar; adli tatilde de görülen dava ve işlerde (HMK m.103) bu uzama yoktur. Dosyanın hangi gruba girdiği tereddütlüyse yenileme dilekçesinin tatilden önce verilmesi gerekir.
Yenilemeden sonra izin verilen takipsizlik sayısı usule göre değişir
Yenileme bir kez yapılabilecek bir işlem değildir, ancak izin verilen takipsizlik sayısı sınırlıdır. Kanunun m.150/6 hükmü uyarınca işlemden kaldırılmasına karar verilmiş ve sonradan yenilenmiş olan dava, ilk yenilenmeden sonra bir defadan fazla takipsiz bırakılamaz; aksi hâlde dava açılmamış sayılır. Yazılı yargılama usulüne tabi bir asliye hukuk davasında hesap şudur: birinci takipsizlik askı, yenileme, ikinci takipsizlik askı, yenileme, üçüncü takipsizlik açılmamış sayılma. 1. Hukuk Dairesi'nin anılan kararındaki dosya tam bu çizgide ilerlemiş; iki işlemden kaldırmanın ardından üçüncü takipsizlikte davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Basit yargılama usulünde sayaç daha kısadır; HMK m.320/4, basit yargılama usulüne tabi davalarda işlemden kaldırılmasına karar verilmiş olan dosyanın yenilenmesinden sonra takipsiz bırakılması hâlinde davanın açılmamış sayılacağını söyler; yani ikinci takipsizlik yeterlidir. Bu fark sık gözden kaçar, çünkü basit yargılama usulünün kapsamı geniştir: iş mahkemelerindeki davalar (7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m.7), sulh hukuk mahkemesinin görevine giren kira ve tahliye davaları ile HMK m.316'da sayılan diğer işler bu usule tabidir. Bir işçilik alacağı ya da kira tespiti dosyasında ikinci mazeretsiz yokluk, asliye hukuktaki üçüncü yokluğun sonucunu doğurur.
Kanun, açılmamış sayılmanın kapsamını da açıkça belirler. Yedinci fıkraya göre hangi sebeple olursa olsun açılmamış sayılan davadaki talep dahi vaki olmamış sayılır. Dava dilekçesiyle yapılan temerrüt ihtarı, faiz talebi, ıslahla artırılan miktar ve kısmi davada HMK m.109/4 uyarınca tahkikat sonuna kadar bir kez kullanılabilen talep artırımı da bu kapsamda geçersiz kalır. Kısmi dava yolunu seçen davacı için bu sonuç ağırdır; artırılan kısım bakımından dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılan zamanaşımı, davanın açılmamış sayılmasıyla birlikte hiç kesilmemiş hâle gelir.
Açılmamış sayılan dava zamanaşımını kesmemiş sayılır
Duruşmaya gitmemenin gerçek bedeli burada ortaya çıkar. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.154/2, alacaklının dava yoluyla mahkemeye başvurmasını zamanaşımını kesen sebepler arasında sayar; kesilme dava tarihinde gerçekleşir. Dava açılmamış sayıldığında ise m.150/7 gereği talep hiç yapılmamış sayılır ve kesilme etkisi geriye dönük olarak ortadan kalkar. Alacak, dava tarihinde değil, en son kesilme anında ya da alacağın doğduğu tarihte işlemeye başlamış zamanaşımına tabi kalır.
Yargıtay uygulaması da bu yöndedir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi (E. 2023/5172, K. 2024/3946, 28 Kasım 2024), sebepsiz zenginleşmeye dayalı bir itirazın iptali davasında, davacının aynı alacak için daha önce açıp takipsiz bıraktığı ve açılmamış sayılmasına karar verilen davanın zamanaşımını kesmeyeceği gerekçesiyle verilen zamanaşımından ret kararını onamıştır. Bölge adliye mahkemesi gerekçesinde açılmamış sayılan davanın zamanaşımını kesmesinin söz konusu olmayacağı yazılmış, Daire de ilk dava ile ikinci dava arasında zamanaşımı süresinin dolduğunu tespit ederek kararı hukuka uygun bulmuştur.
TBK m.158'deki altmış günlük ek süre bu hâli kapsamaz. Madde, dava ya da def'in mahkemenin yetkili ya da görevli olmaması, düzeltilebilecek bir yanlışlık yapılması yahut vaktinden önce açılmış olması nedeniyle reddedilmiş olması hâllerini sayar; takipsizlik nedeniyle açılmamış sayılma bu sayımda yer almaz. Takipsiz bırakılan alacak davasında zamanaşımı dolmuşsa, yeni davada zamanaşımı def'iyle karşılaşmak beklenir. Hak düşürücü süreye tabi taleplerde (tenkis, iptal, bazı iş hukuku başvuruları gibi) durum daha da ağırdır; hak düşürücü süre kesilmez ve durmaz, dolduğunda hak sona erer.
Açılmamış sayılmanın diğer sonuçları da dosyaya yansır. Aynı talep için açılacak yeni dava, yeni bir dava olarak harca tabidir ve dava tarihi yeni tarihtir. Davayla birlikte alınan ihtiyati tedbir ya da ihtiyati haciz gibi geçici hukuki korumaların akıbeti ayrıca değerlendirilmelidir, çünkü bu korumalar bir esas davasına bağlıdır. Karşı taraf lehine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmesi de mümkündür; açılmamış sayılma kararı, bu kalemler bakımından davacı aleyhine bir nihai karardır.
Yokluğunda verilen hükümde istinaf süresi tebliğle başlar, istinaf duruşmasında yenileme yoktur
Gelen tarafın talebiyle yargılamaya gelmeyen tarafın yokluğunda devam edilmiş ve tahkikat tamamlanmışsa mahkeme hükmünü de yokluğunda verir; HMK m.147/2'deki davetiye ihtarı tam olarak bu sonucu bildirir. Yokluğunda hüküm verilen taraf, kararı öğrenmek için duruşma tutanağını değil gerekçeli kararın tebliğini bekler. İstinaf yoluna başvuru süresi HMK m.345/1 uyarınca iki haftadır ve bu süre ilamın usulen taraflardan her birine tebliğiyle işlemeye başlar; iş mahkemesi kararlarında da 7036 sayılı Kanun m.7/4 aynı kuralı tekrarlar. Duruşmada bulunmamış taraf hükmün verildiğini o gün öğrenmediğinden, gerekçeli kararın tebliğ tarihi dosyada ayrıca izlenmelidir.
Bölge adliye mahkemesi aşamasında duruşmaya gelmemenin sonucu ilk derecedekinden farklıdır ve HMK m.358'de ayrıca düzenlenmiştir. Duruşmalı incelenen işlerde davetiyede, taraflar hazır bulunmadıkları takdirde tahkikatın yokluklarında yapılarak karar verileceği yazılır; başvuran tarafa çıkarılan davetiyede ayrıca tahkikat giderinin iki haftadan az olmamak üzere verilen kesin süre içinde avans olarak yatırılması gerektiği bildirilir. Başvuran, kabul edilebilir bir mazerete dayanarak duruşmaya gelemediğini bildirirse yeni bir duruşma günü belirlenir.
Mazeretsiz katılmama hâlinde, gider süresinde yatırılmış olmak kaydıyla, tahkikat yoklukta yapılarak karar verilir; gider yatırılmamışsa dosyanın mevcut durumuna göre karar verilir ve öngörülen tahkikat yapılmadan karar verilmesine olanak bulunmayan hâllerde başvuru reddedilir. İstinaf aşamasında dosyanın işlemden kaldırılması ve yenileme mekanizması yoktur; gelmeyen tarafın karşılaştığı sonuç, ya yokluğunda karar ya da başvurunun reddidir.
Takipsizlik, davadan feragat ve davanın geri alınması aynı sonucu doğurmaz
Duruşmaya gelmeyen tarafın davasının "düştüğü" söylenir, ancak takipsizliğin sonucu feragatten ve geri almadan farklıdır. Feragat, HMK m.307 uyarınca davacının talep sonucundan kısmen ya da tamamen vazgeçmesidir ve HMK m.311 gereği kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur; feragat eden davacı aynı talebi bir daha dava edemez. Davacı, HMK m.123'e göre hüküm kesinleşinceye kadar ancak davalının açık rızasıyla davasını geri alabilir ve bu takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verilir. Takipsizlik ise tarafların iradesine değil hareketsizliğine bağlıdır: kimse vazgeçmemiş, kimse rıza göstermemiştir; buna rağmen sonuç, geri almadaki gibi açılmamış sayılmadır.
Bu ayrımın pratik karşılığı şudur. Davayı sürdürmek istemeyen davacı için takipsizlik, feragate göre daha az bağlayıcı görünür; açılmamış sayılan dava yeniden açılabilir, feragat edilen dava açılamaz. Takipsizlik ise yeniden dava açma imkânını bırakmakla birlikte zamanaşımı ve harç yükünü davacıya bırakır ve karşı taraf lehine yargılama giderine hükmedilmesini önlemez. Davalı için ise davacının takipsizliği, davanın kesin hükümle sonuçlanmasından farklı olarak, aynı talebin ileride yeniden gündeme gelebileceği anlamına gelir; davalının yenileme yetkisini kullanarak davanın esastan sonuçlanmasını sağlaması bu nedenle bazı dosyalarda daha elverişli olur.
Ceza davasında sanığın gelmemesi ayrı bir rejime tabidir
"Duruşmaya gitmezsem" sorusunu soran kişi ceza davasının sanığıysa, HMK m.150 hiç uygulanmaz. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.193/1, kanunun ayrık tuttuğu hâller dışında hazır bulunmayan sanık hakkında duruşma yapılmayacağını ve gelmemesinin geçerli nedeni olmayan sanığın zorla getirilmesine karar verileceğini söyler. Gelmeyen tarafın dosyası hukuk davasında askıya alınırken, ceza davasında gelmeyen sanık kolluk marifetiyle salona getirilir; CMK m.199, mahkemenin sanığın zorla getirme kararı ya da yakalama emriyle getirilmesine yargılamanın her aşamasında karar verebileceğini ekler.
Kanun yokluğunda yargılamaya izin veren hâlleri de sınırlı biçimde sayar. CMK m.193/2 uyarınca toplanan delillere göre mahkûmiyet dışında bir karar verilmesi gerektiği kanısına varılırsa sorgusu yapılmamış sanığın yokluğunda dava bitirilebilir; m.194/2'ye göre sorgusu yapılmış ve hazır bulunmasına gerek görülmeyen sanık ara vermeyi izleyen oturuma gelmezse dava yokluğunda bitirilebilir; m.195 ise yalnız adli para cezası ya da müsadere (eşyanın mülkiyetinin devlete geçirilmesi) gerektiren suçlarda sanık gelmese de duruşma yapılabileceğini düzenler. Sorgusu yapılmış sanık, m.196 çerçevesinde duruşmadan bağışık tutulmasını isteyebilir. Yokluğunda karar verilen sanık için m.198, karar ve işlemlerin tebliğinden itibaren bir hafta içinde eski hâle getirme talebi imkânı tanır.
İki rejimin karıştırılması, dosyalarda iki yönlü hataya yol açar. Ceza davasındaki sanık, hukuk davası mantığıyla "gelmesem dosya düşer" diye düşünürse zorla getirme kararıyla karşılaşır; hukuk davasındaki taraf ise ceza mantığıyla "ben gelmeden karar veremezler" diye düşünürse dosyanın işlemden kaldırıldığını ya da yokluğunda hüküm kurulduğunu öğrenir. Mağdur ve katılanın ceza duruşmasına gelmemesi ise ayrı kurallara bağlıdır; katılma talebinin sonuçları ve duruşmaya davet sanığınkinden farklı işler.
Duruşmaya gidilemeyecekse dosyada yapılması gerekenler
Duruşmaya katılamayacağı önceden belli olan tarafın ilk işi, duruşma gününden önce dosyaya ulaşacak bir mazeret dilekçesi ile özrü belgeleyen evrakı hazırlamaktır. Dilekçede talebin açıkça yazılması gerekir: duruşmanın ertelenmesi isteniyorsa bu, yokluğunda devam edilmesine muvafakat ediliyorsa o yazılmalıdır. Vekille takip edilen dosyada mazereti vekil bildirir; vekil de gelemiyorsa yetki belgesiyle başka bir avukatın duruşmaya girmesi, mazeret dilekçesinden daha güvenli bir yoldur, çünkü mazeretin kabulü takdire bağlıyken duruşmaya giren vekilin varlığı takdire bağlı değildir.
Duruşma kaçırılmış ve dosya işlemden kaldırılmışsa, takvim işlemden kaldırma kararının verildiği günden başlar. İlk bir ay içinde verilen yenileme dilekçesi harçsızdır; üç aylık sürenin son günleri beklenmemelidir, çünkü sürenin dolduğu gün mahkeme kendiliğinden açılmamış sayılma kararı verir. Yenilemeden sonra dosyanın bir kez daha takipsiz bırakılmaması gerekir; basit yargılamaya tabi iş ve kira dosyalarında bu ikinci yokluk davayı doğrudan açılmamış saydırır. Dosyanın hangi usule tabi olduğu, kaçıncı takipsizlikte bulunulduğu ve zamanaşımının hangi tarihte dolacağı, yenileme kararından önce birlikte değerlendirilmelidir; bu değerlendirme, yüz yüze görüşmenin güç olduğu hâllerde çevrim içi avukat görüşmesi ile de yürütülebilir.
Karşı tarafın duruşmaya gelmediği hâlde ise seçim gelen tarafındır. Davacı, davasını ilerletmek istiyorsa yokluğunda devam talep etmeli ve bu talebin tutanağa geçmesini sağlamalıdır; talep yoksa mahkeme dosyayı işlemden kaldırabilir. Davalı, davacının gelmediği celsede davayı takip etmeyeceğini bildirerek dosyayı askıya aldırabilir; ancak bu seçim, davacının üç ay içinde yenilemesiyle sonuçsuz kalabilir ve bazen tahkikatın davacının yokluğunda tamamlanmasından daha az elverişlidir. Hangi yolun dosyaya uygun olduğu, delil durumuna ve zamanaşımı takvimine göre değişir.
Sık Sorulan Sorular
Duruşmaya gitmeyen taraf davayı doğrudan kaybeder mi?
Duruşmaya gitmemek hukuk davasında tek başına davanın reddi sonucunu doğurmaz. İki taraf da gelmemişse ya da gelen taraf davayı takip etmemişse dosya işlemden kaldırılır ve üç ay içinde yenilenebilir. Yalnız karşı taraf gelmişse ve yokluğunda devam talep etmişse yargılama sürer; gelmeyen taraf yokluğunda yapılan işlemlere itiraz edemez ve tahkikat tamamlanmışsa yokluğunda hüküm verilebilir.
Mazeret dilekçesi verilmişse dosya işlemden kaldırılabilir mi?
Mazeret dilekçesi vermiş olmak dosyanın işlemden kaldırılmasını kendiliğinden önlemez. Mazeretin kabulü mahkemenin takdirindedir; kabul edilirse yeni gün verilir, kabul edilmezse gelen tarafın talebine göre ya yokluğunda devam edilir ya da dosya işlemden kaldırılır. Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 8 Ekim 2025 tarihli kararında, art arda sunulan mazeretlerin kabul edilmemesi ve sonunda davanın açılmamış sayılması hukuka uygun bulunmuştur.
Yenileme için üç aylık süre hangi günden başlar?
Süre, dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilen celse gününden başlar; kararın taraflara ayrıca tebliği beklenmez. İlk bir ay içinde verilen yenileme dilekçesi için yeniden harç alınmaz, bir ay geçtikten sonra yeniden harç ödenir ve bu harç karşı tarafa yükletilemez. Üç ay dolduğunda mahkeme kendiliğinden davanın açılmamış sayılmasına karar verir.
Yenilenen dava kaç kez daha takipsiz bırakılabilir?
Yazılı yargılama usulünde yenilenen dava bir kez daha takipsiz bırakılabilir ve yeniden yenilenebilir; ikinci yenilemeden sonraki takipsizlik davayı açılmamış saydırır. Basit yargılama usulüne tabi iş, kira ve tahliye davalarında ise HMK m.320/4 gereği yenilemeden sonraki ilk takipsizlik yeterlidir. Dosyanın hangi usule tabi olduğu bu hesabı doğrudan değiştirir.
Açılmamış sayılan dava yeniden açılabilir mi?
Açılmamış sayılma kararı kesin hüküm oluşturmaz; aynı talep için yeni bir dava açılabilir. Yeni dava yeni harca tabidir ve zamanaşımı bakımından ilk davanın hiç açılmamış olduğu kabul edilir; TBK m.158'deki altmış günlük ek süre takipsizlik hâlini kapsamadığından, ilk dava ile yeni dava arasında zamanaşımı dolmuşsa def'i ile karşılaşılır. Hak düşürücü süreye bağlı taleplerde süre dolmuşsa hak sona ermiştir.
İstinaf duruşmasına gelmeyen tarafın dosyası işlemden kaldırılır mı?
Bölge adliye mahkemesinde dosyanın işlemden kaldırılması ve yenileme kurumu uygulanmaz. Başvuran, HMK m.358'e göre kabul edilebilir bir mazeret bildirirse yeni gün verilir; mazeretsiz gelinmemesi hâlinde, tahkikat gideri süresinde yatırılmış olmak kaydıyla, tahkikat yoklukta yapılarak karar verilir. Gider yatırılmamışsa dosyanın mevcut durumuna göre karar verilir; tahkikat yapılmadan karar verilemeyen hâllerde başvuru reddedilir.
Ceza davasında sanık duruşmaya gelmezse dosya işlemden kaldırılır mı?
Ceza davasında dosyanın işlemden kaldırılması diye bir kurum yoktur. CMK m.193 uyarınca geçerli nedeni olmadan gelmeyen sanığın zorla getirilmesine karar verilir; yalnız adli para cezası ya da müsadere gerektiren suçlarda ve kanunda sayılan diğer sınırlı hâllerde sanığın yokluğunda duruşma yapılabilir. Yokluğunda karar verilen sanık, tebliğden itibaren bir hafta içinde eski hâle getirme talebinde bulunabilir.
Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır; her dosya kendi olgularıyla değerlendirilir.
Bu konuyla ilgili yazılar

Yargıtay’a Temyiz Dilekçesi Nasıl Hazırlanır? Süre, İçerik ve Sınırlar (Hukuk ve Ceza)
19 Eylül 2026, 22 dk okuma

Haftalık Mevzuat Özeti (14–18 Eylül 2026): İzlenen Alanlarda Yeni Kural Yok, Ağustos Enflasyon Oranları Duyuruldu
18 Eylül 2026, 4 dk okuma

Yurt Dışından Vekâletname: Konsolosluk, Apostil ve Noter Onayı Adım Adım
14 Eylül 2026, 19 dk okuma

